Etiket: Tepkisi

  • Çalışkan’dan Terör Tepkisi

    Anadolu Aslanları İşadamları Derneği (ASKON) Adana Şube Başkanı Recep Çalışkan, “her şehidimiz aramızdan ayrıldığında bir evlat, bir eş, bir anne, bir baba ve binlerce vatandaşımızın kalbinde yaşamaya devam etmektedir. Onları bizden kopararak, pazarlık yapmak isteyenler, acziyetlerini ilan etmekten başka bir “haber”in konusu olamadılar olamazlar” dedi.

    Çalışkan, yaptığı açıklamada, ASKON Genel Başkanı Mustafa Koca’nın Ankara’daki olayın uluslararası hesaplaşma olduğunu, bunu gerçekleştirenlerin fayda elde edemeyeceğini, ilkesiz bir savaş aracı olarak “terör”ün siyasi amaçlı kullanıldığını, kitleler üzerindeki tesirinin geçici olduğunu, emperyal güçler ve uzantılarının, yöneticileri yıldıramayacağını, STK’lar olarak yöneticilerin yanlarında yer alacaklarını açıkladığını hatırlattı. Çalışkan, “Biz de ASKON Adana Şubesi olarak Genel Başkanımızın duygu ve düşüncelerine katılıyor, şehitlerimize Allah’tan rahmet, yaralılarımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Terör olaylarının, sadece Türkiye’de değil, terörü üreten ülkelerin şehirlerinde de yaşandığını görüyoruz. Bu konuda, dünya kamuoyunun gereken tepkiyi göstermesinin, herkesin hayrına olacağını düşünüyoruz. Öncelikle, bölgemizde yaşanan terör olaylarının etkilerini yaşamış kişiler olarak ifade etmeliyiz ki, her şehidimiz aramızdan ayrıldığında bir evlat, bir eş, bir anne, bir baba ve binlerce vatandaşımızın kalbinde yaşamaya devam etmektedir. Onları bizden kopararak, pazarlık yapmak isteyenler, acziyetlerini ilan etmekten başka bir “haber”in konusu olamadılar olamazlar” dedi.

    İş adamları olarak, daha bir kaç gün önce ASKON çatısı altında, yönetim kurulu toplantısında şehit yakınlarına yönelik desteklerinin neler olacağını konuştuklarını hatırlatan Çalışkan, şöyle devam etti:

    “Biz onlar için ne yapabiliriz? Gündemiyle bir araya gelen arkadaşlarımız varken, ’daha da çoğalacağız’ diyen analar, ’daha da güçleneceğiz’ diyen babalar, ekranları karşısında, öfkesini yutan vatandaşlarımız var oldukça, kim ne hesap yaparsa yapsın, Allah yar ve yardımcımızdır. O, tuzak kuranların, tuzaklarını boşa çıkarır. Biz de sadece, daha çok iyilik için çalışmamız gerektiğini düşünmeye devam ederiz. Daha derinden, daha gerçek duygularla bu topraklara sahip çıkarız. Yüzlerce yıl varlığını sürdüren imparatorluklarımızda olduğu gibi.”

  • Sendikacılardan “Kiralık İşçi” Tepkisi

    Adana’da Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu’na (Türk-İş) bağlı sendikalı işçiler, kiralık işçi istihdamını düzenleyen kanun tasarısını protesto etti.

    İnönü Caddesi’ndeki Türk-İş binası önünde toplanan sendikalı işçiler, ellerinde çeşitli dövizlerle slogan atarak basın açıklaması yapmak üzere İnönü Parkı’na yürüdü.

