Etiket: Tercih

  • Ramazan ayında iftar sonrası tatlı yerine çilek tercih ediliyor

    Bilecik’te pazar tezgahlarında yerini alan ve kilosu 6 TL’den satılan yerli çilek özellikle Ramazan sofraları için tercih ediliyor.

    Bilecik merkeze bağlı Yeniköy’de yetişen yerli çilekler pazar tezgahlarında yerini aldı. İftar sonrası vatandaşların tercih ettiği meyveler arasında çileğe ilgi büyük. Bilecik merkez Hürriyet Mahallesinde kurulan Kapalı Pazar’da çilek satıcılığı yapan Hüseyin Vural, Ramazan ayında işlerinin biraz düşük olduğunu anlatarak, “Bu bizim yerli çileğimiz ve tezgahlarda geçen haftadan bu yanan yer aldı. Kilosu şuan 6 TL satılıyor. Ramazan ayında iftar sonrası vatandaşların karpuzdan sonra tercih ettiğin bir meyve. Yerli çileğin kokusu, tadı diğer çileklere benzemez. Bu yüzde 100 yerli olunca tadı ve kokusu başka oluyor. Buradan bir hafta çilek alan insanlar haftaya gelip tekrar alıyorlar. Bir de yerli olması insanları daha çok mutlu ediyor. Onlar mutlu olunca biz de mutlu oluyoruz doğal olarak. İnsanlar iftar yaptıktan sonra tatlı ihtiyacını gidermek için çilek alıyorlar” dedi.

  • Tatlı üreticileri ceviz içi tercih ediyor

    Bitlis’in Ahlat ilçesinde ki tatlı üreticileri fıstık içi fiyatlarının yüksek olmasından dolayı tatlı çeşitlerinde ceviz kullanmayı tercih ediyor.

    İlçede ceviz ve fıstık içi satışı yapan aktar Cüneyt Ayazer şuanda ceviz içine artarak giden bir talep olduğunu belirterek, “Bu yıl ki fıstık içi fiyatlarında ki artıştan dolayı ceviz içine rağbet oluyor. Özellikle pastanecilerin geçim kaynağı olduğu için ceviz satışlarımızda da artış olduğu gözleniyor. Bizlerde ceviz fiyatlarını sabit tutmaya çalışıyoruz. Şuanda fıstık içinin kilogram fiyatı 120 TL ile 150 TL arasında değişmektedir. Ceviz içi ise 40 ile 55 TL arasında değişmektedir” dedi.

    İlçede ki tatlı pastanecilerden Safter Suyubol, son dönemlerde fıstık içi fiyatlarının oldukça pahalı olduğunu vurgulayarak, “Yükselen fıstık içi fiyatları biz tatlı üreticilerini ceviz içi ve fındık kullanmaya yöneltti. Tabi fıstıklı tatlılarımızda var ama hem fiyatı yüksek hem de az üretiliyor. Çünkü vatandaşta yüksek fiyatlardan dolayı fıstıklı tercih etmiyor. Bu nedenle yoğunluklu olarak cevizli ve fındıklı tatlı çeşitleri üretiyoruz” dedi.

  • Ramazan’dan en çok “güllaç” tercih ediliyor

    Afyonkarahisar’da Ramazan ayının gelmesiyle birlikte tatlıcılarda da tatlı telaşlar başladı. İftar sofralarından tatlıyı eksik etmeyen Afyonkarahisarlılar Ramazan’da özellikle düllacı tercih ediyor.

    Ramazan geldi ve bu ayda iftar sofralarında en çok ilgi gören yiyeceklerden birisi de tatlı oldu. Ekmek kadayıfı gibi ağır tatlıların tüketildiği Afyonkarahisar’da özellikle hafifliği ile bilenen güllaç en çok ilgi gören tatlılardan bir tanesi.

    Kentin en işlet caddelerinden Ambaryolunda uzun yıllardır tatlıcık yapan Salih Sayır, Ramazan ayında en çok güllacın rağbet gördüğünü belirterek insanların tatlısız bir iftar sofrası kurmadıklarının altını çizdi. Sayır, “Afyon özellikle tatlıya önem veren bir ilimiz. Bu nedenle özellikle iftarı tatlısız geçirmiyorlar. En çok güllaç tatlısı ilgi görüyor. Güllacı, meyveli, Antep fıstıklı, kaymaklı ve cevizli olarak satıyoruz. En çokta havaların sıcak olduğu dönemlerde meyveli güleç ilgi görüyor. Geçen yılla bu yıl arasında fiyat farkı yok. Bu yıl zam yapmadık. Geçen yılda 25 liraydı güllacın kilosu, bu yıl da 25 lira” diye konuştu.

