Etiket: Temsilcileri

  • Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sivil Toplum Kuruluşları Temsilcileri İle Buluştu

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sivil toplum kuruluşları temsilcilerine yaptığı konuşmada, Paralel Örgüt yapılanmasına tepki göstererek, “Milletimizin, çocuklarının rızkından keserek, verdiklerini, himmetleri, hasenatı, dünyanın bir çok ülkesindeki Türkiye karşıtı lobilere peşkeş çektiler” dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Malatya’da toplu açılışını yaptıkları eserlerden olan nikah dairesi ve çok amaçlı toplantı salonunda, sivil toplum kuruluşları temsilcileri ile bir araya geldi. Toplantıda konuşan Çumhurbaşkanı Erdoğan, 14 ay aradan sonra Malatya’ya 15. kez geldiğini söyleyerek, Cumhurbaşkanı olarak ise kente ikinci kez geldiğini hatırlattı. Malatya’da son 13-14 yılda 13.5 milyar kat trilyon yatırım yapıldığını ifade eden Erdoğan, etrafındaki ateş çemberine rağmen Türkiye’nin istikrar adası gibi tüm mazlumların umudu olduğunu ifade etti. Erdoğan, “Ülkemizin içerisinde yer aldığı geniş coğrafya, tarihi nitelikte değişim ve dönüşüm yaşanıyor. Etrafındaki ateş çemberine rağmen Türkiye bir güven istikrar adası vasfıyla, tüm mazlumların umudu olmaya devam ediyor. Ülkeyi yönetme sorumluluğu üstlenen siyasetçiler olarak, bizler de sancılı dönemde ülkemizin kılına zarar gelmemesi için gecemizi gündüzümüze katmak suretiyle var gücümüzle çalışıyoruz. Bir taraftan ülkelerindeki krizden kaçıp ihtiyaç sahiplerine yardım ederken diğer taraftan mega projeleri tek tek hayata geçiriyoruz. Yavuz Sultan Selim köprüsünden sonra Osmangazi Köprüsünde son tabliyesini yerleştirdik. Avrasya tünelimiz, İstanbul’a üçüncü havalimanızı, hızlı tren hatlarımız, otoyol ve tünel projelerimizin inşaası hızla sürüyor” dedi.

    EKONOMİK BÜYÜME

    Pazartesi günün açıklanan enflasyon rakamlarını da değerlendiren Erdoğan, tüm olumsuz koşullara rağmen ülkenin ekonomisin de büyüdüğünü ifade etti. Sabotaj, saldırı ve tehdide rağmen Türkiye’nin Suriyeli mültecilere de ensar görevini yerine getirdiğini vurgulayan Erdoğan, “Enflasyon rakamları ülkemizin son bir yılda yaşadığı, iki seçime ve atlattığı onca badirelere rağmen, ekonomimiz de sağladığımız güven iklimini yeniden tescil etmiştir. İşte mesele, özellikle faizde 0,50 puanlık düşüş, olayı nasıl etkiliyor bu da ortada. Yıllık enflasyon tüketici fiyatlarında ve yurt içi üretici fiyatlarında Mayıs 2013’ten bu yana en düşük seviyeye gerileyerek, hedeflerimiz noktasında bize güç vermiştir.Aynı şekilde büyüme rakamlarımız da bu olumlu tabloyu desteklemektedir. Ülkemiz dördünce çeyrekte,yüzde 5,7 büyüyerek son 17 çeyreğin en yüksek performansını sergilemiştir. Keza sanayi üretim endeksi yüzde 58 artışla, son 7 ayın zirvesine ulaştı. Mart ayında borsada yabancı yatırımcılar bir milyar doların üzerinde hisse senedi alımı yaptılar. Geçtiğimiz 13 yılda dünya ticareti 2.6 katına çıkarken, Türkiye’nin dış ticareti, 4 katına yükseldi. Ülkemizin dünya ticareti içindeki payı binde 57’den binde 89 seviyelerine ulaştı. Yanlar yüzde binler seviyesine yaklaştı. Bunlar yaşadığımız onca tehdide, sabotaj girişimine ve saldırıya rağmen ulaşılmış başarılardır. Yani bir tarafta içeride ve dışarıda terörle mücadele ediyorsun, öbür tarafta 3 milyon insana ensar muamelesi yaparak, ev sabi oluyorsun, bir taraftan da büyümeye devam ediyorsun. Alan el olarak değil, veren el ola bir Türkiye’nin geldiği nokta budur” ifadelerini kullandı.