    Grup adına basın açıklamasını okuyan Sağlık-İş Şube Başkanı Mehmet Demirci, kiralık işçi istihdamını düzenleyen yasaya göre kiralık işçilerin sadece özel istihdam büroları aracılığıyla sözleşme imzalayıp çalışabileceklerini belirterek, şunları söyledi:

    “Kamu kurumlarıyla yeraltı maden işlerinde ve grev-lokavt uygulanan iş yerlerinde kiralık işçi çalıştırılamayacak. Kiralık işçinin çalıştırılacağı süre, doğum izni ve askerlik dolayısıyla işe alımlarda asıl işçi işe dönünceye kadar devam edecek. Mevsimlik tarım işlerinde ve ev hizmetlerinde süresiz olacak. Diğer kurumlarda ise kiralık işçi 4 ay çalıştırılacak. Fakat, dört aylık sürenin bitiminden itibaren, kiralık içi sözleşmesi 8 ayı geçmemek üzere iki defa yenilenebilecek. Böylece 12 aya kadar çalıştırılabilecek. Söz konusu tasarının yasallaşması halinde, iş yerinde çalışan sayısının yüzde 25 kadarının kiralık işçi olmasına olanak sağlayacaktır.”

    Öte yandan, 1 ila 10 arasında çalışanı bulunan KOBİ’ler için herhangi bir sınırlama bulunmadığına dikkat çeken Demirci, “Bu da istihdamın yüzde 60’ını oluşturan KOBİ’lerin istediği kadar kiralık işçi çalıştırmasının yolunu açmaktır. Büyük işletmeler de dikkate alındığında, mevcut çalışanların yaklaşık 10 milyonunun çalışma biçimi değiştirilerek ‘kiralık işçi’ yapılmasının yolu yasal olarak açılmaktadır. TBMM’ye gönderilen tasarı ile ilgili olarak sosyal tarafların görüşleri alınmadı” şeklinde konuştu.

    “İŞÇİNİN KAZANCI HEP ASGARİ ÜCRET OLACAK”

    Kıdem tazminatına da değinen Mehmet Demirci, kıdem tazminatının fona devredilmesi durumunda genel greve gidileceğinin altını çizerek şöyle devam etti:

    “Kiralık işçi düzenlemesi gelirse kadrolu çalışma bitecek. Kıdem tazminatı fiilen ortadan kalkacak. Özel sektör taşeronlaşmasının önü açılacak. İstihdam büroları işçi kiralayacak. Sendikalaşma bitecek. İstihdam bürosu, işçinin emeği üzerinden kar sağlayacak. Kiralık işçi, mesaisiz ve izinsiz çalıştırılacak. Kiralık işçinin sigortası kesik kesik yatacak. Kiralık işçinin emekliliği zorlaşacak. İşçinin yasal güvencesi ortadan kalkacak. Haftalık ve yıllık izin hakkı ortadan kalkacak. İşçi, sürekli çalıştığı bir alanı olmadığı için uzmanlaşamayacak. İşçi ve çırak ilişkisi bitecek. Emekçi, meslek sahibi olamayacak. İş kazaları artacak. İşçinin düzenli bir iş yeri olmayacağı için düzenli zam alamayacak. İşçinin kazancı hep asgari ücret düzeyinde kalacak.”

  • Oğlu Ölüme Uçan Babanın “Yol” Tepkisi

    Zonguldak’ta kayıp ilanı verilen iki gencin; otomobilleriyle yoldan 200 metre aşağıdaki sahile uçtuklarının ortaya çıkmasının ardından acılı baba İHA’ya konuştu.

    Zonguldak-Filyos arasındaki yolda toplanan çok sayıda kalabalık, “Ölüm Yolu” diye tabir edilen yolda dev Türk Bayrağı açarak yolu protesto etti. Çatalağzı ve Muslu beldelerinin yanı sıra Kilimli ilçesinden de katılımın yoğun olduğu yolda saygı duruşunda bulunan katılımcılar, yetkililerin gerekeni yapmasını istediler.

