Etiket: Tüketimini

  • Fal uygulamaları kahve tüketimini artırdı

    Türkiye’de neredeyse çayın yerini alan kahveye talep her geçen gün artarken, uzmanlar son zamanlarda çıkan ve telefona yüklenerek tek tuşla ulaşılabilen fal uygulamalarının kahve tüketimini ciddi oranda artırdığını söyledi.

    Eski zamanlarda daha çok evdeki büyüklerin içtiği kahve zamanla gençlerin de en sevdiği içecek oldu. Kahve tüketimini artıran en büyük neden ise tek tuşla ulaşılabilen fal uygulamaları. Fal baktırma merakını eskiden sosyal ortamlara girerek giderildiğini belirten Diyetisyen Gizem Şimşek Aktaş, artık tek tuşla fal uygulamalarına ulaşmanın kahve tüketimini artırdığına dikkat çekti.

    Son zamanlardaki kahve tüketiminde artış olduğunu Diyetisyen Gizem Şimşek Aktaş, “Türkiye’de Türk kahvesi tüketiminin oldukça fazla hatta bununla ilgili atasözümüz de vardır; ‘Bir kahvenin 40 yıl hatırı var’ diye. Ancak son zamanlarda Türk kahvesi tüketiminde bir artış gözleniyor. Bunun sebebi ise fal uygulamaları. İnsanlar fal baktırmak için Türk kahvesini daha çok içiyorlar. Eskiden fal baktırmak için etrafınızda fal bilen birileri olması gerekiyor ya da bir sosyal ortamın olması gerekiyordu. Ama artık fal baktırmak bir tık uzağınızda. Hatta bu fal uygulamalarından da gün içinde hatırlatmalar geliyor; ‘Bugün Türk kahvesi içtiniz mi, içmediniz mi?’ gibi hatırlatmalar geliyor. Bu da aslında insanlar için bir nebze eğlence kaynağı, bu yüzden de kahve tüketiminde artış var” dedi.

    Kansere karşı koruyucu özelliği var

    Kahve tüketimin artmasının kahvenin sağlığa faydası ve zararı gibi düşünceleri de beraberinde getirdiğine işaret eden Aktaş, Türk kahvesinin günlük konsantrasyonu artırma, metobolizmayı hızlandırma, içindeki antioksidanlarla kansere karşı koruyucu özelliği olduğunu söyledi.

    “Sadece kahve içiyorsanız 3-4 fincan tüketebilirsiniz”

    Türk kahvesi ile ilgili en önemli unsurun kafein miktarı olduğunu belirten Özel Egesante Tıp Merkezi Doktorlarından Diyetisyen Gizem Şimşek Aktaş “Dünya Sağlık Örgütü’nün kafeinle ilgili belirlediği dozaj var. Kişi başına günlük 5 ile 8 miligram değişen dozajı var. Bu da ortalama günlük 300-400 miligrama geliyor. Eğer siz günlük kafein miktarını, sadece Türk kahvesinde alıyorsanız, 3-4 fincana kadar gayet rahatlıkla tüketebilirsiniz. Ama diğer filtre kahve, çay gibi içeceklerle tüketiyorsanız, bunun dozajına dikkat etmek gerekir. Fal baktırmak için dozajı aşmamakta fayda var. 2012-2013 yılları arasında 595 miligram bir tüketim mevcutken, 2015-2016 yılları arasında 920’lere kadar uzanmış, şu anda bin 200 miligram olduğu tahmin ediliyor” ifadelerini kullandı.

    Diyet yaparken de kullanabilirsiniz

    Kahvenin diyet yaparken de kullanılabileceğini ve tok tutma özelliğinin de olduğunu ifade eden Gizem Şimşek Aktaş, “Diyet yaparken yeterli su içiyorsanız tabiî ki tüketebilirsiniz. Fazla kafein aldığınız zaman vücudunuz ödem tutabilir ancak yeterli su içiyorsanız herhangi bir sıkıntı yaşamayacaksınızdır. Eğer her şey normalse de günlük 3-4 fincana kadar güvenle Türk kahvesi içebilirsiniz” dedi.