    “ÜCRA KÖŞEDEKİ BİR ÜLKE HAPŞIRSA NEZLE OLAN TÜRKİYE’DEN, KRİZLERE DİRENÇ KAZANAN TÜRKİYE

    Türkiye’nin uluslararası kuruluşlarının da tahminlerinin çok üstünde büyüme kaydettiğini ifade eden Erdoğan, Türkiye’nin ücra köşede hapşıran devletten nezle kapan bir ülke konumundan, krizlere direnç kazanan bir ülke konumuna taşındığını ifade etti.

    Bu durumu çekemeyenlerin olduğunu anlatan Erdoğan, “Büyüme rakamları uluslararası kuruluşların ülkemiz ile ilgili tahminlerinin çok üstündedir. Dünyanın en ücra köşesindeki bir ülke dahi hapşırsa nezle olan bir Türkiye’den, küresel krizlere direnç kazanmış, kendi imkanları ile bu krizleri aşan Türkiye’ye ulaştık. Bu durumu hazmedemeyen, Türkiye’nin kendi başarı hikayesini yazmasından , diğer ülkelere örnek olmasından rahatsız olan kesimleri biliyoruz. İç meseleleri ile uğraşmaktan Etrafındaki olup, bitenlerlerle ilgilenmeyen, güçsüz, iddiasız, yarı müstemleke bir Türkiye görüntüsü çok uzun bu çevrelerin işine geldi. Millet nazarında hiç bir karşılığı olmadığı halde millete mürebbiyelik yapmaya hak görenler, milletin güçlenmesini bir türlü kabullenemediler. Bunlar için Türkiye uğruna can verilecek bir vatan değil, sadece imkanlarından faydalanacak bir ülkedir. Millete tepeden bakmaya, hor görmeye alışanlar,Yeni Türkiye’yi kendileri için yaşanılmaz bir yer olarak ifade etmeye başladılar. Rahmetli Cemil Meriç, böyleleri için. Vatanını yaşanmaz görenler, vatanını yaşanmazlaştıranlardır’ diyor. 2002 yılı 3 Kasım’dan beri bunların medyada, siyasette, akademide, ticarette, sanatta, sinemada bolca örneklerine şahit olduk, oluyoruz” diye konuştu.

