Etiket: Temmuz’un

  • Aksaray’da Eğitim-Bir-Sen’den “15 Temmuz’un nöbetçisi, 16 Nisan’ın evetçisiyiz” programı

    Aksaray’da Eğitim-Bir-Sen tarafından organize edilen “15 Temmuz’un nöbetçisi, 16 Nisan’ın evetçisiyiz” isimli program kültür merkezinde gerçekleştirildi.

    Programa, AK Parti Milletvekili Cengiz Aydoğdu, Aksaray Belediye Başkanı Haluk Şahin Yazgı, AK Parti İl Başkanı Abdulkadir Karatay, Eğitim Bir Sen Genel Başkan Vekili Latif Selvi, Diyanet Sen Genel Başkanı Mehmet Bayraktutar, daire müdürleri, sivil toplum örgütleri ve çok sayıda sendika üyesi katıldı.

    Programda konuşan Eğitim-Bir-Sen Genel Başkan Vekili Latif Selvi, sendikacılığın önemine değinerek, “Ne zaman bir toplum bir girdapla yüz yüze gelse, sıkıntılarla boğuşmak mecburiyetinde olsa, yeniden zorlukları göğüslemek suretiyle kaldığı yerden yoluna devam etmek için tarihi bir inisiyatif alır. İşte bu, hedeflediğimiz noktayı gerçekleştirebilmek için hepimiz için bir kilometre taşıdır. Hatırlayın, ülkemiz hükümet kuramamış, kimin yöneteceği belli olmayan, çukurlar üzerinden ülkemizin savaşa sürüklendiği kritik günlerde adeta kayyum emriyle seçime gitmeye mecbur kaldığımız günlerde, ülke söz konusuysa inisiyatif almak hepimizin görevidir’ diyerek yollara çıktığımız ve bu çerçevede Aksaray’da birlikte toplantı yaptığımız değerli dostlarım. O gün, nasıl tarihi bir görevi ifa etmişsek, bugün de yine bir görevi ifa etmek için bir aradayız. Milletin vicdanı sivil toplum kuruluşları eliyle yansır. Ancak, sivil toplum kuruluşları içinde sendikalar ayrı bir yere oturur. Çünkü eğer bir toplumda huzur ve saadet temin edilecekse, bunu özgürlük ve emeğin karşılığının elde edilmesi ve insani değerler çerçevesinde hepimizin huzur içinde yaşayacağı bir ortamı temin etmekle mümkün. Peki, bunun öncüleri kimler olmalı? Emeğin karşılığı, herkesin hakkını aldığı ve herkesin insanca yaşam kalitesine kavuştuğu bir ortamı temin etmek ve bu çerçevede de milletine, memleketine ve temsil ettiği kimselere layık olmak için mücadeleyi veren insanlar olmalıdır. Bunun içinde sendikacılığımızı çok önemsemeliyiz. Sendika olarak, bu ülkede yapılacak hangi hizmet varsa o hizmetin gerçekleşmesi için kollarını sıvamış, memleketi, milleti adına hizmet üreten bir kadro hareketiyiz. Yani, Memur Sen, memurlar dediğimiz zaman bu ülkenin hangi alanda, hangi hizmet yapılıyorsa o hizmeti gerçekleştirmek için çalışanlarız” dedi.

    Program, konuşmaların ardından sona erdi.

  • AK Parti’li Külünk: “15 Temmuz’un arkasındaki kirli akıl Turgut Özal’ı elimizden aldı, Mustafa Kemal’i aldığı gibi”

    AK Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk, “15 Temmuz’un arkasındaki kirli akıl Turgut Özal’ı elimizden aldı. Mustafa Kemal’i aldığı gibi. Unutmayın Mustafa Kemal’i Türkiye’nin elinden alıp ülkeyi İsmet Paşa’ya teslim eden güç, Abdülhamid’i Mithat Paşa’ya hallettirmek isteyen güçtür” dedi.

    Memur-Sen Adana İl Başkanlığı tarafından “Yeni Anayasa ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” konferansı düzenlendi. Yüreğir Kültür Merkezi’nde gerçekleşen konferansa konuşmacı olarak AK Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk katıldı.

