Etiket: Toplum

  • Başkan Karabağ, sivil toplum kuruluşlarıyla buluştu

    Bayraklı Belediye Başkanı Hasan Karabağ, sivil toplum kuruluşu temsilcileriyle bir araya geldiği yemekte, katılımcılara seslenerek, “Cumhuriyet, Atatürk Cumhuriyetidir. Bu ülke kolay kurulmadı. Sivil toplum dernek dayanışması budur. Kendiliğinden oluşan bir gönül birliği. İşte bu gönül birliğini 29 Ekim’de yaptık biz. Bir ilçe belediyesi Türkiye’ye ses getiren bir hareket yapabiliyorsa büyükşehir imkanları Türkiye’yi sarsan hareketler yapar” dedi.

    İzmir’deki 72 farklı sivil toplum kuruluşundan yaklaşık 450 yönetici ve üyelerinin katıldığı etkinlik, Havuz düğün Salonu’nda gerçekleştirildi. İzmir Adanalılar Güç birliği Derneği Başkanı Arif Kayakşu ve yönetimi, programda Bayraklı Belediye Başkanı Hasan Karabağ’a desteklerinden dolayı teşekkür plaketi takdim etti. Ege Yörükleri Derneği ve yöneticileri ise Başkan Karabağ’ın isminin yazılı olduğu derneğin poşusunu başkana verdi.

    “Bir ilçe belediyesi Türkiye’ye ses getiren bir hareket yapabiliyorsa..”

    Konuşmasında gecekondu hayatında yetişmiş, oraların çilesini iyi bilen ve gelinen noktada belediye başkanlığını Atatürk’e borçlu olduğunu dile getiren Bayraklı Belediye Başkanı Hasan Karabağ, “Cumhuriyet, Atatürk Cumhuriyetidir. Bu ülke kolay kurulmadı. Bizleri bu noktaya getiren Cumhuriyete sahip çıkmamız lazım. Bu ülke kurtulurken Anadolu ve Rumeli Müdafai Hukuk Cemiyeti ile başlayan bir dernekle kuruldu. Sivil toplum dernek dayanışması budur. Kendiliğinden oluşan bir gönül birliği. İşte bu gönül birliğini 29 Ekim’de yaptık biz. Bir ilçe belediyesi Türkiye’ye ses getiren bir hareket yapabiliyorsa büyükşehir imkanları Türkiye’yi sarsan hareketler yapar. Belediyeler kendi ideolojilerini iktidara taşıma yoludur. Ben sivil toplum örgütlerinde gönüllüce görev alan bütün arkadaşların önünde saygıyla eğiliyorum. Halk oyunları, spor kulüpleri, tiyatro dernekleriniz, kültür geceleri. Sokaklar uyuşturucu kullanan gençlerle dolu. Siz alıyorsunuz bunları kendi bünyenizde imkanlarınızla bir şeyler yaparak onları sokaktan kurtarmaya çalışıyorsunuz. O spor kulüplerindeki arkadaşlarım çocuklar, gençler enerjilerini sporda kullanmasa gidiyorlar başka kötü alışkanlıklarda kullanıyorlar” dedi.

  • Sivil Toplum ve İnovasyon Merkezi’nde Protokoller imzalandı

    Muratpaşa Belediyesi, Avrupa’nın en büyük sivil toplum örgütleri yerleşkesini de içinde barındıran Abdullah Sevimçok Sivil Toplum ve İnovasyon Merkezi’nde yer alacak sivil toplum kuruluşlarıyla protokolleri imzalandı.

    Muratpaşa Belediyesi’nin inşa ettiği ve Avrupa’nın en büyük sivil toplum örgütleri yerleşkesini de içinde barındıran Abdullah Sevimçok Sivil Toplum ve İnovasyon Merkezi’nin işletmeye alınması için bir aşama daha geçildi. Muratpaşa Belediye Meclisi’nin Eylül ayı meclis toplantısında Belediye Başkanı Ümit Uysal’a verdiği yetkiye istinaden merkezde bulunmak için müracaatlarını gerçekleştiren sivil toplum örgütü, sendika, meslek birlikleri, hemşeri dernekleriyle protokoller imzalandı. İmzalanan protokoller Muratpaşa Kaymakamlığı’nın onayının ardından geçerlilik kazanacak.

    Başkan Uysal, Doğuyaka Mahallesi’nde bulunan merkezde sanattan spora, iş insanlarından girişimci kadınlara ve hemşeri derneklerine bir kentin kimliğini ve toplumsal dokusunu oluşturan her yapının bulunacağını söyledi. Başkan Uysal, Sivil Toplum Merkezi’nin inşaatına kentin ortak aklının oluşması, kentlilik bilincinin gelişmesi ve Antalya’nın geleceği için birlikte çalışma imkanlarının yaratılması amacıyla başladıklarını ve bugün gelinen noktada bu amaçları gerçekleştirecek bir yapının kuruluyor olduğunu belirtti.

