Etiket: Töreni

  • BÜ’de Devir Teslim Töreni

    YÖK Denetleme Kurulu üyeliği görevine atanan Bingöl Üniversitesi Rektörü Gıyasettin Baydaş, görevi Prof. Dr. Abdurrahman Gül’e devretti.

    Bingöl Üniversitesi Rektörü Gıyasettin Baydaş, 7 buçuk yıllık rektörlük görevinden sonra YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç’ın teklifiyle YÖK Denetleme Kurulu Üyeliğine seçildi. Rektörlük görevinden 15 Aralık 2015 tarihinde istifa eden Baydaş, YÖK tarafından vekâleten göreve getirilen Veteriner Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Abdurrahman Gül’e görevini devretmek üzere basın toplantısı düzenledi. Rektörlük makamında düzenlenen devir teslim töreninde konuşan Baydaş, görevi süresince ekibiyle birlikte güzel işlere imza attıklarını söyledi. Bingöl Üniversitesi’nin aynı dönemde açılan üniversitelere kıyasla ön planda olduğunu vurgulayan Baydaş, şunları söyledi:

    “Geçen hafta haberlere de yansıdığı gibi Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde Cumhurbaşkanımızın himayelerinde TÜBİTAK Teşvik Ödülleri verildi. TÜBİTAK Teşvik Ödülü, Anadolu Üniversitelerinde neredeyse yoktur. Örneğin uzun yıllardır bulunan Erzurum, Van, Diyarbakır, Elazığ gibi illerdeki üniversitelerde dahi bu ödülün şimdiye kadar alınmadığını görüyoruz. Sadece İnönü Üniversitesi bizimle aynı dönemde bu ödülü aldı. Bu ödüller 50 yılı aşkın bir süredir veriliyor. Bu ödüllerin genellikle ODTÜ, Hacettepe ve İstanbul’daki bazı üniversitelere verildiğini görüyoruz; ama ilk defa bir Anadolu Üniversitesi hatta yeni kurulan bir üniversite, TÜBİTAK Teşvik Ödülünü aldı. Bu tarihte olmayan bir şeydir. Biz sadece alt yapımızı tamamlamak için çalışmadık ya da öğrenci ve akademik personel sayımızı arttırmak için çalışmadık. Aynı zamanda bilimsel ve akademik olarak da birçok başarıya imza attık.”

  • Konya’da Şeb-i Arus Töreni

    Konya’da Şeb-i Arus törenine katılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İslam aleminin başına musallat olan örgütlerin Hz. Mevlana’nın en önemli temsilcilerinden biri olduğu sevgi medeniyetinin de düşmanı olduklarını vurgulayarak, “DAEŞ, Boko Haram, El Şebab, El Kaide gibi örgütlerin İslam’a ve Müslümanlara verdiği zararı, tarih boyunca pek az düşman gerçekleştirebilmiştir” dedi.

    Hz. Mevlana’nın 742. Vuslat Yıldönümü Uluslararası Anma Törenleri Şeb-i Arus programı başladı. Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından yaptırılan Konya Büyükşehir Belediyesi Spor ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen Şeb-i Arus programına Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Ahmet Davutoğlu, bakanlar, yabancı konuklar, Konya protokolü ve çok sayıda vatandaş katıldı. Programda bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mevlana Celaleddin Rumi’yi vefatının 742. yıl dönümünde rahmetle yad ederek ve bir Şeb-i Arus’a daha kavuşmayı nasip ettiği için Allah’a hamd ederek konuşmasına başladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Mevlana Hazretleri’nin Hak aşkı ve insan sevgisi öylesine derin, öylesine samimidir ki, aradan geçen 742 yıla rağmen milyonlarca insan onun eserleri vasıtasıyla kendi gönül dünyasında aynı yolculuğa çıkıyor” dedi.