    “Memur-Sen iyiden,güzelden,kardeşlikten yana saf tutmuştur”

    Konferansın açılış konuşmasını yapan Memur-Sen Adana İl Başkanı Mehmet Sezer, Memur-Sen’in milletin yanında bir duruş sergileyerek 15 Temmuz darbe girişiminde 1 milyon üye ile sokaklarda olduklarını söyledi. Sezer, “İç ve dış mihraplar ülkemiz üzerinde oynanan oyunları isimlerini değiştirerek sürdürmektedir. Memur-Sen 15 Temmuz’da 1 milyon üyesi ile sokaklardaydı. 15 Temmuz gecesinde genel başkanımız hızlı bir şekilde alanlara inmemizi söyledi ve indik. Durduğumuz yer her zaman milletimizin yanıdır. Memur-Sen iyiden, güzelden, kardeşlikten tarafa saf tutmuştur. 2008 yılında bir darbe girişimi olduğunda hatırlarsanız ortak akıl hareketi ile “Darbeye Dur De” mitingleri düzenlemiştik. 16 Nisan içinde yine biz milletimizin yanında durup ilk önce alanlara inen kurum olduk” dedi.

    “Kenar ülke olmadık”

    Parlamenter sistemde Türkiye’nin darbeler yaşadığını belirten Külünk, Türkiye’nin tarihi boyunca hiçbir şekilde esaret altına girmediğini ifade etti. Külünk, “Biz tarihin hiçbir dönemde nesne olmadık ve sömürge olmadık. Biz kenar ülke olmadık. Merkez ülkeydik ve öyle kalacağız. Bu asır Türklerin asrıdır bunun mührünü vurdurtmaya kararlıyız. Bu ülke ne çektiyse basiretsiz kendi topraklarının, tarihinin farkında olmayanlardan çekti. Bu millet mümessil devletidir. Türkiye’siz dünya sistemi şekillenmemiştir, şekillenemeyecektir” diye konuştu.

    “Sağ-Sol kavgalarını sorgulamadık”

    Türkiye’nin 70 yıldır kendini yöneten insanların basiretsizliğinin de kurbanı olduğunu kaydeden Külünk, “Bu millet 70 yıldır kendini yönetenlerin basiretsizliği yüzünden içlerinden çıkmış Adnan Menderes,Turgut Özal,Alparslan Türkeş,Muhsin Yazıcıoğlu ve Necmettin Erbakan hariç bu kişilere bu ülkede uçak yapamadık, bu ülkede tank üretemedik, otomobil yapamadık, kendi savunma sanayimizi inşa edemedik. Biz AK Parti gibi 14 yıllık güçlü bir iktidarda uçağı, otomobili konuşmaya başladık. Liderlerin kıymetini yaşarken anlamak lazım. Gittikten sonra anlamak bir şey fayda etmiyor. Bu ülkede 12 Eylül döneminde neden sağ, sol kavgası oluyor bunu sorgulamadık” ifadelerini kullandı.

    “Güçlü lider yoksa şapkasını alıp giden adam olursun”

    Türkiye’nin uzun yıllar boyunca dış mihraplar tarafından hep kriz ortamına sürüklendiğini belirten Külünk, şunları söyledi:

    “Şimdi Necmettin Erbakan hocayı daha iyi anlıyoruz. 1979’da Erbakan hoca meclis kürsüsünde bir şey göstermişti. Sağcıya da solcuya da silahı veren aynı adam. Hatırlarsanız o tarihi konuşmasını. 12 Eylül’e Türkiye’ye kim getirdi. Biz sürekli kavga ederken ortaya Malezya, Güney Kore çıktı. Biz 1960 darbesi ile kavrulurken Türkiye ile Almanya işçi anlaşması imzaladı. Türkiye’den Almanya’ya işçi gitmeye başladı, Almanya arabalar üretmeye fabrikalar açmaya başladı. Biz hale darbe ile uğraşıyorduk. 12 Eylül’den sonra Turgut Özal geldi 4 sene Türkiye’yi yönetti ne oldu? Türkiye etrafını görür hale geldi. Turgut Özal’sız Türkiye anlaşılmaz. Parlamenter sistemin en temel özelliklerinden birisi şudur. İstikrar için güçlü lider bekletir. Güçlü lider yoksa şapkasını alıp giden adam olursun.”

    “Türkiye Mustafa Kemal Atatürk’ten alınıp İsmet İnönü’ye verildi”

    Mustafa Kemal Atatürk’ün Türkiye’nin elinden dış güçler tarafından alındığını ifade eden Külünk, bütün güçlü liderlerin elimizden alınmasının arasında bir bağlantı olduğunu belirtti. Metin Külünk, “15 Temmuz’un arkasındaki kirli akıl Turgut Özal’ı elimizden aldı. Mustafa Kemal’i aldığı gibi. Unutmayın Mustafa Kemal’i Türkiye’nin elinden alıp ülkeyi İsmet Paşa’ya teslim eden güç kimdir biliyor musunuz? Abdülhamid’i Mithat Paşa’ya hallettirmek isteyen Hüseyin Avni Paşa’ya Abdülhamid’i hallettiren güç, Mustafa Kemal’i de bu milletin elinden alıp Türkiye’yi daha iyi kontrol etmek, Türkiye’nin bağımsızlığını kontrol etmek için İsmet Paşa’ya teslim etmiştir” dedi.

