Etiket: Terbiye

  • Naci Bostancı: “Finansal araçlarla Türkiye gibi ülkeleri terbiye etmek mümkün değildir”

    AK Parti Grup Başkanı Naci Bostancı, “Finansal araçlarla Türkiye gibi ülkeleri terbiye etmek, terbiye etme aracı olarak bir rezerv parayı belli bir noktada tutmak mümkün değildir” dedi.

    Partisinin 17. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla AK Parti Amasya İl Başkanlığının düzenlediği yemekte konuşan Naci Bostancı, “Finansal araçlarla Türkiye gibi ülkeleri terbiye etmek, terbiye etme aracı olarak bir rezerv parayı belli bir noktada tutmak mümkün değildir. Ekonomik paritelere bakarsak, Türkiye’nin ekonomik gerçekliğine bakarsak doların bugünkü TL olarak karşılığı 3.8, 3.9 liradır en fazla. Yani bir ülkenin ticari hacmini, bir ülkenin gayri safi milli hasılasını, bir ülkenin dünyayla kurmuş olduğu bağlantıları ve bu çerçevede yürüttüğü iktisadi üretim kapasitesini hesaba kattığınızda onun dış ödemelerde bir araç olarak kullandığı bu rezerv paranın TL cinsindeki karşılığı 3.8, 3.9’dur. En fazla 4 liradır” diye konuştu.

    Dünya finans sisteminde sermayenin kimsenin tekelinde olmadığını vurgulayan Bostancı, “Yeryüzünde çok miktarda sermaye var. Ve bunlar kârlı gördükleri alanlara hele ki gerçeklikten bu kadar kopmuş bir yükseltilmiş doları gördüklerinde onlar yeniden her şeyi asli, ekonomik gerçek değerlerine ulaşmasını sağlayacak tarzda mutlaka hareket ederler. Amerika dahil hiçbir ülke bir tadili mutlak sermaye hareketlerini bütünüyle yönlendirebilme kapasitesine sahip büyük ve güçlü bir ülke değildir. O yüzden bu girişimleri sonuç alınamayacak” şeklinde konuştu.

    Çok sayıda partilinin katıldığı yemekte Amasya Milletvekilleri Mustafa Levent Karahocagil ile Hasan Çilez, Amasya Belediye Başkanı Cafer Özdemir, eski Milletvekili Akif Gülle ve İl Başkanı Mehmet Ünek de konuşma yaptılar.

  • Mete Yarar: “Türkiye’yi parayla terbiye etmeye çalışıyorlar”

    SAMSUN (İHA) – Güvenlik Politikaları Uzmanı Mete Yarar, Samsun’da gerçekleştirdiği bir programda, “2003 yılında adamlar ne diyorlardı? ’Biz sizi parayla terbiye etmesini biliriz.’ Bugün de aynı şeyi yapıyorlar. Parayla Türkiye’yi terbiye etmeye çalışıyorlar” dedi.

    Samsun’da Atakum Belediyesi ve Aydınlar Ocağı tarafından, “Günümüz Güvenlik Stratejileri ve Türkiye’nin Güvenliği” programı düzenlendi. Programa konuşmacı olarak katılan Güvenlik Politikaları Uzmanı Mete Yarar, önemli bilgiler paylaştı. Türkiye’yi hiçbir şekilde bölemediklerini dile getiren Yarar, “Dış güçlerin tek bir silahı kaldı o da ekonomi. Bazı şeyler konuşuluyor. Bu ülke batar deniliyor ve o şeylere inanılıp arkasından da kendi ayağımıza sıkıyoruz. Yalanın nereden ve nasıl çıktığını biliyoruz. Şu bir gerçek. Sıkıntı var mı var. Ekonomik olarak da bir daralma var. Ama bu batacağımız anlamına mı geliyor. Hayır. Dünyada da bütün para birimleri değer kaybediyor. Ama kimseden ben ‘biz batıyoruz, bu memleketi terk edelim’ lafını duymadım. Bizim içimizdeki adamların bir kısmının bu şekilde ülkenin batacağından bahsetmesini siz ne şekilde anlarsınız, ben açık ve net söylüyorum. Bu asimetrik savaşın devamı. Adı net. Asimetrik savaşın 5 tane ana parametresi var. Bunlardan bir tanesi de ekonomik savaş. Çünkü çok rahatlıkla yaparsınız. Masada olmasa bile ekonomide kaybedip kaybetmeyeceğimizi göstereceğiz” diye konuştu.

