Etiket: Tüketen

  • Günlük 2 lira elektrik tüketen ısıtıcı geliştiren kardeşler siparişlere yetişemiyor

    Yozgat’ta bilgisayar tamircisi 3 kardeş, geliştirdikleri sistem sayesinde bilgisayardan daha az elektrik tüketen ısıtıcı yaptı. Günde 2 lira elektrik harcayan ısıtıcıya Yozgat dışından da vatandaşlar büyük ilgi gösterirken, üretici kardeşler, taleplere yetişmekte güçlük çekiyorlar.

    20 yıldır Yozgat’ta bilgisayar tamiratı üzerine hizmet veren 3 kardeş Mustafa, Şemsettin ve Derviş Karabacak, yaklaşık 5 yıldır üzerinde çalıştıkları ısıtıcı sistemini tamamlayarak faaliyete geçirdi. Bilgisayardan daha az elektrik harcayan ısıtıcıya Yozgat dışından İstanbul, Erzurum ve Sivas başta olmak üzere birçok ilden talep geliyor. Günde 4-5 kişiyle ısıtıcı sisteminin üzerinde çalışan Karabacak kardeşler, müşterilerin siparişlerini yetiştirmeye çalışıyorlar.

    “Bilgisayardan daha az elektrik harcıyor”

    3 kardeş olarak 5 yıldır ısıtıcı üzerinde çalıştıklarını söyleyen Şemsettin Karabacak yaptığı açıklamada, ısıtıcının bilgisayardan daha az enerji tükettiğini söyleyerek, “Şu an masaüstü bilgisayarlar 350-400 watt enerji tüketirken bizim yapmış olduğumuz ısıtıcı da 250-300 watt enerji tüketiyor. Bununla bir petek ısıtılabiliyor. Peteğin rezistansını biz yapıyoruz ve ısısını ayarlıyoruz. Hem wattı düşük hem de enerji performansı biraz daha yüksek. Normal ısıtıcılarda kullanılan rezistans gibi değil. Güç tüketimi düşük olmasına rağmen ısı derecesi yüksek oluyor o yüzden de ısıtıcı daha verimli oluyor” dedi.

    “Günde 2 lira elektrik tüketiyor”

    Isıtıcının günlük elektrik tüketiminin ortalama 2-2.5 liraya geldiğini söyleyen Karabacak, “Bir de ısıtıcı termostatlı kullanıldığında daha çok enerji düşüyor. 50 derecenin üzerine çıkınca ısıtıcı kendi otomatik yanıyor ve otomatik söndüğü için biraz daha tasarruf sağlıyor. Soğuk memleketteyiz ve herkesin doğalgaz faturaları yüksek geldiği için vatandaş alternatif ısı kaynağı arıyor. Bizim ısıtıcımızın da bir şekilde vatandaşın ihtiyacını karşıladığını düşünüyorum” şeklinde konuştu.

    Vatandaştan şu an için ısıtıcıya yoğun bir ilgi ve talep olduğunu vurgulayan Karabacak, “4-5 kişi ısıtıcı üzerinde çalışıyor ve müşterilerin siparişlerini yetiştirmeye çalışıyoruz. Yozgat haricinde diğer illerden de talepler geliyor. Diğer illere ısıtıcıyı kargoyla gönderiyoruz. Daha çok Erzurum, Sivas, İstanbul arayan müşteriler oluyor ve onlarla görüşüyoruz” ifadelerine yer verdi.

    “Isıtıcı 500 ile 600 liraya satılıyor”

    Isıtıcının patentini almak için başvuruda bulunduklarını da hatırlatan Karabacak,”Isıtıcıların fiyatları 1 metre 20 santimetre olanlar 600 lira, 1 metre olan ısıtıcılar da 500 lira satılıyor. Yine müşterimizin isteğine göre ısıtıcının wattını ayarlıyoruz ve ısıtacağı ortamın büyüklüğüne göre seçenekler sunuyoruz. 250 wattan 600 watta kadar ısıtıcımız var. İlerleyen zamanlarda ısıtıcımızın patentini almayı düşünüyoruz. Başvurumuzu yaptık sonuç bekliyoruz” dedi.