  • Prof. Dr. Gümürdülü’den uyarı: “Kurban Bayramı’nda et tüketimini abartmayın”

    Kurban Bayramı’nın klasiği olan mangal başında aşırı et tüketiminin yaşatacağı sağlık sorunlarına dikkati çeken İç Hastalıkları, Gastroenteroloji ve Hepatoloji Uzmanı Prof. Dr. Yüksel Gümürdülü, herhangi bir sağlık sorunu yaşanmaması için tavsiyelerde bulundu.

    Kurban Bayramı arifesinde aşırı ve yanlış et tüketimin bir takım sağlık sorunlarına yol açabileceğini ifade eden Prof. Dr. Gümürdülü, öncelikle dikkat edilmesi gereken en önemli konunun, kurban etinin kesimden hemen sonra tüketilmemesi olduğunu vurguladı.

    Dinlendirilmeden tüketilen etin sindirim sorunlarına yol açacağını belirten Gümürdülü, “Kurban etini dinlendirmeden mangal sefasına başlamayın ve biraz sabırlı olun. Kurban eti, kesildikten sonra 24 saat süre ile dinlendirilmelidir. Bu yapılamıyorsa, önce hijyen koşullarına uygun olarak güneş görmeyen yerde bir süre hava alması sağlanıp, ardından 12 saat buzdolabında bekletilmelidir. Bu bekletme süresi, etin daha yumuşak olmasını sağlayacak ve sindirimi kolaylaştıracaktır” dedi.

    Sabah kahvaltısı yerine tercih edilmemeli

    Et tüketiminin, sabah kahvaltısı yerine tercih edilmemesi gerektiğine de dikkati çeken Prof. Dr. Gümürdülü, şunları söyledi.

    “Kırımızı et, yüksek oranda doymuş yağ içermektedir. Bu nedenle eti yağından ayırıp tüketmek, daha sağlıklıdır. Aksi takdirde bu yağlar kalp damar hastalıklarını tetiklemektedir. Kalp, damar ve yüksek tansiyon hastaları; özellikle et yüzeyindeki görünür yağ tüketiminden kaçınmalıdır. Etli sebze ve bakliyat yemeklerine de fazladan yağ konulmamasında fayda vardır.”

    Gut hastalığı oluşumunda önemli etken

    Prof. Dr. Gümürdülü, halk arasında ‘zengin hastalığı’ olarak bilinen gut hastalığının oluşumunda da aşırı kırmızı et tüketiminin önemli bir etken olduğunu ifade ederek, şöyle devam etti:

    “‘Gut’un gelişmesinde en büyük rolü, çok fazla tüketilen ve kırmızı ile beyaz etten alınan protein üstleniyor. Etten alınan protein, atakların sıklığını artırırken, baklagil, süt, süt ürünleri ya da yumurtadan alınan proteinin bir sakıncası bulunmuyor. Ancak gut hastası olanların, bazı bitkisel kaynaklı besinleri sınırlanmak zorundadır.”

    Prof. Dr. Gümürdülü, Gut hastalığının daha çok 40 yaş üstünde ve genellikle şişman erkeklerde, alkol ve protein tüketimi fazla olan bireylerde görüldüğünü belirterek, “Gut bazı eklemlerde ağrı, duyarlılık, kızarıklık, şişlik ve ısı artışıyla ani olarak gelişen, şiddetli ataklarla seyredebilen bir hastalıktır. Gut vücudumuzdaki ürik asit fazlalığından oluşur. Et tüketimi tek başına gut hastalığına sebep olmamakla birlikte tetikleyici bir faktördür” uyarısında bulundu.

  • Yakıt Tüketimini Yüzde 50 Düşüren Sistem

    Kahramanmaraş’ta otomotiv sektöründe LPG’li araçlar üzerinde araştırmalarda bulunan MARJET Sıvı Oto Gaz Sistemleri, geliştirdiği yeni sıvı oto gaz sistemiyle yeni nesil otomobillerde yakıt tüketimini yüzde 50 düşürmeyi başardı.

