Etiket: “Terörün

  • Milli Savunma Bakanı Yılmaz: “Terörün Kazanma Şansı Yok”

    Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, İstanbul Sultanahmet’teki patlamayla ilgili olarak, ”Terörle mücadelesini hukuk devletinin gereklerine uyaraktan yerine getirecektir. Ne olursa olsun terörün kazanma şansı yok” dedi.

    Bakan İsmet Yılmaz, Gürün Eski Belediye Başkanı Coşkun Solak’ın cenaze törenine katılmak üzere karayolu ile Ankara’dan Sivas’ın Gürün ilçesine geldi. Ulu Cami’nde kılınan cenaze namazına Sivas Valisi Alim Barut, İl Özel İdaresi Genel Sekteri Salih Ayhan, Gürün Kaymakamı Fatih Özdemir ve çok sayıda vatandaş katıldı. Bakan Yılmaz, cenaze namazının ardından Solak’ın tabutunu bir süre omuzlarına taşıdı. Cenaze daha sonra ilçe mezarlığı defnedildi.

    Bakan Yılmaz, cenaze namazının ardından bir süre önce trafik kazasında yaralanan Gürün Belediye Başkanı Nami Çiftçi’yi evinde ziyaret ederek geçmiş olsun dileklerini iletti.

    Ziyaretin ardından Sultanahmet’te meydana gelen patlamayla ilgili basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Yılmaz, “Terörü şiddetle kınıyorum. Terör hem hakkın hem de halkın laneti üzerine olaraktan daha da bulundukları çukurun dibine gireceklerdir. Terör çıkmaz sokaktır. Terörle masum insanları canını alaraktan bir netice alacağını düşünenler kendilerini aldatıyorlardır. Türkiye demokratik hukuk devleti içerisinde hiç kimseyi incitmeden kurallara riayet ederekten terörle mücadele ediyor. Bu mücadelesinin sonunda mutlaka başarıya ulaşacaktır. Ben ölenlere Allah’tan rahmet diliyorum. Yakınlarına sabır diliyorum” dedi.

    “TERÖR KAYBETMEYE MAHKUM, TERÖRÜN GİRDİĞİ SOKAK ÇIKMAZ SOKAK”

    “Şunu herkes bilsin aziz milletimizin gönlü ferah olsun terör hiçbir şekilde kazanamayacak ve demokratik hukuk mücadelesinde de Türkiye’yi bir adım geriye attıramayacaktır” diyen Yılmaz, sözlerini şu şekilde tamamladı:

    “İstiyorlar ki Türkiye bu terör mücadelesi içerisinde demokratik hukuk devleti içerisinde geri adım atsın. Türkiye bunu hiçbir zaman yapmayacaktır. Terörle mücadelesini hukuk devletinin gereklerine uyaraktan yerine getirecektir. Ne olursa olsun terörün kazanma şansı yok. Terör kaybetmeye mahkum ve terörün girdiği sokak çıkmaz sokak. Peki bu terörü yapanlar ne zaman çıkmaz sokak olarak anlayacaklar herhalde kendi kafalarını o çıkmaz sokağın duvarlarına vurdukları zaman. O günlerde uzak değildir. Aziz milletimizin başı sağ olsun.”

    Bakan Yılmaz, daha sonra karayolu ile Ankara’ya hareket etti.

  • Terörün Güneydoğu Ve Doğu Anadolu Esnafına Etkisi

    Antalya’da Kaçakçılıkla Mücadele Eylem Planı’nın belirlenmesi için düzenlenen çalıştayda konuşan TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, “Terör hendekleri esnafı perişan etti. Esnaf kepenk kapatmakla kalmayıp göç ediyor. Sadece sigaradan yıllık 6 Milyar TL kayboluyor” dedi.

    Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu (TESK) tarafından düzenlenen ’Kaçak Sigara ve Alkol Çalıştayı’ Antalya’nın Belek bölgesinde TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, Antalya Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkan Vekili Adlıhan Dere, Bakkal ve Bayiler Odası Başkanı’nın katılımıyla bir otelde başladı.

    Kaçak ürünlerle mücadelede yol haritasının oluşturulacağı çalıştayda, acil eylem planları belirlenerek kaçak ürünlerin satışı ve kullanımının önlenmesi amaçlanıyor.

