Etiket: Toplumsal

  • Tügik Yik Başkanı Özmen: “Sistem Değişikliği De Anayasa Değişikliği De Toplumsal Mutabakatla Olmalı”

    Türkiye Genç İşadamları Konfederasyonu (TÜGİK) Yüksek İstişare Kurulu (YİK) Başkanı Erhan Özmen, Türkiye’de bir sistem değişikliği ve anayasa değişikliği olacaksa, bunun mutlaka toplumsal mutabakatla yapılması gerektiğini belirtti. Dünyanın, Türkiye’nin son dönemde yaşadıklarına sessiz kalmasını da sert dille eleştiren Özmen, “Suriye’den Kilis’e her gün bombalar yağacak, dünya bunu seyredecek. Yuh olsun onlara” dedi.

    Mersin’de Güney ve Güneydoğu Genç İş Adamları Federasyonu (GİAF) tarafından ’GİAF Vizyon Toplantısı’ düzenlendi. GİAF ve Mersin Girişimci İş Adamları Derneği (Mersin GİAD) Başkanı Mehmet Serkan İzol’un ev sahipliğinde Hilton Otel’de düzenlenen toplantıya, Hollanda Büyükelçiliği Ekonomi Müsteşarı Jeroen Kelderhuis, Türkiye Genç İşadamları Konfederasyonu (TÜGİK) Yüksek İstişare Kurulu (YİK) Başkanı Erhan Özmen, İç Anadolu Genç İş Adamları Federasyonu (İÇGİAF) Başkanı Fatma Semiz, Ekonomist Prof. Dr. Emre Alkin ve federasyon üyesi iş adamları katıldı.

    “ŞARTLAR NE OLURSA OLSUN DİK DURACAĞIZ, YILMAYACAĞIZ. ÜLKEMİZE İNANCIMIZ TAMDIR”

    GİAF Başkanı İzol, toplantının açılışında yaptığı konuşmada, GİAF ailesinin fertleri olarak Türkiye’nin, bölgesinde ve Ortadoğu’da yaşanan sıkıntıları yakından takip ederek, çözüm için mücadele verdiklerini vurguladı. İzol, “Verilen mücadelenin farkındalık uyandırması için tüm sıkıntıları GİAD başkanlarımızla masaya yatırıyoruz, talep ve önerilerimizi medya aracılığıyla kamuoyu ile paylaşıyoruz. Bölgenin genç ve girişimci iş adamları olarak şunun altını çizmek istiyoruz ki, şartlar ne olursa olsun dik duracağız, yılmayacağız. Ülkemize inancımız tamdır” diye konuştu.

    Bölge illerinin birlikte hareket etmeleri gerektiğine işaret eden İzol, “Mersin şunun farkındadır ki, biz ancak bölgemiz kadar güçlüyüz. Ne Mersin ne Gaziantep ne de Mardin ve bölgenin diğer illeri, turizm, ticaret, sanayi gibi konularda tek başına hareket etme gücüne sahip değildir. Bölgemizin turizm, tarım ve sanayi alanında yeni çalışmalara ihtiyacı vardır. Tarım, turizm, sanayi ve tekstilde güney ve güneydoğu destinasyonlarını oluşturmamızın, sorunların çözümünde fayda sağlayacağı inancındayız. Öte yandan, gençlerimizin girişimci ruhunun köreltilmesinin, ülkemizin önündeki en büyük engel olduğuna inanıyoruz. Artık dünya piyasalarına bakıldığında, dev ekonomilerin ileri teknoloji ürünlerinin Ar-Ge ve üretim ile gelişim gösterdiğini görüyoruz. Gençlerimizin girişimci ruhlarını ortaya koymadıkça üreten değil, tüketen bir toplum olacağız” ifadelerini kullandı.

    “TÜRKİYE OLARAK DÜNYADA OYNANAN OYUNUN İÇERİSİNDE VAR MIYIZ, YOK MUYUZ?”