    Bugün son ve ebedi vatanımız olarak sımsıkı sarıldığımız bu coğrafyaya gönülleri fethederek mührümüzün vurulmasında Mevlana Hazretleri’nin büyük emeğinin ve katkısının bulunduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Mevlana Hazretleri, aynı pınardan beslenen Yunus Emre’yle, Hacı Bayram Veli’yle, Hacı Bektaş Veli’yle ve diğer gönül sultanlarıyla birlikte Anadolu’yu adeta bir hamur gibi yoğurarak medeniyetimizin kalesi haline getirmiş, bu yolda hizmet etmiştir. Kendisinin, ‘Zor diyorsun, zor olacak ki imtihan olsun’ veciz ifadesinde işaret ettiği imtihanı başarıyla verdiğine inanıyorum. Bu vesileyle medeniyetimizin ve coğrafyamızın tüm gönül sultanlarını bir kez daha sevgiyle, tazimle anıyor, Allah hepsinden razı olsun diyorum” şeklinde konuştu.

    “MEVLANA AŞKLA, SEVGİYLE, DOSTLUKLA BİRLİKTE MÜCADELENİN VE ZORLUKLARIN SEMBOLÜDÜR”

    Hz. Mevlana’nın aşkla, sevgiyle, dostlukla, teslimiyetle birlikte mücadelenin, umudun, zorlukların üstüne gitmenin de sembolü olduğuna, onun tarih boyunca insan için en büyük korku olan ölümü bir ‘düğün gecesi’ olarak kabul ettiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletin bu anlayışla Anadolu’yu kendine yurt yaptığını söyledi. Bin yıldır bu toprakların vatanımız olarak kalmasını ölümü düğün gecesi olarak gören bu idrake borçlu olduğumuzu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün de ülkenin ve milletin karşı karşıya olduğu sıkıntılara karşı aynı inançla mücadele ettiklerini vurguladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Hak ve hakikat yolunda mücadele etmek, bu uğurda eza-cefa çekmek, gerekirse şehit düşmek, gazi olmak, bizim için şereflerin en büyüğüdür. Milletçe en mümeyyiz vasfımız olan gönlümüzün zenginliğinin ve yüreğimizin sağlamlığının gerisinde ecdadımızın mirası vardır.”

    Konuşmasında Hz. Mevlana’nın ‘Mum olmak kolay değildir, ışık saçmak için önce yanmak gerekir” sözüne atıfta bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz bugün bu mücadeleyi vereceğiz, bu sıkıntıları çekeceğiz ki, sonrasında kendimizle birlikte tüm kardeşlerimize, tüm insanlığa faydamız dokunabilsin” dedi.

    Hazreti Mevlana’yı anmanın her şeyden önce onu anlamak olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnanç dünyamızın diğer sembolleri gibi Mevlana Hazretleri konusunda da suretten sirete, sözden öze doğru bir yönelişe ihtiyacımız var. Kur’an-ı Kerim ve Hadis-i Şeriflerin Mevlana’nın gönül pınarından süzülen bir yorumu olan, kolay anlaşılması için yaşadığı dönemin günlük hayatından örneklerle bezenen eserleri, bizim için kıymetli birer hazinedir. Herkesin istifadesine açık bu hazineyi hep birlikte çok iyi değerlendirmeliyiz” açıklamasında bulundu.

    “METALAŞTIRDIĞIMIZ HER DEĞER BİZİM OLMAKTAN ÇIKAR”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hz. Mevlana’nın aşkının, cezbesinin, vecdinin bir tezahürü olan semanın ifade ettiği anlama uygun şekilde ve uygun yerlerde icra edilmesinin de önemine değinerek, “Unutmamalıyız ki metalaştırdığımız her değer bizim olmaktan çıkar. Mevlana Hazretlerini ve emanetlerini, onun muradına uygun şekilde muhafaza etmek, hepimizin en başta gelen vazifesidir” uyarısında bulundu.