    “Bu ülke kuşatılacak kadar dar bir alanda değil”

    Bir ülkenin uzun süre kuşatılamayacağına dikkat çeken Mete Yarar, “Bu ülke kuşatılacak kadar dar bir alanda değil. Bu ülkenin sınırını sorarsanız kimse tarif edemez. Bunu Amerikalısı da Çinlisi de Rus’u da söylüyor. Türkleri tarif edin diye soruluyor onlara, diyorlar ki Türklerin sınırlarını tarif edemem. Sayısını soruyorsun onu da söyleyemiyorlar. Türkler aynı zamanda Müslümanlığın en sevdiği millet diyorlar. İşgal edilemeyecek kadar büyük bir ülkeyiz. Yenilemeyecek kadar da güçlü bir ülkeyiz. Nerede kaybediyoruz? İş dövize geldiğinde kaybediyoruz. Büyüyoruz büyüyoruz bir döviz kuruyla bir kaybetmeye başlıyoruz bir tokat yiyoruz dövizden sonra aşağıya düşüyoruz. Buna büyüklerimiz çare bulmak zorunda. Fikren de biz bulmak zorundayız. Başka çaresi yok. Hatırlarsanız 2003 yılında adamlar ne diyorlardı? ’Biz sizi terbiye etmeyi biliyoruz.’ Neyle terbiye etmeyi biliyorlar, tabii parayla. Bugün de aynı şeyi yapıyorlar. Parayla Türkiye’yi terbiye etmeye çalışıyorlar” şeklinde konuştu.

  • Milli Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu Başkanı Alpaslan Durmuş;

    Milli Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu Başkanı Alpaslan Durmuş, “TEOG gibi bir takım sınavların yani sonuç değerlendirme sınavlarının öğrenciler bir yere sokmak veya bir yerden atmak noktasında iş gören ve bunun dışında hiç bir şeye yaramayan sınavların toptan kaldırılmasını sağlamamız lazım” dedi.

    Zonguldak’ta Şehit Prof. Dr. İlhan Varan Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi Konferans Salonunda okul müdürlerine hitap eden Durmuş yenilenen müfredat ve sınav sistemi hakkında bilgiler verdi. Durmuş, çocukları sınav odaklı oryantasyonlardan kurtarmak istediklerini ifade ederek, “Okullar kapandıktan sonra idareci arkadaşlarıma öğrenci telafi ve oryantasyon çalışmalarıyla alakalı olarak haziran ayının başında elinize bir yazı gelmiş olacak. O yazıda da öğrencilerimizin yeni programlara geçtiğimiz zaman hangi eksikleri kalacak ve bu eksiklikleri nasıl telafi edeceğiz bundan bahsedeceğiz. Bir örneğini vereyim daha önce bizde onuncu sınıfta felsefe dersi yoktu. Şuanda biz onuncu sınıfa da felsefe koyduk. Bu sene onuncu sınıfı okumuş olan çocuklar felsefe okumadan gelecek sene 11 sınıfa gelmiş olacaklar bu çocuk felsefede ne yapacak. Sorunun çözümünü sınavdan sonraki hafta size gelen yazıda öğreneceksiniz. Bu yazıyı şimdi neden göndermiyoruz. Öğrenciler bu sene sınava girecekleri için kafaları karışacaktır. Biz o yazıyı gönderdiğimiz andan itibaren basın yayın organlarında sınavda bundan damı mesul olacaklar diyecekler. Böyle bir şey denmesini istemiyoruz. Çocukların bu anlamda hep böyle sınava odaklı oryantasyonları var. Böyle bir şeyden çocuklarımızı kurtarmak istiyoruz artık. Zaten onun için TEOG hakkında yeni bir düzenleme yaptık. Esas ümidimiz TEOG gibi bir takım sınavların yani sonuç değerlendirme sınavlarının öğrenciler bir yere sokmak veya bir yerden atmak noktasında iş gören ve bunun dışında hiçbir şeye yaramayan sınavların toptan kaldırılmasını sağlamamız lazım” dedi.