    PARALEL YAPIYA ELEŞTİRİ

    Paralel yapıyı eleştiren Erdoğan, “Kendi ülkesine ve milletine karşı husumet besleyenler her dönemde farklı kimliklerle karşımıza çıktılar. Kimi zaman darbeci, vesayetçi, gezici, kimi zaman paralel yapı oldular. Adları ve temsilcileri farklıydı, ama amaçları aynıydı. Bunların pek çoğunu geçmişten beri biliyoruz, ona gardımızı alıyorduk. Bazen hiç ummadığımız yerden darbeler aldığımız da oldu Paralel ihanet çetesi, bunlardan biriydi. Milletimizin çocuklarının rızkından keserek, verdiği imkanları, himmetleri, hasenatı, dünyanın bir çok ülkesindeki Türkiye karşıtı lobilere peşkeş çektiler. Bir çok yerlerde, senato seçimlerinde, milletvekilleri seçimlerinde, onlara bunları parasal yardımla yedirdiler. ‘Hizmet, altın nesil’ diyerek, devşirilen Anadolu çocukları, dünyanın dört bir yanında ülkemizin ve milletimizin itibarını lekelemek için birer piyon olarak kullanıyor. Son ABD ziyaretimizde, konferans vermek üzere gittiğimiz binanın önünde gördüğümüz, utanç tablosu, bu çetinin artık, kimlerin oyuncağı olduğunun en son örneğidir. Bölücü terör örgütü mensupları ile Ermeni diasporası ile hareket etmekten, aynı safta yer almaktan çekinmeyen paralel ihanet çetenin, adeta ülkeleri ile hiçbir bağlarının kalmadığını ilan ediyorlar. Ermeni asala örgütü mensupları ile bir aradaydılar. Orada el ele, onların paçavraların önünde, bize karşı slogan atıyorlar. Aynı şekilde bölücü örgütün siyasi temsilcileri ülke ülke dolaşarak, terör örgütlerin kanlı eylemlerini temize çıkarmaya,canlı bombaları kahraman gibi göstermeye, terörü meşrulaştırmaya çalışıyorlardı.Ana muhalefet partisinin de bunlara lojistik ve moral verdiğini görüyoruz. Milletten korktukları için güya dokunulmazlık konusunda güya tavır aldılar. Şimdiden su koy vermeye, işi sulandırmaya, yokuşa sürmeye başladılar. Şunu bir an önce olsun akıllarından çıkarmasınlar ki, milletimizin yaşanan tutarsızlıklarını, girilen kirli ittifakların kaydını hafızasını kaydediyor. Güneşe karşı gözlerini kapayan sadece kendisine gece etmiş olur. Olay budur. Karanlık odaklarla iş tutan herkes zamanı gelince milletimize mutlaka hesap verecektir” dedi.

    MİLLET İRADESİ

    Siyasete atıldığı ilk günden itibaren “İki günü birbirine eşit olan ziyandadır” hadisi şerifini kendisine düstur olarak aldığını belirterek, 40 yıldır aynı düsturla millete hizmet etmenin, taş üstüne taş koymanın hedefinde olduğunu da sözlerine ekledi.

    Millete hizmet gayesi olanların önünü açmaya gayret ettiğini anlatan Erdoğan, milletin hizmet eden ve istismar edeni çok kolay ayırt edebildiğini vurguladı. Erdoğan, “Hizmet gayesinde kim varsa, desteklemeye önünü açmaya gayret ettik. Asıl mesele 79 milyonun menfaatidir. Asıl meselemizi, asıl hedefimiz hakkın rızasını kazanmak, halkımızın da gönlünde müstesna yer edinmektir. Bizim milletimiz tarih boyunca kendisine hizmet eden ve istismar edeni, hasbi hasabi olanı ayır eden bir millet. Milletin unutmayın, hassas terazisi hiçbir zaman şaşmaz. 7 Haziran ile 1 Kasım’a bakın şaştı mı, şaşmadı. Anında 4-5 aylık süreçte hemen kantar tam manası ile yerine oturdu. Bu aziz millete güvenen, milletle yol yürüyen herkes daima kazanmıştır. Biz siyasi hayatımız boyunca bunu defalarca yaşadık. Tecrübe ettik. Önümüze çıkartılan engelleri demokrasimize ve ekonomimize yönelik sabotaj girişimleri, biz bu salonu dolduran sivil toplum kuruluşlarımızla birlikte bertaraf ettik. Şayet ülkemizde demokrasi kök salmışsa, bizim mücadelemizin yanında kendi iradesinin yok sayılmasına rıza göstermeyen Malatya gibi şehirler sayesindedir. Bu şekilde dik durduğunuz sürece emin adımlarla 2023 hedeflerine yürüyecek, tüm kriz beklentilerini inanıyorum ki boşa çıkaracaksınız” ifadelerine yer verdi.

    Şehre yapımı planlanan onkoloji hastanesine iş adamlarının da katkı sağlaması yönünde çağrıda bulunan Erdoğan, “Bu önemli proje. Malatyalı iş adamlarımızın da, imkanlarıyla katkı sağlamasını ve sahip çıkmasını arzu ediyoruz. Yatırımların artarak devamı bize kazandırır. Ne kadar verirseniz çok daha fazlası size geri döner” dedi.

