Etiket: teknoloji

  • Bilim, Sanayi Ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık:

    Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Gebze Plastikçiler Organize Sanayi Bölgesi (GEPOSB) yönetim merkezi açılış törenine katılarak, “Girişimciler için daha fazla sanayi parseli üretmek ve girişimcilerin bu parsellere daha uygun şartlarda ve daha hızlı erişebilmeleri için önemli adımları hayata geçireceğiz” dedi.

    Gebze Plastikçiler Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Merkezi Açılışına Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Kocaeli Valisi Hasan Basri Güzeloğlu, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu, Plastikçiler Organize Sanayi Bölgesi (GEPOSB) Yönetim Kurulu Başkanı Osman Erkan, Dilovası Belediye Başkanı Ali Toltar, Gebze Belediye Başkanı Adnan Köşker, Dilovası Kaymakamı Hulisi Şahin ve çok sayıda davetli katıldı.

    Programda konuşan Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, “Plastikçiler OSB, yüzde 90’ı geçen doluluk oranı, altyapısı, çevre hassasiyeti açısından gerçekten de en başarılı, örnek OSB’lerimizden birisidir. Burada faaliyet gösteren 129 firmamız 10 binden fazla istihdam üretiyor” şeklinde konuştu.

    “OSB‘DE RANT ELDE ETMEK İÇİN YATIRIM YAPANIN ELİ YANACAK”

    Kamulaştırmayla elde edilen sanayi parsellerine kesinlikle müsaade etmeyeceklerini belirten Bakan Işık, “Girişimciler için daha fazla sanayi parseli üretmek ve girişimcilerin bu parsellere daha uygun şartlarda ve daha hızlı erişebilmeleri için önemli adımları hayata geçireceğiz. Üretimi yapılmayan parsel kamulaştırmaya elde edilmişse o kamulaştırma elde edildiği için tapu dahi olsa geri alacağız. Her kim OSB‘de rant elde etmek için yatırım yapıyorsa onun eli yanacak. Bu noktada kararlıyız. Bir tarafta üretim yapmak için yer arayan ve bulamayan sanayicimiz var. Diğer taraftan yarın daha fazla para öder diye arazisini satmayan veya değerlendirmeyen gayrimenkul sahipleri var. Kamulaştırmayla elde edilen sanayi parsellerine kesinlikle müsaade etmeyeceğiz. Dededen kalmıştır, babadan kalmıştır, kendisi almıştır bu kendisinin bileceği iştir ama bu noktada kesin kararlı bir duruşumuz var. İnşallah üretim reform paketinde bu konuyla alakalı çok önemli düzenlemeyi hayata geçirmeyi hedefliyoruz” ifadelerini kullandı.

    “PLASTİK SANAYİ GİRDİSİNİN YÜZDE 90’INI BU SEKTÖRDEN SAĞLAMAKTA”

    Plastiklerin her alanda kullanıldığını söyleyen Işık, “Plastikler; telefondan televizyona, otomobilden su şişelerine, yalıtım malzemelerinden yiyecek ambalajlarına kadar hayatımızın her alanında gittikçe artan bir hızla kullanım alanı buluyor. Her geçen gün yeni uygulama alanları ortaya çıkan plastikler, bugün demir, tahta ve cam gibi materyallerin yerine alternatif bir malzeme olarak kullanılıyor. Plastik sanayi de girdisinin yüzde 90’ını bu sektörden sağlamaktadır. 2015 yılında, 33 milyar Dolar değerinde 8 nokta 6 milyon ton plastik mamul ürettik. 2 nokta 9 milyar Dolar ithalata karşılık 4 nokta 3 milyar dolar ihracat yaptık, yani bu sektörde dış ticaret fazlası verdik. Bazı bölgelere yaptığımız ihracat, miktar bazında artsa da değer bazında düştü. Ancak ihracatımızdaki gerilemeye rağmen, 2015’te plastik üretimi, iç pazardaki talep artışının etkisiyle yüzde 3 civarında artış gösterdi” dedi.