    “Öğrencilere nerelerde soru çıkacağının listesini göndereceğiz”

    Sınav hazırlık kitaplarında çocuklara acayip bir şekilde gol atıldığını ifade eden Durmuş, “Çocuklarımızın bu konuda kafalarının karışmasını istemiyoruz. En geç bu hafta ÖSYM başkanı ile oturup çalıştık. Öğrencilere nerelerde soru çıkacağının listesini de göndereceğiz. Şaka değil kazanım listesini göndereceğiz. Çünkü arkadaşlar bu sınav hazırlık kitaplarında çocuklarımıza acayip bir şekilde gol atılıyor. Nedir o gol lüzumsuzluk. Biz bir sadeleştirme yapmaya çalışıyoruz bizim bu sadeleştirmemizi sınav yayıncıları, sınav odaklı düşünen öğretmenlerimiz, sınav odaklı düşünen kurumlar ve sınav düzenleyen kurumlar sabote ediyorlar. Niye ben çocuğa bilgi, beceri ve davranış kazandırmaya çalışıyorum. Sınavda neyi ölçüyorum. Sadece bilgiyi ölçüyorum. Beceri ve davranışı ölçemiyorum. Peki ölçmeyi niçin yapmalıyım. Ben bir çocuğa neyi öğretemedim. Onu ölçmek için yapmalıyım ki ona o telafi eğitimini verebileyim. Peki Türk eğitim sistemi içinde öğrenemeyen, öğretemeden atlamış olarak giden öğrenciye bir telafi mekanizmamız var mı? Yok” şeklinde konuştu.

    “2-3 yıl içinde üniversite sınavı kalkar diye ümit ediyorum”

    2-3 yıl içinde üniversite sınavının kalkacağını ümit ettiğini söyleyen Durmuş, “Geçiş sınav sistemi dediğimiz sistemi yeniden yapılandırdık. İlkokul 1,2,3’de zaten sınav yoktu biliyorsunuz. Bazı sınıf öğretmenlerimiz sınav yapıyor olsalar bile çocuklara test çözdürüyor olsalar bile Allah onları affetsin. Biz bunu zinhar ve keskin bir dille kaldırdığımızı ilan ettik. Gelecek sezon 1-2-3 ve 4’de sınav olmayacak, olmamalıdır da zaten. Öğretmenimiz birçok yerde 30’dan az sınıflarda muhatap olamayan yerlerde gerekli telafileri yapmak suretiyle bunu yapacak. Dolayısıyla 1-2-3 ve 4’de ölçe değerlendirme sınav sistemi ile alakalı meseleyi olamamakla suretle kesin çözdük. Ortaokulda da bu sene TEOG’da yeni bir sistem uygulamakla birlikte sınavı kaldırdık. Yani yüzde 10’luk okul beni ilgilendirmiyor. Şu anlamda ilgilendirmiyor geride kalan yüzde 90’da benim öğrencilerimin yüzde 90’ı var zaten orada daha büyük bir kitleye hizmet etmiş durumdayım. Sınavsız bir şekilde artık liseye aktaracak duruma geldik. Geriye kalan yüzde 10’la ilgili sorunumuzu da ki o sınav benim gözüm bir sorundur hala o sorunu da en yakın zamanda çözmek suretiyle onu da halledeceğiz. Ondan sonra gelecek üniversite sınavına nasipse 2-3 yıl içinde üniversite sınavı kalkar diye ümit ediyorum. Çünkü bizim şuan da zaten talepten fazla arzımız var. Yani diyelim biz bu sene 1 milyon 250 bin öğrenci mezun ettiysek o öğrencilerin tamamı bile girse üniversiteye bunu karşılayabilecek miktarda okulumuz var. Sorun burada sadece matematikçilere düşüyor. Matematikçilerin yapması gereken şey bir dağılım sorunu bir oyun teorini uygulamak suretle çözecekler. Biz ne garip insanlarız ya çocuklara ne yapıyoruz şimdi inovasyon eğitimi veriyoruz yani yenilikçilik eğitimi biz kendimiz yenilikçi değiliz ki biz dağılım problemini çözmemişiz akıllı ol, yaratıcı ol diyoruz” şeklinde konuştu.

  • Talim Terbiye Kurulu Başkanı Durmuş: “FETÖ kaynak kitaplardan 8,5 milyar TL kazandı”

    Talim Terbiye Kurulu Başkanı Alparslan Durmuş, FETÖ’ye ait yayın evlerinin 2014 yılında piyasaya sürdüğü 850 milyon adet test ve kaynak kitabından 8,5 milyar TL kazandığını iddia etti.

