Etiket: teknoloji

  • Teknoloji Sanatkarları İşsiz Bıraktı

    Mardin’de yarım asırdır takunya üreten Şeyhmus Sara, kaybolmaya yüz tutan mesleğini yaşatmak için mücadele verse de takunyaların artık sadece süs eşyası olarak kullanıldığını söyledi.

    Teknolojinin ilerlemesiyle birlikte eski meslekler; bakırcılık, kalaycılık, semercilik, nalbantlık gibi takunyacılık da yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Bir zamanlar tarihi evlerin banyolarında, hamamlarda, cami ve mescitlerde kullanılan takunyalar artık süs eşyası oldu. Kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya olan birçok mesleğin devam ettirilmeye çalışıldığı Mardin’de takunyacılık yapan 75 yaşındaki Şeyhmus Sara, babasından öğrenip 60 yıldır sürdürdüğü mesleğini yeni nesillere öğretmek istiyor. Mardin’de bir zamanlar gelinlerin çeyiz sandığını süsleyen takunyaların şimdilerde süs olduğunu belirten Sara, mesleğin bittiğini dile getirdi. Takunyacılığın en son temsilcilerinden biri olan 75 yaşındaki Şehmus Sara, 60 yıldır bu işle uğraşıyor. Diğer bir çok el sanatı gibi bu işinde teknolojiye yenik düştüğünü anlatan Sara, “50 yıl önce Mardin’de yaklaşık 100’e yakın takunya ustası vardı. Şimdi Mardin’de çarşıyı ararsanız, ancak bir veya iki dükkanı bulursunuz. Bu meslek sayesinde 5 çocuğumu büyüttüm. Eskiden iyi para kazanıyorduk. Suriye, Irak ve Arap ülkelerinden çok talep geliyordu. Haftada bin çift takunya üretip satıyorduk. Geçimimizi bu şekilde yapıyorduk. Ama şimdi haftada 5 çift takunya üretip satıyoruz. Ben bu işten değil yaşlılık maaşı ile geçiniyorum. Teknoloji yüzünden yüzlerce sanatkar işsiz kaldı. Eski sanatlarda bir bir yok olmaya başladı” dedi.

    TAKUNYA GİYMEK İNSAN VÜCUDUNA YARARLI”

    Takunyanın Güneydoğu’da başta Mardin, Gaziantep, Diyarbakır, Şanlıurfa, Siirt illerinde hala kullanıldığını anlatan Şeyhmus Usta, “Sağlık açısından yararlı olduğunu biliniyor. Takunya giyenlerin vücudunda oluşan olumsuz elektriği dışarı atıyor. Hatta takunyalar mantar ve bakteri oluşumunu engelliyor. Eskiden her evde, her genç kızın çeyiz sandığında mutlaka özenle işlenmiş takunya bulunurdu. Günümüzde ise maalesef artık süs eşyası olarak vitrinlerde sergileniyor” diye konuştu.

    Şeyhmus usta, eskiden takunyanın nakışları hafif olanları evlenme çağındaki kızlara, ağır işlemeli olanları nişanlı kızlara, işlemeleri çok ağır olanlar ise yeni gelinlere layık görüldüğünü söyledi.

    “GELİNLER İÇİN GÜMÜŞ İŞLEMELİ TAKUNYA YAPILIRDI”

    Eskiden gelinler için gümüş işlemeli takunya yaptıklarını dile getiren Şeyhmus usta, “Her gelin muhakkak bir takunya alırdı. Şimdi kimse buna değer vermiyor. Söğüt ve ceviz ağaçlarından yapılan takunyalar eskiden el ile işlenir, öyle yapardık. Şimdi ise makinayla yapıyoruz. İşçilik azaldı meslek de yok olma aşamasına geldi” şeklinde konuştu.

    “PLASTİK TERLİK MESLEĞİ BİTİRDİ”

    Plastik terliklerin mesleklerini bitirdiğini belirten Şehmus usta, “Eskiden dedelerimiz, babalarımız, yani atalarımız takunya alır camilere bağışlardı ve böylece bir hayra vesile olurlardı. Bu gelenek günümüze kadar ulaştı ancak camilerde takunya terliklerin yerini plastik terlikler alınca hem mesleğimiz bitti hem de bu gelenek tarihe karıştı” dedi.