    “6 MİLYAR TL KAÇAK YOLLARLA KAYBOLUYOR”

    Çalıştayın açılışında konuşan TESK Genel Başkanı Palandöken, çalıştayın asıl amacının kaçak yollarla kazanılan paranın teröre aktarıldığının belirlenmesi olduğunu söyledi. Sadece kaçak sigaradan yıllık 6 Milyar TL kaybın olduğuna dikkat çeken Palandöken, “Sadece kaçak sigaradan 6 Milyar TL’lik bir kayıp var. Çok büyük rakam bu. 2 boğaz köprüsü, oto yollar, hastaneler düşünebileceğiniz her şey bu rakamla yapılabilir. Korsan satıcıymış gibi görünüp mazlumane ’Bırakın tablada sigara alkol satıyor’ gibi espriyle insan sağlığını zehirleyen bir tacir grubuyla mücadele ediyoruz” dedi.

    Kaçakçılığın oranın yüzde 20’lerden 11’lere düştüğünü ancak bu rakamın yeniden yükseldiğini belirten Palandöken hedeflerinin rakamı yüzde 18’lere tekrar düşürmek olduğunu söyledi.

    Vatandaşların alışverişlerini ruhsatlı esnaflardan yapması gerektiğini de vurgulayan Palandöken, “Güneydoğu ve Doğu Anadolu’da resmi sigara ve alkol satanların yanı sıra tablalarda sigara ve alkol satarak insanların ölümüne yol açıyorlar. 2 milyona yakın esnaf el birliği yaparak otokontrol yapmalıdır” ifadelerini kaydetti.

    “GÜNEYDOĞU VE DOĞU ANADOLU ESNAFI KEPENK KAPATIP GÖÇ ETTİ”

    Yaşanan terör olayları ve Doğu Anadolu ile Güneydoğu’da bazı şehir merkezlerinde hendeklerin kazılmasından esnafın ve esnafa nakliye yapanların perişan hale geldiğini belirten Palandöken, esnafın iş yapamaz hale geldiğini söyledi.

    Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun destek açıklamalarının ardından esnafın ümitlendiğini belirten Palandöken, “Terör olayları, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki esnafı çok etkiledi. Mal canın yongası. Dolayısıyla orda dükkanlar kepenkler kapatılıyor. Bugün değil, 3 yıl önce de öyleydi. Ama bugün artık şehir merkezlerindeki hendekler nedeniyle esnaf iş yapamaz hale getiriliyor. Çok şükür güçlü bir ülkemiz var ve önemli adımlar atılıyor. Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun açıklaması güven verdi. Kendisini güçsüz hissedenler devletin arkalarında olduğunu gördü. Bu durumdan on binlerce esnaf etkilendi. Kepenk kapatmakla kalmayıp göç edenler de var. Oraya nakliye işi yapan esnaf da çok perişan. O bölgelere giremiyor ve ürünler gelmiyor. Halk sokağa çıkamıyor alışveriş olmuyor. Terörsüz bir şekilde yaşamak istiyoruz” dedi.

    Devam eden çalıştay sonunda bir sonuç bildirisi yayınlanarak, kaçakçılığın ve kaçakçılıktan elde edilen gelirin ortadan kaldırılması için önlemlerin alınması adına yol haritası belirlenecek.

  • Bakan Eroğlu: “Terörün Kökünü Kazıyacağız”

    Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, bölücü terör örgütü PKK’nın Türklerin olduğu kadar Kürtlerin de düşmanı olduğunu söyledi. “Bu şanlı bayrak bu topraklarda ilelebet dalgalanacak” diyen Bakan Eroğlu, terörün kökünü kazıyacaklarını dile getirdi.

    Bir dizi incelemelerde bulunmak üzere Kastamonu’ya giden Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, Çankırı’da çevre düzenlemesi Orman Su işleri Bakanlığı 9. Bölge Müdürlüğü Ilgaz Dağı Milli Park Müdürlüğü tarafından yapılan Derbent Şehitliği’nin açılışını gerçekleştirdi.

    Şehitlere Allah’tan rahmet dileyerek konuşmasına başlayan Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, “Dün olduğu gibi bugün de Mehmetçiğimiz vatan ve bayrak için canlarını ve kanlarını feda etmektedir” dedi.

