Etiket: teknoloji

  • Teknoloji Transferine Amerikan Modeli

    Uludağ Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi, önümüzdeki dönemde yapacağı teknoloji transfer çalışmaları, patent lisanslaması ve satışı konusunda önemli bir protokole imza attı.

    İmzalanan protokol kapsamında teknoloji transferi konusunda Amerika modelinin Uludağ Üniversitesi’nde uygulanmasında mentörlük ve üniversite bünyesinde gerçekleştirilmiş patentlerin lisanslaması alanında Applied Professionals International firması ile Uludağ Üniversitesi arasında işbirliği gerçekleştirilecek. İmza töreni için Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Ulcay’ı ziyarete gelen Amerika New York State Üniversitesi eski Rektör Yardımcısı ve Applied Professionals International firması yöneticisi Prof. Dr. Güven Yalçıntaş, Türkiye’de henüz uygulamaya geçilen teknoloji transfer konusunda öncülük ettiği için Rektör Ulcay’a teşekkür etti. Farklı üniversitelerle de bu çalışmaları gerçekleştireceklerini belirten Yalçıntaş, üniversite bünyesinde üretilen teknolojinin transferi, alınan patentlerin lisanslanması ve pazarlanması için uluslararası bir çalışma yürüteceklerini kaydetti.

    Rektör Prof. Dr. Yusuf Ulcay ise yaptığı konuşmasında üniversite bünyesinde gerçekleştirilen patent alma ve pazarlama faaliyetlerinin bu protokol sayesinde ulusal ile uluslararası yürütülmeye başlayacağını vurguladı. Ulcay şöyle konuştu:

    “Üretmeyen, geliştirmeyen üniversiteler ülkenin, kentin ve sanayinin gelişmesine herhangi bir katkıda bulunamıyor demektir. Uludağ Üniversitesi için belirlediğimiz ‘3. Nesil Üniversite’ vizyonumuzla Bursa’mızın ve Türkiye’mizin geleceğine daha büyük katkılar yapmayı hedefledik. Bilimsel araştırma projelerine verdiğimiz destekleri, 40 yıllık mazimizde görülmedik seviyede arttırdık. Daha da arttırmaya devam edeceğiz. Göreve geldiğimizden bugüne kadar üniversite bünyesinde 100’e yakın patent alınmasını sağladık. Bu patentlerinde satışını yapmak istiyoruz. Bugün imzaladığımız protokol sayesinde hem teknoloji transferi konusunda hem de patent lisanslandırma ve pazarlama konusunda uzman kurumlardan yardım almış olacağız. Hedeflerimiz doğrultusunda yeniden yapılandırdığımız ULUTEK ve Teknoloji Transfer Ofisi’mizin de protokol sayesinde daha verimli ve etkin bir rol üstleneceklerine inanıyorum.”

    Yapılan konuşmaların ardından Dr. Yusuf Ulcay ve Applied Professionals International firması yöneticisi Prof. Dr. Güven Yalçıntaş, üniversite dekan ve yöneticilerinin de katıldığı protokol töreninde karşılıklı işbirliğini resmiyete döken imzaları attı.

  • Konyada Muhtarlara Teknoloji Desteği

    Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından Ereğli Belediyesi’ne gönderilen 87 adet dizüstü bilgisayar düzenlenen programla muhtarlara teslim edildi.

