Etiket: Tepkisi

  • Enver Yılmaz’ın arama tepkisi

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Ordu’da 13 Nisan günü yaptığı mitingin ardından Ordu Emniyet Müdürlüğü’nün Ordu Büyükşehir Belediyesi’nde ‘dinleme cihazı-böcek’ olduğuna ilişkin arama yapması ve bu aramanın sosyal medyada “Büyükşehir Belediyesi’ne baskın” tarzında haberlerle duyurulmasının yankısı sürerken Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Enver Yılmaz bir açıklama yaptı.

    Makamında düzenlediği basın toplantısında söz konusu olay hakkında kamuoyunu bilgilendiren Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Enver Yılmaz, söz konusu olayın kendilerine karşı bir oyun olduğunu söyledi. Ordu Emniyet Müdürlüğü’nün, 10 saat boyunca Ordu Büyükşehir Belediyesi’ni giriş çıkışa kapattığını belirten Yılmaz, “Daha sonra Ankara’dan bir ekip çağırdılar. Gelen ekibin yaptığı araştırmada, Ordu Emniyet’inin dinleme cihazı diye bahsettiği cihaz TV kumanda aparatı çıktı. Mağdur ve müşteki durumdayız. Büyükşehir Belediyesine karşı bir operasyon varmış algısı oluşturanlarla ilgili gerekli her şeyi biz kendimiz yapacağız” dedi.

    “TV arkasındaki bir aparat böcek olarak algılandı”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Ordu’dan ayrılmasının ardından gerçekleşen olayın detayları hakkında bilgi veren Başkan Yılmaz, “Cumhurbaşkanlığı Basın Bürosu’nun akredite etmediği gazetecilerin yapmış olduğu asılsız haberlerin sosyal medyada yayınlanmasıyla birlikte çok ciddi kafa karıştırıcı, kim ve kimler tarafından servis edildiği aşikar ve kanıtlanmış olan bu haberlerle ilgili kamuoyunu bilgilendirme gereği duydum. Cumhurbaşkanımızın Ordu’ya gelişinin bir gün öncesinde ziyaret edeceği yerler Valilik ve Büyükşehir Belediyesi idi. Fakat gece 23.00 gibi Cumhurbaşkanımızın Ordu’ya gelişi saatinin değiştiği, Giresun mitingi ve akşam 3 TV’den canlı yayın yapılacak olması sebebiyle programda sıkışma olduğu ve Ordu miting saatinin saat 15.00’ten saat 14.00’e alındığı bize bildirildi. Program sıkışıklığına rağmen Ordu Büyükşehir Belediye ziyareti gerçekleşecekti. Aşırı yağmur olması ve programların sıkışıklığı sebebiyle biz bu programları gerçekleştiremedik. Miting bittikten sonra Cumhurbaşkanımızın bana bizzat söyledi. Programın sıkışık olduğunu ve bilahare belediyeyi ziyaret konusunda gerekli gayreti göstereceklerini söyledi. Cumhurbaşkanımız ile Valilik ziyaretinde gerekli görüşmeleri yaptıktan sonra helikopterle Giresun’a geçti. Biz de il protokolü olarak Giresun dönüşünde Sayın Cumhurbaşkanı’nı uğurlama amaçlı havaalanına gittik. Malum Cumhurbaşkanlığı korumalarının hassasiyeti sebebiyle bazı bakanların alınmadığı yerde bir uğurlama oldu. O sırada Sayın Cumhurbaşkanımız bizzat bana, sonra Valimize ve sonra Cumhuriyet Başsavcımıza Büyükşehir Belediyemizde araştırma yapılmasını, dinleme cihazı ve böcek olma ihtimali konusunda bir arama yapılması hususunda talimatlandırma yaptı. Bu çerçevede biz buraya geldiğimizde hemen karşıda gördüğünüz TV arkasında Cumhurbaşkanlığı korumaları tarafından buradaki bir aparatın böcek olarak değerlendirilebileceği ve Büyükşehir Belediye Başkanına dinleme yapıldığı şeklinde bir kanaat oluştu. Bunun üzerine Cumhurbaşkanlığı korumaları Emniyet Müdürüne bu konuda takibat yapılması konusunda resmi süreci devrettiler.”

