Etiket: Topraklarda

  • Eski hükümlü doğduğu topraklarda yeniden hayata başladı

    Eski hükümlü doğduğu topraklarda yeniden hayata başladı

    Cezaevinden çıktıktan sonra Tarım Müdürlüğünün destekleri ile sera kuran Veysel Mısır, sebze ve meyve yetiştirerek yaşamını sürdürüyor.

    Veysel Mısır 60 yaşında. Eski bir hükümlü. Uzun yıllar cezaevinde kaldı. Erzurum Palandöken İlçesi Şehitler (Laz Komu) Mahallesi’nde ikamet ediyor. Veysel Mısır hüküm giydiği tarihler içerisinde annesini, akrabalarını yakınlarını kaybetti. Cezaevinden çıktıktan sonra doğduğu topraklara Şehitler Mahallesine gelerek burada yaşamaya başladı. Mahallede tanıyan çok olmadığı için ilk zamanlarda güçlükler yaşadı.

    Şehitler Mahallesinde kendine ait bir ev olmadığı için Palandöken Kaymakamlığı kendisine konteyner tahsis etti.

    Erzurum Palandöken Kaymakamlığı ve Palandöken Tarım İlçe Müdürlüğü ekipleri köye gittiklerinde Veysel Mısır ile karşılaştı. Veysel Mısır’a Palandöken Kaymakamlığı ve Palandöken İlçe Tarım Müdürlüğü olarak bin adet çilek fidesi verdi. Çileklerin ekimi yapılması için gerekli olan Malç verildi.

    Gerekli yardımı alan Veysel Mısır, kendine ait arazide 500 metrekarelik alanında fasulye ekimi, mısır ekimi, çilek ekimine başladı.

    Palandöken İlçe Tarım Müdürlüğüne bağlı teknikerler olsun, işçi personel olsun, Mayıs ve Haziran aylarında köye giderek gereken yardımı yaparak toprağı ekilir hale getirdiler. Veysel Mısır’la birlikte çilek malalarının hazırlanması, fasulye fidelerinin dikimi, sulanması, gübrelenmesini ortaklaşa yaptılar. Bahar ayının gelmesiyle birlikte fasulyeler ve çilekler gerekli olgunluğa gelerek satışa sunulmaya hazırlandı.

    Cezasını bitirip köye geldiğinde kimsesi olmayan Veysel Mısır önceleri Vakıflardan yardım alarak geçimini sağlayan bir vatandaş iken şimdi kendi tarlasını ekip biçen, kimseden yardım almadan kendi geçimini sağlayan sade bir vatandaş duruma geldi.

    Palandöken İlçe Tarım Müdürü Metin Yiğit, “Erzurum Palandöken İlçesi Şehitler Mahallesinde bulunuyoruz. Bulunduğumuz mahallede Veysel Mısır adında 60 yaşlarında bir vatandaşımız uzun yıllar ceza evinde yattıktan sonra cezasını tamamlayarak tahliye olur, şu anda ikamet ettiği köyüne gelerek yerleşir ve kendi hayatını yaşamaya başlar. Ceza evinde uzun yıllar kaldığı için bulunduğu köyde yakın akrabaları yok, yaşlanmış, yapacak bir işi de olmadığı için Palandöken Kaymakamlığı Sosyal Yardım aracılığı ile Veysel Mısır’a barınması, yemesi içmesi için gereken yardımlar yapılır. Palandöken Tarım İlçe Müdürlüğü ekipleri sürekli sahada oldukları için köye gittiklerinde Veysel Mısır isimli vatandaşla tanışma imkanı bulurlar. Kendisi ile sohbet edildi, neler yaşadığı, nasıl bir hayat hikayesi olduğunu öğrendik. Tarım İlçe Müdürlüğü olarak ne gibi yardımda bulunalım diye fikir alış-verişinde bulunduk. Sahada çalışan ekiplerimiz büyük bir emek vererek gereken yardımı yaptılar. Veysel Mısır için bir tarla ayarlandı ve onu işler hale getirdik. Vatandaşa bin adet frigo çileği verdik. Malç naylonu temin ettik. Bu bölgeye ait 500 metrekarelik alanda Hınıs fasulyesi dikimini yaptık. Önceleri vakıftan yardım alarak geçimini sağlayan bir vatandaştan kendi ektikleri ile üretim yapan vatandaş haline geldi. Topladığı fasulye, çilek, mısırları satarak kendi geçimini sağlıyor. Veysel Mısır ilk geldiğinde sakat durumda olan, hayata küsmüş durumda iken şimdi sağlıklı ve huzurlu bir yaşam süren sade vatandaş haline geldi. Biz de mutluyuz ki hayata küsen bir vatandaşımızı böyle bir hayata döndürdük. Rakımdan dolayı ekilen çileğin rengi ve tat oranı farklıdır” dedi.