    Ereğli Belediyesi Meclis Salonunda gerçekleşen programa Ereğli Belediye Başkanı Özkan Özgüven, Belediye Meclis Üyeleri ve Muhtarlar katıldı. Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından gönderilen dizüstü bilgisayarlar ile Ereğli Belediyesi muhtarlık biriminin daha etkin kullanılması yanında, vatandaşların işlerinin de daha hızlı çözüme ulaştırılacağını kaydeden Belediye Başkanı Özkan Özgüven, “Her zaman ifade ediyorum. Sizler bizim mesai arkadaşlarımızsınız. Hizmetleri hızlandırmak ve şeffaf yönetim anlayışı için böyle bir yönteme başvuruldu. Muhtarlar sadece mühür basan değil, bu ilçenin sosyal ve ekonomik durumlarını bilen, hizmet konusunda ortak hareket ettiğimiz ilgili birim olarak kabul ediyoruz. Çünkü muhtarlar yaşadıkları mahallenin sorunlarını ve ihtiyaçlarını en iyi bilen kişilerdir. Bu anlayışla sizlerle bugüne kadar uyum içerisinde çalışarak çok güzel hizmetleri ortaya çıkardık. Bundan sonra da bu hizmetlerimize birlikte devam edeceğiz. Ben bilgisayarların hayırlı olması dileklerimle Konya Büyükşehir Belediye Başkanımız Tahir Akyürek’e teşekkür ediyorum” dedi.

    AK Parti Meclis Üyesi ve Grup Başkanı Erdinç Akça ise, teknolojik bir hizmetin muhtarlarla buluşturulduğunu kaydederek, bilgisayarların hayırlı olmasını diledi.

    Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek ve Belediye Başkanı Özkan Özgüven teşekkür eden Ereğli Muhtarlar Derneği Başkanı Memduh Karaca da, “Taleplerimize kısa sürede cevap verdiniz ve bizleri çok mutlu ettiniz. Birlikte nice güzel hizmetlere imza atacağız” ifadelerini kullandı.

    Konuşmaların ardından muhtarlara bilgisayarları teslim edildi.

  • Pekmez Üretiminde Yeni Bir Teknoloji Doğuyor

    Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) Gümüşhane ekonomisinde ciddi bir yer tutan pekmez üretiminde tortu oluşumu, aroma kayıpları ve besin değerlerinde azalma gibi olumsuzlukları azaltacak olan projeye destek oldu.

    İl genelinde 30 işletme ve yıllık 10 bin tonluk üretim kapasitesine yaklaşan pestil-köme ve pekmez sektöründe önemli bir sorunu giderecek olan “Pekmez üretiminde ohmik evaporatör kullanımı” projesi tanıtım toplantısı Gümüşhane Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesinde gerçekleştirildi.

    Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar (TAGEM) Genel Müdür Yardımcısı Necati Tulgar, başkanlığında yapılan toplantıda proje sahibi Gümüşhane Üniversitesi Öğretim Görevlisi Merve Tuğçe Tunç Odabaş projesiyle ilgili sunum yaptı.

    18 ay sürecek proje ile pekmez üretiminin hem daha düşük maliyetle hem de Hidroksi Metil Furfural (HMF) oluşumunu azaltacağını belirten Odabaş, 228 bin lira bütçeli projenin TAGEM tarafından desteklendiğini söyledi.

    Sunumun ardından konuşan TAGEM Genel Müdür Yardımcısı Dr. Necati Tulgar, TAGEM’in tarımsal konularda ihtiyaç duyulan alanlarda araştırma hizmetini yönettiğini hatırlatarak, “Tarım ekonomisinden, hayvancılık, hayvan sağlığı, bitki sağlığı, bitkisel üretim gibi çok geniş bir yelpazede araştırma hizmeti veriyoruz. Yaklaşık 2 bin 200 araştırmacımız mevcut. Bunların yüzde 77 civarındaki doktora ve yüksek lisanslı. Araştırma altyapımız da, fiziki altyapımız da oldukça güçlü” dedi.

    “TAGEM’İN BÜTÇESİ 11 MİLYONDAN 251 MİLYON’A ÇIKTI”

    Genel Müdürlük olarak son 10 yılda ülkeye önemli AR-GE merkezi kazandırdıklarını kaydeden Tulgar, “TAGEM in bütçesi bundan 10 yıl önce 11 milyon iken, şu anda 251 milyon civarında. Ankara’da Türkiye Milli Botanik Bahçesi kuruyoruz 2 bin 500 dönüm alanda. Bu bahçenin bütçesi 303 milyon. 11 milyon ile yola çıktık 10 yıl öncesinde şimdi bizim projelerimizin bir tanesi 11 milyon” diye konuştu.

