Etiket: Terapi

  • Engelli Ve Yaşlılar, Atlarla Yapılan Terapi İle Şifa Bulacak

    Kastamonu’da KUZKA tarafından hayata geçirilen atlarla terapi kursu sona erdi. Bu kapsamda engelliler, yaşlılar, psikolojik sorunları bulunanlar ve alkol bağımlıları atlarla yapılan terapiyle şifa bulacaklar.

    Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı (KUZKA) 2016 Yılı Teknik Destek Programı kapsamında desteklenmeye hak kazanan “Daday Şifa Atları Binicilik Terapisi İçin At Eğitimi Projesi” ve “Daday Şifa Atları Binicilik Terapisi İçin Eğitici Eğitimi Projesi” ile şifa atlarının ve eğiticilerinin eğitimleri tamamlandı.

    KUZKA tarafından desteklenen, Daday Kaymakamlığı ve Daday Belediyesi tarafından projelendirilen “Daday Şifa Atları Binicilik Terapisi İçin At Eğitimi Projesi” ve “Daday Şifa Atları Binicilik Terapisi İçin Eğitici Eğitimi Projesi” projeleri Daday İksir Resort Town’da uygulamalı olarak gerçekleştirildi. Proje kapsamında şifa atlarının ve eğiticilerinin eğitimleri tamamlanarak eğitimlere katılan kursiyerlere sertifikaları düzenlenen törenle takdim edildi.

    İlk kez uygulanan proje ile Kastamonu turizmine önemli bir katkı sağlaması beklenen Şifa Atları Biniciliği Eğitimi bu alanda bir ilk olması nedeniyle dikkat çekiyor.

    “ATLARIN İYİLEŞTİRİCİ GÜCÜNDEN FAYDALANACAĞIZ”

    Atların iyileştirici gücünden faydalanarak şifa dağıtmayı planladıklarını söyleyen Atlı Terapi Binicilik Antrenörü Eğitmeni Tulya Kurtulan, “KUZKA’nın destekleriyle Türkiye Binicilik Federasyonu’nun da onayıyla burada çok güzel bir kurs açıldı. At yardımı aktiviteleri dediğimiz engelli kişiler, depresyona girmiş kişilere, çeşitli uyuşturucu bağımlıları, alkolikler, hareket kabiliyetleri kısıtlanmış yaşlılar gibi çok geniş bir kitleye hizmet veriyoruz. Bunda atların iyileştirici gücünden faydalanıyoruz. Buradaki kursta antrenör arkadaşlara doğru atı seçmeyi, doğru bir tesiste çalışmayı, böyle dersler verilirken engelli veya ihtiyaç sahibi bireylerle at yardımı aktiviteleri yaparken dikkat etmemiz gereken güvenlik kurallarını, derslerin kalitesini, engelli guruplara nasıl yaklaşılması gerektiğini, özel binicilerimize ne derece hassasiyet göstermemiz gerektiğini, iki hafta boyunca gördük denedik, örnek dersler verdik, örnek atlar seçtik ve umuyorum ki kursun sonunda hepimiz önemli bir şeyler öğrendik. Kurslar, çok keyifli geçti. Kursta çok fazla bilgi sahibi olduk. Arkadaşlarımız bu katılım sertifikasıyla birlikte atlarla birlikte engelli veya ihtiyaç sahibi bireylere daha fazla yardımcı olabilecekler” dedi.

    “ŞİFA ATLARI KURSU İLK KEZ DÜZENLENİYOR”

    Engelli veya yardıma muhtaç vatandaşların tekrar kendilerine güvenebilmelerini ve günlük hayata karışabilmelerini sağlamak için mutlaka at binmelerini önerdiklerini ifade eden Kurtulan, “Tüm dünyada da bilimsel olarak istatistiklerle atların faydası kanıtlanmıştır. Ancak hasta ve engelli bireyleri ata bindirirken çok dikkat edilmesi gerekir. Eğer bu iş eğitimsiz kişilerce yapılırsa faydadan çok zarar getirebilir. Özellikle bu konuda eğitim almış uzmanlarla çalışmak önemlidir. Çok faydalı ama yanlış yapılırsa da zarar verebilecek bir iş. Bu yüzden de dikkat etmek gerekiyor. Kursumuz, iki hafta sürdü ve Türkiye’nin çeşitli illerinden çok sayıda kişi kursa katıldı. Kastamonu’da ilk kez böyle bir kurs düzenlendi” diye konuştu.

