Etiket: TL’ye

  • Sağlığına Kavuşması İçin 150 Bin TL’ye İhtiyacı Var

    Kahramanmaraş’ta 8 yıldır diyaliz ve Hepatit C hastası olan Bilal Dursunoğlu, tedavi için kullandığı ilaçların SGK tarafından karşılanmasını istedi.

    Diyaliz hastası olan Bilal Dursunoğlu, tedavi için Sosyal Güvenlik Kurumu’nun karşılamadığı 31 bin TL değerindeki Viekirax (12,5 -75 -50) ilacının karşılanmasını istedi.

    Eşi böbreğini vermeye hazır ama Dursunoğlu’nun önce Hepatit C tedavisi görmesi gerekiyor. Bilal Dursunoğlu, 3 aylık bir tedavinin ardından sağlığına kavuşacak ama bu 3 aylık tedavi ücreti 150 bin TL tutuyor. Maddi açıdan ilaç fiyatlarını karşılayacak güçte olmayan çift ise Sosyal Güvenlik Kurumu’nun bu ilaçların maliyetini karşılamasını istiyor.

    Artık dayanacak güçlerinin kalmadığını belirten Bilal Dursunoğlu, “Hepatit C ve diyaliz hastasıyım. Eşim böbreğini bana bağışlayacak ama Hepatit C hastası olduğum için nakil işlemim gerçekleşemiyor. Nakil işlemi olabilmesi için tedavi olmam gerekiyor. Tedavi işlemlerindeki ilaçları Sosyal Güvenlik Kurumu karşılamıyor. İlacın maliyetini karşılayacak durumumuz yok. Hasta olduğum için çalışamıyorum ve eşimde bana baktığı için o da çalışamıyor. Biz artık yorulduk. Devletimizden bu konu hakkında yardım bekliyoruz” dedi.

    Eşi Kezban Dursunoğlu ise Türkiye genelinde 750 bin Hepatit C hastası olduğunu belirterek, “Eşim 8 yıldır diyalize bağlanıyor. Hepatit C tedavisini görmeden nakil yapamıyoruz. Bizim tek isteğimiz Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ilaçların karşılanmasıdır. Bu ilaçların maliyeti çok yüksek, o yüzden kurum karşılamıyor. İlaçlar yurt dışından Türkiye’ye giriş yapıldı ama parayla satın alınması gerekiyor. Eşim 3 ay tedavi sonrasında sağlığına kavuşacak ama bu 3 aylık tedavi süreci 150 bin TL tutuyor. 150 bin TL’yi ödeyecek durumda değiliz. Biz para talep etmiyoruz. Sadece bize yardım elinin uzanmasını istiyoruz” ifadelerini kullandı.

  • AKÜ, 7 Milyon TL’ye Kanser Tarama Cihazı Kurdu

    Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) Araştırma ve Uygulama Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Alpagan Mustafa Yıldırım, hastane bünyesinde hizmet verecek olan Onkoloji Hastanesine tüm vücutta kanser taraması yapabilme özelliğine sahip PET/CT cihazının önümüzdeki günlerde hizmet vermeye başlayacağını söyledi.

    Cihazın yaklaşık 7 milyon TL civarında bir maliyetinin olduğunu aktaran Prof. Dr. Yıldırım, cihazın hizmet alımı şeklinde hastaneye kazandırıldığını kaydederek, aynı zamanda devletin bu sayede önemli bir yükten de kurtulduğunu ifade etti. Cihazın vücutta olan veya olması muhtemel bütün kanser türlerini tarama ile tespit edebildiğini belirten Prof. Dr. Yıldırım, cihaz sayesinde insanların civar illere de gitmeyeceklerine anlatarak, “Afyon’da ilk olarak PET/CT cihazı alındı ve mevcut binaya kuruldu. Şuanda Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’ndan (TAEK) izin bekliyoruz. O izin vermeden çalışamıyoruz, başlayamıyoruz, izin gelir gelmezde hasta almaya başlayacağız. Gerçekten Afyon için büyük bir kazanım olacak. Civar illerde bir kısmında yok mesela Kütahya ve Uşak’ta yok, özellikle Uşak’tan önemli oranda hasta alıyoruz. Onun için bu müjdeyi verebilirim. En kısa sürede de PET/CT için diğer illere giden hastalar gitmeyecekler burada da çektirebilecekler. Bu öyle bir cihaz ki vücudun neresinde kanser olduğunu tarama ile tespit ediyor. Kanserin evrelerinin bilinmesinde işe yarıyor, bu cihaz olmadığında vücudun farklı noktalarına tahliller yapılıyor bazen de çıkmaya biliyor ya da atlanabiliyor. Kanserin başka dokulara yayılıp yayılmadığı tespit edilip onunda tedavisi yapılmış oluyor.”

