Etiket: teknoloji

  • MEÜ’de Kilikya Uluslararası Mühendislik ve Teknoloji Sempozyumu

    Mersin Üniversitesi (MEÜ) Mühendislik Fakültesi tarafından bu yıl ilk defa Kilikya Uluslararası Mühendislik ve Teknoloji Sempozyumu (CİSET2018) düzenlenecek.

    Prof. Dr. Uğur Oral Kültür Merkezi 26 Ekim Cuma günü açılış töreni ile başlayacak olan sempozyumda, 125 bildiri arasından seçilen 59 bildiri, 9 farklı oturumda sunulacak.

    Sempozyumla ilgili açıklamalarda bulunan Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Akdağlı, “Sadece teknik değil, sosyal ve tarihi bir boyutu da olan bir sempozyumu hayata geçirecek olmaktan çok mutluyuz. Bilgisayar, çevre, elektrik-elektronik, inşaat, metalürji, jeoloji ve makine mühendisliği bölümlerinden hocalarımız, öğrencilerimiz ve araştırmacıların katılımıyla sempozyumumuzu gerçekleştireceğiz” dedi.

  • Sanayi ve Teknoloji Bakanı Varank, “Ürün Güvenliği Haftası” programına katıldı

    Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, “Türk Malı Damgası bizim onurumuzdur. Türk Malı imajını, tüm paydaşlarımızın katkısıyla güçlendireceğiz. Tüm dünyada kalite ve güvenlik ile birlikte anılmasını sağlayacağız” dedi.

    Ürün Güvenliği haftası etkinliği kapsamında KOSGEB’de düzenlenen programa katılan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, “Ürün Güvenliği” için oluşturulan stantlarını gezerek yetkililerden bilgi aldı. Ardından programa geçen Bakan Varank, konuşmasında gerek yerli üretilen, gerekse ithalat yoluyla piyasaya arz edilen ürünlerin türü, çeşitliliği ve miktarı giderek arttığını ifade etti.

    Ürünlerin, insan yaşamına ve doğaya uygunluğu her şeyden önce geldiğini dile getiren Varank, “Üretilen ürünlerin temel gereklere uygun olup olmadığının denetlenmesi ve uygunsuzluğu belirlenenler için gerekli önlemlerin alınması, temel bir kamu hizmetidir. Üretim konusunda ne kadar istekli ve hassas isek, vatandaşlarımızın tehlikeli ya da kalitesiz ürünler kullanmasını engellemekte de bir o kadar hassasız” diye konuştu.

    Vatandaşların kullandığı bin 500’den fazla ürün denetim altında

    Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak vatandaşların kullandığı bin 500’den fazla ürün grubunu büyük bir titizlikle denetlendiğini ifade eden Varank, sözlerine şöyle devam etti:

    “81 ildeki taşra teşkilatımız ve 800’e yakın denetçimizle görevimizi büyük bir dikkatle yerine getiriyoruz. Yaptığımız denetimlerle, asansörlerden, elektrik-elektroniğe, otomotivden basınçlı ekipmanlara, makinalardan gaz yakan cihazlara kadar birçok ürünün ilgili teknik düzenlemesine uygun olup olmadığı tespit ediyoruz. Böylelikle hem vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğini temin ediyor, hem de ürün piyasasının kalitesini koruyoruz.”

    Ürünlerin belirli teknik kriter ve standartlara uygun üretilerek piyasaya arz edilmeleri, “Ürün güvenliğinin” sağlanması noktasında bir çok Bakanlık ve kamu kurumunun ortak görevi olduğunu aktaran Bakan Varank, “Ürün güvenliğinin sağlanmasına dönük piyasa gözetimi ve denetimini etkin, verimli ve işlevsel hale getirmek için ciddi çalışmalar yürütüyoruz. Bu alanla ilgili güçlü bir mevzuat yapısına sahip olduğumuzu ve mevzuatımızın çoğunluğunun AB ile uyumlu olduğunu özellikle belirtmek istiyorum. Ürün gruplarının denetimine ilişkin laboratuvar altyapımızda da oldukça donanımlı” olduklarını ifade etti.