    5 Mehmetçiğin burada vatan için can verdiğini dile getiren Bakan Eroğlu, “1921 yılında İstiklal Harbi devam ederken burası cephane sevkiyatında önemli bir noktaydı. Burayı Ermeni çeteleri ele geçirmek için harekete geçti, burada 5 Mehmetimiz şehit oldu. Onların hatıralarını ilelebet yaşatacağız. Çünkü bu vatan kolay kazanılmadı” diye konuştu.

    Vatanın her karışında şehit kanı olduğunu ifade eden Bakan Eroğlu, “Bu vatanın her karış toprağı şehit kanı ile yoğrulmuştur. Bu nedenle ben 1071’den günümüze kadar şehit düşen ve şuanda Güneydoğu ve çeşitli yerlerde canlarını seve seve bu vatan için veren şehitlerimizi selamlıyorum. Ruhları şad olsun. Bugün de Çankırı’da bir şehidimizin haberi geldi, yüreğimizi dağladı. Bütün kederli ailesine başsağlığı diliyorum” diye konuştu.

    “TERÖRÜN KÖKÜNÜ KAZIYACAĞIZ”

    Terörün kökünü kazıyacaklarını vurgulayan Bakan Eroğlu, “Şunu kimse unutmasın bu şanlı bayrak bu topraklarda ilelebet dalgalanacak. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Onları da tamamen süpürüp tamamen yok edeceğiz. PKK bazı ülkelerin maşası. Marksist, Leninist PKK Türklerin olduğu kadar Kürtlerin de düşmanıdır, böyle biline. Kahraman askerlerimiz ve emniyet teşkilatımız bunu tamamen bitirecek. Dağlar tamamen temizlendi. Şimdi bazı mahallelerde ve bazı şehirlerde yuvalanmışlar, onlar da temizlenecektir. Bu mücadele son terörist etkisiz hale getirilene kadar devam edecek. Bunda hükümetimiz, devletimiz, askerimiz ve emniyetimiz kararlıdır. Onlara düşen teslim bayrağını çekip teslim olmalarıdır” şeklinde konuştu.

    “HER ŞEHİT AİLESİ 76 MİLYONUN KARDEŞİDİR”

    Bakan Eroğlu, şehitlerin ölmeyeceğini ifade ederek, “Bu ülke büyük badireler atlattı. Çanakkale harbi yaşandı. İstiklal Harbi yaşandı. Allah yolunda ölenler şehit olurlar. Osmanlı’dan sonra kurulan ve ilelebet payidar olacak Türkiye Cumhuriyeti kuruldu. Buradan aziz Atatürk ve silah arkadaşlarını anıyorum, ruhları şad olsun” ifadelerine yer verdi.

    Kahramanlıkların genç nesillere anlatılması için Çanakkale, Sarıkamış, ve Sakarya’da çalışmalar yaptıklarını ifade eden Bakan Eroğlu yapılan tanıtım merkezleri ile tarihteki kahramanlıkların gençlere anlatılacağını ifade etti.

    Gelip geçenlerin şehitler için bir dua okusun diye bu şehitliğin yapıldığını dile getiren Bakan Eroğlu, “Burada şehit olan kardeşlerimiz için buradan geçenler ruhlarına bir Fatiha okusun istedik. Giden canın yerine hiçbir şey doldurmaz ama artık her şehit ailesi 76 milyonun kardeşidir” dedi

    Şehitliğe çelenk koyan Bakan Eroğlu daha sonra şehit yakınlarına karanfil takdim etti.

    Ilgaz Dağı Milli Parkı’nda yaban hayvanları için yem bırakan Bakan Eroğlu oradan Kastamonu’ya geçti.

  • Suriye’deki Terörün En Büyük Kaynağı Uyuşturucu Haplar

    Atatürk Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Savaş Eğilmez, Suriye’de uyuşturucu lortlarıyla Beşar Esed’in askerleri arasında çok güçlü bağlantılar olduğunu belirterek, “Suriye’deki terörün en büyük kaynağı uyuşturucu haplar.” dedi.

