Etiket: Trilyon

  • Türkiye, 30 trilyon dolar ithalattan pay almak için Çin’de

    Çin, önümüzdeki 15 yılda 30 trilyon dolar ithalat hedefi koyarken, daha dengeli dış ticaret politikası izleme kararı Türk ihracatçısının ilgisini Çin’e yöneltti.

    Çin’in Şanghay şehrinde, 5-10 Kasım 2018 tarihlerinde düzenlenen Çin İthalat Fuarına Türkiye 725 metrekarelik stantta 38 firma katılarak Türkiye’nin Çin’e yaptığı ihracatı arttırmak için ürünlerini sergiledi. Çin İthalat Fuarı’na Ege İhracatçı Birlikleri (EİB) info stant ile katılarak Ege Bölgesi’nde üretilen gıda ve sanayi ürünlerinin tanıtımını yaptı. EİB standında İzmir Ticaret Odası ve Ege Sanayicileri ve İşadamları Derneği temsilcileri de hazır bulundu.

    Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Bedri Girit, Çin’in de ilk kez ithalat fuarı düzenlediğini, Türkiye ile Çin arasındaki dış ticaretin Türkiye aleyhine ilerlediğini amaçlarının Çin’e karşı verdiğimiz dış ticaret açığını azaltmak olduğunu kaydetti.

    Çin’in ithalat fuarı düzenleme kararını dışa açılma politikasında dönüm noktası olarak nitelendiren Girit, “Bugüne kadar ihracat odaklı bir politika izleyen Çin’in bundan sonraki süreçte daha dengeli bir dış ticaret politikası tercih edeceği anlaşılıyor. Çin Devlet Başkanı Xi Jinping fuarın açılış konuşmasında 1,3 milyar nüfusa sahip Çin’in önümüzdeki dönem ithalatın artırılması için gümrük tarifelerinin ve ithalat sırasında oluşan maliyetlerinin azaltılması için adımlar atılacağı müjdesini verdi. Jinping konuşmasında önümüzdeki 15 yıllık dönemde Çin’in mal ithalatının 30 trilyon doları, hizmet ithalat rakamlarının ise 10 trilyon doları aşacağı bilgisini paylaştı. Bu yaklaşım Çin’e ihracatını arttırmak isteyen Türk ihracatçılarını heyecanlandırdı” şeklinde konuştu.

    Çin’e ihracatta aslan payı madencilik sektöründe

    Türkiye, Çin’e 2017 yılının ocak-eylül döneminde 2 milyar 409 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirmişken, 2018 yılının aynı zaman aralığında yüzde 3’lük artışla 2 milyar 474 milyon dolarlık ihracata imza attı.

    Türkiye’den Çin’e yapılan ihracatta madencilik sektörü 1 milyar 267 milyon dolarlık tutarla aslan payını alırken, Çin’e gerçekleştirdiğimiz ihracattan yüzde 51 pay aldı. Kimya sektörü; 389 milyon dolarlık ihracatla en fazla ihracat yapan ikinci sektör olurken; Çin 127 milyon dolarlık Türk tekstil ürünleri tercih etti. Çin’in ithalatını arttırma politikası sonrasında Türkiye’nin Çin’e sanayi ve madencilik ürünleri ihracatı yanında; zeytinyağı, kuru meyve, yaş meyve sebze ve mamulleri, su ürünleri ve hayvansal mamuller sektörlerinde önemli artışlar bekleniyor.

  • Ege, Çin’in yapacağı 30 trilyon dolar ithalattan pay almak istiyor

    Çin, önümüzdeki 15 yılda 30 trilyon dolar ithalat hedefi koydu. Bugüne kadar ihracatçı kimliği ile öne çıkan Çin’in daha dengeli dış ticaret politikası izleme kararı Türk ihracatçısının ilgisini Çin’e yöneltmesine yol açtı.

    Çin’in Şanghay şehrinde 5-10 Kasım 2018 tarihlerinde düzenlenen “Çin İthalat Fuarı”na Türkiye 725 metrekarelik stantta 38 firma katılarak Türkiye’nin Çin’e yaptığı ihracatı arttırmak için ürünlerini sergiledi.

