Etiket: Torununun

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan torununun mezuniyet heyecanını paylaştı

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan Okçular Vakfı’nda düzenlenen Palet İlkokulu Öğretim Yılı Mezuniyet Töreni’nde torunları Ömer Tayyip Erdoğan’a mezuniyet belgesini verdi.

    Okçular Vakfı’nda Palet İlkokulu 2016-2017 Öğretim Yılı Mezuniyet Töreni ve İftar programı düzenlendi. Düzenlenen programa Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan eşi Emine Erdoğan ve Türkiye Gençlik Vakfı(TÜGVA) Yüksek İstişare Kurulu üyesi Bilal Erdoğan’ın yanı sıra çok sayıda öğrenci, ailesi ve davetli katıldı. Program basına kapalı olarak gerçekleştirildi.

    Programda Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Eşi Emine Erdoğan, torunları Ömer Tayyip Erdoğan’a mezuniyet belgesini verip hatıra fotoğrafı çektirdiler.

  • “Torununun Dilinden Kösem Sultan” Konferansı

    Osmanlı Devleti’nin 34’üncü padişahı 2’nci Abdülhamit Han’ın 5’inci kuşak torunu Nilhan Osmanoğlu, Topkapı Sarayı için hak iddia ettikleri haberlerine ilişkin, “Sarayın bizim olduğu doğru değildir. Aileden böyle bir talep yoktur, bunlar iftiradır. Saraylar kişilerin değil, tüm milletindir” dedi.

    Şehitkamil Belediyesi tarafından düzenlenen “Torununun Dilinden Kösem Sultan” konulu konferansa katılan Osmanlı Devletinin 34’üncü padişahı 2’nci Abdülhamit Han’ın 5’inci kuşak torunu Nilhan Osmanoğlu, Osmanlı hanedanı ile ilgili merak edilen birçok soruya cevap verdi.

    “TOPKAPI SARAYI BİZİM DEĞİL MİLLETİNDİR”

    Haklarında çıkan Topkapı Sarayı’nda hak iddia etikleri yönündeki söylentilerin doğru olamadığını belirten Osmanoğlu, “Sarayın bizim olduğu doğru değildir. Son zamanlarda sarayı istiyorlar gibi söylemler çok çıkıyor böyle bir şey yoktur. Aileden böyle bir talep yoktur, bunlar iftiradır. Saray bizim malımız değildir. Şuan ki Cumhurbaşkanı sarayı gibi düşünün o gider başkası gelir, yani saraylar milletindir” şeklinde konuştu.

    “TOPKAPI SARAYINA TURİSTLERİN GİRMESİ BENİ RAHATSIZ EDİYOR”

    Saraya herkes gibi biletle girdiğini kaydeden Osmanoğlu, “Oraya girdiğim zaman gördüğüm, insanların sanki başka bir milletin tarihini geziyormuş gibi geziyor. Sadece rehberin anlattığı ile yetiniyorlar. Aslında bir rehbere ihtiyacı olmaması gerekiyor orayı gezen insanların. Sarayın her karesi bana hüzün veriyor. Ama orayı gezenler o ruhu kaybeden insanları görüyorum. Oraya turistlerin girmesi açıkçası beni çok rahatsız ediyor. Kutsal emanetlere girilirken turistlerin giyinişine dikkat edilmesi lazımdır” ifadelerini kullandı.

    “BİZİM KARDEŞ KATLİ DEDİĞİMİZ EVLATLARIN DEVLET İÇİN FEDA EDİLMESİDİR”

    Kardeş katlinin birçok sebebi olduğunu vurgulayan Osmanoğlu, “Fatih kanunnamesinde Fatih kardeş katlini uygun görmüştür. Bunun birçok sebebi vardır. Fatihten önce Beyazıt ve Cem Sultan arasında bir fetret dönemi yaşanmıştır. Orada birçok masum insan hayatını kaybetmiştir. Ondan önce taht kavgaları yüzünden devletin çöküşlerine tanıklık ediyoruz. Bundan dolayı aslında kardeş katli kelimesi bana yanlış geliyor. Gelecek için evlatların feda edilmesidir diye görüyorum. Çünkü devletin bekası demek İslam’ın bekasıdır. O yüzden Osmanlı oğullarının yaptığı en büyük fedakarlık kendi canlarından vermektir” ifadelerine yer verdi.

