Etiket: “Terörün

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Sanal dünyada da terör propagandasına, terörün zemin kazanmasına müsaade edemeyiz”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Sanal dünyada da terör propagandasına, terörün zemin kazanmasına müsaade edemeyiz”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ”Nasıl ülkemiz sınırları içinde teröre izin vermiyorsak, sanal dünyada da terör propagandasına, terörün zemin kazanmasına müsaade edemeyiz. İnsanımızın hak ve hukukunu gözetmede kendilerini hukukun üstünde gören sosyal medya şirketlerinin baskılarına boyun eğmeyeceğiz. Cezalar kesilmeye başlayınca onlar da kuzu olmaya başladılar. Ödeyeceksin, batıda nasıl ödüyorsan burada da ödeyeceksin” dedi.

    Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde düzenlenen bir programda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Diyarbakır anneleri ile dijital ortamda verilerin korunması konusuna ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.

    “Bu toprakların geleceğinde teröre ve şiddete yer yoktur, olmayacaktır”

    Türkiye’nin yaklaşık 40 yıldır terörle mücadele eden bir ülke olduğunu ancak, örgütün gerçek yüzünü deşifre etme noktasında arzu edilen seviyede olunmadığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bölücü örgüt, askerimizin, polisimizin, öğretmenimizin, din görevlimizin, en çok da Kürt kardeşlerimizin kanını dökerek varlığını sürdürmüştür. Baskı ile tehditle, kandırarak dağa çıkardığı binlerce gencimizin kanından beslenen teröristler, en büyük acıyı çocuklarını örgüte kaptıran analara yaşatmıştır. Kendi evlatlarını Paris’e, Londra’ya, Brüksel’e tatile gönderenler, analarından koparttıkları Kürt çocuklarını Kandil’e, Sincar’a, Suriye’ye ölüme yolladılar. Diyarbakır anneleri evlatlarına kavuşmak için aştıkları bayrakla hem korku duvarlarını yıktılar hem de terör örgütünün kanlı yüzünü ifşa ettiler. Terör örgütü sempatizanlarının kimi iğrenç saldırısına rağmen 500 gündür evlat nöbeti tutan bu cesur anneleri saygıyla selamlıyorum. Ciğerparesine sarılmak isteyen bir ana yüreğini hiçbir tehdit korkutamaz, yıldıramaz, anaları karşısına alan hiçbir yapı ne kadar çirkefleşirse çirkefleşsin hedefine ulaşamaz. Çocuklarını kurtarmak için çırpınan anaların önüne hiçbir set vurulamaz. Çünkü anaların evlatları için döktükleri her damla gözyaşında zalimi sarsan, zulmü deviren bir kuvvet vardır. Kandil’deki terör baronları ve siyasetteki uzantılarının Diyarbakır annelerinin evlat nöbetinden korkmalarının temel sebebi de işte budur. Türkiye teröre, şiddete, gözünü kan ve kin bürümüş katil sürülerine karşı yürüttüğü mücadeleyi anaların da desteği ile zafere taşıyacaktır inşallah, hiç endişeniz olmasın. Bu toprakların geleceğinde teröre ve şiddete yer yoktur, olmayacaktır” diye konuştu.