    İftar için tatlı almaya gelen Muhammed Sazgün, tatlıların fiyatından çok lezzetine baktıklarına belirterek, “Tatlı fiyatları Ramazanda biraz artıyor, ancak uzun süre oruç olduğumuz için canımız hangi tatlıyı çekiyorsa alıyoruz. Ramazanda tatlı telaş dediğimiz iftar sofralarındaki telaşa birde tatlıyı ekleyip afiyetle yiyoruz. Hafif olmasından dolayı en çok güllacı tercih ediyoruz. Afyon’un olmazsa olması ekmek kadayıfı da sofralarımızda bunuyor elbet” diye konuştu.

  • YZO Başkanı Doğan: “Çiftçilerimiz buğdayda lisanslı depoları tercih etsin”

    Yüreğir ve Seyhan Ziraat Odaları, biçerdöver ile yapılacak buğday hasat ücretini tavsiye niteliğinde dekara 22 TL olarak belirledi.

    Yüreğir Ziraat Odası ve Seyhan Ziraat Odaları yöneticileri 2018 buğday hasat ücretini tespiti için bir araya geldi. Toplantıda geçen yıl dekara 19 TL olan biçerdöver hasat ücretinin artan maliyetler dolayısı ile bu yıl 22 TL’ye çıkartılmasına karar verildi.

    Hava sıcaklıklarının bu yıl mevsim normallerinin üzerinde seyrettiğini belirten Yüreğir Ziraat Odası (YZO) Başkanı Mehmet Akın Doğan, Çukurova’da geçen sezona göre bu yıl buğday hasadına bir hafta daha erken başlandığını söyledi. Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO)’nin 2018 dönemi için Anadolu beyaz ve kırmızı sert buğday fiyatını 1.050 lira olarak açıkladığını dile getiren Doğan, “Geçen yıl hasat döneminde serbest piyasada buğday fiyatı 1 lira 15 kuruştan alıcı bulmuştu. Bu yıl ise en iyi kaliteli buğday 95 kuruştan satılıyor. Üreticilerimizin mağdur olmamaları için ürünlerini TMO ile anlaşmalı lisanslı depolara götürmelerini öneriyoruz. TMO’nun lisanslı depolarını tercih eden çiftçilerimiz ürün tesliminden bir gün sonra paralarını bankadan teslim alabiliyor” dedi.

    Ton başına 25 TL nakliye desteği

    YZO Başkanı Doğan, TMO’nun lisanslı depolarına ürün döken üreticilere ton başına 25 TL nakliye desteği ödendiğini hatırlatarak, “Buğdayın lisanslı depolara teslimi esnasında da çiftçilerden ürünü analiz ücreti ve depo kirası da alınmıyor. Burada çiftçilerimizin bir hususa dikkat etmeleri gerekiyor. Buğdayını direkt TMO’ya götürenler 25 TL’lik nakliye imkanından yararlanamıyor ve buğday ücretleri de hesaplarına 10 gün sonra yatırılıyor. Lisanslı depolar devlet güvencesinde olduğu için güvenli kuruluşlardır. Üreticilerimiz buralara rahatlıkla ürünlerini verebilirler. Biz devletimizden buğdaya verilen 5 kuruşluk desteğin pamuk, soya ve ayçiçeğinde olduğu gibi artırılmasını istiyoruz” diye konuştu.

  • Elazığ’da “Yüzde Yüz Milli Düşünce, Yüzde Yüz Yerli Üretim, Doğru Tercih” paneli

    Elazığ’da “Yüzde Yüz Milli Düşünce, Yüzde Yüz Yerli Üretim, Doğru Tercih” paneli düzenlendi. Panelde Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanlarından İhsan Şener, dünya üzerinde mücadelenin ve savaşın ana unsurunun din olduğuna değinirken, Ayşe Türkmenoğlu ise Osmanlıyı bölüp parçalayan zihniyetin yeni Türkiye Cumhuriyetinin güçlenmesini hiç istemediğini söyledi.

    Milli Türk Talebe Birliği ve Türkiye Gençlik Kulüpleri tarafından Fırat Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Bahaeddin Öğel Konferans Salonunda “Yüzde Yüz Milli Düşünce, Yüzde Yüz Yerli Üretim, Doğru Tercih” paneli düzenlendi. Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanları Ayşe Türkmenoğlu ve İhsan Şener’le birlikte Türkiye Genç Kulüpleri Konfederasyonu Genel Başkanı Bilal Okudan konuşmacı olarak katıldı.