    Bunun üzerine belediyeye geldiklerini ve TV’nin arkasında ilk etapta kimsenin tahmin edemeyeceği ve ‘bu ne işe yarar’ denilebilecek bir aparat olduğunu gördüklerini belirten Yılmaz, bundan sonraki süreçte İl Emniyet Müdürlüğünün tavırlarının değiştiğini belirtti. Yılmaz, “İl Emniyet Müdürlüğü bizim itirazlarımıza rağmen tüm binayı boşaltma konusunda talimat verdi. Bu çerçevede bina boşaltıldı, işin adli yönünün belirlenebilmesi için Ankara’da Emniyet Genel Müdürlüğü ve İstihbarat Daire Başkanlığından gelecek ekibin beklenilmesinin gerekli olduğu söylendi. Bununla birlikte il protokolü ile birlikte burada beklemeye başladık. Saat 19.00 uçağıyla geleceği söylenen ekip uçağı kaçırdıklarını, 09.30-10.00 gibi karayoluyla gelebileceğini söylendi. Biz de bu esnada arkadaşlarımıza farklı bir olayın olmadığını, sükunetle hareket edilmesi gerektiğini, müşteki ve mağdur pozisyonunda olan Büyükşehir Belediye Başkanı ve Büyükşehirin olduğunu, bu hususta referandum öncesi olması münasebetiyle farklı haberlerin sızdırılabileceği konusunda dikkatli olunması gerektiğini söylememize rağmen İl Emniyet Müdürümüz süreci farklı noktalara götürmüş pozisyondadır. Belediyenin etrafı komple sarılmak suretiyle, milletvekili arkadaşlar ve genel sekreterimiz dahil olmak üzere belediye binasına sokulmaması suretiyle olay çok farklı noktalara maalesef getirdiler” diye konuştu.

    “Böcek denilen cihaz TV kumandası çıktı”

    Ankara’dan karayolu ile gelen ekibin gece 03.30 gibi geldiğini, 10 dakikalık bir incelemenin ardından ortalığı ayağa kaldıran aparatının TV kumandasının aparatı olduğunun ortaya çıktığını belirten Yılmaz, şöyle devam etti:

    “Şimdi bu olaya ilişkin tahmin ediyorum Cumhuriyet Başsavcılığımız Pazartesi itibariyle gerekli resmi açıklamaları yapacaktır. Burada bir oyun var. Bu oyunun şu saniye itibariyle mağduru, müştekisi biziz. Fakat başta İl Emniyet Müdürünün tüm polis teşkilatını buraya yığması, etrafı çevirmesi ve bütün binayı boşaltması ki binada 2 bin kişi çalışıyor, üstelik milletvekillerinin, genel sekreterin ve il başkanımızın da binaya girmesinin engellenmesini ben kamuoyunun takdirine bırakıyorum. Nitekim ben o gece sabahı Sayın Cumhurbaşkanımıza ve bu işin resmi sorumluları olan İçişleri Bakanı’na ve müsteşara hem ben hem valilik gerekli bilgileri intikal ettirmişlerdir. Bu olayı basın marifetiyle kamuoyuna soru işareti oluşturacak mahiyette haber yapanların menşei emniyet kökenlidir. Yani bize bir şey yapmak isteyenler ve tüm polisi o gece yaklaşık 8-10 saat buraya yığıp Büyükşehir Belediyesine karşı bir operasyon varmış algısı oluşturanlarla ilgili gerekli her şeyi biz kendimiz yapacağız.”

    “Sosyal medyadaki haberler akredite edilmemiş basın mensubu ile emniyet işbirliği ile hazırlandı”

    Kendilerine karşı siyasi bir grubun hazımsızlık ve komplo teorileri uyguladığını vurgulayan Yılmaz, “Ne Büyükşehir Belediyesiymiş bu? Ne varsa bizim başımıza geliyor kardeşim. Anladık tamam yani, siyasette bir makam sahibi isteyenler var, o miting meydanında alkışı daha az alanlar olabilir. Ama bu alkışın sebebi Büyükşehir Belediyesinin yaptığı veya yapacağı organizasyon değildir. Halkın teveccühüdür. Ne ekersen onu biçersin. Kaldı ki bu makamlara geliş takvimi ile gidiş takvimi bellidir. 30 Mart 2014 tarihinde geldiğim bu makamdan hemşehrilerim kalk derse 30 Mart 2019’da kalkarım. Ne beni falancı birim kuvveti, ne polis kuvveti ne destek kuvveti ne de falancanın Ankara’da yaptığı kampanya götüremez. Hizmet yapıyoruz biz burada. Hizmet yapıyor olmamız hasebiyle doğal olarak rakibimiz oluyor ama bu işinde bir asaleti, efendiliği, edebi, ahlakı var. Bu haberi yapanların Cumhurbaşkanlığı tarafından akreditasyonu yok. Akredite olmamış basına haberi veren ise emniyet. Böyle bir şey olabilir mi? Neyle uğraşıyoruz biz. Milletvekilleri, genel sekreter, daire başkanları, Orduluların olan bu makama 10 saat nasıl sokulmaz? Sadece bir odada yapılan aramayı farklı bir şekilde kamuoyuna yansıtmak nasıl bir zihniyetin eseridir? Ne yapılmak isteniyor?” açıklamalarında bulundu.

