Etiket: Trendleri

  • Aksu’dan geleceğin seyahat trendleri

    Gelecek Bilimci Halil Aksu, Enuygun.com’un seyahat blog yazarlarıyla geleceğin seyahat trendlerini konuşmak için bir araya geldiği toplantıda “Eskiden at sırtında seyahat ediyorduk, gelecekte drone benzeri insansız hava araçlarına bineceğiz” dedi.

    Türkiye’nin en büyük uçak bileti sitelerinden Enuygun.com, seyahat blog yazarlarıyla geleceğin seyahat trendlerini konuşmak için bir araya geldi. Toplantıda Gelecek Bilimci Halil Aksu da konuşmacı olarak yer aldı. Aksu, “Eskiden at sırtında seyahat ediyorduk, gelecekte drone benzeri insansız hava araçlarına (İHA) bineceğiz. Özel gözlüklerimizi takarak nasıl bir tatil istediğimizi hayal edip, oralara doğru sanal bir yolculuk yapabileceğiz” dedi.

    “Yapay zekayla yolculuk”

    Kişisel hava araçlarının çeşitlendiğini ve yaygınlaşacağını ancak alışkanlıklar, yükseklik korkusu, kaza riski, sigorta ve kanuni düzenlemeler gibi konuların bu araçların kitlesel olarak kullanılmasının önünde engel teşkil edeceğini vurgulayan Aksu, yapay zekanın ise tatil deneyimimizi değiştireceğini, geliştireceğini belirtti. Aksu, sözlerine şu şekilde devam etti: “Akıllı telefonlar ve benzeri teknolojik ürünlerle, dilini bilmediğiniz bir ülkede çok rahat anlaşabilecek, paramızı hemen bozdurabilecek, sesli bir komutla konaklama ya da ulaşım tercihlerimizi belirleyebileceğiz. Akıllı rehber uygulamaları bize çok daha kişiselleştirilmiş bir deneyim sunacak. Sanal Gerçeklik yerimizden kıpırdamadan Barselona’da ya da Aya Sofya’nın içinde gezinme imkanı sunacakken, Karıştırılmış Gerçeklik (Mixed Reality) fiziksel gezilerimizde yanımızdan ayırmayacağımız rehberlerimiz olacak. Gitmek istediğimiz ülke hakkında tüm bilgiler istediğimiz anda gözümüzün önüne gelecek. Er ya da geç canlı, cansız her şey internete bağlanacak ve bu durum seyahatlerimizi de kökten değiştirecek”.

    “Seyahatte mobil kullanım hızla artıyor”

    Yılda 3 milyondan fazla uçak bileti satan Enuygun.com’un CEO’su Çağlar Erol ise gelişen teknolojinin seyahat alışkanlıklarını da değiştirdiğine değindi. Türkiye’nin online alışverişte en fazla seyahat satın alınan ülkeler arasına yükseldiğini belirten Erol, “Enuygun.com’da da uçak biletlerinin yüzde 60’ı mobil cihazlar üzerinden alınıyor. Bu yüzden online seyahat pazarındaki trendleri yakından takip ederek müşterimize daha iyi bir deneyim sunmak için 70 yeni proje üzerinde çalışıyoruz. Mobil öncelikli bakış açışı ile uçak bileti satın alımını çok kolaylaştırdık, müşterilerimiz ister mobilden ister masaüstü bilgisayar ya da tabletten uçak biletini birkaç adımda ve dakikalar içinde güvenle alabilirler” diye konuştu.

  • Dünya Otomotiv Konferansı’nda geleceğin trendleri konuşuldu

    Bu yıl üçüncüsü düzenlenen Dünya Otomotiv Konferansı, İstanbul’da sektörün ileri gelenlerini bir araya getirdi. Otomotiv sektörünün nabzını tutan aynı zamanda teknolojik gelişmelerin de ele alındığı konferansta; Endüstri 4.0’dan, geleceğin otomobillerine, otomotiv sektöründeki iş gücünden elektrikli araçlara kadar çok sayıda gündem maddesi görüşüldü

    Londra merkezli Worldwide Partnerships’in organize ettiği ‘Dünya Otomotiv Konferansı’ bu yıl üçüncü kez İstanbul’da kapılarını açtı. Çok sayıda üst katılımcı ve konuşmacıya ev sahipliği yapan konferansta otomotiv sektöründeki gelişmeler, yenilikler ve trendler masaya yatırıldı.