    ANNELER GÜNÜ KUTLAMASI

    Nikah Dairesi ve Çok amaçlı salon, Yaşam Merkezi gibi yeni tesislerin hayırlı olmasını yineleyen Erdoğan, tüm annelerin günün kutladı. Erdoğan, “Bizim için anneler günü bir gün değildir. Annelerimiz için sadece bir gün yok. Tüm ömür bizim için anneler günüdür. Ayakların altı öpülesi anneler. Onlar başka. Şuanda belki annesi olanlar, kıymetini bilmeyebilir. Annesini kaybedenler bu işin kıymetini çok daha iyi anlar. Anneler gününü tebrik ediyorum” diyerek mesajını verdi.

    Konuşmaların ardından program yemek ile devam etti.

  • Turizm Sektör Temsilcileri, Öğrencilerle Bir Araya Geldi

    15-22 Nisan tarihleri arası kutlanan Turizm Haftası etkinlikleri kapsamında Malatya’da bulunan turizm sektör temsilcileri ile İnönü Üniversitesi Turizm ve Otel İşletmeciliği Meslek Yüksek Okulu öğrencileri bir araya geldi.

    İnönü Üniversitesi Turizm ve Otel İşletmeciliği Meslek Yüksek Okulu Müdür Yardımcısı Suat Kuluşaklı’nın, okulu tanıtımıyla başlayan program Dr. Hulisi Binbaşıoğlu’nun turizm sektöründe teknoloji kullanımı konulu sunumuyla devam etti. Türkiye’yi tanıtan sunumun ardından söyleşi programına geçildi. Malatya Kültür ve Turizm Şube Müdürü Ali Cengiz’in moderatörlüğünde yapılan söyleşi programına Avşar Otel Yönetim Kurulu Başkanı Osman Avşar, aynı otelin Ön Büro Müdürü Hüseyin Güler, Malatya Anemon Otel Genel Müdürü Ahmet Turan Demirtaş, Double Tree by Hilton Oteli Pazarlama Müdürü Fatih Günkent, Ramada Altın Kayısı Oteli Genel Müdürü Zerrin Palancı ile Satış Müdürü Sermin Uçar, Türkiye Seyahat Acentaları Birliği Fırat Bölgesel Yürütme Kurulu (BYK) Başkanı Serkan Kendirci ile Genel Sekreter Yardımcısı Bünyamin Özdemir katıldı.

    Sektör temsilcileri yapmış oldukları faaliyetlerden bahsederek, turizm sektöründe nitelikli personele duyulan ihtiyaca değindi. Öğrencilerden gelen sorular üzerine ise sektör temsilcileri sektörde aranan eleman olmak için öncelikle fedakarlık içerisinde, yılmadan çalışmaları gerektiğini ve ayrıca donanımlı bir eleman olunması için kendilerini geliştirmelerinin şart olduğunu anlattı. Otel müdürleri Demirtaş, Günkent ve Palancı, iş deneyimlerini aktarırken, sektörde bir yere gelmenin kolay olmadığını belirterek, kendilerinin otellerde alt kademelerde çalışmaya başladıklarını, ancak zamanla üniversite eğitimleri ve sektördeki deneyimlerini birleştirip kariyer yaptıklarını anlattı.

    Ayrıca Kültür ve Turizm Bakanlığı Turizm Araştırmacısı ve ülkesel profesyonel turist rehberi Bülent Korkmaz, turizm eğitimi gören öğrencilerin iyi derecede İngilizce bilmelerinin şart olduğunu belirtti.

    Malatya Kültür ve Turizm Şube Müdürü Ali Cengiz, İnönü Üniversitesi Kale Turizm ve Otel İşletmeciliği Meslek Yüksek Okulu akademisyenleri, öğrencileri ve sektör temsilcileri ile bir araya gelmekten büyük mutluluk duyduklarını belirtti. Cengiz, “Buraya kadar gelip bizlerle deneyimlerini paylaşan, bizleri dinleyen ve sordukları sorularla sektörün sorunlarına parmak basan öğrencilerimize teşekkür ediyoruz. Sadece Turizm Haftası dolayısıyla değil belirli dönemlerde yine bir araya gelip Malatya turizmini kalkındırmanın yollarını arayacağız” diye konuştu.

  • CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdadoğlu Rize’de STK Temsilcileri İle Bir Araya Geldi

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Rize programının 2. gününde Sivil Toplum Kuruluşları’nın (STK) temsilcileri ile bir araya geldi.

    Geceyi Rize’nin Çayeli İlçesi’nde bir otelde geçiren Kılıçdaroğlu, bu sabah kaldığı otelde Rize ve Artvin ilinden gelen STK temsilcileri ile görüştü. Basına kapalı gerçekleşen toplantıda Kılıçdaroğlu, çay sektöründe yaşanan sorunlar ve çözüm önerileri hakkında bilgiler aldı. Toplantı sonrası yapılan görüşmeleri değerlendiren Kılıçdaroğlu, kendisine anlatılan konu başlıklarını ve çözüm önerilerini paylaşarak “Rize’de çay dışında ikinci bir geçim kaynağı olmayacağı şeklinde tüm taraflar mutabık. Çay bu bakımdan Rize için ve bölge için stratejik bir üründür. Bunu devleti yönetenlerin çok iyi bilmesi gerektiği hepimizin ortak görüşüdür. Tüm birleşenler özel sektörü karşı olmadıklarını ifade ediyorlar. Ancak ÇAYKUR mutlaka yaşatılmalı. Mutabık olunan diğer bir konu; ÇAYKUR sadece çayla ilgilenmeli, piyasayı düzenlemeli ama siyasi iktidarların arpalığı konumuna gelmemeli. Kaçak çay sadece bölgemiz için değil ülkemiz içinde ciddi bir sorun. Kaçak çay bulunduğu yerde mutlaka yakılarak imha edilmelidir. Yıllık tüketilen kaçak çayın 50 bin ton olduğu ifade edildi. Bu çok ciddi bir rakam. Yasal olarak çay ithalatında yüksek gümrük vergileri var. Bu politika doğru bir politikadır. Çay nerede üretiliyorsa çay paketleme fabrikalarının da orada olması lazım. Eğer farklı alanda fabrikalar kuruluyorsa o fabrikalarda kaçak çayların paketlendiği konusunda güçlü bir kanı var” dedi.

    Organik çay üretimine geçilmesinin de önemli bir konu olduğunun kendisine iletildiğini ifade eden Kılıçdaroğlu “Organik çaya mutlaka geçilmeli. Hem Türkiye hem de dünyadaki çayın daha güvenle tüketilmesine yol açacaktır. Bu konuda özel bir teşvik talebi var. Bir başka konuda çayda bir taban fiyatının belirlenmesi konusudur. Belirlenecek fiyatın altında ÇAYKUR ve özel sektör çay almamalıdır. Çaydaki başka bir sorun da çay işçilerinin dört ay çalışıp 8 ay başka bir gelirlerinin olmamasıdır. Eğer çay bahçeleri yenilenecekse bu işçiler eğitilerek bu yenileme işlemlerinde çalıştırılarak 12 ay gelir elde etmeleri sağlanabilmelidir. Bir başka konu da bir çay üreticileri birliğinin kurulması konusudur. Bu birlik üyeleri ÇAYKUR’un yönetiminde de söz sahibi olmalıdır. Köyler boşaldığı için çay üreticisi çayını toplatacak işçi bulamamanın kaygısını yaşıyor. Köylerde insanların kalması için yeni teşvik politikalarının geliştirilmesi gerekiyor. Bu sağlanamayınca çay ağırlıklı olarak Gürcü işçilere toplatılmak zorunda kalınıyor. Bunların büyük bir kısmı kayıt dışı çalışıyor. Gürcü işçilere ödenen kayıt dışı paranın 125 milyon dolar olduğu belirtiliyor. Bölgede bir çay ihtisas borsası kurulması gerektiği konusunda tüm bileşenler ortak fikir bildirdiler. Son bir konuda çay üreticilerinin üzerinde birleştiği bir konu da yeni bir çay kanunu çıkmasıdır. Ama bu çıkarken Ankara’da bir yerlerde gizli kapılar ardında bir kanun çıkmasın. Bir oldu, bittiye gelmesin. Tüm bileşenlerin fikri alınsın ve ortak bir çay kanunu çıkartılsın. Biz bütün bu düşüncelere cani gönülden katılıyoruz” ifadelerini kullandı.

