Etiket: Töreni

  • Ydü Yakın Doğu Enstitüsü’nün Düzenlediği ’Güvenlik Akademisi’ Sertifika Eğitim Programının Açılış Töreni Gerçekleştirildi

    YDÜ Yakın Doğu Enstitüsü tarafından düzenlenen ’Güvenlik Akademisi’ sertifika eğitim programının açılış töreni gerçekleştirildi. Programın ilk dersini TBMM Eski Başkanı Cemil Çiçek verdi.

    Yakın Doğu Üniversitesi Yakın Doğu Enstitüsü tarafından düzenlenen ’Güvenlik Akademisi’ sertifika eğitim programının açılış töreni 5 Yakın Doğu Üniversitesi Büyük Kütüphane salon 4’te gerçekleştirildi.

    Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden yapılan açıklamaya göre, Türkiye Büyük Millet Meclisi Eski Başkanı ve Ankara Milletvekili Cemil Çiçek’in ’21.Yüzyılda Güvenlik’ konulu açılış dersini verdiği ve teşrifleri ile onurlandırdığı açılış törenine, KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Türkiye Cumhuriyeti Lefkoşa Büyükelçisi Derya Kanbay, Milli Eğitim Bakanı Kemal Dürüst, UBP Milletvekili Ersin Tatar, Sivil Savunma Teşkilat Başkanı, Kurum ve Kuruluşların yöneticileri, Sivil Toplum Örgütlerinin temsilcileri, YDÜ Kurucu Rektörü Dr. Suat İ.Günsel, Girne Üniversitesi Rektörü, Rektör Yardımcıları, Dekanlar,Öğrt. Üyeleri, öğrenciler, katılımcılar ve basın mensupları katıldı.

    PROF. HASSAN: “GÜVENLİK AKADEMİSİ ULUSLARARASININ ÖTESİNDE DÜNYASAL MESELELERLE, HUKUKSAL MESELELERİN BİRLEŞİMİNİ ÖNE ALAN BİR YAKLAŞIMLA, DÜNÜ, BUGÜNÜ VE YARININI BİR ARAYA GETİRİYOR”

    ’Güvenlik Akademisi’ eğitim programının açılış konuşmasını YDÜ Rektörü Prof. Dr. Ümit Hassan gerçekleştirdi. Prof. Hassan, “Bugünün en önemli ve güzel hadisesi Güvenlik Akademisi eğitim programının açılış dersini TBMM eski Başkanı Cemil Çiçek’in verecek olmasıdır” dedi.

    Prof. Dr. Ümit Hassan, Güvenlik Akademisi’nin 12 haftalık uygulamasında  teorik ve pratik yöntemlerle dünya ve bölgesel meselelerin ele alınacağını  BM, Güvenlik Konseyi ve AB gibi uluslararası kuruluş ve yapıların irdeleneceğini kaydetti.

    Prof. Hassan, “Güvenlik Akademimizin Güvenlik Kavram ve Uygulamalarını teorik ve pratik dinamikleriyle ortaya koymaya yönelik uluslararasının ötesinde dünyasal meselelerle, hukuksal meselelerin birleşimini öne alan bir yaklaşımla, dünü, bugünü ve yarınını bir araya getiriyor. Uluslararası kuruluşların tahlili ve irdelenmesi gibi zor konuların da olduğu ve Güvenlik Konseyi, Avrupa Birliği İlişkileri bakımından NATO, istihbarat, KKTC ve önemli devletlerin dış politikalarının masaya yatırılmasıyla bu program büyük önem ve ağırlık arz etmektedir” ifadelerini kaydetti.

    KOLDAŞ: “YAKIN DOĞU ENSTİTÜSÜ BUGÜNE KADAR 53 PROGRAM GERÇEKLEŞTİRDİ”