    Bilgi teknolojilerini ile denetim performansımızı üst seviyede tutmaya çalışıyoruz

    Etkin denetim mekanizması için kurulan “Alo 130 İhbar ve Şikayet” hattına çok önem verildiğini söyleyen Varank, sözlerine şöyle sürdürdü:

    “Bilgi teknolojilerini aktif kullanarak denetim performansımızı üst seviyede tutmaya çalışıyoruz. Bu anlamda güçlü bir veri tabanımız bulunuyor. Güvenli olmayan ve enerji verimliliği kriterlerini sağlamayan ürünlerin, piyasadan toplatılması sağlıyoruz. Ancak piyasada yer alan güvensiz ürünleri bertaraf etmek için en önemli dayanağımızın tüketiciler olduğunu söylemimiz gerekiyor. Bu noktada, vatandaşlarımızın farkındalığının her yıl giderek arttığını görmek bizleri memnun ediyor. Ürün güvenliği haftasının, bu farkındalığın üst seviyede olmasına verdiği katkıyı önemsiyoruz. Bu sebeple, hafta boyunca il müdürlüklerimizce yapılacak her bir çalışma ve ortaya konacak her gayret çok değerlidir. Vatandaşlarımızdan da isteğimiz; Bakanlığımızca toplatılmasına karar verilen ürünleri, üzerinde CE işareti gibi zorunlu olarak kullanılması gereken işaretleri taşımayan, kullanma kılavuzu Türkçe olmayan ürünleri satın almamalarıdır.”

    İnsan sağlığı, can ve mal güvenliği için tehdit oluşturacak şekilde üretim yapanlara da yaptırım ve caydırıcı cezalar uyguladıklarını ifade eden Varank, “Yerli üreticimizi, güvensiz ithal ürünler nedeniyle haksız rekabete karşı koruma konusunda da çok hassasız. Bu konuda Ticaret Bakanlığımız ile etkin bir işbirliği yürütüyoruz. İthal sanayi ürünleri, iç piyasaya girmeden önce Ticaret Bakanlığı tarafından denetleniyor. Bu ürünler iç piyasaya girdikten sonra ise piyasa gözetim ve denetim faaliyetleri Bakanlığımızca yürütülüyor” değerlendirmesini yaptı.

    Denetlenen 45 bin 102 üründen 12 bini teknik mevzuata uygun değil

    2018 yılında yapılan denetimlerle 45 bin 102 ürünü denetlediklerini söyleyen Varank, “Ürünlerin 33 bin 217’sinin teknik mevzuata uygun, yaklaşık yüzde 25’lik orana tekabül eden 12 bin ürünün ise teknik mevzuata uygun olmadığı tespit ettik. Aykırı ve uygunsuz çıkan ürünlere idari para cezası uyguladık. 178 ürün hakkında güvensizlik kararı vererek, bu ürünleri piyasadan topladık. En çok toplatılan ürünler; şarj cihazları, kablo, ani su ısıtıcı, saç kurutma makinası, elektrikli ocak gibi ürünler olmuştur. Vatandaşımızın sağlığıyla, güvenliğiyle ve cüzdanıyla oynayanları affetmedik. Bundan sonra da affetmeyeceklerini” dile getirdi.

    Türk Malı Damgası bizim onurumuzdur

    Global ticaret savaşları, gümrük vergileri, tarife dışı engeller; piyasa gözetimi ve denetimini, bir milli menfaat aracına dönüştüğünü vurgulayan Varank, şunları kaydetti:

    “Piyasayı denetlemek ve gözetlemek; bizim açımızdan milli bir görev ve sorumluluktur. Bu anlamda bir eksiğimiz varsa derhal tamamlayacağız. Denetlenmeyen ürün gruplarına, denetimlerimizde daha çok yer vereceğiz. Sektör ve ürün çeşitliliğine gidip, denetim risk haritamızı güncel tutacağız. Laboratuvar envanterimizi sürekli gözden geçireceğiz. Denetim sürecindeki en önemli unsur olan denetçilerin eğitim, özlük hakları, sayılarının artırılmasıyla ilgili çalışmalarımızı tamamlayacağız. Ülkemize en çok güvensiz ürün giren ülkelerle işbirliği mekanizmalarını işler tutacağız. Ürünlerimizin uluslararası piyasalarda herhangi bir engelle karşılaşmadan dolaşmasını, önemli bir iktisadi araç olarak kullanacağız. Türk Malı Damgası bizim onurumuzdur. Türk Malı imajını, tüm paydaşlarımızın katkısıyla güçlendireceğiz. Tüm dünyada kalite ve güvenlik ile birlikte anılmasını sağlayacağız.”

