Etiket: temel

  • Yalova’da Aile Hekimlerine Çpgd Temel Eğitimi

    Yalova’da görev yapan aile hekimleri ve aile sağlığı elemanları eğitimden geçirildi.

    Yalova Halk Sağlığı İl Müdürlüğü sağlık konularında halkın bilinçlendirilmesinin yanı sıra hekimlerin eğitimlerine de katkı sağlıyor. Yalova’da 0-6 Yaş Çocuğun Psikososyal Gelişimini Destekleme Programı (ÇPGD) temel eğitimi almamış aile hekimleri ve aile hekimliği personeline 1 günlük temel eğitim verildi. Eğitimler rol-play çalışmaları, küçük grup çalışmaları ve katılımcıların sundukları vaka çalışmalarıyla desteklendi. Yalova Halk Sağlığı İl Müdürlüğü yetkilileri, “Beyin gelişimi büyük oranda hayatın ilk yıllarında, özellikle de anne karnında ve doğumdan sonraki ilk beş yılda oluşur. İnsanın ömür boyu kullanacağı becerileri, öğrenme kapasitesi, çevreyle ilişki yetenekleri ve kişiliği de beyin gelişimi ile birlikte büyük ölçüde bu yıllarda gelişir. Beynin hızla geliştiği gebelik ve 0-6 yaş döneminde ülkemizde anne ve çocukla düzenli ilişkisi olan tek yaygın yapılanma, birinci basamak sağlık hizmetleri yapılanmasıdır. Birinci basamak çalışmalarında gebe ve çocuklara yönelik koruyucu hizmetlerin en önemli unsuru düzenli gebe-çocuk izlemleridir. Çocuğun Psikososyal Gelişimini Destekleme (ÇPGD) Programı, çocuğun psikososyal gelişimini destekliyor” denildi.

    Bir gün süren ÇPGD temel eğitimini tamamlayanlara sertifika takdim edildi.

  • Temel Besin Alerjisine Dikkat

    İç Hastalıkları Uzmanı Metabolic Balance Dr. Onur Yozbatıran, obezitenin gelişmesinde kalori alımı ile tüketimi arasındaki dengesizliğin rol oynadığını belirterek temel besin alerjisine dikkat çekti.

    Yağ kitlesinin artışı için depolanan yağ miktarı ile yakılan yağ miktarı arasında dengesizlik olması gerektiğini kaydeden Dr. Onur Yozbatıran, enerji tüketiminin üç bileşenini şöyle açıkladı:

    “1. Bazal Metabolizma Hızı: Vücut ısısının korunması, kan pompalanması solunum ve diğer temel fonksiyonların yerine getirilmesi için gerekli enerji miktarıdır. 2. Aktivite ile artan enerji:Fiziksel aktivite ile arttırılabilen bir enerji tüketimidir. 3.Yiyeceklerin Termik etkisi: Enerji harcanmasının küçük bir bölümünü oluşturur. Yemeğin tüketilmesinden sonraki enerji harcanmasının artışından sorumludur. Yiyeceklerin sindirilip, zorunlu depolanması için yapılan enerji tüketimidir. Enerji tüketimi önemlidir çünkü birey enerji dengesi içinde olursa toplam kalori alımı tüketime eşittir. Obezite oluşumu için vücuda giren enerji miktarının harcanan enerji miktarından fazla olması gerekmektedir.”

    Obez kişilerin düşük kalorili beslendiklerinde vücutlarının normal kişilere göre enerji harcamasının daha da azaltacağını belirten Dr. Onur Yozbatıran, şöyle konuştu:

    “Yani kilolu kişilere normal metabolik fonksiyonlarını idame ettireceği miktardan daha az kalorili beslenme hiçbir işe yaramayacaktır. Vücut az enerji aldığı için dengeyi sağlamak adına daha az harcama yapacaktır. Vücudun bu düzenleyici sistemi kısa kilo kaybını müteakip pozitif dengeyi tekrar sağlayacak ve kilo artışı yeniden başlayacaktır. Yani fazla kilolu kişilerin bir dönem sonra su içsem yarıyor ifadesi gündeme gelecektir. O yüzden beslenme programı kişinin ihtiyaçlarını tamamen karşılayacak ve yoksunluk oluşturmayacak şekilde olmalı ve kişiye özel olmalıdır. “Temel besinler” tanımını, günlük beslenmemizde en çok yer tutan, nerdeyse her öğünde yediğimiz besinler için kullanmaktayız. Nedir bu besinler? Ekmek, et, süt, yumurta, şeker. Mayaları da unutmamak gerek aslında; ekmekten peynire, yoğurttan sirkeye; kaçınılmaz olarak pek çok yiyecekte bulunan bu besin katkısı, besin olmamakla beraber, alerjilere zemin oluşturan temel besinlerin arasında yer alıyor. Son bilimsel gelişmelere bakılırsa, günlük yaşamı zorlaştırmalarının yan sıra, alerjiler günümüzde giderek yaygınlaşan oto-immün hastalıklar başta olmak üzere yaşamı tehdit eden pek çok hastalıktan da sorumlu. “

