Etiket: Tekniklerini

  • Aktif öğrenim tekniklerini kullanarak öğrencileri geleceğe hazırlıyor

    Aktif öğrenim tekniklerini kullanarak öğrencileri geleceğe hazırlıyor

    Düzce Üniversitesi İletişim ve Tanıtım Koordinatörlüğü’nün düzenlediği Tercih Programı’nda İletişim ve Tanıtım Koordinatörü Öğr. Gör. Duygu Özdemir Cömert’in konuğu olan Düzce Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Serap Bayram, tercih yapacak öğrenciler için önemli bilgiler paylaştı.

    Düzce Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu’nun 2009 yılında; Çocuk Bakımı ve Gençlik Hizmetleri Bölümü, Sağlık Bakım Hizmetleri Bölümü ve Tıbbi Hizmetler ve Teknikler Bölümü şeklinde 3 bölüm olarak açıldığını söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Serap Bayram, bu bölümlerin içerisinde yer alan; Çocuk Gelişimi Programı, Yaşlı Bakımı Programı ile İlk ve Acil Yardım Programı’nın öğrenci alımı yaptığını ifade etti.

    Yüksekokul olarak; bilim ve teknolojiden yararlanan, evrensel ve toplumsal değerlere saygılı, mesleki açıdan yetkin, gelişime açık ve sağlık sektörünün ihtiyaç duyduğu nitelikli teknikerler yetiştirmeyi amaçladıklarını dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Bayram, teorik derslerin yanında uygulamaya da ağırlık veren bir eğitim sistemlerinin olduğunu vurguladı. Meslek Yüksekokulu’nda ders programları ve ders içeriklerinin Avrupa Yükseköğretim Alanı kapsamındaki “çeşitlilik ile birlik alanındaki denge” ilkesinin gözetilerek tasarlandığını açıklayan Serap Bayram, öğrencilere mesleki derslerin yanında aktarılabilir beceriler kazanmak adına seçenekler sunulduğunun altını çizdi.

    Öğretim programlarında yürütülen derslerin yapısına göre aktif öğretim tekniklerinin kullanıldığına değinen Dr. Öğr. Üyesi Serap Bayram, teorik derslerde; anlatım, tartışma, örnek olay inceleme gibi yöntemlerin ağırlıklı olarak kullanıldığını ifade etti. Bireyi, aileyi bir bütün olarak ele alabilen, çocuk, yaşlı veya acil durumdaki birey gibi özellikli ve korunmaya muhtaç gruplarla çalışacağının farkında olan, kendini yenileyebilen ve geliştirebilen, etkili iletişim kurabilen, kendi kültürünü koruyan ve evrensel değerlere sahip, bilimsel, objektif, dürüst, toplumsal gerçeklere duyarlı, takım ve sorumluluk bilincine sahip, iş birliğine açık, idealist bireylerin Düzce Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu’ndaki programları tercih etmeleri durumunda başarılı olacaklarını dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Serap Bayram, tercih yapacaklara başarı dileyerek açıklamalarını sonlandırdı.

  • SAÜ’de ‘CV hazırlama tekniklerini’ konulu etkinlik düzenlendi

    Sakarya Üniversitesi Kariyer ve Yetenek Yönetimi Koordinatörlüğü tarafından “CV Hazırlama Teknikleri” konulu bir etkinlik düzenlendi.

    SAÜ Kültür ve Kongre Merkezi’nde gerçekleşen etkinliğe SAÜ Kariyer ve Yetenek Yönetimi Koordinatörü Doç. Dr. Yasemin Özdemir konuşmacı olarak katıldı. İyi bir CV (özgeçmiş) hazırlamanın iş hayatına adım atmadaki öneminden bahseden Doç. Dr. Yasemin Özdemir konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Henüz birinci sınıftaki arkadaşlar için söylüyorum; bilgisayarınızda masaüstünüzde bir CV dosyanız olsun. Her katıldığınız etkinliği, kendinizi geliştirmek için yaptığınız her şeyi bu CV’nin üzerine kaydedin. Çünkü zaman geçtikçe yaptıklarımızı unutuyoruz. Dördüncü sınıftaki arkadaşları ise birkaç ay sonra iş arama hikâyesi bekliyor. Etrafımızdan da gözlemliyoruz, iş bulmak biraz zor. Bu nedenle kendimizi en iyi yansıtacak şekilde bir CV oluşturmamız gerekiyor. Çünkü CV bizim vitrinimiz. Bu vitrini ne kadar iyi yapılandırırsak, bizimle ilgili o kadar pozitif bir kanaat gelişir. Bu sayede işe alımın diğer aşamalarına davet edilmek mümkün hale gelir” dedi.