  • STK Temsilcileri Muştak Baba Ve Zerzemi Türbelerini Temizledi

    Muş Kültür Tabiat Varlıklarını Koruma Tarih ve Sanat Derneği öncülüğünde bir araya gelen sivil toplum kurulu temsilcileri Muştak Baba ve Zerzemi türbelerini temizlediler.

    Muş Kültür Tabiat Varlıklarını Koruma Tarih ve Sanat Derneği’nin girişimleri ile hayırsever bir işadamı tarafından aslına uygun bir şekilde restore edilen Muştak Baba ve Zerzemi türbelerinin olduğu alanda çevre temizliği yapıldı. İlk olarak ağaçları budayan dernek temsilcileri, fırça ve tırmıklarla türbelerin bulunduğu alanda geniş kapsamlı bir temizlik çalışması başlattılar. Vatandaşlarında ilgi gösterdiği temizlik çalışmasında toplanan çöp ve kuru otlar torbalara konarak çöplere atıldı.

    Anadolu’nun İslamlaştırılmasında büyük emekler sarf eden Muştak Baba ve Zerzemi türbelerini gönüllü olarak temizlediklerini belirten Muş Kültür Tabiat Varlıklarını Koruma Tarih ve Sanat Derneği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Turhan Sur, gençlere manevi değerleri aşılamak istediklerini söyledi. Madde bağımlılığı ile bir mücadele başlattıklarını ifade eden Sur, “Dernekler olarak burada çok büyük iki zatımızın, kıymetini bilemediğimiz iki zatımızın mekanlarının çevre temizliğini yapmak üzere buradayız. Bu faaliyetlerimiz sürekli olarak devam edecek. Amacımız burada halkımızın da bu işe el atması, belediyemizin el atması, gençlerimizin desteğini bekliyoruz. Madde bağımlılığı ile bir mücadele başlattık, gençlerimiz yok olmakta. Bu noktada gençlerimizi kurtarma adına, manevi değerlerine sahip çıkması gerektiğini bilmeleri gerekiyor” dedi.

    “Gençlere, böyle büyük zatları tanıtarak düşmüş oldukları manevi boşlukta kurtarmamız pekala mümkündür” diye kaydeden Sur, “Bu faaliyetleri yaparken aslında biz gençleri de istiyorduk. Bu noktada çok büyük zat olan Müştak Baba Hazretleri yine Gazi Alperen olarak bilinen Zerzemi Hazretleri burada bulunmakta. Müştak Baba, Ankara’nın başkent olacağını divanında belirten çok büyük bir zat. Burada büyük mücadelelerde bulunmuş sultan dergahında, sarayında kabul edilmiş bir zat. Değişik söylentiler var öldürüldüğüne ya da kıskançlık üzerine şehit edildiğine dair söylentiler var. Şu an birlik, beraberlik vakti ve bu büyük zatlar bizim birlik ve beraberliğimizin en büyük sembolü. Bu değerlerin mutlaka arkasından gidilmeli, değerleri, kıymetleri bilinmeli. Bizim faaliyetlerimiz bu noktada, diğer türbeler üzerinde de devam edecek. Muş’un muhtelif yerlerinde merkez olmak üzere birçok yerde türbe var. Derneklerimizin projesi içerisinde burayı Selçuklu, Osmanlı tarzı türbeler haline getirmek. Bu bir proje, bir düşünce, devlet büyüklerimizden de bu noktada destek bekliyoruz” ifadelerini kullandı.

