Etiket: tepki

  • ÇAKIROĞLU’NUN ÖLDÜRÜLMESİNE ERZURUM’DA TEPKİ

    ERZURUM’DA YÜRÜYÜŞÜN ARDINDAN İKİ GRUP ARASINDA KAVGA ÇIKTI

     

    DBP’Lİ GRUP POLİSE TAŞ ATTI

     

    İzmir’de, Ege Üniversitesi’nde öldürülen ülkücü Fırat Yılmaz Çakıroğlu için Erzurum’da düzenlenen protesto yürüyüşünün ardından olaylar çıktı. Cumhuriyet Caddesinden Mahallebaşı semtine doğru yürüyüş yapıldı. Burada DBP’li olduğu öne sürülen grup ile kavga çıktı. Olayın ardından bölgede polis geniş güvenlik önlemi aldı. Olaylarda 10 kişinin yaralandığı iddia edildi. Polise taş atan DBP mensubu olduğu öne sürülen grup sokak aralarına dağıldı. Bölgede yaşanan gerginlik devam ediyor.

  • Erdoğan’dan Özgecan’ın öldürülüşünü dansla protesto edenlere tepki

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Özgecan Aslan’ın katledilmesini dans ederek protesto edenlere tepki gösterdi.

     

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye Müteahhitler Birliği Ödül Töreni’nde konuştu. Özgecan Aslan’ın cinayetiyle ilgili konuşan Erdoğan, “Bu alçaklığın, bu canice, vahşice yapılan bu katlin failleri yakalandı. İnşallah hakkettikleri cezayı da en ağır şekilde almaları için bizzat davanın takipçisi olacağım. Şu anda da zaten takip ediyorum” dedi.

    Özgecan’ın ölümünü dans ederek protesto edenlere de ateş püsküren Erdoğan, “Hunharca katledilen Özgecanımızın ölümünü dans ederek güya protesto ediyorlar. Bu ne biçim iştir ya? Önce sen biliyorsan önce Fatiha oku, bilmiyorsan bir rahmet dile. Ailesine başsağlığı dile. Dans ediyor. Bu anlama gelir. Ölüm karşısında, acı karşısında dans etmek nedir bizim kültürümüzde? Belli. Ateş düştüğü yakar” diye konuştu.

  • Erzurum’dan İsrail’e tepki

    Erzurum’da Anadolu Gençlik Derneği tarafından Mescid-i Aksa’nın Müslümanlara kapatılması protesto edilerek, İsrail kınandı. 
    Merkez Yakutiye ilçesindeki Lalapaşa Camii önünde Cuma namazı sonrasında toplanan grup, sloganlar atarak İsrail’in Mescid-i Aksa’yı ibadete kapatmasına tepki gösterip, basın açıklaması yaptı. Grup adına basın açıklaması yapan Aktay Eşsiz, “Terör devleti İsrail, yine bizzat siyonistlerin kışkırtmaları neticesinde çıkan olayları bahane ederek ilk kıblemiz Mescid-i Aksa’yı ibadete kapatmıştır. Bu kapatma kararı için ‘insan hak ve özgürlüklerini hiçe saymaktır’ demek bir anlam ifade etmeyecektir. Burada topyekun hiçe sayılan bir buçuk milyar İslam alemidir. Kendisiyle yapılan her ateşkesin ardından, kendisiyle yapılan barış görüşmesinin ardından bu terör devleti yeni bir gerekçe bularak zulümlerine yenisini eklemektedir. Çünkü zulüm İsrail’in varlık sebebidir. Cümle alem biliyor ki siyonizm tüm insanlığı felakete sürüklüyor. İsrail’in ikinci hedefi Müslümanların ilk kıblesi olan Mescid-i Aksa’yı yıkmak ve yerine sözde yeniden Süleyman Mabedi’ni inşa etmektir. Hafta içinde Kudüs’te, Mescid-i Aksa’ya çok yakın bir noktada bu konuyla ilgili bir provokasyon amaçlı bir sempozyum yapılmıştır. Bir grup siyonist, Mescid-i Aksa’nın yıkılmasını ve Süleyman Mabedi’nin inşasını konuşmuştur. Tamamen kışkırtma amaçlı bu sempozyum İsrail’in yeni tuzağıdır. Şimdi İsrail yaşanan karışıklığı bahane ederek hem Filistin halkına karşı yeni bir zulme girişecektir hem de Mescid-i Aksa’nın yıkımına giden yolda yeni adımlar atacaktır. Bizler Mescid-i Aksa’nın ve Kudüs’ün özgürlüğüne kavuşması için tüm gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz. Bu coğrafyaya barış ve huzur ancak İslam Birliği’nin kurulması ile Mescid-i Aksa’nın, Kudüs’ün özgürlüğüne kavuşması ve İsrail’in işgal ettiği topraklardan kovulması ile geri gelecektir” dedi.
    Basın açıklamasının ardından dua okuyup slogan atan grup olaysız bir şekilde dağıldı.

