Etiket: teşhis

  • Patlamada hayatını kaybedenlerin cenazeleri Adli Tıp Kurumunda teşhis ediliyor

    Gaziantep’te meydana gelen patlamada hayatını kaybedenlerin cenazeleri Adli Tıp Kurumu’na götürülerek, yakınları tarafından teşhis ediliyor

    Edinilen bilgiye göre, Gaziantep’in Şahinbey İlçesi Beybahçe Mahallesinde bu akşam saat 22.50 sıralarında meydana gelen 22 kişinin hayatını kaybettiği, 94 kişinin ise yaralandığı bombalı saldırıda ölenlerin cenazeleri Gaziantep Adli Tıp kurumu’na getirildi. Burada yakınları tarafından teşhis edilen cenazelerin kimlikleri belirleniyor.

    Yapılacak otopsi işlemlerin ardından cenazelerin ailelerine teslim edileceği belirtildi. Cenazelerin teslim işlemlerine yarın başlanması bekleniyor.

  • Şehit ikiz polislerin kimlikleri tabancalarından teşhis edilmiş

    Darbe girişimi sırasında Ankara Gölbaşı Özel Harekat Daire Başkanlığına yapılan bombalı saldırıda şehit olan ikiz polislerin kimliklerinin tabancalarından teşhis edildiği ortaya çıktı.

    Adanalı 25 yaşındaki ikiz kardeşler Ahmet ve Mehmet Oruç (26), eğitim için Adana’dan Ankara’daki Gölbaşı Özel Harekat Daire Başkanlığına gitti. 15 Temmuz Cuma günü bir grup askerin Gölbaşı Özel Harekat Daire Başkanlığını uçakla bombalaması sırasında ikiz polisler şehit oldu. Ailesi tarafından teşhis edilemeyen 2 polisin kimlikleri üzerlerindeki tabancaların seri numaralarından tespit edildi. 2 polisin cenazelerinin Ahmet ve Mehmet Oruç kardeşlere ait olduğu belirlendi. İkiz polisler memleketleri Adana’da toprağa verilmişti.

  • 8 Yaşındaki Beyza’nın Hastalığına Teşhis Konulamıyor

    Batman’da yaşayan 8 yaşındaki Beyza Şimşek, ayakları ve ellerinde oluşan teşhisi konulmayan yaralar yüzünden bir böbreğini kaybetti.

    Beyza’nın ellerinde ve ayaklarında oluşan yaraların iyileşmesi için Türkiye’nin bir çok yerinde bulunan hastaneleri gezen baba Şehmuz Şimşek, çaresizlik içerisinde beklediğini söyledi. Doğuştan beri bu hastalıkla mücadele eden Beyza, kendisine uzanacak bir yardım elini bekliyor. İnşaat işçisi Şehmuz Şimşek, 8 yıldır kızını tedavi için bir çok hastaneye götürdüğünü ifade ederek, maddi gücünün kalmadığını aktardı.

    “BU HASTALIK YÜZÜNDEN 1 BÖBREĞİNİ KAYBETTİ”

    Ayak ve ellerinde oluşan yaralar yüzünden Beyza’nın bir böbreğini kaybettiğini belirten Şehmuz Şimşek, “Beyza’yı Türkiye’nin bir çok üniversite hastanesine götürüp tedavi etmek istedik. Ancak bir sonuç alamadık. Bu hastalık çocuğun ayaklarının altında gittikçe yayılmaya başladı. Bazen ayakları kan içinde kalıyor. Bazen bana diyor ki baba ben diğer çocuklar gibi ne zaman olacağım. Her yere götürdüm ve tedavi için elimden geleni yaptım” dedi.

    “BİR YARDIM ELİ BEKLİYORUM”

    Gerek bakanlık gerek diğer yetkiler ve gerekse hayırsever vatandaşlardan yardım eli beklediğini belirten Şimşek, “Kızıma bir çare bekliyoruz. Şu an bir yerlere götürecek durumum kalmadı. Çünkü artık tükendim. Maddi gücüm kalmadı. Buradan herkese sesleniyorum. Bana yardımcı olun. Kızım sağlığına kavuşsun” diye konuştu.

    Elleri ve ayakları yara içerisinde olan Beyza ise iyileşmek ve okuyup doktor olmak istediğini dile getirdi.