    Aslında bir bir el yordamıyla mayınlı alanda yürünüldüğünü belirten İhsan Şener, “İşin temelinde yatan asıl gerçek nedir ben kısaca bunu sizinle paylaşmak istiyorum. Ne yerlidir ne millidir ne tehlikelidir. Ne ötekidir ne bizimdir. Bunları ayırt etmek o kadar güç ki bir isim görürsünüz ismi Türkçedir, yerlidir kültürümüze aittir. Altını kazıdığınızda başka bir düşmanlık çıkar. Bir başka isim tesadüfen konulmuştur, yabancıdır. Ama altını kazıdığınızda sizi ayakta tutacak olan men direk gerçek sahibidir. Dünya üzerinde mücadelenin ve savaşın ana unsuru dindir. Bütün savaşlar yeryüzündeki bütün savaşların muharrik gücü dini tercihlerdir. Bunlara sos olarak ırklar, kültürler ve mezhepler eklenmiştir. Orta Doğuda neden bütün şimşekler bizim üzerimizedir” dedi.

    “Osmanlıyı parçalayan zihniyet, Türkiye’nin güçlenmesini hiç istemiyor”

    “Yerli ve milli deyince kendimiz üretelim, kendimiz yiyelim, kendimiz yapalım ama dışarıyla da ilişkiler kurmayalım” anlamına gelmediğini dile getiren Ayşe Türkmenoğlu ise, “Bu kesinlikle doğru değil. Türkiye’nin kendi iç dünyasına dönmesi değil aksine dünya ile rekabet ede bilecek bir hale gelmek için yarışmak ama bir noktada da dünyaya bağımlı kalmaktan kurtulmak, bağımlılığımızı azaltmak. 1930 yıllardan itibaren o dönem ki bizlerin hayırsever iş adamlarının memleket sevdalısı iş adamlarının yaptıklarını bazı silahlar üretiliyor. Birisi bildiğiniz gibi uçak fabrikası kurmuş. Çok önemli şeylere imza atmışlar ama bunlar sürdürüle bilir olmamış. Daha doğrusu oldurulmamış kapatılmış, kapattırılmış. Bir tanesi soba fabrikasına çevriliyor. Bizim bunlara ihtiyacımız olmadığından mı öyle yapıldı ya da bulunduğumuz coğrafyada hiç tehdit altında değiliz, Savaşmayacağız diye mi öyle yaptılar tabi değil. Çünkü Osmanlıyı bölüp parçalayan zihniyet yeni Türkiye Cumhuriyetinin güçlenmesini hiç istemiyor” ifadelerini kullandı.

    “Rekabet ederken sanayimizde de dışa bağımlı olmamamız lazım”

    Türkmenoğlu, “Şimdi biz neden yerli ve milli diyoruz. Dışa bağımlı olmayalım bir taraftan ekonomizmin güçlü olması gerekirken bizler dünyaya hitap edecek hale gelelim. Ekonomimiz güçlü olmalı ki Türkiye topraklarında gözü olanı püskürte bilelim. Şuanda bölgemizde yaşananları hepimiz görüyoruz. Tunus’ta başlatılan güya Arap baharında aslında kışı yaşattılar. Ve turnusol etkisi göstererek Türkiye’ye kadar gelmesi beklendi. Türkiye’deki bu demokratik düzeni bozmak Türkiye’deki toprak bütünlüğüne bir şekilde daha önceki düşündükleri büyük İsrail projesini hayata geçirmek için en büyük engel olan Türkiye ve Mısırdı. Mısırı zaten hallettiler Müslüman kardeşler lideri Mursi’yi oldu bittiye getirip hapse atılar. Şuanda emperyalist güçlerin her dediğini yapan bir diktatör Mısırda hakim. onu elde etikten sonra amaç aslında İran ve Türkiye’ydi. Ve şuanda Türkiye ve İran onların hedefinde, İran ve Türkiye büyük orta doğu projesini hayata geçirmek için engel olan iki ülke. Müslüman İran ve Türkiye. Rekabet ederken kendi sanayimizde de dışa bağımlı olmamamız lazım” diye konuştu.

    Türkiye’nin terörle mücadele ettiğine dikkat çeken Türkmenoğlu, “Türkiye’nin güneyinde bir terör koridoru oluşturulmaya çalışılıyor. Türkiye’nin toprak bütünlüğüne yönelik toprak tehdidi var. Türkiye vatandaşlarına karşı can ve mal güvenliğine karşı tehditler var. Biz parayla NATO ülkesi ülkeler tarafından silah almaya çalışıyoruz bize vermiyorlar. Güya Türkiye’de NATO üyesi NATO müttefiki ama NATO eliyle Türkiye’de sahnelenmeyen kötü sahne kalmadı gibi en son 15 Temmuz’u hep beraber yaşadık” şeklinde konuştu.

    Panelde Türkiye Genç Kulüpleri Konfederasyonu Genel Başkanı Bilal Okudan’da yerli üretim olmadığından yurt dışında üretilen markalara çok büyük miktarlarda sermaye harcandığını bunun önlenmesi için yerli üretime ve milli düşünceye önem verilmesi gerektiğini ifade etti.

    Çok sayıda davetlinin katıldığı program soru cevapla sona erdi.