Etiket: Torunları

  • Abdülhamid Han’ın torunları ADÜ’ye konuk oldu

    Moderatörlüğünü Orhan Karaağaç’ın yaptığı, Abdülhamid Han’ın torunları Orhan Osmanoğlu ve Nilhan Osmanoğlu’nun konuşmacı olarak yer aldığı konferans gerçekleşti.

    Açılış konuşmasını yapan TÜGVA İl Temsilcisi Murat Gün yaşadığımız dönemde insan yetiştirmenin önemli olduğunu vurgulayarak yetiştirdiğimiz gençlerin dürüst, özgüvenli ve adaletli bireyler olmasının önemine işaret etti. Gün, bu noktada Abdülhamid Han’ı anlamanın her şeyi anlamaya yardımcı olacağını sözlerine ekledi.

    Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Halil Kırnak tarihimizi doğru bir şekilde idrak etmemizin önemine dikkat çektiği konuşmasında, tarihimizin gençler tarafından iyi öğrenilmesinin ülkemizin geleceği açısından değerli olduğunu söyledi.

    Orhan Osmanoğlu Aydın’da Adnan Menderes Üniversitesi öğrencileriyle bir arada olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirirken, dedesi Abdülhamid Han’ın ‘evrensel bir padişah’ olduğunu anlattı. Osmanoğlu, dedesinin ilime önem verdiğini, gelişime ve değişime ayak uydurmak için yurtdışındaki yapıyı ve işleyişi öğrenmeye çalıştığını belirtti ve “Abdülhamid Han, yurt dışında gördüğü yenilikleri Osmanlı’ya uyarlayarak birçok yeniliğe imza atmıştır.” dedi.

    Orhan Osmanoğlu’nun kızı Nilhan Osmanoğlu günümüzde gençlerin çok şanslı olduğunu belirterek, teknolojik gelişmeler sayesinde özgür bir düşünce ortamında daha geniş bir vizyonla hareket edebildiklerini söyledi. Osmanoğlu, geçmişimizi anlamaya çalışırken, tarihi ve kişileri yargılamamamız gerektiğini vurguladı.

    Konferans, Fatma Köşger, Öğr. Gör. Hatice Bircan ve Murat Gün’ün konuşmacılara teşekkür belgesi ve Üniversitemiz hediyelerini takdim etmesiyle sona erdi.

    Konferans sonrasında Aydın Valisi Yavuz Selim Köşger ve Rektör Prof. Dr. Cavit Bircan’la yemekte bir araya gelen konuklar samimi bir ortamda bir süre sohbet etti.

  • Halloum: “Biz değilsek torunlarımız, torunlarımız değilse onların torunları elbet bu zafere tanıklık edecekler”

    Konya Büyükşehir Belediyesi, Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) ve Kudüs Açık Üniversitesi ortaklığında düzenlenen Filistin Meselesi ve Türkiye Uluslararası Kongresi kapanış programıyla son buldu.

    Kapanış programında ilk konuşmayı NEÜ Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanı ve Kongre Düzenleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Murat Çemrek yaptı. Çemrek, Kongrenin yapılış sürecinde emeği geçen herkese teşekkür ederek böylesi önemli bir konunun NEÜ ev sahipliğinde gerçekleştirilmiş olmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

    Eski Filistin Büyükelçisi Rıbbi Halloum ise konuşmasında kongrede farklı oturumlarda başarılı sunumların yapıldığını, başta NEÜ olmak üzere kongreye destek veren herkese teşekkürlerini sundu. Konya’da 1980 yılında Filistin için düzenlenen yürüyüşü hiç unutmadığını kaydeden Halloum, Konya’nın bu anlamda kendisi için başka bir öneme sahip olduğunu hatırlattı. Arap rejimlerinin kendilerine sırt çevirdikleri dönemde, Filistin’in yanında yalnızca Türkiye’nin olduğunun altını çizen Halloum, “Filistin’e verilen bu desteklerden şunu anlıyorum ki biz zafer elde edeceğiz. Biz değilsek torunlarımız, torunlarımız değilse onların torunları elbet bu zafere tanıklık edecekler” ifadelerini kullandı.

    İslam İşbirliği Teşkilatı İslam Ülkeleri İstatistik, Ekonomik ve Sosyal Araştırma ve Eğitim Merkezi Genel Direktörü Musa Kulaklıkaya da konuşmasında Filistin halkının her uyandıkları gün bin bir çeşit insanlık dışı zulme uğradıklarını, Müslümanlar olarak aynı acıyı paylaşmak gerektiğini ifade etti. Kulaklıkaya, dünya üzerinde hiçbir işgalin bu kadar uzun sürmediğini hatırlatıp, Kudüs’ün en büyük barış ve hoşgörü şehri olduğunu sözlerine ekledi. Yazar Levent Baştürk ise 20 Arap 40 İslam ülkesinin İsrail karşısında aciz kaldığını söyleyerek bu durumdan üzüntü duyduğunu, tüm Müslüman ülkelerin Filistin meselesine karşı daha dik bir duruş sergilemesi gerektiğinin altını önemle çizdi.