  • Kanser Teşhis Tarama Tır’ı Malatya’da

    Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan Kanser Teşhis Tarama TIR’ları yurdun dört bir yanında hizmet verirken, kadınların “Pembe prenses” dediği TIR, 2 yıl boyunca Malatya’da da faaliyette olacak.

    Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Kanser Daire Başkanlığı tarafından Türkiye’nin farklı illerinde toplam 10 adet mobil kanser tarama merkezi araçları erken teşhis ve tarama projesi ile kanser konusunda toplumsal duyarlılığı arttırmayı hedefliyor. Proje kapsamında Malatya’ya gönderilen Kanser Teşhis Tarama TIR’ı düzenlenen törenle hizmet vermeye başladı. Mücelli Aile Sağlığı Merkezi bahçesinde gerçekleştirilen açılış törenine Vali Süleyman Kamçı, eşi Ayşe Kamçı ile birlikte katılırken, açılışa ayrıca Yeşilyurt Kaymakamı Nesim Babahanoğlu, Vali Yardımcısı Dr. M. Şamil Horasanlı, Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Kanser Daire Başkanı Doç. Dr. Murat Gültekin, Kamu Hastaneleri Kurumu Genel Sekreteri Doç. Dr. Hilmi Ataseven, İl Sağlık Müdürü Dr. Nail Umay, İl Halk Sağlığı Müdürü Dr. Kemal Şener katıldı. Açılış konuşmasını yapan İl Halk Sağlığı Müdürü Dr. Kemal Şener, dünya genelinde giderek artan bir sağlık problemi olan kanserin toplumlarda sosyoekonomik bir yüke, bireylerde ise maddi ve manevi bir yüke yol açtığını söyledi. Meme kanserinin kadınlarda en sık görülen kanser türü olduğunu ifade eden Şener, günümüzde her tespit edilen 4 kanserden birisinin meme kanseri olduğunu belirtti. Erken teşhisin kanser için önemine değinen Şener, Malatya’da 2 yıl süreyle tarama yapacak olan mobil TIR’da meme, rahim ağzı ve kolon kanseri gibi kanserler için erken teşhis taraması yapılacağını söyledi. Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Kanser Daire Başkanı Doç. Dr. Murat Gültekin ise kansere bağlı ölümlerin dünyada ve Türkiye’de ilk sıralarda yer aldığını ifade ederek, “Özellikle Türkiye gibi coğrafyası büyük, nüfusu neredeyse 80 milyon olan bir ülkede sizlerin ’pembe prenses’ dediğiniz bu TIR ile kanser erken teşhisinde çok önemli ilerlemeler kaydettik” diye konuştu.

    Meme, rahim ağzı ve bağırsak kanserinin dünyada taranması gereken kanserler olduğunu ifade eden Gültekin, bu kanserlerin erken teşhis ile yüzde yüz tedavi edildiğini söyledi. Kanser tarama merkezleri kurduklarını ancak vatandaşların fazla rağbet göstermediklerini kaydeden Gültekin, Erken Teşhis Tarama TIR’ı ile vatandaşların erken teşhislere ilgilerinin 5 kart attığını belirtti. Malatya’ya gönderilen mobil tarama TIR’ın köy köy, mahalle mahalle dolaşacağını söyleyen Gültekin, “Şu anda en gelişmiş, en çağdaş kanser tarama ve önleme programları sizlerin ayağınıza kadar geldi. İşte şimdi sıra sizlerde” şeklinde konuştu.

    Daire Başkanı Doç.Dr. Gültekin ayrıca yaklaşan Anneler Günü dolayısıyla da herkese çağrıda bulunarak “Anneler Günü’nde belki de en güzel hediye annenizi KETEM’lerle tanıştırmak” diye konuştu.

    Son olarak konuşan Vali Süleyman Kamçı da kanserin ölüm sebepleri arasında ilk başlarda olduğunu hatırlatarak erken teşhis ile kanserin tedavisinin mümkün olduğuna dikkat çekti. Kanserde asıl sorunun hastalığın geç teşhis edilmesi olduğunu ifade eden Kamçı, “Ümit ediyorum ki sağlık alanında çok önemli mesafeler kat etmiş ilimiz, kansere karşı farkındalık ve erken teşhis hususlarında da hizmet verecek olan Mobil Kanser Tarama aracı ile çağın en önemli hastalığı ile mücadelede hatırı sayılır adımlar atacaktır” ifadelerine yer verdi.

