Etiket: Tepkisi

  • AK Parti’li Çakır’dan “Manşet” Tepkisi

    AK Parti Grup Başkanvekili Coşkun Çakır, Sultanahmet’te patlamadan sonra bir gazete tarafından atılan “Katliam Ülkesi” manşetine tepki göstererek, “Bu bir ahlaksızlıktır” dedi.

    Tokat Öğretmenevi’nde düzenlenen programda basın mensupları ile bir araya gelen AK Parti Grup Başkanvekili Coşkun Çakır, gündeme dair açıklamalarda bulundu. Yeni Tokat Havalimanı ile ilgili sorulara cevap veren Çakır, “Havalimanı projemiz son halini almıştır, her şeyi ile bitmiştir. 2 bin 500 metre olan pistimiz 3 bin 500 metre nihai olarak belirlenmiştir. Çerçi ve Söngüt köyleri sınırlarındaki araziler kamulaştırılacaktır. Kamulaştırma ile ilgili kararlar çıkmış, onunla ilgili 2016-2017-2018 yıllarına bütçe ayrılmıştır. Tabii bu uzun bir süredir. Bunun daha erken ve kısa süre içerisinde bütçenin harcanması ve kamulaştırılmanın yapılması suretiyle ivedi bir şekilde bu havaalanının hayata geçirilmesi gerekmektedir” diye konuştu.

    “KATLİAM ÜLKESİ” MANŞETİ

    Fransa’daki saldırıyı, “Fransa çocuklarına ağlıyor”, Sultanahmet’te düzenlenen bombalı saldırıyı “Katliam Ülkesi” manşeti ile duyuran bir gazete ile ilgili sorulara cevap veren Çakır, “Çifte standart kelimesi çok masum. Onun için başka bir kavram bulmam lazım. Bu bir ahlaksızlıktır, bu kadar net söylüyorum. Hiçbir şekilde ahlaka sığmaz. Olaylara baktığınızda her şey aynı. Sen kendi ülkende olana ’katliam’ diyeceksin, başkasının ülkesinde olana ’Paris çocuklarına ağlıyor’ diyeceksin. Şunu beklemiyorum: Paris’tekine katliam demesin, Türkiye çocuklarına ağlıyor demesin. Ama hiç olmasa şu kadar hakkaniyetli, adaletli olsun” şeklinde konuştu.

    “SİYASETTE AĞABEY DİYE BİR ŞEY YOKTUR”

    CHP’li Levent Gök’ün TRT Genel Müdürü Şenol Göka’nın makamını basmasına tepki gösteren Çakır, yaşanan olayda CHP Tokat Milletvekili Kadim Durmaz’ın da olması ile ilgili sorulara cevap verdi. Bir gazetecinin CHP Tokat Milletvekili Kadim Durmaz’ın “Tokat’taki siyasetçilerin ağabeyi olacağım” şeklindeki sözlerinin hatırlatması üzerine Çakır, “Siyasette ağabeylik diye bir şey yoktur. Kadim Durmaz yaş olarak benden büyüktür, dolayısı ile hemşehrim olarak ağabeyimdir ama siyasette ağabeyim değildir. Yani ben kimsenin ağabeyi değilim, kimse de bizim ağabeyimiz olamaz. Siyaseten biz rakibiz ama hasım anlamına gelmez” ifadelerini kullandı.

    Basın toplantısına ayrıca Tokat Belediye Başkanı Eyüp Eroğlu, AK Parti İl Başkanı Metin Polat, AK Parti Merkez İlçe Başkanı Ahmet Bay ve İl Genel Meclis Başkanı Adem Dizer katıldı.

  • Naci Bostancı’dan ’Bildiri’ Tepkisi

    AK Parti Amasya Milletvekili ve Grup Başkanvekili Prof. Dr. Naci Bostancı, kamuoyunda tartışılan akademisyenler bildirisinin terör örgütünün tezlerinden farkı olmayan ifadeler esaslı olduğunu belirtti.

    ‘Barış için Akademisyenler İnisiyatifi’nin yayınladığı bildiriye ilişkin değerlendirmede bulunan Naci Bostancı, “’Akademisyenler bildirisi’ denilen hadise, Temmuz ayından bu yana Suriye’de yaşanan gelişmeler dolayısı ile kendisine Türkiye’de fırsat çıktığını düşünen terör örgütünün ‘kurtarılmış bölgeler’ oluşturmak amaçlı terör girişimine devletin meşru müdahalesini ‘kınayan’, devleti ‘katliamla’ suçlayan, devletin ‘bölge halklarına karşı’ katliam ve sürgün politikaları uyguladığını iddia eden, oturduğu bağlam, tezleri, yaklaşımı itibarı ile terör örgütünün tezlerinden farkı olmayan ifadeler esaslı bir metindir” dedi.

