Etiket: Tıp

  • Manisa’da Doktorlara Adli Tıp Eğitimi

    Manisa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Manisa’da görev yapan doktorlara adli vakalarla ilgili seminer düzenlendi.

    Manisa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından doktorlara yönelik Sağlık Hukuku Çalıştayı düzenlendi. Manisa Adliyesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen çalışyata Manisa Cumhuriyet Başsavcısı Akif Celalettin Şimşek, Sağlık İl Müdürü Metin Kaplan, cumhuriyet savcıları ve kentte görev yapan doktorlar katıldı. Çalıştayın açılış konuşmasını yapan Sağlık İl Müdürü Metin Kaplan, doktorların adli vakalarda tedirgin olduklarını belirterek, “Artık öyle bir noktaya geldik ki hekimlerimiz bu defansif tıp dediğimiz, kendisine zarar gelmemesi noktasında vakalara yaklaştığı zaman çok muhafazakar davranmaya başladı. Tedirgin oluyorlar. Haklı yönleri var. Burada sayın savcılarımızın da size vereceği destekle adli vakalara nasıl yaklaşacağız, sağlık hukuku ve tıp hukuku açısından vakalarla ilgili sorunlarınız nelerdir bir tartışma ortamı olacak. Biz de istifade edeceğimizi düşünüyoruz” dedi. Kaplan’ın ardından konuşan Manisa Cumhuriyet Başsavcısı Akif Celalettin Şimşek ise, “Haziran 2005 yılında Türk ceza kanunu sisteminde köklü değişiklikler oldu. Tanzim edilen adli raporların çeşitliliği, herhangi bir suç işlendiğinde olaya bilirkişi sıfatıyla müdahale etme durumunda kalan doktor arkadaşların hangi delilleri kendiliğinden toplayabileceği, hangi delillerin savcı onayı alacağı ya da hangilerinde mahkeme kararlarına gerek duyulacağı konusunda yeterli bir donanıma sahip olmadıkları gözlendi. Yurdumuzun değişik yerlerinde bu ve benzeri konferans ve değişik seminerlerle doktor arkadaşlarımız hem bilgilendirmeye minimum hatayla görevlerini yerine getirmeye sağlanmaya çalışıldı. Biz de Manisa’da merkezde ilçelerimizde bulunan doktor arkadaşlarımızın 3 gün boyunca sürece bir nevi adli tıp seminerine toplantımıza davet etme ihtiyacı duyduk” diye konuştu.

    Konuşmaların ardından Cumhuriyet Savcısı Özgür Turhan ve Adli Tıp Uzmanı Dr. Gökmen Karabağ Türk Ceza Kanunu ve adli olgulara yaklaşımla ilgili doktorları bilgilendirdi.

  • Sağlık-sen Genel Başkanı Memiş: “Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Başıboş Durumda Değil”

    Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanları Sendikası (Sağlık-Sen) Genel Başkanı Metin Memiş, Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ndeki iddialar ile ilgili olarak, “Hastanede her şey başıboş durumunda değil, orası kontrol altında olan bir hastane. Elbette sağlık çalışanlarının içerisinde terör sempatizanı olanlar mutlaka vardır ama burada bir genelleme yapmak, özellikle o bölgenin insanı olan sağlık çalışanlarının tamamını bu genellemenin içerisine sokmak çok doğru bir anlayış değil” dedi.

    Sağlık-Sen Genel Başkanı Metin Memiş, bir dizi ziyaretlerde ve temaslarda bulunmak üzere Sivas’a geldi. Kentteki bir otelde basın mensupları ve sendika üyeleriyle kahvaltıda bir araya gelen Memiş, ülke gündemiyle ilgili değerlendirmelerde bulundu. Türkiye’nin zor bir dönemden geçtiğini belirten Metin Memiş, “Ülkemizde teröre karşı mücadele noktasında başlatılan önemli bir süreci yaşıyoruz. Bu süreç içerisinde de katil terör örgütünün hain saldırıları ve kalleşçe pusuları ile maalesef karşı karşıya kalıyoruz. Bu arada görüyoruz ki terör örgütünün hedefinde sivil vatandaşlar var, çocuklar var, yaşlılar var. Dolayısıyla orada kendi egemenliklerini sürdürmek için her türlü yola başvurdular. Hendekler kapanmaya başladı, bombalara başvurdular. Bombalarla kalleşçe saldırılar düzenliyorlar” dedi.