    “TÜRKİYE PLASTİK ÜRETİMİNDE AVRUPA İKİNCİSİ”

    Türkiye’de plastik üretiminin 2002’den sonra, dünya ortalamasından ortalama 3 kat daha hızlı büyüdüğünü belirten Bakan Işık, “GBS verilerine göre, 2014 yılında ülkemizde kauçuk ve plastik sektöründe faaliyet gösteren firma sayısı 9 bin 177’dir. 165 bin kişiye istihdam sağlayan bu firmaların faaliyet karlılığı yüzde 6 nokta 4’tür. Küresel düzeye baktığımızda ise Türkiye, 2013 yılı itibariyle dünyanın en büyük 7. plastik üreticisi, Avrupa’nın ise 2’nci en büyük plastik üreticisi konumundadır. Türkiye, 2002 yılında dünyada üretilen toplam plastiğin yüzde 1 nokta 1’ini üretmişti. 2013 yılında ise bu oran yüzde 2 nokta 8’e yükseldi. Türkiye’nin plastik üretimi, 2002’den sonra, dünya ortalamasından ortalama 3 kat daha hızlı büyüdü” şeklinde konuştu.

    “TÜRKİYE’DE PLASTİK SEKTÖRÜNDE 2 TEMEL SORUN VAR”

    Plastik sektöründe AR-GE merkezi beklediklerini söyleyen Bakan Işık, “Türkiye’nin plastik sektöründe karşılaştığı iki temel sorun var. Bunlardan birincisi, petrokimya ürünlerini girdi olarak kullanan bu sektörün yüzde 86 oranında dışa bağımlı olmasıdır. Ne yazık ki bu konuda kısa vadede yapılabilecek fazla bir şey yok. Sektörün yaşadığı ikinci temel sorun ise katma değerin düşük olmasıdır. Artık plastik sektöründe ki katma değer oranını yükseltme zamanımız geldi. Bunun da tek bir yolu var AR-GE ve inavasyon ve tasarım. Bu noktada biz üzerimize düşeni yaptık. Şimdi sıra sizde. Plastik sektöründe AR-GE merkezi bekliyoruz” ifadelerini kullandı.

    Konuşmaların ardından program hediye takdimi ve açılış kurdelesinin kesilmesi ile sona erdi.

  • Teknoloji Aşkıyla 79 Yaşında Hayata Tutundu

    Geçirdiği rahatsızlıktan, oğlu ve gelininden aldığı yılbaşı hediyesi tabletle yaşama tutunarak iyileşen 79 yaşındaki Aysel Çırpanlı, ilerleyen yaşına rağmen öğrenme azmiyle herkesi şaşırttı. Çırpanlı, yaptığı onlarca eseri sanatseverle buluşturmak için bir de sergi açtı.

    Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, o zamanki adıyla ‘Akademi’den mezun olan ve dünyaca ünlü Kokoshcka Atölyesi’nde çalışan, Türkiye’nin usta kadın ressamlarından Aysel Çırpanlı’nın resim aşkı teknolojiyle birleşti. 79 yaşındaki ressam, yağlı boya tablolarını geçtiğimiz yıl yaşadığı bir rahatsızlık sırasında yapamayınca, oğlunun tablette kendisine öğrettiği “sketchbook” adlı uygulamayla resimler yapmaya başladı. Çırpanlı, hasta yatağında dinlenirken tablette öyle güzel resimler yaptı ki, hem görenlerin duvara asmak isteyeceği kadar özel bir koleksiyonu oldu, hem de eski neşesine ve sağlığına kavuştu. Çırpanlı İzmir’deki Kedi Sanat Merkezi’nde ‘Gülümse’ adıyla düzenlediği sergi ile resimlerini sanatseverlerle paylaştı. Sergisi büyük beğeni toplayan Çırpanlı, gören herkese “Bu yaşta bilgisayarı nasıl bu kadar güzel öğrendiniz” dedirtti.

