Etiket: Tüketimi

  • Düzenli Çay Tüketimi Hastalıklara Kalkan Oluyor

    Diyetisyen Doç.Dr. Barış Öztürk, düzenli çay tüketimin sağlık açısından faydalı olduğunu belirtti.

    Yapılan birçok araştırmada çayın içeriğinde bol miktarda bulunan flavanoid olarak adlandırılan kateşinlerin vücuda etkisinin olumlu yönde olduğunun kanıtlandığını ifade eden Diyetisyen Doç.Dr. Barış Öztürk, “Özellikle son yıllarda fiziksel aktivite azlığı, sağlıksız beslenme ve beslenme davranış bozukluğu gibi yaşam tarzının artışıyla birlikte kalp damar hastalıkları artmakta ve buna bağlı yaşam ömrü azalmaktadır. Yeni yapılan çalışmalar ise düzenli çay tüketiminin kan damarları için oldukça faydalı olduğunu göstermektedir” dedi.

    Diyetisyen Doç.Dr. Barış Öztürk, çayın özellikle kalbe giden damarlara etki edip koroner kalp hastalıkları, kardiyak ölüm ve inme riskini azaltmakta olduğunu kaydederek şöyle konuştu:

    “Çay bu olumlu etkilerini içeriğinde doğal olarak bol miktarda bulundurduğu kateşinler sayesinde gerçekleştirmektedir. Ayrıca kolesterol ve trigliserit gibi kanda dolaşan yağlar yükseldiğinde damarlarda plak oluşumuna sebep olmakta ve bununla birlikte damar tıkanıklığı riskini de artırmaktadır. Çay tüketimi özellikle yeşil çay kan lipidlerinin yükselmesini engellemekte ve iyi kolesterolü yükseltmektedir. Düzenli çay tüketiminin diğer bir olumlu etkisi ise, çay flavanoidleri güçlü antioksidan özellik göstererek hücre ve dokuları serbest radikallere karşı korumaktadır. Düzenli çay tüketimi kansere dönüşme riski yüksek olan hücre aktivitesini durdurmakta ve tümör hücrelerinin büyümesini engellemektedir. Çayın bu olumlu etkilerinden yararlanmak istiyorsak özellikle yeşil çayı düzenli tüketmeliyiz. Her besin ve bitkisel ürünler gibi çayı da kontrollü tüketmekte yarar vardır. Günde 5 bardaktan fazla tüketmemeye özen göstermeliyiz. Hamilelik ve emzirme dönemlerinde, antibiyotikler kalp ilaçları gibi düzenli ilaç tüketenler tansiyon hastaları anemi hastaları yüksek tansiyon hastaları gibi belirlenmiş hastalığı olan kişilerin bir diyetisyen kontrolünde tüketim miktarlarını ayarlamaları yararlı olacaktır”.

  • Sağlıklı Beslenmede Pirinç Tüketimi

    Dengeli beslenme, günümüzde gittikçe daha da önemli bir konu haline gelirken, insanlar yemek seçimlerinde lezzetli olduğu kadar sağlıklı ürünleri tüketmeye özen gösteriyor. Tok tutucu özelliği ve sıfır kolesterol seviyesi ile Amerikan Pirinci sizlere sağlıklı bir yaşam sunuyor.

    USA Rice Federation’un açıklamasına göre, ABD’de yapılan pek çok araştırma; pirinçte yer alan farklı vitamin ve minerallerin vücut sağlığımız açısından büyük önem taşıdığını ortaya koyuyor. Çünkü pirinçte; kuvvetli kas ve kemik yapısını güçlendiren protein, karbonhidrat, fosfor, kalsiyum, sodyum, potasyum, magnezyum, çinko, A, E, B1, B2 vitaminleri ve folik asit bol miktarda bulunuyor.

    Sağlıklı beslenmede az yağlı ve yüksek oranda karbonhidrat içeren gıdaları tüketmek sağlığımızı korumak için oldukça önemli. Pirinç, yüksek karbonhidrat, kalsiyum ve magnezyum içeriği ile özellikle kemik gelişimini desteklemesi ile diğer hububat türlerinden ayrılıyor. Doğal bir vitamin ve mineral kaynağı olan pirinç, yüksek tansiyona karşı tansiyonu dengeleme özelliği ve kan şekeri düzeyini sabit tutma özellikleri ile beslenme uzmanlarının önerdiği, tüketilmesi gereken besin grupları içerisinde yer alıyor.

    Pirinç, sıvıyı kendisine çeken bir tahıl olması ile dokulara yerleşmiş olan fazla su ve tuzun vücuttan atılmasını ve bedenin toksinlerden arındırılmasını sağlar. Böylelikle böbreklerin yükünü de hafifleterek böbrek taşı oluşumunu da önlüyor. Pirincin sağlığımız açısından diğer bir yararı ise içeriğinde bulunan E ve B vitaminleri ile vücudun kansere karşı korunmasına yardımcı olması.