    “AKADEMİSYENLERİN KALEMİNDEN KAN DAMLIYOR”

    Bildiriye imza atıp devleti katliam yapmakla suçlayan akademisyenlere tepki gösteren Memiş, ”Saldırıları yaparken çocukları, yaşlıları katlederken kaleminden mürekkep değil kan damlayan bazı akademisyenlerin terör örgütünü masum gösterme çabalarına anlam vermek mümkün değil. Ben buradan masum gösterme çabası içerisine düşen türü tükenme dönemine giren akademisyenleri şiddetle kınıyorum ve lanetliyorum. Türkiye’de gerçekleşen terör olaylarında ülkemizi terör ülkesi gibi gösteren gazetelerin maalesef Fransa’daki olayı ‘Fransa yas tutuyor’ diye haber yaparken, ülkemizde ‘Katliamların ülkesi’ gibi gösteren haberlere anlam veremiyorum” diye konuştu.

    Cizre’de görev yapan sağlık çalışanlarını ziyaret ettiğini ifade eden Memiş, “Cizre Devlet Hastanesi’nde maalesef şuanda hasta sayısı çok fazla değil. Çünkü hastaneye 22 adet roket isabet etmiş, o roketlerden bir tanesi kapalı alan olan aslında dışarı açık olmayan doktorlarımızın dinlendikleri odaya isabet etmiş ve camdan içeriye girmesine rağmen içeride patlamadığından dolayı can kaybı yaşanmamıştır. Orada şunu tespit ettik. Sağlık çalışanlarının elbette güvenlik endişeleri var. Fakat umutlular ve o umutlarıyla birlikte o bölgenin halkına görevlerinin vermiş olduğu şerefle birlikte orada millete, vatandaşa sağlık hizmetine devam ediyorlar” şeklinde konuştu.

    “DEVLETİMİZİN HENDEKLERİ KAPATMAYLA ALAKALI KARARLILIĞI VAR”

    Türkiye’nin kritik bir bölgede yer aldığını ve Türkiye’yi Suriye’ye çevirmek isteyenlerin olduğunu aktaran Memiş, “Ülkemizi Suriye politikasında yer vermek istemeyenlerin oyunlarıyla şuanda Türkiye’nin o bölgesinde terör olayları maalesef yaşanıyor. Ancak şunu görüyoruz ki devletimizin hendekleri kapatmayla alakalı bir kararlığı var. Bu kararlılığı sonuna kadar destekliyoruz. O bölgede artık halk teröre destek vermiyor ve teröre destek vermediği için de 200 bin vatandaşımız terör olan bölgelerden evlerini terk ederek, biz size destek vermiyoruz diyerek maalesef bu kış gününde dışarıda kalmış durumundalar” dedi.

    DİCLE TIP FAKÜLTESİ’NDEKİ İDDİALAR

    Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi’ndeki bazı sağlık çalışanlarının teröre destek verdiği iddialarının sorulması üzerine Memiş şunları söyledi:

    “Hastanede her şey başıboş durumunda değil, orası kontrol altında olan bir hastane. Elbette sağlık çalışanları içerisinde terör sempatizanı olanlar mutlaka vardır ama burada bir genelleme yapmak, özellikle o bölgenin insanı olan sağlık çalışanlarının tamamını bu genellemenin içerisine sokmak çok doğru bir anlayış değil. Şuanda devletimizin oradaki istihbarat birimleri bu tür yardım ve yataklık yapan sağlık çalışanları elbette tespitini yapmıştır, yapıyordur. Onlara müdahale ediyordur. Ama bu genellemeyi o bölgenin çalışanı olan sağlık çalışanların tamamına yaymak doğru değil. Bu anlamda basına düşen kısmını hepimiz biliyoruz, duyuyoruz. Ama resmi kanallardan bize gelen bu anlamda net bir bilgi yok.”

