Etiket: Terapide

  • ‘Nöral terapide vücudun kendini yenileme sistemi devreye girer’

    Nöral terapinin hangi durumlarda kullanıldığını ve nasıl bir uygulama yöntemi olduğunu anlatan Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Feride Ekimler Süslü, “Nöral terapide ağrıya neden olan faktörler ortadan kaldırıldığı için vücudun kendini yenileme sistemi devreye girer. Böylelikle fonksiyonlarda düzelme ve normale dönme sağlanır” dedi.

    Sinir, kas ve iskelet sisteminde pek çok nedene bağlı olarak meydana gelen bozukluklar, yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilecek ağrılara yol açabiliyor. Son zamanlarda kronikleşen ağrılar için uygulanan ’nöral terapi’, tamamlayıcı bir tıp dalı olarak Türkiye’de de giderek önem kazanıyor.

    Enjeksiyon yöntemiyle lokal anestezi uygulanarak otonom sinir sistemini etkilemek ve bu sayede vücudun kendini iyileştirme fonksiyonunu devreye sokmak anlamına gelen nöral terapi birçok hastalıkta kullanılabiliyor. Memorial Antalya Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Uzman Dr. Feride Ekimler Süslü, nöral terapinin uygulama alanları hakkında bilgi verdi.

    Yaşam boyunca geçirilen kazaların, enfeksiyonların, ameliyatların, fiziksel ve psikolojik travmalar gibi dışarıdan gelen tüm uyarıların otonom sinir sistemine kaydedildiğini ifade eden Süslü, kaydedilen bu uyarıların vücudu bir ağ gibi saran otonom sinir sisteminde elektriksel hasarlar oluşturduğunu söyledi.

    “Kronik ağrılar ortaya çıkar”

    Zaman içinde vücutta kronik ağrıların ortaya çıktığını belirten Süslü, “Bu ağrılar için uygulanan nöral terapi ile sinir sistemindeki iletim bozukluğunun elektriksel aktivitesi yükseltilir ve biyoelektriksel olarak iyileşme sağlanması hedeflenir” dedi.

    “Yenileme sistemi devreye girer”

    Nöral terapinin, lokal anestezik madde kullanılarak yapılan düzenleme tedavisi olduğunu vurgulayan Uzman Dr. Feride Ekimler Süslü şu ifadeleri kullandı:

    “Nöral terapide kesinlikle kortizonlu ilaçlar kullanılmaz. Amaç çeşitli alanlarda bozulmuş olan yapıların normale döndürülmesidir ve uzun süreli iyileşme sağlanır. Nöral terapide ağrıya neden olan faktörler ortadan kaldırıldığı için vücudun kendini yenileme sistemi devreye girer. Böylelikle fonksiyonlarda düzelme ve normale dönme sağlanır. Tedavi seanslar halinde yapılmaktadır. Haftada 1-2 seans uygulanabilir. Her iki seans arasında en az 3 gün olmalıdır. Ancak aralıklı olarak da yapılabilir. Tedavi hastaya göre değişmektedir.”

    Nöral terapinin iyi geldiği rahatsızlıklar

    Nöral terapinin iyi geldiği rahatsızlıklara da değinen Süslü, herhangi bir yan etkisi bulunmayan ve ilaç kullanımı gerektirmeyen bir yöntem olduğunu dile getirdi. Süslü, “Baş ağrıları, bölgesel kas-iskelet sistemi ağrısı, fibromiyalji sendromu, kronik pelvik ağrısı, bel-boyun-sırt ağrısı ve fıtıkları, omurga kireçlenmeleri, kronik iltihaplanmalar, karpal tunel sendromu, dirseklerde meydana gelen kronik ağrılar, diz ve omuz ağrısı, tendinit, spor yaralanmaları gibi rahatsızlıklara iyi geliyor” dedi.