  • Düzenli Çay Tüketimi Kanseri Önlüyor

    Diyetisyen Doç.Dr.Barış Öztürk, düzenli çay tüketiminin kanseri önlediğini söyledi. Doç.Dr.Barış Öztürk, “Düzenli çay tüketiyorum diyorsanız birçok hastalıklara karşı panzehirinizi oluşturdunuz demektir. Yapılan birçok araştırma çayın içeriğinde bol miktarda bulunan flavanoid olarak adlandırılan kateşinlerin vücuda etkisinin olumlu yönde olduğunu kanıtlıyor” dedi.

    Özellikle son yıllarda fiziksel aktivite azlığı, sağlıksız beslenme ve beslenme davranış bozukluğu gibi yaşam tarzının artışıyla birlikte kalp damar hastalıklarının artmakta ve buna bağlı yaşam ömrünün azaldığını anlatan Diyetisyen Doç.Dr.Barış Öztürk, “Yeni yapılan çalışmalar ise düzenli çay tüketiminin kan damarları için oldukça faydalı olduğunu göstermektedir. Özellikle kalbe giden damarlara etki edip koroner kalp hastalıkları, kardiyak ölüm ve inme riskini azaltmaktadır. Çay bu olumlu etkilerini içeriğinde doğal olarak bol miktarda bulundurduğu kateşinler sayesinde gerçekleştirmektedir. Ayrıca kolesterol ve trigliserit gibi kanda dolaşan yağlar yükseldiğinde damarlarda plak oluşumuna sebep olmakta ve bununla birlikte damar tıkanıklığı riskini de artırmaktadır. Çay tüketimi özellikle yeşil çay kan lipidlerinin yükselmesini engellemekte ve iyi kolesterolü yükseltmektedir” diye konuştu.

    Düzenli çay tüketiminin diğer bir olumlu etkisinin ise çay flavanoidlerinin güçlü antioksidan özellik göstererek hücre ve dokuları serbest radikallere karşı koruduğunu kaydeden Diyetisyen Doç.Dr.Barış Öztürk, “Düzenli çay tüketimi kansere dönüşme riski yüksek olan hücre aktivitesini durdurmakta ve tümör hücrelerinin büyümesini engellemektedir. Çayın bu olumlu etkilerinden yararlanmak istiyorsak özellikle yeşil çayı düzenli tüketmeliyiz. Her besin ve bitkisel ürünler gibi çayı da kontrollü tüketmekte yarar vardır. Günde 5 bardaktan fazla tüketmemeye özen göstermeliyiz. Hamilelik ve emzirme dönemlerinde, antibiyotikler kalp ilaçları gibi düzenli ilaç tüketenler tansiyon hastaları anemi hastaları yüksek tansiyon hastaları gibi belirlenmiş hastalığı olan kişilerin bir diyetisyen kontrolünde tüketim miktarlarını ayarlamaları yararlı olacaktır” dedi.

  • Yetersiz Meyve Ve Sebze Tüketimi Öldürüyor

    Diyetisyen Doç.Dr. Barış Öztürk, meyveler ve sebzelerin sağlıklı beslenmenin vazgeçilmezleri olduğunu belirterek, “Günlük olarak yeteri kadar tüketildiklerinde kalp damar hastalıkları ve pek çok kanser tipi için koruyucu olmakla birlikte obezite ve yaşlanmaya karşı da bir kalkan görevi görmektedir” dedi.

    Dünya Sağlık Örgütünün 2013 verilerine göre dünya çapındaki ölümlerin 5.2 milyonunun yetersiz meyve ve sebze tüketimine bağlı olduğunun raporlandığını anlatan Doç.Dr. Barış Öztürk, “Dünya çapında mide barsak kanserlerine bağlı ölümlerin yüzde 14’ü, kalp hastalıklarına bağlı ölümlerin yüzde 11’i, felce bağlı ölümlerin yüzde 9’unun yetersiz meyve ve sebze tüketimi nedeniyle olduğu görülmüştür. Yetersiz meyve sebze tüketiminin sindirim sistemi kanserlerinin de inanılmaz artış sebebi olduğu bilinmektedir” diye konuştu.

    “OBEZİTENİN ÖNLENMESİ DE MEYVE SEBZELERE BAĞLI”

    Doç.Dr. Barış Öztürk, açıklamasını şöyle sürdürdü:

    “Meyve ve sebzeleri yeteri kadar tüketmenin yanı sıra beslenmemizde tuz, şeker ve yağ tüketimimizi azalttığımızda şişmanlık ve şişmanlığa bağlı hipertansiyon, diyabet gibi hastalıkların çok daha önlenebilir olduğu bilinmektedir. Vücudumuzun üretemediği ve dışarıdan alması gereken yararlı besin öğelerinin en önemli kaynakları meyve ve sebzelerin zengin vitamin ve mineral içeriğinde bulunmaktadır.

    Yağ yakımı için gerçekleşen olaylarda bile vitamin mineral gibi kilit besin öğelerinin gerekliliği düşünüldüğünde sadece kalori kısıtlaması şişmanlık için uygun çözüm olmamakta vücudun besinlerle alınan vitamin mineraller açısından desteklenmesi gerekmektedir.