    “TÜRKİYE AR-GE HARCAMALARINI EN FAZLA ARTIRAN ÜLKELER ARASINDA”

    Türkiye’nin daha önce 4 milyar dolar olan AR-GE bütçesinin şu anda 16 milyar dolar civarına yükseldiğini, Türkiye’nin AR-GE harcamalarını en fazla arttıran ülkeler arasında yer aldığını kaydeden Tulgar, “Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı olarak özel sektörü AR-GE hizmetleri içerine çekebilmek için üniversitelerin altyapısını belirli seviyeye getirmek asıl çıkış amacımız. 2002 yılından itibaren birçok tarımsal desteğimiz var. Fakat AR-GE ile ilgili destekler yoktu. Tarım kanununa bir madde ilave edildi. Bu destekleme kalemleri arasına AR-GE destekleri de ilave edildi. AR-GE ve desteklerini üniversitelere, sivil toplum kuruluşlarına ve özel sektöre bir tebliğ çıkarttık ve desteklemelere başladık” şeklinde konuştu.

    “54 ÜNİVERSİTEDE 208 PROJE YÜRÜTÜYORUZ”

    En önemli amaçlarımızdan birisin özel sektör, kamu ve üniversite işbirliğini sağlanması olduğunu dile getiren Tulgar, “Bizim 54 Üniversite’de yaklaşık 208 projemiz yürütülüyor, bin adette proje sunuldu. 2007 yılında 40’a yakın proje geliyordu, daha sonra bu proje sayısı 150 civarına çıktı, şu anda da 281. Her geçen gün bize teklif edilen proje sayısı artıyor. Biz bu projelere yaklaşık 300 bin lira civarında destek veriyoruz” ifadelerini kullandı.

    Özellikle özel sektörün ihtiyaçları ve problemlerinin çözümü noktasında AR-GE çağrılarına çıkmadan önce öncelikleri belirlediklerini kaydeden Tulgar, şunları söyledi: “İlgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği halinde önceliklerimizi belirliyoruz, ilana çıkıyoruz. Ocak ayında ilana çıkıyoruz, Nisan ayına kadar da projeleri bekliyoruz. Daha sonra bu projeleri üç aşamada değerlendiriyoruz. Birincisi projeler formata uygun hazırlanmışmış, genel müdürlüğümüz bünyesinde oluşturduğumuz bilim kurulları tarafından projeler değerlendiriliyor daha sonra 14 kişilik bir ekibe karşı proje liderleri projelerini sunuyor” şeklinde konuştu.

    Pekmez üretiminde ohmik evaporatör kullanımı projesinin çok başarılı olduğunu dile getiren Tulgar, “Yeni bir teknik geliştirme, enerji tüketiminin azaltılması, söz konusu olumsuzlukların ortadan kaldırılması için yeni bir yöntem geliştirmeye çalışıyor. Dolayısıyla kendisini kutluyoruz. Gümüşhane Üniversitesinden 3 tane proje var biz onu dört sayıyoruz Oktay Bey’in projesi de Gümüşhane’de. Gümüşhane Üniversitesi çok genç bir üniversite 2008 yılında kurulmuş bir üniversite biz Gümüşhane Üniversitesiyle bu ilişkilerin de gelişmesini istiyoruz” diyerek sözlerini sonlandırdı.

    Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Murat Küçük te konuşmasında şu ana kadar 3 TAGEM projesinin onaylandığını, 1’inin de tamamlandığını belirterek, 54 üniversitenin 208 projesinin 4’ünde paydaş olmanın gurur verici olduğunu söyledi.

