Etiket: “terörle

  • Terörle Mücadele Askerlere En Büyük Moral Çocukların Mektupları

    Terörle mücadeleyi aralıksız sürdüren güvenlik güçlerine en büyük morali Türkiye’nin dört bir yanından çocuklarının gönderdiği mektuplar oluşturuyor.

    Bölücü terör örgütüne yönelik kesintisiz mücadele veren asker ve polislere Türkiye’nin bütün illerinden çocuklar mektup gönderiyor. Mektupların yanısıra Türkiye’nin dört bir yanından anneler, günlerdir evlerinden uzak olarak operasyonlara devam eden Mehmetçiklere evlerinde yaptıkları çörekleri, börekleri ve tatlıları gönderiyor. Duyarlı vatandaşlar ise gönüllerinden koparak hazırladıkları ikram malzemelerini Nusaybin’de ve diğer ilçelerde operasyonlarına devam etmekte olan Mehmetçiklerimize göndermeye devam etmekte.

    Okullarında okuyan küçük kardeşlerimiz ise asker abilerine karşı hissettikleri duygularını yazdıkları mektuplarla dile getiriyorlar. Bu mektuplar askerlerin en büyük moral kaynağı oluyor. (OED-

  • Bakan Yardımcısı Tüfekci: “Terörle Mücadele Konusunda Sözün Bittiği Noktaya Gidiyoruz”

    Orman ve Su İşleri Bakan Yardımcısı Harun Tüfekci, “Terörle mücadele konusunda sözün bittiği noktaya gidiyoruz” dedi.

    Bir dizi inceleme ve ziyaret için Bartın’a gelen Orman ve Su İşleri Bakan Yardımcısı Harun Tüfekci, Bartın Valisi Seyfettin Azizoğlu’nu makamında ziyaret etti. Vali Azizoğlu, Tüfekci’ye Bartın hakkında bilgiler verdi. Ziyarette gazetecilerin sorularını cevaplayan Bakan Yardımcısı Tüfekci, “Terörle mücadele konusunda sözün bittiği noktaya gidiyoruz. Bu terörle mücadele aylar öncesinden de bitebilirdi. Fakat bizde Avrupa’da olmayan bir hassasiyet mevcuttur. Avrupa’da suçlu ve suçsuz ayrımı yapmadan yerine göre mağdur insanlar da aynı kategoriye alınarak uygulama yapılabiliyor. Ülkemiz ise şefkatli bir devlettir. Kesinlikle teröristle vatandaşı, mağdurla zalimi ayıran bir yapısı vardır. Bu bağlamda Güneydoğu’da halka zarar vermeme adına hassas bir mücadele yürütüldüğü için iş uzuyor ve gecikiyor. Şu ana kadar sivil halktan birisinin burnu bile kanamadan teröristlerle ilgili mücadele sonuna kadar devam ediyor. Bu çok önemliydi. Son aşamaya doğru geliniyor. Allah’ın izniyle ülkemizin birlik ve beraberliğine kimse kast edemeyecek” dedi.

    Bakan Yardımcısı Tüfekci, “İşte nasıl o paralel yapı dediğimiz terör örgütü hükümetimiz döneminde deşifre olduysa, bundan sonra da kim gelirse gelsin devlete sızma, devleti ele geçirmeyle ilgili çalışma içerisinde olamayacaklar. Cumhurbaşkanı, Başbakanın kararlılığı ortadadır. Vatandaşlarımız da terörle mücadelenin bu haklılığını görmüştür. Bu sevindirici bir gelişmedir. Hem HDP hem paralel anlamında her iki terör örgütünün de deşifre olması, ülke açısından en büyük kazanımdır. Bunlar Amerika’da Cumhurbaşkanımıza karşı kol kola protestoya girebiliyorlarsa artık nasıl birlikte hareket ettiklerini görüyoruz. Ülkemize karşı mücadelede beraber davranabilme kabiliyetlerini görüyoruz” diye konuştu.

  • 2.5 Yaşında Terörle Tanışan Asya’ya Duygulandıran Mektup

    İstiklal Caddesi’ndeki terör saldırısında ağır yaralanan 2.5 yaşındaki Asya için olay yerine bırakılan mektup, duygulu anlar yaşattı. Nergis isimli küçük bir kız ise terörü “Küçük olabilirim ama yüreğim büyük” sözleriyle lanetledi.