    “Emniyet müdürünün yüzüne her şeyi söyledim”

    Yılmaz, Büyükşehir Belediye binasının inşaatının bitip bilgi işlem sisteminin projelendirildiği dönemde encümen salonundaki ekranından yapılan brifinglerin makam odasındaki ekranda da görülmesi için bir sistem uygulandığını ancak arızalı olduğu için bugüne kadar hiç kullanılmadığını ifade ederek, “Bir şehir referandum gibi tarihi bir süreçte neyi konuşuyor, neyi tartışıyor? Bilgi İşlem Müdürlüğündeki arkadaşımız saat 19.00’da ‘bu kabloyu ben çektim, bu kumanda aparatıdır’ demesine rağmen Ordu Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı ekipler tam 9 saat iki TV’nin başında bekledi. Daha sonra 6 kişilik bir uçak dolusu malzeme ile gelen Ankara’daki ekip aynı şeyi söyleyerek ‘Bu bir kumanda aparatı’ dedi. Ordu Emniyet Müdürü’nün yüzüne bizzat ‘burada bir oyun var, bu oyunun içinde bizzat sen de varsın’ dedim” ifadelerini kullandı.

  • Bahçeli’den Kılıçdaroğlu’na ’kontrollü darbe’ tepkisi

    Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Kılıçdaroğlu sabah akşam 16 Nisanı karalamakla uğraşmaktadır ama 15 Temmuz darbe teşebbüsünden bahsetmemektedir. Bahsetse bile ‘kontrollü darbe’ demektedir. Ne demek kontrollü darbe? Bu rezil değerlendirme nereden çıktı? 15 Temmuza ‘kontrollü darbe’ demek kasten yapılmış, kontrollü bir çarpıtmadır. Benim anlamadığım bu mesajların Pensilvanya’dan CHP’ye nasıl ulaştığı, Mustafa Kemal’in partisinin nasıl ikna olduğudur” dedi.

    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Antalya mitinginde konuştu. Bahçeli, Antalya’nın heyecan denizi olup miting alanında aktığını dile getirerek, Antalya Türkiye’nin dünyaya açılan penceresi, müşfik ve muazzez yüzü olduğunu belirtti. Buna rağmen Antalya’nın pek çok sorunu olduğunu ifade eden Bahçeli, “Ama bunların hepsi aşılmalıdır ve de aşılacaktır. Güneş Antalya’dadır, kum Antalya’dadır. Deniz Antalya’nın görkemidir. Bu cennet tatil yöremiz elbette hak ettiği yer ve seviyelerin gerisindedir. Antalya uzun süredir diken üstündedir. 24 Kasım 2015’de düşürülen Rus uçağı Antalya’yı kasıp kavurmuştur. Turizm acente ve şirketleri dardadır. Turizm darboğazda, oteller sancılıdır. Sebze-meyve üreticilerimiz dertlidir. Antalya’da sıkılan bir elin, mesela Rusya’da karşılığı vardır. Antalya’da atılacak bir adımın Finlandiya’dan sesi duyulacaktır veya Antalya’dan gösterilecek yakınlığın Danimarka’dan, Hollanda’dan, Almanya’dan mutlaka cevabı görülecektir. Antalya aynı zamanda kültür ve medeniyetlerin kesiştiği kavşak noktasıdır. Antalyalı kardeşlerim, Türk milletinin değerlerini temsil ederken aynı zamanda da tanıtmaktadır” diye konuştu.