    “Küçük insülin iğne uçları kullanılmaktadır”

    Nöral terapinin, refleks tedavileri içinde en etkin sonuçları olan bir regülasyon tedavisi olduğunu kaydeden Dr. Süslü, “Hastalığın nasıl, ne zaman ve neden sonra ortaya çıktığı tanı açısından çok önemlidir. Nöral terapi iki temel mekanizma ile çalışmaktadır. Birincisinde rahatsızlığın uzandığı omurga bölümüne yapılan anestezik madde enjeksiyonu esastır. İkincisi ise rahatsızlık olan bölgeye yapılan enjeksiyondur. Nöral terapide lokal anestezik uygulamalar; cilt altı, kas dokusu, vücuttaki yara ve ameliyat izleri, eklem içi ve ağrılı noktalara yapılır. Enjeksyonlar sinir içerisine yapılmaz. Uygulamalarda genellikle ince, küçük insülin iğne uçları kullanılmaktadır.” şeklinde konuştu.

    Bu rahatsızlıklarda nöral terapiye dikkat

    Nöral terapinin uygulanmaması gereken durumları açıklayan Süslü şöyle konuştu:

    “Myastenia gravis, Parkinson ve multiple skleroz hastaları, kalp yetmezliği, II. ve III. derece AV kalp bloğu olan hastalar, pıhtılaşma bozukluğu olan hastalar, maling hastalığı olanlar, ruhsal hastalığı olanlar, akut cerrahi endikasyonu olanlar, aspirin gibi kan sulandırıcı ilaç kullananlar ( İlaç1 hafta süre ile bıraktırıldıktan sonra nöralterapi uygulanabilir), troid için atom tedavisi alan hastalarda 6 ay, troid sintigrafisi çektiren hastalarda da 1.5 aydan önce uygulanmamalıdır.”

  • DÜ’de “Bilişsel Davranışçı Terapide Güncel Yaklaşımlar” anlatıldı

    Düzce Üniversitesi Bağımlılıkla Mücadele Uygulama ve Araştırma Merkezi (DÜBAM) tarafından düzenlenen “Bilişsel Davranışçı Terapide Güncel Yaklaşımlar” başlıklı etkinlikte Psikiyatr Dr. Berk Murat Ergün, bilgi ve deneyimlerini katılımcılarla paylaştı.

    İstiklal Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen programa; DÜBAM Müdürü Öğr. Gör. Dilek Akkuş, DÜBAM Müdür Yardımcısı Öğretim Görevlisi Oğuzhan Kendirli, Düzce Belediyesi Meclis Üyesi Gönül Asuk, Yeşildüzce Özel Eğitim Uygulama Merkezi Müdürü Dilek Kar, Bağımlılıkla Mücadele Koordinasyon ve İlk Adım Merkezi çalışanları, öğretim elemanları ve öğrenciler katılım gösterdi.

    Gerçekleştirilen saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın ardından sunumunu yapmak için kürsüye davet edilen Kognitif Davranış Terapileri Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Psikiyatr Dr. Berk Murat Ergün, hastalara uygulanacak terapi yöntemlerinden bahsederek, onlarla kurulacak iletişim ve etkileşimin önemine değindi. Psikiyatrların hastalarına öğrettikleri bilgileri yaşamsal olarak deneyimlemesi gerektiğini vurgulayan Dr. Berk Murat Ergün; davranışsal tedaviler, bilişsel terapiler, üçüncü dalga terapiler, farkındalık ve kabul kavramları, farkındalık temelli kognitif terapi, kabul ve kararlılık terapisi gibi konular hakkında katılımcıları bilgilendirdi.

    Bütün terapi yöntemlerinde davranışlara odaklandığını belirten misafir konuşmacı, önemli olanın hastayı bir davranışın içine sokmak olduğunu ifade etti. Hayatın diyalektiğinin belirsizlik üzerine kurulduğuna ve bazı belirsizliklerin giderilemeyeceğine işaret eden Ergün, dünyada var olan her şeyin karşıtlıklarıyla birlikte varlığını sürdürebildiğini söyledi.

