Etiket: Tıp

  • Valiz İçerisinde Bulunan Kadın Cesedi Adli Tıp Kurumu’na Sevkedildi

    İSTANBUL (İHA) – Maltepe’de hayvan pazarında bir valiz içerisinde bulunan parçalanmış kadın cesedi, olay yerinde yapılan incelemelerin ardından Adli Tıp Kurumu’na sevk edildi.

    Edinilen bilgilere göre, geri dönüşüm için malzeme toplayan çekçekçi olarak tabir edilen 2 kişi, Cevizli Mahallesi’nde bulunan hayvan pazarında şüpheli bir valiz görerek durumu polise bildirdi. Olay yerine gelen Maltepe Asayiş Büro ekipleri, valizi açınca parçalanmış bir kadın cesedi ile karşılaştı. Bölge geniş güvenlik çemberine alınırken, olay yeri inceleme ekipleri de ceset üzerinde incelemelerde bulundu.

    Parçalanmış kadın cesedi, olay yerinde yapılan incelemelerin ardından Adli Tıp Kurumu’na sevk edildi.

  • Hırsız Kurbanı Hagop Yakup Demirci’nin Cenazesi Adli Tıp Kurumu’na Kaldırıldı

    Şişli’de hırsız kurbanı olan Ermeni asıllı Hagop Yakup Demirci’nin cesedi, Adli Tıp Kurumu’na kaldırıldı. Hastanede tedavisi süren Seta Ayda Demirci’nin eşinin öldüğünden henüz haberdar edilmediği öğrenildi.

    Şişli’de meydana gelen olayda, bir dubleks dairede yaşayan Ermeni asıllı Hagop Yakup Demirci ile Seta Ayda Demirci, evlerine giren 3 hırsız tarafından domuz bağıyla bağlanmış, daha sonra 3 zanlı, kasadaki 100 bin TL para ve mücevheratla sırra kadem basmışlardı. Olay, öğle saatlerinde eve gelen temizlik görevlisinin sayesinde ortaya çıkarken, yaşlı çiftin yeğenleri, polis ve itfaiyenin yardımıyla eve girdiklerinde acı olayla karşılaşmıştı. Yaşlı çifte ilk müdahale olay yerinde yapılırken, 85 yaşındaki Hagop Yakup Demirci’nin boğularak hayatını kaybettiği tespit edilmişti. 79 yaşındaki Seta Ayda Demirci’nin ise hastanedeki tedavisi sürerken, eşinin öldüğünden henüz haberdar edilmediği öğrenildi.

    Öte yandan, Hagop Demirci’nin cenazesi otopsi için Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.

  • (Özel Haber) Amansız Hastalığına Çare Bulan Doktorunu Örnek Aldı, Tıp Okuyor

    Bursa’da 9 aylıkken hemofili hastalığına yakalan Hüseyin Öztürk, 14 yıl sonra tesadüfen tanıştığı doktor tarafından şifa buldu. Hastalığını yenmesine yardımcı olan doktoru örnek alan Öztürk, çok çalışıp tıp fakültesini kazandı.

    Bursa’da dünyaya gelen Hüseyin Öztürk, 9 aylıkken dizlerinde oluşan morluklar sebebiyle ailesi tarafından Çekirge Çocuk Hastanesi’ne götürüldü. Burada yapılan muayenede hemofili hastalığından şüphelenen hekim, hastayı İstanbul’da bulunan Çapa Tıp Fakültesi’ne yönlendirdi. Yapılan tetkiklerde Öztürk’ün Hemofili A hastası olduğu belirlendi. Bursa’ya dönen Hüseyin tedavi olmaya başladı. Ancak, 14 yıl boyunca hastalığında gözle görülür bir iyileşme görülemedi.

