Etiket: TÜBİTAK

  • TÜBİTAK, Horızon 2020 Farkındalık Ve Bilgi Günü Etkinliği Düzenledi

    TÜBİTAK Uluslararası İşbirliği Daire Başkanlığı’nın desteği ile düzenlenen “Horizon 2020 Farkındalık ve Bilgi Günü Etkinliği”nde akademisyen ve öğrencilere H2020 Sağlık, Demografik Değişim ve Refah Alanı ve Uluslararası Fon Fırsatları hakkında bilgi verildi.

    TÜBİTAK Uluslararası İşbirliği Daire Başkanlığı desteği ile “Horizon 2020 Farkındalık ve Bilgi Günü Etkinliği” düzenlendi. Etkinlik Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde ve Marmara Üniversitesi Başıbüyük Yerleşkesi Tıp Fakültesi’nde olmak üzere iki oturum şeklinde gerçekleşti. Marmara Üniversitesi Başıbüyük Yerleşkesi Tıp Fakültesi’nde gerçekleşen etkinlikte TÜBİTAK H2020 Ulusal İrtibat Noktası’ndan (UİN) Ayşenur Okatan ile Prof. Dr. Ahu Altınkut Uncuoğlu bilgilendirme sunumu yaptı.

    Öğrenci ve akademisyenlere H2020 Sağlık, Demografik Değişim ve Refah Alanı ve Uluslararası Fon Fırsatları hakkında bilgilendirme sunumu sonrası TÜBİTAK H2020 Ulusal İrtibat Noktası’ndan (UİN) Ayşenur Okatan açıklamada bulundu.

    Program hakkında bilgi veren Ayşenur Okatan, “Horizon 2020 yani Ufuk 2020 programı Avrupa Birliği tarafından kurulmuş olan 2014 ve 2020 yılları arasında sürecek olan 80 milyar Euro’luk bütçeye sahip Ar-Ge programıdır. Bu program Avrupa’nın ön gördüğü önemli alanlarda çağrılar açılmaktadır. Bu programa tematik gibi sağlık alanlarında araştırmacılarımız en az 3 farklı AB üyesi ülkelerle oluşturabilecekleri konsorsiyumlarla katılabilirler ya da bireysel olarak bilimsel mükemmeliyet altında bireysel olarak da başvurabilirler. Sağlık alanında Avrupa’nın öngördüğü konularda 2016, 2017 yıllarında çağrılar açılmıştır. Genel olarak hastalığın önlenmesi, teşhis ve tedavi sistemlerinin kurulması, yaşlanan popülâsyonun aktif ve sağlık kalmasına yönelik destek mekanizmalarının geliştirilmesi gibi konular yer almaktadır” dedi.

  • Tubitak Ufuk 2020 Programı Bilgilendirme Toplantısı

    Kırklareli Valiliği Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Bürosu tarafından, 2020 Programı hakkında bilgilendirme toplantısı düzenlendi.

    İl Özel İdaresi Kongre Merkezi Toplantı Salonu’nda düzenlenen ve Vali Yardımcısı Günay Öztürk başkanlığında gerçekleştirilen UFUK 2020 Programı hakkında bilgilendirme toplantısına, kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri katıldı.

    Toplantıda konuşan TUBİTAK uzmanlarından Okan Saldoğan, UFUK 2020 Programı hakkında ayrıntılı bilgi vererek, programla ilgili sunum yaptı.

  • TÜBİTAK Başkanı’ndan konferans

    Atatürk Üniversitesi’nde “Ulusal Hedefler Doğrultusunda TÜBİTAK” konferansını veren TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Yücel Altunbaşak, bölge rektörleriyle bir araya gelerek son yıllardaki değişmelere değindi ve yeni projeleri destekleme programları hakkında bilgi verdi.
    Altunbaşak, istişare toplantılarının 9’uncusunu gerçekleştirerek Türkiye’deki bütün rektörlerle görüşüldüğünü ifade etti.
    Toplantıya, Ağrı İbrahim Çeçen, Ardahan, Atatürk, Bayburt, Erzincan, Erzurum Teknik, Giresun, Iğdır, Kafkas, Hitit ve Kocaeli üniversiteleri rektörleri katıldı.