    “DADAY, HER GEÇEN GÜN KENDİSİNİ GELİŞTİRİYOR”

    Daday’da bulunan at çiftliklerinin her geçen gün kendisini geliştirdiğini ve rekabetin de giderek arttığını ifade eden Daday Belediye Başkanı Hasan Fehmi Taş da, şunları söyledi: “Kastamonu’da ilk defa yapılan bu proje sayesinde genellikle engellilere, şizofrenlere, şiddet gören kadınlara, çocuklara, terapiye ihtiyacı olan kişilere önderlik edecek kişileri burada bir kurstan geçirdik. Bu aynı zamanda hem atı tanıma hem de at ile nasıl terapi yapılabileceği öğretildi. Bu kursun Daday’da düzenlenmesi bizim için büyük önem taşıyor. Daday, at ile öne çıkan ilçelerimizin başında geliyor. Şuanda Daday’da bulunan at çiftlikleri de kendilerini giderek geliştiriyorlar. Rekabette iyice arttı. Tanıtımlarımızda şuanda güzel. Bundan sonrada bu tür projelerimizi devam edecek. Yeni bir proje daha hazırlığı içerisindeyiz. Atları insanlar nasıl yönetebilir, ata nasıl hakim olunabilir. Bununla ilgili yeni bir projemiz daha bu ayın sonuna kadar hayata geçirilecektir”

    Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı’nın Teknik Deste Programı kapsamında desteklenen Daday Kaymakamlığı ve Daday Belediyesi tarafından uygulanacak “Daday Şifa Atları Binicilik Terapisi İçin At Eğitimi Projesi” ve “Daday Şifa Atları Binicilik Terapisi İçin Eğitici Eğitimi Projesi” kapsamında “zihinsel, ortopedik, işitme engelli, hiperaktif, dikkat eksikliği olan bireylerle birlikte herhangi bir engeli olmayan çocuk-genç ve yetişkinlerin her birinin seviyesine uygun geliştirici spor dallarında faaliyetlerin desteklenmesi” amacıyla bireylerin; topluma entegrasyonunda ve kişisel gelişiminde, disiplin, sorumluluk, mücadele etme gücü, sabır, iletişim, pratik düşünme, ani karar alma, istikrar gibi yetenekler kazanmasında, kasların gelişimi, esneklik, güç, denge, koordinasyon, öz güven, disiplin, kontrol, adaptasyon, sosyal etkileşim, daha kuvvetli hareket kabiliyeti ve zihinsel rahatlama gibi konularda at eğiticilerinin eğitilerek Daday İlçesi’ne atlı sağlık turizminin kazandırılması hedefleniyor.

  • MS Hastaları Drama Terapi İle İyileşiyor

    Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Murat Terzi, MS hastalarının drama terapi ile hem eğlendiğini hem de hastalığı öğrenerek iyileşme sürecine girdiğini ifade etti.

    Dünyada gün geçtikçe yaygınlaşan “sanat ve sağlık” buluşması drama terapi, bu kez MS hastalarını buluşturdu. Moral ve motivasyon kazanmak için drama terapi çalışmalarında bir araya gelen OMÜ Tıp Fakültesi’nde tedavi gören MS’liler, psikososyal, bedensel ve zihinsel bir bütünlük içinde kendilerini “iyi” hissetmeyi ve yaşama bağlanmayı deneyimliyor. Doç. Dr. Murat Terzi öncülüğünde düzenlenen ve Merck’in sosyal sorumluluk projeleri kapsamında desteklenen “Kronik Rahatsızlıklarda Dramanın Terapötik Etkisi” programı, Shege Atölyesi Dramaterapist Mana Uygur yönetiminde yapılıyor. 11 hafta boyunca 24-48 yaş aralığında 15 MS hastasının katıldığı drama terapi grup çalışması, hastalarda kendilerine dair farkındalık oluştururken, dramanın sağlık alanında terapötik kullanımı ile ilgili bilimsel verileri de ortaya koyuyor.

    Çalışmayı yürüten Doç. Dr. Terzi, MS’li hastalar için dünyada ilk kez gerçekleşecek böyle bir çalışmaya imza attıklarını belirterek, birkaç yıldır MS Hasta Okulu adı altında MS haftası etkinlikleri düzenleyerek hastalara tıbbi tedavinin yanı sıra psikolojik ve sosyal destek de verdiklerini, fakat drama terapi ile farklı bir pencere açtıklarını dile getirdi. Bugün özel bir otelde ilk basın toplantılarını gerçekleştiren Doç. Dr. Terzi ve Dramaterapist Uyar, gazetecilerin sorularını yanıtlarken, MS hastaları Celal Kırımlı (65), İsmail Aksu (38) ve Sebiha Ay (37) drama terapi etkinliğine katıldıktan sonraki izlenimlerini paylaştılar.