    “CHP’nin tepe yönetimi küresel para baronlarının emrinde”

    CHP’nin de Atatürkçü çizgisinden ayrıldığını kaydeden Külünk, “İsmet Paşa’nın CHP’si başka bir şeydir. Kuvai Milliye ruhlu CHP’nin Atatürk çizgisindeki hali başka bir şeydir. Biri milli bağımsızlıkçıdır. Bugünkü CHP’nin başındakinin de olduğu çizgi mandacıdır, bağımsızlıkçı değildir bu güç küresel para baronlarının emrindedir. Şuanda CHP’yi başındaki şahıs yönetmiyor onun yanında bir tane genel sekreter var o kim biliyor musunuz. 2001 krizinde Türkiye’ye gönderilen bir muhasebeci vardı Kemal Derviş. O, Kemal Derviş’in asiste ettiğidir. Bugün CHP’nin tabanını vatandaşları tenzih ederek söylüyorum, tepe yönetimini kontrol eden güç Abdülaziz’i batıya kafa tuttuğu için hallettiren, Abdülhamid’i Filistin’i vermediği için hallettiren güç CHP’nin tepe yönetimini kontrol eden güçtür. Tabanını tenzih ederim, onlar vatanseverdir, taban bağımsızlıkçıdır. Biz tabana gidip böyle anlattığımızda oy oranı evet’in yüzde 80. Biliyorum ki CHP’nin tabanı yurtseverdir. Yeterki biz onlara bu çizgiyi ayırt edelim” şeklinde konuştu.

    “Anayasa bu şekliyle durduğu müddetçe sıkıntılar olacaktır”

    15 Temmuz FETÖ darbe girişimi sırasında yaşanan bir hadiseyi de paylaşan Külünk, neden yeni anayasaya ihtiyaç duyulduğunu anlattı. Külünk, mevcut anayasanın 28 Şubatların önünü açan anayasa olduğunu ifade ederek şöyle konuştu:

    “Bu anayasa 28 Şubatların önünü açan anayasadır. 15 Temmuz akşamı saat 00.30 sularında Ankara başsavcısı bu kalkışmanın anayasaya aykırı ve yasa dışı olduğunu hemen ifade edip soruşturmaları başlatmasaydı. Bu alçaklardan 2 kişi Yurtta Sulh Cihanda Sulh konseyi çıkıp deseydi ki biz anayasada aldığımız hak ile bu girişimi bulunduk yalan değildi o. Bu anayasa 28 Şubat’ın temellendiği anayasadır. 1980 ihtilalinde Kenan Evren’in söylediği cümleleri unutmayın. Ne dedi ‘Beni yargılayamazsınız ben anayasa dışı bir şey yapmadım anayasadan aldığım hak’ dedi. 28 Şubat’ın aktörleri ne dedi. ‘İç işleri kanunu 35 anayasadan aldığımız hak ile resen müdahaleyi yapıyoruz’ dedi. O gece kalkışmanın seyrini değiştiren en önemli noktalardan birisi Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Harun Kodalak’ın soruşturmayı başlatıp bu işgalcilerin hamlelerini boşa düşüren en kritik hamleleridir. Bu anayasa bu şekliyle durduğu müddetçe sıkıntılar hep olacaktır.”

    Konferansa AK Parti Adana Milletvekili Fatmagül Demet Sarı, AK Parti Adana İl Başkanı Fikret Yeni, Yüreğir Belediye Başkanı Mahmut Çelikcan, Memur-Sen Adana İl yönetimi ve çok sayıda vatandaş katıldı.

  • Memur-Sen Genel Başkanı Yalçın: “15 Temmuz’un nöbetçisi, 16 Nisan’ın ‘evet’çisiyiz”

    Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, “15 Temmuz’un nöbetçisi, 16 Nisan’ın ’evet’çisiyiz. Bunu net olarak ifade ediyorum. Çünkü biz bu ülkede bir daha antidemokratik süreçler yaşansın istemiyoruz” dedi.

    “Memur-Sen’e Davet Tercihimiz Evet” buluşmalarının ilk ayağı Muğla’da gerçekleştirildi. Muğla’da büyük coşkuyla karşılanan Yalçın, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesinde bir konuşma yaptı. Yalçın, Muğla’nın 15 Temmuz’da çok önemli bir demokrasi sınavı verdiğini söyleyerek, “Biz de bu amaçla destansı şehir Muğla’dan bu hareketi başlattık. Bu ülkenin Cumhurbaşkanına tuzağı Muğla’dan kurmaya çalıştıklarında isyanı ve itirazı yükselten Muğla’da böyle bir kampanyayı başlatmaktan memnuniyet duyuyorum” diye konuştu.

