Etiket: Tepkisi

  • İsrail’e ezan yasağı tepkisi

    Bilim, İrfan, Liyakat Derneği (BİLGENÇ) ile Nizam-ı Alem Gençlik Hareketi üyeleri İsrail’de ezan okunmasının yasaklanmasını İsrail Konsolosluğu önünde protesto etti.

    BİLGENÇ ile Nizam-ı Alem Gençlik Hareketi üyesi yaklaşık 50 kişi İsrail Konsolosluğu önünde toplanarak İsrail’de 23.00 ile 07.00 saatleri arasında hoparlörlerle ezan okunmasının yasaklanmasını protesto etti. Levent’te bulunan İsrail Başkonsolosluğu’na sloganlar atarak yürüyen grup, ellerinde Türk bayrağı, Doğu Türkistan bayrakları ile gelerek, konsolosluk önünde ezan okudu. Polisin konsolosluk binası önünde önlem aldığı görüldü. Ezan okunmasının ardından dualar edildi. Basın açıklaması yapan grup daha sonra konsolosluk önünden ayrıldı.

  • Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Topçu’dan AB ülkelerine ’referandum’ tepkisi

    Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Yalçın Topçu, “AB ülkelerinin göbeğinde, Türkiye ve insanlık düşmanı ne kadar terör örgütü mensubu varsa adeta cirit atıyor. Teröre karşı olduğunu söyleyen AB ülkeleri, teröristlere karşı, terörizme karşı kıllarını kıpırdatmazken bir ülkenin demokratik hakkı olan seçimleriyle ilgili elden gelen her türlü zulmü ortaya koyuyor” dedi.

    Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Yalçın Topçu, Ankara’da İçkale Otel’de Yerli Düşünce Derneği’nin düzenlediği Demokratik Kongo Cumhuriyeti ile Tanıtım ve Kardeşlik kahvaltısında Türkiye’de eğitim gören Kongolu öğrencilerle biraraya gelerek, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

    “Atlantik köle ticareti sırasında 7 buçuk milyon insanını kaybeden, sömürge dönemi ve bağımsızlığa kadar olan dönemde 5 milyon insanını kaybeden Afrika’nın ikinci büyük ülkesi; ve 1960 yılında bağımsız olan Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve halkını ülkem, milletim ve Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan adına selamlıyorum” ifadeleriyle konuşmasına başlayan Yalçın Topçu, yarın ülkelerinin yöneticisi olacak insanların bu buluşmalarda bir araya getirilmesi, önümüzdeki yılların barış içinde, savaşın olmadığı bir dünyanın olmasına vesile olacağını söyledi.

    Bütün coğrafyalarda zulmün olduğuna işaret eden Topçu, “Bugün bizim başımıza da tebelleş olan birtakım batılı beyaz, Hristiyan adam sadece Kongo’ya veya Afrika’ya o zulmü yapmamış. Hakim olduğu dönem itibariyle bütün coğrafyalarda zulüm var, gözyaşı var ve bugün dünyanın gözüne baka baka Suriye’de yukarıdan bomba yağdırıyorlar, aşağıda Arabı, Kürdü ve Türkmeni katlediyorlar. Yıkıntılar arasından parçalanmış çocuk cesetler görmekten bütün dünyadaki insanlara gına geldi” diyerek Ankara’nın bu nedenle güçlü olması gerektiğini vurguladı.

    “Kimseye din dayatılmadı”

    Bin yıllık dünya sahnesinde Tanrı Dağı’ndan inen çocuklarının olduğu dünyaya bakılmasını gerektiğini belirten Topçu, Atilla’nın Roma’ya geldiğinde asla kadınlara tecavüz edilmediğini, çocukların öldürülmediğini, kimseye din dayatılmadığını ve kimsenin elinden dilinin alınmadığını söyledi. Medeni olduklarını iddia edenlerin dünya savaşlarını çıkarttıklarını dile getiren Topçu, neticesinde 1’inci ve 2’inci savaşının sonunda milyonlarca insanı katlettiklerini ve şehirleri yok ettiklerini söyleyerek, bugün Afrika’nın derinliklerine inildiğinde batının sömürmediği bir tane bile Afrika ülkesi olmadığını vurguladı.

