Etiket: Tespihi

  • Tesisatçı pırlanta işlemeli altın tespihi çaldı “Şeytana uydum” dedi

    Adana’da su tesisatçısı tamirata gittiği ev sahibinin pırlanta işlemeli altın tespih ve 2 yüzüğünü çaldıktan sonra yakalanınca “Şeytana uydum” dediği öğrenildi.

    Edinilen bilgiye göre olay, Çukurova ilçesine bağlı Toros Mahallesinde meydana geldi. İddiaya göre, Hasan Fatih Özkılınç, evinin su tesisatını yeniletmek için bir tesisatçı ile anlaştı. Tesisatçı, işleri çabuk bitirmek için yanında yine tesisatçı olan Ahmet Cumali A. (23) ile eve gelerek işe başladı. Evdeki tamirat bittikten sonra Özkılıç, evinde bulunan pırlantalı altın tespih, 2 altın yüzük ve 2 gümüş tespihinin olmadığını fark ederek Adana Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğüne bağlı Hırsızlık Büro Amirliği ekiplerine başvuru yaptı. Özkılıç, evine yabancı kimsenin gelmediğini en son su tesisatçıları geldiğini belirtti. Bunun üzerine polis tesisatçıları bularak ifadelerini aldı. Ahmet Cumali A. isimli tesisatçı yatak odası banyosunda tamirat yaparken bir tespih bulduğunu ve onu alıp kuyumcuya 2 bin 100 liraya sattığını söyledi. Diğer altın ve tespihleri çalmadığını belirtti. Ancak polis buna inanmayarak yaptığı araştırmada çalınan diğer malzemeleri de Ahmet Cumali A.’nın aldığını ve güvercin kafesine saklandığını tespit etti. Polis, kafeste çalınan diğer malzemeleri de bularak emniyete getirip sahibine teslim etti. Zanlı, emniyetteki ifadesinde, “Tespihi 2 bin 100 liraya sattım. Paradan geriye bin 210 lira kaldı. Polis beni yakalayınca bu parayı da geri verdim. Bir anlık şeytana uydum. Çok pişmanın vatandaşın zararına gidermek isterim” dediği öğrenildi.

    Zanlı, emniyetteki işlemlerinin ardından çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

  • (Özel Haber) Bu tespihi kullanmayan Osmanlı sarayına giremezmiş

    Manda boynuzu, koç boynuzu, kemik gibi geleneksel malzemeleri işleyerek tespih yapan tespih ustası Mahmut Yağcıoğlu, kukadan yapılan tespihlerin antiseptik özelliğinin bulunduğunu ve Osmanlı’da sarayın bazı bölümlere kuka tespih taşımadan girilmediğini söyledi.

    En kadim aksesuarlardan biri olan tespih, Asya’dan Avrupa’ya kadar pek çok kültürde farklı amaçlarla kullanılıyor. Bazı kültürlerde takı olarak da kullanılan tespih, çoğunlukla stres atmak ve dini vecibelerin yerine getirilmesi amacıyla taşınıyor. Türk kültüründe önemli bir yer edinen tespih, son dönemlerdeki tarihi dizilerle birlikte yeniden ilgi görmeye başladı. Manisa’da tespih ustası Mahmut Yağcıoğlu da, manda boynuzu, koç boynuzu, kemik, gibi geleneksel malzemeler kullanarak tespih kültürünü yaşatıyor. Her bir tespihin farklı farklı özellikleri bulunduğunu belirten Yağcıoğlu, kuka tespihin antiseptik özelliğinin bulunduğunu ve Osmanlı’da insanların kuka tespih taşımaları istendiğini söyledi. Yağcıoğlu, “Tespih kadim bir kültür. Her toplumda var. Tespihlerin tane sayısı değişiyor. Şekilleri değişiyor. Ama sonuçta insanların zaman zaman stres atma, zaman zaman dua etmek, zikir etmek adına kullandıkları bir aksesuar. Günümüzde dizilerle birlikte iyice yaygınlaşmaya başladı. Çok farklı çeşitler var. Bunların içerisinde kehribar çok tercih ediliyor. Kehribarın ateş düşürücü, sakinleştirici bir etkisi var. Arkasından Erzurum’dan çıkan oltu taşı tercih ediliyor. Onun dışında kuka tercih ediliyor. Kuka tropikal bir ağacın meyvesi. Antiseptik özelliği var bu tespihin. Özellikle Osmanlı’da sarayda insanların kuka taşıması istenirmiş. Belli bölümlere kuka taşınmadan girilmezmiş. Osmanlı’da doktorların da kuka taşıması istenirmiş. Antiseptik olduğu için eldeki mikrobu da öldürüyor. Aynı özellik manda boynuzunda da var. Neylerde başparelerin yapımında kullanılıyor. Bunun da anti bakteriyel özelliği vardır. Taşlardan yapılan tespihlerin de insanlar üzerinde çeşitli etkileri var” diye konuştu.

    Tespihin Türk kültüründe bir sanat olarak icra edildiğini söyleyen Yağcıoğlu, “Bizim kültürümüzde yer edinmiş eski bir sanattır. Özellikle Osmanlı’da büyük ustalar daha basit yöntemlerle daha estetik tespihler yaparlarmış. Onlardan bize kaldı. Biz de kendi elimizden geldiğince yapmaya çalışıyoruz. Ağaç, kemik, boynuz gibi malzemeler kesilip küçük parçalar haline dönüştürülüyor. Daha sonra bu parçalar tornada tane haline getirildikten sonra dizim aşamasına kadar işleniyor. Ayrıca imameler bizde özellikle desenli, gümüş işlemeli ya da oyma işlemesi görmüş üzerinde desenler çıkarılmış 3 boyutlu çalışmalar yapılıyor. Daha sonra da dizilerek müşterilere hazırlanıyor. Kehribar daha az bulunuyor ve işlemesi biraz daha hassasiyet istiyor. Renk ve desen olarak da birbirine benzemeyen, çok detaylandırılmış, tasarımı kendi içinde taşıyan bir malzemeyle çalışmak hem keyif verici hem de sunduğunuz işler daha güzel oluyor” dedi.

    Aynı zamanda geleneksel ok ve yay ustası olan Yağcıoğlu, önceleri hobi olarak başladığı tespih yapımını şimdilerde bir sanata dönüştürerek müşterileri için hazırlıyor.

  • Firuze İşlemeli Kesme Oltu Taşı Tespihi Bir Ay Da Tamamladı

    Firuze işlemeli kesme diye adlandırılan Oltu Taşı tespihi bir ay da tamamladı.

    Oltutaşı El Sanatları İş Merkezinde 25 yıldır Oltutaşı üzerine imalat ve satış yapan Mevlüt Başar, 5 yıl içerisinde biriktirmiş olduğu büyük ebattaki Oltu taşlarından kesme diye bilinen model üzerine firuze ve gümüş işlemeli bir tespih yaptı.

    Tespih koleksiyonlarında yerini alan firuze ve gümüş işlemeli kesme tespihin fiyatının 3 bin TL’den satışa sunduğunu belirtti. Bu tür tespihlerin her zaman yapılma şansının olmadığını aktaran Başar, “Oltutaşı eskisi kadar büyük ebat çıkarılamıyor. 5 yıldır büyük ebat Oltu Taşlarını biriktiriyordum. Yaptığım tespih kesme diye bilinen bir model. Bu ebatta başka bir kesme tespih yok. Bu tespihi bir ay gibi bir zamanda yaptım. Üzerine Firuze ve gümüş işlemesi yaparak tespih koleksiyonumdaki yerini aldı” dedi.