    HAYATINDA DÖNÜM NOKTASI: OTOBÜSTEKİ YABANCI

    2011 yılında 15 yaşında ailesiyle birlikte Antalya’ya tatile giden ve burada kaldıkları otelin havuzunda düşen Öztürk’ün bacaklarında hastalığa bağlı oluşan kanama daha da arttı. Tatil dönüşü otobüsde aynı hastalığa oğlu yakalanmış bir aileyle tanışan anne Hünel Öztürk, bu ailenin yönlendirmesiyle Bursa Dörtçelik Çocuk Hastanesi’nde çalışan Çocuk Hemotoloji Uzmanı Doktor Elif Güler Kazancı’ya oğlunu götürdü. Kazancı, Öztürk’ü muayene ederek, 6 ay içerisinde koşabilecek şekilde iyileşebileceğini söyledi. 6 aylık tedavi sonunda tekrar yürümeye başlayan Hüseyin Öztürk, tedavi ederek iyileşmesini sağlayan Uzm. Dr. Elif Güler Kazancı’yı örnek alarak, doktor olup hasta olan çocukları iyileştirmek için var gücüyle çalışacağı sözünü verdi. Verdiği sözü tutan Hüseyin, İstanbul’da bulunan özel bir üniversitenin tıp fakültesini kazandı.

    Öztürk, doktor olup kendisi gibi hasta olan çocuklara şifa dağıtacağı günü iple çekiyor. Tıbbı kazandıktan sonra ilk işi doktorunun yanına koşmak olan Öztürk, kendisine çiçek verip, tıp fakültesini kazandığını söyledi.

    Şu an Bursa Kamu Hastaneler Birliği Genel Sekreterliği’nde Tıbbi Hizmetler Başkanı olarak görev Uzm. Dr. Kazancı, “Hüseyin’le 2011 yılında karşılaştık. Bir gün polikliniğime randevusuz olarak gelmişlerdi. Hemofili hastalığında ağır kanamalar oluyor. Eklemlerdeki kanamalar yürümede güçlüklere sebep olup sakat bırakabiliyor. Hüseyin polikliniğime geldiğinde yürüyemiyordu. Kendisini muayene ettiğimde kanamaya bağlı olarak mafsallarında çok ciddi hasar olduğunu gördüm. Kendisine uygun bir tedaviye başladık. Haftalık kontrollerle 6 ay boyunca annesi ve Hüseyin’in de isteğiyle birlikte çok güzel bir tedavi uyguladık. Bu tedavi sonunda yürümeye ve koşmaya başladı. O anda hayatı değişti. Hüseyin iyileşinceye kadar okuldaki motivasyonunu kaybetmiş ve eve kapanmıştı. Psikolojik bir yük altındaydı. Yapmış olduğumuz tedaviyle Hüseyin’in enerjisi tekrar ortaya çıktı ve derslerine dört elle sarıldı. Ardından çok kutsal bir meslek olan doktorluğa ilk adımını atarak tıp fakültesini kazandı” dedi.

    “İYİ DOKTORLARI HERKESİN GÖRMESİ LAZIM”

    Hastalığının 9 aylıkken ortaya çıktığını söyleyen Hüseyin Öztürk, “Emeklemeye başlamamla birlikte dizlerimde morarmalar meydana geldi. Daha sonra eklemlerimde kanamalar olmaya başladı. Bu sebeple okula devamsızlığım arttı. Yürüyememeye, hatta bazen hareket bile edememeye başladım. 15 yaşında ailemle birlikte tatil için Antalya’ya gittiğimde oteldeki havuzun kenarında ayağım kayarak düştüm ve dizimde ciddi kanama oluştu. Birçok ilaç kullanmama rağmen dizim iyileşmedi. Şişlik inmedi ve ağrım devam etti. Hayatım, Antalya’dan tatil dönüşü otobüste benim hastalığımdan mustarip olan bir hastanın annesiyle tanışmamla değişti. Bu tanıştığımız kadın bize Dr. Elif hanımı tavsiye etti. Ailemle birlikte Elif hanımın kapısını çaldık. Elif hanım dizimi ilk gördüğünde şok oldu. Farklı bir tedavi yöntemi deneyerek beni 6 ay içerisinde iyileştirebileceğini söyledi. 6 ay sonra koşmaya başladım. İyileştikten sonra doktorluğa özendim. Elif hanım gibi iyi doktorların olduğunu görmek herkesin motivasyonunu yükseltiyor. Bu sebeple tıp fakültesini kazanmak için çok çalıştım ve kazandım” şeklinde konuştu.