    Dulkadiroğlu ilçesi Trabzon Caddesi üzerinde müşterilerini ağırlayan Dağpaş İç ve Dış Ticaret A.Ş., dünyada 4 firmada bulunan, yeni sıvı oto gaz teknolojisini otomobil sahipleriyle buluşturdu.

    1999 yılından bu yana LPG’li araçlar üzerinde çalışmalar yapan ve 2010 yılında ARGE’si tamamlanarak yeni sıvı oto gaz sistemine geçiş yapan MARJET Sıvı Oto Gaz Sistemleri, seri üretime başladı.

    Geliştirilen yeni sistem hakkında bilgi veren Dağpaş İç ve Dış Ticaret A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Oktay Dağ, “2006 yılında kendi ürünümüz üzerinde çalışmalara başladık. Çalışmalarımıza mekanik ve elektronik alanda devam ettik. Sonrasında ARGE’yi başarıyla tamamlayarak, seri üretime başladık. Gerekli patent ve tescilini aldığımız yeni sistemimizi otomobillerde montaja başladık” dedi.

    Yeni sıvı oto gaz sisteminin montajı yapılan otomobillerde testlerin başarıyla geçtiğini kaydeden Dağ, “Otomotiv sektöründe firmalar motor teknolojilerini geliştirerek, yüksek basınçlı direk enjeksiyon besleme sistemine geçti. Dolayısıyla şu ana kadar bildiğimiz LPG sistemleri gaz fazlı olarak çalışmaktaydı. Yeni model araçlara uyum sağlamıyor. Daha önceki motorlarda yakıt besleme sistemi emme manifoldundan yapılmaktaydı. Yeni teknoloji motorlarda ise yakıt besleme yüksek basınçlı enjektörlerle yanma odasına piston üzerine enjekte edilmektedir. Bizim sistemimiz yeni motorlarda eş zamanlı geliştirilmiş olup, direk aracın kendi enjektör sistemini kullanarak, yanma odasına LPG beslemesi yapmaktadır” diye konuştu.

    Yeni sıvı oto gaz sistemlerinin ARGE ve testlerden tam not aldığını belirten Dağ, “Üretimine başladığımız yeni sistemimiz; TSİ, TFSİ, GDİ, ECO BOOST, CGİ, SIDI modellerinde montaj yapılabiliyor. Net yüzde 50 tasarruf sağlıyor. Bu teknoloji dünyada 4 firmada var. Türkiye’de ilk biz yaptık. Bu sayede dünya sıralamasında yerimizi aldık. Dünyada bu sistemi yapan firmaların yarı fiyatına sunduğumuz bu sistemin kurulumu 8 saat sürüyor. Sistemimiz her motor tipi için ayrı ayrı tasarlanıp, özel montajı yapılıyor. Ayrıca sıvı gaz sistemini kullanan otomobil hiçbir şekilde benzin tüketimi yapmıyor. Buda akaryakıt depolarının yedek depo olarak kullanılmasına olanak sağlıyor” dedi.

  • Ramazan’da Sıvı Tüketimini Attırın

    Diyetisyen Emrah Elmas, Ramazan ayının ilk haftasında sıvı tüketiminin artırılması ve iftar sonrası öğün sayısının çoğaltılmasının çok büyük önem taşıdığını söyledi.

    Bingöl İl Halk Sağlığı Müdürlüğü bünyesinde görev yapan Diyetisyen Emrah Elmas, yeterli ve dengeli beslenmeye yönelik açıklamalarda bulundu. Yeterli ve dengeli beslenmenin Ramazan ayında da sürdürülebilmesi için günün oruç tutulmayan bölümünde en az üç öğünü tamamlamak ve sahur öğününü atlamamak gerektiğini kaydeden Elmas, “Ramazan ayının ilk haftasında sıvı tüketiminin artırılması ve ramazan süresince iftar sonrası öğün sayısının çoğaltılarak, enerji alımının dengelenmesi çok büyük önem taşır” dedi.