    Balıkesir’in Bandırma ilçesindeki Barış Manço Kültür Merkezi’nde öğretmenlerle müfredattaki yenilikler konusunda toplantı yapan Talim Terbiye Kurulu Başkanı Alparslan Durmuş, 2018-2019 eğitim öğretim döneminde yenilenecek müfredat hakkında devam eden çalışmaları ve bu çalışmaların dayandırıldığı temelden bahsetti. Durmuş, “Bin 522 tane kitap var. Bu kitaplar Talim Terbiye Kurulu’ndan onay almış kitaplar. Bunların tarihe gömülmesi lazım. Mesela öğretmenlerimize yönelik hakaretamiz bir anlayış var. ’Milli Eğitim’in öğretmenleri işe yaramaz öğretemiyorlar. Milli Eğitimin ders programları çok kötü, işe yaramaz. Milli Eğitim’in ders kitapları işe yaramaz. O zaman gelin bizim dershanemize, gelin bizim ders kitaplarımıza.’ FETÖ’cülerin yaklaşımları cümleleri kabaca bu değil miydi? İyi de Allah’ın vicdansızı, vicdansız herif. Benim öğretmen arkadaşlarım kötü ise bu çocukları sen nasıl kazandırıyorsun? Onların 12 yıl boyunca pışpışladıkları büyüttükleri çocukları sen 8 ayda yukarıdan aşağıya nasıl bir sistemle başarıya eriştiriyorsun? Ama adamlar bu sözleri söylüyorlardı. Bunlar üzerinden de hem dershanelerine öğrenci kazanıyorlardı, hem de bir takım velilerden bununla alakalı maddi destek sağlamayı becerdiklerini görüyorduk. Onun için öğretmenlerimize yönelik bu anlayışın değişmesi lazım” dedi.

    “Sınava hazırlık kitapları FETÖ’nün en büyük finans kaynağıydı”

    Talim Terbiye Kurulu Başkanı Alparslan Durmuş Milli Eğitim Bakanlığı’nca öğrencilere dağıtılan ders kitapları haricinde test kitabı, kaynak kitap veya sınava hazırlık kitabı gibi ek kitapların kullanılmaması gerektiğini belirterek, “Ders kitapları müfredata göre değerlendiriliyor. Ders kitabı müfredatın altında veya üstünde bir seviyedeyse eğer kurul diyor ki yayıncıya bu kitaptaki eksikleri gider, ya da fazlalıkları çıkar. Öğretmen, Ölçme Değerlendirme, ders kitabı programla hiza tutuyor.. Ondan sonra adam diyor ki bizim kitabımızı alırsan başarırsın, yoksa başaramazsın. Size mantıklı geliyor mu? Dolayısıyla test kitapları, kaynak kitap dediklerinin hepsini çöpe atın! Hiçbirini kullanmayın! Çünkü bu test kitapları, sınava hazırlık kitapları dediğimiz kitaplar FETÖ’nün en büyük finans kaynağıydı. Şu anda kimin finans kaynağı bilmiyoruz. Ama böyle bir finansa ihtiyaç yok. Ders programı ile çerçevelenmiş bir ders kitabı var, ders kitabı ile çerçevelenmiş ve ders programı ile çerçevelenmiş bir sınav var. Kaldı ki biz sınavı da şu anda yüzde 90 öğrencimiz için kaldırmış durumdayız. Malumunuz yüzde 10 öğrencinin girebileceği kapasitede bir sınav sistemi var. Onun dışında öğrencilerin tamamı sınavsız yerleşecek. Bırakın sınavı artık sınavdan kurtulun. Bu sene bizim 1 milyon 256 bin öğrencimizin bir üst sınıfa geçmesi gerekiyor. Bunun tahminen 600 bin civarı sınava girebilir. Ama gelecek sene 120 bin kontenjan için en fazla 250 bin öğrenci sınava girecektir. Belki gelecek sene o 120 bin kontenjan için de o sınavı kaldırırız. Bu konularda bu adamlara hiçbir şekilde prim vermemek lazım. Bu test kitapları, kaynak kitaplar çocuklarımız için lüzumsuz yük” şeklinde konuştu.

    “FETÖ kaynak kitaplardan 8,5 milyar TL kazandı”

    Talim Terbiye Kurulu Başkanı Alparslan Durmuş, FETÖ’nün en büyük gelir kaynağının sınava hazırlık ve test kitapları olduğunu belirterek, sadece 2014 yılında bu gelirin 8,5 milyar TL olduğunu vurguladı. Durmuş, “2014’ün başında FETÖ’cü yayın evlerinin sattığı 48 sayfanın üzerindeki toplam kitap sayısı 850 milyon adet. 48 sayfanın altındaki kitapları ve yaprak testleri saymıyorum. Onlar bandrol almadıkları için o rakamları bilmiyoruz. 48 sayfanın üzerinde olup da bu adamların test kitabı, kaynak kitap diye yayınladıkları kitap adedi 850 milyon. Tanesini 10 TL olarak düşünürsek, 8,5 milyar TL yapar. 2014 yılında Milli Eğitim Bakanlığı’nın 18 milyon öğrenciye dağıttığı ders kitaplarının toplam bedeli 284 milyon TL idi. 284 milyon lira ile ortalama çocuk başına 11 kitap dağıttık. Bu adamlar 850 milyon adet kitap piyasaya satmışlar. 10 TL’den tanesini ortalama hesap etseniz 8,5 milyar TL. Hadi 5 TL’den hesap etseniz 4 milyar 250 milyon TL” şeklinde konuştu.

