Etiket: Trend:

  • Arslantaş: “Vox10 markası trend oldu”

    Arslantaş: “Vox10 markası trend oldu”

    Sosyal Medya Uzmanı Haluk Arslantaş Konu hakkında bilgiler verdi.

    Haluk Arslantaş, “Ürünlerin bu denli beğenilmesinin en büyük sebebi özgür ve özgün bir tasarıma sahip olması. Kitlelerin ilgisini keşfettikten sonra bunu ürünlerimize entegre etmeye karar verdik. İlk başarılı adımımızda bu oldu ve ardı sıra yeni fikirleri beraberinde getirdi. Yüzlerce mood tasarımı hazırladık ve kitlelerin sweatshirt ve tshirtlerin tasarımına dahil olmasını sağladık. Yani bir tshirt alırken diledikleri kadar mood alıp ürünleri kendilerine göre dizayn edebiliyorlar. Hâl böyle olunca da yakaladığımız başarı agresif bir şekilde günden güne hızla artıyor” dedi.

    Ünlü isimlerinde Vox10 markasını severek tercih ettiğini ifade eden Arslantaş, “Aslında buda markamızın hızlı yükselişini perçinleyen bir diğer kırılma noktası oldu. Bizleri bu konuda mutlu eden hedeflediğimiz kitleyi doğrudan elde edebilmemiz oldu. Çünkü genelde influencer’lar ile işbirliği yapılır ve bir kitle elde edilir. Bizde ise tam tersi oldu. Önce hızlı ve organik bir şekilde kitlemizi elde ettik ve daha sonrasında Influencer’ların taleplerini kazandık” açıklamalarında bulundu.

  • Mist Jewels Trend takı anlayışına yeni bir soluk getiriyor

    Mist Jewels Trend takı anlayışına yeni bir soluk getiriyor

    Ürünlerinin kalitesinden söz ettiren bir aile şirketi olan Simoro markası, pırlanta ve altın üretiminde son derece iyi ve kaliteli işler çıkarıyor. Simoro ailesi, yüksek hacimli üretim yapıp yurtdışına toptan ihracat yaparak kendini geliştirmeye devam etmekle birlikte, son zamanlarda gündemde olan trend ürünlerle kendini gösteren Mist Jewels markası ile yurt içi pazarında online-perakende sektörüne girerek başarılara imza atmaya devam etmektedir.

    Lisans eğitimini İşletme bölümü üzerine tamamlayan okulları bittikten sonra kariyer rotalarını aile şirketlerinde çizmeye karar veren Canalp Karışık ve Endüstri Mühendisi Gizem Karışık kardeşler, yurt dışı ihracatında kalmayıp, yurt içi pazarına da açılmayı hedeflerine eklediler.

    Kalitesinden ödün vermeyen şirket için kendilerini geliştirmeye baş koyan Gizem -Canalp Karışık kardeşler tüketiciye yüksek kaliteli gümüş ürünlerle hizmet vererek gelecekte tamamen altın kaplama ve pırlanta ile devam etmek için çalışmalarını sürdürüyorlar. Bunun dışında konsept bir mağaza açmak gibi yeni fikirlerle donanımlı olan Karışık kardeşler, hedefleri ise sürekli kendilerini daha da geliştirmek.

  • “Lovemark marketing trend pazarlama modeli oldu”

    Webtures CEO’su Kaan Gülten tüketicilerin yoğun mesaj bombardımanına tutulduğu çok kanallı iletişim dünyasında bir markanın fark edilmek ve arzu uyandırmak için hedef kitle ile duygusal bir ilişki kurması noktasında lovermark marketing kavramının önemli bir konumda olduğunun altını çizdi.

    Tüketicilerin markalara duyduğu duygusal bağlılığı ifade eden Lovermark Marketing, son zamanların en popüler ve etkili pazarlama trendleri arasında yer alıyor.

    Webtures CEO’su Kaan Gülten, tüketicilerin yoğun mesaj bombardımanına tutulduğu çok kanallı iletişim dünyasında bir markanın fark edilmek ve arzu uyandırmak için hedef kitle ile duygusal bir ilişki kurması noktasında lovermark marketing kavramının önemli olduğunu vurguladı.