    NEÜ Rektörü Prof. Dr. Muzaffer Şeker ise kongreye katkı sunan konuklara ve kongrenin hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkür ederek konuşmasına başladı. Birçok açıdan söylenecek çok söz olduğunu belirten Şeker, Filistin meselesinin daha özel başlıklar altında ele alınması gerektiğinin önemine değindi. Filistin davasının bir hak ile batıl mücadelesi olduğunu kaydeden Prof. Dr. Muzaffer Şeker, durdukları safın net olduğunu, bu duruşun gelecek nesillere aktarılmasının da son derece önem arz ettiğini sözlerine ekledi.

    Program hediye takdimleri ve toplu fotoğraf çekilmesi ile son buldu.

  • Çanakkale şehitlerinin torunları bir araya geldi

    1915 Kayseri Çanakkale Savaşı Şehit Yakınları Dernek Başkanı Rıza Yağar, yapılan toplantı ile şehit yakınları ile bir araya geldi.

    Dernek Başkanı Yağar, Çanakkale yakınlarını, şehit torunlarını burada buluşturmak ve bu ruhu unutmamak ve unutturmamak gayesi ile bir program yapmak için toplandıklarını söyledi.

    Yağar, “Bir yıldır faaliyet içerisindeyiz. Şuan için de Türkiye Cumhuriyeti Kültür Bakanlığı ile adanmışlık ruhu altında güzel bir proje hazırlamıştık. Bu Çanakkale yakınlarını, şehit torunlarını burada buluşturmak ve günün anlamına göre de unutmamak ve unutulmamak gayesi ile bir program yapmak için toplandık. 1915 Çanakkale Savaşında şehit olmuş, şehit torunları ile Kayseri’de sürekli bir oluşum ve buluşma içerisine gireceğiz. Zaman zaman Çanakkale’ye şehit dedelerimizin mezarları başına geziler düzenleyeceğiz. Bu anı ve bu güzel anları daima birlikte yaşamak için bir çalışma içerisine girdik” diye konuştu.

    Başkan Yağar, Çanakkale’nin unutulmaması gereken bir ruh olduğunu ifade ederek şunları söyledi:

    “Kayseri’de 771 kişi resmi kayıtlarda şehit olmuş dedelerimiz var. Bu kişi sayısı 1000 tane daha hazır var. Geçmişte olmuş var ama bunların da resmi kayıtlara geçmesi için çalışmalar yapılıyor. 771 kişiyi tek tek arayıp bulmak çok zor ama bizler bunlara ulaşmaya çalışacağız. 1915 Çanakkale Savaşında şehit olmuş ve şehit yakınları ile onların torunları ile birlikte birlik ve beraberlik içerisinde oluşum içerisine girmek ve onlarla daima bir araya gelmektir. Çanakkale unutulmaması gereken bir ruhtur. O ruhu her an hissetmek için yapıyoruz”

  • Çanakkale gazisinin torunları 15 Temmuz Şehitler Anıtı’nda nöbet tuttu

    Çanakkale’de gazisi Aptullah Gümüş’ün torunu Saffet Gümüş, yeğenleri Enes Polat ve Mehmet Ali Kurnaz ile birlikte Çan ile birlikte 15 Temmuz Şehitler Anıtı’nda nöbet tuttu. Vatandaşlar ilgiyle izlediği gazi torunlarıyla hatıra fotoğrafı çektirdi.

    İstiklal Savaşı’nın Çanakkale Cephesi’nde savaşan ve sol bacağına isabet eden üç kurşunla gazi olan Aptullah Gümüş’ün torunu Saffet Gümüş, yeğenleri Enes Polat ve Mehmet Ali Kurnaz ile birlikte 15 Temmuz Şehitler Anıtı’nda iki saat nöbet tuttu. Çanakkale Harbi’nde giyilen kıyafetleri giyerek Türk bayrağı ile nöbet tutan gazi torunları, anıtı ziyaret etmeye gelen vatandaşlar tarafından da yoğun ilgi gördü. Gazi torunlarını ilgiyle izleyen vatandaşlar, onlarla hatıra fotoğrafı çektirmeyi de ihmal etmedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Çanakkale ruhunun yaşandığını ifade eden açıklamasıyla bu karara vardıklarını ifade eden Gümüş, iki saatlik nöbetin ardından Fatiha okuyup dua ederek anıttan ayrılacaklarını ifade etti.

    “Bu topraklar kolay kazanılmadı”

    Türkiye topraklarının kolay kazanılmadığını ifade eden gazi torunu Gümüş, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Çanakkale ruhu ile ilgili açıklamalarından sonra burada nöbet tutmaya karar verdiklerini ifade ederek, “Ben İstiklal Savaşı gazisi Aptullah Gümüş’ün torunuyum. Dedem Çanakkale’de savaşmış ve sol bacağına yediği üç kurşunla yaralanmış. Bu topraklar kolay kazanılmadı. Çanakkale’dekiler olsun, Sarıkamış’takiler olsun, tüm şehitlerimizin ruhu şad olsun. Biz bugün onların anısına, gazi torunları olarak geldik, 15 Temmuz Şehitler Anıtı’nda nöbet tutup Fatiha’mızı okuduktan sonra gideceğiz. Dualarımızı da onlara göndereceğiz. Bu fikir geçen sene Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın Çanakkale ruhunu yaşadığımızı söylemesi üzerine aklıma geldi. Biz de o ruhla, Cumhurbaşkanımızın bize verdiği emirle çıktık buraya” dedi.