    “MS HASTALARI OYUN OYNAYARAK HASTALIĞI ANLIYORLAR”

    MS hastalarının oyunlarla ve terapilerle hastalığı iyileştirme sürecine getirdiklerini vurgulayan OMÜ Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Murat Terzi, “Kısa adıyla MS dediğimiz (multipl skleroz) hastalık genellikle genç erişkin yaş grubunda 20-40 yaş arasında gördüğümüz bir hastalıktır. Bu hastalık kadınlarda biraz daha fazla görülebiliyor. Beyin ve omurilik hastalığıdır. Görme kaybı, dengesizlik, çift görme, kol bacak uyumsuzluğu gibi şikayetler olabiliyor. Hastalığın ilerleyen dönemlerde yürümedeki dengesizliğe bağlı olarak engellilikte bir artış, cinsel fonksiyon bozukluğu ve idrar kaçırma gibi bozukluklar görülebiliyor. Bu hastalığın tanısı koyulurken beyin ve boyun MR’ı, tetkikler uygulanıyor ve ondan sonra tedavi süreci başlatılıyor. Bağışıklık sistemine bağlı olan bu hastalıkta kullanılan bazı ilaçlar var. Bunun haricinde bu hastalıkta etkinliği arttırmak ve bilinirliği arttırmak için çeşitli etkinlikler yapıyoruz. Bu kapsamda hasta okulları düzenliyoruz, toplantılar düzenliyoruz, sosyal alanlarda bir araya gelmelerini sağlıyoruz. Hastalara bu hastalık tanısı konulduktan sonra hastalar kendilerini suçlayabiliyorlar. Bizde böylece olumsuz bir durumla karşılaşabiliyoruz. Bu durum içerisinde onlara psikoterapi, yoga, plates gibi destekleyici tedaviler yapıyoruz. Türkiye’de ve dünyada ilk olduğunu bildiğimiz ‘drama terapi’ grubu oluşturduk. Yaklaşık 15 kişiden oluşan bir grupla drama terapi yapıyoruz. Her hafta hastalarımız birkaç saat bir araya geliyorlar. Burada Dramaterapist Mana Uygur ve diğer çalışmacı arkadaşlarla beraber oyun oynayarak hastalığı öğrenmeye çalışıyorlar. Bu oyun oynama süreci içerisinde hastalar çok güzel vakit geçiriyorlar. Bu sayede hem MS hastalığını daha iyi anlıyorlar hem de MS ile olan yolculuklarında daha mutlu ve başarılı olmaya çalışıyorlar. Bu tedavi süreci yaklaşık 12 hafta sürecek. Bu tedavi yöntemi bizim için destek tedavi niteliğindedir. Asıl kullanılan ilaç tedavisinin yanında kullanılan bir tedavi değil. Bizim amacımız hastaların yaşam kalitelerini biraz daha arttırabilmek ve onlara destek sağlamaktır. Şu anda 4. haftayı tamamladık. Bugün de ilk basın açıklamamızı gerçekleştirdik. Bu yönetim çok verimli olduğu hem bizler görüyoruz hem de hasta ve hasta yakınları bizzat söylüyorlar. Bu hastalık ve tedavi sürecinde daha neler yapabilirim? Nasıl tedavi olabilirim? Diye düşünceler bu tedavi yöntemi ile cevap buluyor. Amacımız bu tedavi sürecinde oluşan çalışmaları akademik olarak da yayınlamak. Bu tedavinin MS hastalarında olan olumlu etkisini diğer MS hastalarında da uygulanması açısından yapmış olduğumuz çalışmanın verimli ve katkılı olacağını düşünüyorum. Drama terapi ayrıca bütün kronik hastalıklarda kullanılabilir. Özellikle kanser ve diyabet hastalığı gibi kronik hastalarda kullanılır ve dünyada kullanılıyor. Ama MS gibi bir hastalıkta ilk defa kullanılan bir tedavi yöntemi olacak” dedi.