  • “Sülük Tedavisi Alternatif Tıp Değil”

    ADIYAMAN (İHA) – Sülük tedavisinin alternatif tıp yöntemi olmadığını tamamen tıbbi tedavi yöntemi olduğunu belirten Dr. Hakan Korkmaz, sülüğün birçok hastalığın tedavisinde kullanıldığını söyledi.

    Adıyaman’da yeni açılan bir sağlık merkezinde sülük tedavisi yapılmaya başlandı. Sülük tedavisi hakkında açıklamalarda bulunan Dr. Hakan Korkmaz, sülük tedavisinin kalp krizi geçirmiş ve geçirme riski olanlar, kalp krizinden korunmak isteyen hastalar, damar tıkanıklıkları, sigarayla ilişkili burger hastalığında, migren hastalığında, kolesterolü düşürmede, sinüzit hastalığında çok etkili olduğunu vurguladı.

    Dr. Hakan Korkmaz açıklamasında, “12 yıldan beri sülükle ilgileniyorum. Bu tedavi yöntemi 2 asırdır beni uygulanıyor. İnsan tıbbı ile ilgilenen doktorlar, sülüğün salyasındaki bioaktif maddeleri ayrıştırmaya başlıyorlar. Şuana kadar 147 adet madde belirlendi ama 12 tanesinin daha belirlenmekte olduğu tahmin ediliyor. Birinci Dünya Savaşı’yla insan tıbbına giriyor. Çeşitli ülkelerde sülük enstitüsü bulunuyor. Salyasında ilk bioaktif madde hirudindir. Bu kanın akışkanlığını arttıran bir maddedir. Pıhtılaşmayı önleyen, pıhtılaşan kanı eriten bir maddedir. İlk keşfedilen maddedir. Ardından diğer maddeler keşfediliyor.

    Bu hayvanın kendi metopolizmasından attığı salya, bizim için şifa olan bir maddedir. Biz bunu insanı ısırttığımızda, o insanın kalp damarında bir pıhtı yok ise yeni pıhtıların önlenmesine, pıhtı varsa ise o pıhtıların erimesine yardımcı olduğu bilimsel bir gerçektir. Yani sülük tedavisi alternatif tıp yöntemi değil, sülük tedavisi tamamen bir tıbbi tedavi yöntemidir. Birçok ülkede sağlık bakanlığı tarafından teşvik edilmiş, tedavisi kontrol altına alınmış, tıp fakültelerinde eğitim olarak derslerde yer almıştır. Bizde resmi olarak değil, gayri resmi ilgilenen hocalarımız var. Sülüğün en önemli kullanım alanı kalp damar sistemi hastalıklarıdır. Migrende altın standart ödülü almış bir tedavi yöntemidir. Migren nedeni bilinmeyen bir hastalıktır ama sülük tedavi edebiliyor. Sülüğün yan etkisi, dere yatağına el ayak sokularak yapılırsa, alromonas enfeksiyonuna yakalanabilir. Sağlıklı bir ortamda tedavi uygulanırsa bu enfeksiyonun görülme olasılığı binde 3’dür. Beş yaşının üzerinde ki her kes sülük tedavisi yaptırabilir. Gebeler yaptıramaz. Sülüğün, diğer kan sulandırıcı ilaçlara üstünlüğü hangi dozda uygularsanız uygulayın spondan kanama sıfırdır” diye konuştu.