    Şu ana kadar siyaset konusunda hassasiyetlerini ifade ettiklerini ve asla adres ifade etmediklerini belirten Yalçın, referandum konusunun siyasi parti tekelinde olan bir konu olmadığını vurguladı. Anayasa konusunun bütün sivil toplumu ilgilendiren bir konu olduğunu belirten Yalçın, “Onun için bunu iktidar partisi, muhalefet partisiyle sınırlayarak ’ya oradansın ya buradansın’ yaklaşımıyla insanları farklı kulvarlara çekme yarışı olarak görenler hata ediyor. Bu konu millet ve memleket meselesidir” şeklinde konuştu.

    İstikrar yakalanamadığı takdirde Türkiye’nin bu coğrafyada ayakta kalma şansının zayıflayacağını kaydeden Yalçın, bütün kumpasların, tuzakların Türkiye’nin üzerine yürüdüğünü dile getirdi. Suriye’de bütün dünyanın operasyon yaptığını dile getiren Yalçın, “Oradaki çeşitli terör örgütlerine havale ettikleri bir kavgayla 5 milyon insan evinden, yurdundan edildi. Bunun 3 milyonu Türkiye’de. Suriye’nin ne olacağı konusunda henüz netlik yok. Her zaman patlamaya hazır bir bomba gibi” ifadelerini kullandı.

    “Koalisyonlardan başarı çıkmadı, çıkmaz”

    Yalçın, Türkiye’nin istikrarsızlığı kaldıramayacağını ve parlamenter sistemle başarıyı yakalayamayacağını vurgulayarak şöyle konuştu:

    “93 yıllık Cumhuriyet, 66. hükümet. İstikrarsızlığın yoğun olduğu 38 yıl içinde 37 hükümet var. Bu hikayeden başarı çıkmaz. Türkiye’nin toparlandığı, milletle bütünleştiği dönemleri ancak parmakla gösterirsiniz. Biz dünyanın üçte bir coğrafyasını idare etmiş bir medeniyetin çocuklarıyız. Bu medeniyetlerin de 5 önemli şehri var. Kudüs, Kahire, Şam, Bağdat ve İstanbul. Bu şehirlerden dördü düştü ve sadece İstanbul kaldı. Biz bu ülkenin entelektüel gücü olarak her zaman bunların karşısına çıktık. Memur-Sen olarak biz şimdiye kadar duruşumuzdan, yürüyüşümüzden asla sapmadık. Ödenecek bir bedel varsa bunu da öderiz dedik.”

    “Muğla’da cumhurbaşkanı katledilmeye çalışıldı”

    15 Temmuz’da ülkenin kendi silahlarının, mermilerinin, tanklarının kendi milletinin üzerine sürüldüğünü hatırlatan Yalçın, “Pensilvanya’nın Fetenyahusu Muğla’da bu ülkenin cumhurbaşkanını katletmeye çalıştı. Bu ülkeye en büyük ihaneti gösterdiklerinde Memur-Sen, 23.30 itibarıyla açıklama yapıp, ’millet iradesinin yanında, demokrasinin yanında darbenin sonuna kadar karşısındayız’ dedi. Tüm üyelerimizle meydanlara indik” dedi.

    Türkiye’nin bir daha darbelere maruz kalmamasını, yoluna emin adımlarla yürümesini istediklerini vurgulayan Yalçın, “15 Temmuz’un nöbetçisi, 16 Nisan’ın ’Evet’çisiyiz. Bunu net olarak ifade ediyorum. Çünkü biz bu ülkede bir daha antidemokratik süreçler yaşansın istemiyoruz. Biz bu ülkede sabah kalkıp akşama hükümet değişikliği, pazarlıklarla yoğrulan, fırlayan, inen, yükselen borsa ve dolarlar istemiyoruz. Bu ülke büyüsün ve yürüsün istiyoruz” açıklamasını yaptı.

    Ülkenin istikrarına ve yarınlarına yatırım yapacaklarını anlatan Yalçın, sözlerini şu şekilde sürdürdü:

    “Evet’ diyeceğiz ve umudu büyüteceğiz. Her ne kadar sorunlarımız fazla olsa da umudumuz sorunlarımızdan çok daha fazla. Memur-Sen ailesi olarak tarihe karşı sorumluluğumuzu yerine getireceğiz. Bu ülkenin geleceğine dair yatırımımızı 16 Nisan’da yapmış olacağız. Bunu yapmak için yola revan olduk. Bu ülkenin yaşadığı travmayı, bu ülkeye yaşatılan turbülansı görmeyenler ’evet’in kıymetini bilmeyenlerdir. Onun için ’Evet’in kıymetini bilenleri bu anlamda ter dökmeye davet ediyorum.”