    “En iyi tanıtım sevgi”

    Antalya’ya gelen her turistin gönüllü bir turizm elçisi olduğunun altını çizen Bahçeli, “En iyi tanıtım sevgi, yakınlık ve ilgidir. Sırf çevre ve doğa şartlarının güzelliğiyle de daha fazla yabancı ziyaretçinin gelmesi bir aşamadan sonra mümkün değildir. Hizmetlerdeki kalite düzeyi, karşılıklı münasebetlerdeki nezaket ve diyaloglardaki saygı buranın sürdürülebilir bir cazibe merkezi olmasına büyük katkılar sağlayacaktır. Bildiğiniz gibi, insan sevildiği, bilindiği ve bildiği yeri önceliğine almaktadır. Bu bacasız sanayi olan turizmde de böyledir. Bu itibarla daha çok turistin gelmesi, daha çok döviz girişi ve ülkemizin daha çok tanıtımı anlamına gelir ki, bunların önemi de şüphesiz çok fazladır. Bu nedenle turizmin gelişmesi, daha çok iş ve aş üretmesi doğa ve tesis güzellikleri olduğu kadar, insan davranış ve yaklaşımlarıyla doğru orantılıdır” ifadelerine yer verdi.

    “Antalya’nın imajına leke”

    “Türkiye karşıtı çevrelerin aleyhe propagandalarını da yakinen takip ediyorum” diyen Bahçeli, “16 Nisan’dan rahatsız olan Avrupa ülkeleri Antalya’yı karalama yarışındadır. Almanya bir yandan, Hollanda diğer yandan turizme darbe vurmanın peşindedir. Türkiye’yi güvensiz bir ülke gösterme çabalarına hız verdiler. Antalya’nın imajını lekelemeye çalışıyorlar. Rezervasyon iptalleri bunun en açık ispatıdır. Çünkü Antalya’nın dostluk ve kardeşlik ikliminden ürküyorlar. Çünkü Antalyalının irade ve duruşundan çekinip korkuyorlar. Sanıyorlar ki teslim olacağız. Sanıyorlar ki milli tez ve iddialarımızdan vazgeçeceğiz. Ya da aman dileyip yalvar yakar peşlerine düşeceğiz. Gelen gelir gelmeyen kendi bilir. Fakat bizim gönlümüzde herkese yer vardır. Bu açık ve kesindir. Ancak demokratik ve insani olmayan hiçbir muameleyi de Antalya sineye çekmez, hoş görmez, görmeyecektir. Onursuz kazanç uğruna, onurluca kayıp Türk milletinin tarihi meziyet ve tercihidir” diye konuştu.

    “Sizler evet dedikçe, zalimlerin uykusu kaçıyor”

    Antalya’nın kardeşliğin şehri olduğunu ifade eden Bahçeli, “Burada herkese aş, iş, ekmek, huzur dolu günler vardır. Burada herkese hak ettiği, layık olduğu ilgi de vardır. Ama hiç kimse Antalyalı kardeşlerimin sabrıyla oynamamalıdır. Antalya’ya tuzak Türkiye’ye hançer sallamaktır. Antalya’nın hakkına leke sürmek, göz koymak aynısıyla ters tepecek, muhataplarını mahcup edecektir. Antalya diz çökmez, tamah etmez. El avuç açmaz, alttan almaz. Antalya Türkiye’dir, Türk milletinin kalp atışıdır. Ay yıldızlı al bayrak en iyi şekilde burada temsil edilmektedir. Türk vatanın namusuna yan bakan, Antalya’da ancak nal toplar, Antalya’nın yanına yaklaşamaz. Şimdi soruyorum, Türkiye’nin büyümesine var mısınız? Milli yeminleri tutacak mısınız? Milli ülküleri savunacak mısınız? Sizler evet dedikçe, zalimlerin uykusu kaçıyor. Sizler evet dedikçe, Türkiye düşmanlarının akılları karışıyor. Sizler evet dedikçe, Türk milletine kefen biçenlerin gözleri kararıyor. Denizde kum, düşmanda kumpas bitmez. Su uyursa da, düşman uyumaz. Ancak bunların gücü Antalya’ya yetmez, yetmeyecektir” şeklinde konuştu.