    İstiklal Caddesi’nde yaşanan terör saldırısının yaşandığı alana yerli ve yabancı turistler gelmeye devam ediyor. Olayın yaşandığı yere gelen vatandaşlar hayatını kaybedenler için dua ederek karanfil bıraktı. 4 kişinin hayatını kaybettiği yere bırakılan farklı dillerde yazılmış dövizler ise dikkat çekti. Patlamada ağır yaralanan ve Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavisi süren Adana’dan ailesiyle İstanbul’a gelen 2.5 yaşındaki Asya Başaran için olay yerine bir çocuk tarafından bırakıldığı düşünülen mektup ise duygulu anlar yaşattı.

    Duygulandıran mektupta şu ifadeler yer aldı:

    “SANA OYUNCAKLAR VE YENİ BEBEK PUSETİ ALACAĞIM”

    “Biricik Asya umarım gözlerini açarsın. Biliyorum zor ama bizi sevindir. Sana oyuncaklar ve yeni bebek puseti alacağım. “

    “KÜÇÜK OLABİLİRİM AMA YÜREĞİM BÜYÜK”

    Küçük bir kız çocuğu da yazdığı mektupla terörü böyle lanetledi:

    “Ben Nergiz, Küçük olabilirim ama yüreğim büyük. Lanet olsun. Artık babam haberleri izlemiyor. Her gün şehit haberleri. (Hak ediyor muyduk) Asya kardeşimiz orada olmaya, ya annesi. Lanet olsun terör. Ya böyle şey olur mu? Ben anneme diyorum ki Kapat televizyonu diyorum. Artık ambulans sesinden bıktım.”

    “İNADINA BARIŞ DİYORUM”

    Minik Asya yerine kendisinin çocuğunun da olabileceğini belirten Özlem Özkan, “ Benimde 2 çocuğum var. Hepimiz olabilirdik. Burası bizim sokağımız bizim şehrimiz. Herkes yaşadığı yer ile ilgili aynı endişeyi taşıyor. Bugün İstanbul, dün Cizre’deydi, Sur’daydı. Bombaların patladığı yerlerde hayat olmuyor. İnadına barış diyorum” diye konuştu.

    “TERÖRÜN; DİLİ, DİNİ, RENGİ OLMAZ”

    Mahter İpdikici ise terörü lanetleyerek, “Bir şey söylemeye insanın dili varmıyor. Pek söylenecek bir şey yok. Sözün bittiği yer. Terörün; dini, dili, rengi yok. Biri tweet atmış iyi ki ölenler İsrailli diye. Çok ayıp, çok günahtır” dedi.

  • MHP Eski Milletvekili Oğan: “Terörle Samimi Mücadele Edecekseniz Destek Veririz”

    Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) eski milletvekili Sinan Oğan, terörle mücadelede samimi oldukları takdirde iktidara destek vereceklerini söyledi. Ülkücülere, kurultaya kol kola gitme çağrısında bulunan Oğan, “Kurultay bir an önce toplandıktan sonra da ne kadar küsmüş, kırılmış, ötelenmiş, başka partilere kaptırılmış ülkücü varsa hepsini toplayacağız” dedi.

    Sinan Oğan, İzmir’i ziyaret ederek partililerle buluştu ve gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Oğan, Fırat Çakıroğlu’nun kabir ziyaretinin ardından, Bornova ilçesinde bulunan Belkahve’de çok sayıda partili tarafından karşılandı. Oğan’ın gelişiyle dualar eşliğinde kurban kesilirken, konvoyda bulunan tüm araçların plakalarına yapıştırılan “Sinan Oğan” yazısı ise dikkat çekti. Oğan, Hilton Oteli’nde düzenlenen ve halka açık olan Büyük İzmir Buluşması’nda, hem kurultay süreci hem de terörle ilgili açıklamalarda bulundu. Oğan’ın partililerle buluşmasına, Alparslan Türkeş’in kızı Çağrı Türkeş de katıldı.