  • Aile içi şiddet projesi Erzurum’a üçüncülük getirdi

    Erzurum’da Atatürk Lisesi öğrencisi Muhammet Sait Saraçgil, aile içi şiddetin çözümüne katkı sağlamak amacıyla hazırladığı “Aha da Eski Kocam” projesi, Türkiye Bilimsel Araştırmalar ve Teknoloji Kurumu’nun (TÜBİTAK), yarışlarında üçüncü oldu.

     

    Saraçgil, sosyoloji öğretmeni Meryem Çakır gözetiminde, TÜBİTAK, ortaöğretim öğrencileri arasında düzenlediği 44. Araştırma Projeleri Yarışması kapsamında proje çalışması yaptı. Aile içi şiddet, ayrılan eşler ve sevgililer arasındaki şiddeti içeren bine yakın haberin analizini yapan Saraçgil, Erzurum’da farklı semtlerde oturan ve eşlerinden ayrılan 600 kişiye anket uyguladı. 

     

     

    Şiddet olaylarına dikkati çekmek ve çözümüne katkı sunmak için hazırlanan proje, Ankara’da yapılan finalde Türkiye üçüncüsü oldu. Saraçgil, şiddet olaylarının genelde iletişimsizlikten ve çevre baskısından kaynaklandığını söyledi. Erkeklerin, eşlerinden ayrılsa bile onu namusu olarak gördüğünü belirten liseli, “Bazı ailelerde, eski eş ve ayrılan sevgiliye yönelik şiddet var. Şiddet gören ve uygulayan 600 kişiyle görüştüm. Bir semtte kadınla anket çalışması yaparken, ‘Aha da benim eski koca geçiyor’ dedi ve hemen korktu. Benim projemin adı da buradan geliyor. Şiddetin sona ermesine bir nebze de olsa katkı sağlamak adına böyle bir çalışma yaptım” dedi.Projede, çeşitli öneriler sunduğunu belirten Saraçgil, şöyle konuştu:

     
    “Genelde kadın ve erkek, evlilikten sonra da flört döneminin devam edeceğini düşünüyor. Ancak evlilikten sonra devam etmeyince şiddet başlıyor. Bunun önüne geçebilmek için de aile danışma merkezleri’nde evlilik ve aile eğitimi verilmeli. Ailenin, evliliğin önemi, anaokulunda anlatılmaya başlanmalı. Okullarda bu konuya ilişkin ders olmalı. Eğitim verilen merkezlere gidemeyen ailelere sosyologlar gönderilmeli. Erkek ve kadınlar, önemli din adamları tarafından bilgilendirilmeli. Kur’an-ı Kerim’den örnekler verilerek, aile kurumunun önemi anlatılmalı.”

     
    Danışman öğretmen Çakır da projenin TÜBİTAK kapsamında yapılan yarışmada dereceye girdiğini belirterek, “Ankara’da, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nı ziyaret ettik. Bakan yardımcımızla görüşerek, projemizin önemini anlattık. Bakan yardımıcımız da projemizi çok beğendi ve aile danışma merkezlerinde uygulanacağını söyledi. Projemizin uygulanacak olması, şiddet olaylarının çözümüne katkı sağlayacaktır” diye konuştu.

     
    Milli Eğitim Müdürü Abdullah Bilge de bin 61 projeyle katıldıkları TÜBİTAK yarışmalarında Erzurum’un proje sayısında ikinci olduğunu belirterek, her geçen yıl büyük başarı katettiklerini söyledi.