    Protokollerin gerekli yasal süreçleri tamamlamasının ardından derneklerin, sivil toplum örgütlerinin, meslek birliklerinin daha önce kurayla belirlenen yerlerine almaya başlayacaklarını belirten Başkan Uysal, “Ancak Abdullah Sevimçok Sivil Toplum ve İnovasyon Merkezi sadece sivil toplum merkeziyle sınırlı bir yapı değil. Mutfak sanatları işliği, yerli ürünler bedesteni, AR-GE, AB Danışma ve Proje Ofisi’yle bir kampüs niteliğine sahip. İnanıyorum ki, buradan çıkacak projelerle, kent ve kentlilik bilinci gelişecek, yenilikçi yaklaşımlar ön plana çıkacak ve kentin ortak aklı oluşacak” diye konuştu.

  • İş dünyası, kamu ve sivil toplum kuruluşlarının yöneticileri buluştu

    Ofis mobilyaları üreticisi Bürotime; kamu, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarında görev yapan yöneticileri Konya’daki üretim merkezinde ağırlayarak iş dünyasının farklı kolları arasındaki etkileşime olanak sağladı.

    Ofis mobilya üreticisi Bürotime, Common Purpose Türkiye/Ortak İdealler Derneği’nin düzenlediği ‘Meridyen – Yetkinin Ötesinde Liderlik’ programına destek verdi. Yapılan şirket açıklamasına göre, 12-14 Ekim 2018 tarihlerinde, yaklaşık 50 yöneticinin katılımcı olduğu Meridyen programı; farklı bir şehrin ekonomik, politik, kültürel içeriğiyle dolu bir gün geçirmek ve liderliğe dair kişisel yaklaşımları daha geniş bir perspektifle değerlendirilmesini sağlamak amacıyla Bürotime’ın Konya’daki üretim merkezinde gerçekleşti.

    “Liderlere Konya’yı tanıttık”

    Bürotime Genel Müdür Yardımcısı Ali Topak, ‘’Toplumun temel taşlarını oluşturan kamu, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarının liderlerini bir araya getiren ilk ve tek platform olan Ortak İdealler Derneği’nin yürüttüğü bu projede yer almak bizler için çok değerli. İş dünyasının farklı kollarında faaliyet gösteren yöneticiler, farklı coğrafyalardaki iş ağlarının gelişimi ve sektörler konusunda tecrübe kazanırken, liderlerin yaşadığı sorunlar ve çözüm yollarını masaya yatırarak hep birlikte perspektifimizi genişlettik. İş dünyasındaki etkileşimleri güçlendirecek faaliyetlerde bulunduk. Konya’nın köklü tarihini ve turistik bölgelerini tanıtırken, tarım şehrinden sanayi şehrine geçiş yolculuğundan bahsettik. ‘Yetkinin Ötesinde Liderlik’ platformu sayesinde farklı alanlardaki birçok yöneticiye değer katacak bir çalışmaya imza attığımıza inanıyoruz’’ açıklamasında bulundu.

  • Malatya’da “İdealden Gerçeğe Toplum Siyaset ve Ekonomi” sempozyumu düzenlendi

    Bilgi Yolu, Eğitim, Kültür ve Sanat Araştırmaları Merkezi(BİLSAM) tarafından “İdealden Gerçeğe Toplum, Siyaset ve Ekonomi” konulu 7. Uluslararası sempozyumu düzenlendi.

    Kongre kültür merkezinde düzenlenen sempozyuma İBN Haldun Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Recep Şentürk, İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Kızılay, BİLSAM Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. İbrahim Gezer çok sayıda akademisyen ve STK temsilcisi katıldı. Sempozyumun açılış konuşmasına yapan BİLSAM Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. İbrahim Gezer BİLSAM olarak her yıl ulusal ya da uluslararası boyutta gerçekleştirdikleri sempozyumların bu yıl ki temasını “Toplum, Siyaset ve Ekonomi” olarak belirlediklerini ifade ederek, “Gerçi konuyu bir yıl önce belirlemiştik. fakat gerek ülkemizde ve gerekse dünyada siyaset ve ekonomi alanında yaşananlara bakılınca tema belirlemede isabet edildiği söylenebilir. Bu iki olguyu önemsiyoruz zira toplumların varoluşlarını gerçekleştirmede ve sürdürülebilir toplumsal gelişmeyi sağlamada belirleyici olan en Önemli iki faktörün siyasi ve ekonomi olduğunu inanıyoruz” diye konuştu.