    “TERÖR, ÜLKÜCÜLERİ KORKUTAMAZ”

    Ülkede artan terör olaylarıyla ilgili konuşan Oğan, “Türkiye yönetilmez bir haldeyken MHP’yi iktidara taşıyacak projeleri anlatmak yerine Türkiye’nin içinde bulunduğu durumu anlatmak mecburiyeti hasıl olmuştur. Bundan iki sene önce teröristlerle kucaklaşan bir Türkiye manzarası vardı önümüzde. Üç sene önce teröriste ‘sayın’ denilen bir Meclis vardı Türkiye’de. Şimdi Türkiye’nin dört bir yanında canlı bombalar dolaşıyor. Türkiye’nin bir bölgesi adeta kurtarılmış bölge gibi lanse ediliyor. Bu hendekler kazılırken bu devlet neredeydi? Bu hendekler kazılırken bu devleti yönetenler neredeydi? Biz uyardığımızda bize ‘kandan besleniyorsunuz’ diyenler şimdi utanıyorlar mı acaba? Gelirken güzel İzmir’i seyretmeyi planlıyordum ama İzmir sokakları bomboş. Ankara ve İstanbul bomboş. Terör, istediği noktaya gelmiş durumdadır. Terör ve teröristin istediği tek şey korkutmak ve sindirmektir. İzmir sokakları bomboş ama İzmir’in en büyük salonu ülkücülerle dolup taşıyor. Herkesi korkutup sindirebilir terör ama ülkücüleri asla. Terörün ve teröristin anladığı dil müzakere değil mücadeledir. Mücadeleyi korkaklar, teröriste ‘sayın’ diyen değil ülkücüler yapar” ifadelerini kullandı.

    “ÜLKÜCÜ AHLAK VE AKLA İHTİYAÇ VAR”

    MHP’yi iktidara taşıma hedefinde olduklarını dile getiren Oğan, “Rayından çıkmış bir Türkiye’yi yeniden rayına sokmayı hedefliyoruz. Türkiye’de ülkücülerin iktidarının olduğu bir Türkiye için yola çıktık. Bu kutlu yürüyüşümüz Türk milliyetçilerini iktidara taşıyacaktır. Hiç olmadığı kadar ülkücü ahlak, ülkücü iman, ülkücü bilek, ülkücü aklına sahip kadroların bu ülkeyi yönetmesine ihtiyaç var. Teröristlerle akılla, yürekle, bilekle, imanla mücadele edecek kadrolarımız hazır. Biz bu ülkede yerleştirilmek istenen korku imparatorluklarının tamamını yıkmak için yola çıkıyoruz” diye konuştu.

    “SAMİMİ MÜCADELE EDECEKSENİZ DESTEK VERİRİZ”

    Türkiye’de yönetim boşluğu olduğunu savunan Oğan, terörle ilgili olarak şunları söyledi: “Samimi şekilde mücadele edecekseniz, sadece terörle mücadelenize destek veririz ama samimi olmak lazım. Teröriste ‘terörist’ demek lazım , ‘sayın’ demeyeceksiniz. Meclis’te milletvekili olmanın birinci şartı yemin etmektir. Anayasa üzerine yemin ediliyor, namus ve şeref üzerine yemin ediliyor. Hal böyleyken teröristlerin cenazesine gidenler, teröristlerle kucaklaşanlar, teröristleri savunanlar bu yeminlerini bozmuş olmuyorlar mı? Dokunulmazlık tartışması var. Kalksın mı kalkmasın mı? Yarısı mı kalksın, hepsi mi kalksın? Şuan Meclis yeminine sadık olmayanların milletvekili dokunulmazlığından bahsetmek mümkün müdür? Yemin yok hükmündeyse sizin milletvekilliğiniz de yok hükmündedir. Herhangi bir fezlekeye gerek duymadan yeminine sadık olmayan milletvekili, milletin vekili olamaz. MHP’nin Meclis’teki sayın milletvekilleri de üzerilerine ne düşüyorsa yapacaklardır. Samimi terör mücadelenize destek vereceğiz ama bu asla AKP’nin daha düne kadar terör ve teröristle kucaklaştığını unuttuğumuz anlamına gelmemelidir. İktidara geldiğimizde teröre yardım yataklık kim yapmışsa hesabını soracağımızdan kimsenin şüphesi olmasın.”