    “Arakan’da zulüm devam ediyor”

    Şu anda Arakan’da zulmün devam ettiğini belirten Topçu, “Şuanda Hristiyan adam Azerbaycan’ın yüzde 20 işgal altındaki topraklarına göz yumuyor. Srebrenitsa diye bir yer var, 10 binlerce kadının ırzına geçildi, çocuklar kesildi, diri diri insanlar yüzüldü. Hırvatlar bir slogan ’biz Boşnakları yakarak yok edeceğiz’, Sırp’tan bir slogan ’biz keserek yok edeceğiz’. 21’inci yüzyılda bu medeni olduğunu iddia eden batının gözü önünde Bosna’da Boşnaklar ve Müslümanlar, kesildi ve diri diri derileri soyuldu. Analarının gözü önünde çocuklarının başı kesildi, çocuklarının önünde analarının başı kesildi. Yüzbinlerce kadının ırzına geçildi. Batı buna sessiz kaldı. Bu medeni Batı bunu seyretti” ifadelerini kullandı.

    Topçu, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi halk oylamasına işaret ederek, “Şu anda Türkiye’ye karşı bir cephe oluşturanlar, yani halen kendilerini Bizans’ın çocukları olduklarını adeta her yaptıklarıyla ispat etmeye çalışanlar ne oluyor size? Size ne bizim seçimlerimizden? Size ne oluyor. AB ülkeleri, Bizans’ın çocukları size ne oluyor bizim seçimlerimize karışıyorsunuz. Bakıyorsunuz ki her gün kalkıyoruz bir ülke Bakanımızın konuşmasını yasaklıyor. Birisi bir makale yazıyor. AB ülkelerinin göbeğinde, Türkiye ve insanlık düşmanı ne kadar terör örgütü mensubu varsa adeta cirit atıyor. Teröre karşı olduğunu söyleyen AB ülkeleri, teröristlere karşı, terörizme karşı kıllarını kıpırdatmazken bir ülkenin demokratik hakkı olan seçimleriyle ilgili elden gelen her türlü zulmü ortaya koyuyor” diye konuştu.

  • ATO’dan “sözleşmeli avukat” tepkisi

    Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, anonim şirketlere avukat istihdam etme zorunluluğu getiren düzenlemenin iptal edilmesini isteyerek, “Bankamatik avukatlar şirketlerimize sadece ek yük getiriyor. Hiçbir davası, ihtilafı olmayanlara avukat zorunluluğu anlamsız yük oluşturuyor. Mevzuatı herkes farklı yorumluyor. Üyelerimiz zaten hukuki konularda ihtiyaçları varsa avukatlarla çalışıyor” dedi.

    ATO Yönetim Kurulu Başkanı Baran yaptığı yazılı açıklamada, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 35’inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre esas sermaye miktarı 250 bin TL ve üzerinde olan anonim şirketler ile üye sayısı 100 veya daha fazla olan yapı kooperatiflerinin sözleşmeli avukat bulundurma zorunluluğu bulunduğunu hatırlattı. Söz konusu hükmün anonim şirketler ve yapı kooperatiflerine ek bir maliyet getirdiğini vurgulayan Baran, şunları kaydetti:

    “Anonim şirketler açısından minimum sermayenin 50 bin TL olduğu bir ortamda 250 bin TL sermaye güçlü bir sermaye yapısı olarak kabul edilemez. Güçlü bir sermaye yapısına sahip olmayan şirketler açısından avukat bulundurma zorunluluğu da ciddi bir maliyet oluşturmaktadır. Öte yandan yapı kooperatifleri kar amacı olmayan ve genellikle dar gelirli insanların dişinden tırnağından artırarak biriktirdiği tasarrufları ile uzun vadede de olsa ev sahibi olma arzusuyla oluşturdukları ortaklıklardır. Küçük meblağların bir araya gelmesi ile kurulan, sermaye yapısı çok zayıf, hatta hiç olmayan kooperatiflerin avukat bulundurmak zorunda kalmaları, dar gelirli insanlara ilave bir yük olarak geri dönecektir.”

    Anonim şirketler ve yapı kooperatifleri açısından birtakım hukuki uyuşmazlıkların kaynağında doğmadan çözülmesi amacıyla getirilen bu zorunluluğun uygulamada sadece şekil şartı haline gelerek amacından uzaklaştığını vurgulayan Baran, “Bu düzenleme ile bankamatik avukatlar dönemi başladı. Mevzuat dayatması, ceza korkutması ile zorlama bankamatik avukatlar şirketlerimize sadece ek yük getiriyor” dedi.