    “KÖPEKLER ÖLSE HERKES AYAĞA KALKIYOR”

    20 yaşındaki oğlu Murat Yeniay’ın cesedinin kayıp ilanı verdikten iki gün sonra denizin dibinde bulunduğunu söyleyen acılı baba Bahri Yeniay, “Ölen gençlerden Murat Yeniay’ın babasıyım. Biri 19 diğeri 22 yaşında iki tane pırlanta gibi gencimiz gitti. Daha kaç tane gencimiz gidecek. Kim duyacak bizim sesimizi. Burada her sene üç kişi beş kişi ölüyor. Yazık günah değil mi bu insanlara? Köpekler ölse bütün hayvan hakları ayağa kalkıyor. Bu insanlar hayvan mı daha kaç kişi ölecek? Daha benim oğlum askere gitmedi. 19 yaşındaydı. Kayıp ilanı verdik. Sonra arkadaşlar haber vermiş, oğlumu sonra bulduk. Benim oğlum iki gün sonra denizden çıktı. Kaç kişi daha gidecek? Kim duyacak bizim sesimizi? Bağırmamız mı lazım? İsyan mı etmemiz lazım? Yazık değil mi? Her şey koltuğu kapana kadar” diye duruma tepki gösterdi.

    “ARAÇLAR İÇİN YOL KENARINA BARİYER İSTİYORUZ”

    Çatalağzı Merkez Mahallesi Muhtarı Murat Karayavuz ise yetkililere seslenerek yolda önlem alınmasını istedi. Göbü Köyü Muhtarı Musa Güçlücan da “Bu yolun en çok acısını yaşayan benim. Çok uğraştık. Türkali muhtarımızla, Filyos Belediye Başkanımızla çok uğraştık. Bu yolu genişletmek için çabaladık. Şu anda genişletmesi yapıldı. Kenarlarına istinat duvarları yapıldı. Bizim en çok istediğimiz arabaların uçmaması için yol kenarına bariyer yaptırmaktı. Görüyoruz Filyos’un öbür tarafında düz yola yapılan bariyerlerin masrafına yazık değil mi? Ne amaçla yapıldı? Onun ihalesini kim yaptı? Burada bu kadar gençler hayatını kaybederken cenazemiz olurken orada hiçbir kaza olmamasına yol kenarına bariyer yapılıyor. Eğer bu yolu Cumhurbaşkanımız, Başbakanımız görse belki de trafiğe kapatır. Fakat onlara haber verecek olan bizim de burada beş yılda bir seçtiğimiz milletvekilleridir. Ben onlara sesleniyorum. Lütfen beş milletvekili bir araya gelip de şuraya beş kilometre yere bariyer yaptıramıyorsa beş sene sonra seçimlerde tekrar gelip de burada halktan oy istemesin” diye konuştu.

    Katılımcılar protestonun ardından olaysız dağıldı.

  • Bakan Eroğlu’dan ‘Yassıada’ Tepkisi

    Orman ve Su İşleri Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu, Yassıada’da ağaçların kesildiği iddiasıyla ilgili olarak, “Aydın’da caminin yakınında muhteşem bir yeşillik vardı. Orada ağaçlar kesildi ve beton bir yapı yapıldı. Siz bunu görmeyip 3-5 ağacı görüyorsunuz diyorum. Biz bir kesilen ağacın yerine beş ağaç dikeriz. Aydın’ın merkezinde yeşillik yok. Orada ağaçlar kesildi. Kimsenin sesi çıkmıyor. Mesele ağaç meselesi değil’’ dedi.

    Orman ve Su İşleri Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu, Denizli’deki ziyaretleri kapsamında Denizli Valiliği’ni ziyaret etti. Ziyarette bakanları Denizli Valisi Şükrü Kocatepe karşılarken, efe kıyafetli kız ve erkek çocuklar da bakanlara çiçek verdi. İki bakan, daha sonra Valilik defterini imzalayarak, basın mensuplarının sorularını cevapladı. Yassıada’da ağaçların kesildiği iddiaları ile ilgili konuşan Bakan Eroğlu, “Ben bu soruya Aydın’da cevap verdim. Orada caminin yakınında muhteşem bir yeşillik vardı. Orada ağaçlar kesildi ve beton bir yapı yapıldı. Siz bunu görmeyip 3-5 ağacı görüyorsunuz diyorum. Biz bir kesilen ağacın yerine beş ağaç dikeriz. Aydın’ın merkezinde yeşillik yok. Orada ağaçlar kesildi. Kimsenin sesi çıkmıyor. Mesele ağaç meselesi değil. Yassıada’da bildiğim kadarıyla ormanlık alan yok zaten. Orada bana kasıtlı sordular zaten bana. Büyükşehir orada tüm ağaçları kesince yazmıyorlar. Kasıtlı davranmayalım. Dosdoğru olalım” dedi.