  • Turgut Özal Tıp Merkezi’nden Bir Başarı Daha

    Karaciğer naklinde dünyada ikinci Avrupa ve Türkiye’de birinci olan, kemik iliği, böbrek ve göz kornea nakillerini başarılara imza atan İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi (TÖTM) organ nakli konusundaki başarılarına bir yenisini daha ekledi. İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi, şimdi de ince bağırsak nakli yapmaya başladı.

    Turgut Özal Tıp Merkezi Başhekimlik Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen basın toplantısında, başlatılan ince bağırsak nakli hakkında bilgi verildi. Düzenlenen toplantıya İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cemil Çelik, Tıp Fakültesi Dekanı ve Turgut Özal Tıp Merkezi Başhekimi Prof. Dr. Ünsal Özgen, Karaciğer Nakli Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sezai Yılmaz, Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı öğretim üyeleri Prof. Dr. Cüneyt Kayaalp, Yrd. Doç. Dr. Veysel Ersan, Yrd. Doç. Dr. Sait Murat Doğan ve Yrd. Doç. Dr. Cemalettin Koç katıldı. Konuşmasına basın mensuplarının 10 Ocak Dünya Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutlayarak başlayan Rektör Prof. Dr. Cemil Çelik, Turgut Özal Tıp Merkezi Cerrahi Bölüm Başkanlığı’nın yeni bir işe daha imza attığını belirterek, çalışanları tebrik etti. Türkiye’de çok az merkezde yapılan ince bağırsak naklinin Malatya’da ilk kez yapıldığını kaydeden Çelik, üniversite olarak bu tablodan gurur duyduklarını aktardı.

    Turgut Özal Tıp Merkezi Karaciğer Nakli Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sezai Yılmaz, İnönü Üniversitesi’nde 2002 yılında başlanılan karaciğer nakillerinde, İnönü Üniversitesi’nin 2008 yılından itibaren Türkiye’de ve Avrupa’da bir numaraya geldiğini kaydetti. Yılmaz, “2015 yılında da en zor hasta grubuna 203 karaciğer nakli yapılmış, yüzde 80’in üzerinde bir başarıyla ülkemiz ve Avrupa’da bir numaradaki yerimizi pekiştirmiş bulunuyoruz. Yeni açılan Karaciğer Nakli Hastanemizde bu yıl veya en geç gelecek yıl dünyanın bir numaralı karaciğer nakil merkezi olacağımız kaçınılmazdır. Malatya nasıl dünyanın kayısı başkenti olarak anılıyorsa, karaciğer nakli başkenti olarak da anılacağını büyük bir onurla söyleyebiliriz. Toplantımızın esas amacı, aralık ayında başladığımız, ülkemizde çok nadir olarak yapılan ince bağırsak nakilleri ile ilgili sizleri, dolayısıyla da halkımızı bilgilendirmektir. Bu notada da dünyanın bir numarası olma yolunda çalışmalarımız mevcuttur” diye konuştu.

    İnce bağırsak nakillerinden sorumlu Yard. Doç. Dr. Sait Murat Doğan ise ince bağırsak naklinin ruhsatını geçen sene aldıklarını ifade etti. Bağırsak naklinin Türkiye’de sadece İzmir’de Tepecik Eğitim Hastanesi’nde yapıldığını belirten Doğan, artık bağırsak naklinin Turgut Özal Tıp Merkezi’nde de yapıldığını dile getirdi. Doğan, “Ruhsatı olan başka bölümler var ama aktif olarak çok yapılmıyor. İnce bağırsak nakli kimlere gerekiyor? İnce bağırsak hastalığı gelişmiş hastalara bu nakil yapılıyor. Yapılmazsa ne oluyor? Hastalar beslenemedikleri için normal yoldan, damar yoluyla beslenmek zorunda kalıyorlar. Belirli bir süre sonra bunlarla ilgili komplikasyonlar görülüyor. Bu hastalarda karaciğer yetmezliği gelişiyor ve enfeksiyonla ilgili çok ciddi problemleri oluyor. Hastalar yaklaşık 2-2 buçuk yıl sonra çok kötü duruma geliyorlar, çok zayıflıyorlar. Bu yüzden diğer organ nakillerine göre yapılması daha riskli. Bu riskler göze alınarak bu işlem yaklaşık son 20 yıldır dünyada yapılmaya başlandı. Ülkemizde de 6-7 yıldır yapılıyor. Biz de geçen sene yapmaya başladık. 2 tane hastamız var şu anda yaptığımız. Eskiden bu tip hastalar artık kalan ömrünü evinde geçirmek üzere evlerine gönderiliyordu. Bunu sizin aracılığınızla tüm Türkiye’ye duyurmak istiyoruz. Artık merkezimizde bununla ilgili çalışmalar başlıyor. Aktif olarak da yapmaya başladık” şeklinde konuştu.