    İki gün süren konferansın açılış konuşmasını Türk Standardları Enstitüsü Başkanı Sebahattin Korkmaz yaptı. Türkiye’nin otomotiv sektörüne olan yatırımlarından söz eden Korkmaz, otomotiv ana ve yan sanayinin tüm test ve belgelendirme ihtiyaçlarını karşılayacak ve yerli marka geliştirilmesine alt yapı sağlayacak Otomotiv Test Merkezi projesini yakın bir tarihte hayata geçireceklerini ifade etti.

    Otomotiv sektörünün yakından takip ettiği Dünya Otomotiv Konferansı’nda ele alınan başlıklardan biri de çağın yeni endüstriyel vizyonu Endüstri 4.0’dı. Özellikle Avrupa’nın ağırlık verdiği Endüstri 4.0, insan gücüne oranla daha az maliyetli olmasıyla ön plana çıkıyor. Otomotiv sektörünün duayen ismi Ford Motor’un emekli üst düzey yetkilisi John Fleming; ‘Başta Uzakdoğu ülkelerinde, insan gücünün yerini Endüstri 4.0’a bırakmasıyla iş gücü Doğu’dan Batı’ya doğru yön değiştirecek. Türkiye, otomotiv sektöründe Endüstri 4.0’a ağırlık vererek bölgede bu alanda bir devrim yapacağının sinyallerini veriyor’’ dedi.

    Akıllı otomobiller 15 yıla kadar İstanbul’da

    Konferansın konuşmacıları arasında yer alan ve Silikon Vadisi’nden gelen Panasonic Strateji Direktörü Hakan Köstepen; Türkiye’de bu tarz uluslararası çapta konferanslar düzenlenmesinin otomotiv sektörüne katma değer sağladığını dile getirdi. Türkiye’deki akıllı şirketlerin büyümesinden ve yaygınlaşmasından mutlu olduğunu ifade eden Köstepen; “Ülkemiz enerji, güvenlik ve akıllı sistemler açısından önemli gelişmeler kaydediyor. Bu gelişmeler ışığında 15 yıla kadar akıllı otomobillerin İstanbul’da olabileceğini söyleyebilirim” diye konuştu.

    Assan Hanil Otomotiv’in Genel Müdür’ü Okan Gedik, konferansta teknolojideki trendlerin, otomobiller üzerinde çok belirleyici bir rol oynadığını anlattı. Akıllı sistemlerin otomotiv sektöründe önemli gelişmelerin olduğundan bahseden Okan Gedik sözlerine şöyle devam etti; “Önümüzdeki dönemde akıllı koltuk sistemleri dediğimiz, kişiyi tanıyan, kalp ritmi, vücut ısısı algılayan, sesle veya dokunmatik aktivasyon sistemleri devreye girecek. Biyometrik sensör uygulaması ile insan vücudundaki duyuları algılayan sensörler, sürücünün yorgunluk, uyku, kalp ritmi vb. hallerinde uyarı vererek güvenli sürüşe katkıda bulunacak” dedi.

    Ford Otosan, Opel, Google, Tofaş Fiat, MAN, Oracle, Bosch, Türk Telekom, Ericsson, Birleşmiş Milletler, McKinsey & Company gibi çok sayıda yerli ve yabancı firmanın yer aldığı konferansta konuşmacılar sunumlarını tamamladı. İkinci gün ise; Türkiye’de ve dünyada akıllı ulaşım sistemi , mobilite ve elektrikli araçlar hakkındaki gelişmelerin yanı sıra, altyapı çalışmalarının ve teknoloji sektörünün de değerlendirildiği konferans workshoplarla son buldu.