    Bakan Ramazanoğlu ise, yoksul ailelere internet paketlerinin önümüzdeki hafta verilmeye başlanacağını kaydederek, “Ellerinde tableti olan çocuklarımız evinde internet paketi olmadığı için evlerinden çıkıp başka mekanlara gitmek zorunda kalıyorlar. Ruhsatlı internet kafeleri dışarıda tutarak söylüyorum. Ama birçok yerde çocuklar internete girmek amacıyla gidiyorlar ancak orada birçok tehlike ve tehditlerle karşı karşıya kalıyorlar. Bizim ailelere ulaştıracağımız ücretsiz internet paketleri hükümetimizin ilk icraatlarından biri olacak. Bakanlık olarak hazırlıklarımızı tamamladık. Diğer bakanlıklarla da görüşüp başlatacağız. Yoksul aileleri de tespit ettik. Bu çalışma Türkiye’nin önünde devrim olan bir çalışma olacak” diye konuştu.

    İki bakan, daha sonra basına kapalı olarak gerçekleştirilen İl Koordinasyon Kurulu toplantısına katıldı.

  • Bakan Çelik’ten Zam Tepkisi

    Kırmızı et ithalatına sıcak bakmadıklarını ifade eden Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, ekmeğe ise yüzde 33’lük artış yapılmasına anlam veremediklerini söyledi.

    Bursa’da düzenlenen Marmara Bölgesi Ortak Akıl Toplantısına katılan Gıda Tarım Ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, ekmek ve et fiyatlarına yapılan zamma tepki gösterdi. Ekmek fiyatlarının son bir ay içerisinde yüzde 33 civarında bir artış göstermesine anlam veremediğini ifade eden Çelik, “Neden bu fiyat artışı bu oranda gerçekleşti diye baktığımız zaman, bunu doğrulayacak bir verinin olmadığını açıkça ifade etmek istiyorum. Buradan bütün ekmek üreten fırınlara ve yetkililere sesleniyorum. Buğday fiyatında geçen yıl ile bu yıl arasında nasıl bir artış oldu da halkın temel zaruri ihtiyacı olan ekmeğe böyle bir zam yapıldı? Asgari ücret bahane ediliyor. Asgari ücretin ekmek fiyatına yansıması yüzde 6’dır. Ekmeğin gram gram, kuruş kuruş maliyetini çıkardık. Ekmeğin maliyeti 48 kuruştur. İçinde kârı da var. Tek tek, kalem kalem maliyetlerini yazmışız” diye konuştu.

    Bursa Büyükşehir Belediyesinin 62 kuruşa 250 gram ekmek sattığını ifade eden Çelik, şunları söyledi:

    “Ankara Büyükşehir Belediyesi de halk ekmeği 75 kuruşa satıyor. Buradan Melih Gökçek’e sesleniyorum. Biraz fazla kâr ediyorsun. Biraz indir diyorum. Bu vatandaşın zaruri ihtiyacıdır. Peki bu ekmeği 1 veya 1.25 liraya satanlar bunu hangi gerekçe ile satıyor? Çıkıp izah etmeleri gerekiyor. Yani konu ekmekteki maliyet konusu değil, üretim girdileri meselesi değil. Ekmekteki konu, işletmecilik hatalarından kaynaklanan bir bedeli tüketiciye yüklemektir. Bunu tüketiciye yüklemeye kimsenin hakkı yok. Yani iş yeri açarken gerekli fizibilite çalışmalarını yapmayacaksın, kayıt dışı olarak çalışacaksın. Siz bu işletmecilik yanlışınızı getirip maliyetlere eklerseniz, bu çok büyük bir haksızlıktır. Buna bizim müsaade etmemiz söz konusu değil. Evet, bu fiyatların serbest piyasada oluşmasından yanayız. Ama ortada maliyet var ise, ortada olağan üstü bir durum söz konusu değilse, bu fiyatları yüzde 30’ların üzerinde arttıracak bir cesaret nasıl mümkün olabiliyor? Nasıl böyle bir yola girilebiliyor? İlgili bütün unsurlara buradan sesleniyorum. Bu kararlarınızı gözden geçiriniz. Ya da listenizi çıkarın, gelin oturalım. Bu konuyu tartışalım. Yoksa bunu kabullenmek mümkün değil.”