    “SİNDİRİMİ RAHAT BESİNLER TÜKETİN”

    Sahurda yavaş sindirilen ve gün boyu besleyici özelliğini sürdüren besinlerin tüketilmesi gerektiğini kaydeden Elman, şunları söyledi:

    “Tam buğday ürünleri, kuru baklagiller ve sert kabuklu yemişler seçilmelidir. Posadan zengin besinler kepek, tahıllar, tam buğday, tohumlar, patates, sebzeler, meyvelerde bulunur ve yavaş sindirilmektedir. Bu besinler posa sağlar ve oruç süresince kabızlığı, midenin bulantı ve bozulmalarını önlemeye yardımcıdır. Çok hızlı sindirilen besinlerden sakınılmalıdır. Örneğin, şeker, beyaz un ve diğer saflaştırılmış şekerleri içeren besinler gibi. Sahur yemeği sırasında tatlıların tüketilmesinden sakınılmalıdır. Kızartılmış besinlerden sakınılmalıdır. Bu tür besinler gün boyunca midenin bulantı ve bozulmasına neden olabilir. Yüksek tuz/sodyum içeren besinlerden sakınılmalıdır. Bu tür besinler oruç süresince susamayı arttırmaktadır. Sahur süresince 1 bardak taze meyve suyu veya 2-3 bardak su tüketilmelidir.”

    “BAHARATLI BESİNLERİN UZAK DURUN”

    İftar yemeğine hurma, yağsız süt veya su ile başlanılması gerektiğini kaydeden Elmas, “Hurmalar karbonhidratlar, posa, potasyum ve magnezyum için mükemmel bir kaynaktır. Süt ise protein ve kalsiyumun önemli bir kaynağıdır” diye konuştu.

    Yoğun besinler yenmeye başlamadan önce 1 kase çorba 1 ince dilim tam buğday ekmeği tüketilebilmesi gerektiğini ifade eden Elmas, baharatlı besinlerin tüketilmesinden sakınılması gerektiğini söyledi. Elmas, “Baharatlı besinler mide salgılarını uyarır ve oruç sırasında rahatsızlık hissedilmesine neden olabilir. Eğer baharatlı besinler tüketilecekse pişirmede veya yemekler tüketilirken sınırlı miktarda baharatlar kullanılmalıdır” ifadelerini kullandı.

    Sağlıklı oruç için ipuçları veren Elmas, yeterli miktarda sıvı alınması için günde en az 8 bardak su içilmesi gerektiğini söyledi.

  • Domuz Gribi, Antiviral Grip İlaç Tüketimini Uçurdu

    Domuz gribi olarak bilinen H1N1 virüsü vakalarının artmasının ardından ilaç firmaları yoğun talebi karşılamakta zorlanıyor, bir çok eczanede ilaç bulunamıyor.

    Eczanesinde domuz gribi ilaçları olmadığını ifade eden Ferhat Atanur, “Aşağı yukarı 1 haftadır ilaç bulamıyoruz. İnsanlardan da yoğun bir talep var bu tür ilaçlara. Aşılarını da bulamıyoruz. İlaçların ne zaman geleceği ile ilgili bizlere bilgi vermiyorlar” dedi. Eczacı Ercan Erkmen ise “Maalesef ilaç bulamıyoruz. Piyasada yok. Araştırıyoruz. Bir aydan beri yok. Bir posta kullanıldı. Ondan sonra tekrarı gelmedi. Depolardan istediğimizde elimizde yok diyorlar“ dedi.

    Öte yandan, ecza depoları aşırı talebe yetişmekte zorlanıyor. Ecza deposu yetkilileri, yaşanan sıkıntının aşırı talepten kaynaklandığını söylediler. Talebin normalin 20 kat üstünde olduğunu belirten yetkililer, piyasada ilacın olduğunu ancak talebe yetişmekte zorluk yaşadıkların ifade ettiler.