    Bugün İslam aleminin başına musallat olan örgütlerin Mevlana’nın en önemli temsilcilerinden biri olduğu sevgi medeniyetinin düşmanları olduğuna vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “DAEŞ, Boko Haram, El Şebab, El Kaide gibi örgütlerin İslam’a ve Müslümanlara verdiği zararı, tarih boyunca pek az düşman gerçekleştirebilmiştir. Müslümanları Müslüman kisvesi altındaki canilerle terbiye etme projesi, maalesef İslam coğrafyasının her köşesinde işliyor, işletiliyor. Mevlana Hazretleri diyor ki, ‘Acı su da, tatlı su da birbirine benzeyebilir; aralarındaki farka dikkat et.’ Evet, bu suların görünüşleri aynı olabilir ama insan üzerindeki sonuçları çok farklıdır. Bu terör örgütleri İslam’a ait sembolleri kullanıyor olabilir; ama bu onların İslam’ın en büyük düşmanları olduğu gerçeğini değiştirmiyor” dedi.

    “İSLAM ALEMİYLE BİRLİKTE BU İMTİHANDAN BAŞARIYLA ÇIKACAĞIZ”

    Hz. Mevlana’nın dertleri ve sıkıntıları Allah’ın yardımı ve sevgisinin bir işareti olarak gördüğünü hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz de kendimizin ve tüm Müslümanların yaşadığı bu günleri, Rabbimizin bir imtihanı olarak görüyoruz. İnşallah, İslam alemiyle birlikte bu imtihandan başarıyla çıkacak, Allah’ın yardımına ve sevgisine mazhar olacağız. Mevlana Hazretleri gibi yoldaşımızın rengine, şekline değil, maksadına ve azmine bakarak mücadelemizi sürdüreceğiz. Umutsuzlukla iman bir arada olamaz. Bunun için Müslümanlar olarak umudumuzu asla kaybetmeyeceğiz. Birliğimiz, beraberliğimiz, uhuvvetimiz, kurtuluşumuz yolunda çalışacak, çabalayacak, sonra da tevekkül edeceğiz. Tebessümü dahi küfre ve cehalete atılmış bir ok olan biz Müslümanlara yakışan mücadele tarzı işte budur” diye konuştu.

    Konuşmasının sonunda Hz. Mevlana’yı Allah’a vuslatının 742’nci yıl dönümünde bir kez daha rahmetle yad eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını Şeb-i Arus programının düzenlenmesi ve icrasında emeği geçenleri kutlayarak tamamladı.

    “HZ. MEVLANA’NIN DEVA OLAN SESİNE HER ZAMANKİNDEN DAHA FAZLA İHTİYAÇ HİSSEDİYORUZ”

    Başbakan Ahmet Davutoğlu da, Şeb-i Arus töreninde yaptığı konuşmada şunları kaydetti:

    “Hz. Mevlana öyle bir zat ki şahsi hayati tecrübesiyle milletimizin irfan tarihinin adım adım bütün coğrafyalarını gezmiş, o coğrafyalardan feyz almış bir şahıs. Yine öyle bir zat ki bütün coğrafyalarımızın bugün dahi bağrını bastığı o gönül coğrafyamızın karamsarlık, huzursuzluk, baskı ve zulüm altında olduğu bir asırda bütün bu coğrafyalara ve o mekanın ötesine insanlığın kardeşliğini ve inancımızın derinliğini haykırmış, Haçlı seferlerinin ve Moğol zulmünün karşısında umutsuzluğa düşenlere umut kapısı olmuş, dergahının kapısını herkese açmış ve eşrefi mahlukat olan insanın şahsında Rabbimize olan kulluğunu ifa etmiş. Yine böyle bir dönemden geçiyoruz. Yine barbarca zulümler işleniyor. Yine otoriter rejimler halklarına baskı yapıyor, yine DEAŞ gibi İslam’la hiçbir şekilde irtibatlandırılmayacak terör örgütleri Müslümanlara ve insanlığa zulmediyor. O zaman Hz. Mevlana’nın muhabbet felsefesini, Hz. Mevlana’nın gönül sesini hepimizin bir kez daha duyması lazım. Bugün İslam dünyası büyük bir ıstırap içerisindeyken, aynen Hz. Mevlana’nın döneminde olduğu gibi İslam medeniyetinin büyük şehirleri tarumar edilip, yakılıp yıkılırken biz Şeb-i Arus’ta Hz. Mevlana’nın deva olan sesine her zamankinden daha fazla ihtiyaç hissediyoruz. Rabbimiz o sesten bizi uzak tutmasın. Yine bir varlık idraki anındayız. Vuslat herhangi bir kavram değildir. Şeb-i Arus herhangi bir anma töreninden ibaret değildir. Aslında vuslat bize varlığımızı, kimliğimizi, mevcudiyetimizi ve bütün bu sınırların ötesindeki ilahi buluşmaya hazırlığımızı hatırlatıyor. Hangi makam ve mevkide olursak olalım, hangi gücü kullanıyor olursak olalım nihayette hepimiz bir Şeb-i Arus yaşayacağız, vuslata ulaşacağız. Önemli olan o vuslata nasıl ulaştığımız. Kendisini çok kudretli zannedenlerin o vuslat anında ne kadar acziyete düştüklerine hep şahit olmuşuzdur. Allah o vuslat anında bizleri tam bir mahfiyet içerisinde bir düğün gecesi şenliğinde mütebessim bir halde kendine kavuşanlardan eylesin. Bugün hem ülkemiz için, hem İslam dünyası için, hem bütün insanlık için büyük sınavların, büyük sınamaların içinden geçtiğimiz bir gün. 1 Kasım akşamı Konya’da Hz. Mevlana’nın huzurunda verdiğimiz sözü bir kez daha hatırlatarak bütün milletime seslenmek istiyorum. Biz bu topraklara sadece sevgi tohumu ekmeye geldik. Konya’dan feyz almış, sadece Konya’da doğmuş değil, Konya’nın rahlei tedrisinden geçmiş bir talebesi olarak Konya’nın huzurunda Hz. Pirin huzurunda, büyük ve aziz milletimizin huzurunda, dünyanın her köşesindeki Müslümanların huzurunda, bütün insanlığın huzurunda ve en önemlisi, en anlamlısı da Rabbimin huzurundan söz veriyoruz ki Hz. Mevlana’nın sevgi felsefesini Konya’da, Türkiye’de, İslam dünyasında ve bütün bir alemde hakim kılmak için gece gündüz çalışacağız. Vuslat gecemizin, Şeb-i Arus’un hayırlı olmasını diliyorum.”

    Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek de yaptığı konuşmada, “742. vuslat yıl dönümü programlarımızın, insanlarımız için, ülkemiz için, tüm insanlık alemi için hayırlı olmasını diliyorum” dedi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Konya’da Şeb-i Arus programlarına hep katıldığını ifade eden Başkan Akyürek, “Belediye başkanlığınızdan, siyasi yasaklı olduğumuz günden bugüne, Başbakan olduğunuz tarihten itibaren her defasında Şeb-i Arus törenlerimize iştirak ettiniz Konya’mıza teşrif ettiniz. Şeb-i Arus törenleri ile birlikte aynı zamanda açılışını yaptığınız yüzlerce eserle birlikte Konya’mıza çok önemli katkılarda, hizmetlerde bulundunuz. Başbakanımız da, Brüksel’den Konya’mıza teşrif etti, bunun için teşekkür ediyoruz. 742. vuslat yıl dönümü törenlerindeyiz. Hz. Mevlana’nın vefatının yıl dönümündeyiz. Bu yıl da çok sayıda programa Konya’mız ev sahipliği yapıyor. Birçok etkinlikle 742. vuslat yıl dönümü törenlerini gerçekleştirdik. Şu anda da artık Şeb-i Arus’tayız. Hz. Mevlana İslam’ın aydınlık yüzüdür. Böyle bir zatı anma gününde Hz. Mevlana’nın neyi temsil ettiğinin farkına varmamızı diliyor, bu programların Hz. Mevlana’yı anlamamıza vesile olmasını Allah’tan niyaz ediyorum” dedi.