    Yakın Doğu Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Umut Koldaş ise, “Toplumumuzun her kesiminin bugün burada toplanma sebebimiz olan güvenlik konusuna ne kadar duyarlı olduğunu gösteriyor. Bugüne kadar Mütevelli Heyeti Başkanlığımız ve Rektörlüğümüzün rehberliğinde Center Of Excellence başkanlığımızın, fakültelerimizin ve araştırma merkezlerimizin desteklerini alarak özverili çalışma arkadaşlarım ve Yakın Doğu ailesinin çok değerli birimleri ve personeliyle birlikte toplumsal fayda ve bilimsel çalışma üretmeye yönelik projeleri hayata geçirdik. Hazırladığımız raporlarla dünyanın ve toplumumuzun gündeminde yer alan konuları bilimsel yöntemler ve bulgular ışığında değerlendirerek sonuçlarını kamuoyuyla paylaştık. Bu yıl hazırladığımız Suriye, İran, Ürdün ve Göçmen Krizi raporlarını kurumlarımıza ve kamuoyuna sunduk. Ayrıca Center of Excellence’a bağlı Toplumsal Araştırma ve Geliştirme Merkezimizle birlikte engelsiz web erişilebilirlik raporunu hazırladık, engelsiz toplum ve güvenli okul konulu iki TÜBİTAK projesini yazarak değerlendirilmek üzere TÜBİTAK’a gönderdik. Yürütme kurulu üyelerimiz uluslararası yayınlarıyla bilimsel atıf kaynağı oldular ve uluslararası bilimsel toplantılarda üniversitemizi temsil ettiler. Bilimsel rapor ve projelerimizin yanı sıra Yakın Doğu Üniversitemizde kardeş üniversitemiz Girne Üniversitesi’nde ve Türkiye’de eşgüdümlü gerçekleştirdiğimiz tarih odaklı sergilerle toplumumuzdaki görsel farkındalığı ve bilinci artırmaya katkı koyduk. Bu doğrultuda şimdiye dek Kıbrıs Haritaları, Piri Reis, Akdeniz Denizcilik Tarihi, Osmanlı’nın Kıbrıs’ı Fethi ve İstanbul’da Çanakkale Deniz Zaferleri, sergilerini gerçekleştirdik” diye konuştu.

    “12 HAFTA BOYUNCA GÜVENLİĞİN FARKLI BOYUTLARINI KONUNUN UZMANLARI OLAN AKADEMİSYENLER, BÜROKRATLAR, KARAR ALICILAR VE DİPLOMATLAR İLE DEĞERLENDİRECEĞİZ”

    12 hafta boyunca güvenliğin farklı boyutlarının, konunun uzmanları olan akademisyenler, bürokratlar, karar alıcılar ve diplomatlar ile Yakın Doğu Enstitüsü Stratejik Araştırma Merkezi Danışmanı Ercan Çitlioğlu’nun mimarlığında gerçekleştirileceğini belirten Doç.Dr. Koldaş, yeni güvenlik tartışma ve yaklaşımları ışığında toplum, ekonomi, askeri, siyaset, çevre, enerji, bilgi, ve siber ortam güvenliği konularını alanlarında uzman isimlerle uluslararası, bölgesel ve ulusal düzeylerde irdeleyeceklerini belirtti.

    Doç. Dr. Koldaş, programın açılış dersinin Türkiye, bölge ve dünya güvenliğine özellikle idari, toplumsal ve adli alanlarda değerli katkılar sağlamış, Türkiye siyasetinde uzlaşının simge devlet adamlarından biri olan TBMM Eski Başkanı, Adalet Eski Bakanı ve Ankara Milletvekili Cemil Çiçek tarafından verilecek olmasının onur ve mutluluk verici olduğunu vurguladı.

    Doç. Dr. Koldaş, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin gelişimi konusunda içten katkılarıyla önemli bir yere de sahip olan sayın Cemil Çiçek’e açılış dersini vermeyi lütfettikleri ve teşrifleriyle üniversitemizi onurlandırdıkları için teşekkür ediyorum” dedi.

    DÜRÜST: “CEMİL ÇİÇEK’İN KIBRIS TÜRK TARİH SAYFALARINDA BİR DÖNEME DAMGA VURUCU MESAJLAR VE ADIMLAR ATTIĞINI HERKES ZAMAN İÇİNDE GÖRECEKTİR”

    KKTC Milli Eğitim Bakanı Kemal Dürüst ise, “Böylesi anlamlı bir günde burada olmaktan dolayı mutluluk duyuyorum. Öncelikle Yakın Doğu Üniversitesi’nin böylesi anlamlı bir etkinliği düzenliyor olması ve bir döneme damgasını vurmuş büyük devlet adamı Sayın Cemil Çiçek’i ağırlıyor olması, ülkemiz ve anavatanımızla kurduğumuz ilişkilerimiz bakımından son derece önemlidir. Dolayısıyla ben Sayın Suat Günsel ve ailesine bu anlamda teşekkür etmek istiyorum. Cemil Çiçek’in, ülkemizin en önemli projelerinde, üniversite yaşamında, turizm sektörünün açılımında birebir yaşayan birisi olarak ne denli önem arz ettiğini ve KIBRIS Türk tarih sayfalarında bir döneme damga vurucu mesajlar ve adımlar attığını herkes zaman içinde görecektir” ifadelerini kaydetti.

    CUMHURBAŞKANI MUSTAFA AKINCI: “AB’YE GİRİYORUZ BAŞKA GÜVENLİĞE GEREK YOK’ AÇIKLAMALARI KARIN DOYURMUYOR”

    Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ise, Kıbrıs Türk halkının özgürlük, eşitlik ve güvenlik talebi bulunduğunu vurguladı.