    TÜGİK Kurucu Başkanı YİK Başkanı Özmen ise “Çok zor günlerden geçiyoruz” diyerek başladığı konuşmasında, 7 milyar 400 milyon insanın olduğu dünyanın bir oyun alanı olarak düşünüldüğünde, 193 devletin 3 ayrı ligde yer alan birer takım olduklarını belirtti. “Biz hangi ligdeyiz ve dünyadaki oynanan oyunun içerisinde var mıyız, yok muyuz?” diyen Özmen, Türkiye’nin, 18’inci büyük nüfusuna, 37’nci büyük coğrafyasına, 19’uncu büyük ekonomisine, 29,5 yaş ortalamasına ve bulunduğu coğrafyanın bugün külfetlerini yaşayan, ancak bir müddet sonra nimetlerini yaşayabileceği çok önemli bir coğrafyaya sahip bir ülke olarak tanımladı. Özmen, “Böyle bir dünyada Türkiye’nin rolü ne olmalı? Türkiye oyunun içerisinde olmalı mı, olmamalı mı? Bunu siyasetçimizden sivil toplum kuruluşlarına, mesleki örgütlerden medyamıza, bireylerimize kadar 78 milyon nüfusumuzun tamamı düşünmek zorunda” şeklinde konuştu.

    “EKONOMİNİZ NE KADAR GÜÇLÜYSE O KADAR SİYASİ GÜCÜNÜZ OLUR”

    Bugün gelişmiş ülkelerin izlediği yolu, Atatürk’ün 100 yıl önce söylediği, ’Ekonominiz ne kadar güçlüyse o kadar siyasi gücünüz olur’ sözüyle açıklayan Özmen, Atatürk’ün bir asır önce söylediğini bugün yapan ülkelerin ekonomileriyle sivrildiklerini, demokrasilerinin, toplumsal diyaloglarının, özgürlüklerinin, ürettiklerinin, tükettiklerinin ve geleceğe bakışlarının da hep birbirine paralel gittiğini kaydetti.

    Bugün ABD’nin, ekonomik anlamda dünyanın lideri olduğu için siyasi anlamda da lider olduğunu ifade eden Özmen, 322 milyon nüfusa sahip ABD’nin, 193 ülkenin geçen yıl ürettiği 78 trilyon dolar gayri safi yurt içi hasılanın 17,5 trilyon dolarını tek başına ürettiğini, kişi başı ortalama 54 bin dolar milli geliri olduğunu söyledi.

    Almanya’nın da 3,7 trilyon dolar gayri safi yurt içi hasılası ile 47 bin dolar kişi başı bir milli geliri olduğunu dile getiren Özmen, şöyle devam etti: “Bizim kadar nüfusu var, ancak biz geçen yıl 731 milyar dolar üretim elde etmişken, onlar 3,7 trilyon dolar, 5 katımız üretim elde etti. Hollanda’ya Türkiye’de herkes ’Konya kadar bir ülke’ diyor ama bizim ihracatımız 137 milyar dolar, 16,5 milyon nüfusu olan, 42 bin kilometrekare yüzölçümü olan bir Hollanda, 100 milyar dolar sadece tarımsal ürün ihracatı var. Dünyanın 5’inci büyük ihracatçısı. Amerika’nın, Almanya’nın, Hollanda’nın bugün geldiği nokta tesadüf mü, bir şans mı?. Güney Kore bugün dünyanın 10’uncu. büyük ekonomisi, 1,44 trilyon dolar. 1960’larda Türkiye’nin yarı üretimi olan bir ülke. 2002 yılında 120 milyar dolar ihracattan bugün 600 milyar dolar ihracata gidiyorlar. Kişi başı 30 bin dolar milli gelir seviyesini elde etmişler.”