    Gözetim ayağının etkin olarak çalışacağı yeni bir model belirlendi

    Türkiye’de yıllık denetim rakamlarının, Avrupa Birliği üyesi ülkelerin tamamından daha fazla denetim yapıldığı ve gözetim ayağının etkin olarak çalışacağı yeni bir model belirlediklerini söyleyen Bakan Varank, “Gelişmiş ülkelerde olduğu gibi, piyasa gözetimi ve denetimi faaliyetlerinde denetim ayağından daha çok gözetim ayağının etkin olarak çalışacağı yeni bir model belirledik. Denetimlerimizin niceliğinden çok niteliğini artırarak, piyasanın uygunluk seviyesini yükselteceğiz. Bunun için de Bakanlık olarak, 2019 yılı itibariyle uygulayacağımız 3 strateji ve bu stratejileri hayata geçirmek üzere 17 eylem planladık. İlk olarak; uygunsuz ürünün kaynağında engellenmesi için, proaktif piyasa gözetimi yaklaşımını benimseyeceğiz. Üreticilerimize, ithalatçılarımıza ve ihracatçılarımıza yönelik teknik mevzuat ve standartlar konusunda; bilgilendirme, bilinçlendirme ve rehberlik yapma faaliyetlerine ağırlık vereceğiz. İkinci stratejimiz; piyasada denetim etkinliğinin artırılmasına yönelik, bütüncül, sürekli iyileştirmeye ve veriye dayalı bir yaklaşım hayata geçirmek olacak. Üçüncü stratejimizle; teknik mevzuata uygun faaliyette bulunan üreticilerimizin, haksız rekabete karşı korunmasına yönelik, merkezi planlamaya dayalı etkin denetim tedbirleri alacağız” diye konuştu.

  • ‘5G ve Şebeke Dönüşüm Konferansı’ ile teknoloji dünyası İstanbul’da buluştu

    Türk Telekom’un telekomünikasyon çözümleri sağlayıcısı şirketi Argela, teknoloji dünyasının önemli şirketlerinden üst düzey yöneticileri ve teknik uzmanları 5G ve Şebeke Dönüşüm Konferansı’nda bir araya geldi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Bakan Yardımcısı Dr. Ömer Fatih Sayan’ın katılımı ile İstanbul’da düzenlenen etkinlikte 5G şebekelerinin temel bileşeni niteliğindeki altyapı ve ağ teknolojilerinde gelinen noktanın yanı sıra bu alandaki fırsatlar, yeni iş modelleri ve sektörel işbirliği olanakları konuşuldu.

    Argela ve ABD Silikon Vadisi’ndeki iştiraki Netsia’nın düzenlediği 5G ve Şebeke Dönüşüm Konferansı, telekomünikasyon dünyasının önde gelen oyuncularını İstanbul’da bir araya getirdi. Düzenlenen konferansa uluslararası teknoloji platformları ile telekomünikasyon endüstrisinin birçok öncü şirketinin üst düzey yetkilileri, uzmanlar ve Türkiye’nin önde gelen üniversitelerinden akademisyenler katıldı.

    5G ve Şebeke Dönüşüm Konferansı’nda, daha yüksek hız, daha düşük gecikme süreleri ve yüksek kapasite sunacak olan 5G yolunda operatörlerin altyapı paylaşımı ve işbirliğinin yatırım maliyetlerini azaltırken karlılıklarını artıracağına da dikkat çekildi. Konferansta ayrıca ‘5G Dönüşümünde şirket tecrübeleri, fırsatlar ve zorluklar’ başlıklı bir panel düzenlendi.

    Etkinliğin açılışında konuşma yapan Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Bakan Yardımcısı Dr. Ömer Fatih Sayan, teknolojiyi iyi kullananın kazandığını belirterek, “Teknoloji kararları yalnızca teknolojiyi gözeterek alınmıyor. Ekonomik, politik ve sosyal boyutlarda muhakkak bu kararlar alınırken göz önünde bulunması gereken işlerdir. 4G teknolojisi ile birlikte kullanımlara baktığımızda Eylül 2018 itibariyle dünyada 5 milyardan fazla mobil abonelik bulunmaktadır. 5 milyardan fazla olan mobil bağlantıların yüzde 57’si de akıllı cihazlarla gerçekleşmekte. Bu cihazlar üzerine alınan mobil internet abonelik sayıları 3,3 milyarı aşmış bulunmaktadır” dedi.