    “Ben de Memur-Sen’in bir ferdiyim”

    Tarihi bir sürece tanıklık edildiğini belirten AK Parti Muğla Milletvekili Nihat Öztürk ise, “Böyle bir süreçte kenetlenerek hareket etmeli ve hainlere fırsat vermemeliyiz. Ben de Memur-Sen’in bir ferdiyim. Muğla’da Memur-Sen ailesine elimizden gelen desteği verdik. Memur-Sen’in buralara gelmesini çok olumu buluyorum. Verilen emekleri çok değerli görüyorum. Genel Başkan Ali Yalçın’ın ilk hareket noktası olarak Muğla’yı belirlemesini çok anlamlı buluyorum” diye konuştu.

    Akif İnan’ın dizelerinden okuyarak sözlerine başlayan Büro Memur-Sen Genel Başkan Yardımcısı Bekir Turhan da Memur-Sen’in “Bütün giysileri yırtsak yeridir, yeter bize vefa elbiseleri” diyerek yola çıktığını belirterek, “Memur-Sen, daima insanlığın safında yer alan bir erdemliler hareketidir. Hamdolsun bugün Akif İnan’ın müjdelediği baharı yaşıyoruz. Dişimizle tırnağımızla kazıyarak bugünlere geldik. Birleri on binlere, yüzbinlere, 1 milyonlara taşıdık. Bu yolda emeği geçen tüm öncülerimizi saygıyla selamlıyorum” ifadelerini kullandı.

    “Büyük Türkiye idealinin ateşini Muğla’da yakmaktan onur duyuyoruz”

    Memur-Sen Muğla İl Temsilcisi Önder Uçak ise, “Destan yazan sivil toplum kuruluşumuzun öncülerini, saygıyla selamlıyorum. 15 Temmuz destanında direniş ateşinin yakıldığı yerdir Muğla. Büyük Türkiye idealinin ateşini Muğla’da bir daha yakmaktan onur duyuyoruz. Siz değerli teşkilatıma yürekten teşekkür ediyorum” dedi.

    Kampanya startının Muğla’da verilmesini değerli gördüğünü kaydeden AK Parti Muğla İl Başkanı Kadem Mete, “Cumhurbaşkanımız, ülkemizi iç savaşa sürüklemek isteyen hainler tarafından Marmaris’te hedef alınmak istenmişti. Cumhurbaşkanımız ise halkı sokağa buradan davet etmiş ve işgal hareketi bastırılmıştı. Şükürler olsun Muğla böyle bir direniş ile dirilişe öncülük etti” şeklinde konuştu.

    Yalçın, daha sonra Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Rektörü Mansur Harmandar’ı ziyaret etti.

  • Memur-Sen Genel Başkanı Yalçın: “15 Temmuz’un nöbetçisi, 16 Nisan’ın ‘evet’çisiyiz”

    Sen Konfederasyonu Genel Başkanı Ali Yalçın, 81 ilde yapacağı referandum toplantılarının startını Muğla’dan verdi. Yalçın, “Bu kadim şehirden 15 Temmuz’un nöbetçisi, 16 Nisan’ın ‘evet’çisiyiz diyerek yola çıktık” dedi.

    Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi salonunda ‘Memur-Sen’e Davet, Tercih Evet’ sloganı ile başlatılan bilgilendirme toplantısına AK Parti Muğla Milletvekili Nihat Öztürk, AK Parti İl Başkanı Kadem Mete, Memur-Sen İl Başkanı Önder U çak, Memur-Sen’e bağlı şube başkanları ve üyeleri katıldı.

