Etiket: teşhis

  • (Özel Haber) Erken teşhis kanserden kurtardı

    Konya’da tesadüf sonucu doktora giden kadına kanser teşhisi konuldu. Erken teşhis sayesinde kadın tekrar eski sağlığına kavuştu.

    Konya’da yaşayan ve isminin açıklanmasını istemeyen kadın göğsündeki rahatsızlıktan dolayı aile hekimine gitti. Burada yapılan ilk incelemenin ardından kadın Konya Kanser Erken Teşhis Tarama ve Eğitim Merkezine (KETEM) sevk edildi. Burada yapılan tetkikler sonucunda kadına kanser teşhisi konuldu. Kadın erken teşhis sayesinde tekrar eski sağlığına kavuştu.

    Erken teşhis sayesinde yapılan müdahale sonunda kendini iyi hissettiğini söyleyen kadın, “Tesadüf sonucu göğsümde bir rahatsızlık olduğunu hissettim. İlk önce aile doktoruna gittim, o beni KETEM’e yönlendirdi. Oraya gittim mamografim çekildi, birkaç gün sonra sonuç aile doktoruma geldi. Aile doktoruma gittim ve bende bir şeyler olduğunu tahmin etmişler ve beni bir tıp fakültesine yönlendirdiler. Bende Selçuk Tıp Fakültesi’ne gittim. Orada çeşitli tetkikleri yaptılar, böylece hastalığım ortaya çıktı. Ben ameliyat oldum, göğsüm alındı ve ikinci ilacımı aldım. İkinci evredeydi hastalığım. Yani erken teşhis olduğu söylendi” dedi.

    “Erken teşhisi herkese tavsiye ederim”

    Tedavi edilen kadın tavsiyede bulunarak, “Kendimi daha iyi hissediyorum, moralim de herhangi bir bozukluk yok. Erken teşhis her zaman iyi bir şey, herkese erken teşhisi tavsiye ederim. Bizim ailenin 1 ay önce KETEM taraması varmış ama ben komşum söylediği halde ben kim uğraşacak dedim. Yanlış yapmışım. O zaman gitseydim daha iyi olurdu ama yine de geç kalmış sayılmam. Bütün insanlara hastalığı olsun veya olmasın erken gidip kendilerine baktırmalarını istiyorum. Tedavi sonucu için erken tedavi daha iyidir çünkü bu şeylerin maddi manevi zorlukları var. Erken olunca daha kolay geçiriyorsun. Evresi de kolay geçiyor kendin de daha rahat oluyorsun. Geç kalındığı zaman tedavisi de zor oluyor” diye konuştu.

    “Her yıl Türkiye’de yaklaşık 170 bin hastaya kanser tanısı konulmaktadır”

    Kanserin dünyada ölüme en fazla neden olan hastalıkların ikinci sırasında olduğunu belirten Konya Halk Sağlığı Müdürü Hasan Öznavruz, “Her yıl Türkiye’de yaklaşık 170 bin hastaya kanser tanısı konulmaktadır. Kanserlerin yaklaşık yüzde 90’ı çevresel faktörlerden meydana geldiğini geriye kalan yüzde 10’un da genetik faktörlerden kaynaklandığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Çevresel faktörler ise tütün ve tütün mamulleri, sağlıksız beslenme, obezite dediğimiz şişmanlık, alkol ve enfeksiyonlardan kaynaklandığını söyleyebiliriz. Kanser kesinlikle ve kesinlikle önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalıktır” şeklinde konuştu.

    “Sıfır maliyetle tarama programlarımızı yapmaktayız”

    Kanser hastası sayısını azaltmak istediklerini söyleyen Hasan Öznavruz, “Halk sağlığı olarak vatandaşlarımızın sağlığının önemli olduğunu, özellikle koruyucu sağlık hizmet boyutu ile yapılan işlemin vatandaşlar nezdinde ciddi boyutta hem maddi hem manevi açıdan getirisi olması sebebiyle vatandaşlarımızın aile hekimlerine müracaat etmelerini oradan bilgilenmelerini vatandaşlardan rica ediyoruz. Biz 2016 yılında çeşitli kanser türlerinden yaklaşık 160 bin vatandaşımızı taramışız. Şunun altını özellikle çizmek istiyorum kanserden korkmasınlar, kanser tedavi edilebilir bir hastalık, geç kalmaktan korksunlar” sözlerini kullandı.