    Günümüzde toplumların sağlıklı ve sürdürülebilir bir gelişme trendi yakalamasına yol açan dinamiklerin hakkında da bilgi veren Gezer, “Ülkeler arasındaki bunca sosyal, kültürel, ekonomik ve siyasal gelişmişlik farkları acaba nelerden kaynaklanıyor olabilir? Büyüklük mü? Uzun bir tarihe sahip olmaları mı? Yer altı kaynaklarının bolluğu mu? Sahip oldukları din, dil ve etnik farklılıklar mı? Sözgelimi bunun sebebi ülkelerin büyüklüğü olabilir mi? Pek öyle görmüyor. Zira söz gelimi Rusya toprak bakımından dünyanın en büyük ülkesidir, İtalya‘nın 56 katı büyüklüğüne sahiptir. Fakat ekonomisi İtalya’nın ekonomisinin üçte ikisi kadardır. Belki de önemli olan büyük bir ekonomiye sahip olmaktır. Fakat bu da doğru gözükmüyor. Mesela Çin ve Hindistan dünyanın en büyük ekonomileri arasındalar, fakat bu durum onları yoksul insanların zengin ülkesi olmanın ötesine geçiremiyor. Acaba gelişmişlik farklarının nedeni uzun bir tarihe sahip olmak olabilir mi? Böyle olsaydı binlerce yıllık tarihe sahip olan Mısır, Çin ve Hindistan gibi ülkelerin dünyanın en gelişmiş ülkeleri 50-100 yıllık tarihe sahip olan Kanada, Yeni Zelanda, Singapur ve İsrail gibi ülkelerin ise en geri ülkeler olmaları beklenirdi, fakat durumun böyle olmadığını hatta bunun tam tersi olduğunu biliyoruz. Yine toplumların gelişmişliğinde yer altı kaynaklarının bolluğu belirleyici olsaydı; Arabistan, Venezüella gibi petrol zengini ülkelerin günümüzün en gelişmiş ülkeleri. Buna karşın, Japonya, İsviçre, Danimarka ve Finlandiya gibi kayda değer hemen hiçbir yer altı kaynağı olmayan ülkelerin ise en geri ülkeler olmaları gerekirdi. Oysa böyle olmadığını biliyoruz.

    Bütün bunların, toplumların sahip oldukları ve uyguladıkları siyasal ve ekonomik sistemlerle çok yakından ilgili olduğuna inanıyoruz” ifadelerini kullandı.

    Bizim yaşadığımız coğrafyanın da yaşanan kozmolojik devrimde etkilendiğini ifade eden Gezer, Bizim coğrafyamız maalesef, dünya’ evren ilişkisinde yaşanan kozmolojik devrimden sonra onun doğal sonucu olarak ortaya çıkan ve yöneten-yönetilen ilişkilerinde büyük bir değişime yol açan demokratik devrimin ıskalandığı ve bu yüzden insanoğlunun adalet ve özgürlük arayışının önündeki en önemli engeller olan şahlık sultanlık, krallık ve tek adamlık gibi insan onuruna aykırı rejimlerle bir türlü hesaplaşamadığı bir coğrafyadır. Coğrafya olarak adaletli, özgürlükçü ve çoğulcu bir siyasal ve ekonomik yapı kurmayı başaramadıkça ısrarla kayaları aşındırmaya çalışan dalgalar misali, başımızı kayalara vurup vurup parçalanacak” şeklinde konuştu.

    İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Kızılay ise BİLSAM yöneticilerine başarılı çalışmaları nedeniyle teşekkür etti.

  • Kargı Toplum Sağlığı Merkezi Başkanı Dr. Hasan Danacı;

    Kargı Toplum Sağlığı Merkezi Başkanı Dr. Hasan Danacı, prostat kanseri erkeklerde ve tüm dünyada en sık görülen ikinci kanser türü olduğuna dikkat çekerek, her 6 erkekten birinin prostat kanserine yakalanma riski ve her 38 erkekten birinin de prostat kanseri nedeniyle hayatını kaybetme riskini taşıdığını söyledi.

    Erken evre prostat kanserinde şu an için en önemli tedavi yönteminin ışın tedavisi olduğunu dile getiren Dr. Danacı, prostata uygulanacak radyasyonun hem ideal bir dozda hem de ideal bir odaklama ile yapılması gerektiğini belirtti.

    Danacı, “Prostat organı, başta makat (rektum) ve idrar kesesi (mesane) olmak üzere radyasyona duyarlı birçok normal doku ve organa bitişik konumdadır. Bu bitişik dokuların da gereksiz yere radyasyona aşırı maruz kalması ile cinsel işlev kaybı, idrar kontrol sorunları ve makattan kanama gibi zararlı yan etkiler ortaya çıkabilir. Son yıllarda kullanıma giren yeni teknolojiler ve ışınlama teknikleri sayesinde prostat kanserinde hedefe daha iyi odaklanılıp hem kanserin tedavi edilmesi hem de prostat kanserli hastaların yaşam kalitesini daha da artırmak söz konusu olabilmektedir” dedi.