Etiket: “Terörün

  • Palandöken: “Hep birlikte terörün üstesinden geleceğiz, yeter artık”

    TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, “Hiçbir aşağılık saldırı birlik, beraberlik ve kardeşliğimizi bozamayacak, yeter artık. Bu alçak saldırıları milletçe yok edeceğiz” dedi.

    TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, İzmir’de meydana gelen terör saldırısını kınadığını belirten bir açıklama yayımladı. Gerçekleştirilen eylemlerin teröristlerin son çırpınışları olduğunu kaydeden Palandöken, “Hiçbir aşağılık saldırı birlik, beraberlik ve kardeşliğimizi bozamayacak. Yeter artık. Bu alçak saldırıları milletçe yok edeceğiz. Terörün kökü kazınacak. Bu eylemler teröristlerin son çırpınışlarıdır. Ülke olarak son dönemde terörle giriştiğimiz etkin mücadelemizi hiçbir güç kesintiye uğratamayacaktır. Bu mücadeleden milletçe galip çıkacağız. Bir kez daha diyorum ki vahşi terör saldırılarına karşı tüm dünya güç birliği yapmalıdır” ifadelerini kullandı.

  • (Özel Haber) Terörün bekçisi kahveciler

    Son zamanlarda yaşanan terör olayları nedeniyle meslektaşlarına şüpheli şahısları ihbar etmeleri çağrısında bulunan Manisa Kahveciler Odası Başkanı Mehmet Çetin, “Kahveci yerleşik bir esnaf olduğundan 2 gün kahvede yabancı gördüğünde o kişiye ’Hayırdır, ne arıyorsun?’ diye muhakkak sorar. Bu tür art niyetli kişiler görüldüğünde kahveci esnafımız duyarlı olduğundan bunu fark eder. Bunu da güvenlik güçlerimizle veya yetkililerle paylaşırlar” dedi.

    Geçmişten bu yana Türk kültüründe önemli bir yere sahip olan kahvehaneler, sohbet ve dostlukların pekiştiği yerler olmasının yani sıra son zamanlarda güvenlik güçlerine istihbarat sağlama konusunda da destek oluyor. Manisa’da 650 üyesi bulunan Manisa Kahveciler Odası Başkanı Mehmet Çetin, kahvecilerin toplumda çok önemli bir yere sahip olduklarını belirterek, “Biz kahvehaneler olarak, memleketimizin, mahallemizin, yöremizin bekçileriyiz aynı zamanda. Mahallemize veya bölgemize yabancı geliyorsa muhakkak biz bunları fark ederiz. Art niyetli kişiler varsa bunları hissederiz. Bunu da devletimizle, güvenlik güçlerimizle zaman zaman paylaşırız” diye konuştu.

    Son zamanda yaşanan terör olaylarını kınayarak, şehit ailelerine baş sağlığı dileklerini ileten Çetin, “Kahveci esnafımız bu olaylara çok duyarlıdır. Mahallenin veya bölgenin gözü kulağı olduğundan bu tür olumsuzlukları, yaşanan şüpheli olayları gördüklerinde en kısa zamanda güvenlik güçleriyle, devletimizle paylaşmalarını istiyorum” şeklinde konuştu.

    Kahvehaneler erkek sığınma evine dönüştü

    Kahvehanelerin yaşadığı sıkıntılara da değinen Çetin, mahallenin bekçisi olan kahvecilerin toplum tarafından kabul görülmesini istedi. Müşterilerinin genellikle emeklilerden oluştuğunu söyleyen Çetin, “Bugün genellikle müşterilerimizin çoğu emekli vatandaşlarımız. Bu vatandaşlarımız günün 6 saatini, 8 saatini bizim mekanlarımızda geçirmekteler. Kendi aralarında şakalarını da söylerler, mekanlarımızı erkek sığınma evi olarak tarif ediyorlar. Bunun yanında kahvehaneler en ucuza dinlenilebilen veya barınılabilen mekanlardır. Bugün çoğu mekanımızda çay 1 lira. Günü iki çay içerek 6 saatini bizim mekanlarımızda geçirebiliyorlar. Bizim bunlardan şikayetimiz yok ama toplumda veya vatandaşlar arasında kabul görmek istiyoruz. Biz toplum yararına bir nevi amme hizmeti yapıyoruz. Vatandaşlarımız tarafından bunun kıymeti bilinsin istiyoruz” ifadelerini kullandı.

