Etiket: Tepkisi

  • Vali Yavuz’dan ‘Sahte Hoca’ Tepkisi

    Muş Valisi Seddar Yavuz, “İnsanların can, mal ve ırzlarına kast edenlerin öldüklerinde nasıl ‘şehit’ olduklarını bu hain hocalar bize anlatsın” dedi.

    Muş Orman İşletme Müdürlüğünün Selahaddin Eyyubi Anadolu İmam Hatip Lisesi bahçesinde düzenlediği Orman Haftası ve fidan dikme programına Vali Seddar Yavuz, Belediye Başkan Vekili Abdullah Avcı, vali yardımcıları Zeliha Uyan, Ercan Öter ve Ali Sakar, Orman İşletme Müdürü Dursun Tel, kurum amirleri ile öğretmen ve öğrenciler katıldı. Programın açılış konuşmasını yapan Orman İşletme Müdürü Dursun Tel’in ardından kürsüye çıkan Vali Seddar Yavuz, teröristlere ‘şehit’ denilmesine tepki gösterdi. Bir insanın şehit olabilmesi için meşru bir davası ve Allah yolunda yürümesi gerektiğini ifade eden Vali Yavuz, sahte hocaların türediğinin altını çizdi. Nevruz kutlamalarının terör saldırıları nedeniyle iptal edildiğini kaydeden Vali Yavuz, “Bu sene nevruz etkinliklerine ülkemizde meydana gelen hain ve alçak saldırılar nedeniyle hayatını kaybeden kardeşlerimize saygı ve onların ruhlarını incitmemek üzere bir kutlama programı valiliğimiz tarafından düzenlenmemiş, daha doğrusu yapılan hazırlık iptal edilmiştir. Yine değerli arkadaşlarım az önce orman müdürümüzün ifade ettiği gibi, Türkiye’de son 13-14 yıl içerisinde yeşile, ormana büyük bir yatırım yapılmıştır” dedi.

    “SAHTE, ADI HOCA OLAN BİR GÜRUH TÜREDİ”

    Sahte, üçkağıtçı, adı ‘hoca’ olan bir güruh türediğini ifade eden Vali Yavuz, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bu alçakların İslam’dan beslenmediği konusunda hiçbir tereddüdüm yok. Geçen konuşmamda ifade ettiğim gibi, şehitlik bir İslami makam, dini bir makamdır ve dini bir kavramdır. Bir insanın şehit olabilmesi için meşru bir davası ve Allah yolunda yürümesi gerekir. Bugün seçilmiş meşru bir devlet ve hükümet, hükümete ayaklananlar, insanların can, mal ve ırzlarına kast edenlerin nasıl öldüklerinde ‘şehit’ olduklarını bu hain hocalar anlatsın bize. Bu Kur’anın hangi ayetine, Hz. Peygamber Efendimizin hangi hadisine dayandırdıklarını bir anlatsalar. Nihayetinde eğer şehitlik dini bir kavramsa Kur’an-ı Kerim ortada, Hz. Peygamberimizin hadisleri ortada. Mezhep imamlarına göre İslam hukukunda, fıkhında kim şüheda, kim değildir nasıl şehit olunur ortada. Siz kendi dininizi oluşturacak iseniz çıkın deyin ki ‘biz böyle inanıyoruz’, biz ona bir şey söylemiyoruz.”

    Vali Yavuz, İslam adına hiç kimse burada katillere, eşkıyaya, bayrağa, vatana, dine kast edenlere ‘şehit’ diyemeyeceğini belirterek “Hele hele kendilerine hoca sıfatı takamaz. Bu tür insanlara fırsat vermeyeceğiz. Bu şehirde huzur ve sükûnu sağlayacağız. Bu kentte yaşayan 412 bin kişi Eskişehir’de yaşayan insanla eşit haklara sahip olacak ve bu ülkenin geleceğini inşa edecekler” şeklinde konuştu.

    Yapılan konuşmalardan sonra okul bahçesine çok sayıda fidan dikildi.

  • Kocamaz’dan Terör Tepkisi

    Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Burhanettin Kocamaz, terör saldırılarına tepki göstererek, “Türk ayağa kalktığı zaman yedi düvelle başa çıkmıştır, üç buçuk soysuzla başa çıkacak kadar güçlüdür” dedi.

    Mersin’in Mut ilçesinde Musa Eroğlu Sevgi Parkı açılışına katılan Kocamaz, Türkiye’nin çok zor bir dönemeçten geçtiğini ifade ederek, “Bu ülkedeki birlikten, dirlikten ve bütünlükten rahatsız olan şer güçler, ülkeyi kan gölüne çevirdiler. Onun için diyoruz ki, biz sevgide birleşmek mecburiyetindeyiz. Birbirimize saygı göstermek mecburiyetindeyiz. Barış ve kardeşliği geliştirmek mecburiyetindeyiz” diye konuştu.