    Kıbrıs Türk halkının kendi güvenliğini Türkiye’nin güvencesinde gördüğünü kaydeden Akıncı, “’AB’ye giriyoruz başka güvenliğe gerek yok’ açıklamalarının karın doyurmadığını söyledi.

    Güvenlik konusunda tarafların birbirini ikna etmeye çalışmaması gerektiğinin altını çizen Akıncı, olası bir çözümde Kıbrıs Türk halkının Türkiye tarafından güvence edilmesinin Rum tarafınca tehdit olarak algılanmaması gerektiğini kaydetti.

    Cumhurbaşkanı Akıncı, doğal gaz ve İsrail elektriğinin Türkiye üzerinden Avrupa’ya iletilmesi ve Türkiye’den gelen suyun adanın tümünde kullanılması yönündeki işbirliklerinin ileride güvenlik konularında yeni anlayışlara ve paradigmalara yol açabileceğine dikkat çekti.

    “ÖZGÜRLÜK,EŞİTLİK VE GÜVENLİK KAVRAMLARI HİÇBİR ŞEYLE DEĞİŞTİRİLEMEZ”

    Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, toplumların yaşamlarındaki özgürlük, eşitlik ve güvenlik gibi önemli kavramların hiçbir şeye değiştirilemeyeceğini kaydetti.

    Akıncı, Kıbrıs Türk halkın Enosis’e karşı verdiği mücadeleye göz atıldığında, azınlık olmamak için verdiği mücadeleye bakıldığında, özgür yaşayabilmenin ne demek olduğunun çok daha iyi anlaşılacağını söyledi

    Kıbrıs Türk halkının, iki eşit kurucu devletin olacağı, bunların birbirine tahakküm edemeyeceği, hiyerarşinin olamayacağı bir sistemin oluşması talebinin tahakküm altında yaşamama talebinin somut göstergesi olduğunu kaydeden Akıncı, Türk halkının hem bireysel hem de toplumsal anlamda eşitlik talebi bulunduğunun altını çizdi.

    Cumhurbaşkanı Akıncı, güvenlik konusunun can ve mal güvenliği ve statünün güvenliği olmak üzere iki boyutlu olduğunu kaydederek, statünün güvence altında olmasının önemini 1960 yılında kurulan ortaklık cumhuriyetinin 3 yıl sonra sona ermesi ile açıkladı.

    Akıncı, gelinen aşamada garanti ve güvenlik konularının müzakere masasına ayrıntılı olarak gelmediğini söyleyerek, konunun sürecin en sonunda Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Krallık’ın da katılımıyla 5’li platformda gündeme getirileceğini, önce neyin garanti edileceğinin ortaya çıkması konusunda bir uzlaşma olduğunu kaydetti.

    “GÜVENLİĞİMİZİ İSTEMEMİZ ANLAYIŞLA KARŞILANMALI”

    Kıbrıs Türk halkının kendi güvenliğini istediğini ve sonuna kadar da bunun arkasında duracağını vurgulayan Akıncı, “Çünkü bu topraklarda sayıca az olan tarafız ve bunu talep etmemiz, bu güvenceyi nerede gördüğümüzü açık olarak ortaya koyup, bunun takipçisi olmamız anlayışla karşılanmalıdır. Bunun başka taraflara çekilecek yönü yoktur” şeklinde konuştu.

    Akıncı, Kıbrıs Türk halkının kendi güvenliğini Türkiye’nin güvencesinde gördüğünü belirterek, “AB’ye giriyoruz başka güvencelere ne gerek var” gibi ifadelerin karın doyurmadığını söyledi.

    “TARAFLAR BİRBİRLERİNİ İKNAYA UĞRAŞMAMALI”

    Akıncı,  bu konuda tarafların birbirini ikna etmek için uğraşmamaları gerektiğini kaydederek, şöyle devam etti:

    “İkna edici olacak olan yaşamın ta kendisi, bu sürecin ileri taşınması, yıllar içinde iki toplumun birbirine daha da güvenmesi, ortak çıkarlarda ortak anlayışlarda buluşabildiklerini yaşamın içerisinde görebilmeleri bunu kanıtlayabilmeleri ve gelecekte, geçmişte olan yanlışlardan iki tarafın da kaybedeceği çok şeyin olduğu anlayışının yerleşmesi ve yeni bir paradigmanın oluşması… Ancak işte o zaman ancak bu söylemlerin bir değeri olabilecektir. Bizim güvencemizin, bizim kendimizi emniyette hissetmek istememizin karşı taraf için bir tehdit oluşturma nedeni yoktur. Geçmişte  böyle bir şey söz konusu olmadı.”

