Etiket: Tohumun

  • Yerli tohumun merkez üssü Adıyaman’dan yurt dışına tohum ihracatı

    Türkiye’de yerli sertifikalı tohumun ‘merkez üssü’ olmayı yolunda ilerleyen Adıyaman’dan birçok ülkeye tohum ihraç ediliyor.

    2014 yılından beri Adıyaman’da ki firmalar yurt dışına sertifikalı yerli tohum ihraç ediyor. Daha önce ki yıllarda Adıyaman’da gümrük Müdürlüğü olmadığı için çevre illerden gönderilen sertifikalı tohumlar bu yıl Adıyaman’dan gönderilmeye başlandı.

    Adıyaman’da bulunan bir firma 3 bin ton nohut tohumu ihracatıyla Türkiye birincisi oldu. Bu firma sertifikalı nohut tohumunu İran’a ihraç ediyor. Firma, KKTC’nin sertifikalı tohumunun yüzde 100’ünü karşılıyor. Türkiye’de Adıyaman, sertifikalı nohut ve mercimek tohumunda 1’inci, arpa tohumunda 3’üncü, buğday tohumunda ise 7’nci sırada yer alıyor.

    Sertifikalı tohum ihracatını yapan fabrikayı ziyaret eden Tarım ve Orman Müdürü Adil Alan, firmanın yetkililerinden bilgi aldı.

    Adil Alan firma yetkililerini tebrik ederek, Adıyaman’ın sertifikalı tohum üretimiyle ilgili açıklamada bulundu.

    Adil Alan, “Adıyaman sertifikalı tohum konusunda merkez olmaya devam ediyor. 2014 yılından başlayarak ilimizdeki firmalar yurt dışına da ihracata başladı. Bu yıl ilk defa Adıyaman Gümrüğünden yurt dışına ihracata başlamış olduk. Nohut tohumuna baktığımız zaman bu yıl geçen yıla göre çok ciddi bir üretim artışı oldu. 3 bin ton üretimle bu yıl firmamız Türkiye’de birincisi oldu.

    Adıyaman sertifikalı tohum denilince aklı ilk gelen illerimizin başında gelmektedir. Sertifikalı nohut ve mercimek üretiminde Türkiye’de birinci, arpada üçüncü, buğdayda da yedinci sıradayız. Bakanlığımızda bunu gördü bundan dolayı da Tohum Sertifikasyon Müdürlüğünü kurdu. Oda 2018 yılı içerisinde kuruldu. Adıyaman’ı meyvecilikte ve tohumculukta merkez üssü haline getireceğimizi belirtmiştik, buna yönelik çalışmalarımız son sür’at devam ediyor. Bu gün İran’a nohut tohumu ihraç ediliyor. Bundan sonraki partide ise Ukrayna’ya inşallah tohum göndereceğiz. Geçmiş yıllarda Romanya’ya, Bulgaristan’a, Irak’a ve KKTC’ye tohumlar gidiyordu. Bu yılda buralara ilave olarak ilk defa İran’a da göndermiş olduk” dedi.

    Firma sahibi Mehmet Fatih Olgun ise, yerli tohum ihracatının yüksek katma değere sahip olduğunu kaydederek, “Adıyaman merkeze bağlı eski Hısnı Mansur köyümüzde üreterek yetiştirdiğimiz tohumları şuanda İran İslam Cumhuriyetine ihraç ediyoruz. Katma değeri yüksek olan bakliyat tohumunda ülkemize büyük katma değer sağladığımız için mutluyuz, gururluyuz. Firma olarak 2015’ten bu yana Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin yüzde 100 bütün tohumunu Olgunlar Tohumculuk olarak biz veriyoruz. Şuan İran’a tohum gönderiyoruz. Bulgaristan, Ukrayna’ya tohumluk veriyoruz. Cumhurbaşkanımızın güzel bir sözü var. ‘Yerli tohum üretimini, yerli tank, yerli silah kadar önemli görüyoruz.’ Bizde bu sözün üzerine yerli tohumculuğun büyümesi için elimizden gelen bütün çabayı ve gayreti gösteriyoruz” ifadelerini kullandı.

  • MAY Tohum’un Ar-Ge yatırımları artarak devam ediyor

    Sebze, tarla, endüstri ve yem bitkileri tohumlarının ıslah çalışmaları, üretimi, pazarlama ve satışı konularında 1978 yılından beri faaliyet gösteren MAY Tohum, Ar-Ge yatırımlarına her geçen yıl arttırarak devam ediyor.