    Yapılan konuşmaların ardından kurdele kesimi ile birlikte mobil araç hizmete başladı. Eşi Ayşe Kamçı ile birlikte TIR içerisinde incelemelerde bulunan Vali Kamçı, burada yetkililerden bilgiler aldı.

  • Meme Kanserinde Erken Teşhis Ve Tedavi Hayat Kurtarıyor

    Genel Cerrahi ve Cerrahi Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Serdar Yol, meme kanserinde erken teşhisinin tedavi sürecinde çok önemli olduğunu, bayanların kendi kendine meme muayenesine 20 yaşından sonra başlaması gerektiğini söyledi.

    Kadınlarda en sık görülen kanser türü olan meme kanserinin her yıl dünyada milyonlarca kişinin hayatını kaybetmesine neden olduğunu belirten Samsun Büyük Anadolu Meydan Hastanesi Genel Cerrahi ve Cerrahi Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Serdar Yol, ailesinde meme kanseri öyküsü bulunanların 26 yaşında ve ailesel olarak meme kanserine yakalanma oranı yüksek gruplar 32-34 yaşlarında bir kez, sonraki yıllarda 40 yaşına kadar 1-2 yılda bir mamografi yaptırabileceğini ve 40 yaşından sonra ise her yıl düzenli olarak mamografi yaptırması gerektiğini kaydetti.

    MEMEDE ELE GELEN HER KİTLE KANSER DEĞİLDİR

    Türkiye’de her 10 kadından 1’i hayatının bir döneminde meme kanseri ile karşı karşıya kalabileceğini belirten Yol, “Meme kanseri kadın kanserlerinin tümünün yüzde 33’ünden ve kanserle ilişkili ölümlerin yüzde 20’sinden sorumludur. Kansere bağlı ölümlerde ise akciğer kanserinden sonra ikinci sırada gelmektedir. Meme kanseri yaşla birlikte artış gösterdiğinden, 40 yaşından sonra her kadının yılda bir kez düzenli olarak meme muayenesi ve mamografi yaptırması gerekir. Meme kanseri erken tanı ile tamamen tedavi edilebilir. Bu nedenle her ay kendi kendine meme kontrolü erken teşhis açısından hayati önem taşımaktadır. Meme kanseri konusunda yeterli ve doğru bilgiye sahip olmak da tedavide başarı şansını artıran önemli bir faktördür. Memede ele gelen kitlelerin yüzde 90’nından fazlası kanser değildir. Bunlar genellikle meme içinde büyüyen kistler, iyi huylu tümörler olabilir veya memenin kendi dokusu kitle gibi bir hal alabilir. Daha çok regl öncesinde meme içyapısı çok yoğun olduğundan, bu dönemde yapılan meme kontrolleri kitle varlığı düşüncesi oluşturabilir” dedi.

    FİBROADENOM İYİ HUYLU BİR TÜMÖRDÜR

    Fibrokistler meme içindeki fizyolojik değişimler olduğunu ve hastalık olarak kabul edilmediğini ifade eden Yol, “Bu nedenle kansere dönüşme riskleri de yoktur. Fibrokistik yapıların varlığı sırasında memede kanser gelişebilir ancak sebep bu yapılar değildir. Stres, üzüntü ve sıkıntı durumlarında fibrokistlerin sayısı artar ve bu durum gerginliğe yol açar. Kafein kullanımı, fazla tuzlu ve yağlı yiyecekler de bu gerginliği tetikler. Fibrokistlerin artışı memede ağrıya neden olur. Fibroadenom, iyi huylu bir tümördür. Çevresine kapsülü vardır ve çevreye yayılması mümkün değildir. Bunda meme kanseri oluşma riski, normal meme dokusundan kanser gelişme riski kadardır. Çapı arttıkça riski yüzde 1-2 oranında artar. Fibroadenom, soya tüketimi ve doğum kontrol hapı kullanımı nedeniyle bir miktar büyüyebilir ancak kanser yapıcı bir etkisinin olduğu söylenemez” diye konuştu.