    Eski Hükümlü Veysel Mısır ise, “Uzun yıllar cezaevinde tutuklu olarak kaldım. Yıllar önce terk etmek zorunda kaldığım köyüme geldiğimde her şeyimiz bitmişti. Ahırım yıkılmıştı. Evim yıkılmıştı. Beni duyan Kaymakamlık sağ olsunlar bana çok yardımcı oldular. Köyüme geldim, hayata tekrar yeniden başladım bahçemi ektim, ahırımı yaptım, bana ev verdiler. Yıllar önce rahatsızdım, köyüme gelip kendimi işe verince huzurum arttı, kendime geldim. Eğer yapansan Toprak Anne sana bakar. Kafam rahat, huzurum var. Ne diyeyim sözde görüyorsunuz ki yapılanlar ortada. Bende tekrar hayata kaldığım yerden devam etmeye çalışıyorum. Toprak anne bizlere ekmek veriyor daha ne isteyeyim” diye konuştu.

    Hayata tekrar başlayan, hayatta kendinden başka kimsesi olmayan Veysel Mısır, hiçbir zaman hayata küsmedi. Mısır, “Bir gün hayatın ve güneşin bana da doğacağını biliyordum ve o hayatı köyümde buldum. En azından beni besleyen bir toprak annem var, o da bana yeter” diye konuştu.

  • Altınok: “Bu topraklarda yaşamanın bir bedeli var”

    Emniyet Genel Müdürü Selami Altınıok ve beraberindeki daire başkanları Mardin’de Özel Harekat Şube Müdürlüğü ve Mardin İl Emniyet Müdürlüğünü ziyaret etti. Altınok, güvenlik güçlerinin çalışmalarının çok başarılı olduğunu ifade ederek, emperyalist güçlere karşı bir yeni bir şahlanış olduğunu ve Türk’ün ayağa kalkma mücadelesi verildiğini söyledi.

    Bir dizi ziyaretlerde bulunmak üzere Mardin’e gelen Emniyet Genel Müdürü Selami Altınok ve beraberindeki daire başkanlarını Mardin Valisi ve Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mustafa Yaman, Mardin Cumhuriyet Başsavcısı Tolgahan Öztoprak, Jandarma Komutanı Tuğgeneral Yusuf Kenan Topçu, Emniyet Müdürü Hasan Onar karşıladı. Mardin Özel Harekat Şube Müdürlüğünde özel harekat polisleri ile kahvaltıda bir araya gelen Emniyet Genel Müdürü Selami Altınok, güvenlik güçlerinin başarısına değindi. Altınok bugün Mardin başta olmak üzere Batman, Diyarbakır illerine ziyaretlerde bulunacağını belirterek; “Bakanımızla sabah aynı saatlerde uçtuk Hakkari’ye geçti. Diğer daire başkanlarımız farklı illerde. Hepimiz sahada siz kahraman arkadaşlarımız ile birlikte sizlere destek olabilme eksik gedikleri tamamlayabilme bu memlekette beka mücadelesini en zirve şekilde sürdürme gayreti ve heyecanı içerisindeyiz. Ben bütün arkadaşlarımla Türkiye’nin her yerinde görev yapan 275 bin silah arkadaşımla gurur duyuyorum. Mardin’de ve her yerde çok güzel işler çıkarıyorsunuz. Jandarma teşkilatımız, korucularımız başta Mardin valimizin önderliğinde çok güzel işlere imza atıyorsunuz. Gerçekten göğsümüzü kabartan kahramanca bir mücadele veriyor. 2 gün önce Kilis ve Azez’e gitmiştim. Oradaki milli ve güvenlik kuruşlarımızın mücadelesini görünce göğsümüz kabarıyor. O mücadeleyi Afrin’de de verdiniz” diye konuştu.