    Artık ikram kültürünün kalmadığını dile getiren Başkan Çetin, herkesin içtiği çayın bedelini ödeyerek masadan ayrıldığını söyledi.

    “Teknoloji kahvehanelerdeki sohbet ortamını daralttı”

    Kahvehanelerin eskiden toplumun fikir alışverişi yaptığı birer kültür yuvası olduğunu sözlerine ekleyen Çetin, “Teknoloji maalesef bu kültür yuvalarını kaybetti. Şu an kitaplık çoğu mekanlarımızda var ama çok uzun süredir hiç bir müşterimiz ’Şuradan bir kitap alayım da okuyayım’ yok. Mekanlarımıza gelen kişilerin öncelikle sorduğu ’Wi-fi’niz, internetiniz var mı?’ Tabi bu da hem sohbet ortamını daralttı hem de ikili ilişkilerdeki sıkıntıları gün yüzüne çıkardı” dedi.

    Meslek dışı faaliyet yürüten esnaflar yüzünden kahvecilerin zor durumda kaldığını dile getiren Çetin, yerel yönetimlerden de destek istedi. Çetin, “Meslek dışı faaliyetler var. Bunlar da bizim belimizi büküyor. Şu anda bir mekanda birden fazla iş yapılarak, farklı iş dallarındaki kişiler ruhsatı olmadığı halde çay satışı yaparak, benim o mahalledeki kahvecimin ekmeğini çalıyor. Yerel yönetimlerden devletimizden destek istiyoruz. Kahvecilerin korunması gerekir” diye konuştu.

  • Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci: “Terörün kökünü kazacağız”

    Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, “Terör illetini bu ülke topraklarında bir an evvel kökünü kazıyarak barışın, sevginin ve karşılıklı hoşgörünün hakim olduğu bir ortamı tesis edeceğiz” dedi.

    İnönü Üniversitesi Karaciğer Nakli Enstitüsü Çalıştayı açılış programı Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, Kalkınma eski Bakanı Cevdet Yılmaz’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Çalıştayın açılış konuşmasını Karaciğer Nakli Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sezai Yılmaz yaptı. Çalıştayın ülkemizdeki organ nakli faaliyetlerine olumlu katkılar sağlayacağı düşüncesiyle bu sempozyumu planladıklarını kaydeden Prof. Dr. Yılmaz, bu işlerin bir ya da birkaç kişinin başarabileceği işler olmadığını söyledi.

    İnönü Üniversitesi Rektörü Ahmet Kızılay ise karaciğer naklinin organ nakilleri içerisinde en zor ve en komplekslisi olduğunu kaydetti. Rektör Kızılay, “Canlı vericili karaciğer nakli bunların en zorudur. Organ nakillerinin tümü için şu değerlendirmeyi söyleyebiliriz. Hazırlık aşaması, klinik uygulaması, takip ve araştırma aşamaları açısından en karmaşık ve zor bir ameliyattır. Onun için de üniversite hastanelerinde akademik eğilimin ötesine geçmesi kolay değildir. Sürdürülebilir olması için güçlü organizasyon gereklidir. Aynı zamanda en pahalı olan ameliyatlardan birisidir” diye konuştu.

    İnönü üniversitesi ve Turgut Özal Tıp Merkezinin Malatya için çok önemli olduğuna değinen Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Çakır, “Malatya sağlık noktasında bölgenin bir çekim merkezi haline dönüşecek. Burada esas olan bağışların yapılabilmesi. Bu konuda çalışma yapılması ve buna değinilmesi gerekiyor. Tabi karaciğerle birlikte onkolojinin kurulması ve bir o kadar da üniversitemizin kalp alanında ki başarısı ortada. İnşallah bir kalp hastanesi üniversitemizin hedeflerinin arasında olması en büyük dileğimiz. Malatya’yı ve üniversitemizi hep birlikte özlenen tabloya kavuştururuz umarım” ifadelerine yer verdi.

    Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Eyüp Gümüş ise “Bir hastanenin bir bölümünün nitelikli hale gelmesi içindeki insanlarla kaimdir. Orada bir sağlık personeli ekibimiz başında hocası ve uzun yıllar tecrübelerle ancak bir merkez eksper haline gelebilir. Ben bu vesile ile Sezai hocam ve ekibine teşekkür diyorum” diye konuştu.