    MEME KANSERİNDE EN ÖNEMLİ RİSK FAKTÖRLERİ

    Meme kanserinde en büyük risk faktörünün ‘kadın olmak’ olduğunun altını çizen Yol, “Kadın cinsiyeti, 100 kat artmış riski ifade eder. Menopozdaki kadınlarda risk daha da yüksektir. Östrojen hormonuna maruz kalınan sürede artış olması, meme kanseri gelişme riskini artırır. Göğüs bölgesine radyoterapi yapılması ve özellikle 15 yaşından önce tedavi görmüş olmak önemli bir risk faktörüdür. Yağ içeriği yüksek yiyeceklerin uzun süreli tüketimi ve her gün 1-2 kadeh alkol tüketimi meme kanserinin artışında etkilidir. Kadınlar kendi kendine meme muayenesine 20 yaşından sonra başlamalıdır. 20 yaş ve altındaki genç kadınlarda meme kanseri riski düşük olduğundan kafa karıştırıcı ve paniğe yol açıcı etkisi nedeniyle, kendi kendini meme kontrolü önerilmemektedir. Meme muayenesi yapmak için en ideal zaman, adet döneminin bitiminden 4-5 gün sonraki dönemdir. Geçmişte, hastaların yüksek doz radyasyona maruz kaldığı düşünülen mamografilerde bile 30 yıllık hasta takiplerinde, alınan radyasyonun vücut için önemli seviyede bir tehlikesi bulunmadığı ispat edilmiştir. Günümüzde kullanılan dijital mamografi teknolojisi, geçmişe göre 10 kat daha az radyasyon içermektedir. Kişinin düzenli mamografi çektirirken dikkat etmesi gereken en önemli ayrıntı, cihazın kaliteli ve sağlıklı bir görüntü vermesidir. Çünkü yetersiz ve kalitesiz görüntü, memedeki çok önemli bir tümörün atlanmasına neden olabilir. Meme kanserinin erken tanısında çok önemli bir payı olan mamografik bulgular iyi kalitede filmlerle daha net bir şekilde seçilmektedir. Hatta meme dokusundaki değişimler kanserleşmeden önce dijital mamografiler sayesinde yakalanabilir” şeklinde konuştu.

    GÜNÜMÜZDE MEME KANSERİNDEKİ CERRAHİ YAKLAŞIM

    Meme kanseri ameliyatlarının günümüzde, hasta tıbbi açıdan uygunsa ve risk faktörü yoksa meme koruyucu cerrahi uygulanabileceğini belirten Yol şu bilgileri verdi: “Hastanın memesinin alınması durumunda ise ikinci yıldan sonra bazı risk faktörleri ortadan kalktığında yeni meme yapılabilmektedir. Çünkü meme kanseri nedeniyle memenin kaybedilmemesi ya da daha sonra yeniden bir memeye sahip olunması hastayı psikolojik açıdan rahatlatarak, sosyal yaşama adaptasyonunu daha kolay sağlamasına yardımcı olmakta ve tedavi başarısını artırmaktadır. Son yıllarda, memesi alınmak zorunda olan hastalara deri koruyucu mastektomi ve hemen ardından da rekonstrüksiyon yapılmaktadır. Tıbbi olarak böyle bir görüş kesinlikle doğru değildir. Meme, her yaşta kadın için önemli bir objedir. Yaşlı hastaların memesi alınacak diye bir kural ya da böyle bir anlayış yoktur. Uygunsa tümörünün evresi, şekli, biçimi ve yaygınlığına bakılarak 70-80 yaşındaki bir kadının memesi de korunabilir. Hastanın memesinin alınmasını istememesi ve meme koruyucu cerrahiyi tercih etmesi gereklidir. Bu hastanın en temel hakkı ve tercihidir. Bu durumda doktorun öncelikli olarak meme koruyucu cerrahiyi düşünmesi gerekir. Kanserin bir bölgede olması gerekir. Memedeki tümörün de çok büyük olmaması, meme büyüklüğü ile kanserin orantısının bulunması gerekir. Kanser büyük meme küçükse memenin tümü alınmalıdır. Koltuk altı metastazları meme koruyucu cerrahi yapılmasını engellemez. Meme içinde yaygın tümörleri bulunan, memenin birçok noktasında aynı anda başlamış kanseri olan hastalarda meme koruyucu cerrahiler yapmak mümkün değildir. Bu durumda memenin mutlaka alınması gerekir. Hastanın mamografisinde yaygın ve kötü kireçlenmeleri varsa meme kanserinin birçok odakta başlamasına neden olacağı düşünülüyorsa, bu hastaların memesinin alınması planlanmalıdır. Daha önce göğüs duvarına radyoterapi yapılan hastalarda, meme koruyucu ameliyat sonrası yeniden radyoterapi yapılması gerektiği için, bu hastalara mastektomi uygulanmalıdır.”