    “MANEVİ DEĞERLERİN KORUNMASI GEREKİYOR”

    Manevi değerlerin korunması gerektiğinin altını çizen Muş Kültür Tabiat Varlıklarını Koruma Tarih ve Sanat Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Cumhur Sur ise, “Üstat Necip Fazıl Kısakürek’in bir ifadesiyle sözlerime başlamak istiyorum. Üstat der ki, ‘yeryüzündeki Türkiye’yi koruyan gücü, yeryüzündeki yaşayan 35 milyondan ziyade yer altında yaşayan 35 milyonun koruduğuna inanırım’ der. Bu sözden hareket ile bizlerde buna inanıyoruz ve gönülden katılıyoruz. Burada yatan iki zatın, Anadolu’nun İslamlaşmasına öncülük etmiş olan iki zatın türbelerinin zamanında onarımları Fatih Fidan Bey tarafından yapılmıştı. Allah onlardan razı olsun. Biz bunu koruma adına, uyuşturucu kullanan gençlerimizin bataklık haline getirdiği bir yerden kurtarıp Muş’umuza kazandırma ve bu manevi değerlerimizin devamını sağlamak adına Muş Tarih ve Kültür Varlıkları Koruma ve Sanat Derneği’nin öncülüğünde temizliğini gerçekleştiriyoruz. Emeği geçen bütün dostlarımıza, bütün kardeşlerimize teşekkür ediyoruz, Allah razı olsun. Bu gibi manevi değerlerimizin korunması bizim geleceğe daha güven taşımamız için bir vesiledir. Bunu bizden sonraki kuşaklar ne derece devam ettirirler bilemeyiz, duamız devam etmesi” şeklinde konuştu.

    Yapılan temizlik çalışmasına ayrıca Telli Turna Doğa Derneği, Asılsız Soykırım İddialarıyla Mücadele Derneği, Muş Sanatçılar Derneği, Muş Kültürü Derneği ve 1071 Muş Alparslan Kültür Derneği temsilcileri ile üyeleri katıldı.

  • Üniversitelerin Spor Temsilcileri Erzurum’da Buluştu

    Erzurum Büyükşehir Belediyesi ve Türkiye Üniversite Spor Oyunları Federasyonu ile ortaklaşa düzenlenen 2. Üniversitelerarası Kış Spor Oyunları’na katılan 33 üniversitenin spor temsilcileri, hakem ve federasyonların yöneticileri Erzurum’da bir araya geldi. Tarihi Müceldili Konağı’nda verilen yemeğe Erzurum Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Ali Rıza Kiremitci, Türkiye Üniversite Spor Oyunları Federasyonu Başkanı Prof. Dr. Kemal Tamer, Genel Sekreter Yardımcıları Ünsal Kıraç ve Zafer Aynalı, Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürü Fuat Taşkesenligil ile diğer yetkililer katıldı. Genel Sekreter Yardımcısı Ünsal Kıraç, “Spor barış demek, spor ahlak demek, spor birlik, beraberlik ve sevgi demek, spor kenetlenmek demek, spor ülkeyi, milleti, bayrağı ve vatanını sevmek demektir. Bu nedenle sporu ve sporcuyu çok önemsiyoruz. Amatöründen profesyoneline kadar bütün spor dallarına emek veren, omuz veren, destek veren bir Büyükşehir Belediye Başkanına sahibiz” dedi. Kıraç, “Erzurum, gecesinden gündüzüne yazından kışına kadar çok güvenli bir kenttir. Şehrimiz insanı rahat ettiren, huzur veren ve de hasta etmeyen bir havaya sahiptir. Erzurum’a gelip, Erzurum’u gezip, Erzurum’u yaşayarak görmek lazım. Erzurum gerçekten dışarıdan görüldüğü ve dışarıda konuşulduğu gibi değil emin bir kentimiz, güzel bir kentimizdir” diye konuştu.