    Esed için savaşan komutanların uyuşturucu ticaretinden kendileri için büyük kaynak sağladığını kaydeden Dr. Savaş Eğilmez, “Son on yıldan beri, Ortadoğu’nun kara marketlerinde milyarca dolarlık captagon ticareti yapılıyor. Bu ticaret, Bulgar ve Suriyeli çetelerden, Hizbullah ve Suudi Kraliyet ailesine kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Örneğin 20 Ekim’de Lübnan polisi Suudi Prens Abdul Muhsin Bin Abdulaziz’i, Beyrut Rafic Hariri Uluslararası Havaalanı’nda 40 bavul dolusu captagon ve biraz da kokaini özel bir jetle Riyad’a kaçırmaya çalışırken tutukladı.” diye konuştu.

    Özellikle son birkaç yıl içerisinde captagon ticaret hacminin ürkütücü oranlarda arttığının tespit edildiğini belirten Eğilmez, “Interpol, Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi (UNODC) ve yerel birimlerin raporlarına göre Suriye’deki çatışma ortamı, uyuşturucu ticaretine katalizör etkisi yapmış ve uyuşturucu üretim ve ticaretini önemli ölçüde artırmıştır. Suriye’de uyuşturucu lortlarıyla, Beşar Esed’in askerleri arasında çok güçlü bağlantılar var. Esed için savaşan komutanlar, uyuşturucu ticaretinden kendileri için büyük kaynak sağlıyor. UNODC’un raporlarına göre tüm dünyada yakalanan uyuşturucu hapların yüzde 56’sı Ortadoğu’da ele geçirilmiş. Bunların yüzde 80’inden fazlası da kayıtlara captagon olarak geçmiştir. Geçtiğimiz yıl Dubai polisi yaptığı tel bir baskınla piyasa değeri en az 170 milyon dolar olan 17 milyon tablet captogan ele geçirmiştir.” dedi.

    “UYUŞTURUCU HAP TALEBİNİN KARŞILANDIĞI TRAFİĞİN, BAŞLANGIÇ NOKTASI SURİYE’DİR”

    Uyuşturucu hap talebinin karşılandığı trafiğin, başlangıç noktasının Suriye olduğunu ifade eden Atatürk Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Savaş Eğilmez, şöyle konuştu:

    “UNODC’un raporlarına göre Suriye, 1999 yılından beri uyuşturucu üretim ve pazarlama merkezlerinden biri olarak faaliyet gösteriyor. Geçen bahar Lübnan’da yakalanan 15 milyon tabletin (bunun maddi değeri 150 milyon dolardır) üreticisi ve pazarlayıcının rejim yanlısı büyük bir Suriyeli aile olduğu tespit edilmiştir. Lübnan anti-uyuşturucu birim başkanı General Şemseddin’in açıklamasına göre Suriye’de çatışmalar başlamadan önce bile birçok Suriyeli aile captagon üretimi ve ticareti ile uğraşıyordu. Şimdi ise captagonun ana üretim merkezi Suriye oldu. Suriye’deki çatışmalar başlamadan kısa bir süre öncesine kadar sınır güvenliğinde çalışan Hüseyin isimli güvenlik görevlisi, Suriye’nin özellikle Ürdün sınırında captagon başta olmak üzere esrar ve diğer uyuşturucuların ticaretinin rahatlıkla yapıldığı bilgisini veriyor. Suriye’nin savaştan önce büyük bir ilaç endüstrisine sahip olması, onun savaşla birlikte captagon üretim merkezi haline gelmesinde önemli bir rol oynamıştır. Suriye ilaç üretiminde bölgedeki ikinci büyük tedarikçidir. Suriye devlet görevlileri artan captagon ticareti üzerindeki iddialarını kabul etmeseler dahi Suriyeli bazı kanun adamları ve sınır güvenlik ajanları, bazı basın yayın organlarına yaptığı açıklamalarda savaştan önceki yıllarda bile Humus ve Yabrud çevresinde uyuşturucu üretiminin olduğunu ve büyük hacimli bir ticaretin varlığını anlatmışlardır. 2013 yılı itibarıyla da, bölgedeki üretim zinciriyle pazarlamanın organizasyonu tamamlanmıştır. Suriye savaşının captagon endüstrisine çok şiddetli bir etkisi olmuştur. Savaş ortamı uyuşturucunun daha rahat üretilmesine ve ticaretine zemin hazırlamıştır. Uyuşturucudan gelen paralar, rejim güçleri başta olmak üzere Suriye’deki diğer terörist gruplara teçhizat ve silah sağlamak amacıyla kullanılıyor. Ayrıca bir rejim üst düzey komutanının ifadesine göre savaşçılara da düzenli olarak captagon veriliyor. Açlık hissini ortadan kaldıran bu uyarıcı, militanların uyumadan günlerce savaşabilmesini, acımasızca öldürebilmesini sağlıyor ve korku duygusunu ortadan kaldırıyor. Görülen o ki, Suriye de yaşanan terörün ve vahşetin katalizörü captagon hapı. Ve oradaki vahşette rol alan aktörler bu uyuşturucuyu hem toptan hem de perakende olarak rahatlıkla bulabiliyorlar. Ve bu hap teröristlere hem ellerindeki mühimmatı hem de o tetiği çekecek enerjiyi veriyor.”