    Turgut Özal Tıp Merkezinin bünyesinde yer alan Karaciğer Nakli Merkezinin kalp konusunda ve özellikle de karaciğer konusunda dünyamızın önde gelen en önemli merkezlerinden biri olduğunu belirten Malatya Valisi Mustafa Toprak, “Hükumetimizin bakanlarımızın Karaciğer hastanemizin yapımında ve yapılacak olan onkoloji hastanemiz için verdikleri vermiş olduğu desteklerden ve verecekleri desteklerden dolayı teşekkür ediyorum. İyi bir koordinasyon içerisinde de altyapıyı da geliştirmeye devam ediyoruz. Bakanımızın de birebir verdikleri katkılardan dolayı da ayrıca teşekkür ediyorum” değerlendirmelerinde bulundu.

    ’Koruyucu hekimlik’ vurgusu

    Eski Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz ise kalkınma ile ilgili değerlendirmelerde bulunarak, “Kalkınma kavramı ekonomiden rakamlardan ibaret değil ekonomik kalkınmanın çok önemli bir unsurudur. Ancak kalkınma çok daha geniş bir kavram. İnsan odaklı ve kapsayıcı bir kalkınma anlayışı ekonominin yanı sıra sosyal kültürel boyutu ile çevre boyutunu da kapsayan topyekun aslında insanoğlunun daha iyi bir ortamda yaşamasını hedefleyen bir anlayıştır. Aslında tıbbın da farklı bir yaklaşım olduğunu düşünmüyorum. Ben doğuştan ölümüne kadar insanı daha müreffeh bir şekilde daha sağlıklı bir şekilde yaşatmak, kalkınma yaklaşımı ile birebir örtüşen bir alan diye düşünüyorum. Bu çerçevede en son hazırladığımız onuncu beş yıllık kalkınma planında sağlık konusunda çok önemli bir vurgu yaptık. Ülkemizin gelecek vizyonunu çizen 2023 ve ötesine doğru yol haritasını oluşturan bu planda onuncu kalkınma planımızda 25 tane kritik dönüşüm alanı tespit ettik. Onlardan üç tanesi doğrudan sağlık alanı ile ilgili. Birincisi koruyucu hekimlik hareketlilik dediğimiz insanların daha çok hareket etmesi sağlıklı beslenmesi temiz hava ile muhatap olması ve dolayısıyla daha az hastaneye müracaat eder hale gelmesidir. Koruyucu hekimlik diyebileceğimiz bu konu birinci öncelikli dönüşüm programlarımızdan bir tanesidir. Sağlık bakanlığımız da bu konuda çok güzel çalışmalar yapıyor. İkincisi sağlık endüstrileri geliştirmek gerek ilaç gerek tıbbi cihazlar anlamında dış dünyaya daha az bağımlı hale gelmek öncelikli dönüşüm programlarımızdan bir tanesidir. Giderek Türkiye’de araştırma geliştirmeden başlayarak nihai ürüne varıncaya kadar sağlık endüstrilerinin geliştirmek en öncelikli görevlerimizden bir tanesidir. Üçüncü başlığımız sağlıkla ilgili dönüşüm programımız ise sağlık turizmi Türkiye çok şükür artık belli bir noktaya geldi belli bir altyapı oluştu bu altyapıyı ülkemize hizmet anlamında kazanç sağlayacak bir noktaya taşımakta yine en öncelikli hedeflerimiz arasındadır. Bütün bunlarla birlikte diğer çalışmalarla birlikte Tabii ülkemizi her alanda olduğu gibi sağlık alanında da çok daha iyi bir noktaya taşımaya gayret ediyoruz. Bu anlamda sağlık Az önce vurguladığı gibi topyekun kalkınmanın aslında insan odaklı kalkınmanın çok önemli bir boyutudur. Geçmişte TUİK’ten, Türkiye İstatistik Kurumundan sorumlu bir bakan olarak şunu da çok iyi biliyorum, insanların mutluluğunu belirleyen iki tane önemli unsur var. Diğer birçok unsur var tabii ama iki unsur insanların mutluluğunu çok yakından etkiliyor Bunlardan birincisi aile, ikincisi de sağlıktır. Aile ve sağlık insanoğlunun mutluluğu anlamında da çok önemli kavramlar bunları geliştirdiğiniz zaman güçlendirdiğini zaman insanların daha mutlu yaşadığı Bir toplumu da inşa etmiş oluyorsunuz” şeklinde konuştu.