    “ÜNİVERSİTELER KIŞ SPORLARINDAN UZAK DURMAMALIDIR”

    Türkiye Üniversite Spor Oyunları Federasyonu Başkanı Prof. Dr. Kemal Tamer de, spora ve sporcuya her daim destek veren Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen’e teşekkür etti. Prof. Dr. Tamer, şunları kaydetti: “Spora sunduğu katkıdan ötürü Erzurum’un çok değerli Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Mehmet Sekmen’e çok teşekkür ediyorum. Bu ÜNİLİG Programı diğer programımızdan çok farklıdır. Devletimiz bu organizasyona gerçekten çok ciddi destek veriyor. Ülkemizdeki kış sporlarının durumunu biliyoruz. Gün geçtikçe gelişmekte ama bu gelişme maalesef bizim istediğimiz kadar hızlı olmamaktadır. Bu güzelim dağda, bu güzelim ilde ki imkânları hepiniz biliyoruz. Erzurum, dünyanın hiçbir yerinde olmayan kış sporları imkânlarına sahiptir. Hava alanından 10 dakikada Palandöken Kayak Merkezi’ndeki otellere ulaşabiliyorsunuz ve uçağınız Erzurum’a indikten yarım saat sonra kayak pistinde kayak yapabiliyorsunuz. Dünya’nın hiçbir yerinde Erzurum’daki kadar yoğunlukta buz salonlarımız yok. Bunları hep birlikte kullanmamız gerekiyor. Biz de Federasyon olarak bu güzel yerde güzel organizasyonlar düzenlemek, bu hizmeti üniversitelerimize sunmak bizim görevimizdir. Üniversitelerimiz bu işin içerisinde hem de tam ortasında olması gerekiyor. Erzurum’a gelen her öğrenci kayak kaymalıdır. Üniversiteler kış sporlarından uzak durmamalıdır. Erzurum, 2011 Dünya Üniversiteler Kış Oyunları için aday olduğunda spor otoritelerinin ilk sorusu ‘Türkiye’ye kar yağıyor mu?’ oldu. ‘Evet, Türkiye’ye kar yağıyor, en güzel kar, en temiz kar Türkiye’ye yağıyor, Erzurum’a yağıyor’ dedik. Böyle güzel ortamı dünyanın başka yerinde bulmak çok zor. Bu güzel ortamı, böyle sıcak insanları da başka yerde bulmak mümkün değil. Hep birlikte bu güzelim memleketteki kış sporlarını kalkındıralım.”

    “SPORU ŞEHRİN GÜNDEMİNDE TUTUYORUZ”

    Erzurum Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Ali Rıza Kiremitci de, sporu şehrin gündeminde tuttuklarını ifade etti. Genel Sekreter Kiremitci, şunları kaydetti: “Gerçekten Türkiye’yi, Erzurum’u, sporu gündemde tutmaya çalışan bir yönetici anlayışımız var. Valisinden Büyükşehir Belediye Başkanına kadar, spor müdürlerine, federasyon başkanlarına kadar herkes üzerine düşen gayreti gösteriyor. Bu şehri bir üniversite şehri, bir sağlık şehri, bir tarih şehri ve spor şehri yapmak için ellerinden gelen gayretleri sarf ediyorlar. Kendilerine bu şehrimiz adına teşekkür ediyorum. Böyle güzel bir organizasyonla Erzurum’u gündeme taşıyan, bunları bizlerle paylaşan, bu organizasyonun gerçekleşmesi için canı gönülden gayret sarf eden bütün emeği geçenlere ve yüreklerini ortaya koyarak yarışmalara katılan üniversitelerimize ve sporcu arkadaşlara yürekten teşekkür ediyorum, canı gönülden de başarılarının devamını diliyorum. Büyükşehir Belediyesi yöneticileri olarak kış sporlarının gelişmesi için elimizden gelen gayreti göstermeye çalışıyoruz. Bu kış sezonunda 5 bin tane 8-12 yaş gurubu öğrencimiz 20’şer saat kayak dersi almış olacak. Kayak eğitimlerimiz 3 aydır devam ediyor. Ayrıca sporun tüm branşlarına destek veriyoruz. Kış ve yaz spor okulları açıyoruz. Bizatihi kendimiz de spor yapmaya gayret sarf ediyoruz. Çünkü siz sevmezseniz sevdiremezsiniz. Kış sporlarıyla ilgili gençlerimizi yetiştirmeye devam edeceğiz.”