Etiket: Teşviği

  • Büyükşehir’den yerli ürün teşviği

    Kocaeli Büyükşehir Belediyesi eskiden beri üretilen ve kentle özdeşleşen yerli tohumları tespit çalışması yapıyor.

    Sağlıklı besin ürünlerinin öneminin arttığı günümüzde bu ürünlerin üretimiyle ilgili de çalışmalar yoğunlaşıyor. Endüstriyel besinlerin yerine giderek artan miktarda organik ürün arayışı yerli tohumları aranır hale getiriyor. Tam da bu noktada yaygınlaştırmak ve sağlıklı ürünler elde etmek için Kocaeli Büyükşehir Belediyesi yerli tohumların peşine düştü. Yapılan çalışmalarla köy köy dolaşan ziraat mühendisleri köylülerin ektikleri, dedelerinden ninelerinden kalan tohumları inceleyerek bu tohumları gelecek neslin sağlıklı gıdası olarak tescilliyorlar.

    Türkiye’nin zengin yerel gen kaynaklarının korunması ve gelecek nesillere toprağı ve tohumu bozulmamış bir ülke bırakılması için yerel tohum projesi başlatıldı. Proje kapsamında ülkenin farklı yerlerinden toplanan tohumlar Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) gen bankasına gönderiliyor. TİGEM’de toplanan tohumların tür tespiti tanımlama çalışması yapılıyor. Proje kapsamında Kocaeli’den pembe domates, fasulye, biber, mısır, kabak ve salatalık tohumları incelenmek üzere TİGEM’e gönderildi.

    Kocaeli’den gönderilen tohumlar incelendiğinde Kandıra’nın Sinanlibilalli Mahallesi’nden gen bankasına Hatice Efe tarafından bağışlanan Kandıra sivri ve salçalık biberi ile Kandıra’nin Sucuali mahallesinden İlyas Alak tarafından gen bankasına gönderilen Sivri Kıl biberlerinin tür tespiti yapılarak yöreye özgü olduğu anlaşıldı. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Muhtarlık İşleri Dairesi Başkanlığı Kırsal ve Tarımsal Hizmetler Şube Müdürlüğü ziraat mühendisleri Kandıra’nın Sucuali ve Sinanlibilalli mahallerinde çalışma yaparak yerli tohum gen kaynaklarını yerinde incelediler. Çalışmalar sırasında çiftçilerden ellerinde bulundurdukları farklı çeşitlerdeki ata tohumlarını gen bankalarına bağışlamaları konusunda bilgilendirme yapıldı. Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü arazilerinde tür tespiti yapıldıktan sonra çoğaltılan fideler tarla günü etkinliklerinde dağıtılıyor.

  • Doğa Okulları da devlet teşviği kapsamında

    Milli Eğitim Bakanlığı tarafından verilen özel okul teşviği alabilecek okullar arasında Doğa Okulları bu yıl da yer aldı.

    Geçen hafta yönetimi Metal Yapı Konut Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Saçaklıoğlu tarafından devralınan Doğa Okulları Milli Eğitim Bakanlığı tarafından özel okullar için verilen teşvik kapsamında bu yıl da yer aldı. Doğa Okulları’nda okuyan öğrencilerin velileri de verilen özel okul teşviklerinden yararlanabilecek.

    Destekten faydalanmak isteyen öğrenci velileri, 2 Eylül’e kadar, e-okul’da bulunan özel kurumlar eğitim ve öğretim desteği menüsünden başvuru yapabilecek.

    Eğtim ve öğretim desteği almaya hak kazanan öğrenciler için eğitim ve öğretim destek bedelinin yüzde 35’i kasım, yüzde 35’i şubat ve yüzde 30’u haziran olmak üzere 3 taksitte ödenecek. Böylelikle eğitim desteği almaya hak kazanan Doğa Okulları öğrencilerinin velileri de yıllık ücretlerinden indirim kazanmış olacak.

    Milli Eğitim Bakanlığı takvimine göre, 5 Eylül’de tercih işlemi yapmaya hak kazanan öğrenciler ilan edilecek, 6-19 Eylül tarihleri arasında öğrenciler tercih işlemlerini yaparken 20 Eylül’de ise yerleştirme sonuçları açıklanacak.

  • Yalıtım Sektörü KDV Teşviği Bekliyor

    Hükümetin açıkladığı 2016 yılı Eylem Planı’nda yer alan enerji verimliliğine yönelik düzenlemelerin büyük memnuniyet ve heyecan yarattığı yalıtım sektörü, bu önlemlerin hızla somutlaştırılmasını ve sektöre KDV muafiyeti başta olmak üzere teşviklerin verilmesini istiyor.

    Canpa Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Özcan, 64. Hükümet’in açıkladığı 2016 yılı Eylem Planı’nı değerlendirirken, planda yer alan önlemlerin hükümetin enerji verimliliğine verdiği büyük önemin göstergesi olduğunu belirtti. Özcan, “İçerik olarak çok güzel, fakat bunun uygulamaya geçmesi gerekiyor. Önemli olan alt yapının oluşturulması, yönetmelikler ve yasalarla altının doldurulması. Uyum yasalarını yapıp uygular hale getirmemiz bizim önümüzü açacaktır” diye konuştu.