    “SURİYE’DEN KİLİS’E HER GÜN BOMBALAR YAĞACAK, DÜNYA BUNU SEYREDECEK. YUH OLSUN ONLARA”

    Bölgesinde yaşanan olaylar nedeniyle Türkiye’nin bugün kötü bir noktada ve çok zor bir durumda olduğuna dikkat çeken Özmen, Türkiye’nin yaşadıklarına dünyanın seyirci kalmasını sert dille eleştirerek, şunları söyledi: “Biz bu oyunun içerisinde miyiz, dışarısında mıyız? Bugün kötü bir noktadayız, gerçekten çok zor bir durumda. Türkiye’nin bulunduğu şartlar çok kötü. Çünkü Suriye gibi komşu bir ülkede bir bataklık gibi maalesef NATO, Birleşmiş Milletler, dünyada herkes ve dünyanın en güçlü siyasi aktörleri de Türkiye’yi öyle bir halde bıraktılar ki, bu kesinlikle kabul edilebilir bir durum değil. NATO’nun ve Birleşmiş Milletler’in en güçlü müttefiki Türkiye’ye, bugün Suriye’den Kilis’e her gün bombalar yağacak, dünya bunu seyredecek. Tek kelimeyle yuh olsun, yuh olsun onlara.”

    “SİSTEM DEĞİŞİKLİĞİ DE ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ DE TOPLUMSAL MUTABAKATI SAĞLAMADAN KESİNLİKLE OLMAMALI”

    “Biz bu oyunun içerisinde olmalıyız” diyen Özmen, “GİAF olarak kesinlikle ne terörden yılmak var ne bir ekonomik sıkıntıdan ne dünyanın durgunluğundan ne bölgemizdeki coğrafi olumsuzluklardan, hiç birinden yılmak yok. Asla yılmayacağız, ne teröre boyun eğeceğiz ne bölgemizdeki olumsuzluklara boyun eğeceğiz. Ancak, bu oyunun içinde varsak kartlarımızı böyle oynamak zorundayız. Onun için yeni şeyleri konuşmamız lazım. Artık yeni sözleri ifade etmemiz lazım. Bugün bir Anayasa değişikliği tartışması var. Mutlaka anayasa değişikliği yapmalıyız. Yönetimde bir model değişikliği. Olabilir, tartışalım ama ne bir sistem değişikliği ne bir anayasa değişikliği toplumsal sözleşmeyi kapsamadan kesinlikle olmamalı. Çünkü bu kadar kan kaybeden bir Türkiye, 17’nci büyük ekonomiden şimdi 19’uncu sıraya geriledik. Dünya ticaretinde 143 milyar dolar ihracatımız var. Dünyanın 19’uncu büyük ekonomisi olacaksınız, 18 trilyon dolarlık ihracatından 0,93, yüzde 1’in altında pay alacaksınız. 29 yaş ortalaması olan Türkiye Cumhuriyeti’ne bu kabul edilebilir bir parametre midir? Asla. 143 milyar dolar ihracat rakamı, 731 milyar dolar gayri safi milli hasılamızla bunlar olmaz. Almanya’ya 4 kilogram ürün göndereceğiz, Almanya bize 1 kilogram ürün gönderecek. Bir yerde bir yanlışlık var. Türkiye Irak’a çalışıyor. Türkiye’deki KOBİ’ler Irak’a ihracat yapıyor 8,5 milyar dolar ama Çin’den bu ülkeye ithalat 25 milyar dolar. Bunu bizim 7/24 tartışmamız lazım” diye konuştu.