    “Hayat hikayenizi yazmayın”

    CV‘de kişisel bilgilerin önemli olduğunu, ancak bunun hayat hikayesi olarak yazılmaması gerektiğini belirten Doç. Dr. Özdemir, “CV’nin ne olmadığı bizim için çok önemli, CV bir hayat hikayesi değildir. Bizi anlatacak, ama hangi bizi? İş hayatında var olacak ve bir anlam ifade edecek olan bizi anlatmalı. Normal hayatımızda neler yaptığımız zaten geri kalan aşamalarda sorgulanıyor olacak. O yüzden CV’miz iş hayatının merkezinde bir yerde olmalı. Ailemizi detaylı anlatmıyoruz, çünkü onu daha sonra soracaklardır” şeklinde konuştu.

    “Dikkat edilmesi gereken noktalar”

    CV’nin belirli kurallara göre hazırlandığını aktaran Doç. Dr. Özdemir sözlerinin devamında, “CV yazarken öncelikle adımızı ve soyadımızı yazıyoruz. İletişim bilgilerinin de yazılması gerekiyor. Aktif olarak kullandığımız telefon numaramızı yazmamız daha faydalı olacaktır. E-postamızı yazarken de ilginç isimleri değil, kendi ismimizi ve soyadımızı kullanmalıyız. İş yaşamının profesyonelliğine uygun bir e-posta adresi olmalıdır. Açık adresimizi yazarken ise sadece semt, il ve ilçeyi yazmak yeterli olacaktır. Adreste çok detaya gerek görülmüyor. Tüm iletişim bilgilerimizi yazdıktan sonra kariyer hedefimizi ekliyoruz. Üzerinde çok düşünülmüş bir kariyer hedefi diğer hedeflerden kendini çok daha çabuk sıyırır. Eğitim bilgileri de CV için doldurulması gereken önemli bir alan. CV yazarken yabancı dil konusunda da mutlaka gerçekçi olmalıyız. Başvuru sürecinde size yabancı dil testi uygulayabilirler ya da mülakatı yabancı dil ile yapabilirler. Kişisel bilgilerimizi paylaştığımız kısımda ise medeni durumumuzu, doğum tarihimizi ve ehliyet bilgisini paylaşabiliriz. İlgi alanları ve hobiler paylaşılabilir, bu sizin nasıl biri olduğunuzu gösterir” diye konuştu.

    Etkinlik Doç. Dr. Özdemir’in konuşmasının ardından soru-cevap bölümü ile devam etti.

  • Kırmızı: “Çapraz Satış Tekniklerini Geliştireceğiz”

    Doğa Sigorta CEO’su Nihat Kırmızı, çapraz satış tekniklerini geliştirerek satışlarını artırmayı hedeflediklerini söyledi.

    Çapraz satış tekniklerini geliştirerek satışlarını artırmayı hedeflediklerini söyleyen Doğa Sigorta CEO’su Nihat Kırmızı, “Biz ister kasko, trafik, yangın, ister ferdi kaza olsun, hangi ürünü satarsak satalım sigortalımıza diğer ürünlerin sunumunu da yapıp mutlaka kullanmadığı bir ürün daha satmaya çalışıyoruz” dedi. Şirketin farklı branşlardaki üretiminden söz eden Kırmızı, özellikle ferdi kazada sektörün en çok üretim yapan üç şirketinden biri olduklarını söyledi. Çapraz satışın büyümede etkili bir yöntem olduğundan bahseden Kırmızı, kasko ve trafik sigortasıyla ilgili de tespitlerde bulundu.

    Nihat Kırmızı, üretimde üçüncü durumda oldukları ferdi kazada birçok sendika, kamu kurumu ve özel şirketlerle işbirliği içinde bulunduklarını belirtti. Kırmızı, “Daha geçen ay 11 sendikanın toplam 1 milyon üyesine ferdi kaza yaptık. Üyelerin eş ve yakınlarına da bu poliçeyi yapmak için yoğun bir çalışma içerisindeyiz” şeklinde konuştu.