    “EN BÜYÜK SORUNLARIMIZDAN BİRTANESİ YÜKSEK HMF ORANIYDI”

    Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Edip Birşen de sektörde en büyük problemlerden birisinin HMF oranları olduğuna vurgu yaparak “Bakanlığımızın yüzde 50 oranında hibe olarak verdiği desteklerle pestil köme, pekmez üretiminde 30’a yakın tarıma dayalı işletmemiz ve yoğun bir üretimimiz var. Yıllık üretim miktarımız 10 bin tona ulaşmış durumda. Gıda güvenirliği açısından büyük bir sorumluluk söz konusu. Geleneksel bir ürün olması köylerde bu ürünlerin yoğun bir şekilde yapılması açısından bu proje gerçekten bizim için çok elzem. Bu projenin kırsalda ki insanlarımızın o eski kazanlarda yapmış olduğu pekmez üretimine de yansımasını bekliyorum. Projenin de kırsalda yaşayan insanlarımıza katkı sağlayacağını düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

  • İnternet insanları sanal yaşama sürüklüyor

    1995 yılından bu yana hızla gelişerek her geçen gün hayatımızın vazgeçilmezleri arasına giren internet, bazı insanları ise fiziksel sosyal yaşamdan kopartıp sanal yaşama sürüklüyor.

    1995 yılından bu yana hızla gelişerek her geçen gün hayatımızın vazgeçilmezleri arasına giren internet, doğru yolda kullanan insanlar için büyük bir nimet olarak göze çarparken, bazı insanları ise fiziksel sosyal yaşamdan kopartıp sanal yaşama sürüklüyor.

    Açıklamalarda bulunan Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Halil İbrahim Gürcan, internetin insan hayatına iletişim açısından getirdiği avantajların da, büyük dezavantajların da olduğuna dikkat çekti. “İletişim tarihine baktığımızda en hızlı gelişen iletişim aracı internet” diyen Gürcan, “Yani 1995 yılında ortaya çıkmıştır ve şuanda dünyada yaklaşık 3 milyardan fazla insan internet ortamıyla haşır neşir durumda. Bu haşır neşirlik insanlarda bir takım davranış değişikliklerini de ortaya çıkartıyor. İçine kapanık bir insan, internet ortamında bakıyorsunuz canavara dönüşüyor. Ya da bakıyorsunuz sosyal olarak içine kapanık bir insan bu ortamda çok duygusal, insanlara yardımsever bir pozisyona dönüşüyor. Normal hayatta içine kapanık insanlar, özgürlükçü bir ortam olarak gördükleri internette kendisine sanal bir yaşam alanı oluşturmaya başlıyor. Mesela belli bir oranda güzellikten yoksun olan kız, bir modelin fotoğrafını koyuyor. Erkek, yakışıklı olmasa bile yakışıklı başka birinin fotoğrafını koyuyor. Yani fiziksel yaşamda sergileyemediği konuşma, iletişim kurma, açılma taleplerini internet ortamında çok daha rahat bir şekilde gerçekleştirebiliyor” ifadelerini kullandı.

    “İNSANLAR İNTERNETE GİRDİĞİNDE BAŞKA BİR SOSYAL KİMLİĞE BÜRÜNÜYOR”

    İnsanların internete girdiğinde başka bir sosyal kimliğe büründüğünü belirten Prof. Dr. Gürcan, bunu örneklerle şöyle açıkladı:

    “Bununla ilgili yapılan araştırmalar da var. Mesela bir ilçede yaşayan ve çok dar bir kesimde yetişen bir kişinin internet ortamına bakıyorsunuz; İstanbul’da yaşayan bir sanayici gibi kendisini tanıtıyor. Bu kişi oluşturduğu hayali kimlikle etrafında farklı bir sosyal çevre edinmeye çalışıyor. Bunun gibi başka örnekler de var. Hatta yaşanan bir örnekte ise; karı-koca birbirinden habersiz farklı kimliklerle internet ortamında yazışıyorlar. Sevgilerini ve aşklarını dile getiriyorlar. Sonra ‘hadi gel buluşalım’ diyorlar. Buluştuklarında da karı-koca olduklarını görüyorlar. Bu şekilde boşanma davaları ise çok fazla görülüyor. İnternet, çok fazla yararları olmasına rağmen bu türden zararları da olan ve belli noktalarda kontrol edilmesi gereken bir ortam. Kontrol edemediğinizde de ciddi yaralar açabiliyor.”