    “TERÖRLE MÜCADELE REÇETEMİZ HAZIR”

    Terörle mücadele konusunda reçetelerinin hazır olduğunu ifade eden Oğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Reçeteyi sunalım ki iktidarda oldukları süre boyunca bunu yapsınlar ama yapamayacaklarsa da, yürekleri, bilekleri yetmiyorsa, akılları yetmiyorsa derhal çekilsinler. Türk milliyetçileri terörle nasıl mücadele edeceğini biliyor. Bizim reçetemiz hazır. Terörle mücadele eden polisimiz, özel harekat polisimiz, askerlerimiz var. Uzman çavuşlarımız, bordo berelilerimiz, jandarmamız var. İstihbaratı toplayan birimler var. Gencecik çocukları bu saydığım değişik birimlerin içerisinde dağdaki profesyonel katillerin karşısına çıkarıyoruz. Terörle mücadele birimi kurulmak zorundadır. Terörle mücadele eden birliklerimizin hepsinin içinden yürekli kardeşlerimizi alacağiz, tek bir birlik kuracağız. AKP kuramıyorsa bizim kuracağımızdan kimsenin şüphesi olmasın. Terörle müzakere değil mücadele yapılacaktır.”

    “GELİN KURULTAYIMIZA KOL KOLA GİDELİM”

    Konuşmasında, kurultay süreci hakkında da değerlendirmelerde bulunan Oğan, şu ifadelere yer verdi: “Biz MHP’nin seçimlerdeki başarısızlığını ve iktidara gelmediğini ortaya koyduk ve ‘milliyetçilerin iktidar olması lazım’ dedik. Bunun için yola çıktık ama şimdi görüyoruz ki hiç olmadığı kadar kurultay sürecimiz önem kazanmıştır. MHP’nin kaderi hiç olmadığı kadar Türkiye Cumhuriyeti’nin kaderiyle aynı olmuştur. MHP kurultayını gerçekleştirip iktidar yürüyüşü yaptığı takdirde Türkiye’nin önündeki sorunlar da, kara bulutlar da dağılacaktır. AKP’yi CHP’yi geçtik Meclis’te PKK’nın gerisinde bırakan kadro MHP’yi yönetmeye devam ettiğinde, MHP bu ülkenin kaderinde söz sahibi olmadığında, bu üllke kaybetmeye mahkum olacaktır. Gelin kurultayımıza kol kola gidelim, omuz omuza gidelim. Bir genel başkan seçip onun etrafında toplanalım. Sonra da genel başkanının yanında iktidar yürüyüşümüzü başlatalım. Bu yola koltuk sahibi olmak, bir şeyler elde etmek için çıkmadık. Koltuğumuzu alıp bu yola çıktık. Kurultayımızı toplayacağız. Buna ne saray ne de Genel Merkezimiz engel olabilecek.”

    “TELEFON EDİP TEHDİT ETMEYİN”

    Genel Merkezle, teşkilatla ve İzmir il başkanıyla da sorunlarının olmadığını ancak bir ülkücü olarak diğer kimliklerin kenara bırakılması gerektiğini kaydeden Oğan, “Biz ülkücüler kucaklaşmak istiyoruz. Ülkücelere telefon edip tehdit etmeyin. Biz PKK’lı, AKP’li değiliz. Biz ülkücüyüz. Allah’tan başka kimseden korkmayız. Bizim hedefimiz iktidar. Kavgamız bölücülerle. Hukuk içinde kurultayımızı toplamak istiyoruz. Diğer aday arkadaşlarımız da bizim kardeşimizdir. 8 Nisan’da Türk adaleti doğru karar verecek ve kurultayımız toplanacaktır. Bir an önce toplandıktan sonra da bütün ülkücüler, ne kadar küsmüş, kırılmış, ötelenmiş, başka partilere kaptırılmış ülkücü varsa hepsini toplayacağız. Başta merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nun partisi Büyük Birlik Partisi olmak üzere. Tek bir dava arkadaşımızı dahi küstürmek, kırmak gibi lüksümüz olamaz. Türkiye kan ağlarken ülkücünün ülkücüyü kırma hakkı yoktur. Tek çatı altında toplanacağız” dedi.

    PROMPTER ELEŞTİRİSİ

    Projelerini partililerle paylaşan Oğan, mitinglerde yazılı kağıtlara ve prompterlara bakılmayacağını da söyledi. Oğan, “7 Haziran’daki gibi kimseye danışmadan erken seçim kararı almayacağız. Ülkücü iradeye danışacağız. Ülkücü iradeye mesaj gönderilip sorulsaydı, ülkücü iradenin istediğini yapsaydı ne olurdu? Niye kendimizi ülkücü iradenin üstünde görüyoruz?” diye konuştu.

