Etiket: Terörden

  • Kılıçdaroğlu: “Terörden en büyük zararı biz görüyoruz”

    Kartal’da düzenlenen ’Günümüz İslam Dünyasındaki Meseleler ve Çözüm Yolları’ Sempozyumuna katılan Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Bizler kendi sorunlarımızı ön yargılardan arınarak ve bir araya gelerek düşüncelerimizi özgürce ifade ederek güzel bir Türkiye inşa edebiliriz. Terörden en büyük zararı biz görüyoruz” dedi.

    Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kartal Belediyesi tarafından düzenlenen ’Günümüz İslam Dünyasındaki Meseleler ve Çözüm Yolları’ Sempozyumuna katıldı. Burada yaptığı konuşmada İslam Dünyası’ndaki sorunlara değinen Kılıçdaroğlu bu sorunlarının çözüm yolları ile ilgili önerilerde bulundu.

    “Demokrasisi gelişmiş ülkeler her zaman hızla büyüyen ülkelerdir”

    İslam Dünyası’nın sorunlarına değinen ve bu sorunları 15 başlıkta toplayan Kılıçdaroğlu, “Saydığım sorunların ana kaynağı nedir? Biz bu sorunları aşmak için neler yapmalıyız? 4 halkadan oluşan bir çözüm önerisi paketi sizlere sunacağım. Birinci halkamız demokratikleşmedir. Demokrasisi gelişmiş ülkeler her zaman hızla büyüyen ülkelerdir. Demokrasisi gelişmiş ülke ne demektir biliyor musunuz? Siyasetçinin halkına hesap verdiği ülke demektir. Yani vatandaştan toplanan vergilerin her kuruşunun hesabını veren devlet demektir. Yani kul hakkı yemeyen bir anlayışı siyaset kabul etmiş demektir. Bunu yapmak lazım. İkinci halkamız din ve vicdan özgürlüğüdür. Din ve vicdan özgürlüğünün güvencesi laikliktir. İnançlar konusunda tarafsızlığını koruyan bir devlet anlayışı. Üçüncü halkamız sosyal devlet. Sosyal devlet işsizlik ve yoksullukla mücadele eden devlettir. Yoksullukla mücadele ederken insan onurunu koruyan devlettir. Yani sağ elin verdiğini sol elin görmeyeceği bir anlayışın egemen olduğu devlettir sosyal devlet. Sosyal devlet aynı zamanda çocuklarımıza çağdaş eğitim vermeyi hedefleyen bir devlettir” dedi.

    “Soylu bir kavramdır adalet”

    “Döndüncü halkamız hukuk devleti, adalet İslam ve diğer tüm dinlerin temel taşı olarak kabul edilmektedir” diyen Kılıçdaroğlu, “Soylu bir kavramdır adalet. Adalet taşıdığı anlamı da aşan bir biçimde ilahi ve beşeri olarak eşitlik, dürüstlük, tarafsızlık, haksızlıkların son bulması doğrunun egemenliği olarak tanımlanır. Mülkün temeli adalettir. İslam dünyası acaba adalete ne kadar önem veriyor. İslam dünyasını yönetenler ne kadar adil ne kadar doğru? Üstünlerin değil hukukun üstünlüğünü savunan bir devlet anlayışı. Washingtonn Üniversitesi’nden Şerhazat Rahman ile Hüseyin Askeri’nin 2010 yılında yaptıkları bir çalışma var; İslam ülkeleri ne kadar İslami. 4 kriterden yola çıkarak hangi ülkelerin İslami kurallara en uygun şekilde yönetildiğini ortaya koyuyorlar. İlk otuzun içinde tek Müslüman ülke yok. Hollanda, Yeni Zellanda, Danimarka var; tamamı İslamiyet’in getirdiği temel kurallara uyan bir yönetim tarzıyla yönetiliyorlar. Peki o İslami kurallara biz neden uymuyoruz? Hangi gerekçeyle uymuyoruz biz o İslami kurallara? Müslümanız diyoruz. İslam’ın egemen olduğu bir coğrafyada yaşıyoruz. Neden koptuk o dünyadan. Az önce saydığım 4 halkayı yerine getirdiğimizde eminim biz İslami endekste çok daha yukarılara tırmanmış olacağız. 2010’daki İslami endekste Türkiye’nin yeri 103” ifadelerini kullandı.