    “Müştereklerimizi bir yana topladığımızda inanın ki ayrıntıları yüze katlar” diyen Kocamaz, şöyle devam etti:

    “Ama maalesef geçmişten bu yana bu ülkedeki birlik ve dirlik ruhunu ortadan kaldırmak üzere el ve gönül birliğiyle, hainler bu ülkeye bu ülkede yaşayan insanlara tuzak kuruyorlar. Ülkenin birçok bölgesinde maalesef bombalar patlıyor. Geçmişten bu yana bize bazı yasaları dikte ettirenler, bu ülkede barış adına bu ülkeyi bölmek için her yere tuzak kurdurdular. Tüneller açtırdılar. Maalesef özellikle Güneydoğuda şehirlere girilemez hale geldi. Ama biz Türk milletinin basiretine güveniyoruz. Türk milletinin sabrını zorlamaya da hiç kimse kalkışmasın diyoruz. Hiç kimse Türk milletinin sinir uçlarına basmasın diyoruz. Türk milleti Kurtuluş Savaşı’nda 2 gün önce kutladığımız Zafer Haftası’nda, Çanakkale’de Türk’ün ne olduğunu dost düşman herkese gösterdi. Dolayısıyla bugünler geçicidir. Türk ayağa kalktığı zaman yedi düvelle başa çıkmıştır. Üç buçuk soysuzla Allahın izniyle kim ne derse desin her zaman başa çıkacak kadar güçlüdür kuvvetlidir.”

  • Köylülerin ’Katliam Köprüsü’ Tepkisi

    Diyarbakır’ın Çınar ilçesinde bulunan ve Diyarbakır’a 28 kilometre uzaklıktaki tarihi Dilaver Köprüsü’nde sık sık yaşanan ölümlü trafik kazalarına tepki gösteren köylüler yeni bir köprü yapılmasını istiyor.

    150 köy ve komşu ilçelerle bağlantısı olan tarihi köprünün üst kısımları 2012 yılında onarılmasına rağmen meydana gelen kazalar nedeniyle harabeye döndü. Dört adet kemeri bulunan ve 16. yüzyıl Osmanlı eserlerinden olduğu tahmin edilen tarihi Dilaver Köprüsü dar olması ve keskin virajı nedeniyle sık sık kazalara sebep oluyor.

    “TARİHİ KÖPRÜ BARAJ HAVZASI İÇİNDE OLDUĞU İÇİN YENİ KÖPRÜ YAPILAMIYOR”

    Tek şeritli olması nedeniyle köprüden geçen araçların zorlandığı ve büyük tarım araçlarının geçemediği tarihi köprü ile ilgili olarak açıklamalarda bulunan Tarımsal Sanayici ve İş Adamları Derneği Başkanı ve Kazıktepe Köyü Muhtarı Mehmet Atik, köprünün adına ölümlü kazalar nedeniyle ’Katliam köprüsü’ dediklerini belirterek, “Eski, tarihi ve dar olması, eğimlerinin ve kavislerinin tehlikeli olması, ulaşımlarını sağlayan yüzlerce köyün ve beldenin trafik yoğunluğu, istenmeyen çok sayıda ölümlü trafik kazalarına neden olmaktadır. İki yıldan beridir Devlet Su İşleri (DSİ), karayolları, Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı’na yüzlerce defa müracaatta bulunduk. DSİ’ye gidiyoruz, bunu karayolları yapacak diyor. Karayollarına gidiyoruz, diyorlar ki Dilaver Barajı’nın havzası içinde olduğu için bunu DSİ yapacak. DSİ de diyor ki bu köprünün korunması için Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın bir yazı vermesi gerekiyor. Bu yazı verilirse hem yolunuzu hem de barajınızı yaparız. İki yıldan beridir uğraşıyoruz bir yere varamadık. Çınar Kaymakamı ile birlikte defalarca gittik yine olmadı. Haftanın üç günü muhakkak ölümlü kazalar oluyor. Burası Dilaver köprüsü değil burası katliam köprüsü olmuştur. Halk biliyor bunu. Bu köprüden dolayı bölge halkının acısını biliyorum. Biz devletimizden bu köprünün bir an önce yapılmasını istiyoruz. Baraj yapılıyorsa yapılsın yapılmıyorsa köprümüz yapılsın. Bu köprü 150 köy yoluyla bağlantılı. Burada şu an 70 köy muhtarı bulunuyor. İki sene önce burada üç tane gencecik öğretmen kardeşimiz vefat etti. Üç gün önce bir veteriner köprüden aracı ile uçtu” dedi.

