Etiket: Toprakları

  • Bursa’nın verimli toprakları suya doyuyor

    AK Parti İl Başkanı Cemalettin Torun, sebze ve meyve yetiştiricilerinin beklentilerine cevap vermek için Bursa ve çevresini baraj ve göletlerle donattıklarını söyledi.

    Bursa ve çevre illerin topraklarının da suya kavuşturulduğunu belirten İl Başkanı Cemalettin Torun,”Hedefimiz çiftçinin köyünde mesut yaşaması. İstihdama katkı sağlayarak köylerden şehirlere göçün önüne geçmek istiyoruz. Bursa’da 3 projenin sözleşmesini imzaladık” dedi.

    Bursa’da Gemlik Hamidiye göleti, Gemlik Küçükkumla göleti ve İnegöl Alangölü sulaması projelerinin sözleşmelerinin imzalandığını belirten Cemalettin Torun, 568 bin 570 TL’ye ihale edilen Hamidiye projesi sayesinde 720 dekar arazide sulu tarıma geçileceğini, yılda 1 milyon 191 bin 500 TL gelir artışı elde edileceğini anlattı. Torun, 1 milyon 818 bin 543 TL’ye ihale edilen Küçükkumla projesiyle Küçükkumla köyüne ait bin 610 dekar tarım arazisinin sulu tarıma kavuşturulacağını, projenin tamamlanması ile yılda 1 milyon 770 bin TL gelir artışı elde edileceğini, 4 milyon 741 bin 945 TL’ye ihale edilen Alangünü projesiyle ise İnegöl’deki Gedikpınar ve Sultaniye kKöylerine ait 2 bin 200 dekar tarım arazilerinin sulu tarıma kavuşturulacağını ve yılda 3 milyon 131 bin 128 TL gelir artışı elde edileceğini sözlerine ekledi.

  • Bursa’nın verimli toprakları suyla buluşuyor

    Orman ve Su İşleri Bakanlığı Bursa’da da dev tesisler inşa etmeyi sürdürüyor.

    Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü vasıtasıyla 2003’den bu yana Bursa’da 2 adet içmesuyu tesisini tamamlayan Bakanlık, 2 milyon 195 bin kişiye içmesuyu temin etti. 15 adet baraj ve 15 adet göleti tamamlayarak hizmete sunan Orman ve Su İşleri Bakanlığı bu tesislerle 491,2 milyon metreküp suyu depolamaya başladı.

    Çiftçilerin daha ürün elde ederek daha çok kazanç sağlamaları ile sulama tesislerine önem veren Bakanlık, Bursa’da zirai arazilerin suya kavuşturulması için 27 adet sulama tesisini tamamlayarak 346.160 dekar zirai alanı sulamaya açtı. Böylece çiftçilere yılda 301 milyon TL zirai gelir artışı sağlandı. Ayrıca 2003 yılından bugüne kadar 17 adet derenin ıslah edildiği Bursa’da 11 adet yerleşim yeri ile 47 bin 153 dekar alan taşkın zararından korundu.

    Orman ve Su İşleri Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu 2003 yılından bu yana baraj, gölet, sulama ve taşkın koruma tesisleri için şehre 1 milyar 900 milyon TL tutarında yatırım yaptıklarına değinerek şunları söyledi: “Bursa’ya son yıllarda muazzam yatırımlar yaptık ve inşa ettiğimiz tesisleri halkımızın hizmetine sunduk. 2019 yılı sonuna kadar 4 adet içmesuyu tesisini daha tamamlayarak toplamda ilave 473.000 kişiye içmesuyu temin edeceğiz. Bursa’da 12 adet baraj, 13 adet gölet, 28 adet sulama tesisi ile 3 derenin ıslahını da 2019 yılı sonuna kadar tamamlayarak halkımızın hizmetine sunacağız. Aziz Bursalılar Orman ve Su İşleri Bakanlığını izlemeye devam etsinler.”

  • Osmanoğlu: “Dedelerimiz Kafa Çekerek Değil, Besmele Çekerek Kazanmış Bu Toprakları”

    Kocaeli’nin Gebze ilçesinde, Sultan 2. Abdülhamid Han’ın torunu Abdülhamid Kayıhan Osmanoğlu, ’Dedem Abdülhamid Han’ isimli konferansa katıldı.