  • Geleceğin tasarım trendleri İnegöl’de konuşuldu

    Bursa’nın İnegöl ilçesinde, MODEF Fuarcılık tarafından düzenlenen ve ünlü tasarımcı Emmanuel Ruffo’nun konuşmacı olarak katıldığı “Geleceğin Tasarım Trendleri” konulu seminer büyük ilgi gördü.

    İnegöl Mobilya Sanayicileri Derneği (İMOS) toplantı salonundaki seminere Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Endüstriyel Tasarım Bölümü öğrencileri, tasarımcılar ile mobilyacılar katıldı. Seminerin açış konuşmasını yapan MODEF Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Uğurdağ, “Türkiye’de mobilya tasarımının fikir lideri olan İnegöl, tasarım kültürünü akademik seviyeye çıkarmak durumunda. Bununla alakalı biz Atölye İnegöl’ü kurmuştuk. Tasarım fikrinin daha geniş tabana yayılması için fuar zamanı bu tür faaliyetler yapmayı planladık. Meşhur tasarımcı Emmanuel Ruffo bizi kırmadı ve İtalya’dan geldi. Bugün burada bizimle tecrübelerini paylaşacak. Biz İnegöl’de tasarımı bugüne kadar belki ilham alarak yaptık, ama artık Türk mobilyası ve İnegöl mobilyası kimliğini oluşturmak istiyoruz. Bir marka haline getirmek istiyoruz. Tasarım çizgisiyle İnegöl mobilyasını farklı bir yere oturtmak istiyoruz. Bunun içinde çalışmalarımız devam edecek” dedi.

    ‘Tasarım nedir?’, ‘Mobilya da yeni tasarım çizgisi nasıl?’, ‘Avrupa’da yeni trendler nedir?’ konularında bilgiler veren Milano Domus Akademi Ürün Tasarımı Programı Başkanı Emmanuel Ruffo, “Hangi alanda çalışmaya karar verirseniz verin, mobilya veya mimarı olsun, bir şeyi satmak istiyorsanız, çok karmaşık olmaması gerekiyor. Mesela bilgi günümüzde çok karmaşık. Facebook gibi sosyal iletişim araçları, son derece karmaşık bilgiyi kullanıcıya son derece sade ve kullanımı kolay bir şekilde sunuyor. Günümüz dünyasında da aslında aynı şekilde tasarımcı olarak bunu yapmanız gerekiyor. Dünyadaki bilgiyi bu şekilde aktarabilmeniz gerekiyor” diye konuştu.

  • Ayakkabıda Sonbahar/Kış trendleri görücüye çıktı

    Manisa’da ilki şubat ayında gerçekleştirilen Manisa Ayakkabı ve Moda Fuarı (MAYFU)’nın ikincisi açıldı. Sonbahar/Kış trendlerinin görücüye çıktığı ve 7 Ağustos’a kadar açık kalacak olan fuarda ayakkabıcılık sektörünün yaşadığı sıkıntılar dile getirildi. Fuarda en büyük ilgiyi ise 1923 yılında yapılan 78 numara bir erkek ayakkabısı modeli ve 1949 yılında gelinlerin giydiği ve adına ‘Perşembe’ denilen tarihi ayakkabı çekti.

    Manisa’da bu yıl ilk kez şubat ayında düzenlenen Manisa Ayakkabı ve Moda Fuarı (MAYFU)’nın ikincisi düzenlenen törenle Manisa Büyükşehir Belediyesi Fuar Merkezinde açıldı. Manisa Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde, Manisa Ayakkabıcılar Odası ve Türkiye Umum Ayakkabıcılar Federasyonu işbirliğinde SNS Fuarcılık tarafından organize edilen fuara Manisa Valisi Mustafa Hakan Güvençer, Manisa İl Emniyet Müdürü Fevzi Bilgiç, Manisa Büyükşehir Belediye Meclisi MHP Grup Başkan Vekili Mehmet Güzgülü, Manisa Büyükşehir Belediyesi Genel sekreter Yardımcısı Fuat Uzun, Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanı Nursel Ustamehmetoğlu, İnsan Kaynakları Dairesi Başkanı Muzaffer Şaşmaz, Başkan Danışmanı Yaşar Coşkun, Yunusemre Belediye Başkan Yardımcısı Şule Uygur, Şehzadeler Belediyesi Başkan Yardımcısı İsmail Önal, Manisa Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Hasan Geriter, Manisa Ayakkabıcılar Odası Başkanı Mehmet Narin ve çok sayıda davetli katıldı.