    “Terörün kökünü kazıyacağız”

    Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, sözlerine şehitler için başsağlığı dileyerek başladı. Sözlerine böyle başlamanın belki can sıkıcı olduğunu kaydeden Bakan Tüfenkci, bunun inançların ve mücadele azimlerini daha artırdığını söyledi. Bakan Tüfenkci, ”Daha fazla üretmek daha fazla çabalamak bu terör illetini bu ülke topraklarından bir an evvel kökünü kazıyarak barışın sevginin ve hakim olduğu, karşılıklı hoşgörünün hakim olduğu bir ortamı tesis etme arzumuzu daha da kamçılıyor. Bunu da inşallah hep beraber Türkiye inanan kesimlerin ortak çabası ile beraber sağlayacağız” ifadelerini kullandı.

    Onkoloji Hastanesinin başarı hikayesinin bir hayal ile başladığını ifade eden Bakan Tüfenkci, “Ben o hayalin bir kısmına şahitlik etmiştim. Bir hasta ziyaretine gitmiştik. Öznur Çalık ile il başkanı olduğum dönemde Sezai hocam bizi bir odaya aldı ve bu projesinden bahsetti. Ben dinlerken olur mu olmaz mı hele Malatya gibi bir yerde olur mu? Çünkü Ege var. Akdeniz var. Başkent var. Değerli hocalarım orada Malatya bunu başarır mı sıralamaya girer mi? O sırada vekilimiz bir iş adamını aradı böyle bir fikir var buna katkı sunar mısınız? Oda katkı sunarım dedi. O dönem Kalkınma Bakanımız Cevdet Yılmaz’ı aradık. Oda biz bu işte oluruz. Ardından hemen hocalarımız sunumlarını yaptılar. Kalkınma bakanlığımız 20 milyon lira gibi bir para çıkartarak bu işe girildi. Bugün gelinen nokta itibari ile gerçekten gurur duyduğumuz. Onur duyduğumuz bir tesise dönüştü. Sezai hocaya ve ekibine teşekkür ediyorum. Ben biliyorum ki Sezai hoca gibi bu üniversitede birçok değerli hocamız var. Geçmişte buna inanan rektörlerimize teşekkür ediyorum. Hocalarımızı buna yönlendiren hocalarımıza teşekkür ediyorum. Malatya gibi mütevazi bir kentte bunu yakalamak gerçekten takdir. Sizin gibi değerli arkadaşlarımızı bu vesile ile sizi burada ağırlamak fikirlerinizi ve tecrübelerinizi Malatya’daki öğrencilerle hocalarla paylaşmanız bizim için şans” diye konuştu.

    Çalıştay programına Gümrük ve Ticaret Bakanı, Bülent Tüfenkci, Malatya Valisi Mustafa Toprak, eski Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, İnönü Üniversitesi Rektörü Ahmet Kızılay, Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Çakır, Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Eyüp Gümüş, AK Parti İl Başkanı Hakan Kahtalı, CHP İl Başkanı Enver Kiraz, bazı bakanlıkların temsilcileri, kurum müdürleri, bilim insanlar ve akademisyenler katıldı.

  • Sağlık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Çelik: “Terörün en büyük finans kaynağı uyuşturucudur”

    Sağlık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Hüseyin Çelik, “Uyuşturucu teröründe finans kaynağıdır. Ülkenin en önemli sorunu terördür. İkisi arasındaki bağlantı sebebiyle uyuşturucu ile mücadelenin terörle mücadele anlamına geliyor. Kararlılıkla mücadeleye devam edeceğiz” dedi

    Üsküdar Üniversitesi Bağımlılık Uygulama ve Araştırma Merkezi (BAUMER) ile Bağımlılık Psikiyatrisi Derneğinin (BPD) ortaklaşa düzenlediği “10. Ulusal Alkol ve Madde Bağımlılığı Kongresi”, Antalya Belek’te başladı. Bu yıl “Bağımlılık sarmalı, biyopsikososyal modelde bireye özgü tedaviler” teması ile düzenlenen kongrede, psikiyatri dünyasının önde gelen isimleri önemli araştırmalarını paylaşacak. Tedavi hedeflerinin bireyselleştirilmesi ve sağlıklı tedavi seçeneklerinin de ele alınacağı Kongre’de panel ve oturumların yanı sıra çalışma grupları da yer alıyor.