    TABLETLE RESİM YAPARAK İYİLEŞTİ

    Teknolojiyi yaşı gereği yapamama endişeyle hep uzak kaldığını anlatan Aysel Çırpanlı, oğlu ve gelininden aldığı doğum günü hediyesi ile yeniden yaşama tutunduğunu belirterek, “Bir sene evvel oğlum ve gelinimden yılbaşı hediyesi diye bir tablet hediye aldım. O günden bu güne neşelendim, keyiflendim ve alt yapımın ne kadar kuvvetli olduğunu ispat edecek bir duruma geldim. Teknoloji insanı geliştiriyor. Lisanım olmasa hiç kullanamazdım. Yaşımdan ötürü de gözüm iyi göremeyebiliyor yani görmem ile düşüncem bir gitmiyor. Arada elim gidiveriyor bir düğmeye basıyorum, hop kayboluveriyor. Hemen oğlumu arıyorum, ‘tablette şu problem var nasıl çözeceğim’ diye. ‘Anne bas korkma, geri gelir, bulursun acele etme’ diyordu. Oğlum ‘Sen becerirsin’ diyor yani moral de veriyordu. Bir galeri başka yerde öbürü başka yerde, onlara adapte olmak çok vaktimi alıyor. Rahatsızdım ama rahatsızlığımı iyileştiren de tablet oldu” dedi.

    “ÖĞRENMENİN YAŞI YOK, GENÇLİK RUHTA KALIYOR”

    Öğrenmenin yaşı olmadığına dikkat çeken Çırpanlı, sözlerine şöyle devam etti: “Sevmek lazım. Picasso sanatı, resim yapmayı ‘bir erkeğin kıskanç sevgilisi’ olarak tanımlıyor. Yani hep ilgin orada olacak, başka şeye dikkat etmeyeceksin. Öğrenmeyi kendin için yapacaksın. Çocukluktan ölünceye kadar, bunun yaşı başı yok. Gençlik ruhta kalıyor, vücutta kalmıyor. Onun için her yaşta neyi nereye kadar götürebileceğini test etmeli, bakmalı ve gayret etmeli. Öğrenmenin de yaşamanın neşeli olmanın da yaşı yok.”

    “BANA İHTİYAR DİYE BAKILMASIN, SAYGI DUYULSUN”

    Genç, yaşlı herkesin çalışması gerektiğini ifade eden Çırpanlı, geç de olsa tableti öğrendiğini ve güzel eserler çıktığını ifade ederek “Bana ihtiyar diye bakılmasın, saygı duyulsun” dedi.

    Bir sergi açma düşüncesi olmadığını, sadece tableti öğrenme amaçlı resimler yaptığını belirten Çırpanlı, yaptığı resimlerin çevresi tarafından büyük ilgi görmesi neticesinde sanatseverlerle buluşmaya karar verdiğini ifade etti. Tenkitlere de açık olduğunu belirten Çırpanlı, “Tenkitler seni daha doğru yola itebiliyor. Tenkidin kötüsü de iyi, onu öğrendim. Ama ben sanatı sevdiğim için resim yapıyorum, satılsın, başkası beğensin diye yapmıyorum” ifadelerini kullandı.

    Çırpanlı’nın doğa ve hayvan figürleri ağırlıklı baskı resimlerinden oluşan ve 71 eserin sergilendiği “Gülümse” adlı sergisi, 15 Mart’a kadar Kedi Sanat Merkezi’nde gezilebilecek.

  • Bilim, Sanayi Ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık:

    Adel Kalemcilik’in Kocaeli’de düzenlediği fabrika açılışına katılan Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, hükümet olarak, yatırımın ve üretimin önündeki her türlü engeli kaldırmaya devam ettiklerini söyledi.

    Adel Kalemcilik, 36 bin metrekarelik alana kurulu Çayırova Üretim Tesisi’nde faaliyete başladı. 77 milyon TL yatırımla kurulan yeni tesis, Adel’in üretim kapasitesinde yüzde 30 artış sağlayacak. Bine yakın farklı ürün çeşidinin üretildiği tesis, kırtasiye sektöründe Türkiye’nin en yüksek kapasiteli üretim gücüne sahip olma özelliğini de taşıyor. Yeni fabrikanın açılış programına, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Anadolu Grubu Yönetim Kurulu ve İcra Başkanı Tuncay Özilhan, Adel Kalemcilik Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Bölükbaşı, Faber Castell Vertrieb Genel Müdürü Rolf Schifferens ve Adel Kalemcilik Genel Müdürü Evrim Hizaler ile çok sayıda davetli katıldı.