    “HEDEFİMİZ SİGORTALININ İŞİNİ KOLAYLAŞTIRMAK”

    Oto branşında özellikle trafikteki prim artışlarının tüm sektörde üretimde ağırlığı ciddi oranda artırdığını belirten Kırmızı, “Bu noktada biz ek teminatlar ve assistans hizmetleriyle kasko ve trafik ürünlerini zenginleştirerek, sigortalının bir hasar anında işini daha da kolaylaştırıyoruz. Biz ister kasko, ister trafik, ister yangın, ister ferdi kaza olsun hangi ürünü satarsak satalım sigortalımıza diğer ürünlerin sunumunu da yapıp, mutlaka kullanmadığı bir ürün daha satmaya çalışıyoruz. Çapraz satış yöntemi ile portföyümüzü daha dengeli devam ettiriyoruz” ifadelerini kullandı.

    “KASKO VE TRAFİK BİRBİRİNDEN ÇOK FARKLI ÜRÜNLER”

    Kasko ve trafik oto branşı içerisinde benzer görülse de aslında birbirinden çok farklı ürünler olduğunu hatırlatan Nihat Kırmızı, “Bu yılın ilk yarısını sektör tamamen trafik konuşarak geçirdi diyebiliriz. Trafik sigortası yola çıkan her aracın zorunlu olarak yaptırdığı ve üçüncü şahsı yani karşı tarafı teminat altına alan bir ürün. Bu kavram yanlış anlaşılmasın. Kaza esnasında karşı tarafa ödeme yapılıyor, fakat trafik poliçeniz olmaz ise bedeli sürücüye yansıtılıyor. Bu anlamda sigorta sürücüyü de koruyor. Fakat kasko tamamen kendi aracını koruyan bir sigorta modeli. Her an ihtiyaç olabilecek teminatlar içeriyor. Hem kasko hem de trafik sigortasına sahip bir araç sahibi hiçbir zaman ağır kusur gerçekleşmemişse cebinden para ödemek zorunda kalmaz. Yani zaten zorunlu poliçem var diye düşünürsek bir hasar anında karşı taraf ödenirken kendi aracınızı cepten ödemeniz biraz can sıkabiliyor. Kasko bu anlamda çok önem arz ediyor” dedi.

    “SİGORTA HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR”

    “Trafik sigortası, karşı tarafa ödenen fakat özellikle bedeni hasarlara çok yüksek teminatlar veren bir sigorta” diyen Kırmızı, “Trafik poliçelerinde hususi araçlar için bedeni teminat kişi başı 310 bin lira olay başı 1 milyon 550 bin lira vererek hem karşı tarafın hasarını ödeyip hem de sigortalıyı böyle bir mali yükten kurtarmaktadır. Şirketlerin ödediği milyarlarca liralık tazminatlar sigortanın ne kadar hayati önem taşıdığını göstermektedir. Fiyat artışı artık bir istikrara kavuştu denebilir. Belki önümüzdeki aylarda bir oranda düşse de bu düşüş bu yılki artış oranı kadar yüksek olmaz” sözcüklerini kullandı.

    “SİGORTA BİLİNCİ ARTIRILMALI”

    Doğa Sigorta CEO’su Nihat Kırmızı, bu yıl sigortanın ve sigortacılığın çok konuşulduğunu söyledi. ‘Trafik fiyatlarındaki artış oranına bağlı bir gündem oluşsada şirketlerin açıkladığı milyarlarca liralık tazminat ödemeleri, verilen hizmetler aslında sigortalının nasıl bir yükten kurtulduğunu ve sigorta yapmanın da önemini ortaya çıkarıyor’ diyen Kırmızı konuyla ilgili sözlerine şöyle devam etti: “Bu gündem daha organize bir yapıda sigortanın önemini vurgulayarak devam ettirilmeli. Kamu spotları ile Türkiye Sigorta Birliğinin ve sigorta şirketlerinin çalışmaları ile sigortalılık bilinci çok daha fazla artacaktır. Sigortalılarla birebir muhatap olmaları sebebi kendilerine ile büyük iş düşen aracıların çapraz satış tekniklerini geliştirmeleri ile de bu bilinç artmaya devam edecektir. Ekonomik gelişimde bu bilincin artması için yapılan çalışmaları çok destekleyecektir. Her geçen yıl araç kalitesi ve yeni araç sayısı artıyor. Bu da kasko poliçelerinin sayısını artıracaktır. Trafik ile kaskonun farkı da sigortalıya daha iyi anlatılırsa kasko da tercih edilecektir” şeklinde konuştu.