    Alerjilerin çoğunda her gün yediğimiz sıradan besin maddelerinin sorumlu olduğunu belirten İç Hastalıkları Uzmanı Metabolic Balance Dr. Onur Yozbatıran, “Temel besin alerjileri ne kadar sık görülür? Temel besin alerjilerinin yol açtığı oto-immün hastalıkların birkaç tanesinin adını vereyim, ne kadar sık görüldüğüne siz karar verin: Tip-I diyabet. Haşimoto Tiroiditi. Romatoid Artrit. Ankilozan Spondilit. Çölyak hastalığı

    Yine, temel besin alerjilerinin neden olduğu hastalıklardan birkaçı ise; Sinüzit, gastrit, kolit, reflü, akne vb deri hastalıkları, sedef, Tip-II diyabet, obezite, damar sertliği – damar kireçlenmesi gibi damar hastalıkları, polen, hayvan tüyü, ev tozu gibi yüzlerce maddeye karşı gelişen alerjik tepkiler. Temel besin alerjileri çeşitli davranış bozukluklarına da yol açıyor: Hiperaktivite, dikkat eksikliği, sosyal uyumsuzluk, karbonhidrat bağımlılığı. Bunlar sadece birkaç örnek. Temel besin alerjileri çeşitli ilaçların yan etki profillerini ağırlaştırmak gibi, vücutta daha nice bozukluğa yol açıyor.” şeklinde konuştu.

    Dr. Onur Yozbatıran, süreç hakkında şu bilgileri verdi:

    Peki, bu süreç nasıl işliyor? Nasıl oluyor da ekmek, süt gibi neredeyse kutsal besinler bizi “alerjik” yapıyor.

    1- Bazı insanlar genetik olarak bazı besinlerin proteinlerine karşı savunmasız.

    2- Genetik olarak savunmasız kişilerde besin proteinleri bağırsakta hasar oluşturuyor.

    3- Yabancı proteinler bu hasarlı dokudan vücuda sızdıkları gibi, o sırada bağırsakta bulunan başka birçok madde de aynı yerden kana karışıyor.

    4- Kana karışan yabancı proteinler dolaşımla birlikte tüm vücuda dağılıyor.

    5- Yabancı proteinler barsak hücreleri ile aynı yapıda hücrelere sahip olan tüm dokulara hasar vermeye başlıyor.

    6- Bağışıklık sistemimiz hasarın oluştuğu yerlerde derhal tepki veriyor ama yabancı proteinleri yok edemiyor. Zira bu proteinler bağırsakta tam sindirilmemiş halde iken kana karıştıklarından, çok büyükler.

    7- Bağırsaktaki hasarın nedeni her gün sürekli tüketilen bir madde olduğu için, bağışıklık sistemimiz her gün devam eden bu ‘saldırı’ yüzünden büyük stres altına giriyor, sağlıklı çalışması bozuluyor.

    8- Bağışıklık sistemimiz stres altında iken aşırı yanıtlar vermeye başlıyor. Yabancı proteinin verdiği hasara bağışıklık sisteminin verdiği hasar da ekleniyor.

    9- Doku harabiyeti ilerliyor, dokunun yapısı bozuluyor. Örneğin bu doku deri ise artık parfüm veya metal takılar dahi deride hastalık oluşturuyor. Sonuç: alerjik cilt

    10- Dokunun yapısı bozuldukça fonksiyonları da bozuluyor. Örneğin bu doku tiroid dokusu ise artık yeterince hormon üretmemeye başlıyor. Sonuç: Hipotiroidi

    11- Organ belirtileri şeklinde, artık göz ardı edilemeyecek hastalık tabloları gelişiyor. Örneğin pankreas tahribatında insülin üretimi duruyor. Sonuç: Tip-I diyabet.

