Etiket: TÜP

  • Obezite Hastaları Tüp Mide İle Zayıflıyor

    Obezite ile mücadele tüm ülkelerde devam ediyor. Son birkaç yıldır sıkça uygulanmaya başlanan tüp mide ameliyatları ise çağın hastalığıyla pençeleşenlere can simidi gibi yetişti. Obezitenin hastalarda açtığı toplumsal yarayı fark eden Sağlık Bakanlığı son iki yıldır ameliyatın ücretini karşılıyor.

    İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇU) Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesinde üç ekiple “tüp mide ameliyatı” gerçekleştiren cerrahlar büyük başarıya imza attı.

    İKÇÜ Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesinde son 1.5 yıldır 50’den fazla obezite (aşırı şişman) hastasını tüp mide ameliyatıyla sağlığına kavuşturan Prof. Dr. Osman Nuri Dilek, Doç. Dr. Yasin Peker, Doç. Dr. Evren Durak, Doç. Dr. Erdinç Kamer ve Yrd. Doç. Dr. Emine Özlem Gür, bu operasyonla; midenin büyük kenarlarının kesilip çıkarıldığını ve böylelikle mide hacminin yaklaşık yüzde 80 oranında küçültüldüğünü söyledi. Mide hacminin küçültülmesi ile mekanik bir sınırlandırma yaşanırken, mide hareketlerinin azaltılması da kilo kaybının kolaylaştırılmasını sağlıyor. Operasyonun ardından kalan mide; tıpkı muz biçiminde bir tüpü andırdığından bu yöntem, çoğunlukla tüp mide olarak anılıyor.

    İKÇÜ Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesinde tüp mide ameliyatlarının oldukça yüksek standartlarda yapıldığının altını çizen Doç. Dr. Evren Durak, hastaların bu ameliyat sayesinde sadece fazla kilolarından değil diyabet, kısırlık, polikistik over sendromu (PCOS) ve hipertansiyon gibi farklı sorunlarından da kurtulduklarını söyledi.

  • Tüp Bebek Yaptıracaklar Dikkat

    İstanbul Tıp Fakültesi, Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Faruk Buyru, tüp bebek yönetiminim kısırlık tedavisindeki en başarılı yöntem olduğunu vurguladı. Tüp bebek yönetiminin zaman içerisinde başarı oranlarının arttığını söyleyen Buyru, ‘ Bu tedavi bazı durumlarda tek tedavi seçeneği iken, bazen de diğer tedavilerin başarısız olduğu koşullarda son tedavi olarak uygulanır. Tüp bebek tedavisi zaman içerisinde çok kolaylaşmış, gebelik oranları artmıştır. Tedavi süresi kısalmış, yapılan enjeksiyon sayısı azalmış, daha az zahmetli bir tedavi haline gelmiştir. Tüp bebek tedavisinin aşamaları yumurtalıkların uyarılması, yumurta toplanması, yumurtaların laboratuvar ortamında eşinin spermleri ile döllenmesi (mikroinjeksiyon) ve embriyo transferidir. Embriyo transferinden sonra bazı ilaçlar kullanılarak 10 gün kadar beklenir ve sonunda test yapılarak gebelik oluşup oluşmadığı araştırılır’’ dedi.

    “TÜP BEBEK TEDAVİSİ SUİSTİMALE AÇIK BİR TEDAVİ”

    Prof. Dr. Faruk Buyru, çocuğu olmayan çiftlere büyük bir umut olan tüp bebek tedavisinin suistimale açık olduğunu kaydetti. Buyru,‘‘Etkinliği henüz kanıtlanmamış bazı yöntemler çiftlere umut ışığı gibi sunulabiliyor. Ne yazık ki henüz binlerce on binlerce kişide denenip kesin olarak kanıtlanmadan ,100 kişiye bile ulaşmayan çalışmaların sonucu , gebelik oranında çok büyük bir artış sağlamışçasına çiftlere sunuluyor ve insanlar bu şekilde sömürülebiliyor. Bunlar hamilelik aşısı, embriyonun yapıştırılması, endometriumun, rahim içinin incelenmesi gibi yöntemler. Diğer tedavi yöntemlerinde de belki buna benzer kötüye kullanımlar var ama tüp bebek gibi ailelerin çok büyük umut bağladıkları tedavi yönteminde azıcık gebelik şansının artırılması bile aileler için önemli olabiliyor’’ ifadelerini kullandı.