    Kocaeli’nin Gebze ilçesinde Osmanlı İmparatorluğu’nun 34. Padişahı 2. Abdülhamid Han’ın torunu Abdülhamid Kayıhan Osmanoğlu, “Dedem Abdülhamid Han” isimli konferansa katıldı ve aynı zamanda kendi yazmış olduğu Dedem Abdülhamid Han isimli kitabının ilk tanıtımını da gerçekleştirdi. Gebze’de düzenlenen konferansa ve kitap tanıtımına Abdülhamid Kayıhan Osmanoğlu’nun yanı sıra, Tarihçi Yazar Şafak Tunç, Gebze Belediye Başkan Yardımcısı Sadık Albayrak, AK Parti Gebze İlçe Başkanı Hasan Soba ve çok sayıda vatandaş katıldı.

    “DEDEMİZ FATİH SULTAN MUHAMMED HAN’IN ŞAHADET ŞERBETİNİ İÇTİĞİ YERDEYİZ”

    Yazmış olduğu kitap tanıtımını neden Gebze’de yaptığını açıklayan Osmanoğlu, “Dedemiz Fatih Sultan Muhammed Han’ın şehadet şerbetini içtiği yerdeyiz. Ayrı bir maneviyatı var benim için. O yüzden burada olmasını düşündüm. Çok keyif de aldık. Sağ olsun Gebzeliler buradaydılar ve çok da güzel geçti. Anlamlı da oldu. Bizleri dinlemek için Gebze dışından gelenler de vardı. Biz de bugün anlattık, sohbet ettik. Artık Türkiye’nin her yerinde, Avrupa’da elimizden geldiği kadar, son nefesimize kadar biz dedelerimizi anlatmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

    “DEDEMİZİN YAPMIŞ OLDUĞU KURULUŞLARDAN BİRAZ BAHSETTİK”

    Yazmış olduğu kitabın içeriğiyle ilgili bilgiler veren Osmanoğlu, “Dedemizin yapmış olduğu kuruluşlardan biraz bahsettik. Çanakkale Savaşından biraz bahsettik. Aile ile alakalı, nerelerde olduğu ile ilgili konulardan bahsettik. Zaman olursa ikinci ve üçüncü baskılarda da yeni şeyler ekleyerek devam edeceğiz inşallah” ifadelerini kullandı.

    “3. HAVALİMANININ İSMİ İNŞALLAH ’2. ABDÜLHAMİD HAN’ OLUR”

    İstanbul’da yapımı devam eden 3. havaalanının ismi ile ilgili açıklamalarda bulunan Osmanoğlu, “Ben ikidir rüya görüyorum. İlk rüyamda dedem Abdülhamid Han Havaalanı’nı gördüm. Son zamanda görmüş olduğum rüyamda ise, sayın Cumhurbaşkanımız bir zarf veriyor bana ve o zarfın içerisinde havalimanının adını görüyorum. Zarfın içerisinde 2.Abdülhamid Han Havalimanı. Çok güzel olacağını, çok manidar olacağını düşünüyorum. Cumhurbaşkanımız ve Başbakanımız sağ olsunlar bu tür konularda çok yardımcı oluyorlar, duyarlı oluyorlar. Allah onlardan razı olsun. İnşallah benim gönlüme düşen 2. Abdülhamid Han Havalimanı olur. Bu bizi mutlu eder” dedi.

    “BİZİM DEDELERİMİZ KAFA ÇEKEREK DEĞİL, BESMELE ÇEKEREK KAZANMIŞ BU TOPRAKLARI”

    Son zamanlarda televizyonlarda Osmanlı Tarihini anlatan dizilerle ilgili de açıklamalarda bulunan Osmanoğlu, “Bazı dizilere baktığımızda daha önceden ve son zamanlarda bir bakıyoruz ki dedelerimizi alkol içiyormuş gibi gösteriyorlar. Bizim dedelerimiz alkol içmedi ki. Bizim dedelerimiz kafa çekerek değil, bizim dedelerimiz besmele çekerek kazanmış bu toprakları. Bu yüzden Allah nasip ederse bizim de projelerimiz var. Bizim buradaki yegane hedeflerimiz, gençlerimiz, halkımız yediden yetmişe herkes düzgün bir şeklide tarihi öğrensinler. Bize 80 senedir yanlış tarih anlattılar. Sürekli farklı şeyler anlattılar. İlkokula giderken bana öğretmenim, ’sen vatan haininin torunusun’ demişti. O yüzden bunun bir acısı var, bunun bir gönül kırgınlığı var. Şu anda da elimizden geldiği kadar biz bunları düzeltmek istiyoruz” diye konuştu.