  • Genelkurmay Başkanı Orgeneral Akar’dan ’Terörle Mücadele’ Açıklaması

    Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, “Devletimizin bekasına, milletimizin birlik, beraberlik ve güvenliğine kast eden hainlerin planları halkımızın sağ duyusuyla, devletimizin kararlı duruşuyla ve fedakar ve kahraman silah arkadaşlarımızın büyük emek ve gayretleri sayesinde hedefine ulaşmamıştır, ulaşamayacaktır” dedi.

    Genelkurmay Başkanlığı, 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitler Günü dolayısıyla şehit ailelerini Genelkurmay Karargahı’nda ağırladı. Genelkurmay Başkanlığı, farklı illerden asker, polis, savcı, köy korucusu ve öğretmenlerin de aralarında bulunduğu 44 şehidin 91 yakınını Ankara’ya davet etti. Merasim Sokak’ta askeri servis konvoyuna yönelik hain saldırıda şehit olanların yakınlarının yer aldığı törene ayrıca Çanakkale Savaşı ve Kore Savaşı ve Kıbrıs Barış Harekatı sırasında şehit düşenlerin aileleri de katıldı.

    Genelkurmay Başkanlığı Atatürk Kültür Sitesi’nde düzenlenen etkinlik, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Salih Zeki Çolak, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Abidin Ünal, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Bülent Bostanoğlu, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Galip Mendi’nin yerini almasıyla başladı.

    Törende şehit ailelerine hitaben konuşma yapan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, “Şehitlerimizin bizlere emaneti sevgili analar, sevgili babalar, sevgili bacılar, sevgili kardeşler hepinizi şahsım ve Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) adına saygıyla, şükranla selamlıyorum. Uzun yollardan gelip burada bizlerle beraber olduğunuz için, bu mütevazı törene teşrif ettiğiniz için hepinize çok teşekkür ediyorum” dedi.

    Çanakkale’de şehit olan Üsteğmen Ali Tahsin’den en son Ankara’daki hain saldırılarda şehit olanlara kadar şehitlerin temsil edildiği bir ortamda bulunulduğunu belirten Akar, “Gerçekten duyguluyuz, heyecanlıyız ancak peşinen şunu söylemek isterim, burada sizlerin üzüntüsünü ne kadar paylaşabilirsek ve paylaşmaktan öte azaltabilirsek bugünün sonunda o kadar mutlu olacağız” diye konuştu.

    “TERÖRİSTLERİN HAİNCE, KAHPECE, ALÇAKÇA SALDIRILARINA…”

    Silahlı Kuvvetlerin kendilerine verilen görevi en iyi şekilde yapabilmek için mücadeleyi sürdürdüğünü vurgulayan Akar, “Terörle mücadele devam etmektedir, aynı zamanda terörle mücadele devam ederken değişik zamanlarda 17 Şubat’ta, 13 Mart’ta teröristlerin haince, kahpece, alçakça saldırılarına maruz kalmak suretiyle yine birçok silah arkadaşımızı, vatandaşımızı, birçok mesai arkadaşımızı ve maalesef birçok vatandaşımızı da kaybetmiş bulunuyoruz. Bu fırsattan istifade ile terörist saldırılarda şehit olan tüm evlatlarımıza, kardeşlerimize, tüm silah arkadaşlarımıza, mesai arkadaşlarımıza, vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, kederli ailelerine sabırlar diliyorum, gazilerimize, yaralılarımıza da en yakın zamanda acil şifa diliyorum” ifadelerini kullandı.

    “ŞEHİTLİKTEN SONRA BİR KELİME BULMAKTA ZORLANIYORUZ”

    Şehitlikten sonra ayrıca bir kelime söylemenin gerçekten çok zor olduğunu söyleyen Akar, şunları kaydetti:

    “Şairin dediği gibi ’Ey şehit oğlu şehit isteme benden makber, sana ağuşunu açmış duruyor peygamber’ demekten başka bir şehit annesine, bir şehit babasına bir söz bulamıyoruz, bir kelime bulmakta zorlanıyoruz. Milletimizin bağrından çıkan Türk Silahlı Kuvvetleri, görevini yaparken milletimizle, halkımızla bütünleşmesi gerçekten her türlü takdirin üzerindedir. Diğer ülkelerdekinden çok daha farklı ve anlamlı olarak Türk Silahlı Kuvvetleri, halkıyla milletiyle bütünleşmiş, milletin sevgisine mazhar olarak kendisine verilen görevleri gözünü kırpmadan gerekirse canını da feda etmek şartıyla yapmaya devam etmektedir. Bu manada yüce milletimizin sevgisinin, saygısının, desteğinin bir nişanesi olarak gözden kaçırmamamız gereken önemli bir sembol vardır, o da Mehmetçik. Hiçbir orduda olmayan bir şekilde Türk Silahlı Kuvvetleri’ndeki halkla olan bağlantıyı göstermek bakımından milletimiz, Türk Silahlı Kuvvetleri mensubuna ’Mehmetçik’ demiştir. Dolayısıyla ona olan sevgisini, ona olan güvenini bir şekilde bu kelimeyle çok kısa fakat çok derin bir şekilde ifade etmiştir. Halkımızın gönlündeki yer bizim için çok önemlidir. Bunun kazanılması ve sürdürülmesine devam etmek bizim için çok önemli bir görevdir. Bu konuda Türk Silahlı Kuvvetleri’nin tüm mensupları son derece hassastır, bunun devam etmesi için elimizden gelen her türlü gayreti gösterdik, göstermeye devam edeceğiz.”

    “BUNU BİR VATAN BORCU OLARAK ÇALIŞMALARIMIZI SÜRDÜRECEĞİZ”

    Bu toprakların vatan olmasının şehitlerin kanı ve vatan için çalışanların teriyle mümkün olduğunu ifade eden Akar, “Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları olarak gerekirse kanımızı gerekirse terimizi dökerek vatanımıza, milletimize, ülkemizin ve milletimizin özgürlüğüne, hürlüğüne ve bağımsızlığına gerekli katkıyı sağlamak için bunu bir vatan borcu bilerek çalışmalarımızı sürdüreceğiz” dedi.

    “SİZLER ŞEHİTLERİMİZİN BİRER EMANETİSİNİZ”

    Türk Silahlı Kuvvetleri’nin asil Türk milletinin bağrından çıkan bir ordu olduğunun altını çizen Akar, ordu mensuplarının bu unvanı büyük bir şanla şerefle taşıdığını belirtti. Akar, sözlerine şöyle devam etti:

    “Bu gurur hepimiz için bize ihtiyaç duyduğumuz zamanlarda ilave güç ve enerji vermektedir. Sayın konuklar, sizlerin huzurunda söylenecek çok fazla söz yok, sözler kifayetsiz kalmaktadır. En büyük acılardan biri evlat acısını yaşadınız, biz burada sizleri teselli etmek için sizleri avutmak için değil üzüntünüzü olabildiğince paylaşmak için buradayız. Sizlerin haklı mirası olan onurunuzu olabildiğince yükseltmek için ve onunla bizler de güç almak için sizlerle beraberiz. Siz yüce milletimizin asaletinin bir göstergesi olarak büyük bir sabır örneğin sergileyerek bütün bu acılara büyük bir metanet ve sabırla dayandınız. Gerçekten geri kalan tüm Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarına, ailelerine çok önemli, çok büyük, çok anlamlı birer misal teşkil ettiniz, örnek oldunuz. Sizler şehitlerimizin bizlere emanetisiniz. Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları ve devlet olarak gerçekten sizlere ne yapsak azdır. Yaptıklarımızla tatmin olmasak da elimizden gelen her türlü gayretin gösterildiğini, sizlerin acısını azaltmak, hayatını kolaylaştırmak için tüm devletin, tüm Türk Silahlı Kuvvetleri’nin elinden gelen her türlü şeyi yapma gayreti içinde olduğunu bilmenizi istiyorum.”

    “TSK EMEKLİSİYLE MUVAZZAFIYLA, ŞEHİT AİLELERİYLE GAZİLERİYLE BİR BÜTÜNDÜR”

    Türk Silahlı Kuvvetleri’nin emeklisiyle, muvazzafıyla, şehit aileleriyle gazileriyle bir bütün olduğuna dikkat çeken Akar, “Bütün olaylara, çalışmalara bu şekilde bakmaktayız; acıyı, kederi, neşeyi, sevinci de hep birlikte paylaşmak suretiyle gücümüzü, kuvvetimizi artırmaya çabalamaktayız. Bugüne kadar sizlere nasıl katkı sağlandığını bilmektesiniz ama şunu bilmenizi isterim ki olan bazı problemlerin çözülmesi için hem devletin hem de Türk Silahlı Kuvvetleri’nin elinden gelen bütün gayreti gösterdiğini, bundan sonra da göstereceğini de lütfen unutmayınız” diye konuştu.