    Törenin açılış konuşmasını yapan Anadolu Grubu Yönetim Kurulu ve İcra Başkanı Tuncay Özilhan, “Grubumuzun 66 yıllık mazisinin 47 yılında var olan Adel’in bugün yeni tesisinin açılışını gerçekleştiriyoruz. 1969 yılında Kartal’da, dönemin en modern tesislerinden birinin açılışını gerçekleştirdiğimizde, sektöre dair hayallerimiz çok büyüktü. Şirketimiz, üretimdeki bu başarısını, her yıl daha da artırarak, lideri olduğu sektörün büyümesi için çalışmalarını sürdürüyor. Şirketimiz, dünyanın en eski yazım gereçleri firması Faber-Castell ile uzun yıllardır sürdürdüğü iş birliğini, 1995 yılından bu yana ortaklık gücü ile yürütüyor. Aynı zamanda 2011 yılından bu yana Rusya’da yine Faber-Castell ortaklığıyla faaliyette bulunuyoruz. Sektöründe lider olan şirketimiz, bu yeni tesisinde ülkemiz için değer yaratmaya ve yeni hikayeler yazmaya devam edecek” dedi.

    Açılış konuşmalarının ardından kürsüye gelen Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık ise “Geçmişte öğretmenlik yapmış ve şu an Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı yapan biri olarak, ülkemizde böyle büyük ve kaliteli bir tesisin faaliyet gösteriyor olmasından çok büyük bir memnuniyet duyuyorum. Çünkü eğitimde materyalin ne kadar değerli olduğunu çok iyi biliyorum. Çocuklarımıza erken yaşlarda eğitimi, öğrenmeyi, bilimi, araştırmayı, sanatı sevdirmemizde, ailenin ve öğretmenlerimizin rolü elbette ilk sırada geliyor. Ancak iyi eğitim için aynı zamanda iyi ve doğru materyal gerekiyor. Çok yalın bir örnek olabilir, ancak iyi boyası olmayan bir çocuk, resim yeteneğini keşfedebilir, geliştirebilir mi? Elbette keşfedemez. Peki iyi eğitimden ne anlamalıyız? İyi eğitimden ezberleri, tekrarı, kalıpları değil, yeniliği, yaratıcılığı, sorgulamayı, araştırmayı anlamalıyız. Dolayısıyla eğitimde kullanılan materyalin, kırtasiye ürünlerinin ve oyuncakların da bu anlayışla hazırlanması önem taşıyor. Çocuklarımıza ve gençlerimize hizmet eden sektörleri de elbette çok önemsiyoruz. Bakınız, bizim ilköğretimdeki öğrenci sayımız, birçok Avrupa ülkesinin nüfusundan daha fazla. Bu büyük iç pazar, çocuklara ve gençlere yönelik sektörleri güçlendirmemiz için, ülkemize çok büyük bir fırsat oluşturuyor. Ancak geçtiğimiz yıl, oyun ve oyuncak sektöründe 34 milyon dolar ihracatımıza karşılık, 359 milyon dolar ithalat yapmışız. Kırtasiye ürünlerine baktığımızda ise yaklaşık 13 milyon dolar ihracatımıza karşılık 106 milyon dolar civarında ithalat yapmışız.GBS verilerine göre, oyun ve oyuncak sektöründe 2006 yılında 90 milyon TL olan net satışlar, 2014 yılında 460 milyon liraya yükselmiş” diye konuştu.