    Et fiyatlarındaki artışı eleştiren Çelik, hayvan sayısını artırmak için hayvancılığa 3.2 milyar lira destek sağladıklarını belirterek “Piyasada et sıkıntısı yaşanmazken, bu fiyatların artırılmasını anlamıyorum. Biz bu kadar geniş kitleyi, tüketiciyi korumak zorundayız. Et ithalatı, üreticiyi baltalamak için değil, bu spekülatörlere ders vermek için elimizde tuttuğumuz bir şeydir. Onun için üreticilerimize ben buradan sesleniyorum. Ahırlarınızı hiç çekinmeden doldurunuz. Biz sizden yanayız. Üreticilerden yanayız. Belki birileri zamanlı zamansız şekilde hayvan kesimini artırmak, belki yaza doğru daha büyük sıkıntılar oluşturmanın hesabını yapıyor” dedi.

    Bu oyuna kimsenin gelmemesi gerektiğini belirten Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Nasıl destek vereceğimizi biliyoruz. Üreticilerimizin yanındayız. Bundan hiç şüpheniz olmasın. Her zaman kapımız açık. Ama bu spekülatörleri bakanlık ve üreticiler olarak birlikte aradan çıkarmamız gerekiyor. Birlikte bunların dersini vermemiz gerekiyor. Biz bunların oyuncağı olamayız. 78 milyon bunların oyuncağı olamaz. 78 milyonun sofrası ile gıdası ile bunları oynatmayız. Onun için elimizde her zaman bunlara karşı ithalat imkanı hazır olacak. Yeni yeni kararlara ihtiyaç olmadan anlık olarak piyasaya müdahale edecek imkanları elimizde tutacağız. Ama kesinlikle üreticimizi sıkıntıya sokacak ve maliyetlerini aşağıya çeken, onların zarara uğramasına sebep olacak bir atmosferin de oluşmasına engel olacağız.”

    Son dönemde yapılan tartışmalarla sanki hükümet et ithal etmek için bir heves içindeymiş gibi bir algı oluşturulmaya çalışıldığını belirten Çelik, şunları söyledi:

    “Üreticilerimiz rahat olsun. Böyle bir algı biz de yok. Ama spekülatörlere karşı bu kadar geniş tüketici kitlemizi korumak da bizim görevimiz. Tabii ki hayvan sayısını artıracağız, ırk ıslahlarını yapacağız ve hayvancılıkta ulaşmamız gereken hedefleri yakalamış olacağız. Son bir şey daha söyleyeyim. Enflasyonla ilgili bir diğer sıkıntı, tarla ile raf fiyatı arasındaki uçurum. Bu konu bakanlık olarak önümüzde olan bir konu. Çok ciddi farklılık var. Tarlada eli nasırlı, güneşin altında kavrulan çiftçinin gönderdiği ürün ile pazarda satılan ürün arasındaki uçurum, mutlak surette bir çözüm yoluna kavuşmalıdır. Bu haksız kazanç mutlaka önlenmelidir. Üreticinin bizzat ürünü ortaya çıkartarak elde edemediği, hayal dahi edemediği bir fiyata satıp hem tüketiciye, hem de enflasyonun yükselmesine etki eden unsurlarla önümüzdeki dönem mücadele edeceğimizi bilmenizi istiyorum.”