    “İLK 20 ÜLKE İÇERİSİNDE İKİ TANE MARKASI OLMAYAN ÜLKE VAR, BİRİSİ ENDONEZYA, BİRİSİ TÜRKİYE”

    Dünyadaki 500 marka içerisinde ABD’nin 185, Güney Kore’nin 13, ilk 20 içerisinde Almanya’nın 30, Hollanda’nın 11 tane markası olduğunu da ifade eden Özmen, “Dünyanın yüzde 72’sini üreten ilk 20 ülke içerisinde iki tane markası olmayan ülke var, birisi Endonezya, birisi Türkiye. Bizim yeni fikirleri konuşuyor, yeni bir hikaye yazıyor olmamız lazım. Mutlaka yeni bir anayasa yapalım ama bu anayasanın diğer bir adı toplumsal sözleşme olsun. Bizi bu dünya normlarına taşıyacak anayasa olsun. Anayasayı sırf değiştiriyor olmak için bu kavramı kullanmayalım. Anayasayı bizi dünya normlarına taşısın diye yapalım. Sistem değiştiriyorsak yine toplumsal mutabakatla yapalım. Burada görüyoruz ki, toplumsal diyalogda hiçbir problem yok. Problem siyasi diyalogda. Maalesef bugün geldiğimiz noktada siyasette bir tıkanmışlık görüyoruz. Onun için buradan siyasilere şunu söylemek istiyorum ve şunu rica ediyorum; bakın lütfen dünya hızla değişiyor ve dünyaya entegre olan bir ülkeyiz. Dünyayla 400 milyar dolara yakın ticareti olan bir ülkeyiz. Korumacılığımız yok, kapılarımız açık, gümrüklerimiz sıfır. Dünyayla artık diyalogda olan bir toplumuz. Bunun başka şekli yok. 2023 yılında dünyanın 10’uncu büyük ekonomisi olacağız, 500 milyar dolar ihracat yapacağız. Bunu nasıl yapacağız, yolu nedir, yöntemi nedir, kuralı nedir, programı nedir? Siyasilerimizden ricamız, Büyük Millet Meclisi’nde 4 tane siyasi partimiz var, bu partilerimizden bizim gönderdiğimiz toplumumuzun gönderdiği milletvekillerimiz lütfen sağduyulu olsunlar. Onların oradaki tartışmalarından, diyaloglarından toplumsal olarak biz etkileniyoruz. Biz her sabah uyandığımızda neden gelişmiş ülkelerdeki insanlar gibi güne pozitif başlamıyoruz, neden onlar gibi güne 3-0, 5-0 ile başlamıyoruz? Bu ülkenin her birimi, her sorumlusunun, bu ülkede herkesin bir sorumluluğu var. Ama insani anlamda bunu güne mutlu başlamak istiyoruz” şeklinde konuştu.

  • Toplumsal Olayları 3 Boyutlu Olarak Masallara Uyarladı

    Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi 4’üncü sınıf öğrencisi Mert Ay, bitirme projesi kapsamında açtığı 3 boyutlu seramik sergisinde Grimm Kardeşlerin masallarıyla toplumsal olaylara dikkat çekti.

    Anadolu Üniversitesi Seramik Bölümü son sınıf öğrencisi Mert Ay, Serbest Seramik Tasarımı Atölyesi Sınıfı’nda mezun olma projesi kapsamında ‘Ve Sonsuza Dek Mutlu Yaşadılar…’ isimli kişisel seramik sergisinin açılışını gerçekleştirdi. Sergi açılışına Seramik Bölümü Öğretim Üyeleri Doç. Kemal Uludağ, Prof. Dr. Münevver Çakı, Prof. JoAnn Schnabel, Öğretim Görevlisi Özgür Kaptan, Araştırma Görevlisi Öncü Çelikoğlu ve çok sayıda davetli katıldı. Sergisinde Grimm Kardeşlerin en çok bilinen “Kırmızı Başlıklı Kız, Rapunzel, Bremen Mızıkacıları, Uyuyan Güzel, Kurbağa Prens, Çizmeli Kedi ve Fareli Köyün Kavalcısı” gibi eserleri ele alan Ay, toplumsal olayları 3 boyutlu olarak masallara uyarlayıp hayata geçirdi. Çocukluğundan beri masallara ilgi duyan ve her eserinde farklı bir toplumsal olayı konu alan Mert Ay, ‘Kırmızı Başlıklı Kız’ masalını uyarladığı eserinde kadın ve çocuk cinayetlerini, Kurbağa Prens’te insanların karşısındakileri istedikleri gibi biçimlendirmek istemesini işledi.