    Çin İthalat Fuarı’na Ege İhracatçı Birlikleri, info stant ile katılarak Ege Bölgesi’nde üretilen gıda ve sanayi ürünlerinin tanıtımını yaptı. EİB standında İzmir Ticaret Odası ve Ege Sanayicileri ve İşadamları Derneği temsilcileri de hazır bulundu.

    Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Bedri Girit, Çin’in de ilk kez ithalat fuarı düzenlediğini, Türkiye ile Çin arasındaki dış ticaretin Türkiye aleyhine ilerlediğini amaçlarının Çin’e karşı verdiğimiz dış ticaret açığını azaltmak olduğunu kaydetti. Çin’in ithalat fuarı düzenleme kararını dışa açılma politikasında dönüm noktası olarak nitelendiren Girit, “Bugüne kadar ihracat odaklı bir politika izleyen Çin’in bundan sonraki süreçte daha dengeli bir dış ticaret politikası tercih edeceği anlaşılıyor. Çin Devlet Başkanı Xi Jinping fuarın açılış konuşmasında 1,3 milyar nüfusa sahip Çin’in önümüzdeki dönem ithalatın artırılması için gümrük tarifelerinin ve ithalat sırasında oluşan maliyetlerinin azaltılması için adımlar atılacağı müjdesini verdi. Jinping konuşmasında önümüzdeki 15 yıllık dönemde Çin’in mal ithalatının 30 trilyon doları, hizmet ithalat rakamlarının ise 10 trilyon doları aşacağı bilgisini paylaştı. Bu yaklaşım Çin’e ihracatını arttırmak isteyen Türk ihracatçılarını heyecanlandırdı” şeklinde konuştu.

    Çin’e ihracatta aslan payı madencilik sektöründe

    Türkiye, Çin’e 2017 yılının Ocak – Eylül döneminde 2 milyar 409 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirmişken, 2018 yılının aynı zaman aralığında yüzde 3’lük artışla 2 milyar 474 milyon dolarlık ihracata imza attı.

    Türkiye’den Çin’e yapılan ihracatta madencilik sektörü 1 milyar 267 milyon dolarlık tutarla aslan payını alırken, Çin’e gerçekleştirdiğimiz ihracattan yüzde 51 pay aldı. Kimya sektörü, 389 milyon dolarlık ihracatla en fazla ihracat yapan ikinci sektör olurken, Çin, 127 milyon dolarlık Türk tekstil ürünleri tercih etti. Çin’in ithalatını arttırma politikası sonrasında Türkiye’nin Çin’e sanayi ve madencilik ürünleri ihracatı yanında; zeytinyağı, kuru meyve, yaş meyve sebze ve mamulleri, su ürünleri ve hayvansal mamuller sektörlerinde önemli artışlar bekleniyor.

  • Dünya silaha 2 trilyon dolar harcıyor

    Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO), Türkiye’nin savunma sanayiinde başlattığı millîleştirme seferberliğine destek için ASELSAN ile iş dünyası temsilcilerini bir araya getirdi. ASELSAN Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdürü Prof. Dr. Haluk Görgün, dünya savunma harcamalarının 1 trilyon 730 milyar dolar seviyesine ulaştığını söyledi.

    BTSO, millî ve yerli savunma sanayiinde Bursalı firmaların üretim, iş ve istihdam payını artırmak maksadıyla savunma sanayiinin ana kuruluşlarını Bursalı firmalarla buluşturmaya devam ediyor. BUTEKOM’da düzenlenen Yerlileştirme Günleri, dünyanın en büyük 100 savunma sanayii kuruluşu arasında yer alan ASELSAN iş birliğinde gerçekleştirildi. ASELSAN’ın ürünleri ve yan sanayi faaliyetleri hakkında bilgi alan Bursalı firmalar, düzenlenen ikili iş görüşmelerinde ASELSAN yetkilileriyle iş birliği masasına oturdu.

