Etiket: topla

  • TÜMSİAD Genel Başkanı Doğan: “Ülkelerin birbirleriyle olan savaşları topla tüfekle değil ekonomiyle ticaretle oluyor”

    İzmir Katip Çelebi Üniversitesinde (İKÇÜ) ‘Ticaret Savaşları ve Ülke Ekonomisine Etkileri’ konulu panelde konuşan Tüm Sanayici ve İş adamları Derneği (TÜMSİAD) Genel Başkanı Yaşar Doğan, “Ülkelerin birbirleriyle olan savaşları topla tüfekle değil ekonomiyle ticaretle oluyor” dedi.

    İKÇÜ Ekonomi Topluluğu tarafından ‘Ticaret Savaşları ve Ülke Ekonomisine Etkileri’ konulu panel düzenlendi. Panelin moderatörlüğünü İKÇÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ertuğrul Deliktaş üstlenirken, konuşmacılar ise TÜMSİAD Genel Başkanı Yaşar Doğan, TÜMSİAD Genel Sekreteri Osman Kurtkan Kapıcıoğlu, İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, İKÇÜ İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Emine Beyza Satoğlu’dan oluştu.

    Ticaret savaşlarının populize olmaya başladığını kaydeden TÜMSİAD Genel Başkanı Doğan, “Ülkelerin birbirleriyle olan savaşları topla tüfekle değil ekonomiyle ticaretle oluyor. Bu da ülkelerin içinde olan büyük firmalarla, sermayelerle olmaya başladı. Burada ülkelerin bir takım stratejik rolleri var. Aynı zamanda buna entegre olan toplumsal kitlelerin algılarıyla oluşan bir takım problemler var” diye konuştu.

    Doğan ayrıca iş dünyasının sakin ve gergin olmayan ortamları tercih ettiğini, daha riski az olacak şekilde hareket etmeye çalıştığını belirtirken, sermaye ve yatırımın güvenli limanlarda hareket ettiğini belitti.

    “Yerli ve milli yatırımlar güçlenmeli”

    İş dünyası hakkında da değerlendirmede bulunan Doğan, “100 liraya sattığımızı 80 liraya üretiyoruz diye düşünüyoruz ama eğer yarı ham madde gibi bunu dışarıdan alıyorsak, sıkıntı yaşıyoruz. Üniversite proje geliştiriyor, para yok. Dolayısıyla parayı da oluşturabilecek unsurları deşifre etmeliyiz. 2017’de 157 milyar, 2018’de 17 milyar ihracat var ama hedeflerin çok altındayız. Tasarruf etmiyoruz, tasarruf etmeliyiz. Yerli ve milli yatırımlar güçlenmeli. Teknoloji üretmeli, teknolojiyi ticarete dönüştürüp ihracat yapmalıyız, markalar oluşturmalıyız” ifadelerine yer verdi.

    “Türkiye’mizde atacağımız çok adım var”

    İZTO Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener de dünyada “Ticaret savaşları” denilince genellikle ABD’den sonra baş rolü Çin aldığını, iki ülkenin karşılıklı gümrük duvarlarını yükselttiği bu filmde, dönem dönem AB’yi de sahnede görebildiklerini kaydetti. Özgener, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bu savaşlar sönümlendiğinde başrol oyuncularını izleyen bir Türkiye değil, kendini konumlandırmış, hazırlıklarını yapmış ve rekabet üstünlüklerini yeniden biçimlendirmiş bir Türkiye için çaba göstermeliyiz. Başrol potansiyeli olduğu halde figüranlıkla yetinen ülkeleri gözünüzün önüne getirdiğinizde, bunu açıkça görebilirsiniz. Savaşlarda, krizlerde değil; tarihi ve stratejik konumu gereği kalkınmada ana aktör olabilecek, tarihi boyunca hiçbir zaman yan rolleri kabul etmemiş Türkiye’mizde de atacağımız çok adım var. Ticaret savaşlarının ortasında, ateş çemberiyle çevrili bir ülke olarak, bir yandan geleneksel pazarımız AB ile irtibatı koparmadan, öte yandan ABD ile hassas dengeleri gözeterek Çin gibi çok büyük avantajlar barındıran alternatif pazarlarla büyümeliyiz.”