  • “Basit İlkyardım Tekniklerini Bilmek Hayat Kurtarır”

    Acıbadem Üniversitesi Acil Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Acıbadem Ankara Hastanesi Acil Servis Sorumlu Hekimi Doç. Dr. Serkan Şener, basit ilkyardım tekniklerini bilmenin hayat kurtaracağını açıkladı.

    Acıbadem Ankara Hastanesi Acil Servis Sorumlu Hekimi Doç. Dr. Şener özellikle çocuklarda ev kazalarına karşı alınacak önlemler ve ilkyardımın önemi ile ilgili bilgi verdi. “Anne yada baba bebeği çoğunlukla yatağın üzerinde uyutuyor ve düşmesin diye yanına yastık koyduğunu söylüyor” diyen Doç. Dr. Şener, bunun yanlış bir yöntem olduğunu vurgulayarak,”Çünkü bebekler gelişim süresince yastığında üzerinden düşebiliyorlar. Bu noktada yatakların bebek yatağı olmasını öneriyoruz ve daha da iyisi paravanlı koruyuculu olmasını öneriyoruz. Anne babaları bebeğin alt değişimi esnasında dikkat edip yükseğe koymamaları ya da mutlaka yanlarından ayırmamaları konusunda uyarmak gerekiyor” dedi.

    “OCAK ÜZERİNDE PİŞEN YEMEĞİN YERİNE DİKKAT”

    Mutfağın özellikle yanıklar ve sıcak kazaları için önemli bir risk kaynağı olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Şener şunları vurguladı:

    “Günümüzde mutfaklardaki evyeler ve ocakların bulundukları yükseklikler belli standartlarda. Yemek yapılırken, herhangi bir şey kaynatılırken,dört gözlü ocakları kullanırken, kenardan uzak kısma koyarak çocukların ulaşmasını engellemek ve yemeğimizi pişirdikten sonra soğuması için ocağın üzerine değil de çocuğun ulaşamayacağı bir yere koymak önem taşımaktadır.

    Deterjanlar, kimyasal maddeler mutfakta saklanmamalıdır. Çocuklar özellikle yürümeye başladıktan sonra kapakları nasıl açacağını öğreniyor ve bu sıvılarmutfak lavabosu altındaki dolaplarda saklandığı takdirde çok kolay oradan alabiliyorlar. Kimyasalların herhangi bir sık kullanılan içecek kabının içine koyma alışkanlığından kesinlikle vazgeçmek gerekmektedir.

    “BANYO VE ISLAK ZEMİNLERDE GEREKLİ TEDBİRLER ALINMALIDIR”

    Banyo malum ıslak zeminler içeriyor, dolayısıyla banyoda bizim için kazaya neden olabilecek noktalar; küvetin içi ve dışında ki ıslak zeminler, seramik ve fayans kısımlardır. Buralardaki kazalardan korumak için kayganlığı engelleyecek plastik paspaslar ya da kuru tutmayı sağlayacak bez ve havlular kullanmak, çocuk ya da erişkinlerin düşmesine bağlı kafa travmalarına önlem olacaktır.”

    “AMELİYATA KADAR VARABİLECEK SORUNLAR İLE KARŞILAŞABİLİYORUZ.”

    “Çocukların altıncı aydan itibaren başparmağını fonksiyonel olarak kullanmaya başlaması, kavrama yeteneğini kazanması anlamına gelir” diyen Doç. Dr. Şener, “Kavrama yeteneğinin kazanılması ile çocuk oral dönemde yani yeme içmenin daha ön planda olduğu beslenmenin ön planda olduğu dönemde her şeyi ağzına götürmek isteyecektir. Bu noktada yerde serbest ufak cisim bırakmamak gereklidir. Bebeklerde emzirdikten sonra hemen yatırmamak yerine gazını çıkarmamız kusma veya hava yoluna süt kaçması durumunu engellemiş olur. Çocuklarda ise solunum yolu tıkanmalarına yabancı cisim yutulması neden olur. Örneğin 8 yaşın altındaki çocuklarda ses çıkmıyor, öksürmüyor ve morarma oluyorsa bu tam tıkanıklıktır. Sağlık ekiplerinin müdahalesini beklemeden hastayı hafifçe öne eğip sırtına vurmalıyız. Yabancı cismi ağız içerisinde görüyorsak parmağımızla çıkarmamız gerekiyor. Eğer göremiyorsak çocuğun ağzına parmak sokmak tehlikelidir. Cismi daha içeri ittirmemize sebep olabilir” diye konuştu.