    “BÜYÜK ARAÇLAR 80 KİLOMETRE DAHA FAZLA YOL YAPIYOR”

    Bölgenin tarım bölgesi olduğunu belirten Atik, “Biçerdöver geliyor köprüden geçemiyor. TIR geliyor geçemiyor. Kamyon geliyor geçemiyor. 20 kilometrelik yolu 80 kilometre yapıp öyle geçiyor. Köprüyü iki sene önce gelip restore ettiler. Kazalardan dolayı köprü harabe halde. Ulaştırma Bakanı’ndan, Tarım Bakanı, Kültür Bakanı ve milletvekillerimizden istirham ediyorum. Bir an evvel bize yardımcı olsunlar bu milletin mağduriyetini gidersinler” diye konuştu.

    Çınar Ziraat Odası Başkanı Mehmet Cevat Delil ise yetkililerin bir an önce köprüye el atmasını istediklerini belirtti. Delil, “Bu köprüden Derik ve Mazıdağı’na da gidiliyor. Bu bölgede 150 köyümüz var. Genelde tarımla uğraşan insanlar ve büyük tarım araçları bu köprüden geçemiyor. Bu sorunumuzun giderilmesi için yetkililerin bir an önce buraya el atmasını istiyoruz. Sürekli ölümlü trafik kazalarıyla karşı karşıyayız. Bu yüzden konunun bir an önce ele alınmasını istiyoruz” ifadelerini kaydetti.

  • Akmeşe’nin Terör Tepkisi

    AK Parti Edirne İl Başkanı İlyas Akmeşe, “Ankara’da meydana gelen bombalı saldırıyı lanetliyoruz. Halkımıza yaşatılan bütün bu acıların bizleri kardeşlik duygularından uzaklaştırmayacaktır. Bunların hiçbir zaman amaçlarına ulaşamayacağını tekrar söylüyoruz” dedi.

    AK Parti Edirne İl Başkanı Akmeşe yaptığı açıklamada sivil yurttaşlarımızın bulunduğu bir yerde yapılan bu vahşi saldırının sonucunda maalesef çok sayıda hayatını kaybeden ve yaralanan olduğunu hatırlattı. Akmeşe, “Halkımıza yaşatılan bütün bu acıların bizleri kardeşlik duygularından uzaklaştırmayacaktır. Bunların hiçbir zaman amaçlarına ulaşamayacağını tekrar söylüyoruz. Bu tür saldırılar milletin azim ve kararlılığını ortadan kaldıramayacaktır. Vefat eden bütün vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum. Onlar bizim şehitlerimizdir. Milletimize buradan huzur ve güvenleri için ortaya koyduğumuz mücadelenin devam edeceğini söylemek istiyorum” diye konuştu.

  • Altaç’tan ‘Hendek’ Tepkisi

    Anadolu Aslanları İşadamları Derneği (ASKON) Diyarbakır Şube Başkanı Aydın Altaç kanın ve gözyaşının ülkenin geleceğine hizmet etmediğini belirterek, “Son dönemde hendek ve barikat politikası üzerinden yürütülen çalışmanın Kürtlere ya da demokrasiye hizmet ettiğini düşünmüyoruz” dedi.

    ASKON Diyarbakır Şube Başkanı Aydın Altaç, Diyarbakır’da yaşanan terör olaylarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Ülke olarak çok önemli bir dönemden geçildiğine dikkat çeken Altaç “17-18 Mart tarihleri Çanakkale şehitlerini anma günü. Kurtuluş savaşında Türkiye’de yaşayan bütün halkların, Türklerin, Kürtlerin ve bütün etnik inanç gruplarının ruh kardeşliği içerisinde ülkeyi savunma, ülkenin birliğini, dirliğini sağlama adına çok ciddi fedakarlıklar yaptığını ve kişiler, etnik gruplar veya inanç gruplarına değil Türkiye’nin sınırları içerisinde bir arada yaşama ruhunu, gayretini ortaya koymuşlar ve günümüz Türkiye’sini de bizlere emanet etmişlerdir. Yine 17-18 Mart tarihleri hepimizin bildiği gibi Halepçe katliamının da yıldönümü. Bu anlamda o katliamda da yaşamını yitiren insanlarımıza yine rahmet diliyoruz. Halepçe katliamı da Kürtler açısından tarihin en vahamet arz edici ve en çok yaralayıcı olaylarından bir tanesidir. Ancak o dönemde yaşanan bu olaya rağmen yine o dönemde insanlar ayakta kalabilmeyi başarmışlardır. Her iki olay bizler açısından ve bütün Dünya tarihi açısından emsal gösterilecek, örnekle anılacak olaylardır. Bu olaylarda insanların nasıl kıyıma uğradığını ve insanların nasıl bir ruh kardeşliği içerisinde hareket ettiklerini bütün dünyaya gösteren çok güzel ve çok anlamlı örneklerdir” dedi.