    Bir gün içerisinde birçok uyarılara maruz kalındığını dile getiren Berk Murat Ergün, “Bu uyarılara karşı bazı alışkanlıklar ediniriz. Edindiğimiz bu alışkanlıklar da bizi yönlendirmeye başlar. Biz buna otomatik pilot diyoruz. Artık hayatımızı biz yönlendirmiyoruzdur. Psikiyatr olarak bizler burada devreye girerek kişilerin farkındalıklarını oluşturmaya çalışıyoruz ve gelişen olaylara karşı kişilerin bilinçli bir davranış sergilemesini istiyoruz.” şeklinde konuştu.

    Program sonunda yaptığı başarılı çalışmalar ve sunumu için Psikiyatr Dr. Berk Murat Ergün’e DÜBAM Müdürü Öğr. Gör. Dilek Akkuş tarafından teşekkür belgesi takdim edildi.

  • Şampiyon Atlar, Hayatlarının Son Deminde Terapide Kullanılıyor

    Bir zamanların şampiyonu olan atlar hayatlarının son demlerinde, Gaziantep’te hem bedensel engelli hem de zihinsel engellilerin terapisinde kullanılıyor.

    Türkiye Binicilik Federasyonuna bağlı olarak, faaliyet gösteren Gaziantep Atlı Spor Kulübündeki bir zamanların şampiyon atları, hayatlarının son demlerinde ise bedensel, zihinsel engelliler engelliler ve psikolojik hastalığı bulunan vatandaşların terapisinde kullanılıyor.

    Uzman ve eğitimli biniciler kontrolünde atlara binen engellilere, kaslarında rahatlama, gelişme, daha dik durma gibi konularda yöntemler uygulanıyor. Şampiyon atlarla gezen ve bu atlarla duygusal iletişim kuran zihinsel engellilerin de üzerinde psikolojik ve ruhsal anlamda olumlu sonuçlar elde ediliyor. Uygulanan kür ve terapilerden elde edilen sonuçlar ile ilgili bilgi veren Gaziantep Atlı Spor Kulübü İşletme Sorumlusu ve Veteriner Hekim Serhat Erdural, öğrenme problemi olan bir kişinin sürekli Atlı Spor kulübüne gelerek, uygulanan atla gezi seansları ile ata binmeyi atların isimlerini öğrenmeye başladığını ifade etti. Benzer örneklere sık sık rastladıklarını anlatan Hekim Erdural, Türkiye Binicilik Federasyonu tarafından gönderilen eğitmenlerin verdiği dersler ve kullandığı hipoterapi yöntemiyle uygulanan tedavide çok ciddi olumlu sonuçlar ortaya çıktığını ifade etti. Erdural, “Atla tedavi diğer adı ise hipoterapidir. Bu dünyada kabul edilmiş bir tedavi yoludur. Bizde burada uyguluyoruz. Bununla ilgili defalarca eğitime gittik.Buraya, Türkiye binicilik Federasyonu tarafından eğitmenler gönderildi. Onlardan ciddi eğitimler aldık. Bununla ilgili çok pozitif sonuçlar alıyoruz. Gerek bedensel engelli, gerekse zihinsel engelli arkadaşlarımızın alternatif tedavilerinde, atla biniş terapileri, çok önemli bir yöntemdir. Hem bedensel engelli arkadaşlarımızda, hem de zihinsel engelli, psikolojik sorunları olanı hiperaktivite problemi olan arkadaşlarımızda çok ciddi rahatlamalar ve güzel sonuçlar aldık. Mesela, mental problemlerde hiç öğrenme yeteneği olmayan burada hepimizin ve atlarımızın ismini öğrendi bu ilk defa olmuştu. Ailesi de çok şaşırdı, bizde çok şaşırdık. O arkadaşımızın öğrenme yeteneğinin olmadığı söyleniliyordu. Ama, atın faydasıyla bu arkadaş, küçük bir arkadaşımız bunu çözdük ve bunu çözünce çok mutlu olduk. Bedensel problemleri olan arkadaşlarımızda, hiç kasları olmayan öğrencilerimiz de kaslarında gelişme dik durma gibi gelişimlerini olduğunu görmeye başladık. Yine kasları spastik olan arkadaşlarımızda rahatlama, duruşlarında düzelme görmeye başladık. Bu teferruatlı bir olay ama, pozitif birçok sonucunu gördük” dedi.