    “BUNU ÖZEL SEKTÖRÜN İŞLETMESİNDE BÜYÜK YARAR VAR”

    Cihazın maliyetine ve işletme şekline ilişkin de açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Yıldırım, “Bu cihazın bize hiçbir maliyeti yok aynı 3. köprü gibi tamamen hizmet alımıyla yapıyoruz ilgili firma bunu kuruyor, işletiyor ve firma bize fatura kesiyor bizde Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) kesiyoruz. Üzerinden hem hastane hem de özel sektör kazanmış oluyor. Devlete de hiçbir riski olmamış oluyor. Bunun işletme giderleri, masrafı, her gün bu cihaz için madde getirilmesi gerekiyor diğer illerden ve bunu bizim işletmemiz çok zor. Bunu özel sektörün işletmesinde büyük yarar var. Bu açıdan kamu-özel ortaklığının genelleşmesi anlamında idarecilerimiz de Türkiye’nin önünü açıyorlar aslında daha fazla hizmet alımıyla sağlık harcamalarının düşürmek mümkün olacak. Öyle olmasa biz bu cihazı satın almaya kalkarsak 6-7 milyon TL bütçe bulmamız gerekiyordu ve gerçekten de biz özel sektör kadar güzel işletemezdik” diye konuştu.

    Öte yandan, cihazın önümüzdeki aya kadar hizmet vermeye başlayacağı da bildirildi.

  • Hamsinin Kilosu 15 TL’ye Yükseldi

    Batı Karadeniz bölgesi Akçakoca’da balıkçı tezgahlarında balık fiyatları yükseldi. Hamsinin fiyatı 15 TL’ye kadar çıktı.

    Karadeniz’de hava şartları nedeniyle avlanamayan balıkçılar, balık fiyatlarının yükselmesine neden oldu. Balıkçılar hava şartları ve balığın azalmasıyla birlikte balık fiyatlarının arttığını dile getirdiler.

    Balıkçı tezgahlarında balık fiyatları şöyle: “Hamsi 15, İstavrit 15, Mezgit 10-15, Zargana 15, Çupra 10, Barbun 25, Levrek 7, Kalkan, 75, Çinekop 30 TL”.

  • Rusya’nın Vazgeçmediği Limonun Kilogramı 1 TL’ye Düştü

    Türkiye’den gelen birçok ürüne ambargo koyan Rusya’nın kilogram fiyatı 3 dolardan 10 dolara kadar çıkınca liste dışı bıraktığı limon Diyarbakır’da 1 TL’den satılıyor.

    Rusya, 24 Kasım’da yaşanan uçak krizi sonrasında arka arkaya yaptırımları gündeme getirirken, ilk etapta yaş sebze ve meyveye kapıyı kapattı. Geçtiğimiz günlerde yasaklar listesiyle başta narenciye olmak üzere birçok ürünün 1 Ocak 2016 itibarıyla ülkeye girişinin yasaklandığı açıklandı. Ancak ülkede limonun fiyatı 3 dolardan 10 dolara kadar çıkınca Rusya bunu liste dışı bıraktı. Bu durum Güneydoğu’daki limon fiyatlarını olumsuz yönde etkilemedi.

    Diyarbakır’da yaklaşık bir ay öncesine kadar kilogramı 6 TL’den satılan limon, 1 TL’ye kadar düştü. Pazar esnafı, Rusya’nın, Türkiye’den aldığı meyve ve sebze ürünlerinin alımını durdurduğunu duyurduktan sonra eskiye oranla işlerinin daha iyi olduğunu belirtti. Esnaflar, bir ay öncesine kadar 1 kilogram limon alan müşterilerinin aynı parayla 5 kilogram limon alabildiğini, bunda da kış mevsiminin etkisi olduğunu kaydetti.

  • Aşut: “Karşılıksız Çek Yüzde 49 Artarak 17,6 Milyar TL’ye Ulaştı”

    Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Başkanı Şerafettin Aşut, karşılıksız çeklerin parasal miktarının bu yılın ilk 8 ayında yüzde 49 artışla 17,6 milyar TL’ye ulaştığına dikkat çekerek, iş dünyasının, kendi talepleriyle kaldırılan karşılıksız çeke hapis cezası uygulamasının geri getirilmesini istediğini, ancak karekodlu çek uygulaması ile karşılıksız çeklerin önüne geçilebileceğini belirtti.