    “DEMOKRASİ MÜCADELESİ İÇİNDE HERKES BİR BEDEL ÖDEMİŞTİR”

    21 Mart Nevruz bayramının barış ve huzur getirmesini dileyen ve son süreçte ülke olarak çok kritik ve önemli bir süreçten geçildiğini ifade eden Altaç, “Son dönemde bizi üzen ve tedirgin eden gelişmeleri de yakından takip etmekteyiz. Ankara’da, Suruç’ta, Diyarbakır’da ve İstanbul’da patlayan bombalar ve en son Ankara’da patlayan bomba bu ülkede yaşayan bütün yurttaşların birliğini ve beraberliğini kastettiğini hepimiz görmek zorundayız. Bu ülkede geçmiş dönemlerde yaşanan demokrasi mücadelesi içinde herkes bir bedel ödemiştir. ASKON şubesi olarak aynı bedelleri ödememek için hepimizin gövdesini taşın altına koymamız ve Türkiye’nin geleceği için çok ciddi inisiyatif almamız gerektiğini düşünüyoruz” diye konuştu

    “YAPILAN EYLEM TÜRÜ BÖLGE HALKINA ZARAR VERİYOR”

    Son dönemde ülkenin iç güvenliğini ve huzurunu tehdit eden gelişmelere herkesin tepki koyması gerektiğini söyleyen Altaç, şunları kaydetti: “Kanın, gözyaşının ülkenin geleceğine hizmet etmediğini de burada açıklamak istiyorum. Bölgemizde son dönemde hendek ve barikatlar politikası üzerinden yürütülen bir çalışmayı hepimiz görmekteyiz. Bu çalışmanın Kürtlere ya da demokrasiye hizmet ettiğini düşünmüyoruz. Daha önce Silvan’da başlayan, Cizre’de Silopi’de ve Sur’da devam eden insanlarımız ekonomik ve sosyal sıkıntılarla baş başa bırakan, insanlarımızın mağduriyetine neden olan bu uygulamaların bir an önce bölgedeki ortamdan çekilmesini temenni ediyoruz. Çağrımızı şudur: Bu yapılan eylem türü bütün bölge halkına, Türkiye’ye büyük bir zarar vermektedir. Bu doğru bir yol ve yöntem değildir. Bunun bir an önce terk edilmesi gerekir. Türkiye’nin demokrasisinde yaşana n sıkıntıları, yaşanan eksiklikleri elbette ki dile getireceğiz tartışacağız, düzelmesi için herkes kendi düşüncesini ortaya koyabilmelidir. Ancak bunun yöntemi hendek veya barikat değil siyasi müzakerelerdir. Sur tecrübesinden sonra Bağlar’da yaşanan olaylara da şahitlik yaptık. Oradan göç eden ve mağdur olan vatandaşları görünce buna bir anlam vermek çok zor diye düşünüyoruz. Türkiye’nin mevcut siyasi atmosferinde günümüz itibariyle tartışılmayan, konuşulmayan bir hususun kalmadığı kanaatiyle biz herkesi gerek siyasal, gerek toplumsal, gerek ekonomik anlamda projelerini tartışmaya açmasını, masaya koymasını ve bunun üzerinden mücadelenin yürütülmesi gerektiğini belirtmek istiyoruz.”

    “BÖLGEYE GELEN YATIRIMCILAR GERİ DÖNDÜ”

    Çözüm süreciyle birlikte bölgeye gelen birçok yatırımcının son süreçte yatırımlarını yarım bırakıp geri döndüğüne dikkat çeken Altaç, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Yine uzun bir dönem Sur ilçesindeki sokağa çıkma yasağından kaynaklı işyerlerinin kapandığı ve hizmet sektöründe çalışan birçok işçinin işini kaybettiğini çok ciddi bir ekonomik kayıp olduğunu hepimiz burada tecrübe ettik. Bu anlamda bizim yeni tecrübelere ihtiyacımız yok. Önümüzdeki dönemde Türkiye’nin ihtiyaçlarına cevap verebilecek ortamı yaratmak için el ele vermemiz gerektiğini ve Türkiye’ye hizmet etmeyle yükümlü olduğumuzu unutmamak gerekir. Diyarbakır ASKON şubesi olarak biz günümüzde de halkın değerleriyle, halkın beklentileriyle, halkın geleceğiyle ilgili projelerde her zaman destek olmaya devam edeceğiz.”