  • Öğrencilerden ‘Formasyon’ tepkisi

    Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğrencileri pedagojik formasyon kontenjanlarının yetersizliğine tepki göstererek eylem yaptılar. 
    Kampus içerisinde bulunan Bilim Anıtı önünde toplanan yaklaşık 500 öğrenci, pankart ve sloganlarla seslerini duyurmaya çalıştı.
    Öğrenciler adına yapılan basın açıklamasında: “3 yıldır yaptığımız çalışmaların meyvelerini almış bulunmakla beraber, verilen kontenjan ve uygulamaların yetersiz olduğu kanaati taşımaktayız. Bunca emeğimize rağmen hala geçici düzenlemelerle sanki ağlayan çocuğun eline oyuncak tutuşturulurcasına her yıl farklı düzenlemelerle pedagojik formasyon eğitim sertifikası verilmekte. Oysa bizler daha önce de, bugün de bu hakkımızın geçici düzenlemelerle değil formasyon derslerinin asli kimliğine uygun olarak 4 yıllık lisans dönemi içerisinde ve ücretsiz verilmesini istiyoruz. Şimdiye kadar yaptığımız bunca hak aramaların sonunda siyasi sonuçlar doğuran uygulamalar görmekteyiz.” denildi.
    Bin 900 yerine 750 kontenjan verilmesinin komedi olduğunu söyleyen öğrenciler, “Üniversitemiz kısa bir süre önce pedagojik formasyon sertifika programlarını mezuniyet aşamasında ve mezun durumunda olanlar için eğitim fakültesi bünyesinde açılacağını açıkladı ve üniversite senatosu tarafından son sınıf öğrencilerine 750 kontenjan açıldı. Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK), daha önceleri resmi web sayfasından yapmış olduğu duyuruda, pedagojik formasyon kontenjanlarını üniversitelerin potansiyeline göre verileceğini belirtmiştir. Üniversitemiz ile yapmış olduğumuz görüşmelerde Yüksek Öğretim Kurumundan 1900 kontenjan istendiği tarafımıza bildirildi. Buna rağmen Yüksek Öğretim Kurumu tarafından üniversitemize 750 kontenjan verilmesi komedidir. Daha önceden de belirttiğimiz gibi gerek imam hatip ortaokulları ve liselerinde gerekse ilkokullarda bu alanda çok sayıda meslek dersleri öğretmen açığı varken bu uygulamalar son derece yanlıştır. Bizler sizden kadro garantisi, ekmek değil, hakkımız olanı istiyoruz. Bu haksız uygulamaların YÖK tarafından acilen düzeltilmesini istiyor, İlahiyat Fakülteleri kontenjanlarının bu doğrultuda yükseltilmesini talep ediyoruz. Adaletin er ya da geç tecelli etmesini Rabbimizden diliyoruz. “ dediler.
    Eylem ve basın açıklaması olaysız bir şekilde sonuçlandı.

  • Davul tepkisi

    Erzurum Kalkınma Vakfı (ERVAK) Başkanı Erdal Güzel, kentte Ramazan davulcularının bu sene sahur vakti davul çalmalarının yasaklanmasına tepki gösterdi.

     
    Son günlerde Erzurum’da Ramazan Davulu’nun kaldırılıp kaldırılmaması yönünde bir tartışma yaşandığını ifade eder Güzel, “Bilindiği üzere davul ve zurna kültürümüzün vazgeçilmez bir parçasıdır. Bu kültür, “Atalar yurt sevmeyi davuldan öğrendiler” mısraları ile çokta güzel ifade edilmiş bulunmaktadır. Bilindiği üzere davul ve zurna; düğünlerimizin, asker uğurlamalarımızın, karakucak güreşlerinin, cirit müsabakalarının ve Ramazan Ayı’nın olmazsa olmaz bir geleneğidir. Asırlardan beri devam eden bu uygulamanın kaldırılmasının düşünülmesi bile kabul edilebilir bir yaklaşım değildir. Davulcuların, maniler eşliğinde oruç tutacaklar sahura kaldırmaları, geçmişten günümüze gelen bir uygulamadır ve yaşatılması gereklidir.Son birkaç yıldır uygulanan ve pikap arkasında tek tokmakla çalınan teneke sesli trampet, Ramazan Davulu geleneğinin dejenere edilmiş bir durumunu hatırlatmaktadır. Birilerinin hatırı için asırlardan beri gelen bir geleneğin kaldırılması ve yozlaştırılması söz konusu bile olmamalıdır. Yerel yönetimlerin bu geleneğin yaşatılması için davul ve zurnacı yetiştirmek için kurslar tertip etmeleri arzu edilen bir durumdur. Ramazan gecelerinde mahalle ve sokaklarımızda maniler eşliğinde davul zurnacıları görmek, Erzurum kokan nağmelerin eşliğinde bar tutan gençlerin coşkusunu seyretmek, bize ancak mutluluk verir.” diye konuştu.