    Bu arada; alerji ve intolerans kavramlarını kısaca açıklamakta yarar olabilir; zira bu iki tanım çok farklı kavramları tarif ederler:

    İntolerans besinlerin karbonhidrat içeriğinin incebağırsakta sindirilememesi sonucunda bu bol şekerli barsak muhtevasının kalınbağırsağa ilerlemesi ve buradaki florayı oluşturan bakteri ve özellikle mantarların bu zengin içerikle aşırı beslenerek gaz oluşturması, bunun da şişkinliğe yol açması sürecini tarif eder. İntolerans sürecinin nedeni, bazı kişilerde bazı sindirim enzimlerinin üretilememesidir.

    Besin alerjisi besinlerdeki proteinlere karşı vücutta bir dizi reaksiyon oluşması demektir. Alerji sürecine yol açan asıl neden bazı besinlerdeki proteinlerin bağırsak geçirgenliğini bozması ve vücuda girmesidir. Yabancı bir proteinin vücuda girmesi bir zehrin kana karışması, yabancı bir maddenin vücudu istilası anlamına gelir. Savunma sistemimiz (immün sistem=bağışıklık sistemi) bunu tam olarak bu şekilde algılar. Yabancı bir proteinin vücuda girmesi er-geç yaşamı tehdit eden reaksiyonlar zinciri oluşturur”.

  • KBÜ’de Aday Memurlar İçin Temel Eğitim Programı Başladı

    Karabük Üniversitesi’nde (KBÜ) göreve başlayan 36 aday memurlar için düzenlenen eğitim programı başladı.

    KBÜ Rektörü Prof. Dr. Refik Polat, Bilgi İşlem Daire Başkanlığı Toplantı Salonunda düzenlenen eğitimde yaptığı konuşmada, “Kamu hizmetleri eksiksiz ve düzenli bir şekilde nitelikli insan kaynağı ile sürdürülmelidir. Eğitim ile, yerine getireceği görevin gerektirdiği bilgi ve becerilerini kazandırarak, hizmetlerin zaman ve kaynak israfı olmaksızın en verimli şekilde yerine getirilmesini sağlayacak, güler yüzlü, yol gösterici, disiplinli ve bilgili memurlar yetiştirmeyi amaçlıyoruz. Aday memurlarımıza başarılar diliyorum.” dedi.

    Üniversitede çeşitli birimlerde görev yapan 36 aday memurlara 50 saatte verilecek olan, Devlet memurlarının ortak vasıfları ile ilgili hususları kapsayan temel eğitimde,“TC. Anayasası, Genel olarak Devlet Teşkilatı, Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi, İnsan Hakları, Halkla İlişkiler, 657 sayılı Devlet Memurlar Kanunu, Türkçe ve Dilbilgisi Kuralları, Yazışma ve Dosyalama Usulleri, Gizlilik ve Gizliğin Önemi, Devlet Malını Koruma ve Tasarruf Tedbirleri, Haberleşme ve Milli Güvenlik Bilgisi konularında alanında uzman Öğretim Üyesi ve görevlilerinin sunumu ile aday memurlar kapsamlı bir eğitime tabi tutulacaklar.

    15 gün sürecek olan eğitimin ardından aday memurlar 04 Aralık Cuma günü aldığı eğitimlerden Temel Eğitim Sınavına tabi tutulacak.

  • Göğüs İmplantı İçin Temel Tavsiye

    Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Belma Şahin, göğüs implantı için temel tavsiyelerde bulundu.

    Göğüs estetiğinin Türkiye’de fazla rağbet gördüğünü belirten Şahin, “Plastik cerrahınıza kopyalaması için mükemmel bir göğüsün resmini götürmeyin. Kaburga kafesi, göğüs genişliği ve daha onlarca faktör sizin için en ideal olan göğüs ölçüsünün belirlenmesinde etkilidir. Daha büyük implantlar her zaman daha iyi diye bir kaide yoktur. Eğer gereğinden fazla büyük olurlarsa göğüs dokunuzda ve kaburgalarınızda kalıcı hasar bırakabilirler. Göğüs implantları için en iyi yer, en düşük komplikasyon oranıyla göğsün altındaki kıvrımdır (vücudunuza bağlı olarak). Bu kesikler küçük kırmızı kıvrım ya dakırışıklık gibi görünecektir. Son olarak implantların göğüslerinizi yukarı doğru kaldırmayacağının farkında olmalısınız. Eğer bir sarkma varsa ek bir müdahale ve girişim gerekebilir.” dedi.