    Akıncı, 1963 ve 1974’te  Türkiye ve Kıbrıs Türk halkı istikametinden durup dururken karşı tarafa bir tehdit oluşturulmadığını, arzu edilmeyen her gelişmenin ardında ya bir Enosis hayali ya da Akritas planı düşüncesinin yer aldığını, Türkiye’den gelen hareketin mutlaka bir nedeni olduğunu söyledi.

    Rumların Kıbrıs sorununu hep 20 Temmuz 1974’ten başlattıklarını ancak bunun 5 gün öncesi bulunduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Akıncı, 15 Temmuz’da Yunan darbesi olmasa  5 gün sonra Türk müdahalesinin gerçekleşmiş olmayacağını ifade etti.

    Akıncı, iki kesimli, iki toplumlu, tarafların birbirine tahakküm edemeyeceği  gönül huzuru içinde kabul edilebilecek bir anlaşma ortaya çıkarsa bunun garanti edilmesi noktasında Kıbrıslı Türkler için, Türkiye’nin güvencesinin devam edeceği, Rumların da bundan tehdit algılamayacağı bir formülün üzerinde uzlaşılabileceği kanaatinde olduğunu kaydetti.

    Akıncı, geleceğe yönelik askersel bir takım güvenlik kavramlarının ileride yerini alabilecek yeni kavramların oluşabileceğinin de değerlendirilmesi gerektiğini kaydederek bunlardan birinin Doğu Akdeniz’de çatışma alanı olabilecek doğal gaz yatakları olduğunu, bunları işbirliğine dönüştürmenin akıl işi olduğunu vurguladı.

    Akıncı, Rum tarafının girişimleri tek taraflı sürdürmek yerine Kıbrıs Türk halkının da ortaklık payı olduğu bilinci içerisinde doğal gazın en akılcı, en hızlı en ucuz şekilde Türkiye üstünden Avrupa’ya iletilmesini içselleştirmesi halinde yeni bir ufuk açacağını söyledi.

    Elektrik alanında kuzey ve güney arasındaki elektrik şebekelerinin enterkonnekte hale getirildiğini belirterek, bundan iki tarafın da yarar sağlayacağını dile getiren Akıncı, İsrail’den Güney Kıbrıs’a gelecek olan kablonun Girit’e devam ederek oradan da Yunanistan üzerinden Avrupa’ya bağlanacağının  altını çizerek, Türkiye ile kıyasladığında bunun çok daha uzun mesafe olduğunu, maliyetinin çok daha fazla olacağını kaydetti.

    Akıncı, doğal gazda olduğu gibi elektriğin de 70 kilometre ötedeki Türkiye üzerinden Avrupa’ya bağlanmasının daha akılcı olacağını söyledi.

    Su konusuna da değinen Akıncı, şu anda yıllık 75 milyon metreküp suyun Kıbrıs’ın iki tarafına da yetmeyeceğini, ancak teknolojinin orada durmakta olduğunu ve kapasitenin artırılabileceğini, ileride Kıbrıs’ın tümünün ve başka ülkelerin de bu sudan yararlanabilme olasılığı bulunduğunu belirtti.

    Akıncı, yeni karşılıklı bağımlılıklar yaratıldıkça, bu taraflara yararlılık gösterdikçe yeni anlayışlar gelişeceğini ve belki güvenlik kavramının çok daha farklı boyutlara ulaşabileceğini söyledi. Akıncı, “Bugünün gerçeği değil ama yarının gerçeği olabilir. Buna da açık olmak lazım” dedi.

    Akıncı, ’söylediklerinin garantiye ihtiyaç yoktur’ anlamında algılanmaması gerektiğini de sözlerine ekledi.

    KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın ardından programın ’21.Yüzyılda Güvenlik Politikaları’ konusunda ilk dersini vermek üzere, Eski TBMM Başkanı Cemil Çiçek söz aldı.

    CEMİL ÇİÇEK: “KENDİMİ YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ’NİN FAHRİ BİR MENSUBU SAYIYORUM”

    Programda konuşma yapan Çiçek, “YDÜ Kuzey Kıbrıs’ın seçkin bir eğitim kurumudur. Kendimi de bu üniversitenin fahri mensubu sayıyor ve bu hissiyatla aranızda bulunuyorum. Elli yılı aşan siyasi hayatım boyunca hiç ders vermedim. Yaşadıklarımdan, gördüklerim ve duyduklarımdan hep ders almaya çalıştım” dedi.