    “YANIK DURUMLARINDA 10 DAKİKA SOĞUK SU UYGULAYIN ASLA CİLDE DOĞRUDAN BUZ UYGULAMASI YAPMAYIN!”

    Yanık ve kırık vakalarında yapılması gerekenlerle ilgili bilgi veren Doç. Dr. Şener, şunları kaydetti:

    “Yanıklarda, öncelikle yanığa sebep olan madde cilt üzerinden uzaklaştırılmalı bölge 10 dakika soğuk suyun altında tutulmalı ve oluşacak daha ileri hasarlar azaltılmalıdır. Sonra temiz bir bez ile bölgenin üstü örtülmeli ve sağlık merkezlerine başvurulmalıdır. Sıcak gibi soğuk da yanığa sebep olacağından yanık bölgesine direk cilt üzerine buz uygulanmamalıdır.

    Sık yapılan ilkyardım hatalarından biri olan kırılan kemiği yerine oturtmaya çalışmak veya deri dışındaki kemik çıkıntılarını içeriye sokmaya çalışmaktır. Bu hasta da daha fazla ağrıya sebep olacağı gibi yumuşak dokuda da hasarlara sebebiyet verir. Kırığın bulunduğu uzuv hareket etmeyecek şekilde desteklenmelidir. Kırık eğer deri altında ise kapalı kırık olarak tanımlanır. Bu durumda torbanın içerisine yerleştirdiğimiz buzu temiz beze sararak soğuk müdahale yapabiliriz açık yara bulunan kırıklarda ise yara üzerine temiz bir bez örterek sağlık merkezine ulaştırmalıdır.

    BURUN KANAMALARINDA BAŞ GERİYE ATILMAMALIDIR.

    Burun kanamalarında baş öne eğilmeli kemiğin bitip kıkırdağın başladığı noktaya baş parmak ve işaret parmağı ile beş dakika bastırmalıyız. Kemiğin başladığı yere soğuk uygulama yapmak faydalıdır. Burun damarları büzüşür kanama miktarı azalır.Hala kanama devam ediyorsa burna basar şekilde bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.”

  • Sağlıkçılar Zor Hastalarla Baş Etme Tekniklerini Öğrendi

    Sık sık şiddete maruz kalan sağlıkçılara zor hastalarla baş etme ve iletişim kurma teknikleri öğretiliyor. Bursa’da 8 bin 730 sağlıkçıya işaret dili ve iletişim eğitimi verildi.

    Çekirge Devlet Hastanesi’nin konferans salonunda düzenlenen program, Dr. Ramazan Işık’ın iletişim konulu sunumuyla başladı. Program, iletişim uzmanları tarafından hazırlanan tiyatro gösterisi ile devam etti. Dr. Ramazan Işık, hasta ve yakınları ile yaşanabilecek iletişim kazalarının önüne geçmek maksadıyla drama tekniği kullanılarak sağlıklı iletişim kurma yöntemleri, sözlü ikna sanatı, kötü haber verme, zor hasta ve yakını ile baş etme konularında genel sekreterlik ve bağlı sağlık tesisleri çalışanlarından oluşan 13 kişilik eğitim ekibi ile Eylül 2015 tarihinden beri 20 sağlık tesisinde toplam 8 bin 730 sağlık personeline eğitim verildiğini söyledi. Işık, bu eğitimlerin devam edeceğini belirtti.

    Hasta memnuniyetinin arttırılmasında etkili iletişimin önemine dikkat çeken Işık, özellikle işitme engelli hastalar için Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü ile işbirliğine gidilerek eğitici desteği sağlandığını ve bağlı sağlık tesislerinin evde sağlık birimlerinden gönüllü 18 sağlık çalışanına işaret dili eğitimi verildiğini sözlerine ekledi.

    Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Prof. Dr. Rüstem Aşkın da, “Ben de iletişim eğitimcisiyim. Tıp fakültesinde ilk dersi ben verirdim. İletişimde beden dili, kıyafet önemlidir, lakin iletişimin özü samimiyettir, yani kalp dili ile iletişime geçmektedir. Alçak gönüllülük önemlidir. Empati, nezaket, bunlar kaybolan değerlerdir. Agresif hastalara empati kurmak en idealdir. Bunları düşünerek kurduğumuz her ilişki önemlidir” dedi.