    “İlahiyatçılarımız farklı bir şeyi dillendirmekten çekiniyorlar”

    Kılıçdaroğlu, konuşmasının devamında şu ifadelere yer verdi:

    “Demek ki demokrasimiz gelişmemiş, insan haklarına saygı duymuyoruz. Sosyal devlet ciddi yara almış durumda. Ahlaki temellerimizde ciddi bir sarsılma var. Kadını ikinci sınıf vatandaş görüyoruz. Bütün bunları aşmamız gerekiyor. Bizler kendi sorunlarımızı ön yargılardan arınarak ve bir araya gelerek düşüncelerimizi özgürce ifade ederek güzel bir Türkiye inşa edebiliriz. Terörden en büyük zararı biz görüyoruz. İnançlar en fazla Türkiye’de sömürü alanı haline dönüşüyor. Siyaset kurumu inançları acımasızca sömürüyor. İlahiyatçılarımız farklı bir şeyi dillendirmekten çekiniyorlar, endişe duyuyorlar; ya tepki gelirse diye. İşin özü şu; yeni düşünceler her zaman tepki çekmiştir. Ama tarih yeni düşünceleri her zaman doğrulamıştır.”

    Kartal Belediye Başkanı Altınok Öz, program sonunda Kılıçdaroğlu’na plaket takdim etti.

  • Terörden kaçan Diyarbakırlı iş adamı, 20 yıl sonra yatırım yapmaya döndü

    Güneydoğu’da 1990’lı yıllarda yaşanan olaylar yüzünden ailesi ile birlikte memleketi Diyarbakır’ı terk etmek durumunda kalan iş adamı Ersin Çiçek, 20 yıl sonra döndüğü kentte 5 tekstil projesi hayata geçirerek, ilk etapta yaklaşık 200 genci istihdam edecek. 20 yıllık birikimi memleketi için harcamaya hazır olduğunu belirten Çiçek, “Terör olayları bizi bu işten alıkoyamaz. Yolumuza durmadan devam edeceğiz. Diyarbakırlılar için elimizden geleni de yapacağız” dedi.

    Diyarbakırlı iş adamı Ersin Çiçek, bölgede 90’lı yıllarda yaşanan olaylar yüzünden ailesiyle birlikte memleketini terk ederek, İzmir’e yerleşti. Burada tekstil üzerine çalışan Çiçek, yaklaşık 15 yıl sonra İstanbul’da da bir iş yeri açarak, iki şehirde de üretim yapmaya başladı. 36 yaşındaki genç işadamı, 20 yıl sonra ise yatırım yapmak için memleketine dönmeye karar verdi. Diyarbakır için 5 proje hazırlayan Çiçek’in hedefi ilk etapta 200, 3 yıl içerisinde ise yaklaşık bin kişiyi istihdam etmek.

    Diyarbakır’dan çıktıktan sonra 15 yıl İzmir’de, 5 yıl da İstanbul’da kaldığını anlatan Çiçek, edindiği tecrübelerle memleketine yatırım yapacağını kaydetti. Gençleri uyuşturucudan uzak tutmak ve onlara istihdam alanları oluşturmak için kolları sıvadığını anlatan Çiçek, “Tekstil ve bunun yanındaki teknolojik konularda yer alan ciddi projeleri önümüzdeki günlerde aktif duruma getireceğiz. Devletin vermiş olduğu desteklerle birlikte genç nesle yönelik hizmetlerimize başlayacağız. İlk etapta 200, 3 yıllık süreçte ise bin kişiyi istihdam etmeyi düşünüyoruz. Projede öncelikli olarak gençler yer alacak. Genç kızlar ve erkekler. Yani daha doğrusu yeni nesiller. Öncelik temel eğitim ardından da 5 projede bin kişinin çalışacağı 20 yıllık birikimi harcamaya hazırız. Terör olayları bizi bu işten alıkoyamaz. Yolumuza durmadan devam edeceğiz. Diyarbakırlılar için elimizden geleni de yapacağız” dedi.

  • Terörden Boşalan Köyleri Ahıska Türkleri Canlandıracak

    Bursa’da yaşayan Ahıska Türklerinden 30 aile, devlet tarafından Bitlis’in Ahlat ilçesine yerleştirildi. Akrabalarından ayrılmanın hüznü ile ev ve iş sahibi olmanın sevincini aynı anda yaşayan Ahıska Türkleri, terörden boşalan köylerde tarımı canlandıracak.

    Devlet tarafından Bitlis’in Ahlat ilçesindeki yaptırılan TOKİ konutlarına yerleştirilen ve ev sahibi yapılan Ahıska Türkleri, mutluluk ve hüznü bir arada yaşadı. Bursa’da yaşayan 30 Ahıskalı aile, Ahlat’ta devlet tarafından yaptırılan TOKİ evlerine yerleştirilmek üzere yola çıktı. Aileler burada ev sahibi olurken, bu bölgede terörden dolayı boş kalan köylerde çiftçilik yaparak ekonomiye katkı sağlayacak. Uzun yıllar Bursa’da yaşayan Ahıskalılar, yolculuk öncesi duygulu anlar yaşadı. Aileler akrabalarından ayrılmanın üzüntüsünü yaşarken, göz yaşları içinde uzun uzun bir birlerine sarıldı. Meryem isimli çocuk ise arkadaşlarından ayrılacağı için babasına sarılarak uzun süre göz yaşı döktü.