  • Teknolojiyi tüketen değil, üreten çocuklar yetişiyor

    Tekirdağ’da yürütülen, ’Bilimin Eğlenceli Hali’ projesi ile ilköğretim öğrencileri, bilim tüketicisi olmaktan ziyade bilimi öğrenip üretiyor.

    Süleymanpaşa Belediyesi’nin Çocuk Kulübü üyelerine ve üniversite öğrencilerine hizmet veren Süleymanpaşa Belediyesi Ahmet Erensoy Gençlik Merkezi’nde, ilköğretim öğrencileri, aldıkları eğitimler kapsamında, program kodları yazmayı, üç boyutlu çizimler yaparak 3D yazıcıdan çıktı almayı ve çeşitli robotlar yapmayı öğrenerek, teknoloji ve bilimin perde arkasını keşfediyor.

    “Problem üreten değil, çözen çocuklar”

    Süleymanpaşa Belediye Başkanı Ekrem Eşkinat, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, dünyada teknolojinin insanları giderek esir almaya başladığını belirterek, “Bizi teknoloji yönetiyor, aslında teknoloji insanın yaşamını kolaylaştırmak için geliştirilen bir olgu. Bu bakımdan, bu esaretten kurtulmak ve teknolojiyi insanın yönetmesi adına çocuklara böyle bir eğitim projesi tasarladık. Bilimin Eğlenceli Hali şu anda üç aşamada gidiyor. Bir tanesi, kod atölyesi, burada çocuklar algoritmik düşünceyi nasıl geliştirebileceklerini öğreniyorlar. Problem üreten değil, çözen çocuklar olmaya çalışıyorlar. Diğeri 3D yazıcı atölyesi, bu atölyede, tasarımda tasarladıkları projeleri 3 boyutlu olarak üretiyorlar ve bir şeyleri oluşturmayı öğreniyorlar. Bir diğeri de robot atölyesi, burada da, belli sensörler yerleştirilmiş robotları uzaktan kumandayla nasıl yönetebileceklerini görüyorlar. Yani özetle söyleyecek olursak, robot olmaktan çıkıyorlar, robotu yönetir hale geliyorlar ve hiçbir zamanda robotlaşmıyorlar” dedi.

    “Dünyadaki yerimizi alabilmemiz için teknolojide atılım yapmamız lazım”

    Türkiye’nin, gelişmiş ülkeler ile rekabet edebilmesi için teknolojisinin geliştirilmesi gerektiğine değinen Başkan Eşkinat, “Türkiye’nin, dünyadaki yerini alabilmesi için teknolojide atılım yapması lazım. Bu çocuklardan başlayacak. Biz teknolojiyi ne kadar kullansak, yaşımız ve alışkanlıklarımız itibari ile onlar kadar başarılı olma şansına sahip değiliz. Ama biz ilkokul ve ilkokul öncesi çocuklarımıza böyle bir eğitimi verirsek ve bunu yaygınlaştırırsak ben inanıyorum ki hem ülke demokrasisine hem de onların daha çağdaş bireyler olmalarına önemli katkıda bulunacağız” diye konuştu.