    “Erken teşhiste hedef yüzde 100’e ulaşabilmektir”

    Amaçlarını dile getiren Öznavruz, “Erken teşhiste hedef yüzde 100’e ulaşabilmektir. Yani bizim amacımız şu; kanser vücudunuzda yuvasını yapmadan yuvalanmaya başladığı zaman yuvasını dağıtmaya çalışıyoruz. Eğer yuvasını zamanında dağıtmazsanız, hem sonuçları itibariyle hem sonuçları açısından telafisi zor süreçler yaşatabilir. Vatandaşlarımız bu konuda hassas olsunlar. Aile hekimlerimizi dinlesinler gerekli tetkikleri yaptırsınlar” uyarılarında bulundu.

  • Hastalıklarına teşhis konulamayan iki kız kardeş her geçen gün biraz daha eriyor

    Antalya’nın Manavgat ilçesinde hastalıklarına teşhis konulamayan 11 yaşında ve 10 aylık kız kardeşler her geçen gün eriyor. Doğduklarından bu yana sürekli kusma şikayeti olan iki kardeş, neredeyse hiç geçmeyen ishal sebebiyle de yaşıtları gibi fiziksel gelişim gösteremiyor.

    Evlendikten sonra Konya’ya yerleşen Emine ve Uysal Demir çiftinin 13 Ağustos 2006 yılında Menekşe adını verdikleri kızları dünyaya geldi. Menekşe’nin doğumuyla birlikte mutlulukları zirveye çıkan Demir çifti, doğumun 10’uncu gününde sürekli kusma ve ishal nedeniyle kızlarını Konya’da bir özel hastaneye götürdü. Burada minik kızın rahatsızlığına teşhis konulamazken doktorlar Demir çiftine çocuklarını İstanbul Çapa Tıp Fakültesine götürmesini istedi. Doktorların tavsiyesi üzerine bir çok hastaneye gidilmesine rağmen küçük kızın rahatsızlığına teşhis konulamadı. Menekşe’nin fiziki gelişimi kendi yaşıtlarına göre 5 yaş geriden gelmeye başladı.

    Menekşe’nin derdine çare bulamayan Demir çiftinin 2016 yılı 2 Mart tarihinde Antalya’da Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesinde Melek adını verdikleri ikinci kızları dünyaya geldi. 13 günlük olduğunda ablasının yaşadığı kusma ve ishal Melek’te de görülmeye başladı. Ablası gibi fiziksel gelişim gösteremeyen 10 aylık olan Melek şu anda sadece 5 kilo 800 gram.

    “Tek isteğimiz çocuklarımıza teşhis konulması”

    Bugüne kadar gitmedikleri hastane ve doktor kalmadığını, çocuklarının hastalığına teşhis konulamadığını belirten gözü yaşlı anne Emine Demir, hayatta tek isteğinin çocuklarının sağlığına kavuşması olduğunu belirterek “Büyük kızım Menekşe’nin ardından Melek’te de aynı sıkıntıları yaşamaya başladık. Yapılan tetkiklerin hiç birisinde çocuklarımın hastalığı ile ilgili teşhis konulamadı. Günden güne gözümüzün önünde eriyip gidiyorlar. Artık tamamen çaresiz kaldık. Kimseden para pul istemiyoruz. Tek isteğimiz çocuklarımıza teşhis konulması. Başbakanımızdan ve Sağlık Bakanımızdan yardım istiyoruz” diye konuştu.

    Toros İlkokulu 4’üncü sınıfta okuyan Menekşe, hepsi pekiyi olan karnesinin yanındaki Teşekkür belgesini gururla gösterirken, hiçbir şeyden habersiz Melek ise oyuncaklarıyla oynuyor.

  • 4 kişiyi öldürdü, bir şey olmamış gibi cesetleri teşhis etti

    İzmir’de, Hüseyin Tiryaki ve ailesinden üç kişiyi öldüren ve ardından da intihar eden Hakan Kılıç’ın, olaylar ortaya çıkmadan önce öldürdüğü 4 kişiyi teşhis etmek üzere aileyi tanıyan kişi olarak İzmir Adli Tıp Kurumuna gittiği ortaya çıktı.

    Buca ilçesi Kaynaklar Mahallesindeki ormanlık alan girişinde bir erkek cesedi bulunmuştu. Olayın ardından soruşturmayı titizlikle takip eden polis, cesedin Buca’da telefon satışı yapan 27 yaşındaki Hüseyin Tiryaki’ye ait olduğunu belirledi. Polis ekipleri daha sonra ise öldürülen Tiryaki’nin evine gittiğinde ise burada 3 aylık hamile eşi Fadime Tiryaki, annesi Aysel Aslan ve üniversite öğrencisi üvey kız kardeşi Behiye Aslan’ın da bıçaklanıp öldürülmüş cesetlerini bulunmuştu.