    “TÜP BEBEK YAPTIRACAKLAR İYİ BİR ARAŞTIRMA YAPMALI”

    Tüp Bebek isteyen çiftlerin iyi bir araştırma yapmaları gerektiğine dikkat çeken Prof. Faruk Buyru, ‘‘Bu saydığımız yöntemlerin gebelik şansını artırdığı, hatta küçük bir oranda artırdığı bile kanıtlanmadan ‘’yüzde 40- 50 gebelik şansı arttı’’ ,‘’çocuğu olmayan çift kalmayacak’’ gibi sunulması son derece yanlış.İyice araştırmadan, bu konudaki verilerin güvenilir olduğuna inanmadan bu tür tedavilerin peşinden koşmasınlar.Tüp bebek tedavisine başvuran çiftler o merkezin güvenilir olup olmadığını araştırsınlar, bu konudaki yayınları , kesin bilimsel verileri edinsinler, bunun yanısıra işin maliyetini de hesaba katsınlar , olabilecek gebelik şansını düşünüp ona göre merkez seçiminde karar versinler” şeklinde konuştu.

    İSVEÇ’TE GELİŞTİRİLEN YÖNTEME BENZER BİR ARAŞTIRMA İSTANBUL TIP FAKÜLTESİ’NDE YAPILIYOR

    İsveçli doktor Pascal Mock’un geliştirdiği ve anne rahminde gerçekleştirilen yeni bir suni döllenme yöntemi sayesinde laboratuvar ortamında döllenen “tüp bebeklerin” tarihe karışabileceği haberlerinin gündeme geldiğini sözlerine ekleyen Prof.Dr. Buyru,‘‘İsveç’ te geliştirilen yöntem embriyoların tüp bebek olmadan, doğal yolla gebe kalacak bir çiftte rahim içinden elde edilmesine yönelik bir işlem. Buna benzer başka çalışmalar da var.İstanbul Tıp Fakültesinde başlatmayı planladığımız yine aynı amaca yönelik bir çalışma da var. Tüm bunlar tüp bebek yapılmaksızın yumurtalıkları uyararak, doğal yolla gebe kalan hastalarda rahim içerisinden embriyo elde edip, bu embriyoya genetik işlem yapılmasına yönelik işlemler.Tüp bebek tedavisinde yumurta , sperm laboratuvar şartlarında yani kadının vücudunun dışında döllenip gelişen embriyolar rahim içine yerleştiriliyor.Bu bahsedilen yöntemde ise embriyo kadının rahmi içinde oluşup onu dışarıya alıp inceleme işlemi’’ diye konuştu.

    “YÖNTEM KÜÇÜK BİR HASTA GRUBUNDA UYGULANABİLİR”

    Bu yöntemin küçük bir hasta grubunda uygulanabileceğini ifade eden Buyru,‘‘Bu ancak, genetik hastalık taşıyıcısı olan çiftlerde bebek etkilenmesin diye , ya da kardeşe kemik iliği nakli, kök hücre nakli gereken durumlarda tüp bebek yapıldığında uygulanıyor. Tüp bebek yapılan hastaların son derece kısıtlı olan bir gurubu için geçerli olabilecek bu yöntemin etkinliği de kanıtlanmış değil. Bu yöntemler henüz deneysel aşamada.Bunlar gelişecek, ileriye gidecek, genetik inceleme için doğal yolla oluşan embriyolar kullanılabilecek. Bu amaçla tüp bebek yöntemine gerek kalmayacak ama, bu yöntemin bir umut ışığı olduğunu söylemek için henüz çok erken’’dedi.

    “ARAŞTIRMA ETİK KURULDAN GEÇTİ”

    İstanbul Tıp Fakültesi’nde yapılan araştırmanın etik kuruldan geçtiğini ifade eden Prof. Dr. Faruk Buyru, “Etik kuruldan geçmiş olmasına rağmen henüz yeni başlayacak olan bir çalışma. Bunun sonuçlarını görmeden bir umut ışığı olduğunu söylemek kesinlikle yanlış olur. Doğal yolla oluşan doğal yolla gebe kalan çiftlerde rahim içerisinden embriyo elde edilebilir mi bunu araştırmaya yönelik bir çalışma” diye konuştu.