    “İNSANLIK TARİHİNİN TOPLUMLARIN VE DEVLETLERİN GÜVENLİK TARİHİ VARDIR”

    Cemil Çiçek, ilk derste teknolojinin hızla geliştiği bir çağda yüzyıllık bir güvenlik politikası öngörüsünde bulunmanın mümkün olmadığını belirterek, ilk çeyrek yüzyıla ilişkin öngörülerde bulunabileceğini kaydetti. İnsanlık tarihinin toplumların ve devletlerin güvenlik tarihi olduğunu vurgulayarak, devletlerin hiçbir politikalarının güvenliği dışlayarak anlatılamayacağını ifade eden Çiçek, küreselleşmenin, uluslararası güvenliğin tekil düzeye indirgenmesinin önüne geçtiğini vurgulayarak, dünyanın öbür ucundaki bir olayın çok geniş bir coğrafyayı etkisi altına aldığını söyledi.

    Çiçek, NATO, BM gibi uluslararası kuruluşların bugün sorgulanır hale geldiğini, bu kuruluşların yanı sıra bağlı ülkelerin kendi güvenlik politikaları bulunduğunu söyledi.

    Ayrıca eski ve yeni güvenlik ortamı karşılaştırmaları yapan Çiçek, değişen ve gelişen güvenli anlayışından söz ederken bir ülkenin güvenlik politikalarının içinde neler olduğuna değindi. Çiçek son olarak, 21.yüzyıldaki güvenlik politikalarının işbirliği dahilinde uygulanmasını gerektiğinin altını çizdi.

    Terörist faaliyetlere de değinen Çiçek, terörist grupların arasındaki ilişkinin devletler arasında olmadığını vurguladı.

    Program sonunda YDÜ araba müzesini gezen Cemil Çiçek müzeden çok etkilendiğini ve bu kadar arabayı bir arada daha önce görmediğini söyledi.

  • Çorum’da Toplu Temel Atma Töreni

    Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, son terörist etkisiz hale getirilene kadar terörle mücadelenin devam edeceğini söyledi.

    Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından Çorum’a yaptırılan ve 50 milyon liraya mal olan 7 tesis için toplu açılış ve temel atma töreni düzenlendi. Hürriyet meydanında düzenlenen programa Bakan Eroğlu’nun yanı sıra Çorum Valisi Ahmet Kara, AK Parti Çorum milletvekilleri Salim Uslu ve Ahmet Sami Ceylan, Belediye Başkanı Muzaffer Külcü, bakanlık yetkilileri ve vatandaşlar katıldı.

    Törende bir konuşma yapan Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, AK Parti hükümetinin sözünün eri bir hükümet olduğunu belirterek, söz verdikleri bütün vaatlerin yüzde 80’ini gerçekleştirdiklerini söyledi.

    Türkiye’nin etrafının ateş çemberi olmasına rağmen ülkede istikrarın hakim olduğunu kaydeden Bakan Eroğlu, bu istikrarın ilelebet süreceğini, şanlı bayrağın bu topraklarda ilelebet dalgalanacağını, minarelerden ezanların ilelebet okunacağını dile getirerek, bundan kimsenin şüphesinin olmamasını istedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın üç büyük hedefinin olduğunu anlatan Bakan Eroğlu, “Birinci hedef cumhuriyetimizin kuruluşunun 100. kuruluş yıldönümündeki Türkiye’yi dünyanın ilk 10 büyük ekonomisi arasına taşımak. Hedef 2023 Türkiye hazır, Çorum hazır. Çorum’a güveniyoruz. Gençlerin de bir büyük hedefi var. Şunu unutmayın büyük hedefi olmayan milletler tarih sahnesinden silinir. Dolaysıyla bizim büyük hedeflerimiz var. Gençlerin de büyük hedefi İstanbul’un fethinin 600. yılı 2053 yılında kutlanacak. O tarihte Türkiye küresel bir güç olacak. Buna şüphemiz yok. Bir diğer büyük hedef de yeni doğan küçük çocukların hedefi. İnşallah bu çocuklarımız Malazgirt Zaferi’nin bininci yılını 2071 yılında kutlayacak. O zaman Türkiye daha büyük bir güç olacak. Analara sesleniyorum. Çocukları büyütürken, uyuturken ‘uyusun da büyüsün ninni’ demeyin. ‘Yavrum uyu, büyü, hedef 2071’ diyerek ninni söyleyin. Bu milletin bu ruha, anlayışa, Çanakkale ruhuna ihtiyacı var. Geçmişte toplu iğne yapamıyorduk. Şimdi Altay tankını, Atak helikopterini yapıyoruz. Uzayda artık bizde varız. İnsansız hava aracı var. Terörle bununla mücadele ediyoruz. Eskiden başka ülkeler istihbarat veriyordu. Yanlış istihbarat veriliyordu. Artık kendi istihbaratımız gereğini yapıyoruz. Son terörist etkisiz hale gelene kadar bu mücadele sürecektir” dedi.