    Başkanlığını Üsküdar Üniversitesi Bağımlılık Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Nesrin Dilbaz’ın üstlendiği, Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın açılışını yaptığı Kongre’de Sağlık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Hüseyin Çelik de “Dünden Bugüne Bağımlılık Politikaları” başlıklı konuşma yaptı.

    “Uyuşturucuyla mücadele terörle mücadeledir”

    Sağlık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Hüseyin Çelik, uyuşturucu ile her mücadelenin terörle mücadelede eş anlama geldiğini söyledi. Çelik, 2014 yılında uyuşturucu sentetik madde kullanımında artış gözlenince Bakanlar Kurulunda konunun yeniden gözden geçirildiğini, bu çerçevede kamu kurumlarının birlikte çalıştırılacak şekilde mekanizmanın yeniden güçlendirilerek çalışmasının sağlandığını aktardı. Bir başbakan yardımcısı ve 8 bakanın içinde bulunduğu ve illerde de Vali yardımcılarının da olduğu koordinasyon kurulları oluşturulduğunu hatırlatan Çelik, “Mücadele için uygulama merkezimiz ve eylem planlarımız hazırlandı. Toplumun da desteğini alarak mücadelemizde eylerimiz arka arkaya gelmeye başladı. Geldiğimiz noktada toplumsal farkındalığımızı da önemli kazanımlar elde ettik. Birlikte çalışma kültürü ve sonuç almada önemli mesafe aldık. Mevzuat değişikliğini neredeyse bitirdik. Artık belediyeler STK’lar yerel kurumlar da bu işi sahiplenmeye mücadelede bize güç katmaya başladılar. Dolayısıyla yeni dönemde biz artık sonuç odaklı bir süreci yönetmek istiyoruz. Özellikle uyuşturucu ile mücadelede hem ihbar eden içinde yer alan kolluk kuvvetlerinin gücünü daha da arttırmak için ödül mekanizmasını güçlendirmek istiyoruz. Sağlık çalışanlarımız ve tedavi merkezlerimizin sorumluluklarını arttırarak mücadelede etkin olmak için 360 derece diyebileceğimiz bir yaklaşımla sonunda güçlü bir şekilde mücadele edeceğiz. Bu yapılanmamız diğer ülkelere de örnek gösteriliyor. Uyuşturucu biliyoruz ki teröründe finansman kaynağıdır. Ülkenin en önemli bir sorun alanı terördür. İkisini arasında yaptığımız bağlantı nedeniyle de uyuşturucu ile her mücadelenin terörle mücadelede eş anlama geldiğini bildiğimiz için kararlılıkla mücadeleye devam edeceğiz” dedi.

  • Bakan Soylu: “Terörün tasfiyesi işsizliğin çözümüdür”

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, terörün tasfiye edileceği bir dönemin içerisinde olunduğunu ifade ederek, “Hiçbir ayrılık oyununa düşmeyiz, bugüne kadar da düşmedik’ dedi. Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) bir kalkışma daha yapma ihtimaline karşı da “15 Temmuz’e rahmetle ararlar” diyen Soylu, terörün tasfiyesiyle işsizliğin çözüleceğine dikkat çekti.

    Beraberinde Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Yaşar Güler ve Emniyet Genel Müdürü Selami Altınok ile birlikte bugün Diyarbakır’a gelen İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Valilik ziyaretinin ardından basına açıklamalarda bulundu. AK Parti Diyarbakır Milletvekilleri Galip Ensarioğlu ve Ebubekir Bal’ın da hazır bulunduğu açıklamada, bütün dünyanın göz bebeği olan Sur ilçesinde esnafı ziyaret ettiklerini aktaran Soylu, “Sur ilçesinde sıcaklığı, samimiyeti ilgiyi ve yapmamız gerekenleri, bize anlatılanları ve bizim söylemek istediklerimizi güzel insanlarımızla paylaştık. Adımlarımızdaki isabetliliğin vatandaşlarımız tarafından takdirle karşılanması bizi çok daha sorumlu bir noktaya itmektedir. Bu sorumlulukla birlikte hareket edeceğiz. Kıymetli valimizin çok değerli hizmetleriyle Diyarbakırlı hemşehrilerimizin tasvibini kazanan, zor günler içerisinde sorumluluğunu taşıyan valimizin hem bir perspektifini hem bir sunumunu hem geleceğe ait tasarılarını hem de hükümetimizi ortaya koymuş olduğu politikalardaki ilerleyişi dinledik. Hemen akabinde yine kaymakamlarımızla çok verimli bir toplantı yaptık. Öğretim üyelerimizle de bir araya geleceğiz. Bu politikalarımızdaki adımlarımız nasıl atmamız gerektiğini buradaki ortak akılla yerel dinamiklerin ortaya koymuş olduğu dinamiklerle değerlendirip yolumuza devam edeceğiz. Ayrıca bir güvenlik toplantısı gerçekleştireceğiz. Bu güvenlik toplantısından sonra da Mardin’e geçeceğiz” dedi.