    “Cumhuriyetimizin 100. yılına bir başarı hikayesi taşımalıyız”

    Türkiye’nin 2018 yılı içerisinde birçok ekonomik saldırıya maruz kaldığını hatırlatan Özgener, ancak tansiyonun düştüğünü, ekonomi, üretim ve ihracat için yeniden motive olduğunu belirtti. Enflasyonla Mücadele Programı’nı destekleyen vergi indirimleriyle birlikte piyasalarda ciddi bir rahatlama da yaşandığını vurgulayan Özgener, “Cumhuriyetimizin 100. yılına bir başarı hikayesi taşımalıyız. Bu da yerli ve milli paramızı kullanmaktan, yerli ve milli ürünlere yönelmekten ve ara malı bağımlılığından kurtulacak reçeteler bulmaktan geçiyor. Ortadoğu coğrafyasında küresel bir güç olabilmek, Ulu Önder Atatürk’ün de işaret ettiği gibi ekonomik bağımsızlık şiarından geçiyor. Yerli ürünler tercih edildiği zaman ülkemizde kalan parayla organize sanayilerinin oluşmasına, sanayinin gelişmesine katkı sağlanabilir. Bu sayede üniversiteyi tamamlamış gençlerimiz daha kolay iş bulur. Bu nedenle, toplumumuzda yerli ve milli ürün kullanımı konusunda farkındalık ve bilinç oluşturulması amacıyla toplantıların sayısını artırmalıyız” dedi.

    “Yaşayarak öğreniyoruz”

    Panelde konuşan İKÇÜ Rektörü Prof. Dr. Saffet Köse de “Ekonomi deyince üretim, tüketim, rekabet anlardık. Artık bunun içine ekonomik savaş da girdi. En kötüsü bunu yaşayarak öğreniyoruz, içinde bulunuyoruz. Ekonomik araçlar etkili silah olarak kullanılıyor. Bu dünyanın ciddi bir sorunu” ifadelerini kullandı.

  • Kız çocuğu kucağında topla cesedi izledi

    Adana’da nehirde kaybolan çocuğun cesedi bulunup kıyıya çıkartıldıktan sonra bir kız çocuğunun kucağında topla cesedi izlemesi dikkat çekti.

    Seyhan ilçesine bağlı Yenibaraj Mahallesi’ndeki Seyhan Nehrine girdikten sonra kaybolan 15 yaşındaki Enver Kaplan’ın cesedi bulundu. Polis dalgıçlar yaklaşık 3 saatlik bir aramanın ardından bulduğu çocuğun cesedini kıyıya çıkardı. Baba İbrahim Kaplan (42) oğlunun cenazesini görünce gözyaşlarına boğuldu. Bu arada nehir kenarına pikniğe gelen bir babanın olay yerine getirdiği 7 yaşındaki kızı duvar üzerine oturarak kucağında topla cesedi izledi. Kız çocuğu dakikalarca ellerine yanaklarına koyarak cesedi izlemeye devam etti. Bu sırada olayı cep telefonuyla çekip sosyal medyada canlı yayın yapan genç kadın cesedi de canlı yayınladığı görüldü. Bir süre sonra ceset cenaze aracıyla otopsi için adlı tıp kurumu morguna kaldırıldı.

  • Selahattin Demirtaş: “Böyle bir nesli tankla, topla, savaş uçağıyla teslim alacağını sananlar yanıldılar”

    Halkların Demokratik Partisi Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, partisinin İstanbul’da düzenlediği “Darbelere hayır, demokrasi hemen” adıyla düzenlenen halk buluşmasına katıldı. Demirtaş, “Böyle bir nesli tankla, topla, savaş uçağıyla teslim alacağını sananlar yanıldılar. Darbeye karşı hukuksal yönde atılacak her adımı parlamentoda desteklemeye hazırız” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, HDP İstanbul İl Teşkilatının Sultangazi ilçesinde düzenlediği “Darbelere hayır, demokrasi hemen” adıyla düzenlenen halk buluşmasına katıldı. İstanbul’un Sultangazi ilçesinde bulunan Gazi şehir parkında düzenlenen buluşmaya HDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın yanı sıra, HDP İstanbul İl eş başkanları, HDP milletvekilleri, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşlar katıldı.

    “Darbeye karşı ilkeli bir tutum sergileyen halk başta olmak üzere herkese teşekkür ediyorum”

    “Darbelere hayır, demokrasi hemen” halk buluşmasında partililere seslenen HDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, “Türkiye’de tarihi bir kırılmanın tarihi bir eşiğin yaşandığı saatlerden geçiyoruz. Bir hafta önce Türkiye toplumu büyük bir badireyi yaralıda olsa atlatmayı başardı. Gözü dönmüş çılgınlaşmış bir askeri cunta halkın silahını halka doğrultarak bir kez daha darbe cunta anlayışını 12 Eylül’ün tekrarını hayata geçirmek istedi. Tabi ki bu gözü dönmüş çılgınlığı yapanlar sivil insanlara, parlamentoya saldırarak korku salacağını ve kısa sürede teslim alacağını düşünmüş olabilir. Türkiye toplumu 7’den 70’e hepsi siyasi partisi düşüncesi ne olursa olsun askeri darbenin cuntanın ne demek olduğunu ya yaşayarak gördü ya da yakın geçmişi büyüklerinden dinleyerek büyüdü. Böyle bir nesli tankla, topla, savaş uçağıyla teslim alacağını sananlar yanıldılar. Darbeye karşı ilkeli bir tutum sergileyen halk başta olmak üzere bütün siyasi partilere teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.