    “DRAMA TERAPİ TEDAVİ YÖNTEMİ DEĞİL, DESTEKLEYİCİ TEDAVİDİR”

    Drama terapinin bir destek tedavisi olduğunun altını çizen Dramaterapist Mana Uygur, “MS gibi tüm kronik rahatsızlıklarda bu tarz sistemler kişinin ruh sağlığına doğrudan pozitif yönde katkı yapıyor. Fakat biz bu pozitif yönde katkıyı bir destekleyici ve motivasyonu yükseltici bir sistem olarak düşünmeliyiz. Hastalığın direk tedavisi değil ama hastalığın tedavisini iyi anlamda destekleyen bir sistem olarak düşünmeliyiz. Drama terapiyi bir oyun terapisi şeklinde düşünebiliriz. Oyun oynayıp, dış dünyada deneyimlenemeyen şeyleri bizim yaptığımız küçük ve güvenliği bir ortamda deneme şansı buluyoruz. Bu tedavinin amacına ulaşması için katılan hastaların terapilere düzenli gelmesi çok önemli. Drama terapide kişi, kendi ruh sağlığını tamamlanmış ve farkındalığı yüksek bir hale getirebildiği için var olan hastalığında olumlu değişiklikler olmasın için kullanabilir. Drama terapi, hastalara kendisiyle kurması gereken fakat kopmuş bağlantıyı ona hatırlatmasıdır” şeklinde konuştu.

    Drama terapi dersi alan MS hastaları da, etkinliklere katıldıktan sonra hem hayatlarında hem de hastalıklarında daha iyi ilerlemeler kaydettiklerini belirterek, drama terapinin kendileri için çok yararlı olduğunu söylediler.

  • Yaşlı Teyzeler Elişi İle Terapi Oluyor

    Samsun’da açılan el sanatları kursunda yaşlı teyzeler severek işlerini yapmanın mutluluğunu yaşıyor.

    Atakum Halk Eğitim Merkezi’nin açtığı El Sanatları ve Teknolojileri Kursu’nda zamanlarını değerlendiren emekli ve yaşlı kadınlar el işlerini neşeyle yapıyorlar. Kursta zaman geçirmekten keyif aldıklarını söyleyen kursiyerler kendilerine sağlanan bu imkandan oldukça mutlu. Arkadaşlık ortamı içinde dertlerini unuttuklarını söyleyen kursiyerler, kurstaki zamanlarının terapi şeklinde geçtiğini söylediler. Kursiyerler yaptıkları işleri yakınlara, yardıma muhtaç olanlara, derneklere hediye ediyorlar. Maddi bir beklenti içinde olmayan kursiyerlerin içinde, 80 yaşını geçmiş, babaanne torunun yanı sıra sol tarafı felçli olan ve tek eliyle arkadaşlarıyla zevkle işini yapan bir kursiyer de yer alıyor.

    KADIOĞLU: “ESKİDEN TOPLANIP DEDİKODU VARDI ŞİMDİ NE DEDİKODU VAR NE BİR ŞEY”

    Kursun çok iyi gittiğini söyleyen 81 yaşındaki Yüksel Kadıoğlu, “Çok güzel insan hakikaten tedavi oluyor. O kadar güzel oluyor ki insan saatini, gününü değerlendiriyor. Eskiden toplanıp dedikodu yapıyorlardı. Şimdi ne dedikodu var ne bir şey var sanat üretiyor insanlar. Allah sebep olandan razı olsun. İnternet de lazım ama bunlar çok lazım. Gençler okula gidiyor, işleri var. İşe gidemeyen bizim gibileri var. Evde olanlar var. Buraya geliyorsun sohbet ediyorsun. En güzeli de zamanını değerlendiriyorsun” dedi.

    TEK ELİYLE ELİŞİ YAPIYOR

    Sol tarafı felçli olan tek eliyle elişi yapmaya devam eden Songül Eroğlu, “Fizik tedavi merkezinde tedavi görüyorum. Arkadaşlarımla birlikte olmak için bugün buraya izinli geldim. Çok seviyorum burayı hakikaten terapi gibi oluyor. Tek elimle yapabildiğim bir iş ama zevk aldığım bir iş. Hastalığımı arkadaşlarımla pozitifliğim sayesinde yendim. Buraya gelip arkadaşlarımızla işlerimizi yapıyoruz. Hastalığı düşünmüyorsunuz burada” dedi.