    Bursa Uzay Havacılık Savunma Kümelenmesi Derneği’nin faaliyetleri kapsamında gerçekleştirilen faaliyetin açılışında konuşan BTSO Yönetim Kurulu Üyesi Muhsin Koçaslan, Bursa’nın otomotiv, makine, tekstil ve kimya gibi stratejik sektörlerde önemli bir üretim tecrübesine sahip olduğunu söyledi. Bursa’da Türkiye’nin yerli ve milli üretim hedeflerine katkı sağlayacak yetenekte çok sayıda firma bulunduğunu belirten Koçaslan, “Şehir olarak savuma sanayiimize katkı sağlayacak bütün projelerin faal oyuncusu olma iddiasındayız. Firmalarımızın, savunma sanayimizin omurgasını oluşturan ASELSAN ile i şbirliği imkanlarını değerlendireceği etkinliğimiz de millî üretimde daha fazla yer almalarının önünü açacaktır” diye konuştu.

    Savunma harcamaları 2 trilyon dolara yaklaştı

    ASELSAN Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdürü Prof. Dr. Haluk Görgün, dünya savunma harcamalarının 1 trilyon 730 milyar dolar seviyesine ulaştığını söyledi. “Bu harcamaların yaklaşık yüzde 40’ı personel harcaması, yüzde 23’ü teçhizat, yüzde 35’i cari harcama olarak gerçekleşiyor” diyen Görgün, Türkiye’nin yaklaşık 18,2 milyar dolarlık pay ile dünyada 15. sırada yer aldığını belirtti. Türkiye’nin savunma ve havacılık cirosunun 6 milyar dolar olduğunu kaydeden Görgün, “Ülkemizin sektördeki toplam ihracatı ise 2 milyar dolar. Son yıllarda cumhurbaşkanımızın gösterdiği irade sayesinde ülkemizin sektörde ciddi bir ilerleme kaydettiğini görüyoruz” dedi.

    Savunma sanayiinde gelişmenin devam etmesinin yetişmiş insan kıymetine bağlı olduğunu ifade eden Görgün, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Şu anda sektörde çalışan vasıflı kişi sayısı 35 bin civarında. Bu sayıyı 400-500 binlere çıkarmadığımız müddetçe ülke olarak savunma sanayiinde daha ileri gitmemiz mümkün değil. Bu ilerlemenin sağlanması hepimizin sorumluluğunda.”

    ASELSAN’ın geçen yıl gerçekleştirdiği faaliyetlere ilişkin de bilgiler veren Haluk Görgün, yürütülen projelerde 770 KOBİ ile işbirliği yaptıklarını bilgisini verdi. Bu sayıyı daha da artırmak istediklerini belirten Görgün, “İşlerimizin yüzde 65’ini Ankara’daki firmalarımızla gerçekleştirdik. Bunun Ankara’yla sınırlı kalmaması gerekiyor. Ülkemizde başta Bursa olmak üzere çok önemli üretim merkezleri var. Ekonomisinde sanayi payını yüzde 45’in üzerine taşımış, ihracatta kg başına değeri şimdiden 4 dolara ulaşan Bursa’nın savunma sanayinin gelişiminde yeterince etkin olmadığını görüyoruz. Bursa’ya üst düzey yöneticilerimizin yer aldığı çok geniş bir ekiple birlikte geldik. Düzenlediğimiz etkinlikle Bursa’nın savunma sanayimize daha fazla katkı sağlayabilmesini amaçlıyoruz” diye konuştu.

  • Gıda israfının küresel maliyeti 2,6 trilyon dolar

    TEMA Vakfı, açlıkla mücadele edilebilmesi için tarım alanlarının ve meraların amaç dışı kullanımının önlenmesi gerektiğine dikkat çekti. Türkiye’deki mera arazilerinin yüzde 11’inin Erzurum sınırlarında bulunduğunu anımsatan TEMA Vakfı Erzurum İl Temsilcisi Işıl Bedirhanoğlu, alınması gereken önlemleri sıraladı.