    Türkiye’de 4 lokasyonda Ar-Ge faaliyetlerini gerçekleştiren MAY Tohum, Nisan 2018 itibariyle İzmir Torbalı’da faaliyete geçireceği yeni Ar-Ge istasyonu ile ıslah çalışmalarına hız katacak. Yıllık cirosunun yüzde 8’ini Ar-Ge’ye ayıran MAY Tohum, ‘Yerinde ıslah’ stratejisi ile Türk çiftçisi ve hedef coğrafyalar için toprak ve iklim şartlarına en uyumlu, stres şartlarına en dayanıklı ve verimli tohum çeşitlerini geliştiriyor.

    Yeni Ar-Ge yatırımları hakkında bilgi veren MAY Tohum Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hamdi Çiftçiler, “Firma olarak nitelikli Ar-Ge konusuna her zaman öncelik verdik ve yatırımlarımızı bu doğrultuda gerçekleştirmeye devam ediyoruz. Bugüne kadar, Bursa başta olmak üzere, Adana’da hibrit mısır ve pamuk üzerine, Trakya’da hibrit ayçiçek, Bursa Yenişehir’de de fasulye ve ilgili hatların çoğaltımı konusunda çalışan 4 Ar-Ge merkezimizde ıslah çalışmalarımızı gerçekleştiriyorduk. Bu yıl, yerinde ıslah stratejimiz doğrultusunda Ar-Ge istasyonlarımıza bir yenisini daha ekledik. Nisan ayında, İzmir Torbalı’da faaliyete geçecek olan yeni Ar-Ge istasyonumuzda, danelik ve silajlık mısır ile pamuk konularında ıslah faaliyetleri gerçekleştirilecek. Bununla birlikte, Bursa Yenişehir’de bulunan Ar-Ge istasyonumuzu, daha kapsamlı çalışmalar yapabilmek adına Bursa – Mustafa Kemal Paşa ilçesine taşıdık. Buradaki istasyonumuzda, mısır ve fasulye türlerinde ıslah faaliyetlerimizi sürdüreceğiz. İlaveten üreticilerin ihtiyaç ve beklentileri doğrultusunda uygun çözümler üreten bir marka olarak, Mustafakemalpaşa’daki yeni Ar-Ge istasyonumuzda, ürün geliştirme ekibimiz, sanayi ve taze pazara uygun tatlı mısır, bezelye, sanayi domatesi ve ıspanak türlerindeki çeşit adaptasyon çalışmalarını gerçekleştirecek” dedi.

    Türkiye’de, tarım sektöründe Ar-Ge çalışmalarına en çok yatırım yapan firma olduklarını ifade eden Çiftçiler, “Ciromuzun yüzde 8’ini Ar-Ge çalışmalarına ayırarak, dünya ölçeğinde rekabetçi olacak şekilde yatırımlarımıza hız kesmeden devam ediyoruz. Tarla bitkilerinde hibrit ayçiçeği, hibrit mısır, pamuk ve sebzede fasulye türlerindeki yatırımlar, rekabetçi çeşit geliştirme ve geliştirilen çeşitleri Avrupa Birliği, Orta Doğu, Karadeniz kuşağı, Orta Asya ve Afrika’ya kadar olan coğrafyada en etkili şekilde tanıtıp pazarlama temeline dayanmaktadır. Yaptığımız Ar-Ge faaliyetleri sonucu, bugün, 40’ın üzerindeki ülkeye tohum ihraç eden marka olmanın ötesinde, MAY markası ile yurtdışına lisans satan tek Türk tohum firmasıyız” diye konuştu.

    Tohum ıslahı konusunda, dünyadaki yeni teknoloji ve eğitimleri yakından takip ettiklerine de vurgu yapan Çiftçiler, “MAY Tohum olarak her biri alanında uzman Ar-Ge ekibimizle dünyadaki teknoloji ve eğitim çalışmalarını yakından takip ediyoruz. Şu an, 10 tanesi doktora ve yüksek lisans seviyesinde uzman ıslahçı olan, toplamda 35 kişiden oluşan Ar-Ge ekibimiz bulunmakta” ifadelerini kullandı.