    “Türk’ün ayağa kalkma mücadelesidir”

    Ortadoğu coğrafyasının yeniden şekillendirme mücadelesini veren emperyalist güçlere karşı yeni bir şahlanış yaşandığını dile getiren Altınok şöyle konuştu:

    “Türk’ün ayağa kalkma mücadelesidir. Tarihe altın harflerle yazılacak bir sürecin bir parçası olmak sizlere bizlere nasip oluyor. Mardin’de verdiğiniz bu mücadele için herkese teşekkür ediyor şükranlarımızı sunuyorum”.

    “Bu memlekette, topraklarda yaşamanın bir bedeli var”

    Memleketin daha iyi noktaya gelmesi için vatandaşların huzurlu yaşaması için güvenlik kuvvetlerinin tüm imkanları seferber ettiğini söyleyen Altınok, “Sizlerin koşturmasının onur ve şerefini bizler temsil ediyoruz. Çok güzel işler çıkarıyorsunuz. Bir sürü şehit veriyoruz. Bir çok arkadaşımızı toprağa verdik. Gazilerimizin hala tedavileri devam ediyor. Onlara Allah’tan acil şifalar diliyorum. Ama bu memlekette, bu topraklarda yaşamanın bir bedeli var. O bedeli bu millet her zaman verdi vermeye de devam edeceğiz. Yeter ki biz bir olalım birlik olalım, aramıza nifak girmesin. Güzel şeyler yapmak konusunda hep beraber hareket edelim. Allah yar ve yardımcımız olsun. Her zaman yanınızdayız bir telefon kadar yakınız. Hiç bir arkadaşımızın başı ağrısın istemiyoruz. Allah hiç birinizin acısını göstermesin, bayrağımız gönderde nazlı nazlı inmeden dalgalansın” diye konuştu.

    Özel harekat polisleri ile toplantı gerçekleştiren Emniyet Genel Müdürü Selami Altınok toplantı sonrası hatıra fotoğrafı çektirerek Mardin İl Emniyet Müdürlüğünde gerçekleştireceği toplantıya katıldı.

  • Bakan Soylu: “Bu topraklarda kılıç ne kadar önemli oldu ise kelam da o kadar önemlidir”

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, “Bu topraklarda kılıç ne kadar önemli oldu ise kelam da o kadar önemlidir. Bu savaş kalem ile kelam savaşıdır” dedi.

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Kocaeli’de Gebze Belediyesi tarafından düzenlenen Yazarlık Atölyesi Sertifika Dağıtım Töreni’ne katıldı. Düzenlenen programda Bakan Soylu’ya Kocaeli Valisi Hüseyin Aksoy, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu, Gebze Belediye Başkanı Adnan Köşker ve çok sayıda kursiyer eşlik etti.

    Programda konuşan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, “Biz bu topraklarda Mesnevi’yi, Süleymaniye’yi, Selimiye’yi yazdık ve biz bu topraklarda Yunus Emre, Baki olduk. Bu topraklarda kılıç ne kadar önemli oldu ise kelam da o kadar önemlidir. Bu savaş kalem ile kelam savaşıdır. Hem bizim medeniyetimizin geçmişten getirdiği önemli bir parçasıdır hem de yetişmiş elamana ihtiyaç duyduğumuz çokça bir potansiyelin parçasıdır. Düşüncelerimiz dünyanın en doğru düşünceleri olsa dahi, siz dünyanın en dürüst, en zeki milleti olsanız dahi eğer kendinizi doğru şekilde ifade edemezseniz, anlatacaklarınızdan tek bir cümle dahi karşı tarafa ulaştıramazsanız içinizdeki potansiyelin maalesef değeri yoktur. Çünkü o içeride kalmıştır ve kimsenin ondan haberi olmamıştır. Bu millet yazarların, şairlerin, sanatçıların, düşünen ve düşünen insanların ifadelerinin güçlü olduğu dönemlerde yükselmiştir” dedi.

    “Ya onu onursuz bir ninja gibi kullanırsınız ya da onurlu bir samuray gibi”

    Bakan Soylu, Türkiye’de darbeleri öven yazarlar gördüğünü belirterek, “Her akşam ana haber bültenlerinin ardından yorum adı altında millete ayar veren yazarlar oldu. Bu ülke, her askeri darbeden sonra kalemlerine sarılıp darbecileri göklere çıkartan, ülkeyi kurtardıklarını iddia eden kalemşörler gördü. Darbecilerin verdiği siparişle anayasa yazan; tırnak içerisinde söylüyorum, isimleri hala hukuk fakültelerinin duvarlarında asılı olan sözde ilim adamları gördük. Eğer 15 Temmuz başarılı olsaydı onları yine hep beraber görecektik. Eğer kalem kılıçtan keskinse önümüzde iki seçenek vardır. Bizim topraklarımızda değil vereceğim bu örnek. Ya onu onursuz bir ninja gibi kullanırsınız ya da onurlu bir samuray gibi. Biz bu kalemleri düşünceleriyle, inançlarıyla, onurluca kullanmak zorunda olanlarız. Çünkü bizi çerçeveleyen bir inancımız var” diye konuştu.