    Milli gelirin artması, alım gücünün yükselmesi, orta sınıfın güçlenmesi neticesinde, bu artış trendinin devam edeceğini ifade eden Bakan Işık, “Yine GBS verilerine göre, oyun/oyuncak sektörünün 2014 yılında faaliyet karı yüzde 7,7’dir. Bu oran, imalat sanayi ortalaması olan yüzde 6,1’in üstündedir. Bakanlık olarak, diğer her alanda olduğu gibi, bu alanda da yerli üretimi artırmaya çok büyük bir önem veriyoruz. Önümüzdeki dönemde, ihtisas OSB projelerine yoğunlaşacağız ve bu projelerden birisi de Oyuncak İhtisas OSB olacak. Şu anda Oyuncak OSB’nin yer tespitiyle ilgili çalışmalarımız devam ediyor. Henüz yeri açıklayamıyorum, ancak sektörün çok memnun olacağı, lojistik ve ulaşım imkanları çok iyi olan bir ilimizde bu OSB’yi kuracağımızı ifade edebilirim. Türkiye ekonomisini büyütmemiz çok önemli, ancak bu büyümenin reel sektör kaynaklı olması daha da önemli. Zira reel sektör kaynaklı olmayan bir büyüme, orta ve uzun vadede sürdürülebilir bir büyüme olmaz, olamaz. Küresel krizde net bir şekilde gördük: Sanayi üretimi güçlü olan ülkeler, krizden çok daha az etkilendiler. Ekonomisi üretime dayanmayan ülkeler ise krizden çok ağır hasarlar aldılar. Hükümet olarak, ülkemizde yatırımın ve üretimin önündeki her türlü engeli kaldırmaya devam ediyoruz. Bugüne kadar kamu maliyesi, bankacılık sistemi, vergi, istihdam ve sosyal güvenlik alanlarında çok önemli reformları hayata geçirdik. Bu sayede ülkemizde yeni yatırımların birer birer hayata geçtiğine tanık olduk, oluyoruz. Bakınız, 2003’ten bugüne kadar ülkemizde yapılan yabancı yatırım miktarı 165 milyar doları geçti. Bu rakam, Türkiye’ye duyulan güveni açıkça ortaya koymaktadır. Önümüzdeki dönemde, hayata geçireceğimiz reformlarla bu güveni daha da pekiştireceğiz, iş ve yatırım ortamını daha da güçlendireceğiz. Bakanlık olarak, şu anda Üretim Reform Paketimizin üzerinde de yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Hazırlıklarını tamamladığımız Sınai Mülkiyet Kanun Tasarımızı da bu yasama döneminde TBMM gündemine taşımayı amaçlıyoruz. Biliyorsunuz, şu anda TBMM Genel Kurulu’nda 2016 bütçemizin görüşmeleri devam ediyor. 2002 yılındaki toplam bütçe büyüklüğümüz 119 milyar TL iken 2016 bütçemizin büyüklüğü 570,5 milyar TL oldu. Bir rakama dikkatinizi çekmek istiyorum. 2002’de 119 milyar TL Türkiye’nin bütün bütçesi. 2016’da sadece Milli Eğitim Bakanlığı’na ayırdığımız bütçe 109 milyar TL. Nereden nereye geldiğimizi gösteren çok önemli bir rakam. Tabii ki bu başarıdaki aslan payı hiç kuşkusuz sanayicimizindir, reel sektörümüzündür. Şu anda sanayicilik kahramanlıktır. Bunu her yerde ifade etmek istiyorum. Bunu şu sebeple söylüyorum, şu anda içerisinde bulunduğumuz alanda Tuncay bey bu yatırımı yapmasaydı, gidip en ücra köşeden bir arazi alsaydı. İnanın iki yıl sonra bu arazinin fiyatı ikiye katlanırdı. Ama eminim ki burada bu ikiye katlama, yani fiyat olarak iki kat kar etmek için Tuncay bey ve Adel Kalemcilik, belki 10 yıl beklemek zorunda. O açıdan şu anda sanayicilik kahramanlıktır. Fabrikaların sahipleri günümüzde muhasaebeci konumuna geldi. Artık iş yerlerinin gerçek sahipleri çalışanları ve müşterileridir. Yani bütçe büyüklüğümüz 2002’nin neredeyse 5 katına yükseldi. Dün de Bakanlığımızın ve bağlı kuruluşlarımızın toplam 8,7 milyar TL olan bütçesi TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi. Biz bu bütçeyi, iş ve yatırım ortamını geliştirmek ve özellikle de Ar-Ge kapasitemizi artırmak için kullanacağız. Bu yıl özellikle KOSGEB destek bütçesinin geçtiğimiz yıla göre yaklaşık 3 katına çıkmış olmasını çok önemsiyoruz. Daha önceki yıllarda olduğu gibi, milletimizin bize emanet ettiği bütçeyi, yine milletimizin hizmetine sunacağız” ifadelerini kullandı.

    Konuşmaların ardından açılık töreni gerçekleşti. Kurdele kesiminin ardından protokol üyeleri fabrikayı gezerek bilgi aldı.