    Devletten destek beklediğini dile getiren Şeyhmus usta, “Mesleğin bitmemesi için devletin bize yardım etmesi lazım. Eğer destek alamazsam; gelecek sene bu mesleği bırakmak zorunda kalacağım. Ne yazık ki meslekte yok olup gidecek” diye konuştu.

  • Bilim, Sanayi Ve Teknoloji Bakanı Işık: “Savunma Sanayimizde Yerlilik Oranı Yüzde 65’e Çıktı”

    YOZGAT (İHA) – Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, savunma sanayide yerli oranının yüzde 65’e çıktığını, Türkiye’nin artık kendi tankını, kendi uydusunu ürettiğini belirterek, “Uydularımız, 2,5 günde bir Kandilden geçiyor. Şimdi, yeni hedefimiz bırakın 2,5 günü 6 saatte Kandil’in üzerinden geçecek uyduyu yapmak 2018’de bitirmiş olacağız” dedi.

    Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ile birlikte Yozgat’ta sanayici ve iş adamları ile Grand Ser Otel’de bir araya geldi. Bakan Işık, Türkiye’nin yeni bir sıçrama yapmak zorunda olduğunu, 36 milyar dolarlık ihracatı 158 milyar dolara kadar çıkardıklarını belirterek, “Ama 145 milyar dolar, 158 milyar doların da Türkiye için yeterli olmadığını hepimiz biliyoruz. 2023 hedefimiz 500 milyar dolardır. Biz 233 milyar dolardan almıştık gayri safi yurt içi hasılayı, 822 milyar dolara kadar çıkardık. Türkiye gibi bir ülke için 822 milyar dolar yeterli değil. Hedefimiz 2 trilyon dolar. Kişi başına milli gelir 3 bin 300 dolardan 10 bin 500 -11 bin dolar seviyesine çıkardık. Türkiye gibi bir ülke için bu rakamlar kesinlikle yeterli rakamlar değil, hedefimiz 25 bin dolarlar. Türkiye bunu başarmak zorunda, bunu başarmanın artık, sürümden kazanarak elde edilemeyeceğini biliyoruz” dedi.

    “BİR KİLOGRAMLIK TABLETE 4 BİN 400 GRAM ÜRÜN İHRAÇ ETMENİZ GEREKİYOR”

    Türkiye’nin kilogram ihracat fiyatının 1.7 dolar olduğunu ifade eden Bakan Işık, “Çok daha fazla mal sattığımız halde eğer kilogram ihracat fiyatımızı 1.7 dolarda tutarsak bunun bizim hedeflerimize bizi ulaştıramayacağımızı bilmek durumundayız. Türkiye’nin bu noktada çıkış yolu, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak ‘3Y’ olarak formüle ettiğimiz formüldedir. Yerli, yenilikçi ve yeşil üretimdir. Türkiye ölçek bazında ne üretebiliyorsa yerli üretmelidir. Özellikle Türkiye’de üretme imkanımız olduğu halde ithal ettiğimiz ürünlerin yerli üretime ciddi destekler veriyoruz. Ama ikinci başlığımız yenilikçi üretim. Artık Türkiye pahada ağır, yükte hafif ürünler üretmek zorundadır. Yani Türkiye kilogram fiyatını 3 doların üzerine çıkarmalıdır. Bir telefon şirketinin sadece ihracatı Türkiye’nin toplam ihracatından fazla. Bir otomobil firmasının ihracatı Türkiye’nin toplam ihracatından fazla. Bir kilogram tablet üreten firma için Türkiye’nin 4 bin 400 gram ürün ihraç etmesi gerekiyor. Bu artık Türkiye’nin daha fazla ayın ürünleri üreterek yoluna devam ederek, elde edeceği bir yolun olmadığını gösteriyor. Biz katma değeri daha yüksek ürün üretmek durumundayız. Biz üretimimizi nitelikli ve sürdürüle bilir hale getirmek durumundayız. Bunun icraatı çok zor. Eğer siz daha fazla katma değeri olan ürün üretmek istiyorsanız. Bir tek yolumuz var mecburu istikamet ARGE inovasyon. Kendi ürününüzü daha nitelikli hale getirmezseniz katma değerinizi yükselt emiyorsunuz. Aynı gömleği Türk markasıyla 26 dolara satıyorsunuz. Aynı gömleği İtalyan markasıyla sattığınızda 98 dolara satıyorsunuz. Aradaki fark ne. Aradaki fark birincisi marka, ikincisi tasarım. Kalite aynı kalite, çok firma da Türkiye’de üretiyor, kesimi dikimi hepsi Türkiye’de sadece amblemi bazen burada bazen orada koyuyor. 26 dolar nere 98 dolar nere” diye konuştu.