    İnce bağırsak yetmezliği şikayeti nedeniyle uzun yıllar sağlık sorunu yaşayan 38 yaşındaki Adıyamanlı Sinan Yanar ve 39 yaşındaki Kahramanmaraşlı Fatma Ermeydan’a Turgut Özal Tıp Merkezi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı tarafından ince bağırsak nakli yapıldı. Nakil yapılan hastalardan Sinan Yanar, “Ankara’ya gittim. Oradan tekrar Adıyaman’a gittim. Nakil olmam gerekiyordu. Tabi burada, Malatya’da bunun yapıldığını öğrendim. Yeni başlamıştı. Yoksa tekrar Ankara’ya gidecektim, oradan da İzmir’e gidecektim. Çok şükür burada hocalarımız bizi ameliyat etti. Şu an çok iyiyim. Yürüyorum. Kendi ihtiyaçlarımı çok şükür karşılıyorum” diye konuştu.

  • Rektör Acer Tıp Fakültesi Hastane İnşaatında İncelemelerde Bulundu

    Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Rektörü Prof. Dr. Yücel Acer, ÇOMÜ Tıp Fakültesi Hastanesi inşaatında incelemelerde bulundu.

    İncelemeye, Tıp Fakültesi Başhekimi Doç. Dr. Mehmet Aşık, Peyzaj Uygulamaları ve Mekânsal Gelişmelerden Sorumlu Rektör Danışmanı Prof. Dr. Abdullah Kelkit, Yapı işleri Daire başkanı Güven Ünal’da katıldı. Rektör Prof. Dr. Yücel Acer incelemeler sonunda yaptığı açıklamada, “İnşaatın durmaması için gerekli ödenekler temin edildi. Seçim dolayısıyla devletin geçici bütçe uygulaması vardı. Mart ayından sonra, esas bütçe uygulanmaya başlanacak. İnşaatı durmadan devam ediyor, bütün ayrıntıları gözden geçirdiğimiz inşaatta 220 işçi çalışıyor. Özellikle teknik işler, zemin ve tavan işleri yapılıyor. Hastane otoparkı için gerekli çalışma Yapı İşleri Daire Başkanlığı tarafından takip ediliyor. Hastanemizi 2016 yılı içerisinde tamamlayıp faaliyete hazır hale getirme amacındayız. Çanakkale’ye de büyük bir artı katacak. Hastanemizde hoca eksiği olan branşları gideriyoruz. Sadece Çanakkale’ye değil yakın çevremize de değer katmak istiyoruz” dedi.

  • ESOGÜ Tıp Öğrencilerine Sinirbilim Konferansı

    Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Tıpta Açık Düşünce Kulübü tarafından, Tıp Fakültesi öğrencilerine yönelik “Sinirbilim Konferansı” düzenlendi.

    Prof. Dr. Necla Özdemir Salonu’nda gerçekleşen konferansa, Tıp Fakültesi Anatomi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Emel Ulupınar konuşmacı olarak katıldı. Konuşmasında, Sinirbilimleri alanındaki doktora programlarının önemine değinen Prof. Dr. Emel Ulupınar, öğrencilere programlara kabul koşulları, burs imkanları ve genel olarak bu programların gelişim süreçleri hakkında bilgiler verdi. Uluslararası düzeydeki yüksek lisans programlarına başvuru imkanlarının da detaylı olarak anlatıldığı konferans, soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.