    “Evet, lord planlarının kapanıdır”

    Bahçeli konuşmasına şöyle devam etti:

    “Bir kez daha soruyorum, 16 Nisan gelip çattığında, devlet için evet mi? Millet için evet mi?Cumhuriyet için evet mi? Türklüğün bekası için evet mi? Evet, dost kapısıdır, adam olana açılır. Evet, lord planlarının kapanıdır, alçakları boğar. Evet, dirilişimizin manevi kalkanıdır, imhamızı isteyenleri ardına bakmadan kovalar. Bu ülke için yeminimiz vardır, vazgeçilmez. Yemin dönülmemek için verilir. Yemin çiğnememek için edilir. Anlayış ve kabulümüz budur. Karakter zafiyeti taşıyanların bu işe kafası yatmaz. Yemin adalettir, milli bekadır, omurgalı duruştur. Yemin haktır, milletin haysiyetidir, Türk tarihinin sesidir.”

    “İblisin tuzakları genişlemektedir”

    “Türkiye’ye karşı devamlı körüklenen nefret salgını tehlikeli boyuttadır” diyen Bahçeli, “Avrupa tetiktedir. ABD teyakkuzdadır. Sınırlarımızın hemen dibinde küresel ve bölgesel şiddet tehdidi artmaktadır. İblisin tuzakları genişlemektedir. Adalet dipte, ayaklar altındadır. Cellatlık meslek haline gelmiştir. Terör örgütleri efendilerini sözünü yerine getirmek amacıyla kan dökmektedir. Suriye’de çocuklar kimyasal bombalarla hayatı kaybetmektedir. ‘Kerkük’ü kendimize bağlayacağız’ diyen Barzani çetesi provokasyonunu alçakça sürdürmektedir. Herkes bilsin ki Irak Türkmenleri bir ve beraberdir. Ve de Türkiye sonuna kadar soydaşlarını yanındadır. Terör ve bölücülük devletleşemeyecek, buna izin verilmeyecektir. Sevr’de yapamadılar yine yapamayacaklar. Komplo kırılacak, failleri cezasız bırakılmayacak” ifadelerini kullandı.

    “İstenen idamsa idama hazırız”

    Hedefte Türkiye olduğunu söyleyen Bahçeli şunları söyledi:

    “Hedefte Türkiye vardır. Bekamız tehdit çıkmazındadır. 7 düvelin gözleri üzerimizdedir. Her yolu deniyorlar. Her vasıtayı kullanıyorlar her yolu mubah sayıyorlar. Maksat Türkiye’yi bölmek, milleti birbirine kırdırmaktır. PKK’yı bunun için destekliyorlar. YPG’nin önünü açmaları bunun içindir. FETÖ’nün arkasında durmaları boşuna değildir. 15 Temmuz işgal ve ihaneti Türkiye’yi yıkmak için planlanmıştı. Milletimize kastedildi. 113 bin kişi FETÖ’den alınmıştır. Karşımızdaki tablo dehşet vericidir. Hakkı yenmiş çıkarsa Türk adaletinin düzeltmesi kaçınılmaz bir zarurettir ancak kim ki FETÖ’yle irtibat kurmuşsa, kimin fiyatı 1 dolar ediyorsa, kimler bylockla haberleşip Türkiye’yi katletmeye çalışmışsa yedikleri içtikleri burunlarından fitil fitil getirilmelidir. Eğer istenen idamsa biz varız. 16 insan sonra ön şartsız hazırız.”

    “Kılıçdaroğlu’na eleştiri”

    “Karar sizin elinizde CHP, HDP, YPG, DHKP-C, haçlı kafilesi kara kampanyayı çoktan başlatmışlardır” diyen Bahçeli, “Kılıçdaroğlu sabah akşam 16 Nisanı karalamakla uğraşmaktadır ama 15 Temmuz darbe teşebbüsünden bahsetmemektedir. Bahsetse bile ‘kontrollü darbe’ demektedir. Ne demek kontrollü darbe? Bu rezil değerlendirme nereden çıktı? 15 Temmuza ‘kontrollü darbe’ demek kasten yapılmış, kontrollü bir çarpıtmadır. Benim anlamadığım bu mesajların Pensilvanya’dan CHP’ye nasıl ulaştığı, Mustafa Kemal’in partisinin nasıl ikna olduğudur. Bylock mu devrededir? Özel ulaklar mı devrededir? CHP lideri ‘Elimde belge var’ diyor. O zaman elindeki belgeyi niye açıklamıyorsun? Niye milletimizle paylaşmıyorsun? Hangi fırsat ve zemini kolluyorsun? Türk milletini ahmak yerine koymaya, aklıyla alay etmeye, temmuzdaki dehşet istila operasyonunu örtmeye Kılıçdaroğlu ve gizli gizli haberleştiği FETÖ başaramayacaktır” dedi.