    “YERLİ UYDULARIMIZ 2,5 GÜNDE BİR KANDİLDEN GEÇİYOR, 2018’DE 6 SAATTE BİR GEÇECEK”

    2002 Türkiye’sinde kendi piyade tüfeğini dahi başkasının lisansıyla, her bir üretilen tüfek için başka ülkeye lisans bedeli ödeyen bir ülke konumunda olduğunu hatırlatan Bakan Işık, “Kendi piyade tüfeğimizi bile kendimiz yapamıyorduk. Aldığımız, kullandığımız tüm silahlar ithal. Yerlilik oranımız yüzde 24, kalite yerde sürünüyor. Sayın Cumhurbaşkanımız o zaman başbakan olarak verdiği ilk talimatlardan biri resmi komisyonları tamamen kaldırmak oldu. Bugün geldiğimiz noktada savunma sanayide yerlilik oranı yüzde 65’e çıkardık. Artık dünyanın en gelişmiş, gece görüş dürbünlü, termal kameralı piyade tüfeğini Türkiye kendi üretebiliyor. Türkiye kendi topunu üretebiliyor, kendi tankını, kendi helikopterini, insansız hava aracını üretebiliyor. Artık Türkiye kendi uydusunu üretiyor. Terörle mücadelede 23 Temmuz’da başlayan operasyonda, Türkiye Kandil’i yerle bir etti. Ama rastgele bomba atmadı. Milimetrik hedeflerle yaptı. Terör örgütünün kandilde barınma imkanı kalmadı. Nasıl başardınız derseniz. Kendi geliştirdiğimiz uydumuz 2,5 günde bir kandilin üzerinden geçti. Her 2,5 günde orda bir çukur mu kazıldı, bir tümsek mi var, bir duvar mı örüldü bunu tespit etti. Onların Türkiye Cumhuriyetinin haberinin olmasının mümkün değil dediği cephanelik üzerine yeşillik yapmışlar, ağaç dikmişler o cephaneliği vurdu. Niye yapılırken, 2,5 günde üzerinden geçiyorduk. Şimdi, yeni hedefimiz bırakın 2,5 günü 6 saatte Kandil’in üzerinden geçecek uyduyu yapmak 2018’de bitirmiş olacağız. Bu kadar bu sektöre savunma sanayinin Türkiye’nin yatırım yapmasının bedelini bugünlerde çok daha net olarak ortaya çıktı” şeklinde konuştu.

    “YERLİ OTOMOBİLDE 2020’DE SERİ ÜRETİME GEÇECEĞİZ”

    Yerli otomobilde Türkiye’nin bu defa da treni kaçırmasını istemediklerini belirten Bakan Işık, “Biz Türkiye’nin otomotiv teknolojilerinde üreten, geliştiren ve ihraç eden bir ülke olsun. Sağlam altyapımız var. Son derece iyi bir batarya teknolojimiz var, elektrik motoru teknolojimiz var. Sensör teknolojimiz var, bunları biraya getirip birleştirmek ve bunları ticarileştirmek de bizim görevimiz. Yerli otomobil son derece önemli bir projedir. Her şeyi sıfırdan yapacaktı. Bu bizim için 5 yıl, 1 milyar dolara yakın bir masraf. Ama baktık, şuanda üretimi olmayan, modelleri var onların fikri mülkiyet hakkını satın aldık. Şimdi onlara kendi teknolojilerimizi yüklüyoruz, Bu konuda dünya ile de işbirliği yapıyoruz. İnşallah 2018 yılının Haziran’ı gibi otomobilimizin tanıtımını yapmayı hedefliyoruz. 2020’den önce de seri üretimi hedefliyoruz. İnşallah bu defa Türkiye yapacak. Elbette rahatsız olanlar var, elbette Türkiye’nin bu noktada gelişmesini istemeyenler var. Çünkü bu alan Türkiye’nin hızlı gelişeceği bir alan. Artık mesafeleri kapatmak bazen çok zor, bazen de çok kolay. Bu alan Türkiye’nin mesafeyi çok kolay kapatabileceği bir alan. Onun için otomobili inşallah hayata geçireceğiz. Bu noktada sizlerin en azından manevi desteğini arkamızda, yanımızda görmek istiyoruz. Kamuoyundan çok büyük destek var. Bizde bir haya kırıklığı olmasın diye çok dikkatli çalışıyoruz, kılı kırk yaran titizlikle çalışıyoruz. Şuana kadar planladığımız şekilde çalışmalar sürüyor” ifadelerini kullandı.