    Bu süreçte herkese büyük sorumluluklar düştüğünü belirten Erdoğan, “Teröristle mücadele güvenlik kuvvetlerinin, terörle mücadele ise siyaset kurumundan medyaya tüm toplumun görevidir. Ancak bu konuda ülke olarak yıllardır ciddi sıkıntılar yaşıyoruz. Türkiye’de bölücü terörün 40 yıldır bitirilememesinde bir dönem yapılan yanlışlar kadar kimi basın yayın organlarının terörü meşrulaştıran, teröristi masumlaştıran dilinin de payı bulunuyor. Diyarbakır annelerinin sürdürdüğü evlat nöbetinin bu açıdan bir turnusol işlevi gördüğüne inanıyorum. Kandil’deki teröristlerin reklam ajansına dönüşen kimi medya kuruluşları bırakın Diyarbakır annelerine destek vermeyi yaptıkları haberlerle bu masum eylemi itibarsız hale getirmeye çalıştılar. Bölücü örgüte gönüllü avukatlık hizmeti sunan sözde insan hakları dernekleri bu annelerin feryatlarına kör ve sağır kesildiler. Bir kere ziyaret ettiklerini duydunuz mu? Ama başka zamanlarda buralardan hiç eksik olmadılar. İttifak ortaklarını küstürmemek için devleti suçlayan, destek vermek yerine analara desteğe giden bakanlarımızı eleştiren oldu. Diyarbakır’a kadar gidip bölücü örgütün uzantılarına şirinlik yaparken iki adım ötedeki bu acılı anneleri ziyaret dahi etmeyen siyasetçiler gördük. Lafa gelince demokrasiyi, çocuk ve kadın haklarını, özgürlükleri kimseye bırakmayanlar, evlatları kaçırılmış annelere bir kez olsun sahip çıkmadılar. Yine bu dönemde ne batılı medyadan ne de batılı insan hakları kuruluşlarından hiçbir dayanışma mesajı duymadık. 6-8 Ekim olaylarında onlarca masum insanın kanının dökülmesine sebep olan bir şahsı adaletten kaçırmaya çalışanlar, çocukları ellerinden alınan anneler için tek bir cümle dahi kuramadı. Ülkemizdeki muhalefet partilerinden sözde insan hakları örgütlerine, medyadan yazarlara kadar birçok kesim tam 500 gündür bu meselede üç maymunu oynadı. Diyarbakır anneleri haklı mücadeleleri ile sadece terör örgütünün karanlık yüzünü değil, bu riyakarlığı da ifşa ettiler. Terör ve şiddet konusunda ülkemiz içindeki ideolojik bağnazlığın ortaya çıkmasını onlar sağladı” şeklinde konuştu.

    “Türkiye’nin verisi Türkiye’de kalmalı”

    Dijitalleşmeyle beraber hayatın her alanında olduğu gibi iletişimde de köklü değişiklikler yaşandığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir önceki kuşağın hayal edemediği pek çok imkana bu gün teknoloji sayesinde saniyeler içinde ulaşılabildiğini, buna “Teknolojik faşizm” dediğini ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyanın en ücra köşesinde meydana gelen herhangi bir gelişmeden anında haberdar oluyor, daha evvel saatlerimizi harcadığımız işleri bugün saniyeler içinde yapabiliyoruz. Korona virüs salgınıyla beraber dijitalleşmede yeni bir safhaya geçtik. Eve kapanma zorluluğu teknolojinin günlük hayatımızdaki yerini hiç olmadığı kadar artırdı. İş dünyasından eğitime, ticaretten sağlığa hayatın rutin düzenini kısmen devam ettirebilmesinde teknolojinin katkısını elbette inkar edemeyiz. Mesela bugün çocuklarımız okullarına gidemeseler bile çevrimiçi olarak eğitimlerini sürdürebiliyor. İhracatçılarımız yurt dışındaki müşterili ile irtibatlarını farklı iletişim uygulamaları üzerinden kurabiliyor. Kamu görevlimiz, mühendisimiz, mimarımız, öğretmenimiz ve daha birçok meslek mensubumuz bu zorlu dönemde vazifelerini dijital alt yapılar sayesinde sürdürebiliyor. Ancak dijitalleşme ve yeni medya araçları sağladıkları kolaylıklar yanında beraberinde ciddi riskler de getirmektedir. Bir yandan demokratik mecraları çeşitlendiren dijital ağlar, diğer yanda siber zorbalık, siber terör ve yalan haber gibi kavramları da gündemimize taşımıştır. Hayatımızın hiçbir döneminde olmadığı kadar çok dezenformasyona maruz kalıyoruz. Bilhassa sosyal medyada yayılan haberlerin kahir ekseriyetini düzmece haberler oluşturuyor. Son günlerde yaşanan dramatik hadiselerin bu bakımdan önemli olduğuna inanıyorum. Amerikan seçim sonuçları ekseninde süren tartışmalar bizim de bir süredir dile getirdiğimiz, bir taraftan teknolojik dedim, diğer taraftan da dijital faşizmin nerelere kadar uzanacağını gözler önüne sermiştir” açıklamasında bulundu.

