Etiket: Topuk

  • Fenerbahçe, Topuk Yaylası’nda çalışmalarını sürdürdü

    Fenerbahçe, Topuk Yaylası’nda çalışmalarını sürdürdü

    Yeni sezon hazırlıklarını Topuk Yaylası Tesisleri’nde devam eden Fenerbahçe, hazırlıklarına akşam saatlerinde yaptığı antrenmanla devam etti.

    Yeni sezon hazırlıklarını Topuk Yaylası Tesisleri’nde sürdüren Fenerbahçe, günün ikinci antrenmanını akşam saatlerinde yaptı. Teknik Direktör Erol Bulut yönetiminde gerçekleştirilen çalışma saat 17.30’da ısınma ve çabukluk çalışmalarıyla başladı. Daha sonra 2 grup halinde yapılan pas çalışmalarıyla süren idman, dar alanda oynanan çift kale maçların ardından yapılan taktiksel ve bireysel çalışmalarla tamamlandı. Öte yandan sarı-lacivertli ekibin antrenman fotoğraflarını kaleci Altay Bayındır çekti.

    Fenerbahçe, yeni sezon hazırlıklarını yarın yapacağı çalışmayla sürdürecek.

  • Fenerbahçe, hazırlıklarına Topuk Yaylası’nda devam etti

    Fenerbahçe, hazırlıklarına Topuk Yaylası’nda devam etti

    Fenerbahçe, yeni sezon hazırlıklarına akşam yaptığı antrenmanla devam etti.

    Yeni sezon hazırlıklarını Düzce’nin Kaynaşlı ilçesinde bulunan Fenerbahçe Topuk Yaylası Tesisleri’nde sürdüren sarı-lacivertliler, günün ikinci antrenmanını akşam saatlerinde yaptı. Teknik Direktör Erol Bulut yönetiminde gerçekleştirilen çalışma saat 17.30’da ısınma ve koordinasyon hareketleriyle başladı. Daha sonra 3 gruba ayrılan futbolcular, 5’e 2 top kapma ve pas çalışması yaptı. İdman, 3’erli takımlar halinde dar alanda oynanan çift kale maçlarla noktalandı.

    Fenerbahçe yeni sezon hazırlıklarını 21 Ağustos Cuma günü yapacağı antrenmanlarla sürdürecek.

  • Yüksek topuk sadece ayağı değil vücudu da olumsuz etkiliyor

    Medicana Bursa Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Özlem Mehmetoğlu, yüksek topuklu ayakkabıların sadece ayaklara değil, vücuda da zararı olduğunu söyledi.

    Yüksek topuklu ayakkabıların zarif ve şık bir görünüm sağladığı kadar sakıncalarının da göz önünde bulundurulması gerektiğini belirten Medicana Bursa Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Özlem Mehmetoğlu, “Topuk yüksekliği 4,5 santimetreden daha fazla olduğunda normal anatomik yürüyüşü sağlayan sistemler olumsuz yönde etkilenir. Ağırlık ve basınç öne doğru daha fazla kayar. Yapılan çalışmalar 9 santimlik topuklu ayakkabıların 3 santimlik topuklulara nazaran ayak eklemlerine 7 kat daha fazla stres yüklediğini gösteriyor. Özellikle sivri burunlu ve topuklu ayakkabı giyen kadınlarda hallux valgus diye adlandırdığımız başparmakta şekil bozukluğu ve iç yanında ağrılı kemik çıkıntısı oluşumu, çekiç parmak deformitesi, parmak üstünde yine dar ayakkabı giymeye bağlı olarak nasır meydana gelir. Bu sorunların tedavisinde gece atelleri, silikon makaralar, ayakkabıyı değişikliği veya ameliyat gerekebilir” dedi.