    “Metnin bakış açısı, devletin teröre karşı yürüttüğü mücadeleyi ‘evrensel insani bağlamda eleştiriye tabi tutan’ bir yerde değil, aksine kendini şiddetle var eden, başta adına konuştuğunu iddia ettiği etnik kimlikten kendine tabi olmayan insanlara ve sonrasında ona mesafeli tüm kesimlere karşı hasmane politikaların sahibi, sivil kesimler dahil olmak üzere her yere ve herkese karşı şiddet uygulamakta tereddüt etmeyen, bunu mistikleştirip yücelten, demokratik zemin ve süreçleri reddeden bir terör örgütünün zikredilen olaylara ilişkin bakışıyla örtüşen bir yerde durmaktadır” diyen Bostancı şöyle devam etti: “Entelektüel, adına konuştuğu kesimlerin problemlerini, acılarını ancak insanlığın ortak moral değerleriyle ortaya koyduğunda, kudret karşısındaki eleştirel tutumunu ortak hakkaniyet ve adalet esaslı ifade ettiğinde, konuşmasıyla sadece sözcüsü olduğu kesimlere değil ötekilere de nüfuz etme etkisini bu nedenle elinde tuttuğunda bu sıfatı hak edebilir. Sanki böyle yapıyormuş efekti doğurarak birikimini ve konumunu şiddet temelli bir organizasyonun tezlerini meşrulaştırma adına ifade ediyormuş düşüncesi, izlenimi, yorumu doğuran bu yaklaşım, adlarının önündeki sıfatlardan güç alması mümkün olmayan bir kesimin sadece angaje bir siyasal, ideolojik dille konuşması olarak görülür.”

    Bu sebeplerle malum bildirinin politik mücadelede safı, yeri belli, olayları yaşayan sivil halkın kanaat ve yaklaşımlarından habersiz, popüler, klişe, terör örgütünün tezlerine paralel bir anlama sahip olduğunu öne süren Bostancı, “İlgili kişilere yönelik hukuki araştırma ve soruşturmanın ‘yeni bir hukuk ihdas edilerek’ yapılmadığını, meri hukukla yürütüldüğünü, bu ülkenin kendine güveni, teröre karşı yürüttüğü mücadelesinin haklılığı, halkın bu mücadeleye verdiği kararlı desteğin varlığı dikkate alındığında, Türkiye gibi demokrasi ve özgürlükler konusunda gelişmiş bir ülkenin en aykırı görüşleri bile hazmetme yeteneği ile birlikte bu soruşturma ve araştırmaların hem ortak vicdanda hem de teröre karşı yürütülen mücadelede bir sorun yaratmayacak tarzda çözüleceği muhakkaktır” ifadelerini kullandı.

  • AK Parti’den CHP’ye TRT Tepkisi

    AK Parti Ordu İl başkan Yardımcısı, Tanıtım ve Medya Başkanı Faruk Zavalsız, TRT’ye baskın düzenleyen CHP milletvekillerini ve sergiledikleri tavırları esefle karşıladıklarını açıkladı.

    Zavalsız yaptığı açıklamada, Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekili Levent Gök’ün aralarında CHP Ordu Milletvekili Seyit Torun’un da bulunduğu beraberindeki bir grup milletvekilinin TRT Genel Müdürü’nün makamını izinsiz olarak basarak kaba kuvvet ve tehditlerde bulunmalarının ‘siyasi barbarlık’ olduğunu savundu.

    Yaşanan olayın yeni Türkiye vizyonuna yakışmayan bir tavır ve davranış olduğunu belirten Faruk Zavalsız, “Eski Türkiye özlemi CHP’nin zaten genel yapısında vardır. Bugün 70 yaşı ve üzerinde olan herkes bilir ki, tek parti zihniyeti, milli şeflik dönemi, bu milletin kutsal değerlerinin hiçe sayıldığı, ayaklar altına alındığı dönemlerdir. Biz kimsenin veya bir diğer partinin amirliğine soyunmuyoruz. Ancak, CHP neden 65 yılda darbe dönemleri veya bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar iktidar veya iktidar ortağı olamadım diye kendini sorgulamalıdır” dedi.

    “CHP’NİN TUTUMU BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNE DARBEDİR”

    Zavalsız, şöyle devam etti: “Basın ve medya özgürlüğünden dem vuran CHP‘nin bir genel Başkan Yardımcısı çıkar, beğenmedikleri medya organlarına seçim sabahı el koyacaklarını söyler, bir grup başkan vekili kanal basar. Basın özgürlüğünden anladıkları şey devletin bir kurumunu basıp, Genel Müdür’ün odasını işgal etmek midir ? Beyefendi ben milletin vekiliyim istediğim gibi davranırım. Millet böyle mi yetki verdi? TRT Türk’te CHP’nin Atatürk’e hakaret edildiğini iddia ettiği yayında Atatürk’ün adı geçmiyor bile. Sadece tarihin bir dönemine vurgu yapılıyor. CHP heyetinin gösterdiği bu tavır, normal eleştiri sınırlarının çok ötesinde saygısızca bir tavırdır, CHP’li dostlarımıza tavsiyemiz kendinize gelin, milletin değerleri ile oynamayın, milletle barışık olun, bu millet kendisine yapılan iyiliği de, zulmü de asla unutmaz. 11 seçimdir AK Parti’yi birinci yapan milletin kendisidir. CHP bu tutumları yüzünden 65 yıldır iktidar olamıyor. Devam ederlerse sanırız bir 65 yıl daha bekleyeceklerdir.”

  • Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi’nden Bildiri Ve Saldırı Tepkisi

    Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Senatosu, ‘Barış İçin Akademisyenler İnisiyatifi’nin yayınladığı bildiriyi ve Sultanahmet Meydanı’nda meydana gelen saldırıyı kınadı.

    Terör örgütüne yönelik operasyonlar ile sokağa çıkma yasaklarına ilişkin bildiri yayınlayan 89 üniversiteden 1128 akademisyenin‘Bu suça ortak olmayacağız’ başlıklı bildirisine, Rektör Prof. Dr. İrfan Aslan başkanlığında toplanan senato üyeleri tepki gösterdi. Senatodan yapılan açıklamada, şunlara yer verildi:

    “Bölge insanının huzuru için yapılan terör operasyonları ile vatandaşlara şiddet uyguladığını iddia eden bir grup akademisyen, yaptıkları açıklama ile Ülkemize yönelik ağır ithamlarda bulunmuşlardır.Basın duyurusunda öğretim elemanlarının altına imza attığı ifadeler, sadece kendi düşüncelerin olup çirkin bir kara propagandanın ürünüdür. Toplumların kalkınmasına ve gelişmesine öncülük etmesi gereken üniversitelerde görev yapan öğretim elemanlarının bilimin gelişmesi, ülkenin huzur ve barışına hizmet etmesi gerekirken yayınladıkları bildiri ile Türkiye Cumhuriyeti Devletini suçlayıcı ifadelere yer vermeleri,çarpık ve yanıltıcı bir anlayışın yansımasıdır. Barış adına yapıldığı iddia edilen fakat kara bir propagandaya dönüşen açıklamanın kabul edilemez olduğunu belirterek bildiriye imza atan öğretim elemanlarını ülkelerinin milli değerlerine karşı daha hassas olmaya davet ediyoruz. Öte yandan İstanbul’da Sultanahmet Meydanı’nda medyadan gelen 10 kişinin hayatını kaybettiği ve 16 kişinin yaralandığı menfur saldırıyı kınıyoruz.”

  • Aesob Başkanı Sevimçok’un Sigorta Tepkisi:

    Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu Yönetim Kurulu Üyesi ve Antalya Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Abdullah Sevimçok, trafik sigortası fiyatlarına yapılan zammın çok yüksek olduğunu belirterek son zamlarla birlikte tüm araç sahipleri gibi sürücü esnafının da bu durumun altından kalkamaz hale geldiğini ve zor durumda olduklarını söyledi.

    AESOB Başkanı Abdullah Sevimçok yaptığı yazılı açıklamada trafik sigortalarında yapılan artışın sadece taksici, minibüsçü, otobüsçü ve kamyoncu esnaflarını değil araç sahibi olan herkesi aynı şekilde mağdur ettiğini belirterek, esnafın bu şartlarda zorunlu trafik sigortasını dahi ödemekte çok zorlandığını ve kasko yaptırırken de kara kara düşündüğünü ifade etti. Türkiye Sigorta Birliği’nin açıklamasında sektörün son 10 yılda çok zar ettiğini belirtmesi üzerine trafik sigortası poliçelerindeki pirim artışının zorunlu hale geldiğini ve serbest tarife sistemine geçildiğinin altını çizen Sevimçok, bu uygulamanın tüketicilerin lehine olması gerekirken bunun tam tersinin olduğunu ve trafik sigorta poliçelerinin neredeyse kasko sigortasına eşdeğer bedellere ulaştığını söyledi. Kaskoyu isteyen kişinin yaptıracağını ama zorunlu trafik sigortasının öyle olmadığını ifade eden Başkan Sevimçok, tüm araç sahiplerinin zorunlu olarak yaptırmak durumunda bulundukları trafik sigortası fiyatının devlet tarafından belirlenmesi gerektiğinin de önemini vurguladı. Trafik sigorta primlerinin adaletli ve vatandaşın bütçesini sarsmayacak makul bir fiyata çekilmesi gerektiğini de söyleyen Sevimçok, araç sahiplerinin şikayet ettiği zorunlu trafik sigortası fiyatlarıyla alakalı olarak zaman zaman dile getirilen trafik ve kasko sigortalarının birleştirilmesi fikrinin de farklı bir çözüm yolu olarak düşünülmesi gerektiğini sözlerine ekledi.