    İşletme sahiplerinden Mustafa Aslan ise, sağlıksız ortamlarda gelişi güzel sülük tedavisinin yanlış olduğunu belirterek, “Sülüğün istediği yerden değil de, istenilen yerden tutunması gerekir. Sağlıksız yerlerde bu tedavinin uygulanması doğru değildir. Tedaviye yönelik olması gerekir. Sadece kan emmekle bu iş olmuyor” ifadelerini kullandı.

  • Tip 2 Diyabet Tedavisinde Metabolik Cerrahi İle Büyük Başarı

    Genel Cerrahi, Bariatrik ve Metabolik Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. Kerim Güzel, cerrahi tedavi ile tip 2 diyabet hasatlığından klinik olarak kurtulma ihtimalinin çok yüksek olduğunu söyledi.

    Opr. Dr. Kerim Güzel, şeker diğer bir adıyla diyabet hakkında önemli bilgiler verdi. Samsun Büyük Anadolu Metabolik Cerrahi ve Obezite Merkezi doktorlarından Opr. Dr. Kerim Güzel, “Ameliyatlar sadece tip 2 diyabet hastalarına uygulanmakta. Tip 1 diyabetle tip 2 diyabet tamamen birbirinden farklı iki hastalıktır. Tip 1 diyabette insülin üretimi hiç yoktur. Bu ameliyatları yapabilmemiz için insülin üretimi mevcut olmamalı. Tip 2 diyabette insülin üretimi vardır fakat vücut kullanamaz. Biz bu ameliyatlarla vücudun kendi ürettiği insülini kullanmasına yardımcı oluyoruz” dedi.

    Sözlerine şeker hastalığı hakkında bilgi vererek devam eden Opr. Dr. Kerim Güzel, “Şeker hastalığı (diabetesmellitus) eski çağlardan beri bilinen, hayat boyu süren bir hastalıktır. Ülkemizde yaklaşık 2 milyon şeker hastasının ve 1.5-2 milyon kadar da gizli şeker hastasının olduğu sanılmaktadır. Vücutta çeşitli organları etkilemesi ve bozması yanında yol açtığı sosyal ve ekonomik sorunlar nedeni ile modern toplumun sosyal bir hastalığı ve problemi olmuştur. Şeker hastalığı, pankreasta yapılan ve kan şekerini düşürücü bir işlevi olan insülin hormonunun yokluğu veya azlığı veyahut da etkisizliği sonucu oluşur. Kanda şeker (glikoz) seviyesi yükseldiğinde (örneğin yemeklerden sonra olduğu gibi) pankreastaki beta hücrelerinden insülin kana salınır. İnsülin vücutta çeşitli dokulardaki (karaciğer, kas ve yağ dokuları gibi) hücrelerde bulunan reseptör adı verilen insüline duyarlı alıcılara bağlanarak kandaki şekerin hücreler içine girmesine ve buralarda yakıt olarak kullanılıp enerji oluşmasına imkan sağlar. Vücutta insülin yokluğu ya da insülin var olduğu halde etkisiz bulunduğu durumlarda kandaki şeker hücreler içine giremez ve bu şekilde kan şekeri yüksek bir seviyeye çıkar. 2 tip şeker hastalığı vardır. ‘Tip I diyabet’te vücutta insülin eksikliği veya yokluğu söz konusudur” diye konuştu.