    “MİLLETİMİZİN HAK VE MENFAATLERİ BİZİM İÇİN OLMAZSA OLMAZ KOŞULLAR”

    Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bugüne kadar olduğu gibi bugün de ülkenin ve milletin egemenliği, bağımsızlığı, birliği ve bütünlüğü için ’gece gündüz’, ’yaş kış’, ’soğuk sıcak’ demeden her mevsimde, bölgede teröristle mücadelesi başta olmak üzere tüm düşmanlarla mücadeleyi azimle, kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğini vurgulayan Orgeneral Akar, şunları kaydetti:

    “Egemenliğimiz ve bağımsızlığımız, yüce milletimizin hak ve menfaatleri bizim için olmazsa olmaz koşullar. Buna karşı yapılabilecek her türlü taarruza, saldırıya karşı ülkemizin ve milletimizin hak ve menfaatlerini korumak için gerekirse canımızı feda etmeye hazır olduğumuzun da herkes tarafından bilinmesi lazım. Bizim için esas olan 80 milyon vatandaşımızın ve takriben 800 bin kilometrekare topraklarımızın, vatan parçasının güvenliğidir, bütünlüğüdür, rahatıdır, huzurudur. Bunun için güvenlik kuvvetlerine düşen bütün vazifeleri, görevleri bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da aynı şiddetle, istikamette yapmaya devam edeceğiz. Devletimizin bekasına, milletimizin birlik, beraberlik ve güvenliğine kast eden hainlerin planları halkımızın sağ duyusuyla, devletimizin kararlı duruşuyla ve fedakar ve kahraman silah arkadaşlarımızın büyük emek ve gayretleri sayesinde hedefine ulaşmamıştır, ulaşamayacaktır. Bu yönde yapılması gereken bütün faaliyetlerin, planlamanın ve icranın da yapıldığını da bilmenizi istiyorum.”

    ORGENERAL AKAR’DAN TERÖRLE MÜCADELEDE KARARLILIK MESAJI

    Teröristle mücadeledeki yeni dönemin 24 Temmuz’daki hava harekatıyla başladığını ve bütün şiddetiyle devam ettiğini vurgulayan Orgeneral Akar, şöyle devam etti:

    “Bununla ilgili yapmamız gereken bütün faaliyetler planlanmıştır ve bir sıra dahilinde kararlı bir şekilde icra edilmektedir. Burada övünçle, gururla belirteceğim bir husus, bu mücadelede asker, polis, korucu hatta oradaki vatandaşlarımızın bir kısmının da destek ve yardımlarıyla bu mücadele kararlı bir şekilde devletin tüm kurumlarının koordinasyonu içinde büyük bir başarıyla, büyük bir dayanışma içinde mücadele sürmektedir. Bu faaliyetlerin, teröristle mücadelenin icrası sırasında her an yanımızda hissettiğimiz bize büyük güç ve dayanma gücü veren milletimizin engin sevgisi ve desteğidir. Bunu her zaman yanımızda bulmaktan da büyük bir onur, gurur duyduğumuzu da belirtmek istiyorum. Bu birlik ve beraberliğimizin ne kadar güçlü olduğunu gösteren çeşitli örnekler vardır. En son örneği de Uzman Çavuş İsmail Ertem’in yaralanan bir polisin üzerine kendini kapatmak suretiyle onu koruma ve kollamak için gösterdiği gayrettir. Bu sadece bir örnektir, bunun dışında asker sivil ayrımı yapmaksızın orada faaliyet gösteren kahraman silah arkadaşlarımızın büyük bir dayanışma içinde kendilerine verilen görevi en iyi şekilde yapmak için uğraştıklarını da hepimiz yakından izlemekteyiz. Bu birlik ve beraberlik içinde yapılan mücadelenin diğer önemli özelliği de burada görev yapan güvenlik güçlerinin tüm mensupları, asker sivil tüm mensupları, silahlı kuvvetler olarak, güvenlik güçleri olarak hiçbir mezhep, etnik ayrım yapmaksızın sivil ve masum vatandaşlarımızın can kaybına müsaade etmemek için büyük bir dikkat ve hassasiyetle çalışmaktadırlar.”