    “ESKİ TÜRKİYE’DE TEMEL ATILIRDI, UNUTULURDU”

    Eski Türkiye’de temel atılırken, yatırımın unutulduğunu dile getiren Bakan Eroğlu, “Çorum’a her gelişimizde müjde ile geliyoruz. Daha önceki gelişlerimizde toplam maliyeti 665 milyon lira olan 68 müjde vermişiz. Bu sefer toplam maliyeti 64 milyon lira olan 14 tesisin müjdesini veriyoruz. 7 tesisimizin temelini atacağız. 52 milyon liraya mal olacak. Çorum’a AK Parti iktidarlarında 8 milyar liralık yatırım yapıldı. Demiryolu yatırımıyla birlikte bu rakam 13 milyar liraya yükselecek. Türkiye eski Türkiye değil. Eskiden 1 lira ile işler dönüyordu. Eski Türkiye’de temel atılırdı unutulurdu. Şimdi temel atıyoruz müteahhitlerimizi çağırıp tarih ve saat istiyoruz. Orman ve Su İşleri Bakanlığı zamanla yarışıyor. Sizlere hizmet etmek bizim için önemli. Önemli olan gökkubede hoş sada bırakmaktır. İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olandır. Çorum’un suyu yoktu. Göreve geldiğimizde ilk önce Çorum’a modern bir içme suyu arıtma tesisi yaptık. Hatap barajını, Koçhisar barajını yaptık. Koçhisar’ın hikayesi roman olur. Sadece biz çalışmıyoruz. Ulaştırma Bakanlığımız muhteşem yollar yaptı. İstanbul ve Ankara’dan buraya gelmek meseleydi. Yollar Afyon kaymağı gibi. 2 saatte Ankara’dan geliyoruz. İstanbul’u Ankara’yı Çorum’a yaklaştırdık” ifadelerini kullandı.

    “LOBİLERİN HORTUMLARI KESİLDİ, PARALAR YATIRIMA DÖNÜŞTÜ”

    Türkiye’deki faiz ve ilaç lobilerinin hortumlarının kesildiğini anlatan Bakan Eroğlu, “Koalisyon hükümetleri vardı. Yılda sadece 3 tesis açabilmişler. Biz yılda 300 tesis açıyoruz. Para artmadı. Değirmenin suyu nereden geliyor diye sorarsanız bu para sizin, yani milletin. Eskiden milletin çalışarak alın teri ile kazandığı paraların yüzde 86’sı faiz lobisince hortumlanıyordu. Faiz lobisini Çorum baltasıyla kestik. Bu para millete hizmete akıyor. İlaç alamıyorduk. Bir antibiyotik 63 liraya alıyorduk. Şimdi eczacıya sorun aynı ilaç 9 lira. İlaç lobisinin hortumları vardı. Yatırıma para kalmıyordu. Paralar emin ellerde. AK Parti hükümetleri tüyü bitmemiş yetimin hakkını koruyan bir hükümet. Borçlar ödeniyor. IMF’ye borç ödendi. Vatandaşa borcumuzu ödedik. Bu artık millete yatırım olarak dönüyor. Yatırımlar daha da artacak” diye konuştu.

    Bakan Eroğlu daha sonra protokol üyeleri ve bakanlık yetkilileriyle yeni tesislerin temelini attı. Törende yüklenici firmaların sahiplerinden sözleşmelerde yer alan bitirme sürelerini geri çekme sözü alan Eroğlu, sözler yerine getirilmediğinde müteahhitlerin ceza olarak Çorum’a 12 derslikli okul yapacaklarını hatırlattı.

    Törenin ardından Orman Genel Müdürlüğü’nce getirtilen badem, dut ve çeşitli fidanların dağıtımına geçildi. Fidanların dağıtımı sırasında kısa süreli izdiham yaşandı.

  • Salihli’de Kent Ekonomi Ödül Töreni Düzenlendi

    Manisa’nın Salihli ilçesi Ticaret ve Sanayi Odası, kentte en çok kurumlar ve gelir vergisi ödeyen, en çok ihracat yapan, en çok istihdam sağlayan üyelerine plaket takdim etti. Oda yönetimi, 45 yıllık faal üyelerini ve büyümede Türkiye genelinde ilk 100’e giren OSB’deki iki firmayı da ödüllendirdi.

    Salihli Ticaret ve Sanayi Odası, 2014 yılındaki tahakkuklara göre en yüksek vergiyi ödeyen ve ekonomiye en fazla katkı sağlayan üyelerini onurlandırmak için “Salihli Ekonomi Ödül Töreni” düzenledi.