    Konferansın ardından 2. Abdülhamid Han’ın torunu Abdülhamid Kayıhan Osmanoğlu, kitabını imzalatmak isteyenlerin kitaplarını imzaladı.

  • Ali Şahin: “Türkiye Kendi Toprakları İçerisine Hapsedilmek İsteniyor”

    Türkiye-Avrupa Birliği Karma Parlamento Komisyonu Eş Başkan Yardımcısı Ali Şahin, Ankara’da 35 kişinin hayatını kaybettiği terör saldırısının arka planında, Türkiye’yi kendi toqrakları içerisine hapsetmek olduğunu söyledi.

    İstanbul Aydın Üniversitesi Florya Yerleşkesi’nde, Türkiye Araştırmaları Merkezi (TARMER) tarafından “Neden Terörizm” konulu konferans düzenlendi. Konuşmacı olarak Türkiye – Avrupa Birliği Karma Parlamento Komisyonu Eş Başkan Yardımcısı ve Güney Doğu Avrupa İş Birliği Süreci Parlamenter Asamblesi Türk Grubu Üyesi Ali Şahin katıldı. Ali Şahin, Ankara’da 37 kişinin hayatını kaybettiği terör saldırısıyla ilgili, “Saldırıların arkasında görülen şeyin özellikle Suriye içerisinde verdiğimiz mücadelenin Ankara’ya taşınması olarak okumaya çalıştım ve öyle bir manzarayla karşılaştım. Suriye’deki savaş şu an rejim ile muhaliflerin vermiş olduğu bir savaş olmaktan çıktı. Uluslararası güçlerin güç mücadelesi haline geldi” dedi.

    Ali Şahin aynı zamanda, “Aslına bakarsanız Türkiye’nin Suriye politikasında, Rusya ile ayrımcı Kürt politikalarıyla, rejimle, İran ile Hizbullah ile mücadele ediyor. Yine bölgeyle menfaatleri olan bu tür yapılarla da görünmeyen bir savaş veriyor. Ankara’daki patlamada örgüt olarak tabi ki PKK kullanılmıştır fakat arka planında Türkiye’nin Ortadoğu’ya yüzyıl aradan sonra tekrar adım atmasını önüne geçmek var. Ortadoğu’da Türkiye’nin gücünü zayıflatmak var. Burada Türkiye’yi kendi toprakları içerisinde hapsetmeye yönelik bir çabayı görürüz. ’Eğer siz Suriye ve Ortadoğu üzerinde böyle bir hayal kurarsanız biz de sizin ülkenizin bağrında bombaları patlatırız’ mesajını vermeye çalışıyorlar” ifadelerini kullandı.

    “TERÖRÜ HEPİMİZ YAŞAYARAK ÖĞRENDİK”

    “Terörün ne olduğunu hepimiz yaşayarak öğrendik” diyen Ali Şahin, “Terör, dünyanın neresinde yaşarsanız yaşayın sizi uzaktan ya da yakından bir şekilde etkileyen bir olgu. Dün Gaziantep’teydim. Doğduğum ve büyüdüğüm şehir. Sizler gibi 20 yaşında öğrenci olan Ortadoğu Teknik Üniversitesi’nde okuyan Ozancan Akkuş kardeşimizi teröre kurban verdik ve maalesef gözyaşları içinde defnettik. Ailesinin acısını paylaşmaya çalıştık” diye konuştu.

    Terör örgütlerinin egemen güçlerin zaman zaman ülkelerle hesaplaşma bağlamında kullandıkları bir argüman olduğunu söyleyen Şahin, “ Özellikle IŞİD ’in DAİŞ’in Irak’ta ve Suriye’de bir anda operasyonel gücünün inanılmaz boyuta ulaşması, önlerinin açılması, şehirleri kontrol altına alması ve kullandıkları silahların niteliğinde bakıldığında arkasından istihbarı bir aktörün olduğunu görmemek mümkün değil. Birileri tarafından belli hedeflere yönlendirilerek ve hatta önleri açılarak işleri kolaylaştırılıyor. Bu örgütlerin arkalarında bir takım istihbarı bir aklın olduğunu görmemek mümkün değil” şeklinde konuştu.