    “CHP, FETÖ değirmenine su taşıyor”

    Bahçeli, “FETÖ’nün kurduğu fan kulübüne CHP’nin dahim olması zillettir. Kılıçdaroğlu FETÖ’nün değirmenine su taşıyor. FETÖ sanki CHP’ye virüs bulaştırmış, iradesine kelepçe vurmuştur. Çan çan ötenlerin, FETÖ’nün yanında hizalanmış ağız ağza konuşanların FETÖ hayranlığı hayra alamet değildir. Varsın CHP, eli kanlı aydınlıkçılar FETÖ’yle bir olsun. CHP, HDP, PKK yan yana dursun. Bize Türk milletinin sevdası yetecektir. Hareti Mevlana diyor ki kiminle gezdiğinize, arkadaşlık ettiğinize dikkat edin. Bülbül güle, karga çöplüğe götürür. CHP çöplüğe gittiğinin farkında değil. Evetçileri denize dökeceklermiş. Şu hazımsızlığa, düşmanca bakışa dikkat eder misiniz. CHP ve hayırsız koronun ne dediğinin millet nezdinde bir anlamı yoktur. Her vatandaşın görüş ve anlayışına saygılıyız ama gelin bekamıza sahip çıkalım” ifadelerini kaydetti.

  • Milletvekili Tayyar’dan kararname tepkisi

    AK Parti Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun kararnamelerle ilgili eleştirilerine tepki göstererek, “Kararnamelerin sihri olsa Kılıçdaroğlu’nu yalan makinesine bağlardık” dedi.

    16 Nisanda yapılacak referanduma evet desteği için çalışmalarını sürdüren AK Parti Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar, Organize Sanayi Bölgesindeki Kaplan Kardeşler Fabrikasında çalışan işçilerle bir araya geldi. İşçilerle öğle yemeği yiyen Tayyar, yeni Anayasa ve Cumhurbaşkanlığı sistemini anlattı.

    Muhalefetten gelen eleştirilere de cevap veren Tayyar, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘Cumhurbaşkanı kararnamelerle birçok yeri kapatacak’ eleştirilerine tepki göstererek, “Sisteme söyleyecek söz bulamayanların yalan yanlış bilgilerle halkı kandırmaya çalışıyor. Kararnamelerin sihrinin olması durumunda ilk önce Kılıçdaroğlu’nu yalan makinesine bağlardık. Bu makinenin ömrü de 24 saati geçmezdi” dedi.

    Muhalefetin yalan yanlış bilgilerle halkı kandırmaya çalıştığını savunan Tayyar, “Sisteme ilişkin eksiklikleri bulamayan ’hayır’cılar, milletin kafasını bulandırmak için Cumhurbaşkanının kararnameleri ile ilgili yalan yanlış bilgiler yayıyor. ’Cumhurbaşkanı kararname ile isterse asgari ücreti yarıya indirebilir. Emekli maaşını azaltabilir, isterse bakkal dükkanını kapatabilir, isterse lokantaları kapatabilir’ diye bir yığın yalan uyduruyor. Utanmasalar AK Parti kararnamelerle kadınlarda doğum süresini 9 aydan 6 aya indirecek diyecekler. Bunlarda yalan sınırlaması yok. Eğer kararnamenin bu kadar sihri olsa, biz önce Kemal Kılıçdaroğlu’nu yalan makinesine bağlarız. O kadar öter ki makinenin ömrü 24 saati geçmez. Herkesin gönlü ferah olsun, biz anayasada 82 maddede sınırlama koyduk. İlerde ülkeyi iyi yönetemediğini düşünmediğimiz birisi gelse bile biz buna göre tedbirimizi aldık” diye konuştu.

  • Köylülerin taş ocağı tepkisi

    Antalya’nın Serik ilçesi Sarıabalı Mahallesi Gölbecik Mevkii’nde oturan vatandaşlar, yerleşim alanının yakınına kurulmak istenen taş ocağına karşı ayaklandı.

    Daha önce aynı firma tarafından karşı yamaçta bulunan Tombullar Mevkii’nde taş ocağı kurulduğunu, patlatılan dinamitlerden etkilendiklerini belirten vatandaşlar, patlamaların sarsıntıları sebebiyle evlerinin zarar gördüğünü iddia ettiler. Firmanın Gölbecik Taşı dedikleri kayalıkları patlatarak kırma taş malzemesi çıkarılmak istendiği gerekçesiyle ruhsat talebinde bulunduklarını belirten vatandaşlar, ruhsat verilmemesini istedi.