    Salihli Bizim Ev Tesisleri’nde gerçekleştirilen yemekli organizasyonda plaket dağıtımı öncesinde bir konuşma yapan Salihli TSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Yüksel, Organize Sanayi Bölgesi’ndeki gelişmelerin umut verici olduğunu, buna karşın Salihli’nin en önemli iki eksikliğini fakültenin açılmaması ve doğalgazın getirilememesi olarak özetledi. Yüksel, şunları söyledi: “Salihli OSB 14 yılda yüzde 100 doluluğa ulaştı. Bu bir başarı öyküsüdür. Emeği geçen tüm OSB yöneticilerimizi, çalışanlarımızı ve fabrika açan tüm yatırımcılarımızı kutluyorum. İkinci kısım OSB’nin kamulaştırmasında sona yaklaştık. Alt yapı proje ihalesini yaptık. Yıl sonuna kadar arsa satışlarına başlayacağız. Yatırımcıların karar vermesini kolaylaştıracak ve üretim yapan fabrikaların maliyetlerini düşürecek önemli bir unsur olan doğalgazın Salihli’ye gelmesini çok önemsiyoruz. Yasa gereği 26 bin kişinin doğalgazın getirilmesi için para yatırması gerekiyor. Biz bu konuda diğer kurumlarla ortaklaşa kampanya düzenledik. Fakat müracaat 3 bini bile bulamadı. Bölge milletvekilleri ve hükümetten talebimiz Salihli OSB’ye farklı bir yöntemle doğalgazın mutlaka getirilmesi için çaba göstermeleridir. Kaba inşaatı Odalarımızın ve hayırseverlerimizin katkılarıyla tamamlanan fakülte binamızı Celal Bayar Üniversitesi rektörlüğüne teslim ettik. Bir yılı aşkın süredir bir gelişme olmadı. Fakülte konusu bizim önceliğimizdir.”

    İş dünyası olarak karşılaştıkları en önemli iki sorunun haksız rekabet ve asgari ücretteki artışın işverenin maliyetlerini yükseltmesi konusu olduğunu vurgulayan Yüksel, şöyle konuştu: “Meslek odalarına bağlı olarak faaliyet gösteren biz iş dünyası temsilcilerinin en büyük sorunu, hiç bir kayıt yaptırmadan faaliyet gösteren, merdivenaltı olarak tabir edilen kayıtsız üreticilerin yarattığı haksız rekabettir. Kayıt dışılığın, biran önce çözülmesi veya en aza indirilmesi konusu, Devletten iş dünyası olarak bizim öncelikli beklentilerimizden biridir. Biz iş dünyasını bu sene en çok etkileyen uygulama asgari ücret artışı oldu. Geçen yıl bir asgari ücretlinin işverene maliyeti bin 496 TL iken, bu sene bin 937 TL’ye çıktı. Yani personel giderimiz yüzde 30 arttı. Emek yoğun çalışan tuğla fabrikaları, gıdacılar, seralar, tekstilciler bu artışlardan önemli ölçüde etkileneceklerdir. Devletimizin bu yükü işverenle biraz daha paylaşmasını beklerdik. Sayın Vergi Dairesi Başkanım, asgari ücret artışları bu sene işverenleri etkileyecektir. 2016 yılı vergi gelirlerinde kuruma ödeyeceğimiz vergiler azalacaktır. Çünkü personel giderlerimiz yüzde 30 arttı. Biz iş dünyası olarak bu seneye mahsus verilen 110 TL desteğin gelecek yıllarda da devam etmesini veya SGK’da ödediğimiz işveren prim oranlarının biraz düşürülmesini istiyoruz.”

    Törene katılan Salihli Belediye Başkanı Zeki Kayda da yaptığı konuşmada, fakülte ve doğalgaz konusuna vurgu yaptı. OSB’deki gelişmelerin memnuniyet verici olduğunu belirten Kayda, protokol imzalanması halinde, fakülte binasının tamamlanması için gerekli olan 4 milyon TL’yi belediye olarak karşılamaya hazır olduklarını ifade etti.

    Manisa Vergi Dairesi Başkanı Yılmaz Çakan da, işverenin istihdam maliyetinin arttığının farında olduklarını, vergi tasarılarının yasalaşması halinde bu konuda bir çözüm sağlanacağını kaydetti.