    TİP 2 DİYABET

    Tip 2 diyabetin oluş şeklinin ise tamamen farklı olduğunu belirten Güzel, “Kalıtım önemli bir rol oynar. Ailelerinde diyabet hikayesi olanlarda görülme şansı daha fazladır. (Özellikle 40 yaş üstündekilerde). Hastaların çoğu şişmandır. Tip II diyabette kandaki insülin düzeyi normal hatta fazla olabilir. Ancak insülinin vücut tarafından kullanılması bozulmuştur. Dolayısıyla şeker hücre içerisine giremez, kanda birikir ve kan şekeri yükselmiş olur. Tip II diyabetin tedavisinde en önemli faktör iyi bir diyet yapmaktır. Uygun egzersizlerde şekerin düşmesine yardımcı olur. Bu şekilde şekeri yeterince düşmeyenlerde kan şekerini düşürücü ağızdan verilen haplar hastalıkta önemli rol oynar. Tip II diyabetin belirtileri ise genellikle yavaş olarak ortaya çıkar. Bunların başlıcaları çok su içme, çok yemek yeme, çok idrar yapma, görme bozukluğu, el ve ayaklarda uyuşma ve karıncalanma, sık enfeksiyonlar, kaşıntı, yaraların geç iyileşmesi, iktidarsızlık (impotans)’tır.”

    METABOLİK CERRAHİ NEDİR?

    Metabolik cerrahinin tüm metabolik hastalıkların cerrahi ile tedavi edilmesi olduğunu belirten Güzel, şu bilgileri verdi: “Ancak klinik pratikte metabolik cerrahi tip 2 diyabet hastalığının cerrahi tedavisidir. Bir obezite ameliyatı değildir. Obezite ameliyatları ile karıştırılmamalıdır. Arasında farklar vardır. Tip 2 diyabet heterojen çok etkenli dinamik hastalıktır. Hastalığın gelişimi sadece hormonal olmayıp psikolojik ve çevresel faktörlerde vardır. Diyabette klasik tedavi eğitim egzersiz, diyet, ilaçlar ve insülindir. Fakat bu tedavi protokoller ile ancak diyabetli hastaların yüzde 20 sinin kan şekerini kontrol altına alınır. Hastaların ancak yüzde 7 iki yıl süre ile doktorunun önerilerine uyuyor.”

    NİÇİN AMELİYAT

    “Verilen diyet, egzersiz, insülin ve ilaçlar hastanın gününü kurtarmaya yöneliktir. Bir insanın ömür boyu egzersiz ve diyet yapması mümkün değildir. Yapılan çalışmalarda 3 yıl boyunca diyet ve egzersiz önerilerine uyan hastaların oranı yüzde 5 üzerinde değildir. Bu tedaviler kan şekerini kontrol altına almaya yöneliktir. Ancak cerrahi tedavi ile tip 2 diyabet hasatlığından klinik olarak kurtulma ihtimali çok yüksektir.”

    AMELİYATLAR HER İKİ DİYABET TİPİNE YAPILIYOR MU?

    “Ameliyatlar sadece tip 2 diyabet hastalarına uygulanmakta. Tip 1 diyabetle tip 2 diyabet tamamen birbirinden farklı iki hastalıktır. Tip 1 diyabette insülin üretimi hiç yoktur. Bu ameliyatları yapabilmemiz için insülin üretimi mevcut olmamalı. Tip 2 diyabette insülin üretimi vardır fakat vücut kullanamaz. Biz bu ameliyatlarla vücudun kendi ürettiği insülini kullanmasına yardımcı oluyoruz.”

    BU AMELİYATLAR NASIL ETKİ EDİYOR

    “Günümüz yaşamında belenme şeklimiz yemek yeme alışkanlığımız ve yiyeceklerin içerikleri şekli çok değişti. Fabrikasyon, rafinefastfood tarzı gıdalarla beslenmeye başladık. Bu tip beslenmenin olumsuz etkileri aslında sindirimin tamamlamamasıdır. Yiyecekler ince bağırsağın son kısmına gelmeden orta kısmında sindirimi tamamlamış oluyor. Ancak iyi huylu barsak hormonlarının aktive olup da tokluk hissi oluşması için besinlerin bu sindirim yolunun tamamını kat etmesi gerekiyor. Bu iyi hormonlar vücutta insülin duyarlılığını artır. Metabolik cerrahide bağırsağın son kısmıyla yiyeceklerin erken tanışmasını sağlamak ve insülin duyarlılığını artırmaktadır.”