    “Hiçbir hukuki dayanağı olmadan insanların iletişim kanallarının kapatılmasını kabul edemeyiz”

    Demokrasiyi, demokratik kurumları hedef alan şiddet eylemlerini mazur görmeyeceklerini söyleyen Erdoğan, “Ancak hiçbir hukuki dayanağı olmadan insanların iletişim kanallarının kapatılmasını kabul edemeyiz. Söz konusu sosyal medya şirketlerinin devletlerin vatandaşlarını koruma amacıyla attığı adımlara da özellikle verdikleri tepkileri de gayet iyi biliyoruz. Türk mahkemelerinin terörü ve şiddeti öven hesaplarla ilgili kararlarının hemen hiçbirini uygulamadılar. Bölücü terör örgütü mensuplarına sergiledikleri müsamahayı, bu katillerin canını yaktıkları insanlara göstermediler. Sosyal medya linçine uğrayan insanların mağduriyetini giderecek hiçbir çabanın içine girmediler. Daha da vahimi içeriği, gayesi, çerçevesi ne olursa olsun, tüm hukuki düzenlemeleri özgürlüklere müdahale yaygarası ile sabote ettiler. Türkiye olarak Gezi olaylarından başlayarak bugüne kadar sosyal medya şirketlerinin birçok keyfiliğine maruz kaldık. Bu yapılara karşı vatandaşımızı ve demokrasimizi savunduğumuz için başta muhalefet partileri olmak üzere acımasızca eleştirildik. Ancak geldiğimiz noktada dijital diktatörlüğü ve siber zorbalığa karşı verdiğimiz hukuk mücadelesinin önemini daha iyi anlıyoruz. İyi ki bu meseleyi çok erkenden gündemimize almışız diyoruz” ifadelerini kullandı.

    “Sanal dünyada da terör propagandasına, terörün zemin kazanmasına müsaade edemeyiz”

    Devletin görevinin vatandaşlarının özgürlüğünü korumak, güvenliğini, huzurunu, hak ve hukukunu temin etmek olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz genci yaşlısıyla 83 milyonun tamamına karşı sorumluyuz. Nasıl ülkemiz sınırları içinde teröre izin vermiyorsak, sanal dünyada da terör propagandasına, terörün zemin kazanmasına müsaade edemeyiz. İnsanların tacize uğradığı, dolandırıldığı, onurlarının kırıldığı, linç edildiği, her türlü haklarının çiğnendiği bir sanal dünyaya asla teslim olmayacağız. Özgürlük kılıfı altında Türkiye’yi yalan haberin, hakaretin, tehdidin, provokasyonların kol gezdiği bir iklime terk etmeyeceğiz. İnsanımızın hak ve hukukunu gözetmede kendilerini hukukun üstünde gören sosyal medya şirketlerinin baskılarına boyun eğmeyeceğiz. Burada bir ofis kurma ama buradan reklamlarla, her şeyi ile paraları al, topla ve Türkiye’yi adeta bir soygun cennetine çevir, yok böyle bir şey. Cezalar kesilmeye başlayınca onlar da kuzu olmaya başladılar. Ödeyeceksin, batıda nasıl ödüyorsan burada da ödeyeceksin” dedi.

    “Türkiye’nin verisi Türkiye’de kalmalı diyerek başlattığımız çalışmalarda önemli mesafe aldık”

    Bu amaçla milli ve yerli alternatifleri geliştirirken, diğer taraftan da hukuki düzenlemeleri kararlılıkla hayata geçirdiklerini belirten Erdoğan, “Vatandaşlarımızın can ve mal emniyetine gösterdiğimiz hassasiyetin aynısını verilerimizin korunmasına da gösteriyoruz. Türkiye’nin verisi Türkiye’de kalmalı diyerek başlattığımız çalışmalarda önemli mesafe aldık. Geçen hafta yaşanan hadiselerden sonra inşallah bu çalışmaları daha da hızlandıracağız. Son dönemde bazı uluslararası şirketlerin de içinde yer aldığı skandallar bu konuda ne kadar dikkatli ve hassas olmamız gerektiğini göstermiştir. Veri mahremiyetine dair farkındalık yükseldikçe milli teknolojilere yönelim de artıyor. Yabancı uygulamaların kişisel veriler konusundaki çifte standartları BİP gibi milli anlık mesajlaşma uygulamalarının kullanımı yaygınlaşıyor. İnşallah önümüzdeki dönemde bu alanda yerli ve milli alt yapımızın gücünü arzu ettiğimiz seviyeye çıkartacağımıza inanıyorum. İnşallah yerlisini, millisini biz de kuracağız. Zaman yakın” diye konuştu.