    Yapılan konuşmaların ardından ödül törenine geçildi. Gelir Vergisinde ilk 10’a giren, Hüsamettin Kabasakal, Mustafa Başımtekin, Ürfan Söylemez, Erol Cirit, Rifat Güngör, Ertekin Azrak, Nurettin Zar, Ahmet Özbaş, Uysal Kalaycı, Ramazan Gerikoğlu, Kurumlar Vergisinde ise ilk 10’a giren Nazıroğlu Traktör, Can Özel Sağlık Hastanesi, MNS Yumurta, Özel Salihli Sağlık, Şenler Ticaret, Alpet Alkent Petrol, Kösemed Ortopedi, Özpa Özbaş, Darmstadt Ekmek ve Özlem Tarım Ürünleri plaketle ödüllendirildi.

    Salihli’de en fazla ihracat yapan 10 firma olan Tuğrul Tarım, Norm Cıvata, Grappa Gıda, Zumdieck Koserve Dondurulmuş Gıda, Sardes Gıda, MNS Yumurta, Rella Gıda, Özlem Tarım Ürünleri, Kösemed Ortopedi ve Baloğlu Gıda ile en fazla istihdam sağlayan Zumdıeck Konserve, Ülkü Toprak Sanayi, Can Özel Sağlık Hastanesi, Özel Salihli Güven Sağlık Hizm., Lider Gıda, Uğur Kiremit, Özel Salihli Sağlık Hizm., Bostan Tarım Ürünleri, Tuğrul Tarım ve Norm Cıvata da ödüllendirildi.

    45 yıldır Salihli’de faaliyet gösteren üyeler Uğur Kiremit, Mehmet İlhan Özer, Türkiye Halk Bankası, Abdullah Yavuz, Türkoğlu İnşaat, Süleyman Ayhan, Türkiye Vakıflar Bankası ve B.K.S. Basınçlı Kaplar Sanayi de plaketle onure edilirken, Gündoğdu Gıda ve Rella Gıda da özel ödüle değer görüldü.

  • Kahta Fed Turnuvası Anma Töreni İle Başladı

    Kahta Dernekler Federasyonu (Kahta FED), bu yıl üçüncüsünü düzenlediği Geleneksel Futbol Turnuvasında, Adıyaman Belediyesi Hentbol Takımının Kayseri-Sarız ilçesinde geçirmiş olduğu kazada hayatını kaybeden 2 Hentbolcu için saygı duruşu ve dua yapılarak başladı.

    Kahta Dernekler Federasyonu Başkanı Av. Ali Yüce, İstanbul’da bulunan Kahta ve Kahta’ya bağlı köy dernekleri üyeleri arasında bu yıl üçüncüsü düzenlenen Geleneksel Futbol Turnuvası, vefat eden 2 Hentbolcu için açılış töreni yapılmadan başladığını söyledi. Geleneksel Futbol Turnuvasının 16 takımdan oluştuğunu belirten Kahta FED Başkanı Av. Ali Yücel, turnuvanın, federasyon üyeleri ve köy takımları arasında gerçekleştiğini kaydetti. Başkan Yücel, “Yeni bir geleneksel futbol turnuvasına başlamanın onurunu yaşıyoruz. Her yıl dostluk ve kardeşliğimizin kaynaşması adına düzenlediğimiz geleneksel futbol turnuvamız çok başarılı gidiyor. İnşallah bu turnuvalar gelecek yıllarda da devam ederek sonraki nesillerimize güzel bir gelenek bırakmış oluruz. Normalde güzel bir açılış organizasyonu tertiplemiştik. Ama Kayseri’nin Sarız ilçesinde aldığımız acı haber bizi çok üzdü. O yüzden bugün sadece hayatını kaybeden sporcularımıza saygı duruşu, anma ve dua ederek başlamak istedik. Adıyaman’da elim bir trafik kazasında hayatını kaybeden sporcularımıza Allah’tan rahmet ailesine başsağlığı dileklerimizi sunuyoruz. Yaralı olan sporcularımıza Allah’tan acil şifalar diliyoruz” şeklinde konuştu.

    Turnuva maçı, Koçtepe ile Eskitaş köyleri arasında Başkan Av. Ali Yücel’in başlama vuruşu ile başladı.

  • Polis Yemin Töreni Öncesi Kuş Uçurtmuyor

    Bursa’nın Gemlik ilçesinde askeri harada yapılacak yemin töreni öncesi güvenlik tedbirleri artırıldı.

    Emniyet Müdürlüğü ekipleri, askeri harada yapılacak yemin töreni öncesi bölgede kontrolleri artırdı. Hara ve Kurşunlu yolu üzerindeki giriş çıkışları kontrol altına alan ekipler, sabah saatlerinden itibaren bu bölgeye giriş çıkış yapan araçlar ile kişilerin üzerlerini aradı. Araç plakaları sorgulanırken, şahısların kimlikleri de kontrol edildi.