    KAN ŞEKERİ YÜKSEKLİĞİ NELERE YOL AÇAR

    “Yüksek kan şekeri vücut için zehir anlamı taşır. Asıl etkisi damarlar üzerinedir. Damar harabiyeti yaparak kalp krizi felç, böbrek yetmezliği diyabetik ayak dediğimiz ayakta iyileşmeyen yaralar gözlerde problemlere yol açar.”

    NE ZAMAN AMELİYAT KARARI VERMELİYİZ?

    “Diyabette damar hasarı tanı konulmadan 2, 3 yıl önce başladığı kabul edilir. Hastalar bu dönemlerde çok önemsemezler, organ kaybı yoktur, şikayetleri kabul edilebilir düzeydedir. Hastalık yavaş ve sinsi şekilde ilerler. Yani aslın da her şey yolunda gibidir. Bu döne genelde 10 , 12 yıl kadardır. Bu dönemde insülin rezervlerini kaybederler. Hastalar ameliyat için klasik tedavi yöntemleri ile kan şekeri kontrol altına alınamaması veya organ hasarı bulguları başladıysa ameliyat önerilebilir. Organ hasarı olmamdan ve insülin rezervleri tüketilmeden yapılan operasyonlarda tedavi daha başarılıdır.”

    METABOLİK CERRAHİ AMELİYATLARI NELERDİR

    “Metabolik cerrahi olarak iki ameliyat vardır. Bunlar sleevegastrektomi + ilealtranspozisyon ve sleevegastrektomi + transit bipartition. İkisi de metabolik cerrahi operasyonudur ve 10 yıllık kan şekeri kontrolü yüzde 90 üzerindedir. Ben daha çok Brezilyalı doktor SergioSantoro’nun tip literatürüne kazandırdığı SG+ transit bipartition ameliyatını tercih ediyorum.”

    METABOLİK CERRAHİ AMELİYATLARININ ORTAK ÖZELLİKLERİ NELERDİR?

    “Her iki ameliyatta da aslında yapılan işlem mide ve ince bağırsaklar üzerinde işlem yapılmaktadır. Bu ameliyatlarda amaç bir an önce yiyeceklerin ince bağırsağın son kısmına ulaştırılmasıdır ve böylelikle bağırsağın son kısmındaki iyi huylu hormonların aktivasyonu sağlanmaktadır.

    Bu ameliyatlar obezite ameliyatları gibi restriksiyon (yiyecek alınımın kısıtlanması) ya da malabsotrsiyon (yiyeceklerin emiliminin bozulması) içeren ameliyatlar değildir. Ameliyatlarda özellikle transit bipetitiondaduodenum yani on iki parmak bağırsağı ve ince bağırsağımızın jejunum kısmı korunduğu için emilim problemi olmaz. Bir çok mineral, vitamin demir, kalsiyum buralardan emilir. Yani mide barsak sisteminin tamamı sindirim olayına katılır. Burada sadece ince bağırsağın son kısmı öne alınarak yiyeceklerle erken buluşması sağlanır.”

    METABOLİK CERRAHİ AMELİYATLARI NASIL YAPILIR?

    “Ameliyatları tamamen laporoskopik ( kapalı olarak) yapmaktayız. 5 ya da 6 adet 5 mm ya da 1 cm deliklerden karın girilerek yapılır. Ameliyat süresi 2.5 saat ile 4 saat arsında değişmektedir. Bu ameliyatlarda öncelikle mide tüpleştirilir. Birinci olarak mide de ghrelin salgılanan kısım çıkarılır. Ghrelin hormonu iştah arttırıcı etki vardır. İkinci olarak mide boşalım hızının artması nedeniyle ince bağırsaklara giden yiyecekler tokluk hissi oluşturur. İkinci olarak da ince bağırsağın son bölümü midenin alt kısmı bağlantılı hale getirilerek mideye ikinci çıkış verilir. Bu ameliyatta 5 yıllık takipte vitamine ihtiyaçları yüzde onun altındadır. Uzun vadeli takipte demir ihtiyacı görülmez. Hastaların yüzde 95 hiçbir ilaç takviyesi gerekmez.”