    BABAANNE TORUN AYNI KURSTA

    Asıl amacının torununu kursa alıştırmak olduğunu belirten Yaşar Tekat(75), “Birlikte güzel vakit geçiriyoruz. Hocamıza da teşekkür ediyorum. Onun sıcak davranışları bizi buraya bağladı” diye konuştu. Yaşar Tekat’ın torunu İrem Tekat Karslı(32), “Burada olmak çok güzel. Burada olmamın nedeni babaanneme ve kurs hocama teşekkür ediyorum. Hakikaten de benim için çok büyük oldu. Buradaki büyüklerimden bir şeyler öğrenmeye çalışıyorum” açıklamasını yaptı.

    EMEKLİ COĞRAFYA ÖĞRETMENİ

    Emekli coğrafya öğretmeni olan Zuhal Demirci(66), “Emekli oldum, çocuklarım evlendi, torunlarıma baktım hepsi büyüdüler şimdi elişleriyle, arkadaşlarla, hocalarımızla çok güzel vakitler geçiriyoruz. Bu kursların yaygınlaşması çok çok güzel oldu” dedi.

    ESKİ İŞLER YENİDEN HAYAT BULUYOR

    Büyük bir elişi çalışması yaptığını söyleyen Nezahat Deriş(80), “Eskiden gençliğimde öğrendiğim bir işi yeniden yapıyorum. Terapi oluyor bize. Eski, unutulmuş işler ortaya çıkıyor” şeklinde konuştu.

    ASUMAN: “GÖZLERİM SONRADAN AÇILDI”

    Kurstaki arkadaş ortamlarının çok iyi olduğunu belirten Necla Asuman(78), “İğne işi yapıyorum. Gözlerim iyi görüyor. Gözlerim sonradan açıldı” ifadelerini kullandı.

    ÜSTÜN: “YARDIM AMAÇLI YAPIYORLAR”

    Elişi kursunun Ocak ayında başladığını söyleyen kurs öğretmeni Zülfiye Üstün, “Atakum Halk Eğitim Merkezi’nin çeşitli branşlarda kursları var. Bu kurs da onlardan bir tanesi. Burada kursiyerlerimiz hazır araç gereçler üzerine iğne uyası, kanaviçe, keçe işi gibi çeşitli elişleri yapıyorlar. Kısa bir süre çalışma yapmalarına rağmen güzel işler çıkarttılar. Hepsi çok azimli. Bunun gençlere de örnek olmasını diliyorum. Yaptıkları ürünleri çocuklarına, yetim çocuklara, derneklere, özellikle de yardım amaçlı yapıyorlar” dedi.

  • Terör Olaylarına Karşı Ücretsiz Terapi

    Göz Hareketleri ile Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme (EMDR) Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Psikiyatrist Sümer Öztanrıöver, ölüm ve ağır yaralanma gibi hayatı tehdit eden olayların yaşanan korku ve çaresizliklerin kişilerde travmaya yol açtığını söyledi. Öztanrıöver, “EMDR Derneğinin bünyesinde kurulan EMDR-HAP felaket zamanlarında gönüllü üyeleriyle ücretsiz EMDR terapisi hizmeti vermektedir” dedi.

    Öztanrıöver, yaptığı açıklamada, son günlerde ülkemizin oldukça zor bir dönemden geçtiğini belirtti. Artan terör olaylarının vatandaşlarının canını acıttığını ifade eden Öztanrıöver, şunları kaydetti:

    “Ölüm, ağır yaralanma gibi hayatı tehdit eden olaylarda yaşanan korku ve çaresizlik travmaya yol açar. Bunlara maruz kalmak kadar tanık olmak, tehdit altında yaşamak da travmatize edebilir. İnsan eliyle yapılan travmalar, doğal afetlerden çok daha yıkıcı etki yapar. Çözümlenmemiş bir travma sağ beyinde ve bedende hapsolur. Vücudumuzun hayati işlevlerini kontrol eden Otonom Sinir Sistemini bozar ve yanlış alarm vermesine yol açar. Travmatik olayı çağrıştıran herhangi bir ses, görüntü, koku veya düşünce ile kişi her defasında olay anına ışınlanmış gibi olur. Olayla ilgili canlı kabuslar ve gündüz düşleri görür. Anlam sistemi çöken ve güvenlik duvarı tamamen yıkılan kişi, sokağa bile çıkamaz hale gelebilir. Bazen de tersine hissizleşme, olaylara ve çevresine yabancılaşma deneyimi yaşanır. Tüm bunlar Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) belirtileridir.”