    “Kaleminin ve mesleğinin hakkını verenlerin sayısı da arttıkça Türk medyasındaki kötü hatıraların izleri de silinecektir”

    Darbe dönemlerinde Türk medyasının nasıl kötü bir görüntüye sürüklendiğini herkesin hatırladığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ayrıcalıklarını kaybedenler rahatsız olsalar da bugün daha renkli, daha demokratik, daha çoğulcu bir medya yapısına sahibiz. Halen eksikliklerimiz elbette var. Bu eksiklikleri de gidermenin yollarını arıyoruz. Kaleminin ve mesleğinin hakkını verenlerin sayısı da arttıkça Türk medyasındaki kötü hatıraların izleri de silinecektir” ifadelerini kullandı.

    Programa TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu katıldı.

  • Süleyman Soylu: “Bu harcı aslında terörün üzerine döküyoruz”

    Süleyman Soylu: “Bu harcı aslında terörün üzerine döküyoruz”

    İçişleri Bakanı Süleman Soylu, Türkiye’nin en büyük vesayet alanlarından birinin terör olduğunu belirterek, “Bu harcı aslında terörün üzerine döküyoruz” dedi.

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, bir dizi temas ve incelemelerde bulunmak üzere geldiği Ağrı’da, Ağrı Valiliğince hayata geçirilen ve 7 bin kişinin çalışacağı Ayakkabıcılar Sitesi’nin temel atma törenine katıldı.

    ‘Türkiye salgın döneminde farkını ortaya koymuştur’

    Konuşmasının başında Korona virüs salgını ile mücadelede Türkiye’nin başarılı olduğunu dile getiren Bakan Soylu, “Türkiye salgın döneminde ortaya koyduğu mücadele ile salgın döneminde liderliğinin farkını ortaya koymuştur. Türkiye acımasızca eleştirildiği bu dönemde farkını ortaya koymuştur. Dünyanın bizden daha gelişmiş ülkelerinin bu dönemde ne hale geldiğini bizler hep birlikte gördük. Ama Türkiye Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bu dönemi dünya ülkelerine nazaran başarı ile geçmiştir. Ama bu dönemde sağlık bakanlığımız ve çalışanlarımızın uyarılarını dikkate almaya devam etmeliyiz” dedi.

    ‘Doğu ve Güneydoğu önümüzdeki 20-30 yılın üretim merkezi olacak’

    Terörler mücadelenin yanı sıra yapılacak yatırımlarla birlikte Doğu ve Güneydoğu’nun ülkenin cazibe merkezleri konumuna geleceğini dile getiren Soylu, ”Bunların yanında biz bura da şimdi çok önemli bir tesisin harcını betonunu dökeceğiz. Demek istediğim şu. Biz burada bu harcı sadece ayakkabıcılar sitesinin temeline dökmüyoruz. Bu harcı hep birlikte terörün üzerine döküyoruz. Tamamen kapatmak üzere. Bunun yanında birçok projelerimiz oldu. Bu projelerin hepsi Ağrı’yı huzura getirdi. Şunu da ifade edeyim ki, bu salgın döneminin dünyada ortaya koyacağı bir değişim olacak. Türkiye’de de olacak. Ama benim öngörüm Doğu ve Güneydoğu önümüzdeki 20-30 yılın üretim merkezi olacak. Ağrı’da dolayısıyla önümüzdeki yılların cazibe merkezi olacaktır. Önümüze bir fırsat geldi ve biz hep birlikte çalışarak bu fırsatı da değerlendireceğiz. Bu projelerle Ağrı’da nüfus artacak. Artık kimse Ağrı’dan dışarı göç etmeyecek. Bunu sağlayan arkadaşlarımız var” şeklinde konuştu.

    ‘Türkiye’de en önemli vesayet alanlarından biri terördür’

    Terörle mücadelenin sadece dağlarda yeterli olmadığını dile getiren Soylu, “Yine ifade edelim ki sadece burada iş imkânı oluşturmuyoruz. Türkiye’de en önemli vesayet alanlarından biri terördür. Her zaman söylüyorum. Türkiye’nin en büyük vesayet alanlarından birisi terördür. Bu attığımız adımlarla birlikte terörü ülke lügatimizden çıkarıyoruz. Yine ifade ediyorum yine terör siyasete, demokrasiye, aynı zamanda özgürlüğü, cumhuriyete ve geleceğe vesayettir. Bunu her zaman söylüyorum terörle sadece dağlarda mücadele yeterli değildir. Şimdi tekrar söylüyorum. Buraya geldiğimizde çocukların ilkokul lisedeki çocukların kodlama eğitimini tamamladığında en büyük heyecanı aldığımı bilmenizi istiyorum. Bu geleceğe bakan çocuklarımızın geleceğini hep birlikte hazırlıyoruz. Bu çalışmalarımızla hep birlikte geçmişimizin ve terörün bize verdiği maliyeti çalışarak hep birlikte başka bir noktaya çekiyoruz. Bunu hep birlikte sağlıyoruz. Demokrasi ile üretimle sağlıyoruz” ifadelerini kullandı.