    “MEZUNİYET PROJESİ OLARAK TOPLUMSAL OLAYLARI 3 BOYUTLU OLARAK MASALLARA UYARLADIM”

    Bitirme projesi kapsamında bu sergiyi açtığını ifade eden Seramik Bölümü son sınıf öğrencisi Mert Ay, yaptığı eserlerde Grimm Kardeşlerin en çok bilinen hikayelerini seçtiğini ifade etti. Ay, “Çocukluğumdan beri masallara karşı aşırı ilgim olmuştur hep. Dört yıllık seramik eğitimim sonunda mezuniyet projesi olarak bu ilgimi üç boyutlu bir şekilde günümüzde yaşanan bazı toplumsal olayları masallara uyarlayarak hayata geçirme fikri cezbetti beni. Jack ve Fasulye Sırığı’nda Kevin Carter’ın Pulitzer ödülü kazanan fotoğrafından esinlenerek açlığı, hayatın zorluklarını anlatmaya çalıştım. Aynı zamanda Kırmızı Başlıklı Kız masalında da günümüzün en büyük problemlerinden biri olan kadın, çocuk cinayetlerini, Kurbağa Prens’te ise insanların karşı cinsi istedikleri şekilde biçimlendirmeye çalışmasını ifade etmeye çalıştım. Yaklaşık 8 ay kadar uğraştım eserleri bitirebilmek için. 2 dönem boyunca uğraştığım projemin üstesinden geldiğimi düşünüyorum. Beni yalnız bırakmayan ve katılan herkese çok teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

  • ’Avrupa Birliği’nde Toplumsal Cinsiyet Eşitliği’ Toplantısı

    Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası AB Bilgi Merkezi tarafından AB Sohbetleri başlıklı oturumlar dizisi kapsamında “Avrupa Birliği’nde Toplumsal Cinsiyet Eşitliği” başlıklı toplantı gerçekleştirildi.

    Kadın Erkek Birlikte Sosyal Eşitlik Derneği (KEBSED) lokalinde gerçekleştirilen toplantıda konuşan Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Uzmanı Nurper Gürdal, Avrupa Birliği sürecinin toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması noktasında çok önemli bir işlevi olduğunu kaydetti.

    Trabzon’daki kadın STK’ların temsilcileri ve kadın sorunları üzerine çalışma yapan uzmanların, aktivistlerin katıldığı toplantıda toplumsal cinsiyet eşitliği alanında Avrupa’daki çalışmalardan örnekler verildi, Trabzon’da bu alanda yaşanan sorunlar ele alındı.

    Toplantının açılışında konuşan Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası AB Bilgi Merkezi Koordinatörü Yakup Karbuz, Avrupa Birliği’nin çok önem verdiği “Toplumsal cinsiyet eşitliği” konusunda çok ciddi adımlar atıldığını, farkındalık sağlanmaya çalışıldığını anlatarak Trabzon AB Bilgi Merkezi’nin de yıllardan bu yana bu alanda önemli çalışmalar yaptığını kaydetti.

    Karbuz’un açıklamasından sonra söz alan Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Uzmanı Nurper Gürdal, Avrupa’da ideal noktaya ulaşılamasa da toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması yolunda çok önemli adımlar atıldığını kaydederek ülkemizin de AB sürecinde bu noktadaki eksiklerini giderebilmek için çalışmalar yapıldığını belirti. Gürdal, yapılan çalışmalara karşın yaşanan olumsuzluklara da işaret ederek toplumun tüm kesimlerinin bu alanda dikkatli olması gerektiğini söyledi.