    “Beklentilerin farkındayız”

    Önemli bir dönemden geçildiğini ve kendilerinden beklentilerinin farkında olduklarını ifade eden Soylu, “Bugün güleç yüzlerini biz gösteren, kardeşlik duygularını bize gösteren insanların bir taraftan geleceklerine ait beklentilerine en iyi cevabı vermek hem hükümet olarak temel gayemiz hem de sorumluluğumuzdur. 24 saatin 18-19 saati çalışan Sayın Cumhurbaşkanımız, Başbakanımız, bizler, bu hedefe bir taraftan milletimizin hayat standartlarının yükseltilmesi hedefine diğer taraftan da Türkiye’nin istikametinin ve hedefinin kararlığındaki o iradeye kitlenmiş durumdayız. Etrafımızdaki coğrafyada neler olduğunu ve bunların Türkiye’yi hangi ölçekte ilgilendirdiğini de biliyoruz” dedi.

    “Atacağımız adımlar etrafımızdaki coğrafyayı da ilgilendiriyor”

    Yeni güvenlik konsepti ve anlayışının nasıl bir zeminde oluştuğunu defalarca paylaştıklarını vurgulayan Soylu, “Önemli bir şey daha var ki. Buralarda atacağımız her adım sadece bu coğrafyayı değil etrafımızdaki coğrafyayı da ilgilendirmektedir. Çünkü Türkiye sadece kendi ülkesine mensup olanların ümidi olan bir ülke değildir. Dünyada birçok mağdur, mazlum ve elini uzattığında bu merhamet ve şefkat medeniyetinden elini tutmasını bekleyen insanların da ümidi olan bir ülkedir. Buradaki Güvenlik anlayışımızı sadece askeri, polisiye bir güvenlik tedbirleri manzumesi alınmasını istemeyiz” diye konuştu.

    “Terörün tasfiye edileceği bir dönemin içerisindeyiz”

    Özellikle terörün tasfiye edileceği bir dönem içerisinde olunduğunu kaydeden Soylu, “Terörle mücadele kavramının kullanmıyorum terörün tasfiye edileceğini söylüyorum. Devletin en tepesinden bu konu ile ilgilenen eksi 25 derecede 30 derecede nöbet tutan, sınırlarımızın namusunu koruyan evlatlarımıza kadar hepimiz aynı kararlılık içerisindeyiz. Çünkü biz biliyoruz ki terörün tasfiyesi işsizliğin çözümüdür. Biz biliyoruz ki terörün tasfiyesi ülkemizin zenginliğidir. Biz biliyoruz ki şurada sabahleyin yanına gittiğimiz esnafın işinin bereketinin açılmasıdır. Biz biliyoruz ki terörün tasfiyesi insanlarımızın birbirine muhabbetle daha fazla sarılmasıdır. Onun için bu konudaki gerekli bütün gayreti iradeyi ortaya koyacağız. Yine biz biliyoruz ki terörün tasfiyesi bize emanet edilen, bu coğrafyada varlığı ile bizi şereflendiren Hazreti Süleyman Camisi’nin, Ulucami’nin ve bu güzel şehrin bizim inancımıza, kültürümüze, ananemize göre tüm zenginliklerimize göre bize bırakılan bütün emanetleri doyasıya yaşamaktır. Bunu sağlayacağız. Bu konuda siyasi kararlığımız vardır. Devlet kararlığımız vardır. Millet kararlığımız vardır. Bunun numunelerini de gün geçtikçe çok daha fazla alıyor ve ona göre de adımlarımızı atıyoruz” ifadelerini kullandı.