    “Markaların hedef kitle ile sadık bir bağ kurabilmesinde duygulara yatırım yapmaları günümüzde büyük önem taşıyor” diyen Gülten, “Hedef kitleyi duygulara göre gruplandırmak, onlarla en iyi bağı kurmak adına önemli bir husus. Her platformun kullanım amacı ve motivasyonu farklı olduğu için platformun amacına uygun, zamana ve motivasyona yönelik bir kurgu gerekiyor. Markalar, deneyimlemiş bir müşterinin duygusunun en büyük değerlerin daha da üstünde olacağını unutmamalı. Fiyat için mi tercih edilmek yoksa marka sadakati için mi? Sosyal medyadaki bir görseli beğenmeyi, yorum yapmayı, paylaşmayı sağlayan duyguların bir temeli var. Tüketicilerin bazen fiyatı önemsemeden satın alma eyleminde bulunmalarında markayı kendileriyle özdeşleştirmelerinin bir nedeni var. Markaların en yüksek bütçeli reklamları bile tüketicileri cezbetmeyebiliyor. Tüm bu kararlarda Lovemark Marketing etkin rol oynuyor. Tüketicilerin yüzde 45’i güven duyduğu, yüzde 25’i ise en iyi fiyatı veren kanaldan ürününü alıyor” diye konuştu.

    “Markalar lovemark marketing yatırımlarına ağırlık vermeli”

    Kaan Gülten, markaların son trend lover marketing anlayışına ağırlık vermeleri gerektiğinin söyleyerek, “Ölçümlenemeyecek her yatırımın vizyon işi olduğu bilinen bir gerçek Bir reklam kampanyasının tıklanma oranı, görüntülenme oranı, satışa dönüşme oranı ve dönüşüm başı maliyeti ölçülebilse de pazarlamadaki görselin, kullanılan dilin, renklerin ve iletişim şeklinin karşı tarafa verdiği güven duygusu, keyif hissi, oluşturduğu cazibeyi ve bıraktığı hayranlığı ölçmek mümkün olmuyor. Markalar ölçümlenebilecek yatırımların yanında asıl büyümeyi ölçümlenemeyecek olana, yani duygu ve hislere yatırım yaparak yakalamaları önem kazanıyor. Bundan dolayı ölçümlenemeyecek her yatırımın vizyon işi olduğunu unutmamak gerekiyor. İnsanlar markaların onlara ne söylediğinden çok onlara ne hissettirdiklerini hatırlıyor. Müşterilerin ürünlerini pazarlayacağı bir süreci inşa etmenin tek yolu olan Lovemark Marketing duygulara odaklandığı için daha başarılı sonuçlar almayı sağlıyor. Yapay zeka veriye odaklanırken, lovermark marketing ise duygulara odaklanıyor. Yapay zeka kavramı son yıllarda her alanda olduğu gibi dijitalde de yıkıcı bir etkiyle hayatımıza girmeye başladığı bilinen bir gerçek. Geçmişteki birçok veriden yola çıkarak geleceğe yönelik bir öngörüde bulunuyor. Tamamen sayısal ve istatistiki bir yol izlese de duygular, rakamlar gibi net ölçülemiyor. Bazen bir duygusal değişimin etkisi yıllar sonra ortaya çıkabiliyor. Bu sebeple lovemark marketing yapay zekanın dijital pazarlamadaki dönüşümde etkisini gösteremediği belki de tek alan olarak kalacak. Bundan dolayı markaların lovermark marketing yatırımlarını hızlandırması ve tüketiciler ile arasındaki duygusal bağları güçlendirmesi satışları ve karlılığı artıracağı gibi markaya olan sadakatin pekişmesinde de önemli rol oynayacak” ifadelerini kullandı.

  • Gen haritası çıkarmak zayıflamada yeni trend oldu

    Zayıflamak için diyet uygulayan birçok kişi için yeni trendin genetik testler olduğunu belirten Diyetisyen Gizem Şimşek Aktaş, “Gen analizlerine göre yaptığınız diyetlerle normal diyetlere göre 2,5 kat daha fazla başarı sağlıyorsunuz. Hem sağlıklı bir şekilde genlerinizin yönlendirdiği şekilde kilo veriyorsunuz hem de kilonuzu daha uzun vadede koruyabiliyorsunuz” dedi.