    Konuşmaların ardından Kültür ve Turizm Bakanlığı İstanbul Tarihi Türk Müziği Topluluğu eşliğinde Ahmet Özhan konser verdi. Program, Kültür ve Turizm Bakanlığı Konya Türk Tasavvuf Müziği Topluluğu’nun sema gösterisiyle devam ediyor.

  • Cumhurbaşkanlığı Kültür Ve Sanat Büyük Ödülleri Töreni

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Ülke ve millet olarak bizim için ne siyasi, ne ekonomik krizler yıkıcı bir tehdittir. Bizim için asıl tehlike coğrafyamızla ve milletimizle ilgili bu vizyonu kaybetmemizdir. Bizi biz yapan, diğer toplumlardan farklı kılan, yaşadığımız bunca badireye rağmen ayakta tutan gücü çok iyi anlamalı ve kavramalıyız. Kültür ve sanat alanı bu bakımdan çok önemlidir” dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen ’Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri’ töreninde konuştu. Erdoğan, “2015 yılı Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri için Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne, milletin evine hoşgeldiniz. Bugün kendilerine ödül tevdi edeceğimiz kültür, sanat ve ilim insanlarımızı, onlar adına ödül alacak yakınlarını tebrik ediyorum. Türkiye’nin kültür ve sanat hayatına, ilim dünyamıza yaptıkları katkılar için ülkem ve milletim adına kendilerine şükranlarımı sunuyorum. Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri’ni vereceğimiz kişileri herhangi bir yarışma yoluyla belirlemediğimizi özellikle ifade etmek istiyorum. Biz, burada bugüne kadar ortaya koydukları eserleriyle, emekleriyle, ürünleriyle başlı başına kıymet olan bu insanlara milletimiz ve devletimiz adına haklarını teslim ediyor, şükranlarımızı ifade ediyoruz. Ülkemizde her alanda gerçekten çok büyük değerler ve önemli kıymetler var. Her yıl bunlardan bir kısmına Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri çerçevesinde milletimiz, devletimiz adına takdirimizi, minnetimizi, sevgimizi göstermeye çalışıyoruz” diyerek Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri’ni alan isimleri hatırlattı.