    ‘Siyasete en büyük darbe terördür’

    Milletvekilliği düşürülen üç milletvekili ile ilgili olarak da konuşan Soylu, şu ifadeleri kullandı:

    “Esas darbe birkaç gündür meclisteki milletvekillerinin, hukukun gereği milletvekili statülerinin üzerlerinden alınması sebebi ile darbe söylemleri üretmeye çalışıyorlar. Allah aşkına siyasete en büyük darbe terördür. Ülkeye en büyük darbe terördür. Darbeyi meşrulaştırmak için hukukun yolunu, demokrasinin yolunu, kardeşliğin yolunu tıkamakla eş tutmayınız. Bu ülkenin bir çocuğu olarak bunu söylüyorum. Hepimiz bu ülkenin evlatlarıyız. Birazdan bu temeli atacağız. Burada göreceğiz ki aslında önümüze yepyeni bir hayat açılıyor. 7 bin kişi çalışacak burada. Ağrı cazibe merkezi olacak. Diğer bütün iller Ağrı’yı örnek alacak. Burası gelişecek. Ağrı aynı zamanda gelişecek”

    İçişleri Bakanı Soylu konuşmasında son olarak söz verdiklerini ve Eylül ayında Cudi ve Ağrı Dağı’nda piknik yapacaklarını ifade ederek: “Ağrı Dağı’nda hep birlikte piknik yapacağız. İnşallah önce Eylül ayında önce Cudi Dağı’nda sonra Ağrı Dağı’nda hep birlikte piknik yapacağız ve kardeşliğimizi tüm dünyaya haykıracağız. Diyeceğiz ki huzurumuz Cudi’dedir. Huzurumuz Ağrı’dadır” dedi.

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya açılış töreninde Ağrı Valisi Süleyman Elban, AK Parti Ağrı Milletvekili Ekrem Çelebi ve Ağrı Belediye Başkanı Savcı Sayan da eşlik etti.

    Açılış töreninin ardından Bakan Soylu helikopterle Doğubeyazıt ilçesine hareket etti.

  • Bir zamanlar terörün kol gezdiği Bitlis’te dünya markasına üretim

    Bir zamanlar terörün kol gezdiği Bitlis’te dünya markasına üretim

    Bitlis’in Güroymak ilçesinde kurulan tekstil fabrikasında dünya markası ismi ile üretim yapılıyor.

    Bir zamanlar terörün kol gezdiği Bitlis’te şimdilerde ise dünya markasına üretim yapılıyor. Türkiye’de Nike üretim yapan tek firma Yeşim Tekstil’den sonra ikinci üretim yapan firma Bitlis Güroymak ilçesindeki Nur Tekstil oldu. Güroymak Kaymakamlığı’nın desteği ve Sıraç Nur ve Saim Aykut ortaklığı ile kurulan tekstil fabrikası bölgeye adeta hayat verdi. 750 kişinin istihdam edildiği fabrika da Nike’ın yanı sıra Zara ve Tommy’ye üretim başladı. Siparişler artıkça çalışan sayısının da arttığı fabrika sayesinde sadece ilçenin değil Bitlis’in de ekonomisi canlanmaya başladı.

    “75 ülkeye ihracat”

    Nur Tekstil fabrikasına dikişleri yapılan ürünler 75 ülkeye ihraç ediliyor. Bitlis’te kısa sürede büyük bir başarı sağlayan fabrikanın ortağı Sıraç Nur, daha büyük bir tesis kurmak için kolları sıvadıklarını hedeflerinin 5 bin kişiye iş imkanı sağlamak olduğunu söyledi.