    Referandum bilgilendirme toplantısında konuşan Memur-Sen Konfederasyonu Genel Başkanı Ali Yalçın, Memur-Sen ailesinin aş, emek, özgürlük mücadelesi, onur mücadelesinin ailesi olduğunu, kurulduğu gün Türkiye’deki mevcut yaklaşımlara etkili kurulmuş, iddialı bir çıkışla yeni bir bakış açısıyla sendikacılıkta yeni ufuklar açma, yeni ufukları hayata geçirme iddiasıyla yola çıkmış bir harekete olduğunu söyledi. Yalçın, “Biz Memur-Sen ailesi olarak yeni bir dünya mümkün iddiasını taşıyan bir kitleyiz. Biz Memur-Sen ailesi olarak vesayetle mücadeleyi, mücadelesinin başına koymuş bir kitleyiz. Biz millet iradesini esas almak gerektiğini, demokratik zemine yatırım yapmak gerektiğini başlangıçta kuruluş aşamasında gür sesle ifade etmiş bir kitleyiz. Bugün Muğla’dayız. Destansı şehir Muğla’da bu ülkenin Cumhurbaşkanına tuzağı Muğla’da kurmaya çalıştıklarında isyanı ve itirazı yükselten, Muğla böyle bir onursuzluğu kabul etmez, onurlu bir duruşu kabul eder diyen Muğla’dan Memur-Sen olarak 16 Nisan’da ‘Memur-Sen Davet, Tercihimiz Evet’ demek için geldiğiniz için hoş geldiniz. Bize ‘Siz bir emek örgütüsünüz, bir siyasal alanda cümle kurmak olur mu?’ diyorlar. Hayır. Bu alan siyasal bir alan değil. Biz siyasi partilerin parlamenter sistemine ya da bundan sonraki süreçte seçimlerine ilişkin asla müdahil olmadık. Biz hassasiyetlerimizi ifade ettik, adres asla ifade etmedik şimdiye kadar. Ama referandum konusu bir siyasi partinin tekelinde olan bir konu değildir. Referandum konusu ülkenin bütün fertlerini ilgilendiren bir konudur. Bütün sivil toplumunu ilgilendiren bir konudur. Anayasa konusu bütün sivil toplumu ilgilendiren bir konudur. Onun için bunu iktidar partisiyle, muhalefet partisiyle, ya oradansın, ya buradansın yaklaşımı ile insanları farklı kulvarlara çekme yarışı olarak görenler hata ediyorlar. Bu konu millet-memleket meselesidir” diye konuştu.

    “Bu ülke istikrarsızlığı kaldırmaz”

    Anayasa ihtiyacını bundan bir yıl önce, 26 Ocak 2016’da Memur-Sen olarak yaptıklarını berten Yalçın, “Bir davet ile bir araya gelen 16 sivil toplum kuruluşunun yürütme kurulu, 360 sivil toplum kuruluşunun katıldığı ve destek verdiği Türkiye Anayasa Platformu başlığı ile Ankara’da çok yoğun bir katılım ile Cumhurbaşkanının katıldığı bir programda ‘Türkiye’nin en büyük ihtiyacı anayasadır’ diye ifade etmiştik. Bu ülke Anayasa değişikliğini yapmak ve istikrarı yakalamak durumundadır. Eğer istikrarı yakalamazsa bu ülkenin bu coğrafyada ayakta kalma şansı çok zayıflayacak. Çünkü bütün kumpaslar, bütün tuzaklar bu ülkenin üzerinde yürüyor şu an. Bu ülke istikrarsızlığı kaldırmaz, bu ülke parlamenter simsele asla başarıyı yakalayamaz” şeklinde konuştu.

    “15 Temmuz’un nöbetçisi, 16 Nisan’ın evetçisiyiz”

    93 yıllık Cumhuriyet tarihinde 66 hükümet kurulduğunun altını çizen Memur-Sen Genel Başkanı Yalçın, “Bir buçuk yılın altında bir hükümet etme süreci var. İstikrarsızlığın yoğun olduğu 38 yıl içinde 37 hükümet var. Onun için Memur-Sen ailesi olarak, Türkiye’nin en büyük Konfederasyonu olarak 15 Temmuz’un nöbetçisi, 16 Nisan’ın evetçisiyiz. Bunu net ifade ediyorum. Çünkü biz bu ülkeye bir daha antidemokratik süreçleri yaşasın istemiyoruz. Biz bu ülkede sabah kalkıp akşama hükümet değişikliği, pazarlıklarla yoğrulan ve fırlayan inen yükselen borsa ve dolarlar istemiyoruz. 16 Nisan’ı mutlaka ama mutlaka iyi analiz etmeliyiz. Hayırları söyleyenler de Evet diyenler de bu ülkenin vatandaşıdır. Terör örgütlerini hayır demesi hariç. Onlar Hayır diyorsa, şakülü tutması gerekenler tutsunlar. Ama bu ülkede neden ‘evet’ denildiğini anlatamayanlar ‘Hayır’ çıkarsa kendilerini suçlamalı. İhaneti hiç hak etmediği halde, Muğla’da yaptılar, Muğla’dan direniş ile kalkacak” dedi.