    “Anadolu, insanlık tarihinin her bakımdan en münbit medeniyetlerine, devletlerine, toplumlarına ev sahipliği yapmış kadim bir coğrafyanın kalbidir” diyen Erdoğan, “Bu topraklar üzerinde yaşayan her toplumu maddi ve manevi zenginleştirmiş, ufkunu açmış, vizyonunu genişletmiştir. Aynı şekilde bizim milletimiz de gittiği her yerde, her bölgede doğru, güzel, faydalı gördüğü her şeyi hiçbir kompleks duymadan alan ama aynı zamanda oralara da bir şey veren, kazandıran bir toplumdur. Anadolu coğrafyasıyla milletimizin kaderinin birleştiği, bütünleştiği bin yıldır bu toprakların insanlığa kazandırdığı büyük değerlerin gerisinde böyle bir terkip vardır. Anadolu coğrafyasıyla milletimizin bir başka ortak noktası da yapılarında asla ümitsizliğin, yeisin, pes etmenin bulunmuyor olmasıdır. Ne diyor Yunus Emre, ’Her dem yeni doğarız, bizden kim usanası’. Yunus’un bu sözü coğrafyamızı ve milletimizi çok güzel anlatıyor. Aramızda Osmanlı tarihi, söz sanatları konusunda üstat olan hocalarımızın, büyüklerimizin bulunduğu bir yerde bunu söylemek bize düşmez ama nacizane şu görüşümü ifade etmeden geçemeyeceğim. Son iki yüzyılımızın bu milletin bitişinin, tükenişinin, teslimiyetinin beklenişiyle geçtiğiyle inanıyorum. Yaşadığımız onca badireye, yaptığımız onca hataya, maruz kaldığımız onca saldırıya rağmen hamdolsun böyle bir durum gerçekleşmedi ama aynı bekleyiş hala sürüyor” ifadelerini kullandı.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “2015 yılı da bitmek üzere, milletimiz yine dimdik ayakta. Yine, kendisiyle birlikte tüm kardeşlerinin, dostlarının ümidi olan vasfını devam ettiriyor. Dünya, özellikle İslam coğrafyası Türkiye’ye bakıyor. Dünyadaki güç dengelerinin, bilim, teknoloji, sanat alanlarını da kapsayacak şekilde Batı’ya kaydığı bir dönemde biz hala kendimiz olmayı, müktesebatımızı korumayı hamdolsun başardık. Yeterli mi, değil? Bunu artırmaya devam edeceğiz. Bu süreçte çok yara aldık, çok kayıplar verdik, çok mevzi kaybettik, buna rağmen bulunduğumuz yer çok önemlidir. Doğu ile Batı’nın temas noktaları içinde hala varlığını, özgürlüğünü, gücünü, iddiasını sürdüren tek coğrafya burasıdır, Anadolu’dur. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni tarihsel sürekliliğimiz içinde son devletimiz olarak görüyoruz. Bu bakımdan Cumhurbaşkanlığı forsundaki yıldızlara yüklediğimiz mana çok önemlidir. Aynı şekilde külliyemizde yapılan resmi törenlerde temsili olarak yer alan unsurlar çok önemlidir. Bunların hiçbiri de rastgele seçilmiş, öne çıkarılan semboller değildir. Bugün bizi hala ayakta tutan gücün gerisinde hala bu anlayış ve arka plan vardır. Ülke ve millet olarak bizim için ne siyasi, ne ekonomik krizler yıkıcı bir tehdittir. Bizim için asıl tehlike coğrafyamızla ve milletimiz ile ilgili bu vizyonu kaybetmemizdir. Bizi biz yapan, diğer toplumlardan farklı kılan, yaşadığımız bunca badireye rağmen ayakta tutan gücü çok iyi anlamalı ve kavramalıyız. Kültür ve sanat alanı bu bakımdan çok önemlidir. Milletlerin geçmişleriyle olan bağlarını sürdürmede, tarihi sürekliliği sağlamada da kültür ve sanat hayati bir role sahiptir.”

    ERDOĞAN’DAN ’YERLİ VE MİLLİ’ VURGUSU

    “Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri’nin gerisindeki en önemli kaygılardan, en önemli kriterlerden biri de budur” diyen Erdoğan, “Bugün burada ödüllerini tevdi edeceğimiz isimlerin her birine bu gözle bakıyor, çalışmalarını, eserlerini bu yaklaşımla anlamlı hale getiriyoruz. Bu isimlerin hepsinin de ortak özelliği şahsımın her zaman ifade ettiği, ’yerli ve milli’ diyerek ısrarla vurgulamaya çalıştığım çizginin kendi alanlarındaki mümeyyiz temsilcileri olmalarıdır. Kökleri bu toprakların derinlerine uzanan, mazisi bu milletin geçmişine giden, eserleri buram buram kendimiz, özümüz, mayamız kokan bu değerli kültür, sanat ve ilim insanlarımızı bir kez daha saygıyla selamlıyorum” şeklinde konuştu.

  • 361’inci Kısa Dönem Yükümlülerin “ANT İçme Töreni”

    İstanbul İl Jandarma Komutanlığında, temel askerlik eğitimlerini tamamlayan 361’inci kısa dönem yükümlülerin “Ant İçme Töreni” sıralı komutan ve asker aileleri ve yakınlarının katılımıyla gerçekleştirildi.

    İstanbul İl Jandarma Komutanlığınca, temel askerlik eğitimlerini tamamlayan 361’inci kısa dönem yükümlülerin “Ant İçme Töreni” 04 Aralık 2015 tarihinde Alemdağ Jandarma Komando Tabur Komutanlığı Kışlasında gerçekleştirildi. Ant içme törenine askeri ve mülki yetkililer ile Kısa dönem yükümlülerin aileleri katıldı. Törende birliğe ilk katılan er ile eğitim, atış ve sporda başarı gösteren kısa dönem yükümlülere ödülleri askeri ve mülki erkan tarafından takdim edildi.