    “Bu çocuklar geleceğin bilim adamları olacak”

    Geleceğin çocuklar tarafından oluşturulacağını hatırlatan Süleymanpaşa Belediye Başkanı Ekrem Eşkinat, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Bu çocuklar geleceğin bilim adamlar olacak, hem düşünmesini öğrenecek, hem üretmesini öğrenecek, paylaşmasını öğrenecek, sonuçta öğrenecek. İnsan olma yolunda bir adım atacak bu acımasız dünyaya karşı. Belediyemizin başka çalışma boyutları da var, biz çocuklarımızı satranca yöneltiyoruz, dünyanın en büyük ustalarını getiriyoruz 1 Kasım’da. 10 büyük usta kapalı bir turnuva yapacaklar, Türkiye’de ilk bir turnuva. Turnuva sonunda ustalar, yaptıkları hamlelerin analizlerini çocuklarla paylaşacaklar, çocukların düşünmesini öğrenmesi için satranç lazım. Bunun dışında yelken sporuna çocukları yönlendiriyoruz, tek başına rüzgarın var olup olmadığını, sağdan mı, soldan mı hangi yönden eseceğini bilmeden ve tek başına bir teknede çocuk karar verme yetisini geliştiriyor. Sadece spor değil, satranç gibi düşünce sistematiğini geliştiren bir süreç. Ve bizim yaptığımız işlere baktığınız zaman, sadece görseli değil bunun zihinde kalıcı bir taraflarının da var olduğunu görürsünüz. Bunu nasıl yapıyoruz, sayıları 7 bine yaklaşan Süleymanpaşa Belediyesi Çocuk Kulübü üyeleri ile yapıyoruz. Bizim hep bir iddiamız var, ‘Mutlu bir ailedir Süleymanpaşa’ derken mutluluk çocuktan başlıyor. Biz çocuklarımızı, yaş gruplarına göre eğilimlerine göre ayırıyoruz, onlara çeşitli faaliyetler sunuyoruz. Tiyatrodan, yüzmeye kadar, yakın zamanda yaz okulumuzu bitirdik, inanılmaz başarılıydı. Yani, Süleymanpaşa’nın çocukları ve Çocuk Kulübü üyeleri, çocuk olmanın zevkini sonuna kadar tadıyorlar. Çağdaş dünyanın bütün imkanlarını kullanmasını öğreniyorlar ve yönetilen değil, yöneten bireyler olmak için gelecek yaşamlarına hazırlanıyorlar.”

    “Teknolojinin son kaynağı 3D yazıcıyı kullanacaklar”

    Gençlik Merkezi’nde bilgisayar öğretmenliği yapan Lale Çifçi de, çocukların bu merkezde teknoloji adına önemli bir mesafe kaydedeceklerini ifade ederek,”Öncelikle, kodlama atölyesinde çocuklarımız yapmak istediklerini kendileri tespit edecek, belirleyecek, tasarlayacak. Tasarladıklarını kodlarla birlikte bilgisayarda hazır hale getirecek. Hazırlanan bu kodların, hatalarını tespit edecek, geri dönüş yapabilecek, düzenleyebilecek ve sonrasında bize sunacaklar. Artık üreten kısmına geçmiş olacaklar, salt kullanıcı olmamış olacaklar. Kodlama atölyesindeki çalışmalar günlük hayatlarında da işlerine yarayacaktır. Yapmış oldukları işlemleri hepsini adım adım tespit ederek, sonrasında geri dönüp hatalarını bulabilecekler. Bu matematiksel işlemlerde de algılamalarını kolaylaştıracaktır. 3D çizim atölyemizde ise hayal güçlerini kullanacaklar, bu sayede objeleri kullanarak birleştirip, teknolojinin son kaynağı olan 3D yazıcıdan çıkış şeklinde alabilecekler. Birden fazla program kullanacaklar. İki program dosyasını birleştirecekler ve 3D yazıcısında sonuçları görebilecekler. Robot atölyemizde, çocuklar sabırla, tüm küçük parçaları el becerilerini geliştirerek birleştirmeyi, her parçanın ayrı görevi olduğunu aynı zamanda dekorunu da kullanarak süslemem yeteneğini elde edecekler. Sonrasında hazırladıkları robotları, ellerindeki kılavuzlarla birlikte tamamlayacaklar ve komutları vererek ister kumandadan, isterlerse telefonlarına yükleyecekleri uygulama ile robotları yönlendirebilecekler ve ayrıca ekstradan komutlar yazabilecekler. Bunlar diğer aşamalar olacak ikinci kur, üçüncü kur şeklinde eğitim planlarımız programlarımız devam edecek” diye konuştu.