  • Çocuklar Duymasın’ın Gülfidan Halası Tüp Mide Ameliyatı Oldu

    Çocuklar Duymasın dizisinin Gülfidan halası, Dondurmam Gaymak, Mandıra Filozofu gibi pek çok sinema filminin ve dizinin başarılı oyuncusu Gülnihal Demir, Özel Karataş Hastanesi’nde tüp mide ameliyatı oldu.

    Uzun yıllar fazla kilolarıyla mücadele eden ünlü oyuncu Gülnihal Demir, tüp mide ameliyatı oldu. Kendisi gibi oyuncu olan oğlu Yiğit Dören’in de yönlendirmeleri ile Karataş Hastanesi Obezite Cerrahisi Birimi’ne başvuran Demir, Opr. Dr. Türker Karabuğa ve ekibi ile gerçekleştirdiği görüşmeler ve detaylı tetkikler sonrası operasyon uygun bulununca ameliyat oldu. Diyabet, uyku apnesi, eklem sorunları gibi obeziteye eşlik eden pek çok sağlık problemi olan Demir, daha sağlıklı ve konforlu bir yaşam için ilk adımı attı. Hastane personeli ve sevenlerinin bu sağlık serüveninde kendisini yalnız bırakmadığı Gülnihal Demir, yakında yepyeni görüntüsü ve yepyeni projelerle yeniden sevenleri ile bir arada olacağı günlerin heyecanı içinde yaşıyor.

  • Tüp Mide Ameliyatıyla 50 Kilo Zayıfladı

    Obezite ve Diyabet Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Aziz Sümer’in yaptığı obezite ameliyatıyla yeniden doğan Emel öğretmen, 6 ayda yaklaşık 50 kili zayıfladı.

    Türkiye’de de obezite görülme sıklığı gün geçtikçe artıyor. Obezite ameliyatı ile yeniden doğan Emel öğretmen, yaşadığı zorlukları ve ameliyat ardından değişen yaşamını anlattı. Çok zorluklar çektiğini belirten Emel öğretmen, ’’Artık otobüse biniyorum, yürüyebiliyorum ve en önemlisi öğrencilerim bana sarılabiliyor’’dedi.

    ’’AMELİYAT ÖNCESİ İNANILMAZ ZORLU HAYATIM VARDI’’

    Obezite ameliyatı olan öğretmen Emel hanım, ’’Ameliyat önce inanılmaz zorlu hayatım vardı. Toplum olarak obez kitleyi içinde barındırmıyorlar. Bizi görüp gülüyorlar, eğleniyorlar ama neler yaşadığımız bilmiyorlar. Onlar için eğlence kaynağıyız. Bizler bu durumdan mutlu değildik. Otobüse binmek istediğim zaman bizi almak istemiyorlardı. Ben öğretmenlik yapıyorum. Öğrencilerim beni gördüğü zaman korkuyorlardı. Beni tanıdıkça seviyorlardı. Çünkü dış görünüşüm korkunçtu” dedi.

    ’’ÖĞRENCİLERİM ARTIK BANA SARILABİLİYOR’’

    “Ameliyat sonrası öğrencilerim bana sarılabiliyor” diyen Emel hanım, ’’İnsanlar bana eskisi gibi bakmıyorlar, gülmüyorlar ve dalga geçmiyorlar. Öğrencilerin bana sarılıyor, koşabiliyorum. Artık otobüse binmeyi tercih etmiyorum, yürüyorum. Yürümenin güzelliklerinin farkına varıyorum. Hayatımda her alan her şey çok güzel. Kardeşimle beraber ameliyat oldum. Yaklaşık 155 kiloydum şuan 103 kiloyum çok mutluyum. Daha da vermeye devam edeceğim inşallah. Kardeşim de aynı şekilde 130 kilo girdi ameliyata şuan 90 kiloya kadar düştü. Artık evimizde geniş alan var. İki kardeş olarak artık hayata farklı bakıyoruz. Mutfakta rahat hareket edebiliyoruz. İdeallerimiz ve fikirlerimiz değişti’’ ifadelerini kullandı.