    “IV. MURAT KARDEŞİ KASIMI ÖLDÜRMEK ZORUNDA KALDI”

    Bağdat seferine çıkan IV. Murat’ın kardeşi Kasım’ı öldürmeye mecbur kaldığını vurgulayan Osmanoğlu, “Kanuni’den sonra sefere ilk çıkan ilk padişah IV. Murat’tı. IV. Murat sefere ordusuyla beraber gidiyor. Yalnız sefere çıkarken kardeşi Kasım’ı öldürmek zorunda kalıyor. Çünkü Kardeşi Kasım’ın öyle bir niyeti olmasa da, şehzadeleri tahta çıkarabilecek bir güç vardı. O yüzden gerisinde böyle kuvvetli bir şehzade bırakamayacağını düşünüyor ve onu öldürmek zorunda kalıyor. Yani Genç Osman’ı kim katlettiyse onlar Kasım’ı da tahta çıkartabilirler diye düşündü. Bağdat seferini zaferiyle dönen IV. Murat, ilk olarak Kasım’ın mezarına gidiyor. IV. Murat’ın çok fazla güldüğü ve ağladığı görülmemiştir sadece Kasım’ın mezarında gözyaşı döküyor. Ve sen Bağdat’tın ilk şehidisin diyor kardeşine” dedi.

    “ŞİMDİKİ DİZİLER TARİHİMİZİ KÖTÜLEMEK İÇİN BİLİNÇLİ YAPILIYOR”

    Dinleyicilerin tarihi anlatan dizilerdeki hikayeleri sorması üzerine Osmanoğlu, “Bu dizilerin tarihi olarak algılanmaması gerekiyor. Tarihi öğrenmek amacıyla bu diziler izlenmemelidir. Aslında bu tarihimizi kötülemek için bilinçli yapılmış prodüksiyonlardır. Bu yüzden bana kalırsa bu dizileri açıp izlemeyin bile” diye konuştu.

  • Zile Bastı Diye Torununun Kocasını Vurdu

    Osmaniye’nin Kadirli ilçesinde yalnız yaşayan 80 yaşındaki Halil K. “Hep evimin ziline basıp beni rahatsız ediyorlardı, onlardan biri zannettim” diyerek kendisine yemek getiren torununun kocası Mustafa Bahçıvan’ı (29) başından tüfekle vurarak ağır yaraladı.

    Edinilen bilgiye göre olay, Şehit Vedat Kocadallı Mahallesi 1327 Sokak’ta meydana geldi. Kendisine ait evde yalnız yaşayan işçi emeklisi 80 yaşındaki Halil K.’ye torunu Hatice Bahçıvan ve eşi Mustafa Bahçıvan ara ara yemek götürüyorlardı. Olay günü Mustafa Bahçıvan yaşlı adama yemek vermek için kapının zilini çaldı. Tüfekle kapıya çıkan Halil K. elindeki tüfeği ateşledi. Tüfekten çıkan saçmaların başına isabet etmesiyle Mustafa Bahçıvan kanlar içinde yerde kaldı. Damadının vurulmasına tanıklık eden Mehmet K. ise başından vurulan Mustafa Bahçıvan’ı arabasına bindirerek Kadirli Devlet Hastanesi’ne götürdü. Burada yapılan ilk müdahalenin ardından Mustafa Bahçıvan hayati tehlikesi olduğu için Osmaniye Devlet Hastanesi’ne sevk edildi. Olayda kullandığı tüfekle birlikte gözaltına alınan Halil K. ise emniyette verdiği ilk ifadesinde, torununun kocasını yanlışlıkla vurduğunu iddia ederek, “Birileri hep benim zilime basıyordu. Kapıya gidiyordum açıyordum kimse yok. Beni çok rahatsız ediyorlardı. Ben de tüfekle korkutmak istedim. Meğer torunummuş” dediği öğrenildi. Olay yerine gelen ilçe emniyet müdürü Mehmet Serkan Serdaroğlu olayla ilgili bilgi aldı. Soruşturma sürüyor.

  • Doğumunun 108. Yılını Torununun Torunuyla Kutladı

    Samsun’un Vezirköprü ilçesinde oturan Hacer Ayan (Hacer Ebe) 108. yaş gününü torununun torunuyla kutladı.

    İki oğlu ve bir kızı ile 90 torunu olan Hacer Ayan, eşi Murat Ayan’ı 40 yıl önce kaybettiğini, fotoğrafını yanından hiç ayırmadığını söyledi. Yörede ’Hacer Ebe’ olarak bilinen Hacer Ayan, “Sigarayı sevmem ve içmem. Eşimin sağlığında sigarasını hep ben yakardım. Onu hatırlamak için sigara yakar elimde tutarım. Ama içmem. Namazımı kılarım. Sarma sararım. İğne ile dikiş yaparım. Çok şükür ne iş verilse yaparım” dedi.