    “Çocuklar üzerindeki etkisi gayet başarılı olan bir proje”

    Projeye öğrencileri ile birlikte katılım sağlayan Aden Koleji Orta Okul Müdürü Emrah Yalçıntaş, projenin çocuklar üzerindeki en büyük etkisinin, çocukların teknoloji algısının değişmesi olduğunu söyledi. Bilimin Eğlenceli Hali Projesinin, çocukların teknolojiden farklı bir şekilde faydalanmasını sağladığını anlatan Emrah Yalçıntaş, “Çocuklara, ‘teknoloji nedir’ diye soru sorduğumuzda, genelde, cep telefonu, bilgisayara, tablet bilgisayar gibi cevaplar alıyorduk, artık, bu proje sayesinde robottan bahsedebiliyoruz, yazılımdan bahsedebiliyoruz, kodlamadan bahsedebiliyoruz. Oldukça, geri dönüşü hızlı olan, çocuklar üzerindeki etkisi de gayet başarılı olan bir proje. Bizim için en büyük özelliği, teknoloji algısının, kaymış olması değiştirilmiş olması. Bunu çok başarılı buluyoruz ve Süleymanpaşa Belediyesi’ne teşekkür ediyoruz” ifadelerini kullandı.

    Proje kapsamında eğitim alan orta okul beşinci sınıf öğrencisi Ecrin Nur Öztürk ise, projeden ve aldığı eğitimden dolayı mutlu olduğunu belirterek, “Bize, faydası olacağını düşünüyorum, robotu görünce ilk başta çok merak ettim, nasıl yaptıklarını, hepsinin cevabını öğrenmek istedim, sordum. 3D çizimleri gördüm, merak ettim, istiyorum yani, yapmak, öğrenmek istiyorum. Buraya geldiğimizde kodlama yaptık. Hesap açtık, memnunum” dedi.

    Altıncı sınıf öğrencisi Işık Akbay da, aldığı eğitimden çok memnun olduğunu belirterek, “Teknolojinin telefondan ibaret olmadığını gördüm burada, bilgisayarın çok olumlu yönlerini de gördüm, burası çok güzel bir yer, şöyle dönüp bir baktığınızda bilgisayarın çok faydalarını görebiliyorsunuz” diye konuştu.

    3D yazıcıdan 3 boyutlu objeler elde edebildiğini anlatan Işık Akbay, “İlk önce program size bir şekil veriyor, sonra siz o şekli yapıyorsunuz ve sonrada 3D yazıcıda bunları çıkartıyorlar. Sonuçta teknoloji yani, herkesi mutlu eder” diyerek robot yapımı ve yönlendirmekle ilgili ise şu ifadeleri kullandı:

    “Önce öğretmenim bize lego parçaları getirmişti, bunların bize nasıl yapılacağını öğrettikten sonrada, bize aşamalara koydu, bizde bu aşamalardan sonra robotun parçalarını yerleştirip, daha sonrada robotu oluşturduk. Robotun ilk çalıştığında, ilk heyecanında da çalıştığını görünce çok mutlu olduk.”

  • Terzioğlu: “5G ile teknolojiyi tüketen değil üreten ülke olacağız”

    Turkcell CEO’su Kaan Terzioğlu, Turkcell’in, dünyada 5G teknolojilerinin geliştirilmesinde söz sahibi olacak şirketler arasında yer alması için çalışmalarına ara vermeden devam ettiklerini, dünyada ise 5G’nin öneminin yavaş yavaş anlaşılmaya başlandığını söyledi.