    Doç. Dr. Aziz Sümer de, ’’Emel hanım bize yaklaşık 6 ay önce başvurdu. 155 kg ağırlığındaydı. Hastalıklı obezite dediğimiz morbit obezitesi vardı. Kilosunun yanı sıra şeker hastalığı, uyku apnesi ve tansiyon problemleri olan bir hastaydı. Ameliyat olmasını önerdik ve kendisi kabul etti. Tüp mide ameliyatı uyguladık. Yaklaşık 6 ayda 50 kg verdi. Şuanda daha sağlıklı, en azından uyku apnelerinden kurtuldu’’ dedi.

    “EMEL ÖĞRETMENE TÜP MİDE TİPİ AMELİYAT YAPTIK’’

    Ameliyatın kararını kendisinin verdiğini belirten Doç. Dr. Sümer, ’’Morbit obez hastalar ciddi uyku problemi, solunum problemi ve bunun yanında tansiyon ve şeker hastalıkları olduğu için bir çare arayışı içinde oluyorlar. Emel hanım ve kardeşi morbit obeziteden ve diyabetten muzdariptiler. Onlar bize ulaştılar, biz onlara gerekli bilgileri verdik, ameliyat olmalarını önerdik. Değerlendirmeler yapıldıktan sonra beraber hangi ameliyatı olacaklarına karar verdik ve ameliyatı uyguladık. Emel hanıma uygun olan tüp mide tipi ameliyatını yaptık. Ameliyat tiplerine karar verirken hastanın kilosu, yandaş hastalığı, kişisel özellikleri, yemek alışkanlıkları vb kriterleri göz önüne alarak karar veriyoruz. Riskleri, avantajlar ve dezavantajları konuşuldu. Birlikte karar verdik ve tüp mide ameliyatını uyguladık’’ diye konuştu.

    OBEZİTE HASTALARI TOPLUMSAL TACİZ VE MOBBİNGE MARUZ KALIYORLAR

    Obezite hasalarının toplumsal taciz ve mobbinge maruz kaldığına dikkat çeken Doç. Dr. Sümer, <2Bu mobbing evde başlıyor. Okul arkadaşlarının ve yaptıkları meslekte her türlü taciz ve mobbinge maruz kalıyorlar. Örneğin, 150-200 kg ağırlında bir obezite hastasının uçakta koltuk bulması zor, bu bile kurumun ya da kurumların obezite hastalarına uyguladıkları bir tacizdir. Emel hanımın mesleği üzerinden yola çıkarsak kendi mesleğini icra etmekte zorlanan bir hastamızdı. Ders verdiği çocukların tacizinden meslektaşlarının sözlü veya görsel bakış bile obezite hastamızı taciz etmeye yetiyor. Obezitenin bir hastalık olduğu algısını topluma yerleştiremiyoruz. Obezite ciddi ve kanser kadar tehlikeli hastalıktır’’ ifadelerinde bulundu.

    ’’TÜRKİYE’DE YAKLAŞIK 2 MİLYON MORBİT OBEZİTE HASTASI VAR’’

    Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de obezite hastalığının artığını vurgulayan Doç. Dr. Sönmez, ’’Hastalıklı obezitede tek güncel tedavi yönteminin bariatrik cerrahi olduğunu biliyoruz. Laparoskopik cerrahinin gelişmesiyle birlikte obezite cerrahi ameliyatlarda bu işin eğitimini almış deneyimli ellerde, safra kesesi ameliyatı ve apandisit ameliyatı kadar riski az güvenilir ameliyatlar olarak ortaya çıkıyor. Türkiye’de rakamlar gittikçe artıyor. Yaklaşık 2 milyon insan morbit obeziteden muzdarip durumdalar. Bu insanları cerrahi tedaviden fayda görmesi gerekiyor. Katlanarak obezite cerrahisi sayısı artıyor’’ dedi.

  • Tüp Bebek Tedavisinde Başarıyı Etkileyen Yenilikler

    Op. Dr. Ali Osman Koyuncuoğlu, tüp bebek tedavisinde başarıyı etkileyen faktörler hakkında bilgi verdi.