    Aile yakını gibi cesetleri teşhis etmiş

    Öte yandan, Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, güvenlik kameraları incelendiğinde dört kişinin katil zanlısının Buca Şirinyer’de eczacılık yapan Tiryaki’nin aile dostu 27 yaşındaki bir çocuk babası Hakan Kılıç’ın olduğu belirlendi. Karabağlar ilçesinde evi bulunan Hakan Kılıç’ın evine giden polis, şahsı evinde silahla başına ateş ederek intihar etmiş halde buldu. Cinayetle ilgili ise herkesi şaşırtan bir ayrıntı ortaya çıktı. 4 kişinin katil zanlısı Kılıç’ın, cenazelerin götürüldüğü İzmir Adli Tıp Kurumu önüne gelerek burada aileyi tanıyan kişi olarak işlemlerine yardımcı olduğu, ardından eve giderek intihar ettiği ileri sürüldü. Soruşturmayı derinleştiren Cinayet Büro Amirliği ekipleri, zanlı Hakan Kılıç’ın babası emekli matematik öğretmeni Murtaza Kılıç’ı gözaltına aldı.

    Hüseyin Tiryaki’nin birlikte yaşadığı üvey kardeşi Adalet Meslek Lisesi öğrencisi Emre Can Aslan’ın da, Hakan Kılıç’ın eve gelmeden 1 saat önce stajı için İzmir Adalet Sarayına gittiği ve cinayetten kurtulduğu belirtildi.

  • 4 kişiyi öldürdü, bir şey olmamış gibi cesetleri teşhis etti

    İzmir’de, Hüseyin Tiryaki ve ailesinden üç kişiyi öldüren ve ardından da intihar eden Hakan Kılıç’ın, olaylar ortaya çıkmadan önce öldürdüğü 4 kişiyi teşhis etmek üzere aileyi tanıyan kişi olarak İzmir Adli Tıp Kurumuna gittiği ortaya çıktı.

    Buca ilçesi Kaynaklar Mahallesindeki ormanlık alan girişinde bir erkek cesedi bulunmuştu. Olayın ardından soruşturmayı titizlikle takip eden polis, cesedin Buca’da telefon satışı yapan 27 yaşındaki Hüseyin Tiryaki’ye ait olduğunu belirledi. Polis ekipleri daha sonra ise öldürülen Tiryaki’nin evine gittiğinde ise burada 3 aylık hamile eşi Fadime Tiryaki, annesi Aysel Aslan ve üniversite öğrencisi üvey kız kardeşi Behiye Aslan’ın da bıçaklanıp öldürülmüş cesetlerini bulunmuştu.

    Aile yakını gibi cesetleri teşhis etmiş

    Öte yandan, Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, güvenlik kameraları incelendiğinde dört kişinin katil zanlısının Buca Şirinyer’de eczacılık yapan Tiryaki’nin aile dostu 27 yaşındaki bir çocuk babası Hakan Kılıç’ın olduğu belirlendi. Karabağlar ilçesinde evi bulunan Hakan Kılıç’ın evine giden polis, şahsı evinde silahla başına ateş ederek intihar etmiş halde buldu. Cinayetle ilgili ise herkesi şaşırtan bir ayrıntı ortaya çıktı. 4 kişinin katil zanlısı Kılıç’ın, cenazelerin götürüldüğü İzmir Adli Tıp Kurumu önüne gelerek burada aileyi tanıyan kişi olarak işlemlerine yardımcı olduğu, ardından eve giderek intihar ettiği ileri sürüldü. Soruşturmayı derinleştiren Cinayet Büro Amirliği ekipleri, zanlı Hakan Kılıç’ın babası emekli matematik öğretmeni Murtaza Kılıç’ı gözaltına aldı.

    Hüseyin Tiryaki’nin birlikte yaşadığı üvey kardeşi Adalet Meslek Lisesi öğrencisi Emre Can Aslan’ın da, Hakan Kılıç’ın eve gelmeden 1 saat önce stajı için İzmir Adalet Sarayına gittiği ve cinayetten kurtulduğu belirtildi.