    Sayan, konuşmasına şöyle devam etti: “5G ve ötesi çalışmalarımızda ‘ötesi’ kavramıyla hem 5G’den sonra gelecek nesilleri, hemde 5G teknolojileri üzerinden ekonominin her sektöründe yaşanacak gelişmelerini anlıyoruz. Şebekemizin yerli ve milli olmasını hedeflerken, bir yandan cari açığı azaltmak ve diğer yandan da bu şebekelerdeki güvenliği arttırma üstünlüğü ile ilerliyoruz. Bununla birlikte 5G’nin üzerinde koşacak uygulamaların, bu ülkenin üretici gençlerden çıkıp, dünyaya açılan uygulamalar olması bir o kadar önemli”.

    Büyük firmaların bu riskleri alması biraz daha zor olduğunu ifade eden Sayan, “Biz bu riskleri almadan başarıya ulaşamayacağımızı biliyoruz. Bu riskleri alarak gerek patent sayımızı, gerek 5G’yi yerli ve milli imkanlarla kullanan ilk ülkelerden biri olma hedefimizi sonuna kadar taşıyoruz. Bu konuda çok ciddi başarılı çalışmalar yapılmaktadır” diye konuştu.

    “5G’ye giden yolda Türk Telekom’un geliştirdiği altyapı paylaşım modelleri, dünyaya örnek”

    Türk Telekom CEO’su Dr. Paul Doany, etkinliğin açılışında yaptığı konuşmada, “Türkiye’nin fiber omurgasını oluşturan Türk Telekom olarak, şebeke dönüşümü için tüm bütün dünyanın kullanacağı yenilikçi çözümler geliştiren iştirakimiz Argela ve Netsia ile olarak bu konferansa evsahipliği yapmaktan kıvanç duyuyoruz” dedi.

    Türk Telekom’un şebeke dönüşümünü sağlama hedefi doğrultusunda, Açık Ağ Vakfı (ONF) ve Açık Ağ Otomasyon Platformu (ONAP) ile birlikte 5GPPP, Networld 2020 ve ETSI NFV’ye katıldığını vurgulayan Doany şunları söyledi: “Şirket olarak ülke ve sektör menfaatlerine uygun şekilde geliştirdiğimiz sabit ve mobil altyapı paylaşım modelleri, 5G’ye geçme planları yapan birçok ülke için de örnek oluşturacak niteliktedir. Argela ile Netsia’nın geliştirdiği Yazılım Tanımlı Ağlara (SDN) dayalı ‘mobil ağ dilimleme’ çözümü olan ProgRAN, mobil şebeke kapasitesinin programlanarak sanal dilimlere ayrılmasını ve böylece şebekenin ihtiyaca göre en esnek ve etkin şekilde yapılandırılmasını sağlıyor. SDN yani Yazılım Tanımlı Ağ ve NFV yani Ağ Fonksiyonlarının Sanallaştırılması gibi 5G dönüşümünü sağlayan yazılım tabanlı teknolojileri geliştiriyoruz. Bu doğrultuda, iştirak şirketimiz Argela, operatör ağlarının dönüştürülmesi kapsamında, mimarlık ve strateji belirleme, kullanılacak teknolojilerin araştırılması ve geliştirilmesi ve açık kaynak projelerinin şebekelere adaptasyonu için öncü ürün ve çözümler geliştiriyor”.

    Doany, 5G şebekelerinin başarıyla hayata geçirilmesi ve işletilmesinde sektörel işbirliği ile standardizasyon ve açık kaynak alanında yapılacak ortak çalışmaların önemine de dikkat çekti.

    “Argela çözümleri, dünyanın önde gelen telekom operatörleri tarafından kullanılıyor”

    Argela CEO’su Bülent Kaytaz ise yaptığı konuşmada, Türk Telekom iştiraki Argela olarak 10 yıldan uzun bir süredir telekomünikasyon teknolojileri üzerinde çalışmalar yaptıklarını söyleyerek, “Geliştirdiğimiz çözümler, aralarında Telefonica’nın da olduğu dünyanın önde gelen telekom operatörleri tarafından kullanılıyor. Yazılım tanımlı ağlar ve RAN dilimleme teknolojileri alanında Netsia şirketimizle öncü konumdayız. Ekosistemle yakın işbirliği içinde çalışıyor, gelecek nesil telekomünikasyon standartları alanında standartları belirleyen kuruluşlarda etkin bir şekilde etkin görev alıyoruz. Operatörler açısından radyo şebekesini etkin kullanmanın yolu RAN dilimlemeden geçiyor. Operatörler ağ dilimleme sayesinde sahip oldukları şebekeyi ihtiyaçlarına göre, dinamik şekillendirme olanağına kavuşuyor. Argela olarak, sahip olduğumuz bilgi birikimimiz ve uzman kadromuzla sadece ülkemizde değil, dünyada da bu alanda benzersiz bir konumdayız. Bu alanda yaptığımız çalışmalar bugüne kadar birçok uluslararası, prestijli ödüller alarak dünyadan da büyük takdir gördü. Sektördeki öncü konumumuzla bu alanda çalışmalarımızı sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.