    Tüp bebek tedavisinde güvenilir yöntem hakkında bilgi veren Op. Dr. Ali Osman Koyuncuoğlu, “Histeroskopi, rahim içi ve rahim duvarlarındaki gebeliği engelleyici mevcut patolojilerin teşhis ve tedavisinde başvurulan en güvenilir yöntem arasında yer almaktadır. Ancak her zaman tecrübeli ve uzman hekim tarafından uygulanması gerekir. Rahim içerisinin görüntülenmesini sağlayan ve rahmin alınma riskini en aza indirgeyen günümüzde en sık tercih edilen tedavi yöntemidir. Tanısal ve cerrahi olmak üzere iki aşamadan oluşur. Tüp bebek tedavisinin başarısını etkileyen rahim içi polip, miyom, adezyon (yapışıklık) ve septum (perde) gibi patolojilerin tanısında ve tedavisinde başarılı bir şekilde uygulanmaktadır” diye konuştu.

    “Karşılaştırmalı Genomik Hibridizasyon (CGH), embriyodaki olması gereken 46 kromozomun incelenmesini ve DNA sayısındaki değişikliklerin karşılaştırılmalı bir şekilde değerlendirilmesini sağlayan bir yöntemdir” diyen Op. Dr. Koyuncuoğlu, embriyonun rahme tutunmasını destekleyen uygun genetik özelliklerin saptanmasını sağladığını söyledi.

    Genellikle anne adayının ileri yaşına bağlı olarak değişen rahim şartları, gebelik için büyük risk taşıdığını anlatan Koyuncuoğlu, “Bu nedenle embriyonu tutunma şansını arttırabilecek kaliteli genetik özelliklere sahip embriyoların belirlenmesi ile gebelik şansı artırılmaktadır” dedi.

    ERA testi hakkında da bilgi veren Op. Dr. Koyuncuoğlu, açıklamalarına şöyle devam etti: “ERA, embriyonun rahme tutunabileceği en uygun zamanı belirleyen gelişmiş en ileri genetik testtir. Rahmin içinden alınan doku örneği ile toplam 238 genin incelenmesi yapılmaktadır. Tekrarlayan başarısız tüp bebek denemelerindeki implantasyon başarısızlıklarında tercih edilmektedir. Yapılan incelemeler sonucunda rahmin embriyoyu kabul edeceği en uygun zaman belirlenerek, tedavi planlanmaktadır.”

    “İntralipid serumlar ise bağışıklık sistemi hastalıkları, tüp bebek tedavisinin başarısızlıkla sonuçlanmasına neden olan faktörlerin başında gelmektedir” diyen “İntralipid serum anne adayını bağışıklık sisteminin güçlenmesini sağlayan ek destektir. Bağışıklık sisteminin dengelenmesi sağlayarak, vücudun embriyoyu kabul etmesine ve gebeliğin oluşmasına yardımcı olmaktadır” ifadesini kullandı. Assisted hatching diye adlandırılan embriyonun rahme tutunmasına yardımcı olmak için dış kabuğunun inceltilmesi veya tıraşlanması işlemi için de “Yumurta kabuğu kalınlığı, embriyo dondurma işlemi, tekrarlayan başarısızlık ve ileri yaş anne adayları için uygulanmaktadır. Lazer ve kimyasal sıvı kullanılarak, embriyonun dış katmanı tıraşlanmaktadır” dedi.

    Blastosist transferinin tüp bebek tedavilerinin başarı şansının arttırılmasını sağlayan yöntemlerden biri olduğunu söyleyen Koyuncuoğlu, sözlerini şöyle tamamladı:

    “Genellikle embriyo sayısının az olduğu ve çoğul gebelik riskine karşı önlem niteliğinde uygulanmaktadır. Blastosist embriyonu rahim içinde tutunma kabiliyetinin arttığı, döllenmeden sonraki 5. gününde transfer edilen embriyoya verilen addır. Sağlıklı tek bir embriyonu elde edilmesi ile şansının arttırılması amacı ile 5. gününde transfer işlemi yapılmaktadır. Başarısız tüp bebek denemeleri, çoğul gebelik riskine karşı ve ileri yaştaki anne adaylarının başarısının arttırılmasında başvurulan bir yöntemdir” diye konuştu.