  • Kiraz Yetiştiriciliğinde Yeni Terbiye Sistemi

    ’Türkiye’de Kirazlarda Yeni Terbiye Sistemlerinin Uygulanabilirliği’ projesini yürüten Ondokuz Mayıs Üniversitesi(OMÜ) Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüsnü Demirsoy, bu uygulamayla kirazda az işçilikle, daha fazla verimin alınabileceğini söyledi.

    2013 yılı itibariyle TÜBİTAK destekli, ’Türkiye’de Kirazlarda Yeni Terbiye Sistemlerinin Uygulanabilirliği’ projesine başladıklarını ifade eden Demirsoy, “Böyle bir proje Türkiye’de ilk defa yapılıyor. Bu projede, 5 farklı terbiye sisteminin kirazlarda Türkiye’de uygulanabilirliğini belirlemeye çalışıyoruz. Bahçemizi, OMÜ Tarımsal Uygulama Araştırma Merkezi’nin Bafra’daki bahçesinde kurduk. Orada değişik sistemleri deniyoruz. Bu değişik sistemleri de normal kiraz da dikim aralığı 8×8 metre, 7×8 metre iken biz bunu 3,5×1,5 metreye düşürdük. Hatta denememizin bir bölümde ise 3,5×0,75 santim gibi daha sık bir yöntem uyguluyoruz. Burada ülkemizin en önemli kiraz çeşidi sıfır 0900 kiraz çeşidini kullanıyoruz. Anaç olarak ise yarı bodur ve bodur anaçları kullanıyoruz. Bu projeyi 2017 itibariyle bitirmeyi hedefliyoruz” dedi.

    “SONRAKİ ÇALIŞMALARIMIZ ÖRTÜ ALTINDA KİRAZ YETİŞTİRİCİLİĞİ ÜZERİNE OLACAK”

    Çalışma sonucunda Türkiye’de kiraz bahçelerinde sık dikim yetiştiriciliği yapılabilme imkanının sağlanacağını belirten Demirsoy, “Bu çalışma hem ülkemiz hem bizim açımızdan çok önemli. Amacımız; kirazın normal 7-8 yılda olacak verimini 3’inci-4’üncü yıla çekerek erken verimi sağlamak. Birim alandan kısa zamanda daha fazla verim elde etmek. Kiraz yetiştiriciliğinde kolay hasat ve işçiliği sağlamak. Dünyada yapılan çalışmalar kirazlardaki maliyetin yüzde 60’ının sadece hasat işçiliğinden kaynaklandığını ortaya koyuyor. Eğer biz işçiliği azaltacaksak merdiven kullanmadan işçilik yapmamız lazım. İnsanın boyuyla, eğilip kalkmasıyla, eliyle uzanarak meyveleri toplayacağı ağaçlar yetiştirmek bizim temel amacımız. Böyle yaptığımızda bahçedeki ilaçlama, sulama, gübreleme, budama ve hasat gibi işlemler de çok kolay hale gelecek. Mekanik hasadın önü açılacaktır. Çiftçiler daha verimli iş yapmış olacak. Bir günde toplanan kiraz miktarı daha fazla olacak. Dolayısıyla erken meyveye yatma sağlanmış olacak. İşçilik azaltılmış olacak. Belki makineli tarıma geçmek için ön işlemler halledilmiş olacak. Birim alandan daha fazla verim elde edilerek sık dikim yapılacak. Bu projenin en büyük getirilerinden biri de biz ağaç boylarını 2,5 metre de tutmak istediğimiz için örtü altı kiraz yetiştiriciliğine geçmenin de ön koşullarından biri olan sık dikim terbiye yöntemlerini uygulayabilmek. Bundan sonra yapacağımız çalışmalarda muhtemelen örtü altında kiraz yetiştiriciliği üzerine olacak. Ama önemli olan önce bu terbiye sistemlerini uygulamak” diye konuştu.