    Memur-Sen İl Başkanı Önder Uçak, konuşmanın sonunda Genel Başkan Ali Yalçın’a tablo hediye etti.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: “16 Nisan, 15 Temmuz’un cevabı olacaktır”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bölücü terör örgütü ve onların uzantısı ile birlikte hareket edenlerin anayasa referandumuna “hayır” dediğini vurgulayarak, “16 Nisan aynı zamanda 15 Temmuz’un bir cevabı olacaktır. 15 Temmuz’a önemli bir çıkış olacaktır. ’Hayır’ diyenlerin konumu aslında 15 Temmuz’un bir yerde de yanında yer almaktır” dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bahreyn, Suudi Arabistan ve Katar’ı kapsayan ziyaret programı öncesinde Atatürk Havalimanı’nda gazetecilerin sorularını yanıtladı. Fırat Kalkanı operasyonunda gelinen son noktayı değerlendiren Erdoğan, “Şu anda aslında El Bab gerek bizim tarafımızdan, gerek Özgür Suriye Ordu (ÖSO) tarafından dört bir yandan kuşatılmış vaziyette. Güçlerimiz ÖSO ile birlikte merkeze inmiş vaziyette. En önemli nokta olan hastane kısmı zaten birkaç gün önce tamamen alınmıştı. Orası hakim bir noktaydı. Bu hakim noktayı ele geçirdikten sonra süreç daha hızla lehte gelişmeye başladı. Şu anda merkeze girilmiş vaziyette. Artık DEAŞ güçleri tamamı ile El Bab’ı terk etme sürecine girdi. Artık bundan sonrası an meselesidir. Planlanan uygulama şu anda yürütülmektedir. Biz de arkadaşlarımızdan bu bilgileri gerek arazide, gerek karargahtan alıyoruz. Planlanan istikamette gelişmeler devam ediyor” diye konuştu.

    “Cumhurbaşkanları olarak yaptığımız açıklamalar bu işin gerçek boyutudur”

    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Rus hava saldırısında Türk birliğinin vurulmasına ilişkin açıklamalarını da değerlendiren Erdoğan, “Bu konu ile ilgili açıklamaları yaptım. Bu açıklamalar noktasında benim yapmış olduğum açıklama tamamı ile gerek Silahlı Kuvvetlerimizin, gerek Milli İstihbarat Teşkilatımızın bana verdiği bilgiler çerçevesindedir. Bu çerçevede yaptığımız açıklama karşılıklı yapılmıştır. Gerek Genelkurmay Başkanlarımızın karşılıklı yaptığı açıklama, gerek cumhurbaşkanları olarak bizim yaptığımız açıklamalar bu işin gerçek boyutudur. Bunun dışındaki açıklamalar itibar edilecek açıklamalar değildir. Bu süreç içerisinde bizlerin işleri çok daha hassas, çok daha dikkatli götürme gayretlerimiz var. Zira CIA başkanının gelişi ile bu arada Amerika Birleşik Devletleri Başkanı ile görüşme, bu arzu edilmeyen olay sonrası Sayın Putin ile yapmış olduğumuz görüşme, genelkurmay başkanlarımızın birbiri ile yaptığı görüşmeler, bu hassasiyetin nereden nereye vardığını göstermesi bakımından önemli” şeklinde konuştu.

    “ÖSO’nun ortaya koyduğu performans inkar edilemez”

    Türkiye’nin Suriye’deki hedefinin belli olduğunu söyleyen Erdoğan, “Terörden arındırılmış bir güvenli bölge için bir çalışma yapıyoruz. Bu çalışmanın en doğu ayağında Cerablus vardır, en batı ayağında Er Rai vardır. Güneye doğru ilk etapta Dabık halloldu. Ondan sonra El Bab hallolmak üzere. Bundan sonraki süreçte doğuya yönelik Münbiç ve Rakka olayı vardır. Bu konu ile ilgili olarak da şu anda ABD yeni yönetimi ile CIA ile düşüncelerimizi paylaştık. Bu düşüncelerimizin takipçisi olacağız. Hedef burada 4-5 bin kilometrekarelik bir terörden arındırılmış güvenli bölgedir. Bu güvenli bölgenin halliyle hem Suriye’den göçü önlemek, onlara oradaki yerleşim alanlarını temin etmek, hem de bizim kamplarımızdaki insanları kendi topraklarına döndürmek. Bunu yapabilmek için de onlara bizim oralarda adeta yeni şehirler kurmak gibi bir gayretimiz var. Bu düşüncelerimi sayın Trump ile de koalisyon güçleri ile de paylaştım. ’Bizler burada her türlü altyapı çalışmalarında görev alırız, dayanışma ile bunu sağlarsa orada bütün sosyal donatı alanlarına varıncaya kadar yapacak olursak burada yeni bir süreç başlayacaktır. Onlara da kendi ülkelerine dönme fırsatını vermiş olacağız’ dedik. İkinci bir adım da uçuşa yasak bölge konusu. Yani siz bunu yapıyorsunuz ama burayı uçuşa yasak bölge ilan etmediğiniz süreç güvenlik olamayacaktır. Uçuşa yasak bölge ilan edip bunu Amerika ile Rusya ile görüştük orada güvenlik olacağı gibi, kendi içinde onlar bir milli ordu da oluşturmak suretiyle kendini güvende hissedecektir. En önemlisi eğit donat olayıdır. Biz bunu başından beri yürütüyoruz. ÖSO eğit donat kapsamında yetiştirilmiş bir ordudur. Onlar da orada yerli halk olması hasabiyle tabii cansiperhane bu mücadelenin içinde yer almalarının hasabiyle çok faydalı olmuşlardır. Çok da şehit vermişlerdir. Bu mücadelede ortaya koydukları performans inkar edilemez” ifadelerini kullandı.