  • Eşiyle ilgili ilginç çıkış

    Başbakan Erdoğan, NTV-Star yayınında önemli açıklamalarda bulundu. Derin devletin hala temizlenmediğini açıklayan Başbakan, yardımcısı Arınç’la farklı düşündüğünü de söyledi

     

    Başbakan Erdoğan, Ergenekon davasıyla ilgili düşüncelerinin sorulması üzerine şunları söyledi: “Ben Sayın Kılıçdaroğlu kadar cesur değilim, Anayasa’nın ilgili maddesini göz göre göre çiğneyemem. Yargıya müdahale yetkim yok. Silivri Cezaevi en uygun şartlarda yapılmıştır. Silivri bir açık hava hapishanesi değildir. Konuyla ilgili yargı ne karar verirse ona saygı duyarız. Benim Silahlı Kuvvetler mensupları için tutuksuz yargılanma isteğimi söylemişimdir. Ama bunun ötesine geçmem. (…) Biz tutuklu vekillerin tahliyesi yönünde bir söz vermedik. CHP Genel Başkanı verilmemiş bir sözü verilmiş gibi yaparak bizi zan altında bırakıyor. Bu insanlar seçildiklerinde tutuklu muydu, değil miydi? Siz dışarda hiç mi aday bulamadınız da bunları aday gösterdiniz? Bu CHP ve MHP’nin mantığını ters çalıştığını gösterir. Eğer bunu kullanırsanız yarın başkaları da bu yoldan girer. Devletteki derin yapı tamamen temizlendi iddiasında olmadık. O kadar büyük iddiada bulunamam. Derin yapının sıfırlandığı bir ülke yoktur. Her ülkede bu tür yapılanmalar vardır. Önemli olan bu tür yapılanmaların darbelere neden olup olmadığıdır. Biz bu yapıların zararını en aza indirdik.”

    Başbakan, Hozat’daki fişlemeler konusunda ise şu açıklamalarda bulundu: “Devletin bazı kurumlarında ’derin devlet’ten kalma kötü alışkanlıklar var. Ben dahil bu dinlemeler bitmemiştir. Derin devlet denen olay boş durmuyor. Evimin altındaki ofisimde dinleme cihazı bulundu. Önemli olan bunu kimin koyduğunu bulmak. Deniz Baykal’la ilgili kaseti de kimin yaptığı bulunamadı.”

    Lafım sağa sola çekilmesin

    Başbakan kuvvetler ayrılığı tartışmalarının hatırlatılması üzerine şunları söyledi:

    Bu gerçeği 75 milyonun benden dinlemesini istiyorum. Türkiye’de kuvvetler ayrılığını en güçlü savunan partinin lideriyim. Kimse bunu eğip büküp sağa sola çekmesin. Yargı öle zamanlar oldu ki yasamanında alnına müdahale etti, yürütmenin alanına da müdahale etti. 411 olayı yaşadık. Tarihi bir olaydır. Anayasa mahkemesi yargı buna müdahale etti. Yargı hukuka uygun mudur değil midir diye bakar. Kendisinin yasama organın yerine koyamaz. Glataport’un satışını biz yapıyoruz ama bunu yargı engelliyor. Eksik olanı söyler ben o eksiği gidermek sureti ile yine yaparım. Erkler arası yetki ihlaline karşıyız. Biz kuvvetler ayrılığını en güçlü savunan ülkeyiz. Çünkü bunun bedelini ağır ödedik. Bu engellemelerde kaybeden millet oluyor.”

    Sadece yargı ile alakalı değil

    Erdoğan, “Yargı hükümetin beklentilerine uygun mu hareket etemeli? Başbakan bunu mu söylüyor?” sorusunu şöyle yanıtladı:

    “Yargının yürütmenin yasalara aykırı aldığı bir karar varsa bunları denetleme hakkı vardır. Buna söyleyecek herhangi bir şeyimiz yok. Benim bakanım bir müdürü tayin edecek. Ama siz bunu durduruyorsunuz. 11-12 kez bir şube müdürünü ataymazsa, bu kişi orada 14 yıl aynı yerde kalabiliyorsa burada ne ararsınız? Demek ki, bunların içeride dayıları var, bir şeyler var ki, onları orada tutuyor. Veyahut orada bir hukuk oluşturuyor ve birileri koruyor. Böyle asla idare güç kazanamaz. Bir mekanizmayı başarılı bir şekilde yürütecekseniz, işletecekseniz, burada verimliliği esas almak zorundasınız. Bu sadece yargı için değil. Konya’daki konuşmaya bürokratik oligarşiden geldim. Bu sadece yargı ile alakalı değil. Kent hastaneleri projemiz var. Bunu 5 yıldır hayata geçiremiyorum.