    “Bu bölgenin kaderi değişecek”

    Nur Tekstil’in ortağı Saim Aykut, Bursa’da da tekstil ve konfeksiyon atölyelerinin olduğunu ancak yatırım için Bitlis’i seçerek bu bölgeye ekonomik açıdan katkı sağlayarak kederini değiştirmek istediklerini söyledi. Aykut, “Ben Muş’luyum. Bursa’da yatırımlarımız var. Ancak Nike üretimini Bitlis’te yapmaya karar verdik. Ortağım ile görüştük ekonomik olarak çok geride kalan bu bölgeye hizmet etmek bu yöre halkının boynunun borcudur dedik ve fabrikayı buraya kurduk. İşlerimiz çok iyi ürünlerimiz kaliteli olduğu için siparişler gelmeye devam ediyor. Yıl sonuna kadar aralıksız üretim yapacağız. Daha fazla istihdam sağlayacağız. Bu bölgeyi canlandıracağız Bursa’da ne varsa Bitlis’te de olacak” dedi.

  • Terörün bittiği Cizre Modayla buluştu, Ferhat Göçer Konseri ile Coştu

    Terör ve terör olaylarının son bulduğu huzur ve güvenliğin sağlandığı Cizre’de Cizre Halkı modayla buluşurken, Ferhat Göçer Konseri ile unutulmaz bir gece yaşadı.

    Şırnak’ın Cizre ilçesinde Cizre Kaymakamlığının organize ettiği Cizre Ticaret ve Sanayi Odasının Sponsor olduğu “Cizre Modayla Buluşuyor” programında Cizre İlk defa bir defileye ev sahipliği yaparken, Cizreliler ünlü sanatçı Ferhat Göçer’in verdiği açık hava konseri coşku dolu saatler yaşadı.

    Cizre Kaymakamlığının Ticaret ve Sanayi Odası ile birlikte organize ettiği” Cizre Modayla buluşuyor “ programı kapsamında Hafize Ayık Defilesi renkli görüntülere sahne olurken, programda sahne alan ünlü sanatçı Ferhat Göçer seslendirdiği muhteşem şarkılarla Cizrelilere unutulmaz bir gece yaşattı.

    Cizre Hamit Özalp Stadyumunda organize edilen Programa Kaymakam ve Belediye Başkanı Faik Arıcan, Ak Parti Şırnak İl Başkanı Halil İbrahim Erkan, Cumhuriyet Savcıları, Kurum Müdürleri ve binlerce Cizreli katıldı.

    Cizre Modayla Buluşuyor programında konuşan Yunus Emre’nin bir sözü ile konuşmasına başlayan Cizre Kaymakamı ve Belediye Başkan Vekili Faik Arıcan, bir bahçeye giremezsen durup seyran eyleme. Bir gönül alamazsan yıkıp viran eyleme. Biz gönüller almaya geldik ve bu kadim ilçede tarihi ile kültürü ile derinlere dayanan bu ilçede bir farklı, bir güzel etkinliği daha burada yaşamış oluyoruz.” dedi.

    Arıcan,”Biz bu kadim ilçede beton binalar, yollar, içme suları yapmıyoruz. Bunun yanında sosyal kültürel, sportif ve sanatsal faaliyetlere de yer veriyoruz. Bugünde bu anlamda düzenlediğimiz etkinliği bu aziz Cizrelilerle beraber gerçekleştirmiş olduk. İsteğimiz, Batıda, Kuzeyde olan veya Antalya’da, İzmir’de, İstanbul’da olan bir etkinlikte burada olsun. Bu huzur ve güven ortamında vatandaşlarımız huzurla bu etkinliklere katılsınlar.”

    Arıcan,”Buradaki Amacımız güzel etkinliklerle güzel ilçemiz, bu kadim ilçemiz anılsın. Tarihi ile Kültürü, Sanatı ile anılsın. Kadın giysilerinin modernize edilmiş şeklini de tarihten günümüze taşıyalım ve ülkemize hatta dünyaya tanıtalım. Biz ilçemizde vatandaşlarımızın gönlüne girecek faaliyetleri yürütmeye devam ediyoruz. Devletimizin, hükümetimizin ve belediyemizin gayret ve çabası budur.”diye konuştu.