    “Amacımız terör örgütünün tarumar ettiğini yeniden inşa etmek”

    Terör örgütünün tarumar ettiği bir anlayışı yeninden ayağa kaldırmak için 10 milyar liralık yatırım taahhüdünün anımsatan Bakan Soylu, sözlerine şöyle devam etti:

    “Bu bizim en önemli kararlığımızı ortaya koymaktadır. Bir taraftan terörü tasfiye edeceğiz, bir taraftan da cazibe merkezleri oluşturarak ki beş ayrı bölge bunlar. Bu beş ayrı bölgenin içerisindeki iller ve bunlarla beraber oluşturacağımız süreçle Diyarbakır’a yatırım yapmak isteyenlerle bu politikaların karşılığının bulunduğunu ve her huzurla geçen günün katmer katmer burada ekonomiyi canlandıracağını, işsizliği bir şekilde ortadan kaldıracağını gördüğümüz bir süreç olarak devam etmektedir. Aynı zamanda fabrikaların yapımı konusundaki teşvikler, sıfır faiz eve vergilerle ilgili teşvikler, SGK ile ilgili teşvikler buradaki cazibe alanlarını çok önemli bir noktaya taşımaktadır. Bütün bunlar aslında Türkiye’nin temel hedeflerine varmasını engellemek için bizi oyalamak isteyenlere karşı topyekün bir millet cevabıdır. Bu cevabı vermeye de devam edeceğiz. Silvan barajından organize sanayi bölgelerine kadar atacağımız bütün adımlarda büyük bir heyecan içerisindeyiz. Başta Diyarbakır halkına çok teşekkür ediyorum. Burada terörle hizmetlerini bir araya getirdiği için kanunumuzun ilgili maddeleri çerçevesinde görevden alınan ve yerine yine ilgili çerçevede görevlendirilen belediyemiz münasebetiyle gösterdikleri sağduyu bizim için önemlidir. Diyarbakır’a devlet tarafından ayrılan para Diyarbakır’ın ve burada yaşayan insanlarımızın hizmetinde olacaktır”.

    “Hiçbir ayrılık oyununa düşmedik düşmeyeceğiz”

    Hiçbir ayrılık oyununa düşmediklerini sözlerine ekleyen Bakan Soylu, bu konuda demokrasi hukuk devleti evrensel normlar ne diyorsa onu yapacaklarına vurgu yaparak, şunları kaydetti:

    “Hep birlikte yapmak ve dünyaya da bunun nasıl yapılabileceğini göstermek bizim en temel ödevimizdir. Kazandığımız bir Cumhuriyeti korumak kollamak yarına taşımak bizim görevimizdir. Vatandaşımız rahat ve huzurlu olsun. Onu ayrılığa sokmak isteyenlere karşı da bugün ortaya koyduğu sağduyu da aynen devam ettirsin.Biz kimsenin adamı değiliz, biz bu toprakların ve bu milletin adamıyız. Bu konuda hiçbir sapmamız olamaz. Rotamız belli hedefimiz belli nasıl davranacağımız bellidir. Terörün tasfiyesi ile birlikte işsizliğin çözümünü gerçekleştireceğiz. Diyarbakır dahil olmak üzere bütün vilayetlerimizin yarına huzurla güvenle kalkınmayla ulaşacağı bir anlayışı hep birlikte gerçekleştireceğiz.

    Türkiye’nin yaş ortalaması 31’dir. Bu genç nüfus üzerinde oyun planları olanlara müsaade etmeyeceğimizi bilmenizi istiyoruz. Dünyada sözü söylenecek ve dinlenecek bir ülke olacağız”.

    “15 Temmuzu rahmetle ararlar”

    FETÖ ile ilgili bir soru üzerine de açıklamalarda bulunan Bakan Soylu FETÖ’nün tekrar ayağa kalkabilme ihtimalinin olmadığını anlatarak, “Hafif bir adım atmak konusunda birileri tahrik ederse 15 Temmuz’u rahmetle ararlar. El yumruğunu yemeyen kendi yumruğunu balyoz zannedermiş. Burada neler yapabileceğimizi, bir daha böyle ansızın yapabilecekleri bir hadise karşısında nasıl hazırlandığımızı keşke bir tatbikat olsa da göstersek” ifadelerinde bulundu.