    Birleşmiş Milletler (BM) Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) bu yıl Dünya Gıda Günü temasını “Eylemlerimiz, geleceğimiz. 2030’a kadar tüm dünyada #SıfırAçlık hedefine ulaşmak mümkün” olarak belirledi. FAO’nun açlık ile ilgili verilerine değinen TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, “Verilere bakıldığında 2014-2017 yılları arasında dünyada aç insanların sayısının giderek arttığı görülüyor. 2017 yılında ise yaklaşık 821 milyon kişinin açlık içinde yaşadığı tespit edildi. Diğer bir deyişle her dokuz kişiden biri açlık çekiyor ve bu insanların yüzde 60’ı kadınlardan oluşuyor. Gıda hakkı yaşam hakkı olduğundan açlığın önlenmesi ve her bireyin yeterli ve sağlıklı gıdaya fiziksel ve ekonomik olarak erişebilir kılınması tüm insanlığın ortak sorumluluğudur” dedi.

    Gıda israfının küresel maliyeti 2,6 trilyon dolar

    Artan nüfus ile birlikte gıda ihtiyacının da arttığına değinen TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, gıdamızın yüzde 95’ini temin ettiğimiz toprak varlığının tehlike altına girdiğini ifade etti. 1998-2013 yılları arasında dünyadaki tarım alanlarının %20’sinin, mera alanlarının ise yaklaşık %25’inin bozuluma uğradığını belirten Deniz Ataç, “Erozyon, tuzlanma, kirlilik, yanlış tarımsal uygulamalar, verimli tarım topraklarının ve mera alanlarının tarım dışı amaçlara tahsisi toprak bozulumunun önde gelen nedenlerini oluşturuyor. Üstelik iklim değişikliğiyle ilişkili yüksek sıcaklıklar, kuraklık artışları, fırtınalar, taşkınlar gibi hava hallerinde görülen artışlar da tarımsal üretimi olumsuz olarak etkiliyor. Üretilen gıdanın üçte biri israf oluyor, çöpe gidiyor. Gıda israfının küresel maliyeti, çevresel ve sosyal maliyetler de hesaba katıldığında yılda 2,6 trilyon dolara yakın bir düzeye ulaşıyor. Bugün dünyada yaşanan savaşların ve göçlerin arkasında gıdaya erişim ve dolayısıyla açlık sorununun yer aldığı biliniyor. Bu nedenle dünyada barışı sağlamanın yolu toprağın sunduğu bereketi sürdürülebilir kılmaktan geçiyor” şeklinde konuştu.

    Tarım arazileri ve meralar hızla kaybediliyor

    Dünya bir yandan açlığın önüne geçmeye çalışırken diğer yandan amaç dışı tahsislerle tarım alanları ve meralarda azalma oluyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre tarım arazilerinin kapladığı alan Türkiye’de 1992 yılında toplam 27,6 milyon hektar iken, 2017 yılında 23,4 milyon hektara geriledi. 25 yılda yaklaşık 4 milyon hektar yani yaklaşık Konya ili büyüklüğünde tarım arazisi kaybedildi. Bu da tarım alanlarının yüzde 15 küçülmesi anlamına geliyor. 1920’lerin başında arazilerimizin yüzde 56’sını oluşturan meraların oranı bugün yüzde 19’a geriledi ve mevcut meralarımızın yüzde 70’inde bitki örtüsü zayıf ve verimsiz hale geldi. Öte yandan Türkiye’de 2023 yılına kadar 6 milyon nüfus artışı olacağı tahmin ediliyor. Sadece tahıl üretimi bile dikkate alındığında, artan nüfusun ihtiyacını karşılamak için tarımsal üretimimizin de artması gerekecektir. Verimlilik artışı sağlamadan sadece 1 milyon ton tahıl için yaklaşık 400 bin hektar (yaklaşık 535 bin futbol sahası büyüklüğünde) tarım alanına daha ihtiyaç duyulacağı düşünüldüğünde, tarım alanlarımızdaki kayıpların ne kadar kritik olduğu görülüyor.