  • Teknolojik aletler kaliteli uykuyu engelliyor

    Teknolojik aletler kaliteli uykuyu engelliyor

    Kaliteli bir uyku için odanızda televizyon, cep telefonu,bilgisayar gibi teknolojik aletler hatta kitap bile olmamalı.

    Türk Uyku Tıbbı Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Hikmet Fırat, kaliteli bir uyku için uyku hijyeni oluşturarak, “Oda içine televizyon, bilgisayar cep telefonu gibi teknolojik aletler, hatta kitap bile sokmayın” dedi.

    Doç. Dr. Fırat, yaptığı açıklamada, uyuduğumuz sürenin sağlıklı bir yaşam için büyük önem taşısa da, uykunun kalitesinin de oldukça önemli olduğunu belirterek, “İklim değişikliğinin hakim olduğu günümüzde aşırı sıcaklar uyumamıza veya kaliteli bir uyku süresi geçirmemize engel olabiliyor. Havadaki nem oranının artması da uyku kalitemizi epeyce bozuyor” diye konuştu.

    Fırat, kalitesiz uyku nedeni olarak aklımıza ilk olarak altta yatan uyku apnesi gibi uyku bozukluklarının geldiğine dikkat çekerek şöyle devam etti:

    “Hiçbir hastalık olmadan da fiziki şartlar gereği uyku kalitesi bozulabilir. Uyku hijyeni; yatılacak ortamın uygun şartlarının sağlanması, kişinin kendini uyku ortamına hazırlaması, yapılmaması gereken şeyleri yapmamak gibi birçok faktörü içerir. Birçoğumuz iş yoğunluğu nedeniyle gece geç yatıp, erken kalkmak zorundadır. Bu durum doğal olarak uyku deprivasyonuna, yani yetersiz süre uyumaktan dolayı ertesi günü uyku halinde, yorgun geçirmeye neden olur. Bir de farklı bir popülasyon vardır ki yeterli süre uyusa dahi (bu süre yaşa göre değişmekle birlikte ortalama 6 – 8 saat arasıdır) sabah kalktığında kendini yine yorgun ve dinlenmemiş hisseder. Bu durumun nedeni ise ‘dinlenme uykusu’ dediğimiz derin uyku süresinin yetersiz kalmasıdır.”

    Sıcak ve nemli havalarda uygun şartlarda klima kullanımını öneren Fırat, “Sıcak havalarda yattığımız odanın kapısını ve penceresini açmak kısmen serinlik verse de gerek gürültü ve sivrisinek gibi böceklerin içeri girmesi, gerekse de odanın içine erken saatte ışık girmesi yine uyku kalitesini bozacaktır. Bu tür fiziki ortam problemlerinin üstesinden gelmenin en iyi yolu doğru şartlarda klima kullanımıdır. Ortam ısısının 24 – 25 derece olduğu, klima havasının doğrudan kişinin üstüne gelmediği, klima filtrelerinin belli aralıklarda temizlendiği ortamlar sıcak yaz gecelerinde ideal uyuma ortamı için gereken temel öğedir” dedi.
    Fırat kaliteli bir uyku için uyku hijyenini oluşturulması gerektiğinin altını çizerek şöyle devam etti:

    “Öncelikle yatak odasını sadece uyumak amaçlı kullanın. Oda içinde televizyon, bilgisayar, cep telefonu gibi teknolojik araçlar bulundurulmamalı, kitap okumanın dahi yatak odası haricinde yapılması gerekir. Çarşaf ve yastık kılıflarının sentetik değil, pamuklu kumaştan olması önemlidir. Yatmadan önce ılık bir duş almak uykuya geçişi kolaylaştırır. Akşam saatlerinde ağır egzersizden kaçınmak önemli kurallardandır. Yaz aylarında özellikle akşam yemeklerinde kızartma gibi ağır yağlı yiyeceklerden kaçınmak, yatma saatinden en az üç saat öncesi çay-kahve-meyve gibi yiyecek içeceklerden uzak durmak gerekir.”