    Konuşmaların ardından Bakan Işık, iş adamlarının sorularını yanıtladı.

  • Bilim, Sanayi Ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık’tan Eurıe Avrasya’ya Ziyaret

    Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Eurie Avrasya Yükseköğretim Zirvesi’ni ziyaret etti.

    Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Avrasya Üniversiteler Birliği tarafından Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu’nun (DEİK) koordinasyonunda düzenlenen ’EURIE AVRASYA Yükseköğretim Zirvesi’ çerçevesinde düzenlenen fuarı ziyaret etti.

    Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen zirvede üniversitelerini tanıtan ülkelerin stantlarındaki yetkililerden bilgi alarak incelemelerde bulunan Bakan Işık, aynı zamanda Avrasya Üniversiteler Birliği Başkanı ve İstanbul Aydın Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Dr. Mustafa Aydın’la görüştü. Bakan Işık, öğretmenlik yaptığı yılları hatırladığını belirterek, Türkiye’nin eğitim konusunda geçmişle kıyaslanamayacak derecede, uluslararası standartlarda teknolojik alt yapıya kavuştuğunu dile getirdi.

    Türkiye’nin bilime ve bilim insanına değer veren önemli bir ülke olduğunu vurgulayan Işık, Türkiye’nin üniversiteleriyle her geçen gün uluslararası alanda gurur verici girişimlere ve yeniliklere imza atmanın gururunu yaşadığını söyledi.

    Aydın ise, 50’si Türkiye’den olmak üzere dünyanın dört bir yanından toplam 250 üniversitenin EURIE Avrasya Yükseköğretim Zirvesi ve Eğitim Fuarı’na katıldığını açıkladı.

    Dr. Aydın, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Türkiye’nin üniversite kapasitesini artırmasının beraberinde pek çok gelişmeyi getirdiğini vurgulayarak, “Yükseköğrenimde son yıllarda büyük bir sıçrama yaptık. Son 10 yılda yaptığımız çalışmalarla Türk eğitim sistemini ve Türkiye`yi yüksek öğrenimde bir cazibe merkezi haline getirmekte çok ciddi çalışmalar yaptık. Bunda da Avrasya Üniversiteler Birliği çok önemli rol oynadı. Yapılan çalışmalarla bugün Türkiye’de 120 bin civarında uluslararası öğrenci var” ifadelerini kullandı.

  • Turkcell Ve ASELSAN’da Yerli Mobil Teknoloji İşbirliği

    Turkcell, Savunma Sanayii Müsteşarlığı sahipliğinde ASELSAN’ın ana yüklenici olduğu ve Netaş ve Argela ile birlikte geliştirdiği yerli baz istasyonları (ULAK) için sipariş görüşmelerine başladı. Yerli baz istasyonu, taşıyıcı birleştirme teknolojisini de destekleyecek.

    2013 yılından beri geliştirilmesi için büyük çaba sarf edilen yerli baz istasyonunda önemli bir aşama daha kaydedildi. Turkcell’den yapılan açıklamada; şirket, 4.5G için altyapı kurulumlarına devam ederken, yerli baz istasyonu için sipariş görüşmelerine başlandığını açıkladı. Teknolojiyi tüketen değil üreten ülke olma yolunda önemli bir adım olan yerli baz istasyonunun seri üretimine başlanması ile birlikte, Türkiye’nin önemli bir kaynağı da yurt içinde kalmış olacak. Geliştirilecek ürün Türkiye’nin geliştirdiği ilk yerli baz istasyonu olması açısından da kritik öneme sahip.

    Savunma Sanayii Müsteşarlığı sahipliğinde ASELSAN’ın ana yüklenici olduğu ve Netaş ve Argela ile birlikte geliştirdiği yerli baz istasyonu, 4.5G teknolojisi ile daha da önemli hale gelen taşıyıcı birleştirme teknolojisini de destekleyecek. 9 ülkede faaliyet gösteren Turkcell; şebekelerinde yerli baz istasyonları kullanarak, ürünün uluslararası rekabet gücünü artırma konusunda da önemli bir görev üstlenmiş olacak.