    Öztanrıöver, travmaya maruz kalan her insanın aynı şekilde etkilenmediğini ifade ederek, “TSSB belirtileri travmadan hemen sonra çıkabileceği gibi aylar ya da yıllarca sonra da ortaya çıkabilir. Eğer travmaya maruz kalan bir çocuksa, beyin gelişimi tamamlanmadığı için hele bir de kaybı varsa (organ yitimi, yakınının ölümü gibi) ruhunda derin izler bırakacaktır. Çocukların psikolojik yaraları asla gözardı edilmemelidir. Aksi halde travmanın şekillendirdiği bir hayat; dinmemiş bir öfke ve nefret, geleceğin mağdurlarını veya zalimlerini ortaya çıkarabilir” dedi.

    Öztanrıöver, travmatik bir olaya verilen normal tepkilerin, kayıplara ilişkin yoğun bir üzüntü, koruyamayan-olayı önleyemeyen sorumlulara yönelmiş yoğun bir öfke ve olayın tekrarlanabileceğine ilişkin yoğun bir korku hissi olduğunu vurgulayarak, “Bu duyguların ifade edilmesi, travmayla başa çıkmak için gereklidir. Yapılması gereken onların haklı öfkelerini, acılarını dışa vurmaları için desteklemek ve sarıp sarmalamaktır. Aksi halde bastırılmış duygular, sonrasında çok daha gürültülü belirtilerle geri dönecektir” diye konuştu.

    Travmatik bir olay olduğunda fiziksel yaraların ihmal edilmezken psikojenik yaraların açıkta bırakıldığının görüldüğünü anlatan Öztanrıöver, şöyle devam etti:

    “Oysa tedavi edilmemiş bir psikolojik yara, sonrasında ruhsal hastalıklar yanında fiziksel hastalıklara da yol açabilir, mevcut hastalıkları ağırlaştırabilir. Günlük yaşam aktivitemizi bozan belirtilerin olması durumunda yardım alınması gerekir. Travmada EMDR terapisi hızlı etki göstermesi, toplumsal travmalarda kalabalık gruplara uygulanabilmesi nedeniyle çok avantajlıdır. EMDR Derneğinin bünyesinde kurulan EMDR-HAP felaket zamanlarında gönüllü üyeleriyle ücretsiz EMDR terapisi hizmeti vermektedir. Bunun dışında Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT), sanat terapisi gibi terapi yöntemleri de travmada başarıyla kullanılmaktadır. Travmatik bir olaydan sonra yaşamı tekrar rotasına sokmak önemlidir. Travma sonrası yaşanan deneyimlerle yaşam, yeniden gözden geçirilir ve belki öncelikler değiştirilebilir, anlamlı hedefler konulabilir. Böylece travma deneyimi, yaşama karşı esnek bir tutum ve direnç atışı ile sonuçlanabilir.”

  • Engelli Çocuklara Atlı Terapi

    Osmangazi Belediyesi Sahipsiz Hayvanlar Doğal Yaşam ve Tedavi Merkezi’nde engelli çocuklar atla tedavi ediliyor.

    Osmangazi Belediyesi tarafından 5 yıldır yürütülen ve büyük ilgi gören atlı terapi programları, engellilerin özgüven kazanmalarına yardımcı oluyor. Özel olarak seçilip yetiştirilmiş atların kullanıldığı terapi programında engelli çocuklar haftada 3 gün onar dakika ata biniyor. Atla terapi programına katılan çocuklar, sosyalleşme konusunda ciddi bir gelişme kaydediyor.

    Yeni Gün Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi Rehber Öğretmeni Fatih Balsar “Hayvanlarla etkileşime geçmeleri çocuklarımıza önemli katkılar sağlıyor. Sadece tek başlarına bağımsız fert olabilmelerini sağlamak için bu tür faaliyetlere önem veriyoruz. Baktığımızda hayvanlarla bir bağ kurduklarını fark ediyoruz. Daha önce ata binmemiş, hiç yaklaşmamış öğrencilerimizin mutluluğu bir hafta bile sürebiliyor” dedi.

    Osmangazi Belediyesi Sahipsiz Hayvanlar ve Doğal Yaşam Merkezi’ne gerçekleştirilen atla terapi programının alternatif ve tamamlayıcı bir tedavi yöntemi olduğunu ifade eden Balsar, “Otizmli, down sendromlu, hafif görme, zihin ve beden engelli 30 öğrencimiz, haftanın üç günü atla terapi alıyor. Eğitimlerimiz beş gurup halinde gerçekleştiriliyor. Sahipsiz Hayvanlar ve Doğal Yaşam Merkezi ile irtibata geçtiğimizde bizi hemen atla terapi eğitimlerine dahil ettiler” diye konuştu.