  • HDP’li Fırat: “Terörün Her Türlüsünü Lanetliyorum”

    HDP Mersin Dengir Mir Mehmet Fırat, Fransa’da yaşanan terör saldırısına ilişkin yaptığı açıklamada, terörün her türlüsünü lanetlediğini belirterek, silahlı olan bütün mücadelelerin müzakere yoluyla çözülebileceğini söyledi.

    26. dönem için kaydını yaptırmak üzere Meclise gelen HDP Mersin Milletvekili Dengir Mir Mehmet Fırat, “Terörün her türlüsünü lanetliyorum” diyerek Fransa’da yaşanan terör saldırısına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

    “Bana göre bu hadise Paris’te olmadı, Suriye’de, Irak’ta oldu. Bir yerde bir ateş yanıyorsa bu ateş mutlaka bir yerleri yakacaktır, özellikle komşuları yakacaktır” açıklamasında bulunan Fırat, Türkiye’nin komşularının iç işlerine karışmaması gerektiğinin altını çizdi. Fırat, “Ancak Ortadoğu’da ağırlığı olan ve bir imparatorluğun da bakiyesi olan Türkiye’nin bu bölgedeki ihtilaflarda taraf olmaktan çok aracı olması gerektiği kanısındayım. Ama maalesef Türkiye bu konuda daha önceki politikalarını bir kenara bırakarak komşularının içişlerine doğrudan müdahalelerde bulundu ve yanan alev tabi ki terörü de beraberinde getirdi. Bugün aslında IŞİD tehdidi ile asıl yüzleşmesi gereken, aslında en büyük tehdit Türkiye’dir. Beni üzen noktalardan birisi Fransa’da terörden dolayı hayatını kaybeden Fransızlara olan ilgimizi buradaki 102 cana gösterilmedi, Suruç’ta IŞİD canavarları tarafından yapılan katliamda, Diyarbakır mitinginde yapılan katliamda ülkemizi yöneten insanların Fransa’daki katliam kadar ilgilenmediklerini görmek beni üzdü. Terörün her türlüsünü lanetliyorum. 21. Yüzyılda hiçbir ideal, hiçbir varılmak istenilen nokta silahla elde edilemez, ancak konuşularak problemler halledilebilir. Ümit ediyorum ki, bundan sonraki süreç içinde de özellikle terörle mücadelede müşterek bir dayanışmanın içine dünya girebilir. Silahlı olan bütün mücadelelerde bir şekliyle müzakereler yoluyla veya problemlerin analizi ve analiz sonucundaki sonuçların ortadan kaldırılmasıyla halledilir diye ümit ediyorum” dedi.

    Diyarbakır’ın Silvan ilçesinde yaşanan operasyonları değerlendiren Fırat, “90’lı yıllarda değiliz, 21. Yüzyıldayız. 90’lı yıllardaki kuralları 21. Yüzyılda uygulamaya kalkarsak, 90’lı yıllarda alınan sonuçlara varacaktır, o da bir hiçtir, ama kaybedilen canlar bizimdir. Her gün yüreğimizi kanatan şehit haberleri, sivil ölümlerle karşı karşıya geliyoruz. Silvan’da Gazze’yi hatırlatan, ağır silahların, tankların, topların kullanıldığı, sivil insanların hayatını kaybettiği ortamını kabullenmek mümkün değil. Eninde sonunda bir müzakereye dönülecektir. Ama o zaman bu arada ölen yüzlerce canın hesabını birilerinin vereceği kanaatindeyim. Bu dünyada vermezse, öbür dünyada verecektir” diye konuştu.