  • MAY Tohum’un 2017 hedefi 12 milyon dolarlık ihracat

    MAY Tohum olarak 2016 yılında tohum ihracatı alanında Türkiye’nin toplam tohum ihracatının yaklaşık yüzde 12’sini gerçekleştirmiş olmayı hedeflediklerini ifade eden MAY Tohum Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hamdi Çiftçiler, 2017 yılı ihracat hedeflerinin ise 12 milyon dolar olduğunu bildirdi.

    2015 yılı ihracat kayıt rakamlarına göre İstanbul Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği alt sektörü olan Bitkisel Yağlar ve Yağlı Tohumlar ihracatı yapan firmalar arasında ’En Başarılı İhracatçılar’ ödülüne layık görülen MAY Tohum, 2016 yılında da ihracat rakamlarıyla adından söz ettiriyor. Türkiye’de 2016 yılında iç piyasa faaliyetlerinin çok dinamik ve başarılı geçtiğini belirten Hamdi Çiftçiler, yerli yatırımcı şirketlerin son yıllarda yaptıkları Ar-Ge çalışmalarıyla uluslararası dev rakiplerine karşı zorlansalar da önemli başarılar elde ettiklerini söyledi. Çiftçiler, “Türkiye pazarında Türkiye’de ıslah edilmiş çeşitlerin kullanımının düzeyi ve pazar payı artıyor. Biz bu konuda en iddialı şirketlerden biriyiz. Ar-Ge çalışmalarımız ile geliştirdiğimiz hibrit ayçiçeği, hibrit mısır, pamuk ve fasulye çeşitlerini piyasaya sürüp bu türlerde çok ciddi rekabet etme şansını buluyoruz. Bu doğrultuda pazar payımızı da yükseltiyoruz. Bununla birlikte bakanlığımızın son 2 ayda sonuçlandırarak, ilan ettiği havza bazlı üretim ve destekleme sisteminin Türkiye’ye gerçekten gerek ekim alanlarının, gerekse de tohumculuk sektör faaliyetlerinin odaklanması açısından ciddi fırsatlar getireceğine inanıyorum. 2016 yılı ihracatı anlamında ise, maalesef komşu ülkelerdeki savaş ve ekonomik krizler, Türkiye’nin tohumculuk ihracatını olumsuz yönde etkiledi. Ama yine de sektör belli bir ihracat seviyesini tutturdu. MAY Tohum olarak bunun da üzerine çıkmak için yatırımlara devam ediyoruz. 2015 yılında tohumculuk ihracatı alanında Türkiye’nin toplam tohum ihracatının yüzde 10’undan fazlasını gerçekleştirdik. 2016 yılında bu oranın artacağını öngörüyor ve şu anki verilerimize göre bu oranın yüzde 12’sine ulaşmayı bekliyoruz” dedi.

    Hedeflerinin her zaman daha rekabetçi olmak olduğunu belirten Çiftçiler, “Şu anda Bursa ve Adana’da bulunan 2 ayrı tesisimizde ürettiğimiz sertifikalı tohumlukların hazırlama işlemleri devam ediyor. Bu çalışmaların sonunda da 2017 yılında, mevcut ve Türkiye’de ‘yerinde ıslah’ stratejisiyle yeni geliştirdiğimiz ve performansları ile kendini ispatlayan çeşitlerimizle daha da rekabetçi olarak yolumuza devam edeceğiz. Yurt içi pazar payımızı, önemli hedef türlerde arttıracağız. Uluslararası piyasalarda da büyümemizi devam ettirirken, bir yandan da gerek ülkemizde, gerekse Uluslararası piyasalarda geliştirdiğimiz ürünlerin lisans hakkı satışlarını da yaparak, teknoloji transferi anlamında da ülkemize ilave katma değer sağlamaya devam edeceğiz. Şuanda 35’ten fazla ülkeye tohum ihracatı yapıyoruz. Bunların 5 tanesinde kendi ofislerimiz ve çalışanlarımız bulunuyor” diye konuştu.

  • En Başarılı İhracatçı Ödülü, MAY Tohum’un

    MAY Tohum, 2015 yılı ihracat kayıt rakamlarına göre ’En Başarılı İhracatçılar’ ödülüne layık görüldü.