    Turkcell Genel Müdür Yardımcısı İlker Kuruöz konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Yerli teknoloji üretimine en fazla yatırım yapan şirketlerden birisi olarak, ülkemizin teknolojiyi tüketen değil üreten ülke konumuna gelmesi için çok çalışıyoruz. Bu kapsamda 4.5G ve 5G teknolojilerini de çok önemli bir fırsat olarak değerlendiriyoruz. Turkcell olarak yerli üretimde belirli yüzdeleri tutturmaya değil, rekabetçi teknolojileri geliştirmeye odaklanmanın daha değerli olduğuna inanıyoruz. O nedenle 4.5G’de yerli baz istasyonu geliştirme konusunda Türkiye’nin en önemli şirketlerinden birisi olan ASELSAN ile yaptığımız işbirliğinin de çok değerli olduğunu düşünüyorum. Zaten biz bu süreci bir yerli baz istasyonu alımı olarak değil; teknolojik olarak rekabetçi, teknik yeterliliği yüksek, satış sonrası desteği sağlayan, yeni teknolojileri yakından takip eden ve uygulayan uçtan uca bir çözüm olarak görüyoruz. Çabalarımızın karşılığını yakın gelecekte alacağımıza eminim” dedi.

    ASELSAN Genel Müdür Yardımcısı Yavuz Bayız ise “Turkcell’in yerli baz istasyonu için sipariş görüşmelerine başlamış olması Türkiye’deki mobil haberleşme için bir dönüm noktasıdır. 2013 yılında ULAK projesinin ilk imza törenindeki heyecanı bir kez daha yaşıyoruz. Yerli baz istasyonumuz 8 aydır Turkcell laboratuar ve saha testlerinde. Ürünümüz Turkcell’in ihtiyaçları doğrultusunda şekilleniyor ve rekabetçi hale geliyor. 4.5G Türkiye’de sadece hızların 1000 Mbit/s’lere çıkması ile değil yerli baz istasyonunun kullanıldığı ilk mobil teknoloji olarak da tarihe geçecek” ifadelerini kullandı.

    Turkcell ve ASELSAN yerli 5G teknolojileri için de Temmuz ayında bir işbirliğine gittiklerini açıklamışlardı.

  • Engelli Gençlerin Bilim Teknoloji Keyfi

    Osmangazi Engelli Bakım Merkezi’nde (OBAM) eğitim gören engelli vatandaşlar, Bilim ve Teknoloji Merkezi’ni gezdi. Bilim adamları ve yapılan icatlar hakkında bilgi sahibi olan engelli vatandaşlar, yapılan bir deneyi de gözlemleme fırsatı buldu.

    Engelli vatandaşları hayata kazandırmak için faaliyet gösteren OBAM, bünyesinde eğitim gören engelli vatandaşların sosyalleşmesini sağlamak adına birçok etkinliğe imza atıyor. Engelli vatandaşların halkla içi içe olabilecekleri ortamlara girmelerini sağlamak amacıyla, yürütülen faaliyetler kapsamında engelli vatandaşlar son olarak Bilim ve Teknoloji Merkezi’ni ziyaret etti. Müze yetkililerinin yakın ilgisiyle müzeyi gezen engelli vatandaşlar, müzede yer alan icatlar ve bilim adamları hakkında yetkililerden bilgi aldı. Bugüne kadar yapılan icatları ve bu icatları yapan bilim adamlarının anlatıldığı bir animasyon filmi izleyen engelli vatandaşlar, 9D görüntüye sahip olan Süpernova isimli araca binme fırsatı da buldu. Öğrenciler son olarak, su basıncı ile bir roketin fırlatılmasını anlatan bir deneyi de gözlemledi. Bilim ve teknoloji konusunda birçok bilgi sahibi olan engelli vatandaşlar güzel bir gün geçirmenin mutluluğunu yaşadı.

    OBAM Birim Sorumlusu Psikolog Mehmet Akgün, “Engelli vatandaşlarımızın hayatla içi içe olmalarını sağlamak adına birçok aktivite düzenliyoruz. Yaz aylarında engelli gençlerimizi tiyatro, sinema ve müzelere götürüyoruz. Halkla içi içe olabilecekleri ortamlara sokup sosyalleşmelerini sağlıyoruz. Kış ayların da ise el sanatları kursları gibi aktiviteler düzenliyoruz. Bilim ve Teknoloji Merkezi gezimizde engelli vatandaşlarımız birçok bilgi sahibi oldu. Eğlenceli bir gün geçirdiler. Bu tür etkinliklerimize devam edeceğiz” dedi.