    Patlatılarak kullanılmak istenen Gökbecik Taşı tepesinin hemen dibinde oturan Halil Tunç, “Biz burada hayvancılık yapıyoruz. Topraklarımız var. Bu taş ocağının kurulmasını istemiyoruz. İsterlerse gelsinler taşı kırsınlar evimizden çıkmayacağız. Karşı yamaçta kurulan taş ocağında patlama olduğunda 500 metre uzağa taş yağdı hayvanlarımız öldü. Evlerimiz sarsıldı çatladı. Cumhurbaşkanımız’dan bize destek olmasını bekliyoruz” dedi.

    Mahalle sakilerinde Yusuf Yıkılmaz, doğup büyüdükleri mahallede oturmaya devam edeceklerini belirterek, “Karşı tepede kurulan taş ocağı doğayı bozdu. Bu şekilde bizim oturduğumuz yeri de bozacaklar” diye yakındı.

    CİMER, BİMER, Çevre İl Müdürlüğü ve Antalya Su ve Atıksu İdaresi’ne (ASAT) dilekçelerle ruhsat verilmemesi için müracaat ettiklerini söyleyen Hüseyin Sülek, “CİMER, BİMER, ASAT, ÇED müdürlüğüne dilekçe verdik. Burada ASAT’ın kullandığı iki tane kaynak suyu var. Ayrıca kendi cazibesiyle akan kaynak suları var. ASAT’tan bize gelen yazıda olumsuz bulunduğu belirtiliyor. Bu taş ocağına ruhsat verilmesini istemiyoruz” dedi.

    Kendi cazibesiyle akan kaynak suyundan hem kendileri hem de hayvanların içtiğini belirten vatandaşlar, taş ocağında dinamit patlatılması halinde su kaynağının zarar göreceğini ifade etti.

    Bazı mahalle sakinlerinde olan kadınlar da “Onlar taş ocağından para kazanacak burada evimizin başına taş yıkılacak istemiyoruz” diye yakındı.

    Taş ocağı kurularak yıkılmak istenen Gölbecik Taşı tepesine yakın olan Deniztepesi Mahallesini muhtarı İbrahim Ersöz kendi mahallelerinin de etkileneceği gerekçesiyle eyleme destek verirken, Sarıabalı Mahallesi Muhtarı Mehmet Emin Özen, her zaman mahalle halkının yanında yer alacağını ifade etti.

  • Vatandaştan Metin Feyzioğlu’na PKK cenazesi tepkisi

    Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, Bolu’nun Yeniçağa ilçesinde vatandaşlarla tokalaştığı sırada bir vatandaşın tepkisi ile karşılaştı. Vatandaş, Feyzioğlu’nun elini sıkmadı ve “Sizin elinizi sıkmak istemiyorum. Sizi PKK cenazesinde gördüm” sözleri üzerine bir süre tartışma yaşandı.

    Bolu Barosu tarafından düzenlenen, ’Anayasa değişikliğini tartışıyoruz’ konulu konferans için Bolu’ya gelen Türkiye Barolar Birliği Başkan Metin Feyzioğlu, Yeniçağa ilçesinde vatandaşlarla sohbet ederek tek tek toklaştı. Feyzioğlu İ.K. isimli vatandaşla tokalaşmak istedi ancak vatandaş Feyzioğlu’nun elini sıkmadı. İ.K. “Ben sizin elinizi sıkmak istemiyorum. Sizi birkaç kez PKK cenazesinde gördüm” sözleri üzerine Feyzioğlu, “Görmedin, o şerefsizlerin yalanı. O Diyarbakır Baro Başkanı’nın cenazesiydi” sözleriyle karşılık verdi. Vatandaşın, “Gördüm gördüm” diyerek ısrar etmesi üzerine, Feyzioğlu sinirlenerek, “O bir yalan, inanmayın kul hakkı yeme, ben öbür tarafta senden razı olayım. Namaz kılacaksan da namazın kabul olmaz” dedi. İ.K. ise “Tamam şimdi de kul hakkı yedik. Sağolun. İşte onu Allah bilir siz bilemezsiniz. Onu bir tek Allah bilebilir. Barolar Birliği Başkanı bilemez” diye konuştu. Metin Feyzioğlu, daha sonra aracına binerek Bolu kent merkezine doğru hareket etti.