  • SAÜ Teknoloji Fakültesi 7+1 Eğitim Modelini Başarıyla Sürdürüyor

    Sakarya Üniversitesi Teknoloji Fakültesi, teorik bilginin yanı sıra uygulama becerisine sahip öğrenci yetiştirmeye yönelik olarak geliştirilen ‘7+1 Eğitim Modeli’ni başarıyla sürdürüyor.

    SAÜ Teknoloji Fakültesi’nin “7+1 İşyeri Uygulaması”nı başladığı günden beri uygulamakta olduğunu belirten Teknoloji Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Sarıbıyık, “Teknoloji Fakültesi olarak mezun ettiğimiz mühendislerin sektör içerisinde başarıyla yer aldığını ve çalıştıklarını” söyledi. Teknoloji fakültelerinin 2009 yılında ilgili mühendislik alanlarında sektörün ihtiyaç duyduğu nitelikte bilgi, beceri ve davranış kazanmalarına yönelik olarak, mesleki teorik bilgisi yanında özellikle uygulamayı bilen, sahada daha deneyimli bir nesil yetişmesi amacıyla kurulduğuna işaret eden Prof. Dr. Mehmet Sarıbıyık, Sakarya Üniversitesi Teknoloji Fakültesi’nin toplam 5 bölümde eğitim verdiğini, toplam öğrenci sayılarının 3 bin’e ulaştığını ve 2 yıldır da mezun verdiklerini anlattı.

    7+1’DE İLKLERDEYİZ

    Son sınıfta bir dönem süresince tam zamanlı olarak öğrencileri sanayi ve işletmeler ile birlikte yetiştirmeyi kapsayan 7+1 sistemini ilk uygulayan Teknoloji Fakülteleri arasında olduklarını aktaran Prof. Dr. Sarıbıyık, “Tüm Teknoloji fakültelerinde 7+1 uygulaması var, fakat bunlardan ilk mezunlarını 5 fakülte verdi. Geçen yıl mezun veren birkaç fakülte daha eklendi. Henüz mezun vermeyen Teknoloji Fakülteleri var ve Sakarya Üniversitesi Teknoloji Fakültesi olarak ilklerdeyiz, mezunlarda ise ilk 5’teyiz” diye konuştu. SAÜ Teknoloji Fakültesi’nin tüm bölümlerinde söz konusu uygulamanın zorunlu olduğunu söyleyen Prof. Dr. Sarıbıyık, “7+1 İşyeri Uygulaması, tüm bölümlerimizde var ve yabancı öğrencilerimiz de katılabiliyor. Öğrencilerimizi gönderdiğimiz zaman atadığımız bir öğretim üyesi ve işletmeden bir sorumlu bir yönetici ile öğrencilerimizi işletmelerde takip ediyoruz. Öğrencileriz yaptığı işleri rapor ve tez haline getiriyor. Notunu da işletme ile birlikte bu rapordan ve tezlerden vererek bütünlük oluşturuyoruz. 7+1’e katılmış bir öğrenci mezun olduktan sonra tecrübeniz var mı diye sorulduğunda ‘evet var’ diyerek bunu belgeleyebiliyor. Gerek İşyeri Uygulaması kapsamında gerek, uygulamalı alan derslerimizde gerekse stajlarımızla daha mezun olmadan öğrencilerimizin iş tecrübesine sahip olmalarını sağlıyoruz. Öğrencilerimizin önemli bölümü daha işyeri uygulamasındayken ya iş teklifi alıyor ya da çalıştığı işletme aracılığı ile işe giriyor” dedi.