    Turkcell CEO’su Kaan Terzioğlu Turkcell’in, dünyada 5G teknolojilerinin geliştirilmesinde söz sahibi olacak şirketler arasında yer alması için çalışmalarına ara vermeden devam ettiklerini, dünyada ise 5G’nin öneminin yavaş yavaş anlaşılmaya başlandığını söyledi. Terzioğlu, “Dünyada 5G vizyonunu ilk defa ortaya koymuş ülkelerin başında geliyoruz. 5G teknolojilerini geliştirebilmek için yaptığımız önemli AR-GE işbirlikleri ile de bizi 5G’de söz sahibi yapacak çok önemli bilgi birikimi kazanıyoruz. Bugün Huawei’in en güncel LTE yazılımlarını dünyada ilk olarak Turkcell şebekesinde kullanıyoruz. Diğer yandan Aselsan ile yüksek frekanslarda hızlı veri transferini gerçekleştirecek teknolojileri test ediyoruz. Yine Ericsson ile oluşturduğumuz ortak ekip milyarlarca cihazın birbirine bağlı olacağı yeni bir dünyanın temellerini atacak teknolojileri hayata geçirmeye çalışıyor. Turkcell’in İstanbul’da kurduğu şebeke bugün dünyada teknolojinin geldiği en uç noktada, en hızlı mobil şebekedir. Bu hepimiz için çok önemli fırsatlar sunuyor. Biz bu sürecin Türkiye için tarihi bir fırsat olduğuna ve kamu-özel sektör işbirliği ile 2020 yılında kullanılmaya başlanması planlanan 5G’de öncü olabileceğimize inanıyoruz. Tüm çabalarımız teknolojide karşımıza 25 yılda bir çıkacak bu fırsatı değerlendirebilmek ve teknoloji tüketen değil üreten ülke konumuna gelebilmek” dedi.

    HEDEF; 5G’DE PATENT GELİŞTİRMEK

    Şirketten yapılan açıklamaya göre 3G sonrası teknolojiler üzerinde uzun zamandır çalışmalar yapan Turkcell, 4.5G’de sadece 6 ay gibi kısa bir sürede dünyanın en güçlü altyapılarından birisini Türkiye’de kurmayı başararak 1 Nisan’da müşterilerinin kullanımına sunmuştu. Bir yandan 4.5G şebekesini yaygınlaştırmak ve daha da geliştirmek için çalışmalarına devam eden Turkcell, diğer yandan 5G çalışmalarına hızlandırarak yerli teknolojiler geliştiren Aselsan’ın yanı sıra Huawei ve Ericsson gibi şirketkler ile ortak AR-GE çalışmalarının startını verdi. 2020 yılında kullanılmaya başlanması planlanan 5G teknolojisinin geliştirilme sürecinde şimdiden aktif rol alan Turkcell, bu alanda geliştirilecek ve milyarlarca dolarlık değere sahip olacağı düşünülen patent pazarından da pay almak istiyor. Yine Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun tüm paydaşların katkısı ile 5G yol haritasının belirlenmesi amacıyla başlattığı 5GTR Forum toplantılarının başlamış olması da Turkcell’in sahip olduğu bilgi birikimini paylaşması açısından büyük önem arzediyor. Türkiye’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ’5G’ye geçmeliyiz’ açıklamasından sonra 2015 yılı Mayıs ayında yapılması planlanan 4G ihale şartnamesi BTK tarafından yenilenmişti. Yenilenen şartname ve sonrasında yapılan 4.5G ihalesi ile operatörlerin aldıkları frekansları doğrudan ‘IMT-Advanced’ diye tanımlanan, en yeni, en gelişmiş ve şu an için 5G’ye en yakın LTE teknolojilerini kullanabilmelerinin önü açılmış, bu inisiyatif ile 5G geliştirme çabaları da hızlanmıştı.

  • Dünyada En Az Süt Tüketen Ülkelerden Biri Türkiye

    Süt hakkında toplumu bilinçlendirmek ve tüketimin artmasını teşvik etmek amacıyla her yıl çeşitli etkinliklerle gündeme getirilen “Süt Haftası” İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nce farklı yönleriyle ele alındı.