    “16 Nisan 15 Temmuz’un cevabı olacaktır”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, anayasa referandumuna ilişkin anket sonuçlarının sorulması üzerine ise şunları söyledi:

    “Şu anda tabii sağlıklı bir anket döneminde değiliz. Bazı anketler gelmiyor dersem yalan olur. Tabii ki anketler de geliyor ama asıl anketlerin bize akışı araziye çıkış ile birlikte yoğunlaşacaktır. Şu anda ben halkımızın henüz Cumhurbaşkanlığı sistemini tam olarak anlama konumuna geldiğine ihtimal vermiyorum çünkü bunu halkımıza iyice anlatmamız lazım. Şu anda bir taraftan bizler, şahsım, başbakanımız, ilgili bakan arkadaşlarımız televizyonlarda, meydanlarda bunu anlatmaya başladılar. Yazılı broşürler falan halka ulaştırılmaya çalışılıyor. Ben halkımızın hassasiyete inanıyorum ama Mersin ve Aksaray’da gördüğüm daha araziye inilmemesine rağmen halkın bir çoğu kapmış. ’Tabii ki evet’ diyor. Bu noktaya gelmiş vaziyette, çünkü sıkıntıları halkımız da neler olduğunu, işin ucunun nereye vardığını iyi biliyor. Bir tarafta bu ülkeyi bölmeye çalışan bir terör örgütü var, bölücü terör örgütü ile beraber hareket edenler var. Bölücü terör örgütü ‘hayır’ diyor. Bizim değerler silsilemiz içerisinde kişi sevdikleri ile birlikte haşrolunacaktır. Şu anda kandilde olanlarla birlikte hareket edenler, onların uzantıları ile birlikte hareket edenler hepsi birden ’hayır’ diyor. Benim milletim o Kandil’dekilerle beraber, benim 248 şehidimi şehadete gönderenlerle beraber, 2 bin 193 gazimizi gazi yapan ve devletimiz uçakları ile tankları ile topları ile öldürenler ile beraber hareket etmeyecektir. Onlara da 16 Nisan’da inanıyorum ki ’evet’ demek suretiyle gereken cevabı verecektir. 16 Nisan aynı zamanda 15 Temmuz’un bir cevabı olacaktır. 15 Temmuz’a önemli bir çıkış olacaktır. ’Hayır’ diyenlerin konumu aslında 15 Temmuz’un bir yerde de yanında yer almaktır”

    “El Bab’tan sonra durmak yok”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, EL Bab operasyonu sonrasında Türkiye’nin Fırat Kalkanı operasyonunun sonlanıp sonlanmayacağının sorulması üzerine, “El Bab’tan sonra durmak, böyle bir şey yok. Bir defa El Bab bizim nihai hedefimiz değildir. Bizim nihai hedefimiz DEAŞ’tan bu bölgenin temizlenmesi. Şu anda 3 bini aşkın DEAŞ’lıyı etkisiz hale getirdik. Bunların asıl merkez Rakka. Rakka temizlendiği andan itibaren özellikle bu bölge terörden arındırılmış bir bölge haline gelmiş olacak. Nihai hedef 5 bin kilometrekarelik bir alanı temizlemek. Bizim Türkiye olarak buradan kalma hedefimiz yok, ayrı bir konu. Nasıl Cerablus temizlendi DEAŞ defedildi, oraya Cerablus’un kendi insanı yerleşti. Dabık hakeza öyle. Şimdi El Bab tamamen oradan DEAŞ gittiği zaman oraya da gelecek EL Bablı yerleşecek. Münbiç’de aslında halk yüzde 90 Arap’tır. Şu anda oraya kendi halkı yerleşememiştir. PYD ve YPG orayı işgal etmiş vaziyette. Bize verilen söz onların boşaltacağıdır, daha boşaltmadı bunlar. DEAŞ, YPG ve PYD’yi boşalttığımız zaman oraya kendi halkı gelip yerleşecektir. Kendi halkı yerleştikten sonra kendi mili ordusu ile buraları güvence altına aldıktan sonra orada kalmamız çok ama çok lüks olur. Onun durumunu o gün değerlendirmek lazım. Şimdi bunları konuşma erken olur” dedi.