    TRANSİT BİPARTİTİON AMELİYATININ AVANTAJLARI NEDİR?

    “İntragastrik basınç düşer ve buna bağlı olarak tüp mide kaçakları minimaldir. Ayrıca mide içi basınç az olduğu için tüp mide dilatasyonu azdır. Endoskopla sindirim sisteminin tüm alanlarına ulaşılır. ERCP yapılabilir. Sindirim sistemin tüm alanları yiyecek geçişine ve emilime katılır.”

    AMELİYAT NE KADAR GÜVENLİDİR?

    “Elimizde 14 yıllık veriler var. Santoro 5 yıllık sonuçları 2012 yılında yayınlanmıştır. Hastaların beş yıllık takiplerinde yüzde 86 kan şekeri değeri ilaçsız remisyon sağlanmıştır. Kabaca bu ameliyatların başarısı yüzde 85 ile 95 arasında değişmektedir. Kilo kontrolü ise yüzde 74 dür. Ön raporları yayımlanan 8 yıllık sonuçlarda ise bu oranlar aynı şekildedir.”

    AMELİYATTAN ÖNCE NE GİBİ TAHLİLELER YAPILIR?

    “Ameliyat öncesi öncelikle pankreasın insülin üretme kapasitesi ve aktivitesi için C peptit ve insülin açlık ve tokluk miktarın, ayrıca diğer biyokimyasal tetkiklere bakılır. Bu anlamda hasta ayrıntılı bir incelemeden geçirilir.”

    HER TİP 2 DİYABET HASTASI AMELİYATA UYGUN MUDUR?

    “Her hasta uygun değildir. Burada önemli olan hastanın pankreastaki insülin üretme kapasitesi ve aktivitesidir. Eğer hasta yıllar içinde pankreası yorulmuş ve insülin üretemez hale gelmişse operasyondan fayda görmeyecektir. Böyle durumda vücut dışarıdan insüline ihtiyaç duyar.

    Ayrıca 3 yıl boyunca ilaç tedavileri diyet egzersize rağmen hastanın kan şekeri kontrol altına alınamamış hastalar operasyona adaydır yani HbA1C 7.5 üzerinde olan hastalar. Bu ameliyatlar 18 ile 65 yaş arasına yapılmaktadır. Aynı zamanda 65 yaşın üzerindeki hastalar ayrıca değerlendirilir. Eğer performansları iyiyse ve ameliyattaki kazancın fazla olacağı düşünülürse değerlendirmeye alınır. Hastanın ne kadar bu ameliyatlardan fayda göreceği insülin rezervlerinin değerlendirilmesiyle anlaşılır.”

    “METABOLİK CERRAHİ YÖNTEMİNİ BAŞARIYLA UYGULAMAKTAYIZ”

    Opr. Dr. Kerim Güzel açıklamasını şöyle tamamladı: “Sözlerime son verirken şunu da belirtmek istiyorum. Metabolik cerrahi artık Samsun’da da güvenle uygulanmaktadır. Metabolik Cerrahi Derneği Başkanı Doç. Dr Alper Çelik beyin yönettiği metabolik cerrahi çalışma grubu içinde yer almaktayım. Bizim sonuçlarımızda Alper bey ile birlikte yayınlanacaktır. Bu çalışmanın Samsun ayağında ben varım. Yukarıda anlattığımız gibi ilk önce hastalığımızın ne olduğunu ve nasıl yol izlememiz gerektiğini iyi bilmemiz gerekiyor. Bunun için mutlaka bir doktordan yardım almalıyız.”