    “Darbe girişimine karşı inadına üretim”

    Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan açılış töreninde konuşan Manisa Ayakkabıcılar Odası Başkanı Mehmet Narin, fuarın düzenlenmesine öncülük ettikleri için Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Cengiz Ergün’e teşekkür etti. Narin, “4 Şubat’ta yaptığımız fuar daha canlıydı, daha farklıydı. Şuanda biraz üzgünüz bunun nedeni biliyorsunuz 15 Temmuz akşamı Fetullahçı Terör Örgütü dediğimiz vatan hainleri bizleri derinden vurmuştur. Esnaf ve sanatkarlar olarak bunun ceremesini biz çekiyoruz. Yılmayacağız, inadına üretim diyoruz. İnadına üretiyoruz, inadına kendimizi yeniliyoruz.” dedi.

    Manisa’da üretilen hiçbir ayakkabıda kesinlikle kanserojen madde kullanılmadığına dikkat çeken Narin, “Kanserojen madde taşımayan çok kaliteli ayakkabılar üretiyoruz. Bunu da Türkiye çapında, dünya çapında tanımak gerekiyor. Manisa’mızda yapılan ayakkabımızı Türkiye ve dünyaya tanıtmak istiyoruz.” diye konuştu.

    “Üretimin durmaması için fason üretime katlanıyoruz”

    Manisa’da ayakkabıcılığın Osmanlı döneminde başladığını ve zamanında Türkiye’nin merdane diye tabir edilen erkek ayakkabı üretiminde ilk sırasında yer aldığını belirten Manisa Büyükşehir Belediye Meclisi MHP Grup Başkan Vekili Mehmet Güzgülü ise gerileme sürecinin ardından Manisa’nın şimdi de zenne olarak tabir edilen kadın ayakkabı üretimiyle Türkiye’nin en önemli illerinden biri olduğunu belirtti. Güzgülü fuarda 2-3 farklı kategoriye konulabilecek firmalar olduğunu belirterek, “Bunlardan biri kendileri marka olan firmalar. Onlar Türkiye çağında kendi adıyla markadır. Bunların yanında bir de AVM’lerden lüks yerlerden başka markalar adına alıp giydiğiniz ayakkabılar var ki bu ayakkabıların çoğu da kendi adına olmasa da Manisa’da üretilmektedir. Biz buna maalesef fason üretim diyoruz. Şuanda üretimin durmaması için buna katlanmak zorundayız. Dünyanın her yerinde marka olamayan firmalar önce fason üretimden büyürler diyelim. Bir de kendi çapında küçük, Pazar arayan firmalar var.” diye konuştu.

    “Çırak yetişmiyor”

    Sektörün en önemli sorunlarından birinin de çırak yetişmemesi olduğuna dikkat çeken Güzgülü, “Maalesef ayakkabı ve tekstil başta olmak üzere Türkiye’nin büyük sorunlarından biri eğitim sorunu. Eğitim sistemimizde 10-15 yıldır değişik uygulamalar yapılırken bir şeyi unuttuk. Artık çırak yetiştiremiyoruz. Yani ayakkabıcılıkta ne kadar gelişirsek gelişelim bizim ayakkabıcının bir ömrü var, tekstilcinin de öyle. 5-10 sene sonra ayakkabıcılık bir yerde tıkanacak.” diyerek bu konuya bir çözüm bulunması gerektiğini dile getirdi.