    “Beni en çok etkileyen anı, dedemin kuru bir ekmekle iki gün savaştığını anlatmasıydı”

    Gazi dedesini gördüğünü ve onunla çok kez sohbet ettiğini anlatan Gümüş, en çok etkilendiği anıyı da ayrıca belirterek, “Dedem vefat ettiğinde ben 17 yaşındaydım. Dedemi gördüm, dedemle sohbet ettim, dedem savaşı anlatırdı. Çanakkale Harbi’nde çektiği çileleri anlatırdı. Yokluğu anlatırdı, eski çarıkları ve eski elbiseleri anlatırdı. Mustafa Kemal Atatürk’ü ve silah arkadaşlarını anlatırdı ve anlatırken de duygulanırdı. Beni en çok en etkileyen anı, dedemin kuru bir ekmekle iki gün savaştığını anlatması olmuştu” diye konuştu.

    “Zikirmatikle saydım, 17 bin kişi bizimle fotoğraf çektirdi”

    Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiğini ifade eden Gümüş, anıtın açıldığı gün de burada olduklarını ve kendileriyle fotoğraf çektirenlerin sayısını zikirmatik ile tespit ettiğini söyleyerek, “Şu an insanlar Çanakkale ruhunu yaşıyor. Bizi görünce de akıllarına Çanakkale geliyor. Bizimle fotoğraf çektiriyorlar, duygulanıp ağlayanlar da çok oluyor. Çok farklı duygular yaşıyoruz. Cumartesi günü burada bizimle 17 bin kişi fotoğraf çektirdi. Özellikle saydım. Nasıl saydığımı soracak olursanız, zikirmatik yardımıyla yaptım bunu. Kaç kişi fotoğraf çektirdiyse, o kadar bastım cihaza. Toplamda 17 bin kişi oldu” dedi ve kendilerine gösterilen ilgiden memnun olduklarını ifade etti.

  • Koca Seyit’in torunları Çanakkale Türküsü’nü seslendirdiler

    Balıkesir’in Edremit ve Havran ilçelerinde yaşayan Anadolu Lisesi öğrencileri torunları olarak gördükleri Koca Seyit ve Çanakkale Kahramanları için Seyit Onbaşı’nın memleketinde Çanakkale Türküsünü seslendirdiler. Türkü özellikle sosyal medyada büyük beğeni aldı.

    Yaklaşık bir aylık bir çalışma yapan Edremit Anadolu Lisesinin öğrencileri yaşadıkları bölgenin insanı Çanakkale Kahramanı Koca Seyit ve şehitleri anmak için bir araya geldiler. Öğrenci ve öğretmenlerde oluşan grup Çanakkale Türküsü’nü Koca Seyit’in mezarının da bulunduğu Havran ve Edremit’te çektiler.

    Çekimlerde yer alan öğrenci Mehmet Ali Çoban “Gerçekten böyle bir çalışma içinde yer aldığım için çok gurur duydum. Çok mutlu oldum. Hepimiz çok iyi hazırlandık. Kendim ve okulum adına böyle bir etkinlik yaptığımız için gurur duyuyorum.”dedi.

    Kendilerinin Koca Seyit’in torunları oldukları ifade eden öğrenci Büşra Çetinkaya “Öncelikle çok mutlu oldu ve gurur duydum. Çok güzel bir iş yaptık. Şehitlerimizin duygularını, nasıl savaştığını, neler hissettiğini daha iyi kavradık. Gerçekten çok gurur verici idi” diye konuştu.

    Projenin yöneticilerinden Müzik Öğretmeni Mustafa Çakmak “Çanakkale Savaşlarını anlatan, gerçekten en önemli türkülerden birtanesi olduğunu düşündüğümüz Kastamonu yöresine ait bir türküyü seslendirdik. Öğrencilerimiz ile beraber yaşadığımız bölge itibariyle Çanakkale Kahramanı Havranlı Koca Seyit’in memleketinde yaşıyoruz. Böyle bir çalışma yapmayı çok uygun gördük öğrencilerimizle. Aslında beraber aldığımız bir karar. Öğrenci ve öğretmen arkadaşlarımız canla başla çalışarak güzel bir proje ortaya çıkardılar”şeklinde konuştu

    Proje kapsamında kendisi de türküye eşlik eden Edremit Anadolu Lisesi Müdürü Özgür Yenigökçe “Bizde farklı bir etkinlik yapmak adına öğretmen ve öğrenciler ile beraber Çanakkale Türküsü’nü hep beraber söyleyip Edremit’in ve Havran’ın tarihi mekanlarında çekelim istedik. Böylelikle öğrencilerimize tarih bilincini kazandırmak istedik. Hem de farklı bir etkinlik yapmayı planladık. Bu amaçla bu projeyi gerçekleştirdik.”dedi.