    Askeri darbeye ve cuntaya karşı çıkmak demokrat olmak için yeterli değildir diyen Demirtaş, “Türkiye’de veya askeri darbelerin yaşandığı başka ülkelerde topluma kazandırdığı hiçbir şey yoktur. Latin Amerika ülkelerinde Afrika ülkelerinde, Asya ve 3.Dünya ülkelerinde neredeyse son 100 yıl askeri darbe süreçleriyle geçti ve halen birçoğunda askeri cunta ve zihniyeti iş başındadır. Derler ya ’ bir müsibet bin nasihatten iyidir’ bakalım şimdi göreceğiz 1980’den bu yana askeri darbe zihniyetinin cunta anlayışının ve onun yaptığı anayasanın yürürlükte olduğu bir Türkiye’de bir müsibet bin nasihatten daha fazla ders vermiş mi vermemiş mi işte tamda onu göreceğimiz günlerden geçiyoruz. Şüphesiz ki askeri darbenin iyi diyebileceğimiz bir yanı yoktur. Herkes şunu iyi bilmelidir, askeri darbeye ve cuntaya karşı çıkmak demokrat olmak için yeterli değildir. Darbeye karşı çıkmanın yolu, yöntemi darbe tehdidi ve tehlikesi ortadan kalktıktan sonra ortaya konacak tutum asıl demokrat olunup olunmadığını, halktan yana olup olmadığınızı asıl belirleyen odur. Yoksa darbeye sağcısı, solcusu, İslamcısı, laiki, Kürt, Türk, Alevi, Sunni de karşı çıkar. Çıkması da gerekir” ifadelerini kullandı.

    “Darbeye karşı hukuksal yönde atılacak her adımı parlamentoda desteklemeye hazırız”

    Darbeyle gericilik ilkeleriyle mücadele edilemeyeceğini belirten Demirtaş, “Darbeyle mücadelenin en etkili yolu hukuktur. İnsan haklarıdır. Bugün bizim sarılmamız gereken ilkeler insan hakları ilkeleri demokrasi ilkeleridir. Faşizme, darbeye, cuntaya karşı gericilik ve gericiliğin ilkeleriyle mücadele edilemez. Olağan üstü hal 3 aylığına ilan edilmiş, yetmezse bir 3 ay daha ilave ederiz diyor. Biz hayır oyu verdik ama olağan üstü hal bir hafta bile yürürlükte kalsa aslında darbecilerle mücadele için yeterlidir. Ama deniyor ki 3 ay yetmeyebilir bir 3 ay daha yapabiliriz. Kime karşı kullanıyorsun. Darbeciye karşı, darbe girişiminde bulunanlara karşı hukuk çerçevesinde atacağın her adımı biz parlamentoda desteklemeye hazırız. Getir yasaları çıkaralım” dedi.

    “15 Temmuz akşamına kadar yaşananlar yapılan hataları bir bir masaya yatıralım”

    Cumhurbaşkanına liderler zirvesini toplaması için çağrı yaptıklarını söyleyen Demirtaş, “Bugün eğer eşitliğe doğru çözüme doğru adımları atmak istiyorsak bu yolun yöntemi bellidir. Cumhurbaşkanına çağrı yaptık. Liderler zirvesi toplayabilirsin, siyasi partilerin hepsinin görüşlerini önerilerini alabilirsin. Geçmişte yaşananlar 15 Temmuz akşamına kadar yaşananlar yapılan hataları bir bir masaya yatıralım. Öfkeyi kini kutuplaşmayı bir kenara bırakalım, toplum bizden artık barış istiyor. Olağan üstü hal uygulaması uzatılmamalı. Devlet içerisinde darbecilerin ayıklanması için belli bir sürece ihtiyaç var. Ama bu olağan üstü hal olmadan da yapılabilir” şeklinde konuştu.

    Konuşmaların ardından halk buluşması Türkçe ve Kürtçe söylenen şarkılar ve çekilen halaylarla sona erdi.