    Eşimden önce öleyim

     

    Başbakan Erdoğan, ”Sizin yemek yönteminiz nedir? Bir tadımcınız var mı?” sorusu üzerine de Osmanlı dönemindeki çeşnici başını hatırlatarak, kendisinin yemekhanesiyle ilgilenenlere çeşnici başı denildiğini ancak bir alakası olmadığını söyledi. ”Eski bir Genelkurmay Başkanı, zehirleneceği ihbarını alması üzerine yemeğini aylarca evinden getirmiş. Size ya da Sayın Abdullah Gül’e buna yönelik bir şey var mı?” sorusuna karşılık Erdoğan, Cumhurbaşkanı Gül’ün de bu konuda hassasiyetleri olduğunu anlattı. Erdoğan, ”Eşi mi kontrol eder acaba yemekleri? Sizde kim kontrol eder? Önce kime tattırıyorsunuz, Emine Hanım’a mı?” sorusuna cevaben de ”O kadar da değil. Eşim zehirlenecekse ben zehirleneyim. Olur mu öyle şey? Benim Rabb’imden temennim, eşim benden önce ölmesin. Ben eşimden önce öleyim. Çünkü eşim benden önce ölürse bana kim bakacak?” dedi.

    Gündemi ben oluştururum

    ERDOĞAN, bazı açıklamalarının günlerce tartışıldığı, söylediklerinin anlaşıldığı şekilde olmadığının ortaya çıktığı hatırlatılarak, bunu bilinçli yapıp yapmadığının sorulması üzerine, bu tartışmaların olmaması durumunda başbakan olamayacağını söyledi. Erdoğan, ”Gündem birilerinin elinde kalırsa, o zaman siz başbakan olarak onun peşine takılırsınız. Ben peşine takılmamalıyım. Bir şeyi yaparken, bunun enine boyuna tartışmasını yapmışsam, en yakın çevremdeki bazı arkadaşlarımla bunun görüşmesini yapmışsam, onlar bile bunun zamanlamasını bilmeyebilir, bir zamanı gelir ki onu gündeme oturturum, oturtmam lazım. Bu kabiliyeti sergileyemezsem o zaman böyle bir neticeyi de elde edemezsiniz” dedi.

    Uludere olayı kullanılıyor

    “BİZ AK Parti olarak yaşatmanın gayretindeyiz. Uludere’nin soykırım olduğunu söyleyen kişi Başbağları konuşmuyor, Yeditepe’yi, Bingöl’ü konuşmuyor. Buralarda askerlerimiz topluca şehit edildi. Bu ülkede TSK bazı imtihanlardan geçti. Yeditepe’yi yaşayan komutanla dalga geçtiler. Uludere’ye ilişkin görüntülerde sadece hareketler görünüyor. Burada 2 gerçek var: Bir kaçakçılığı meşrulaştıralım, iki terör adına yapılıyorsa buna göz yumalım. Uludere’yi bu kadar basite indirgemeyelim. Sonuçta terörist de sivildir. Biraz sabredelim ölen 34 kişiyle ilgili yargı kararını bekleyelim. Sürekli sivil denmesini bir beyin yıkama hamlesi olarak görüyorum.”

    Fotoğraf değil 1 milyon ilmekli halı

    Vanlı işadamı Mustafa Acar, Başbakan Erdoğan’ın annesi Tenzile Erdoğan’nla çekilen bir fotoğrafını internetten indirip, ipek duvar halısı yaptı. Acar, Başbakan Erdoğan’ın anneler gününü kutlamak için annesini ziyaret ettiği sırada annesinin elini öptükten sonra, “Kaldır ayaklarının altını öpeyim” demesinin kendisini çok duygulandırdığını; ülkenin 10 yılına damgasını vurmuş güçlü bir kişiliğin, bu anlamda tevazu gösterip bu sözü söylemesinin de kendisini etkilediğini, bu nedenle böyle bir halı yapmaya karar verdiğini ifade etti.