    Ankara Barosu tarafından ATO üyelerine sözleşmeli avukat bulundurma yükümlülüğünü hatırlatan yazılar gönderildiğini belirten Baran, “Üyelerimiz bu durumdan son derece rahatsız. Bizler sanal istihdam değil, gerçek istihdam yaratma derdindeyken bize bu tür yükleri getirmenin bankamatik avukatlar dışında kimseye bir faydası yok” ifadelerini kullandı.

    Şirketlere sözleşmeli avukat tayin etmedikleri her ay için asgari ücretin iki aylık brüt tutarı kadar idari para cezası verildiğini kaydeden Baran, “Üyelerimiz yüklü miktarda idari para cezalarıyla karşı karşıya kalıyor. Devletimizin mevzuatta değişikliğe giderek, on binlerce anonim şirketi ve kooperatifi yakından ilgilendiren bu sorunu çözmesini bekliyoruz” dedi.

  • İçişleri Bakanı Soylu’dan Kılıçdaroğlu’na “Bayrak” tepkisi

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Midyat’ta düzenlenen mitingde CHP’nin referandum sürecindeki tavrını eleştirerek, “Kılıçdaroğlu güya ‘Güneydoğu Anadolu’ya geliyorum’ dedi. Konuştuğu meydanda bir tek Türk bayrağı yoktu” dedi.

    Çeşitli ziyaret ve temaslarda bulunmak üzere eşi Hamdiye Soylu ile Mardin’e gelen İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Nusaybin ziyaretlerinin ardından Midyat ilçesinde miting düzenledi. Tek vatan tek millet vurgusu yapan Bakan Soylu, “1980 darbesinde yani ondan sonra şunu söylediler, ’Bu darbe olgunlaşsın diye bekledik’ Ne demek bu? bir annenin iki oğlu birbirine girsin, sağcı ve solcu birbirine pusu kursun ve birbirlerini katletsinler. Bu ülke karışsın, anarşi olsun diye beklediler ama hep arkamıza dönmek zorunda kaldık. Yetmedi 28 Şubat günü aynı anlayışla karşı karşıya kaldık. Yine arkamızdan bir hançer yedik, yetmedi bu ülke Cumhurbaşkanı seçecekti, ne zaman 27 Nisan hemen sonrasında. 27 Nisan günü geldiler bir bildiri koydular ve dediler ki, biz sizin istediğiniz Cumhurbaşkanını seçmeyiz. Biz bu ülkenin sahibiyiz, biz seçtireceğiz dediler. Millet ayağa katlı, herkes ayağa kalktı Cumhurbaşkanını millet seçecek” dedi.

    Bakan Soylu, “17 – 25 Aralık darbesinde aynı şekilde arkamızdan, yetmedi 6 – 7 Ekim olaylarında kardeşi, kardeşe düşürmek için birileri hain bir plan ortaya koyup sokağa çıkın, yakın, yıkın dedi. Yine yetmedi ifade etmek istiyorum, 15 Temmuz’da nasıl bu milletin sevgilisi Adnan Menderes’e o hain iftiraları atmışlarsa ona o darbeyi yapmışlarsa milletin sevgilisi Recep Tayyip Erdoğan’a da 15 Temmuz’da o Amerika’da bulunan metzup, o Amerika’da bulunan hain, o Amerika’da bulunan bu milletin düşmanı talimat verdi. Dedi ki, bu milletin sevgilisini infaz edin ama bu milletin sevgilisi korkmadı ne olursa olsun dedi ben milletimle beraber olacağım” dedi.

    Vatandaşların idam çağrısına cevap veren Bakan Süleyman Soylu, “Ne diyor Sayın Cumhurbaşkanımız, parlamento benim önüme getirsin onaylar geçerim. Muş Varto’da, Cizre’de, Nusaybin’de neredeyse her noktada biz özerklik ilan edeceğiz. Oy aldılar ya şımarınca ve ülkede tek başına iktidar gidince istediklerini yapacaklarını zannettiler, istediğimizi alırız diye zannettiler. Evet, Midyat meydanından söylüyoruz, hadi bugün özerklik ilan et de görelim boyunu görelim” dedi.

    Miting alanında Kemal Kılıçdaroğlu’na seslenen İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, “Burada ne bayrakları var şimdi, Türk bayrakları var. Kılıçdaroğlu güya Güneydoğu Anadolu’ya geliyorum dedi. Bir zilletle beraber Cumhuriyet Halk Partisi o gün onun işine son vermesi gerekirdi. Konuştuğu meydanda bir tek Türk bayrağı yoktu. Anlaşmış terör örgütüyle ve ben oraya geleceğim ve konuşacağım diye. Bugün ahkam kesiyor, kişi sevdiğiyle beraberdir sevdiğiyle bu bizim inancımızdır. Bugün kimlerle beraber, FETÖ ile beraber, PKK’yla beraber, Türkiye’ye dünyada tahammül edemeyen o uluslararası şebekelerle beraber” dedi.