    Güzel bir gece ve güzel bir manzarada bir arada olmanın mutluluğunu yaşadığını ifade eden Cizre Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Salih Sefinç,”bu güzel gece ve manzaraların devam etmesini temenni ediyorum.Biz bir şehrin ticari yönüne bakan bir ticaret ve sanayi odası olmakla kalmayıp sosyal,ekonomik,kültürel ve sportif faaliyetlere de yön verebilecek bir pozisyondayız. Dolayısı ile biz bu tür organizasyonların sadece sanatsal boyutu ile değil güzel festivallerle, sportif aktivitelerle canlandırıp Cizre’yi gereken ve hak ettiği yere getirene kadar çalışacağız.”dedi.

    Bir toplumun en çok ihtiyaç duyduğu en önemli konunun huzur olduğunu belirten Ak Parti Şırnak İl Başkanı Halil İbrahim Erkan,”Biz toplum olarak Şırnak olarak Cizre olarak bu toplumun bütün unsurları olarak burada huzurun bozulmasına asla izin vermeyeceğiz. Bu toplumun huzurunu kaçırmaya çalışanlara bu toplumda sözde kardeşlik, özgürlük ve kimsenin itibar etmediği söylemlerle bu toplumun müsaade etmediğini şuan arkamızdaki binlerce kitle ile göstermekteyiz. İnşallah Cizre, Şırnak huzurun başkenti olacaktır.”dedi.

    Kafasında farklı bir Cizre olduğunu ancak buraya gelip buradaki insanları gördükten sonra duygularının değiştiğini belirten Modacı Hafize Ayık ise, üç günden bu yana Cizre’de çok iyi vakit geçirdim. Ama bundan sonra inşallah sürekli Cizre’ye geleceğim. Bu anlamda bizim bugün burada bu defileyi düzenlememize vesile olan Cizre Kaymakamı ve Belediye Başkan Vekili Faik Arıcan’a ve Sanayi Odası Başkanı Salih Sefinç’e teşekkür ediyorum dedi.

    Yöresel Ses Sanatçıları programı ve Halk Eğitim Merkezi ve Kültür Evleri Kursiyerlerinin Def Konseri ile başlayan Cizre Modayla buluşuyor programı ünlü modacı Hafize Ayık’ın tasarımlarından oluşan ürünlerin sunumu ile gerçekleşti. Birbirinden güzel ve desenlere sahip olan kıyafetlerin görücüye çıktığı defile geceye renk kattı.

    Cizre Kaymakamlığının Ticaret ve Sanayi Odası ile birlikte organize ettiği” Cizre Modayla buluşuyor “ programında sahneye çıkan ünlü ses sanatçısı Ferhat Göçer seslendirdiği güzel şarkılarla Cizrelilere ve Şırnak Halkına yıllarca unutamayacakları keyifli bir gece yaşattı. Göçer’in keyif aldığı gecede türbinleri dolduran binlerce kişinin şarkılara eşlik etmesi ünlü sanatçıyı da bir hayli mutlu etti.

    Geç saatlere kadar süren programın ardından Cizre Kaymakamı ve Belediye Başkanı Faik Arıcan, Modacı Hafize Ayık ve Sanatçı Ferhat Göçer’e çeşitli hediyeler takdim ederken, Cizre Spor Kulüp Başkanı Maruf Sefinç’te Sanatçı Ferhat Göçer’e isminin yazılı olduğu bir Cizre Spor Forması hediye etti.

  • Afrin’de terörün izleri siliniyor

    Zeytin Dalı Harekatı ile terörden arındırılan Suriye’nin Afrin bölgesinde yaraları saran Türk sivil toplum kuruluşları, terörün bölgedeki tüm izlerini silmeye çalışıyor.

    Zeytin Dalı Harekatı ile terör örgütü PYD/PKK’dan arındırılan Afrin’de zor bir dönem yaşayan bölge insanının yaraları Türk sivil toplum kuruluşları tarafından sarılıyor. Hayatın her alanında bölge insanına yardım elini uzatan sivil toplum örgütleri, terörün bölgedeki tüm izlerini de birer birer siliyor. Temel ihtiyaç malzemelerinden sağlık ve eğitim alanına kadar her türlü desteği veren sivil toplum örgütleri, terör örgütünün tahrip ettiği eğitim kurumlarını da yeniden onarıyor. Afrin’in merkez ve kırsalında başlatılan seferberlikle tüm okul ile caddelerdeki duvarlarda yer alan PYD/PKK terör örgütüne ait bayrak çizimleri, ölen örgüt üyelerine ait resimler, çeşitli yazı ve boyalar siliniyor. Silinen resim, yazı ve bayrakların yerine çocukları, insanları yeniden hayata bağlayacak görseller asılırken, tahrip edilen okullar onarılıp, su ve elektrik ihtiyacı gerçekleştirilen yoğun çalışmalarla temin ediliyor. Gaziantep, Kilis ve Hatay sınırından bölgeye geçen Ertuğrul Ocakları, İHH, Kızılay gibi onlarca sivil toplum kurum ile kuruluşlarının organizesinde bölgeyi yeniden istikrara kavuşturacak çalışmalar yapılıyor.