    Yüksek topuklu ayakkabı giyen kadınlarda ayak bileği stabilitesinin bozulduğunu ifade eden Dr. Özlem Mehmetoğlu, zemini iyi kavrayamadığı için ise ayak bileği burkulmasının çok sık görüldüğünü söyledi. Mehmetoğlu, “Ayrıca aşil tendonunda aşırı yüklenme ve zamanla tendonda kısalma meydana gelir. Uzun süreli kullanıma bağlı aşırı yüklenme ve ayak tabanındaki yağ dokusunun incelmesine bağlı olarak ayak tarak kemiklerinde ve ayak tabanında ağrı oluşur. Topuklu ayakkabı giyen kadınların en sık karşılaştıkları durumlardan birisi de tırnak batmalarıdır. Bazen ciddi enfeksiyonlar gelişebilir. Tedavisi için düzgün tırnak kesimi, geniş ve düz ayakkabı giyilmesi, ilerlemiş durumlarda cerrahi uygulamalar tavsiye edilir. Yüksek topuk giymeye bağlı olarak ayakların ön kısmında oluşan ekstra ağırlık ve basınç stres kırıklarına yol açabilir. Ayakta şişlik ve ağrı oluşturan bu durumda ayağı alçıya almak ve istirahat gerekir” diye konuştu.

    Yüksek topuklu ayakkabı giymek ağırlık merkezini öne kaydıracağı için, diz ve kalçayı öne doğru itmek zorunda kalındığını belirten Mehmetoğlu, “Bu durum diz kapağına ve kalçaya aşırı yük binmesine yol açar. Ön diz ağrısı ve kireçlenmeye sebep olarak zamanla merdiven inip çıkmak zorlaşır. Aynı şekilde bel bölgesinin kavisi artacağı için bel kaslarında gerginlik ve ağrı meydana gelir. Sık sık yüksek topuklu ayakkabı giyildiğinde ayak, diz ve bel omurgasına ait eklemlerde sürekli zorlanmalara bağlı olarak kireçlenmeler daha erken yaşlarda başlar. Ayağın anatomik yapısı sebebiyle 3. ve 4. parmak arasından geçen sinir, baskı altında kalmaya en yakın bölgedir. Topuklu ve sivri uçlu ayakkabı kullanımında 3. ve 4. parmağın arasındaki sinirin üstünde meydana gelen basınç sinir kalınlaşmasına ve yanlış uyarılar vererek ayağın ön tarafında ağrı, yanma, elektriklenme gibi çeşitli şikayetlere yol açar. Tedavisinde ayakkabı seçiminde değişiklik, antieflamatuvar ilaçlar ve metatarsal ped kullanılır. Düzelme olmazsa cerrahi müdahale düşünülür” dedi.

    Topuklu ayakkabıları daha sağlıklı kullanabilmek için hafta boyunca topuk yüksekliklerinin değiştirilmesi gerektiğini belirten Mehmetoğlu, “Ark desteği ve şok emilimi olan ayakkabılar giyilmeli, gün sonunda ayaklarınıza masaj ve ayak tabanıyla şişe çevirme egzersizleri yapmayı ihmal etmemeli” şeklinde konuştu.

  • Yeni doğan bebeğe topuk kanı testi

    Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Burçin Şanlıdağ, fenilketonüri taramasının yenidoğan her bebeğe yapıldığını belirterek, bebeğin topuğundan alınan kan örneği ile yapılan testin (Guthrie testi) bir tarama testi olup yükseklik saptanması durumunda ileri tetkiklerin yapılması gerektiğini ifade etti.

    Fenilalanin’in gıdalarla alınan ve vücutta sentezlenmeyen bir protein türü olduğunu söyleyen Yrd. Doç. Dr. Burçin Şanlıdağ, diyetle alınan bu proteinin öncelikle vücut içerisindeki ihtiyacı karşıladığını, artan kan miktarının ise karaciğerde bulunan fenilalanin hidroksilaz enzimi ile başka bir protein yapı taşı olan tirozine çevrildiğini belirtti.

    Yrd. Doç. Dr. Burçin Şanlıdağ konu hakkında şunları söyedi: “Fenilketonüri hastalarında fenilalanin hidroksilalz enziminin aktivitesi yoktur veya azalmıştır. Bu nedenle diyetle alınan fenilalanin fenil ketonlara dönüşmekte ve bu metabolik ürünler normal metabolizmayı bozarak beyin hasarına neden olmaktadır. Yani doğumda zekası normal olan bir bebekte, tanı ve tedavide gecikme olması zararlı maddelerin vücutta birikerek zeka geriliğine yol açmasına neden olmaktadır”.