    “Ayakkabı Manisa’da üretildiyse kalitelidir”

    Manisa Valisi Mustafa Hakan Güvençer ise fuarın önemine değinerek şunları söyledi:

    “Manisa’mızda bir üretim kültürü, bir kalite güvencesi varsa ben diyorum ki Manisa’da üretilen diğer sınai ürünleri kadar Manisa’da üretilen ayakkabı da kalitelidir, değerlidir. Ayakkabının Manisa’da üretilmiş olması bile tek başına belli bir kalitenin işareti ve güvencesidir. Bunu önemsemek durumundayız. Sermayemizi ve emeğimizi bir araya getirerek üretme gayretlerimizde epeyce bir mesafe aldık. Bütün sektörlerde, bütün çıktılarda temel problemimiz markalaşma, pazarlama ve yeni deyimle inovasyon denilen yeni ürünler üretebilme. İcabında sektörlerde borsalar oluşturabilme. Bu anlamda atmamız gereken çok önemli adımlar elbette var ama bunun farkındayız. Bu farkındalık içerisinde her birimiz bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Bu fuar organizasyonları da bu farkındalığın ve bu farkındalığın çerçevesinde yapılması gerekenlerden bir tanesi. Bu anlamda da önemli.”

    Konuşmaların ardından Manisa Büyükşehir Belediyesi Konservatuarı halk oyunları ekibi de kısa bir gösteri yaptı. Katılımcılar, gösterinin ardından kesilen kurdele ile kapılarını bu sene ikinci kez açan MAYFU’yu gezerek firmalardan bilgi aldı.

    Tarih kokan ayakkabılar

    Bu arada Manisa Ayakkabıcılar Odasının standında bulunan ve 1923 yılında model olarak üretilen 78 numara bir erkek ayakkabısı ile 1949 yılında gelinleri giydiği ve adına ‘Perşembe’ denilen gelin ayakkabısı katılımcıların büyük ilgisini çekti. Körüklü çizmenin de sergilendiği fuarda artık Manisa’da körüklü çizme üreten bir ustanın kalmadığı bildirildi.

    7 Ağustos tarihine kadar Manisa Fuar merkezinde açık kalacak olan Manisa Ayakkabı Moda Fuarı (MAYFU) her gün 10.00-19.00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek.

  • Gençlerin 2016 Seyahat Trendleri Açıklandı

    Seyahat Analisti Şengül Durucu, yeni nesil gençlerin 2016’nın seyahat trendlerini açıkladı.

    Türkiye’nin önemli uçak bileti sitesi enuygun.com’un Seyahat Analisti Şengül Durucu, yeni neslin seyahat alışkanlıklarını ve destinasyondan konaklamaya, yapılan harcamadan iletişim kanallarına 2016’nın seyahat trendlerini açıkladı. Bugünün insanı için en değerli şey ’zaman’ olduğunu belirten Şengül Durucu, “Hal böyle olunca yeni nesil seyahatseverler de yalnızca fotoğraf çekip hayran hayran etrafına bakan ’pasif turist’lerden olmak istemiyor. Hepsi yeni kültürler keşfetmenin, farklı insanlarla tanışıp konuşmanın, ara sokaklara girip sıradışı çarpışmalar ve karşılaşmalar yaşamanın, dünyayı dolaşırken öğrenmenin, kısacası ’gezgin’leşmenin peşinde” dedi.

    Özellikle sosyologların X ve Y olarak tanımladığı genç, kariyer sahibi ve ekonomik özgürlüğe sahip yeni kuşağın, aklının çelinmesi zor olduğunu söyleyen Durucu, “Yetinmeyi sevmeyen, aklına estiğini yapan bir karakter sergiliyorlar. Bu da onları yeni yerler aramaya, denemeye, akla hayale gelmeyen şeyler yapmaya itiyor. Yeni nesil seyahatseverler dünyanın en ücra köşelerinde bilmedikleri hikayeleri keşfetmek, yeni hikayelerin kahramanı olmak istiyor. Zenginliğin cepteki para değil, yeni şeyler deneyimlemek olduğunun farkındalar. Onları Sierra Leone’de maden işçileriyle sohbet ederken veya Guatemala’da tarım işçilerini fotoğraflarken görebilirsiniz” ifadelerini kullandı.