  • Elektronik burun projesi ile hastalıklar erkenden teşhis edilebilecek

    Gebze Teknik Üniversitesi’nde yapılan proje ile hastalıklar elektronik burun adı verilen sensör ile teşhis edilip hastalığın seyri izlenebilecek.

    Kocaeli’nin Çayırova ilçesinde bulunan Gebze Teknik Üniversitesinde başlayan “Nefeste Biyomarker Molekül Tespiti için Kimyasal Sensör Dizisi Geliştirilmesi” projesi ile üretilecek olan elektronik burun sensörü ile hastalıklar önceden teşhis edilip hastalığın seyri izlenebilecek. TÜBİTAK 1001 – Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Projelerini Destekleme Programı kapsamında Gebze Teknik Üniversitesi (GTÜ) Fizik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zafer Ziya Öztürk’ün “Nefeste Biyomarker Molekül Tespiti için Kimyasal Sensör Dizisi Geliştirilmesi” projesi destek görmeye hak kazandı. Proje bittikten sonra kan aldırmadan, uzun ve acılı tahliller yaptırmadan hastalıkların teşhisi artık mümkün olacak. Elektronik burun ile Astım, Diyabet, Karaciğer ve Böbrek yetmezliği hastalıklarının erken teşhisi yapılacak.

    “Çalışmalarımız 93-94 yıllarında gaz sensörleri ile ilgili yapılan çalışmalardan sonra başlamıştır”

    Elektronik burun projesinin nasıl ortaya çıktığı ile ilgili bilgiler veren Fizik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zafer Ziya Öztürk, “Nefes analizi konusu Hipokrat’a kadar gider. Bunun model anlamda çalışmaları 1970 yılına, nefesten analiz yapan bir grubun çalışmalarına dayanır. Bu grup nefeste 70’ten fazla analitik gaz bulunduğunu tespit etmiştir. Daha sonra bu çalışmalar nefesten hastalık teşhisine yönelik kullanılabilir mi sorusu üzerinde yoğunlaşıp bazı moleküllerin bazı hastalıklar için belirleyici olduğu yönünde tespitler yapılmıştır. Bu tespitler üzerine çalışmalar özellikle 80’li yıllarda elektronik burnun gelişmesinden sonra yoğunlaşmıştır. Bizim çalışmalarımız 93-94 yıllarında gaz sensörleri ile ilgili yapılan çalışmalardan sonra başlamıştır” dedi.

    “Proje, hastalığın teşhisi ve izlenmesi için bir yöntem olarak çıkacak”

    Elektronik burun projesinin 2 yıllık bir proje olduğunu belirten Öztürk, “90’lı yılların sonuna doğru kimyasal gaz sensör dizilerinin uygulamalarına yönelik yaptığımız çalışmalarda bunun gıdada uygulandığı gibi tıpta da uygulanabileceğini gördük ve bu alanda çalışmalara başladık. Biyomarkerleri belli olan bazı hastalıkları tespit edebilir miyiz yönünde bir çalışma sunduk. Bu TÜBİTAK 1001 projesiydi. Bu proje desteklenmeye hak kazandı. Bu projede bizim hedeflediğimiz Sistik Fibrozis veya Kistik Fibrozis Karaciğer Yetmezliği gibi bazı hastalıkları tespit edebileceğimiz hatta iyileşmesini izleyebileceğimiz bir yöntem olabileceğini önerdik. Bununla ilgili kimyasal sensör dizileri geliştirmeyi vadettik. Proje 2 yıllık bir proje. 2 yıl sonunda hastalığın teşhisi ve izlenmesi için bir yöntem olarak çıkacak” şeklinde konuştu.

    “Cihazla teşhis edilebilecek 4 hastalığı ön gördük”

    Yapılan çalışma ile nasıl bir cihaz elde edilmek istendiğini anlatan Öztürk, “Çalışmalarımız önce sensör malzemelerini üretmek, daha sonra bunların algılama seviyelerini tespit etmek, algılama seviyelerini tespit ettikten sonra dizi haline getirmek, dizi haline gelen sistemde insan burnu benzeri bir algoritmayla kokuları algılayıp hasta başı bir cihaz haline getirmek hedefimiz. Cihazla teşhis edilebilecek 4 hastalığı ön gördük. Bu 4 hastalığın tespiti ve izlenmesi aşamalarını hasta başı cihazı olarak imal edebileceğimizi düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

    Elektronik burun ile Astım, Diyabet, Karaciğer ve Böbrek yetmezliği hastalıklarının erken teşhisi yapılacak.