    Dünya Ahıska Türkleri Birliği Bursa Şubesi Başkanı Paşa Alihan, “Bugün Ahıska Türkleri Bitlis’in Ahlat ilçesine göç ediyor. Çalışmaya, çiftçilik yapmaya gidiyorlar. O topraklara bereket getirmeye gidiyorlar. Devletimizin politikasını yüzde yüz destekleyerek Ahlat ilçesine gidiyoruz. Bursa’dan bugün 105 kişi Ahlat’a yola çıkıyor. Ahıskalılar terörden dolayı boşalan köylerde çiftçilik yapacak. Biz terörden korkmuyoruz. Biz oraya sayın cumhurbaşkanımızın talimatıyla gidiyoruz” dedi.

    Ahıskalılar, yeni ev ve iş imkanına kavuşacakları için mutlu olduklarını, ancak akrabalarından ayrıldıkları için de hüzünlü olduklarını dile getirdi. Ahıska Türkleri, devlete dua ederek yola çıktı.

  • Terörden Kaçan Çift, İşyerlerinin Açılışını Siyah Kurdeleyle Yaptı

    Terör olayları nedeniyle ilan edilen sokağa çıkma yasağı ve operasyonun sürdüğü Mardin’in Nusaybin ilçesinden Batman’a göç etmek zorunda kalan girişimci çift, burada yeni işyerlerinin açılışını siyah kurdele ile yaptı. Kurdeleyi, Nusaybin’den Batman’a göçen 24 anne kesti.

    Nusaybin’de, 32 yıldır güzellik merkezi işleten Cemal ve Türkan Bozkurt çifti, ilçedeki hendek ve barikatlar ile tuzaklanan patlayıcılar yüzünden ilan edilen sokağa çıkma yasağı ve operasyon nedeniyle Batman’a göç etmek durumunda kaldı. Çift, işyerlerini de Batman’a taşıdı. Çiftin yeni işyerinin açılışı bugün yapıldı. Ancak bilinenin aksine açılışta kırmızı değil, siyah kurdele kesildi. Kurdeleyi de, çift gibi terör yüzünden ilçeyi terk eden Nusaybinli 24 anne kesti.

    Terör nedeniyle ilçedeki 32 yıllık ekmek kapılarını kapattıklarını anlatan Cemal Bozkurt, kendi ülkelerinde göçmen olduklarını kaydetti. Batman’a yerleştiklerini ve bir rızık kapısı açmaya karar verdiklerini belirten Bozkurt, “Göç ettikten sonra maddi sıkıntılar yaşadık. Benim oğlum tıp okuyor, kızım Nusaybin’de lise okuyordu. Bir süre onlara bir kuruş bile yardım edemedim. ’Baba’ dediklerinde ağlıyordum. Bu durum bir babayı kahreder ve ölüme bile götürür. Psikolojimiz bozuldu. Geldik dostlarımız sayesinde, onların moral desteği ile burayı açtık. Umarız hayırlara vesile olur” dedi.

    “KURDELEYLE ACILARI PARÇALAMAK İSTEDİK”

    Acıları temsil ettiği gerekçesiyle işyerlerini siyah kurdele ile açtıklarını vurgulayan Bozkurt, “Keşke bütün anneleri çağırıp burayı açtırabilseydik. Yarın Anneler Günü, onun için o siyah kurdeleyi parçalayarak o acıyı parçalamalarını istedik” diye konuştu.

    Türkan Bozkurt da çok sıkıntı yaşadıklarını belirterek, “Nusaybin bizim doğup, büyüdüğümüz yer. Memleketimiz, vatanımız. Türkiye’nin hepsi bizim memleketimiz. Çok sıkıntılar yaşadık. Hepimizin acısı aynı. Ben kendi acımı söylediğim zaman dostumun acısını da paylaşıyorum. Şuan da hepimiz aynıyız” ifadelerinde bulundu.

  • Sur’da Terörden Sonra Hastalık Ve Yılan Korkusu Baş Gösterdi

    Diyarbakır’ın Sur ilçesinde terör olaylarının ardından baş gösteren hastalık ve yılan korkusu ilçe sakinlerinin kabusu haline geldi.