    “SAĞLIKLI SEYAHAT REVAÇTA”

    Tüm gün havuzbaşında yatmak ve snack bar’ın önünde turlamak çok gerilerde kaldığının altını çizen Seyahat Analisti Şengül Durucu, bugünün mottosunun ’beden, ruh ve zihin sağlığı’ olduğunu açıkladı. İnsanların artık bunun bir lüks olmadığının, tam tersi sağlıklarını korumak için seyahat etmeleri gerektiğinin farkında olduklarını belirten Durucu, şöyle devam etti: “Öyle ki Avrupa ve Amerika’da kimi şirketler, bütçesi uygun olmadığı için seyahate çıkamayan çalışanlarını, masraflarını karşılayıp tatile gönderiyor. Bazı şirketler işe alacağı çalışanın önceki şirketinden ayrıldığı zamana bakıyor ve eğer arada tatil yapmamışsa ’dinlen ve öyle başla’ diyor. Ayrıca zamanın çok kıymetli olduğu günümüzde insanlar seyahat dönemlerini; sigarayı bırakmak, forma girmek ve detoks (özellikle teknoloji detoksu), yoga-meditasyon gibi ruhu ve bedeni sağaltan yöntemlerle şifa bulmak için kullanıyorlar. Yoğun iş ve şehir yaşamında kaybettikleri sağlıklarını; güzellik/bakım kürleri, masaj, aromaterapi, fitness, yoga ve pilates içeren, doğaya ve kendine dönüş kamplarında tekrar kazanmayı amaçlıyorlar. Son yıllarda sağlık turizmi oldukça revaçta. ’Hem seyahat hem sağlık’ trendi ise önümüzdeki yıllarda daha da çok önem kazanacağa benziyor.

    Yaşadığımız dünyanın gitgide yok olduğununun ve artık üretimden tatile, yaptığımız her şeye özen göstermemiz gerektiğinin hemen hepimiz farkındayız. Dünyanın dört bir yanını dolaşan, doğal hayata tanıklık edip yeryüzünü nasıl bir yer haline getirdiğimize şahitlik eden gezginler, bu konuda daha duyarlı ve bilinçli. Bu da tüm dünyada seyahat de dahil, yavaş ve ekolojik olan her şeye büyük bir ilgi duyulmasını sağlıyor. ’Slow travel’, ’slow city’, ’slow food’ ve ’eco travel’ tutkunları dünyanın dört bir yanında çığ gibi büyüyor”.

    “INTO THE WILD”

    Seyahat Analisti Şengül Durucu, tıpkı Sean Penn’in yönetmenliğini, Eddie Vedder’ın müziklerini yaptığı modern dünya eleştirisi ’Into the Wild’ filminde olduğu gibi yeni nesil seyahatseverler doğaya ve giderek de daha el değmemiş, keşfedilmemiş destinasyonlara gitmeyi tercih ettiğini belirterek, “Modern dünyanın ve şehrin yapay, kurgu yüklü dünyasından uzaklaşıp doğal yaşamı yeniden hatırlamak, hayvanların ve bitkilerin vahşi dünyasını keşfetmek isteyen gençler aradıklarını, Afrika kabile yaşamında veya fil, zürafa, aslan, su aygırı ve timsah gibi bölgeye özgü canlıları gözlemleyebilecekleri safarilerde buluyor. Bu doğrultuda Kenya, Botswana ve Tanzanya’nın yükselişi bu yıl da devam edecek gibi gözüküyor. Namibya muhteşem doğasıyla, Darwin’in adası olarak bilinen Madagaskar, dünyanın başka bir yerinde görülemeyecek endemik fauna ve florasıyla ön plana çıkıyor. Etiyopya ve Papua Yeni Gine’de ise seyyahların gözdesi, kabile ziyaretleri.

    Bu da nasıl oluyor dediğinizi duyar gibiyiz ama özellikle son yıllarda gezginler bu mantıkla hareket ediyor. Görmek, deneyimlemek istedikleri bir yer, ruh-beden sağlıklarına iyi geleceğini düşündükleri bir program için gerçekten iyi rakamlar ödüyor ama en asgarisi de olur dedikleri standart yemek-konaklama-ulaşım üçlüsünde pazarlık gurusu haline gelebiliyorlar. Cebinde parası olsa dahi akıllı harcama yapan, artırdığı rakamlarla yeni yerler görebileceğinin farkında olan, bu nedenle ince eleyip sık dokuyan bu gezgin tipi daha fazla harcamaya hazır. Yeter ki gerçekten daha sağlıklı ve mutlu olacağına inansın” ifadelerini kullandı.