    Sempozyumda süt tüketiminin her yaş döneminde sağlıklı bir yaşam için vazgeçilmez olduğu, sütün sağlıklı bir vücudun sırrı olduğu kadar pek çok hastalıktan korunmanın da temel unsurlarından biri olduğuna dikkat çekildi. Süt üretiminde dünyanın ilk 10 üreticisi içinde yer alan Türkiye’nin süt içme oranların da Avrupa ülkelerinin çok gerisinde yer aldığı bilimsel çevrelerce vurgulandı.

    İKÇÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Yrd. Doç. Dr. Dilek Ongan Sempozyum başkanlığını üstlenirken; Onur Kurulunda Rektör Prof. Dr. Galip Akhan ile Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bumin Nuri Dündar yer aldı.

    Sempozyumu Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Turan Gökçe başta olmak üzere akademisyenler, sektör temsilcileri ile öğrenciler takip etti.

    Açılış konuşmasında sütle ilgili bilimsel çalışmalara her zaman yenisinin eklendiğini ifade eden İKÇÜ Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Yrd. Doç. Dr. Dilek Ongan, besinsel açıdan “mükemmel besin” olarak nitelendirilen sütün, insan sağlığı açısından büyük önem taşıdığına vurgu yaptı. Yrd. Doç. Dr. Dilek Ongan, “Süt, dünya gündemindeki güncelliğinin de giderek arttığı önemli bir besin. Bu besinin en çok merak edilen özelliği son zamanlarda zayıflamaya olan etkisidir. Çok sayıda araştırmada besin alımını kontrol etmeye yardımcı olabileceği ortaya konmuştur. Araştırmaların ortak noktasında, süt ve süt ürünlerinin diyetin enerjisi kısıtlandığında vücut ağırlığı kontrolündeki ve Tip 2 Diyabet hastalığında kan şekerinin kontrolündeki olası etkisi yer alıyor” dedi.

    Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bumin Nuri Dündar ise obezite başta olmak üzere kanser gibi birçok hastalığın bilimsel araştırmasında süt ve süt ürünlerinin katkılarının ön plana çıktığını kaydetti. Sütlerin en değerlisinin anne sütü olduğuna işaret eden Prof. Dr. Dündar, “Teorik olarak söylüyoruz ancak pratikte hep gerilerde kalıyoruz. Birçok bebek dostu hastanemiz var. Ama bu hastanelerde maalesef hala mama öneriliyor” diye konuştu.

    Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Neslişah Rakıcıoğlu, süt ve süt ürünleri tüketimi ile ilgili dünyadaki sayısal verileri aktardı. En yüksek süt ve süt ürünleri tüketen Avrupa ülkelerinin Norveç, Finlandiya ve Hollanda olduğunu kaydeden Prof. Dr. Rakıcıoğlu, en düşük tüketimin ise Avusturya, Polonya ve Çek Cumhuriyeti olarak sıralandığını söyledi. Prof. Dr. Rakıcıoğlu, ülkemizdeki tüketimin arttırılması için stratejilerin geliştirilmesi ve tüketime erken yaşlarda başlanması gerektiğini vurguladı.

    Tire Süt Kooperatifi Başkanı Mahmut Eskiyörük de kooperatifleşmenin sektöre olan katkılarını aktardı. Tire Süt Kooperatifi’ni dünyanın en başarılı kırsal kalkınma modellerinden biri haline getirdiklerini söyleyen Eskiyörük, açlığın önüne geçmek, dünya barışının sağlam temellere oturması için kooperatifleşmenin şart olduğunu vurguladı. Pınar Süt’ten Can Gürbüz ise süt ve süt ürünleri üretim teknolojisi hakkında bilgilendirme sunumu yaptı.

    Bilimsel programın yanı sıra bilgilendirici standların da öğrencilerle buluştuğu etkinlikler; ilki düzenlenen “Süt Koşusu” ile son buldu.