    KALP HASTALIKLARINA ’DUR’ DEMENİN ÇARESİ DE AYNI YOL ÜZERİNDEN GEÇİYOR

    Meyve ve sebzelerde bulunan suda çözünür liflerin kolesterol dengeleyici etki oluşarak kalp hastalıkları riski azaltılabildiği bildirilmektedir. Ayrıca içeriğindeki steroller ve antioksidan özellikteki doğal maddeler damar içerisindeki yağ birikimini ve tıkanmaları önlemede çok önemli role sahip olduğu görülmüştür.”

    Doç. Dr.Barış Öztürk, tüm ana ve ara öğünlerde yenilebilecek sebze ve meyvelerin mevsiminde olmak üzere farklı renk ve farklı çeşitlerinin tüketilmesine özen gösterilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

  • Bitki Çayı Tüketimi Hamilelerde Düşüğe Neden Oluyor

    Kadın Hastalıkları ve Tüp Bebek Uzmanı Doç. Dr. Hakan Çoksüer, bitki çayı tüketiminin hamileliğin ilk 3 ayında düşüğe, son 3 ayında ise erken doğuma neden olabileceğini belirterek uyarılarda bulundu.

    Özellikle kış aylarında çokça tüketilen bitki çaylarının hamilelerde düşüğe ve erken doğuma neden olduğu bildirildi. Konuyla ilgili İHA muhabirine açıklamalarda bulunan Kadın Hastalıkları ve Tüp Bebek Uzmanı Doç. Dr. Hakan Çoksüer, günümüzde bitki çaylarının tüketimi fazlasıyla arttığını söyledi. Siyah klasik çaya alternatif olarak, sağlık açısından oldukça faydalı olması nedeniyle bitki çaylarının daha fazla tercih edildiğini kaydeden Doç. Dr. Çoksüer, özellikle soğuk havalarda soğuk algınlığı için tüketimin daha da arttığını dile getirdi. Doç. Dr. Çoksüer, “Ancak bazı bitki çayları faydalarının yanı sıra belli durumlarda zararlı etkiler de gösterebiliyor. Bitki çayları, baş ağrısından depresyona kadar aşağı yukarı her sağlık sorunu için tüketildiği biliniyor. Fakat yapılan araştırmalarda bitki çaylarının gebelik döneminde tüketilmesinin masum olmadığı yönündedir. Birçok gebe kadın bilinçsiz bir şekilde bilmeden bitki çaylarını tüketmektedir. Fakat gebelik döneminde anne adayı tükettiği besinlere karşı dikkatli olmalı ve seçici davranmalıdır. Her bitkisel çay içilmemeli, bitkisel çayların içindeki maddeler bilinmelidir. Aksi durumda bitkisel çayların içerisinde bulunan maddeler bebeğe zarar verebilir” dedi.

    “BİTKİ ÇAYLARI RAHİM KASILMALARINI ARTTIRIYOR”

    Bitki çaylarının sıkça tüketildiğinde düşük yapma riskini, gebelikte kanama riskini ve rahim kasılmalarını artırarak erken doğum yapma riskini ortaya çıkardığını aktaran Doç. Dr. Çoksüer, şu ifadeleri kullandı:

    “Folikasit seviyesini olumsuz yönde etkileyebileceği tespit edildiğinden hamile bayanların yeşil çay tüketiminden uzak durmaları tavsiye edilir. Yine bebek emziren bayanlar için içerisindeki kafein miktarından bebeğin uyku düzeninin bozulabileceği söylenerek yeşil çayı fazla tüketmemeleri önerilmektedir. Hamile kadınlar özellikle hamileliğin ilk 3 aylık döneminde çok dikkatli olunmalıdır. İlk üç aylık dönem düşük tehdidinin fazla olduğu bir dönemdir. Anne adayları bitki çayı kullanımı konusunda mutlaka doktora danışmalıdır. Hamilelik oldukça riskli bir süreçtir. Bu yüzden anne adayı rastgele alınmış bitki çaylarını tüketmemelidir. Alınan bitki çaylarının içinde olan maddeler mutlaka bilinmeli ve doğru dozda tüketilmelidir. Özellikte sık sık düşük tehdidi ile karşılaşan bayanlar tükettikleri bitki ve bitki çaylarına dikkat etmelidir. Bazı bitki çayları rahimde kasılmalara neden olmakta ve düşük tehdidini arttırmaktadır. Önemli olan dozunu ayarlamak ve aşırı şekilde tüketmemektir. Kekik, safran, ısırgan, kimyon, tarçın, sinameki gibi bitkiler ve çayları hamilelikte tüketilmemesi gerekir. Hamilelikte kalsiyum dengesini sağlamak için bol süt içmelisiniz. Ayrıca, meyve suları ve günde 2.5 litre su içmek şart. Çok seviyorsanız ve yeşil çaydan vazgeçemem diyorsanız günde bir fincandan fazla tüketmemek gerekir. Hamilelik döneminde bitkisel çaylara masum gözüyle bakmak yerine bitkisel çayları kullanmadan önce mutlaka doktora danışılmalıdır.”