    İstanbul Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği alt sektörü olan Bitkisel Yağlar ve Yağlı Tohumlar ihracatı yapan firmalar arasında MAY Tohum, 2015 yılı ihracat kayıt rakamlarına göre ’En Başarılı İhracatçılar’ ödülüne layık görüldü. Yerli sermayeli Türk Tohum firması olarak Türk çiftçisine ve ülkemize sağladıkları katma değerinin ödüllendirilmesinden gurur duyduklarını ifade eden MAY Tohum Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hamdi Çiftçiler, “Bu yılki gururumuz çok büyük. 2015 yılında Türkiye toplam tohum ihracatının yüzde 10’unu MAY Tohum olarak biz gerçekleştirmiş bulunmaktayız. 2015 yılı ihracat rakamlarımız ile de kategorimizdeki tohum firmaları arasında da birinci sırada yer almaktayız’’ dedi.

    Dünya markası olma yolunda emin adımlarla ilerlediklerini belirten Çiftçiler, ‘’Uluslararası seviyede kendi markamız ile iş yapabilen, bağımsız olarak lisans ve tohum teknolojisi geliştirip satabilen, ürün uzmanlığına sahip bir Türk Tohum markası olarak almış olduğumuz ödül bizim için çok değerli. Yerli sermaye ve yerli Ar-Ge’nin böyle onur verici ödüllerle yüreklendirilmesi ülkemizin ve sektörümüzün gelişimi için çok önemli. Çiftçilerimize ve ülkemize sağladığımız katma değer için çok mutluyuz’’ şeklinde konuştu.

  • Fethiye’de Yerel Tohumun Önemi Anlatıldı

    Fethiye Belediyesi, Cumhuriyet Kadınları Derneği Fethiye Şubesi işbirliğinde Fethiye Ziraat Odası ve Ziraat Mühendisleri Odası Muğla Şubesinin destekleriyle yerel tohumların kaybının önlenmesi amacıyla 3. Fethiye Tohum Takas Şenliği düzenlendi. Fethiye Belediye Kültür Merkezin’deki etkinliklerde ilk olarak yerel tohumun önemi konulu panel düzenlendi. Panele Ziraat Yüksek Mühendisi Dr. Zerrin Çelik ile Köy Kooperatifleri İzmir Şubesi Başkanı Muhittin Akbulut yerel tohumun önemini anlatan sunumlar yaptılar. Kültür merkezi önünde ise üreticilerin katılımıyla tohum takası yapıldı.

    Panel ile birlikte “Tohumdan Yaşama” adlı tiyatro oyunu FBKM Tiyatro Topluluğu sanatçısı Osman Batur Keser yönetmenliğinde sahne aldı. İlgiyle izlenen tiyatro tam not alırken, civar köylerden gelen üreticiler festivalde el işi ürünler, canlı desti yapımı ve tahıl gibi yöresel ürünleri de kültür merkezi salonunda sahneledi. Festival komitesi tarafından, konuklara keşkek olarak bilinen Fethiye’nin yerel yiyeceği dağıtıldı. Üreticiler panelin ardından tohum takası yaptılar.

    Fethiye Belediye Kültür Merkezi salonundaki panele Muğla Milletvekili Nurettin Demir, Fethiye Belediyesi Başkan Vekili Mehmet Ünsal, STK temsilcileri ile çok sayıda vatandaş katıldı. Panelde ilk konuşmayı Cumhuriyet Kadınları Derneği Fethiye Şube Başkanı Nalan Ünal yaptı. Ünal, “2013’te bize de bir tohum düştü. Bu tohum bize bilmediğimiz çok şey öğretti. 2006’da kanunla yerel tohum satışı nasıl yasaklanır, buna karşı çıkmamız gerek diye başladığımız çalışma bizleri bilmediğimiz bir deryaya attı. Köylümüzün ve aslında bütün ülkemizin neyle karşı karşıya olduğunu öğreniyoruz. Bizler tohumda dışa bağımlılığın bitmesini istiyoruz. Bizler işin bu boyutunun farkında olarak üreticilerimizin yerel tohum ürünlerinden daha çok kazanmaları için elimizden geleni yapıyoruz. Kazanılırsa sağlıklı ata tohumumuz artacak, tohum satın alınmayacak, hazır gübre ve kimyasal ilaç kullanılmayacak, ülke ekonomisi kazanacak, hazır gübre ve kimyasal ilaç kullanılmayacak, daha sağlıklı toplum olacağız” dedi.