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun konuşmasının ardından kursiyerlere sertifikaları verildi. Düzenlenen program toplu fotoğraf çekilmesi ile son buldu.

  • AK Parti Sözcüsü Ünal: “Bin yıl daha bu topraklarda yaşayacağız”

    AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Mahir Ünal, “Bin yıl daha bu topraklarda yaşayacağız. Bu topraklara göz diken varsa bunu kulağına küpe etsin” dedi.

    AK Parti Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Mahir Ünal, bir dizi ziyaret ve temaslarda bulunmak üzere memleketi Elbistan’a geldi. Ünal, Ekinözü kavşağında AK Parti Elbistan İlçe Başkanı Av. Hasan Sungur, Kadın Kolları Başkanı Dilek Çevik, Gençlik Kolları Başkanı Recep Firik, ilçe teşkilatı üyeleri ve kalabalık bir partili heyet tarafından karşılandı. Burada partililerle bir süre hasbıhal eden Ünal’ın Elbistan’daki ilk durağı Gençlik Merkezi oldu. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Mahir Ünal, burada satranç turnuvasına katılan 400 çocuk tarafından Türk bayraklarıyla karşılandı. Ünal, çocuklarla birlikte Afrin’deki Mehmetçiklere dua etti. Ünal’a, Elbistan Kaymakamı Tuncay Akkoyun tarafından tablo hediye edildi. Muhammet Hamza Dal ve Ecrin Ayhan isimli öğrenciler de Ünal’a Türk bayrağı ve Kur’an-ı Kerim hediye etti. Ünal, çocuklara turnuvada başarılar dileyerek Gençlik Merkezi’nden ayrıldı.

    AK Parti Genel Başkan Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Mahir Ünal’ın Elbistan programındaki son durağı ise partisinin ilçe teşkilatı oldu. Burada salonu dolduran partililere hitap eden Ünal, Türkiye’nin içeride terör sorununu çözdüğünü ve terörü kaynağında kurutmak için Afrin’de olduğunun altını çizdi. Ünal, “Bugün, artık Türkiye içeride terör sorununu çözdü. Bunu fark etmiyoruz ama 30 yıldan beri terörü evimize taşımışlardı. Amanoslara, Tendürek’e Kato’ya taşımışlardı. Bunların hepsini hallettik mi? Cizre’de, Sur’da, Nusaybin’de, Silvan’da, İdil’de, Şırnak’ta hendek kazanların hepsini hendeklere gömdük mü? Bu şehirlerin hepsini terörden temizledik. Şimdi terörü kaynağında kurutuyoruz. Artık terörü kaynağında kurutmak için Afrin’deyiz. Şimdi bunlar bizim korkacağımızı zannettiler. Vazgeçeceğimizi zannettiler. Biz, Çanakkale’de vazgeçtik mi, Kurtuluş Savaşı’nda, Sakarya’da, Dumlupınar’da, 12 Şubat’ta, 15 Temmuz’da vazgeçtik mi? Biz, bin yıldan beri devleti ebed müddet bu topraklarda yaşıyoruz. Bin yıl daha bu topraklarda yaşayacağız. Bu topraklara göz diken varsa bunu kulağına küpe etsin” dedi.