    İŞE BAŞLAMA ORANI ÇOK YÜKSEK

    Üniversite olarak mezun bilgi sistemi ile ve fakültemizde kurulu mezun komisyonumuzca mezun olan öğrencileri takip ettiklerini aktaran Sarıbıyık, “Şu anda aktif olarak 85 öğrenci çalışıyor. Hâli hazırda 174 mezunumuz var, bu oldukça iyi bir rakam. 85 öğrenciden 17’si üniversitemizin 7+1 uygulaması ile yerleştirildikleri işletmelerde çalışmaya devam ediyorlar. İş teklifi almış öğrencilerimizin oranı da çok yüksek. Fakat farklı şehirde yaşadıkları için iş teklifini daha çok kendi memleketlerinde değerlendiriyorlar” şeklinde konuştu. Prof. Dr. Sarıbıyık, “Bu sene 7+1 uygulaması kapsamında 200 civarında öğrenci gönderdik. Sektördeki talep daha fazla, gidecek öğrencimiz kadar sistemde hazır talep var. Belirli önceliklendirmeler dahilinde öğrencilerimizi uygun işletmelere yerleştiriyoruz, özellikle öğrencileri gelecekte çalışma potansiyeli olan yerlere yönlendiriyoruz” ifadelerini kullandı.

    FORD – OTOSAN AR-GE LABORATUVARI AÇILDI

    Prof. Dr. Sarıbıyık sözlerinin devamında, “Ford-Otosan firmasıyla gerçekleştirdiğimiz bir protokol kapsamında, kendilerine belirli alanlarda hizmet vermek üzere bir laboratuvar oluşturduk. Öğrencilerimiz ve Öğretim Üyelerimiz bu kapsamda özellikle belirli parçaların tasarım ve analiz konularında Ford-Otosan Ar-Ge’ye destek sağlayacak. Şu anda eğitim süreci devam ediyor ve yakın bir zaman içerisinde doğrudan çalışmalar başlayacak. Mezunlarımız mühendis unvanıyla mezun oluyorlar, mühendis olarak çalışıyor ve Mühendislik Odalarına da kayıt yaptırabiliyor. Biz bununla ilgili öğrencilerimizin diplomalarını yayınladık, ilgili yerlere mailler gönderdik ve kamuoyuna duyurular yaptık. Laboratuvar konusunda da imkânlarımız geniş. Beceri ile ilgili tecrübelerimizin çoğu da oradan geliyor. İŞKUR ile beraber çalışıyoruz. Fakültemiz içerisinde öğrencilerimize hizmet veren bir İŞKUR ofisimiz var. Proje yapan bir fakülteyiz. Şu an ‘AB Horizon 2020 Destek ve Ödül Programları’ ile ilgili bir çalışmamız var. Büyük bir ekip oluşturduk ve TEKNOKENT ile birlikte çalışıyoruz ve çalışmalarımız tüm hızıyla devam edecek” dedi.

    Uygulamalı eğitim modelinin hayata geçirilmesinde katkısı ve desteği olanlara teşekkür eden Prof. Dr. Mehmet Sarıbıyık “Başta rektörümüz Prof. Dr. Muzaffer Elmas olmak üzere, paydaş kuruluşlarımıza, meslek odalarımıza ve STK’larımıza teşekkürlerimi iletiyorum” diye konuştu.

  • Teknoloji Bağımlılığı Geleceğimizi Tehdit Ediyor

    Bursa’da Yeşilay tarafından gençlere teknoloji bağımlılığının insan üzerindeki zararları anlatılıyor.

    Yeşilay’ın Gençlik Mali Destek Programı desteği ile yürütülen “Üç Boyutlu Farkındalık” projesi kapsamında Şehreküstü metro istasyonunda stant açıldı. Yıldız Teknik Üniversitesi tarafından yürütülen projede, üniversite gençliğinin teknoloji bağımlılığı hakkında dikkatini çekmek hedefleniyor. Günümüzde özellikle gençler arasında etkisini her geçen gün arttıran teknolojinin, sağladığı kolaylıkların yanında birçok alanda problemler oluşturmaya başladığı bildirildi. Projeyle teknoloji bağımlılığının insan üzerindeki etkileri gösteriliyor.

    Proje Koordinatörü Öğretim Görevlisi Çağatay Bilsel, proje ile teknoloji bağımlılığı konusunda bilinç oluşturmak istediklerini, internet ve teknoloji bağımlılığının gelecek nesilleri tehdit eden bir hastalığa dönüştüğünü belirterek, “Akademik dünyanın mensupları olarak bizler bu tür projelerle insanları bilinçlendirmeye çalışıyoruz. Yeşilay’ın katkıları ile bu meseleyi gündemde tutmaya devam edeceğiz” diye konuştu.