    Fenilketonüri hastalığının tedavi yöntemi: Yaşam boyu diyet

    Fenilketonüri hastalığının tedavi yönteminin yaşam boyu süren diyet olduğunu söyleyen Yrd. Doç. Dr. Burçin Şanlıdağ, beslenme düzenlenirken amacın beyin hasarını önlemek olmakla birlikte büyüme gelişme için de yeterli düzeyde fenilalanin sağlamak olduğunu belirtti. Yrd. Doç. Dr. Burçin Şanlıdağ şöyle devam etti: “Fenilketonürili bir bebeğin diyet tedavisi yaş ve ihtiyaçlarına göre uzman kişilerce düzenlenmelidir. Fenilketonüri bebeklerde gelişme ve zeka geriliği olmaması hastalığın erken dönemde tanımlanıp, yaşam boyu kan fenilalanin düzeyinin güvenli sınırlar içerisinde tutmak gerekmektedir. Tedavisi mümkün olan bu hastalığın tanısının konabilmesi için tüm yeni doğan bebeklerinize bu çok basit olan tarama testinin mutlaka yaptırılması gerekmektedir”.

  • Topuk dikenine dikkat

    Hayat kalitesini büyük ölçüde azaltan topuk dikeninde, kilo alma, uzun süre ayakta kalma, koşma, zıplama, sert tabanlı ve uygunsuz ayakkabı, ev içinde yalın ayak dolaşma, düz taban olma ve azalmış ayak bileği kuvveti risk faktörleri arasında yer alıyor.

    Medicana International Ankara Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Rıdvan Alaca, 40-60 yaş aralığında yaygın görülen ve hayat kalitesini önemli ölçüde azaltan topuk dikeni hakkında bilgi verdi. Prof. Alaca, “Koşucularda daha erken yaşlarda görülebilirken, sporcu olmayanlarda 40-60 yaş arası sık görülür. Vakaların üçte biri çift taraflı olabilir. Ağrı tipik olarak topuktadır ve üzerine basmakla çok şiddetlenir. Ayak tabanına doğru yayılabilir” diye konuştu. Olası risk faktörlerini kilo alma, uzun süre ayakta kalma, koşma, zıplama, sert tabanlı ve uygunsuz ayakkabı, ev içinde yalın ayak dolaşma, düz taban olma ve azalmış ayak bileği kuvveti olarak sıralayan Prof. Dr. Rıdvan Alaca, “Bazı romatizmal hastalıklarda da görülebilir. Tekrarlayan mikrotravmaya bağlı olarak koşucularda ve bale dansçılarında sık görülür. Ağrı, ayak parmaklarının yukarı kaldırılmasıyla artar. Lokal hassasiyet belirgindir” dedi.

    “Yüzde 2-5’i için cerrahi gerekebiliyor”

    Prof. Dr. Alaca, sistemik romatizmal hastalık yoksa laboratuvarın genellikle normal sınırlarda olduğunu ve düz grafi ile ultrasonografiyle tanı konduğunu aktardı. Prof. Dr. Alaca, açıklamasına şöyle devam etti:

    “Tedavide risk faktörlerinin elimine edilmesi önceliklidir. Tabanlıklar, uygun ayakkabı ve silikon topuk destekleri, kilo fazlası varsa kilo verme yararlı olabilir. Soğuk uygulaması, ağrı ve iltihap giderici ilaçlar, aşil tendonunu germe egzersizleri mutlaka önerilmelidir. Fizik tedavi modaliteleri ve bantlama da kullanılabilir. Bu tedavi yöntemlerinden yarar görmeyen hastalarda kortikosteroid enjeksiyonları, PRP enjeksiyonları, proloterapi ve şok dalgası tedavisi uygulanabilir. Hastaların yüzde 2-5’i bu tedavi yöntemlerinden yarar görmez ve cerrahi gerekir.”