    HER BİRİ ŞAMPİYON

    Terapilerde yaşlı atların tercih ettiklerini anlatan Erdural, bu yaşlı atların her birinin birer şampiyon olduğunu ifade etti. Hepsinin soylu atlar olduğunu vurgulayan Erdural, “Biz spor kulübüyüz ve genelde burada sakin ve yaşlı atlar tercih ediyoruz. Hep at binmeyi hiç bilmeyen, yeni öğrenen insanlar öğretiyoruz. Binişlerin daha sakin olması gerekiyor. Bu atların her biri soylu atlar. Hemen hepsinin katıldığı yarışmalarda şampiyonlukları ve başarıları bulunuluyor. Oldukça gösterişli ve iyi bakım yapılan atlardır” dedi.

    YENİ BİNİCİLER YETİŞTİRİYORLAR

    Erdural, şampiyon atların sadece engelli terapisinde kullanılmadığını söylerken, bu atların aynı zamanda yeni biniciler yetiştirdiklerini kaydetti. Türkiye Binicilik Federasyonuna bağlı bir binicilik spor kulübü olduklarını belirten Serhat Erdural, “Türkiye Binicilik Federasyonuna bağlı lisanlı sporcular yetiştiriyoruz. Bu öğrencilerimizi, Türkiye’de düzenlenen, yarışmalara ve binicilik müsabakalarına götürüyoruz. Bu alanda çok iyi derecelerimiz var. Birçok birincilik kupamız var” diye konuştu.

    ÇOCUKLAR İÇİN MİDİLLİ ATI

    Erdural ise çocuk hastalar ve küçük yaşta sporcular için ise ise Midilli olarak adlandırılan Şetlant Pony ırkı atların kullanıldığını kaydetti. Erdural, “Bu atlarımızın bir kısmı ponilerdir. Poni atlarını çocukların eğitiminde kullanıyoruz. Poni dediğimiz atlarımızın sırt yükseklikleri 1 metre 48 santimetreden küçük olan atlarımızdır. Bunlar binicilik federasyonunda ayrı sınıflandırılıyor. Yarışmalarda ’Poni yarışmaları’ diye tasvir ediliyor. Çocuklarımızı ’Poni’lerden yetiştirdikten sonra, büyük atlara geçiriyoruz. Acemi büyük öğrencilerimizi ise, okul atı tabiriyle yani yaşlı ve sakin olan atlarda yetiştiriyoruz. Bu işi spor olarak yapmak isteyen olduğunda, bunları sportif atlarımıza geçiriyoruz” dedi.

    ÖZEL BAKIM

    Şampiyon atlara, başarı dolu zamanlarının ardından ömürlerinin son demlerini yaşadıkları Spor Kulübünde özel bakım yapılıyor. Erdural, bulunan 20 atın ise standart bir bakımı olduğunu ifade etti. Atların yemesinden temizliğine kadar her türlü bakımın ise özenle yapıldığını anlatan Erdural, “Günde 3 kere besliyoruz. Her gün sabah mutlaka ahırlarının temizliğini yaptıktan sonra, tımarlarını yapıyor ve gün içindeki aktiviteler için bekletiyoruz. Her gün bütün atlar mutlaka çalışıyorlar, antrenmanlara çıkıyorlar. Öğrenciler gelmezse bile bu atların her gün düzenli olarak antrenmana ihtiyaçları var” şeklinde konuştu.