    “YALITIM MALZEMELERİNE TEŞVİK VERİLMELİ”

    Son 30 yılı Canpa’da olmak üzere sektördeki tecrübesi yarım asra yaklaşan Mehmet Özcan, Enerji Verimliliği Haftası dolayısıyla yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:

    “Yalıtım malzemelerine KDV muafiyeti başta olmak üzere teşviklerin verilmesi lazım. Avrupa’da bunların hepsi var. Ayrıca halka bir şeyleri anlatıp, onları tasarrufa yönlendirmemiz lazım. Bunları yapabildiğimiz zaman ilerleyebiliriz. Binalarda ısı yalıtımı ile minimum yüzde 50 enerji tasarrufu sağlanır. Su yalıtımı olmadan da yakıttan tasarruf sağlayamazsınız. Suyla muhatap olan beton zamanla çürümeye yüz tutuyor. Su yalıtımı binanın ömrünü uzatıyor. Deprem kuşağındayız, deprem anında içerisindeki demirler korozyonla muhatap olmuşsa tuzla buz oluyor. 1999’da Marmara depreminde yaşananlar da buydu. İstanbul Büyükşehir’in saptadığı sonuçlarda binaların yüzde 67’si tamamen korozyon nedeniyle yıkılmış. Yalıtıma verilecek teşvik ve destekler sektörü büyütecek, ülkemizde enerji verimliliğini de deprem güvenliğini de artıracaktır.”

    “YALITIMDA SON 30 YILDA DEV ADIMLAR ATILDI”

    30 yıl önce, firma olarak yalıtım sektöründe çalışmaya başladıklarında ülkede çok fazla yalıtım bilinci bulunmadığını belirten Özcan, genelde teraslı yapılarda suya karşı önlem için iptidai ürünler kullanıldığını, ısı yalıtımının ise pek de bilinen bir konu olmadığını hatırlattı. Özcan, 1980’li yıllardan itibaren dünyaya açılma, araştırma, geliştirme, fuarlar, programlara katılımlar sayesinde bu alanda öngörünün arttığını, petrol fiyatlarındaki ani yükselişin de etkisiyle enerji tasarruf konusunun gündeme gelmeye başladığını, sektörün asıl olarak 1990’lı yıllarda hamle yaptığını anlattı. 1993 yılında kurdukları İZODER sayesinde ısı yalıtımında büyük adımlar atıldığını anlatan Özcan, 1998 yılında bu işin bir standarda kavuştuğunu, 2000 yılında da ülke genelinde zorunlu hale geldiğini belirtti. Özcan, “Su yalıtımı yönetmeliğinin de çıkıp zorunlu hale gelmesi için son noktalara gelindi, orada da büyük bir ivme kazanıldı. 1970’li yıllarla bugünü mukayese ettiğimde arada uçurum var diyebilirim. Yalıtım sektörü, ülkemiz için enerji tasarrufu adına, deprem yönetmeliği adına, sağlam binalar inşa etme adına çok büyük bir gelişim gösterdi” dedi.

    İnşaat ve yalıtım sektörünün birbirinden ayrılmaz birer parça olduğunu belirten Özcan, “Şu anda yalıtım sektöründe dünyadaki son teknoloji olan tüm sistemler Türkiye’de mevcut. Her şey üretiliyor, mamul olarak ithal etmek zorunda olduğumuz çok fazla ürün yok” diye konuştu.

    “ELEMAN AÇIĞI ÇOK FAZLA”

    Yalıtım konusunda kullanıcı bilincinin 30 yıl öncesiyle kıyaslanamayacak ölçüde yüksek, ancak sektörde eleman açığının da bir hayli fazla olduğunu anlatan Özcan, bu alanda eğitimin önemine işaret etti. Özcan, “Ara eleman açığı yalıtım ve inşaat sektöründe her sektörden fazla. Maalesef yeterli ara elemanı yetişmiyor. Meslek yüksekokulları var, lise muadili ya da iki yıllık olanlar var ama yeterli değil. Meslek liseleri uygulama ağırlıklı olmalı, çocuklar son iki yıl uygulama dersleri de almalı. Bunlar yapılamıyor” dedi.

    Canpa’nın yalıtım alanında 30 yıldır bir okul fonksiyonu gördüğünü, yılda kişi başı 100 saate varan eğitimler verdiklerini anlatan Özcan, “Bunun yanı sıra şantiyelerde çalışan uygulayıcı ekiplerimiz için de ayrıca eğitimler veriyoruz. Sektörde de ısı yalıtımı, su yalıtımı, ses yalıtımı, yangın yalıtımı ile ilgili sertifika programları var ve ‘sertifikasız olan çalışamayacak’ gibi zorunluluklar getiriliyor” diye konuştu.