    Çoğu kişinin genel sorunu olan kilo verme problemi için, birçok diyet programları uygulanıyor. Ancak sağlıklı zayıflama ve kilo vermek için insanların DNA’sı ve genlerine göre beslenmenin daha yararlı ve etkili olduğu söyleniyor. Genlerin beslenmeyi doğrudan etkilediğini belirten Özel Egesante Tıp Merkezi Doktorlarından Diyetisyen Gizem Şimşek Aktaş, “Genlerimiz beslenmemizi etkiliyor. Dünya üzerinde yaşayan her bireyin parmak izi farklıdır. Bunun sebebi eşsiz DNA’mızdan kaynaklıdır. DNA’larımız vücut şeklimizi, boyumuzu, göz ve saç şeklimizi etkileyen kodlara sahiptir. Şimdi biz diyetisyenler için daha önemli bir nokta keşfedildi; beslenme ile genetiğin birbiriyle ilişkisi. Diyetimizi belirlerken artık genlerimize bakabiliyoruz. Hep kişiye özel beslenmeden bahsediyoruz. Herkesin vücut tipine, yaşına, boyuna uygun diyetler hazırlamaya çalışıyoruz. Ama aslında kişiye özel beslenme genlerimizde saklı çünkü hepimizin diyetlere verdiği reaksiyonlar farklı. Mesela aynı vücut şekline, aynı kiloya ve aynı yaşam şartlarına sahip iki insana aynı diyeti uyguluyoruz ama farklı sonuçlar alıyoruz. Ya da bazı insanlar diyet yaparken çok spor yapması gerekirken, bazıları hiç spor yapmasa da ideal kiloya ulaşabiliyorlar. İşte bunun sebebi üstü kapalı biçimde metabolizma farklılığı ama daha derinlere indiğimizde bunun sebebi genlerimizde saklı” dedi.

    “Ağızdan alınan bir tükürük ile test yapılıyor”

    Genlerle ilgili testler yapılarak kişinin nasıl beslenmesi gerektiğinin ortaya konduğunu belirten Diyetisyen Gizem Şimşek Aktaş, “Ağızdan alınan bir tükürük yurt dışına analize gidiyor ve sizin gen haritanıza göre nasıl beslenmeniz gerektiği belirleniyor. Bunun sonucunda da sizin ve benim vücudumuzun farklı olarak ne istediğini görebiliyoruz. Örneğin sizin vücudunuzun karbonhidrat ihtiyacı ile benimkisi farklı. Siz yüzde 60 tüketerek zayıflayabiliyorken, ben yüzde 30 tüketerek zayıflayabiliyorum. Yine günde kaç dilim ekmek yerseniz kilo alırsınız, vücudunuzun ne kadar yağa ya da proteine ihtiyaç var, bunlar her bireyde farklı ve bunun analizini yapmış oluyoruz. Bu da sadece diyet döneminde değil genel anlamda kilonuzu korumanız ve sağlıklı beslenmeniz için bunlardan ne kadar yüzde ihtiyacı duyduğunuzu gösteren yüzde 99’a varan oranda doğru bir tablo” diye konuştu.

    Gen testiyle ihtiyacınız olan besinleri kişinin bileceğini ve sağlıklı beslenebileceğini ifade eden Aktaş, gen testlerini güvenle yaptırılabileceğini söyledi.

    “Ara öğün yapmak herkese aynı şekilde yaramayabilir”

    Herkese tavsiye edilen ’‘ara öğün’ konusuna da değinen Diyetisyen Aktaş, “Herkesin fikir ayrılığına düştüğü bir konu daha var; ara öğün yapmalı mı yapmamalı mıyım? Buna da aynı şekilde genleriniz cevap veriyor. Eğer sizin vücudunuz çok sık acıkan bir vücutsa yapmalısınız. Ama vücudunuz uzun süre açlığa dayanabilen bir vücutsa o zaman yapmasanız da idare edebilirsiniz. Özetle kişiden kişiye değişebilen çok farklı sonuçlar elde edebiliyoruz. Herkes spor yaparak zayıflamayabilir ya da herkesin yapması gereken egzersiz türü farklılık gösterebilir. Gen testleri bunlarla ilgili de hayatınız boyunca nasıl spor yapmanız gerektiğine dair net sonuçlar ortaya koyuyor” ifadelerini kullandı.