    Alınabilecek önlemler var

    İhtiyaçlar dikkate alındığında, tarım arazilerinin amaç dışı kullanımının önlenmesi gerekliliği ön plana çıkıyor. Bu kapsamda 5403 Sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’nun öngördüğü şekilde Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Planları’nın hazırlanması gerekiyor. Tarımsal potansiyeli yüksek olduğu için büyük ova ilan edilen alanların tarım dışı amaçlara tahsis edilmesi önlenmelidir. Toprağın sürdürülebilir yönetimi, toprak koruma ve erozyonla mücadele tedbirleri acilen desteklenmelidir. Tarım alanları gibi meraların da amaç dışı kullanımına son verilmelidir. Hayvancılığın geliştirilmesi, biyolojik çeşitliliğin ve toprağın korunmasına hizmet edecek şekilde “sürdürülebilir mera yönetimi” hayata geçirilmelidir. Ayrıca tarımsal üretimin sürdürülebilirliği için alınacak önlemlerle üreticinin kazancı iyileştirilmeli, kırsal göçün önüne geçmeyi sağlayacak kırsal kalkınma politikaları benimsenmelidir. Tarladan tüketime tüm zincirde gıda israfını önlemek için çalışmalar gerçekleştirilmelidir.

    Erzurum’daki durum ne?

    TEMA Vakfı Erzurum İl Temsilcisi Işıl Bedirhanoğlu da Türkiye’deki mera arazilerinin yüzde 11’inin kent sınırlarında yer aldığını anımsattı. Yoğun ve uzun süren kış şartları nedeniyle Erzurum’da tarımsal ürün alımının tek dönemden ibaret olduğunu belirten Bedirhanoğlu, alınan ürünün hayvan beslemesi için yetersiz olduğundan meralardaki baskının arttığını dile getirdi. Bedirhanoğlu şunları söyledi. “Hayvanların meraya çıkışları her ne kadar kontrol edilse de çiftçilerimiz mecbur kaldıkları için hayvanları zamansız ve olması gerekenden daha uzun sürede merada tutmaktadırlar. Yanlış kullanılan meralar mera vasfını yitirmesiyle farklı amaçla kullanıma açılıyor. Tüm bu olumsuz koşullar altında ilimizde Toprak Koruma Kurulu üzerine düşeni yapmakta ve tarım arazilerinin amaç dışı kullanımına mümkün olduğunca izin vermemektedir. Mera Kurulu vasıf değişikliği konusunda hassas ancak vakfımız ve tarım konusunda faaliyet gösteren diğer kamu kurumları ve STK’ların meralar konusunda meralarımızı korumak için projeler üretmesi ve uygulaması gerekliliğinde olduğu kanısındayım. Yapabilirsek ki kamu kurumu olarak birinci derecede sorumlu Tarım İl Müdürlüğünün yapmış olduğu mera ıslah projelerinin sayısını artırma konusunda elimizi taşın altına koymalıyız. Topraklarımıza yaptığımız hizmet geleceğimize yaptığımız en kıymetli hizmettir. Dünya açlık mücadelesine girmeden biz yüz yıl sonrası için tedbirimizi almakla sorumluyuz” diye konuştu.

  • Merkezi yönetim brüt borç stoku 1 trilyon 9 milyar lira oldu

    Merkezi yönetim brüt borç stoku 31 Temmuz 2018 tarihi itibarıyla 1 trilyon 9 milyar TL olarak gerçekleşti.

    Hazine ve Maliye Bakanlığı, Merkezi Yönetim Brüt Borç ve Hazine Alacak Verileri’ni açıkladı. Buna göre, merkezi yönetim brüt borç stoku 31 Temmuz 2018 tarihi itibarıyla 1 trilyon 9 milyar TL olarak gerçekleşti. Borç stokunun 571,3 milyar TL tutarındaki kısmı Türk Lirası cinsi, 438,3 milyar TL tutarındaki kısmı döviz cinsi borçlardan oluştu.

    Hazine alacak stoku ise 31 Temmuz 2018 tarihi itibarıyla 18,3 milyar TL olarak gerçekleşti. Hazine alacak stoku içerisinde en yüksek pay 11,6 milyar TL ile Mahalli İdareler’e ait oldu. 2018 yılı Temmuz ayı sonu itibarıyla Hazine alacaklarından toplam 1,1 milyar TL tahsilat gerçekleştirildi.