    Gürdal’ın sunumunun ardından katılımcılar, Avrupa, Türkiye ve Trabzon’da yaşanan toplumsal cinsiyet eşitliği alanındaki eksikliklere dikkat çekerek neler yapılması gerektiğine ilişkin tartışarak kadın konusunda çalışma yürüten tüm kurum ve kişilerin daha iyi bir koordinasyonla ortak çalışmalar yürütebilmeleri gerektiğine işaret ettiler.

  • Anadolu Lisesi’nde Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği Semineri

    Nevşehir Belediyesi Kadın Danışma Merkezi tarafından Anadolu Lisesi öğrencilerine Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği konulu seminer düzenlendi.

    Nevşehir Anadolu Lisesi 11. Sınıf Toplumsal Cinsiyet ve Eşitlik Kulübü öğretmenlerinin katkılarıyla öğrencilerle buluşan Kadın Danışma Merkezi yetkilileri, Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği konusunda bilgilendirmelerde bulundu.

    Seminerde, şiddet nedir, türleri nelerdir, toplumsal cinsiyet eşitliği nedir, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinde kadının ve erkeğin rolleri ve karşılaşılan şiddet karşısında nerelere başvurulması gerektiği konusunda bilgiler aktarıldı.

    Ayrıca seminerde, Kadın Danışma Merkezi’nin işleyişi, ulaşılabilirliği ve çalışma disiplinine yönelik olarak da bilgiler verilen seminer sonunda, katılımcılar öğrencilerin sorularını yanıtladı.

  • Toplumsal Cinsiyet Tartışıldı

    Düzce Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü tarafından “Toplumsal Konu Cinsiyet” başlıklı konferans gerçekleştirildi.

    Rektörlük Çalıştay Salonu’nda gerçekleştirilen programa; Düzce Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Mehmet Selami Yıldız, Kadın Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü ve Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Şule Ay ile öğrenciler katıldı.

    Kadınların sosyal ve ekonomik hayata katılımlarına ilişkin istatistikler paylaşarak sunumuna başlayan Yrd. Doç. Dr. Şule Ay, biyolojik cinsiyet ve toplumsal cinsiyet kavramlarını açıklayarak sunumuna devam etti. Yrd. Doç. Dr. Ay, “Biz biyolojik cinsiyetle kadın ve erkeklerin doğuştan gelen biyolojik, fizyolojik ve genetik özelliklerini kastediyoruz. Toplumsal cinsiyet ise sonradan öğrenilmiş, toplum içinde sosyal ve kültürel yapının etkisiyle kazanılmış, zaman ve mekana göre değişiklik gösteren özelliklerdir” dedi.

    Ülkemizdeki tüm üniversitelerde toplumsal cinsiyet dersinin ilk yıl seçmeli, sonraki yıllarda ise zorunlu ders haline getirildiğini ifade eden Yrd. Doç. Dr. Şule Ay, kadına yönelik şiddetin önlenmesi ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması için uluslararası birçok anlaşmanın imzalanarak önemli kararlar alındığını ve Türkiye’nin de bu kararların alınmasında her zaman ilk imzayı atan ülkeler arasında olduğunu vurguladı.

    2011 yılında imzalan İstanbul Sözleşmesi ile tüm illerde bütün kurumlarla bir yapılanmaya gidildiğini dile getiren Yrd. Doç. Dr. Ay, illerde Kadın Hakları Koordinasyon Kurullarının faaliyete geçtiğini sözlerine ekledi. Yrd. Doç. Dr. Şule Ay, Valilikler başkanlığında Aile Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü koordinasyonuyla tüm kamu ve sivil toplum kuruluşları temsilcilerinin katıldığı programlar düzenlendiğinin ve iller çapında eylem planlarının oluşturularak önemli kararlar alındığının altını çizdi.

    Konferansın sonunda, Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Mehmet Selami Yıldız tarafından Yrd. Doç. Dr. Şule Ay’a teşekkür belgesi takdim edildi.