    Genel merkezi Gaziantep’te bulunan Ertuğrul Ocakları’nın Genel Başkanı Ferit Özkılıç, Afrin merkezdeki üç büyük okulun dernek gönüllüleri ile yeniden onarılarak, son derece modern ve çağdaş eğitim kurumlarına dönüştürüldüğünü ifade etti. Terörün bölgedeki tüm izlerini silmek istediklerini anlatan Özkılıç, “Terör örgütünün izleri evet halen duruyor. Bunlar, okullarda kendi bayraklarını çizmeleri, kendi tabirlerine göre şehitlerinin resimlerinin caddelerde olması veya bölgedeki tahbiratları. Tüm tahribatları ve izleri siliyoruz. İnsanı hayata bağlayan görsellerle bölgeye destek olmaya çalışıyoruz. Operasyondan sonra ilk iş onlara ekmek yetiştirmekti. Çünkü o süreçte yaşam alanı kısıtlandı, ihtiyaçlarını temin edemez duruma geldiler. Biz STK’lar olarak önce yaşam alanlarına müdahale ettik. Onlara gıda, ekmek gibi temel ihtiyaçlarını karşıladık” dedi.

    “Suriyelilere balık tutması öğretiliyor”

    Özkılıç, Fırat Kalkanı ve Afrin harekatları ile terör örgütlerinden arındırılan Cerablus, El-Bab, Azez ve Afrin gibi bölgelerde yaşayanların bir taraftan temel ihtiyaçları karşılanırken, diğer taraftan ise bu insanların kendi ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri için projeler hazırlandığını ifade etti. Bölge insanına balık tutmasını öğreten projelerin uygulamaya başlanacağını anlatan Özkılıç, “Bu bölgelerde elektrik sıkıntısı çok büyük. Herkes jeneratörle elektrik temin ediyor. Burada elektrik gibi çeşitli ustalara ihtiyaç var. Afrin ve Fırat Kalkanı Harekatı bölgesinde 550 kursiyere 5 aylık süreçte mesleki eğitim verilecek. İş verenlerle o kursiyerleri bir araya getirecek fuarlar düzenleyeceğiz. ’Biz yetiştirdik, siz de iş verensiniz. Buyurun birlikte çalışın’ diyeceğiz” şeklinde konuştu.

    Özkılıç, Türk Devleti’nin bu bölgelerde güven ve huzur ortamının sağlamasının ardından ekonomik istikrar, ticari hareketlilik için de ciddi adımlar attığını belirterek, resmi kurum, kuruluşlar ve sivil toplum örgütleri vasıtasıyla gereken her şeyin yapılmaya devam ettiğini kaydetti. Özkılıç, “Suriyelileri ve iş adamlarını destekleyecek projeler oluşturacağız. İstikrar sağlanması için gereken her şeyi yapıyoruz. Sağlık alanı, tamamen devletin kurumlarının koordinesinde hızla değişim sürüyor” diye konuştu.

    “İdlip’te istikrara kavuşacak”

    Ertuğrul Ocakları olarak İdlip’teki çalışmaların son sürat devam ettiğini anlatan Ferit Özkılıç, “Tabii gönül ister ki bir tek Afrin, İdlib, El-Bab, Azez değil de tüm Suriye’ye barış gelsin. Ama şuna inanıyorum ki, Afrin ve diğer bölgelerde olduğu gibi İdlip’te istikrara kavuşacaktır. Oradaki insanlara, kamplardaki, geçim sıkıntısı çeken insanlara elimizin uzandığı, gücümüzün yettiği kadar yetişmeye çalışıyoruz. Onlara yardım etmeye devam edeceğiz. Yegane amacımız, o bölgelerin artık istikrarlı hale gelmesi, dünyada ve Türkiye’de bulunan tüm Suriyelilerin kendi topraklarına gidip, oralarda yaşamlarını idame etmeleridir” diye konuştu.