    MTSO Başkanı Aşut, yaptığı yazılı açıklamayla karşılıksız çeklerin giderek artığı uyarısında bulundu. Son zamanlarda iş dünyasına en çok sıkıntı oluşturan konulardan birinin de karşılıksız çek sorunu olduğunu vurgulayan Aşut, iş dünyasının, hapis cezası uygulamasının kendi talepleriyle kaldırılmasından pişman oldukları mesajını verdi.

    “KARŞILIKSIZ ÇEKLERİN PARASAL TUTARI İLK 8 AYDA 17,6 MİLYAR TL’YE ULAŞTI”

    “Bu konuda kendimize de çuvaldızı batıralım” diyen Aşut, “Çeklerin ödenmemesi veya karşılıksız çıkması durumunda iş insanlarına uygulanan hapis cezalarının kaldırılması bizlerin talebi ile kaldırılmıştı. O günlerde düşünce şuydu; hapishaneye girince bu çeklerin ödenme imkanı kalmıyordu ama en azından bu insanlar ticaretine devam ederse kazandığı para ile bu borcunu ödeyebilirdi. Ne yazık ki, reelde bu işe yaramadı. Şimdi iş dünyası bu uygulamadan şikayetçi ve eski uygulamayı istiyor” ifadelerini kullandı.

    Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi verilerine göre, 2015 yılı Ocak-Ağustos döneminde karşılıksız işlem yapılan çeklerin parasal tutarının yüzde 49 artışla 17,6 milyar TL’ye ulaştığı uyarısında bulunan Aşut, “Karşılıksız çek adedi ise ilk 8 ayda yüzde 21 artış gösterdi. Karşılıksız çek sayısı 490 bin oldu” dedi.

    “ÇÖZÜM KAREKODLU ÇEK UYGULAMASI”

    Hapis cezası uygulamasının geri getirilmesinin zorluklarına değinen Aşut, ticaret yasalarını değiştirmenin kolay olmadığının altını çizdi. Ancak, karşılıksız çek sorununu büyük oranda giderebilecek yeni bir uygulama olduğu bilgisini veren Aşut, şöyle devam etti: “Bilgi ve iletişim çağının yarattığı bir çözüm; karekodlu çek uygulaması. Karekodlu çek uygulaması ile karşılıksız çeklerin önüne geçilebilecek. Sıkıntılardan yola çıkılarak uygulamasına yeni başlanan karekodlu çeklerle karşılıksız çek alma oranını yüzde 84’e kadar azaltmak mümkün.”

    Karekodlu çek uygulamasının nasıl işlediğini de anlatan Aşut, “Geçmiş dönemlerde karşı tarafın bankacılık siciline, çek siciline ulaşabilmek için çek sahibinin onay vermesi gerekiyordu. Bu, çek zincirinde çok kolay değildir. Karekodlu çek ile bu çeki kullanmak isteyen kişinin bilgilerinin paylaşımına otomatik olarak izin veriliyor. Karekod, fiziksel olarak çek üzerinde karekod olması anlamı taşımıyor. Karekod, daha önce keşideciden alınmış bir izni gösteriyor. Karekodlu çek için de banka adı, şube kodu ve keşidecinin hesap numarası oluyor. Karekodlu çekin karekodu cep telefonuyla okutulunca bu bilgiler 3. kişilerin önüne çıkıyor. İbraz edilen ilk çek tarihi görülebiliyor. Yani bu kişi ne kadar süredir piyasaya çek veriyor, ilk çekini size mi yazmış, bir ay önce mi yazmış, uzun süredir ticaret mi yapıyor, Görebiliyorsunuz. İbraz edilen son çekin tarihine ulaşabiliyorsunuz. İbrazında ödenen çeklerin adet ve tutar olarak yüzdesini görebiliyorsunuz. Zamanında ödeme yapıp yapmadığı konusunda rakam kullanılmıyor, çünkü kimse ticaret hacminin büyüklüğünü paylaşmak zorunda değil. Yüzde gösteriliyor” diye konuştu.

    Karekodlu çeklerde arkası yazılan, halen ödenmemiş çeklerin tutar ve adetsel oranlarının, gecikmeli ödenen çeklerin de adetsel ve tutar olarak oranlarının gözüktüğünü ifade eden Aşut, şunları kaydetti: “Karekod okutulunca karşınızda nasıl bir müşteri var görebiliyorsunuz. Bu çeki siz veriyorsanız ve çeklerinizi düzenli ödeyen bir tüccar iseniz, ‘Ben güvenilir bir kişiyim. Çek geçmişime bak ve ona göre satış yap’ imajı veriyorsunuz. Yani, teknoloji bize yeni bir imkan veriyor. İş dünyamız bu imkanı iyi öğrenmeli ve kullanmalıdır.”