    Ortadoğu’nun yeniden şekillendirilmesinde IŞİD ve DAİŞ’in hakim kılındığını vurgulayan Bakan Yardımcısı, “Bu anlamda bir süre Türkiye’nin terör fırtınası içerisinde, terör türbülansı içerinde olması kaçınılmaz. Büyüdüğümüz süre içerisinde bu tür tehditlerle de yüzleşmemiz kaçınılmaz. Biz bunlara karşı bütün güvenlik stratejilerimizi terör merkezli güvenlik stratejisine dönüştürmek zorundayız. Kimsenin bugün itibariyle kalkıp Türkiye’de konvansiyonel bir savaş açması ihtimali yok. Ama bu tamamen sıfırdır diyemeyiz,” ifadelerini kullandı.

    Bugün karşı karşıya olduğumuz birçok terör örgütlerinin arkasında istihbarı akıllar olduğunu söyleyen Ali Şahin, “Gerçekleştirilen saldırıların arka planını net bir şekilde şudur demek net ifadelerde bulunmak kolay değil. Ancak bazı okumalar yapabiliriz. Bir kere Türkiye ve Suriye üzerindeki politikaların ardında Afganistanlaştırılmak istenen Suriye ve Pakistanlaştırılmak istenen bir Türkiye görüyoruz. 2013’de gazetelere verdiğim demeçlerde bu ifadeleri kullanmıştım ve pek yakında adını duymadığımız terör örgütüyle sınırımızda Suriye’de komşu olabiliriz demiştim. O dönemde IŞİD özellikle Suriye’nin kuzey bölgelerinde Türkiye ile olan sınır bölgelerini henüz kontrol altına almamıştı. Irak’ta oldukça etkindi” diyerek sözlerini tamamladı.

  • Doğduğu Toprakları Unutmadı

    Ardahan’ın Göle ilçesine bağlı Çoban Köyde 1960 yılında doğan ve 1968 yılında ailesiyle Manisa’ya yerleşen 56 yaşındaki Gürsel Karakoç doğduğu köyün ilköğretim okuluna temizlik, kırtasiye ve çikolatadan oluşan yardım paketleri gönderdi.

    1960 yılında Ardahan’ın Göle ilçesi Çoban Köyde doğan ve 8 yaşındayken ailesiyle Manisa’ya yerleşen 56 yaşındaki temizlik ürünleri işletmeciliği yapan Gürsel Karakoç doğduğu köyün ilköğretim okuluna anlamlı bir yardımda bulundu.

    Doğduğu köydeki okula temizlik, kırtasiye ve çikolata paketleri gönderen Karakoç, “1960 yılında Ardahan’ın Göle ilçesi Çoban Köyde doğdum. 1968 yılından itibaren Manisa’da ikamet etmekteyiz. İlkokulu, ortaokulu ve liseyi Manisa’da okudum. Manisa Lisesinden 1978-1979 eğitim öğretim yılında mezun oldum. 1997 yılından itibaren Manisa’da Gürsel Kimya Endüstriyel Ürünler Pazarlama Alanında faaliyet yürütmekteyiz. 10 bin çeşit kimyasal ürünle Manisa sanayisine hizmet veriyoruz. Doğduğumuz yeri unutmamak için böyle bir yardımda bulunmak istedim. İmkanı olan herkes kendi köyünün okuluna ihtiyaçları doğrultusunda dayanışma içerisinde olma anlayışı ile çeşitli yardımlarda bulunabilirler. Bu anlayış ile 117 öğrencisi ve 17 öğretmeni bulunan Ardahan ili Göle ilçesi Çoban Köy Ateşsan Naim Ateş İlköğretim Okuluna, temizlik ve kırtasiye malzemelerinin yanı sıra çocuklara da birer paket çikolata gönderdim. İmkanlarım ölçüsünde yardımlarıma devam etmek istiyorum.” dedi.