    Son derece kibar ve kültürlü bir insan edası ile konuşan Hacer Ebe, torununun torununu görmenin mutluluğunu yaşadığını vurguladı.

    108 YAŞINA GİRDİ

    Torunlarının kendisine sürpriz bir şekilde doğum günü pastası hazırladığını, hayatında ilk kez doğum gününün kutlandığını, nüfus cüzdanı çıkarıldığında yetişkin kız olduğunu belirten Hacer Ebe, çocuk yaşta beslediği mandaları isimleriyle söylerken, izlediği filmleri anlattı. Hacer nine, 108. yaş gününü çocukları ve torunlarıyla kutlarken “109. yaş günüme de beklerim” demeyi unutmadı.

    Hacer Ebe’nin oğlu Ahmet Ayan annesinin nüfus cüzdanının 18 yaşında çıktığını, yapılan kemik testinde geçen yıl 107 yaşında çıktığını söyledi. Torun Kemal Ayan (50) babaannesinin sürekli çalıştığını, temizliğe ve beslenmesine özen gösterdiğini söyledi.

    4 kuşak bir arada Hacer Ebe’nin doğum gününü kutlarken Hacer Ayan (108), oğlu Ahmet Ayan (73) Ahmet Ayan’ın oğlu Kemal Ayan (50), Kemal Ayan’ın oğlu Murat Ayan (36), Murat Ayan’ın oğlu Hüseyin Salih Ayan (9) beraber fotoğraf çektirmeyi de ihmal etmediler.

  • (Özel Haber) Paşa Torununun Mahkeme Zaferi

    Sadr-ı Esbak Melek Mehmed Paşa’nın 3. kuşak torunu 73 yaşındaki Nedim Mehmet Akdoğan, Vakıflar Genel Müdürlüğü ile dedesinin kurmuş olduğu Sadr-ı Esbak Vezir Melek Mehmed Paşa Vakfına açtığı ‘Galya Fazlası’ davasını kazandı.

    57 YIL SONRA GELEN ZAFER

    Paşa torunu Nedim Mehmet Akdoğan, babası Emin Sebahattin Akdoğan’ın dedesinin kurduğu vakfın gelirinden galya fazlasını alabilmek için 1950 yılında verdiği hukuk mücadelesini 57 yıl sonra kazandı. Akdoğan şimdi temyiz için Yargıtay’a giden kararın sonuçlanmasını bekliyor.

    BABASININ ARZUSUNU YERİNE GETİRMEK İÇİN

    Babasının Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından vakıf evladı olarak görüldüğünü ifade eden Nedim Mehmet Akdoğan, “Rahmetli babam 1950 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğüne bir dilekçe verir, dilekçeye verilen cevapta vakıf evladı olduğu ve şartlara uygun olduğu kabul edilir ancak annesi Cemile Akdoğan hayatta olduğu için galya fazlası verilemeyeceği beyan edilmiştir. 2005 yılında elime geçen evrakla babamın bu arzusunu yerine getirip tamamlamak üzere 2011 yılında vakfa dava açtım” dedi.

    “HAK TALEP ETTİĞİM PAŞALAR ORTADADIR”

    Akdoğan, “Babaannem Cemile Akdoğan’ın babası İstanbul temyiz ve İstinaf Müddeumimisi Mehmet Cemalettin Bey’in babası Mehmet Reşit Paşa’dır. Mehmet Reşit Paşa, Vezir melek Mehmet Paşa’nın torunudur. Dolayısı ile hak talep ettiğim paşalar ortadır. Bunun neresine itiraz etmektedirler hala anlamış değilim” diye konuştu.

    “AKDOĞAN AİLESİNİN SOYU KURUMAMIŞTIR”

    Sadr-ı Esbak Vezir Melek Mehmed Paşa Vakfının başına geçmesi gerektiğini belirten Akdoğan, “Vakıf 1947 yılında Babaannem Cemile Akdoğan’a yönetilmesi için veriliyor. Babaannemin ölümü 1957 yılına kadar da vakıf Akdoğan ailesine devrediliyor. Ancak vakfın yönetimi 1957 yılından 1981 yılına kadar muallakta kalıyor. Daha sonra da Siyavuşoğlu ailesine veriliyor. Halbuki Akdoğan ailesinin soyu kurumamıştır. Bu nedenle dava açtım ve davamda da haklıyım” şeklinde konuştu.