  • Muğla Sanayi ve Teknoloji İl Müdürlüğü’nden vatandaşlara uyarı

    Muğla Sanayi ve Teknoloji İl Müdürlüğü tarafından yapılan duyuruda şu ifadelere yer verildi: “Piyasa Gözetimi ve Denetimi (PGD) olarak adlandırılan denetim faaliyetleri ile piyasaya arz edilen ürünlerin güvenli olması amaçlanmaktadır. Vatandaşlarımızın güvenli ürünleri kullanması, bu ürünleri tercih etmesi ve güvensiz ürünler konusunda farkındalığa sahip olması ise en az yapılan denetimler kadar etkili ve önemlidir. Bu sebeble hem piyasaya arz edilen ürünleri kullanan vatandaşlarımız hem de üreticilerimizi daha yakından bilgilendirebilmek için her yıl bir haftayı Ürün Güvenliği Haftası adı altında bilgilendirme ve bilinçlendirme faaliyetlerine ayırıyoruz. Bu yıl da 22-26 Ekim haftası tüm ülkemizde Ürün Güvenliği Haftası olarak kutlanacaktır.

    Vatandaşlarımızın günlük hayatta kullanmış olduğu asansörlerden elektrikli ev aletlerine, gaz yakan cihazlardan otomotiv aksam ve parçalarına kadar ürünler ile profesyonel maksatla sanayi üretiminde kullanılan makine, sınai gaz tüpleri gibi birçok ürünün piyasadaki denetimleri Bakanlığımız tarafından gerçekleştirilmektedir.

    Ürün güvenliği konusunda halkımızda farkındalık ve bilinç oluşturulması oldukça önemli bir husustur. Bizler Bakanlık olarak vatandaşlarımızdan bize gelen her türlü ihbar ve şikâyeti mutlak suretle soruşturuyoruz ve şikâyet sahibine yapılan işlemler hakkında mevzuatın belirlediği süreler içerisinde bilgi veriyoruz. Denetim sürecinde şikâyet sahibinin bilgilerini de gizli bir şekilde muhafaza ediyoruz. Bu çerçevede vatandaşlarımız günlük hayatta karşılarına çıkan ürün güvenliğine ilişkin herhangi bir hususta Bakanlığımız internet sayfasında yer alan ihbar/şikâyet formunu veya Alo130 Şikâyet Hattını kullanarak ya da doğrudan İl Müdürlüğümüze yazacakları bir dilekçe ile bizlere ulaşabilirler.”

  • İnegöl’de çocuklardan ailelerin teknoloji bağımlılığına karşı yürüyüş

    Bursa’nın İnegöl ilçesinde Ateş Karıncaları Derneği, ailelerin teknoloji bağımlılığı yüzünden çocuklarına zaman ayırmamasına dikkat çekmek için yürüyüş düzenledi.

    Ailelerin çocuklarına zaman ayırmamasına dikkat çekmek için Ateş Karıncaları Derneği yürüyüş gerçekleştirdi. Milli İrade Meydanı önünden anıta kadar yürüyen çocuklar, kendilerine zaman ayrılmasını istedi. Atatürk Anıtı önünde bir açıklama yapan Fatih Bayram, “Hepimizin bildiği gibi gelişen teknoloji ile birlikte algılar değişti, anlayışlar değişti ama değişmeyen bir şey var çocuk sevgisi. Çocuk aynı çocuk, baba aynı baba, anne sevgisi yine aynı. Peki ne oldu da akşamüstü evine giden anne ve babalar çocukları ile uğraşmaz oldu. Önce eve gittiğimizde hiç olmazsa telefonlarımızı bir saat kenara bırakıp evlatlarımızla sohbet edip, onların dertlerini dinleyip sohbet etme zorunluluğumuz var. Eğer anne babalar olarak çocuklarımızın sorunları ile ilgilenmiyorsak gelecekte psikolojik sorunları olarak topluma katılmasında sıkıntı olan çocukların yetişmesine neden oluyoruz” diye konuştu.

    Bayram, yürüyüşe destek veren ailelere ve çocuklara teşekkür etti.