    Bir yere seyahat kararı verirken mimarisi, doğası, yemekleri, eğlence hayatı ve elbette 21’inci yüzyılın anahtar kriteri ’hesaplı oluşu’ çok önemli olduğunu bildiren Durucu, “Ancak araştırmalar bunun dışında bir şeyi daha çok önemsediğimizi ortaya koyuyor. Dünyadaki gezginlerin yarıya yakını gideceği yeri belirlerken halkının nasıl olduğuna da bakıyor. Yerel halkın yaşantısı, bugüne taşıdığı yaşam kültürü, dünyaya bakış açısı, seyahat kararında oldukça etkili. Eğer o bölgenin insanı ve kültürü ilgilerini çekiyorsa gidiyorlar. Ayrıca seyahat edilen yerdeki küçük topluluklara, niş kültürlere, farklı etnik ve inanç gruplarına duyulan ilgi gün geçtikçe artıyor. Örneğin New York’a üç saat uzaklıktakı Amish Köyü veya Avustralya yerlileri Aborjinlerin köyleri her yıl yüzlerce gezginin rotasında yer alıyor. Beş yıldızlı konaklama devrinin çoktan kapandığını hepimiz biliyoruz. Her adımda özel yaklaşımlar arayan bilinçli gezginler, konaklama konusunda da farklı alternatifler geliştirmiş durumda. Özellikle globalizmin kucağına doğmuş X ve Y kuşağı tüm dünyayı evi gibi görme eğiliminde. Pansiyon, otel, hostel; kendilerini evlerinde gibi hissettikleri her yerde konaklıyorlar. Hatta son dönemde Airbnb, FlipKey, HomeAway, Roomorama gibi ev veya oda kiralama gibi uygulamalar ve Couchsurfing gibi paraya değil referansa/puanlamaya dayalı sistemler sayesinde gittikleri noktalarda yerli halkın evinde kalıyorlar. Bu yaklaşım gezginlere, tasarrufun yanı sıra gittiği yerin kültürüne daha yakından tanıklık etme, yabancılık çekmeme gibi artılar da sağlıyor” diye konuştu.

    İNTERNETTEN VAZGEÇEMİYORUZ

    Tüm gezginlerin konaklamalarda belki de ilk baktığı şey internet olduğunu belirten Seyahat Analisti Şengül Durucu, dünya çapında yapılan araştırmalara göre, gezginlerin yüzde 46’sının bu hizmeti sunmayan bir yerde konaklamak istemediğini açıklayarak sözlerini şöyle tamamladı: “Kablosuz bağlantı ve klima seyahatseverlerin olmazsa olmaz listesinin başında geliyor. Konaklama türünde ise eğilim genelde oda+kahvaltı yönünde. Pek çok kişi, sabah kalkıp uykulu uykulu bilmediği bir destinasyonda kahvaltı mekanı aramaktansa otelinde kahvaltı yapmayı tercih ediyor. 2016 başından bu yana arama motorlarından en çok New York ve Bangkok şehirlerini arattık. Bu şehirleri sırasıyla Amsterdam, Paris ve Roma ve Berlin izliyor. Uzak destinasyonlar bu yıl oldukça popüler. Küba ve Japonya bu listenin başında geliyor. Geçen yılın 1’incisi Moskova ise bu yıl 9’uncu sırada. Yurtiçinde ise en çok İstanbul, Antalya, İzmir, Ankara ve Adana’ya uçak bileti aradık”.

    Seyahat Analisti Şengül Durucu, 2016 seyahat trendlerini şöyle sıraladı:

    Turist değil gezgin olmak

    Sıradışı rotalar ve deneyimler

    Sağlık odaklı seyahatler

    Yavaş ve çevreci rotalar

    Vahşi yaşam tanıklıkları

    Bilinçli ve akıllıca harcama

    Yerel kültür ve inanışları izleme

    Konaklamada ev konsepti

    Uzak destinasyonlara yolculuk