    “Hükümet kararlı talimatı var, Başbakanımız kararlı talimatı var bilmenizi istiyorum, terörün de PKK’nın da adını bu coğrafyadan sileceğiz” diyen Bakan Soylu, “Tunceli’deydim 170 milyonluk yatırım geldi, Mardin’e 1.5 milyarlık yatırım geldi, Elazığ’a 3 milyarlık yatırım geldi. Terör gidiyor huzur geliyor, huzur geliyor” dedi.

  • Demreli üreticilerden ’Hormon’ tepkisi

    Antalya’nın Demre ilçesinde bir grup üretici, sebze ve meyvelerin üretiminde kimyasal kullanıldığı yönündeki haberlere yer verilmesine tepki gösterdi.

    Demre Toptancı Hali’nde yapılan eyleme, CHP Antalya Milletvekili Çetin Osman Budak, Demre Belediye Başkanı Süleyman Topcu, Demre Ziraat Odası Başkanı Musa Sarıca, Ziraat Odası Genel Sekreteri İlker Günay, Demre Hal ve Komisyoncular Başkanı Fahri Duran, çiftçiler ve komisyoncular katıldı.

    Bine yakın üretici üzerinde, “Çiftçi köle değildir”, “Çiftçine sahip çık”, “Hormonsuzdur”, “Zehirsizdir”, “Biyolojik mücadeledir”, “Gecemiz, gündüzümüz bir, ekmeğimizle oynamayın”, “Domates hormonlu, biber zehirli olsaydı, çocuklarımız serada değil kreşte büyürdü”, “Soframıza koymadığımızı sofranıza koymuyoruz” yazılı pankartlar taşıdı. Üreticilerden bazıları traktörlerine sebzeler asarken, bazıları ise domatesleri yere döktü.

    Demre Komisyoncular Derneği Başkanı Fahri Duran, hormonlu domates ve kimyasal kalıntılı biberler bulurlarsa hali kapatmaya hazır olduklarını söyledi.

    Ziraat Odası Başkanı Musa Sarıca da, bazı televizyon kanallarında sebze ve meyvelerde kimyasal madde kullanıldığına dair haber yapıldığını belirterek, bu iddiaların asılsız olduğunu savundu.

    Ziraat Odası Genel Sekreteri İlker Günay ise ulusal kanallarda fikrine danışılan kişilerin bu konuda yetkin kişiler olmadığını ileri sürdü. Bu tür haberlerin çiftçileri zor durumlara düşürdüğünü savunan Günay, “Çiftçiler, üretimde çok ağır şartlarda çalışıyor. Ürünlerimiz, biyolojik mücadelede kullanılan bambus arısı ve ruhsatlı tarım ilaçları ile yetiştiriliyor. Çiftçilerin en büyük sorunu, ürettikleri ürünü pazarlayamamasıdır. Biz devletten ürünler için pazar, ihracat için de destek istiyoruz. Enflasyon hesaplamasından turfanda sebze ve meyvenin çıkarılmasını istiyoruz” dedi.

    Demre Belediye Başkanı Süleyman Topcu da çiftçiye her zaman sahip çıktıklarını, konunun bir an önce devlet yetkilileri tarafından düzeltilmesini istediklerini anlattı.

    CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Antalya Milletvekili Çetin Osman Budak, “Sebzede hormon, kimyasal var, bunlar zararlı diye halkı yanıltan yayınlar yapmasınlar. Antalya en az 15 yıldır kontrollü tarım yapıyor. İyi tarım uygulamalarını, Demre’de de, Alanya’da da, Manavgat’ta da, Serik’te de, Kumluca’da da, Finike’de de bütün kontrollü tarımı Tarım Bakanlığı denetler. Bunun denetimini yapan Tarım Bakanlığıdır. Tarım İl Müdürü bunun denetimini yapar. Buradan dünyanın her yerine mal satılıyor. Eğer, bu ülkeler bu ürünler girebiliyorsa, bu ürünler garantili ürünlerdir. Ben buradan bütün halkımız da şunu söylüyorum. Gönül rahatlığı ile yiyebilirsiniz” dedi.

    Kalabalık daha sonra olaysız şekilde dağıldı.