    “ARTIK ÜLKELER TOPLA, TÜFEKLE İŞGAL EDİLMİYOR”

    Yerel Tohum Koordinatörü Suna Kumyol ise, Fethiye Belediyesi’ne ve destek veren STK’lara teşekkür ederek, “Bugün ülkeler topla tüfekle işgal edilmiyor. Ülkedeki insanları birleştiren ortak değerler önce değersizleştiriliyor, sonra ortadan kaldırılıyor. Bu tohum için de geçerli bir tespittir. Bir ülkenin tohumuna sahip olmanın o ülkeye sahip olmak olduğunu küresel güçler biliyor ama biz bilmiyoruz ne yazık ki. 2006 yılında çıkan yasayla yerel tohumun satımının yasaklanması, satım için zor koşullar ve sertifika zorunluluğu getirilmesi uymayanlara epeyce yüklü para cezası, hatta ürününü imha, ekimden men ve nihayet hapis cezası verilmesi karşısında söylenecek söz bulamıyorum” ifadelerini kullandı.

    Fethiye Ziraat Odası Başkanı Kenan Karayiğit ise, “Yerel ırkların korunması ve yaşatılması gen kaynaklarının yok olmasının önüne geçecektir. Yerel türler hem ekolojiye adaptasyonu hem de tüketici damak tadına ve isteklerine cevap vermesi açısından önemlidir. Üreticiler açısından ise doğabilecek salgın hastalık ve zararlılara karşı direncin yüksek olduğu için ıslah çalışmalarında büyük önem taşır” şeklinde konuştu.

    “YEREL PAZARLAR NEDEN ÖNEMLİ?”

    Slayt eşliğinde katılımcılara yerel tohumun önemini farklı açılardan anlatan Ziraat Yüksek Mühendisi Dr. Zerrin Çelik, “Biz daha çok tüketiyoruz ancak daha çok açız. Şuan 2,5 milyar insanda aşırı beslenmeden kaynaklanan sorunlarla karşı karşıyadır. 805 milyon insan sağlıklı ve aktif yaşam için gerekli gıdadan yoksundur. Yüzde 70’i kırsal alanda yaşamakta ve tarımsal faaliyetlerle uğraşmaktadır. Peki biz nelerle karşılaşıyoruz? Yeraltı su seviyeleri düşüyor. Sularımız kirleniyor. Topraklar tahrip oluyor. Biyoçeşitliliğimiz kayboluyor. Tohumlarımız kayboluyor. İklim değişimi yaşıyoruz. Bakın Aralık ayına halen düzgün yağmur bile yağmadı. Sıcaklık normalin üstünde” diye konuştu. Çelik ayrıca yerel pazarların önemine değinerek, “Yerel üreticiler büyük şirketlerin çıkarlarından uzaktır. Ürünün nereden geldiği bilinir. Güven duyulur. Tüketici taze ürüne ulaşır. Üreten ile bağ kurulur. Tüketilenin değeri artar. Tarımsal biyoçeşitlilik korunur. Yerel ekonomi desteklenir” dedi.

    “ÜRETİCİLER BİRLEŞİP, KOOPERATİF KURMALILAR”

    Köy Kooperatifleri İzmir Şube Başkanı Muhittin Akbulut ise, Belediye yönetiminin farklı siyasi görüşten olmasına rağmen bu işbirliğine dikkat çekerek, “Burada büyük bir olgu var. Ben iki tarafı da ayrı ayrı tebrik ediyorum. Belediye yönetimi parti farkı göstermeksizin bu işe el uzatmış ve iki tarafta el birliği ile çalışma yapıyorlar. Ben iki tarafı da kutluyorum. Bakın büyükşehir yasası ile 16 bin köyümüz tasfiye edildi. Yani mahalle oldular. Son bir yılda Antalya’da 4 bin çiftçi mesleğini bırakmış. Yani Türkiye tarım açısından kötü bir sürece doğru gidiyor. Bende üreticilerimize diyorum ki, birleşin. Kooperatif olun. Büyük küçükle birleşmez, küçük küçükle birleşir. Ülke yönetimi de tarımdaki bu kötü gidişatın farkındalar. Düşünebiliyor musunuz? Çin’den marul alıyoruz. İşte bu büyük Pazar karşısında üreticilerimiz birleşmelidir. Tek kalan güçsüzdür. Karşımızda ise büyük şirketler vardır. Bunun için birleşip kooperatif olmamız gerek” şeklinde konuştu.