    Doğal görünmeyen implantlardan uzak durulmasını vurgulayan Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Belma Şahin, “Doğal görünümlü implant istiyorsanız, iki göğüs arasında geniş ve kemiksi bir aralık oluşmasına sebep olan büyük boy implantlardan kaçınınız. Eğer implantlarınız çok büyük ise göğüsleriniz sırt üstü yattığınızda doğal bir şekilde yana doğru düşmeyecektir. Profilden, yukarıdan ve aşağıdan aynı tam büyüklükte yuvarlak görünen veya göğüs uçlarınızın yere doğru bakmasına neden olacak kadar yukarıda duran göğüslere ihtiyacınız yok. Sizin için en doğal görünümün oluşturulması için plastik cerrahınız ile konuşun.” diye konuştu. Op. Dr. Belma Şahin, “Göğüs bedeniniz ve şekliniz ne olursa olsun olumlu bir tavır içinde olmak görünüşünüze de olumlu yansıyacaktır. Profesyonel destek bu konunun uzmanı iyi bir plastik cerraha danışın.” dedi.

  • 2023 Yolunda Temel Rehber Atatürk İlkeleri

    İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Kaan Ökten, Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümünün 77. yılına özel açıklamalarda bulundu. Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. yılı olan 2023 yılı için çizilen hedeflerin önemine dikkat çeken Ökten, “Atatürk İlkeleri, 2023 hedeflerine ilerleyen Türkiye’nin temel rehberi olmalıdır” dedi.

    Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, tarihler 10 Kasım 1938’i gösterdiğinde hayatını kaybetmişti. Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik, Halkçılık, Laiklik, Devletçilik ve İnkılapçılık ilkelerinin mimarı Atatürk, 77. ölüm yıldönümünde yurdun dört bir tarafında anılıyor. 10 Kasım’a özel bir değerlendirmede bulunan İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Kaan Ökten, Mustafa Kemal Atatürk’ün felsefesi ve temel ilkelerinin önemine dikkat çekti. Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. yılı olan 2023 yılı için çizilen hedeflere vurgu yapan Ökten, bu süreçte Atatürk ve Cumhuriyet ilkelerinin temel rehber edinilmesi gerektiğini söyledi. ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihi halkın iktidara dâhil olma tarihidir’ diyen Kaan Ökten, “Mustafa Kemal Atatürk’ün sağladığı siyasi ve hukuki dönüşüm, Türkiye vatandaşlarının siyasal yaşama katılması, insan haklarının kullanılması ve toplumsal hayattaki her türlü faaliyete derinden etki etmiştir. Bu bakımdan Mustafa Kemal Atatürk’ün öncülüğünü yaptığı devrimler çok önemlidir. En önemli unsur ise Cumhuriyet’in ta kendisidir. Cumhuriyet, halkın, iktidarın sahibi haline gelmesidir. Türkiye, Atatürk’ün açtığı yolda sağlam adımlarla ilerliyor. Atatürk İlke ve Devrimleri, tarihi bir dönemin hoş anıları şeklinde değil, 2023 hedeflerine ilerleyen Türkiye’nin temel rehberi olmalıdır” ifadelerini kullandı.

    ORTADOĞU TARİHİNDE BÜYÜK GELİŞİM

    Türkiye’deki devrimlerin Ortadoğu tarihinde çok önemli bir yere sahip olduğuna dikkat çeken Kaan Ökten, “Türkiye’de Cumhuriyet ile beraber Hukuk Devrimi de yaşanmıştır. Ülkemiz, Hukuk Devrimi sayesinde Millet Meclisi’nde oluşturulan kanunlarla yönetilen bir devlete dönüşmüştür. Bu durum, Ortadoğu tarihi adına da çok önemli bir gelişmedir. Ayrıca insan hakları ve demokrasi bağlamında; kişi hak ve özgürlüklerine sahip çıkılması, kadın ve erkek eşitliğinin giderek daha sağlam temeller üzerine oturtulması ve ekonomik ilişkilerin daha düzenli olması da önemli kazanımlar arasında yer almaktadır” diye konuştu.

    “HER DEVLET BU İLKELERİ UYGULAMALIDIR”

    Atatürk devrimlerinin ‘modern bir devlet ve o devletin vatandaşları’ tarafından her daim sahiplenecek nitelikte olduğunu belirten Kaan Ökten, “Mustafa Kemal’in şahsında billurlaşmış olan cumhuriyet devrimleri olmuş ve bitmiş hadiseler değildir. Bu ilkeler, modern bir devletin ve onun vatandaşlarının her daim üstleneceği devrimlerdir. Dolayısıyla Mustafa Kemal’in önderliğinde ortaya çıkmış olan Cumhuriyet Devrimi’nin ilkeleri, eskimiş ve geride kalmış olamayacak tiptedir. Vatandaşına özgürlük vaat eden, onların demokratik katılımını isteyen ve insan haklarına saygı gösteren her devlet bu ilkeleri mutlaka uygulamalıdır” dedi.