    13 Mart tarihinde operasyonların sona erdiği ve bazı mahallelerinde arama ve tarama faaliyetlerinin devam ettiği Diyarbakır’ın Sur ilçesinde enkaz altındaki ceset ve çöplerden geldiği tahmin edilen ağır kokunun yaz aylarının gelmesiyle birlikte artması ve bununla beraber çoğalan sivrisinekler nedeniyle ilçede oturan kadınları hastalık korkusu sardı. Hastalık korkusunun yanında harabeye dönen ilçede yıkık binalardan çıkan yılan ve akreplerin evlere kadar girmesi de kadınları tedirgin etmeye başladı. Yetkililerden yardım isteyen kadınlar bölgede temizlik ve ilaçlama yapılmasını istiyor. İlçedeki başıboş hayvanların da çoğalmaya başladığını ve çocukları için büyük tehlike arz ettiğini söyleyen kadınlar, özellikle başıboş köpeklerin barınaklara götürülmesini istedi.

    KADINLAR İLAÇLAMA VE TEMİZLİK ÇALIŞMASI YAPILMASINI İSTİYOR

    Cevatpaşa Mahallesi’nde oturan Güler Akyüz yetkililerden ilaçlama yapılmasını istediklerini belirterek, “Etrafımız hep berbat oldu. Bize bir çare bulsunlar. Yaklaşık 5-6 aydır yasaklar başladı başlayalı bu çöpler buradan hiç kalkmadı. Sivrisinekler, akrepler, yılanlar. Geçen sene 5 kişiyi akrep soktu burada. Çocuklarımız ishal olmaya başladı, ateşleri çıkıyor. Hep sivrisineklerden kaynaklanıyor. Buralarda ilaçlama fazla yapmıyorlar. Yetkililerden ilaçlama yapmalarını, çöpleri toplamalarını istiyoruz. Olur olmaz kokular da var burada. Önümüz yaz. Artık bize bir çare bulsunlar. Etrafımız çok fena olmuş. Artık yeter diyoruz” dedi.

    Yine Cevatpaşa Mahallesi’nde oturan, isminin yazılmasını ve görüntü alınmasını istemeyen H.S. isimli kadın da başıboş hayvanları ilçede istemediklerini söyledi. H.S., “10 gündür komşumuz evini farelerin pisliğinden temizleyemiyor. Küreklerle pisliğini attık. Artık siz düşünün. Biz bu hayvanlarla yaşamaya mecbur muyuz? Çocuklarımızı sivrisinekler, akrepler ısırıyor. Akreplerden olsun, yılan olsun her şey var burada. O gün burada iki tane yılan öldürdük. Bütün çocuklarımız dışarıda. Çocuklarımızı ısırabilirler. Çocuğum uykudan uyandı. Anne gözüm dedi. Baktım bir gözü şiş. Biz bu hayvanları istemiyoruz. Eşek olsun, at olsun, inek olsun, köpek olsun her şey var burada hepsi de böcek ve sivrisineklerle beraber. İlaçlanmasını istiyoruz. Yani bunların bitmesini istiyoruz. Kızım uykudan kalkmıştı gözü hep şişmişti. Her sabah kalkıyoruz. Bir yerleri şiş. Artık sabaha kadar biz nöbet tutuyoruz. Artık devletimize sesleniyoruz. Allah rızası için bir şey olsun. Gerçekten artık hayatımız hayat değil. Çekilmiyor. Benim çocuklarım tek değil. Burada bir sürü çocuk var. Onların da korkusu var. Cesetler de hemen yanı başımızda kokuyor. Orada var burada var. Rahatsız oluyoruz. Enkazları buradan alıp Dicle Üniversitesi’nin olduğu bölgeye döküyorlar. Oradaki kokular da buraya geliyor. İnek ölmüş, ahırcı götürüp başka yere atmıyor. Getirip buraya atıyor. Çocuklarımız da o çöpe yakınlar. Her türlü mikrobu kapıyorlar. Biz nereye gidelim” diye konuştu.

    Yılanların evlere kadar girdiğini söyleyen Hayriye Hınıslı ise, “15 gün önce çocuklar da evin içindeydi. Yılan evin içine girdi. Sivrisinekler de var. Gece yatamıyoruz. Bize yardımcı olsunlar. Yılan var her şey var burada. Buralar ilaçlansın. Bize yardım etsinler. Yaz da geliyor. Fare de var yılan da var her şey var. Ne desen var. Her taraf harabe o yüzden var bunlar” şeklinde konuştu.

    Sur’da 103 gün devam eden terör operasyonlarının ardından enkaz altındaki ceset kokuları ile hayvan leşlerinin kokusu bölgede yaşayan insanları rahatsız ediyor. Operasyonların başladığı günden itibaren ilçede çöplerin de toplanmadığını dile getiren mahalle sakinleri, belediye yetkililerinin bir an evvel çevrelerinde oluşan çöpleri toplaması konusunda uyardı.