    361’inci kısa dönem yükümlüler adına konuşmayı yapan J. Er Erkut Atasoy, asker olmanın heyecanını ve gururunu yaşadıklarını, aziz vatanın her karış toprağını kanları ile sulayan asil neslin torunları olarak aldıkları bu kutsal görevin bilincinde olduklarını, komutanları sayesinde askeri disiplin, intizam ve birlik ruhu içinde iyiliği ve güzelliği öğrendiklerini Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusunda şehit atalarımızın emanetine sahip çıkacaklarını ifade etti.

    Törende günün anlam ve önemine ilişkin konuşmayı yapan İstanbul İl Jandarma Komutanı J. Kur. Alb. Gürcan Sercan yaptı. Sercan, konuşmasında ailelere, kutsal vatan toprakları üzerinde, vatan hizmetini yerine getirmek amacıyla bu kutsal ocağa coşkuyla, heyecanla gelen evlatlarının karşılarında gururla onurla durduğunu, bir an olsun ayrı kalmalarına tahammül edemedikleri ancak kutsal görev için onur ve gururla bu ocağa gönderdikleri evlatlarının, sadece onların evlatları değil, aynı zamanda kendilerinin de evlatları olduğu vurgusunda bulundu.

    Ant İçme Törenine katılan aileler de, burada bulunmaktan dolayı son derece mutlu olduklarını, ant içen yakınları ile gurur duyduklarını ve duygularını ifade etmekte zorlandıklarını ifade ettiler.

  • Denizli Fotoğraf Yarışması’nın Ödül Töreni Yapıldı

    Denizli Büyükşehir Belediyesi’nin bu yıl ikincisini düzenlediği ‘Denizli Büyükşehir Belediyesi 2. Ulusal Fotoğraf Yarışması’nın ödül töreni ve sergisinin açılışı gerçekleştirildi.

    Denizli Büyükşehir Belediyesi ve Denizli Fotoğraf Sanatı Derneği (DEFSAD) işbirliğiyle bu yıl ikincisi düzenlenen ‘Denizli’de Yaşam’ konulu Denizli Büyükşehir Belediyesi 2. Ulusal Fotoğraf Yarışması’nın ödül töreni ve sergisinin açılışı gerçekleştirildi. Denizli Büyükşehir Belediyesi Turan Bahadır Sergi Salonu’nda düzenlenen törene, Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Zolan, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Mustafa Gökoğlan, DEFSAD Başkanı Mehmet Çakır, sanatseverler ve çok sayıda davetli katıldı.

    Yarışma ile Denizli’nin güzelliklerini kalıcı hale getirdiklerini vurgulayan Başkan Zolan, ” Denizli’nin bu güzelliklerinden birer kare geleceğimize aktarabilir miyiz? Denizlimizin görünmeyen değerlerini, farkına varamadığımız güzellikleri ortaya çıkarıp insanlarımıza, Türkiye’ye ve dünyaya sunabilir miyiz, düşüncesi ile böyle bir yarışma düzenlemek istedik” dedi.

    Başkan Zolan, “Kırsal, Kentsel ve Doğa olmak üzere 3 ayrı kategoride Denizlimizin fotoğrafları var. İnşallah bu güzellikleri kalıcı hale getireceğiz. Bundan sonraki süreçte de değişik temalarda fotoğraf yarışmaları düzenleyeceğiz. Yarışmaya emek veren ve katkı sağlayan başta DEFSAD olmak üzere davetimize icabet ederek dağ taş demeden fotoğraf çeken sanatçı kardeşlerimize, mesai arkadaşlarımıza çok teşekkür ediyorum. Geleceğe iz bırakıyoruz”

    Konuşmaların ardından ödül törenine geçildi. Dereceye girenlere ödülleri Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Zolan tarafından verildi. Daha sonra yarışmaya katılan eserlerin yer aldığı serginin açılışı Başkan Zolan ve beraberindekiler tarafından gerçekleştirildi.