    Acar, ebatları 1 metreye 70 santimetre olan ipek halının yapımının da oldukça zorlu geçtiğini belirtti. 6 kişilik ekiple 13 ayda tamamlanan ipek duvar halısında 200 farklı ton kullanıldığını, yüzleri ipekte düzgün görünmediği için Yeni Zelanda’dan getirilen yünleri kullandıklarını söyledi. Acar, fotoğrafı kare kare motiflendirdiklerini, milyona varan dokuma düzeneğine getirdiklerdikten sonra halının dokunmaya başlandığını ve her santimetrekarede 140 ilmek bulunduğunu da anlattı.

    “Cumhurbaşkanı ile aynı düşünüyoruz”

    “Meclisi fesih yetkisi kuvvetler ayrılığına aykırı” denmesinin üzerine Erdoğan, “Başkanlık sisteminde kuvvetler ayrılığı kalkmıyor. ABD’ye baktığınızda inceleme sistemi çok güçlü. Gazi Mustafa Kemal Atatürk döneminde yetkiyi Meclis’e bağlanmıştı. Gazi o zaman kuvvetler ayrılığından bahsetmiyor. Gazi kuvvetler birliğinden bahsediyordu. Burası çok minidardır. Belki bunu savaş şartları nedeniyle yaptı ama uzun süre kullanıldı” şeklinde konuştu. Benim arzum parlamentonun gücünü daha da artırmak. Referanduma daha da açık yapıyı güçlendirmemiz lazım” şeklinde konuştu.

    Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün kuvvetler ayrılığı konusunad yaptığı açıklama hakkında ise Başbakan Erdoğan, “Cumhurbaşkanı ile aynı düşünüyoruz” dedi.

    “Adalet sistemi hız kazandı”

    ’Tutuklama sayısı artmaya başladığının hatırlatılması üzerine Erdoğan, “Şu anda cezaevlerine giriş tutuklama sayısı artmaya başladı. Bunun nedeni, adalet sisteminin hız kazanmasıdır” dedi.

    Arınç’ın anlayışı yanlış

    Bülent Arınç ve İdris Naim Şahin’in açıklamalarının hatırlatılması üzerine Başbakan Erdoğan, “Ben herkesin yerli yerinde bazı kanaatlerini sergilerken, eğip bükmeden bunları konuşmamız lazım. Yani terör konusunda, terörle mücadelede ittifak sağlayamıyorsak bu bizim için büyük bir açıktır. Burada bir kan varsa kanla temizleyemezsiniz” dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü: “Biz terörle mücadeleye devam edeceğiz, ama meclis içerisindeki uzantılarıyla müzakere de ederiz. Bizim değerlerimizde anlatmak, konuşmak ikna etmek var. Ama Meclis’te etkinliği olmayan uzantılarla görüşmeyiz, teröristleri kucaklayanlarla görüşmeyiz. Yani bizim yolumuz ’bana da işkence yapılsaydı dağa çıkarım’ değil. Dağa çıkışı engelleyebilirsek ne mutlu bize. Dokunulmazlık nasıl kalkar? Bu yasalarla belirlenmiştir. Bununla ilgili yargının attığı adımlar var. Bu fezleke olarak Meclis’e geldiğinde bu konularla ilgili olarak biz grup olarak çalışırız. Terörle mücadelede ittifak sağlayamıyorsak bu bizim için büyük bir açıktır. İçerikle ilgili çok çalışma yaptık. Bir yere geldik. Ancak bakın bir yanlış başka bir yanlışla temizlenemez. Burada bir kan varsa kanla temizleyemezsiniz. Bu adımı iyi atmamız lazım. Diyarbakır cezaevi hakkında görüşlerimiz çok önceden açıklanmıştır. O işkenceleri ben de gördüm. Biz bunu meydanlara taşımadık oralarda söylemedik.”