    Türkiye’nin Afrin’de sadece terör örgütleri ile mücadele etmediğini bir vekâlet savaşı ile karşı karşıya olduğunu vurgulayan Ünal, “3 yıl öncesinden 4 yıl öncesinden oralara nasıl tüneller yaptıklarını gördünüz, nasıl hazırlıklar yaptıklarını gördünüz. Bu tünellerin çimentosunu kim veriyor biliyoruz. Orada teröristlerin eline silahları kim veriyor biliyoruz. Biz orada bir vekâlet savaşı ile karşı karşıyayız. Terör örgütleri üzerinden orada bizimle savaşıyorlar. Bu topraklarda biz ya olacağız, ya öleceğiz. Çünkü tarih boyunca biz esaret kabul etmedik, etmeyeceğiz. Gönlünüz rahat olsun ya olacağız ya olacağız. Önümüz aydınlık. Zaman bizden yana zamanın ruhu bizden yana. Yalan batıl çökmek üzere” şeklinde konuştu. Ünal, konuşmasına şöyle devam ett:

    “Biz NATO müttefikiyiz. Bizim güney sınırlarımız NATO’nun güney sınırları. Biz NATO’nun güney sınırlarını koruyoruz. NATO’nun güney sınırlarını koruduğumuz teröristleri NATO’nun başka bir müttefiki destekliyor. Bunun uluslar arası hukukta yeri var mı? Kalkmış diyor ki ben sınır güvenlik birimi oluşturacağım PKK’nın uzantısı teröristlerle. Zorlayınca vazgeçtim diyor. Sınır güvenlik birimi oluşturmayacağım iç güvenlik birimi oluşturacağım diyor. Zorluyorsun ondan da vazgeçiyor. Cesaretle yürürsek zor oyunu bozar. Eğer biz var olacaksak ve çocuklarımıza bir miras bırakacaksak bunu cesaretimizle bırakacağız.”

    Ünal, partililerle bir süre görüştükten sonra ilçeden ayrıldı.

  • Ebru sanatını doğduğu topraklarda anlattı

    Tılsım Uluslararası Sanat Derneği Başkanı ve Ebru Sanatçısı Songül Kartal, UNESCO tarafından koruma altına alınan ebru sanatını Çin’e taşıyarak burada hiç tanınmayan bu sanatı yüzlerce kursiyere öğretti.

    Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde bulunan Xinjiang Arts İnstitute Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde on gün yüksek lisans ve doktora öğrencilerine eğitim veren Kartal, bu sanatı tanıtmanın mutluluğunu yaşadığını söyledi.

    Yaklaşık 13 yıldır ebru sanatıyla uğraştığını belirten Kartal, “Trabzon Alacahan’daki yerimizde kursiyerlere ebru sanatını öğretiyorum. Ebru sanatı 13 yıl öncesinde fazla bilinmiyordu ancak son 3-4 yıldır daha aktif olduğunu söyleyebiliriz. Kursiyerlerimiz dönem dönem değişiyor. 15 kişiyle başlıyoruz kurs bittikçe de öğrenci yenileniyor” dedi.

    Bu yıl Çin’de gerçekleşen bir etkinliğe katıldığını ve Çin Xinjiang Arts İnstitute Üniversitesi’ne davet edildiğini kaydeden Kartal “Burada 10 gün kurs verdim, ebru sanatını öğrettim. Ebru sanatının tarihçesi, yapılışı ve teknikleri hakkında sorular sordular. Orada Uygur’lu soydaşlarımız ve Çinliler’le birlikte derslerimizi işledik. Onlar hiç görmemişler. Ebru sanatı 2014 yılında UNESCO’ya girmiş. UNESCO’ya girdiğini öğrendikleri zaman çok şaşırıp daha da ilgi göstermeye başladılar. Uygur bölgesinden gelen bir sanat olduğunu öğrendikleri zaman aşırı derecede daha da ilgilendiler. Müthiş öğrenci topluluğu ile karşılaştım. Soydaşlarımıza kendi sanatlarını göstermek benim için çok onur vericiydi. Çin’de ebru yapmak benim hayalimdi. Çünkü Ebru’nun geldiği topraklar Uygur bölgesi Doğu Türkistan diyebiliriz. Hayalimi gerçekleştirdiğimi düşünüyorum. Üniversitede her gün 100 farklı öğrenciyle ders yapıyordum. Uygur bölgesindeydim o bölgede Ebru hiç bilinmiyor. Tanıtımlarla onlara ebruyu gösterdik. Çin hükümeti müthiş derecede destekledi. Yine inşallah gitmeyi düşünüyorum. Bir sanatçı olarak ülkemizde biraz daha desteklenme taraftarıyım. Birkaç yıldır Tunus’tan davet alıyorum. oraya da gitmeyi düşünüyorum” diye konuştu.

    Kartal, üniversitenin bulunduğu yerin Uygur Türkleri’nin yoğun yaşadığı bölge olması sebebiyle Türk soydaşlarımızla gönül bağını tazelediğini sözlerine ekledi.