    “2,5 kat daha fazla başarı sağlıyorsunuz”

    Yapılan testler ile genlerimizin hangi besinleri sevip sevmediğini öğrenebildiğimizi vurgulayan Diyetisyen Aktaş, şunları söyledi:

    “Örneğin diyetisyenlerin sıklıkla önerdiği nar meyvesi inanılmaz sağlıklı, antioksidan açısından zengin bir meyvedir. Ancak bazı danışanlarımız da narın genlere iyi gelmediğini görüyoruz. Bu kişi için nar çok sağlıklı meyve olmaktan çıkabiliyor. Yine hurma, ki ara öğünler de çok önemli ama bazı kişilere yaramıyor, vücut yapılarına uygun olmayabiliyor. Bunun gibi bir sürü yiyeceğe karşı vücudun nasıl reaksiyon verdiği, yarayıp yaramadığı ortaya çıkmış oluyor. Yani artık sağlıklı besin kavramı biraz daha kişiselleşiyor. Vücudumuzun gün içinde gereksinim duyduğu vitamin ve mineraller vardır. Bu testlerle vücudumuzun ne kadar vitamin ve minerale ihtiyaç duyduğunu da görmüş oluyoruz. Bu vitamin ve mineraller de bizi hastalıklara karşı koruyor. Bu yüzden de aynı şeyleri tüketirken ben hasta oluyorum siz olmayabiliyorsunuz. Bunları net bir şekilde analiz edebiliyoruz. Hem genel sağlık hem de doğru beslenme için gen analizi günümüzde artık önemli bir kavram. Gen analizlerine göre yaptığınız diyetlerle normal diyetlere göre 2,5 kat daha fazla başarı sağlıyorsunuz. Hem sağlıklı bir şekilde genlerinizin siz, yönlendirdiği şekilde kilo veriyorsunuz hem de kilonuzu daha uzun vadede koruyabiliyorsunuz.”

  • Yeni trend ağrısız, acısız, iğnesiz saç ekimi teknolojisi

    Saç ekim merkezi koordinatörü Engin sönmez, saç ekiminde yeni trendin ağrısız, acısız, iğnesiz saç ekimi teknolojisi olduğunu söyledi.

    Hairestetik Turkey Saç Ekim Merkezi Koordinatörü Engin sönmez, “Saç ekiminde İğne korkusu bazı kişilerde bayılmaya bile yol açacak kadar etkili olan bir fobi türüdür. Yeni kullanılmaya başlanan anestezi cihazı, iğne kullanılmadan lokal anestezi işlemi yapılmasını mümkün kılmıştır.” dedi.

    Saç ekim merkezi koordinatörü Engin sönmez, şu bilgileri verdi:

    Yeni Anestezi Cihazı Nedir?

    Ağrısız Anestezi cihazı, saç ekimi operasyon esnasında kişinin herhangi bir ağrı duymaması için işlem yapılacak bölgenin lokal olarak uyuşturulması amacıyla kullanılmaktadır. Bu yöntemle; cihazın içine yerleştirilen lokal anestezik madde, iğneye ihtiyaç duyulmadan basınçlı bir püskürtme işlemiyle hızlı bir şekilde cildin altına verilmektedir.

    İğne fobisi olanlar bu yeni yöntem sayesinde iğne kullanılmadan saç ekimi işlemlerini gerçekleştirebilirler. Sadece iğne korkusu olanlar değil, saç ekimi işlemi yaptırmak isteyen herkes bu yeni yöntem sayesinde saç ekimi işlemini daha az ağrıyla konforlu bir hale getirebilir.Psikolojik açıdan hastaya sağladığı rahatlama hissinin yanı sıra teknik açıdan da etkisi yüksek. Bunlar arasında enfeksiyon ve ağrı oluşma riskinin en aza inmesini sağlamasıdır. Hasta iğnesiz saç ekimi prosedürü boyunca rahat bir şekilde film izleyebilir, kitap okuyabilir ya da müzik dinleyebilmektedir.