Etiket: Tehlikesiyle

  • İskenderun Körfezi açıklarında bir gemi batma tehlikesiyle karşı karşıya

    İskenderun Körfezi açıklarında T.C. bayraklı İKRA isimli geminin batma tehlikesi yaşadığı öğrenildi.

    Kaptanın ‘acil’ kodu nedeniyle, mürettebatın tahliyesi için ‘kurtarma operasyonu’ başlatmak üzere ekiplerin gemiye doğru yol almaya başladığı belirtildi. Geminin makine dairesinden su aldığı iddia edilirken, 10 personeli kurtarma çalışmalarının devam ettiği öğrenildi.

  • Gaziantep’teki özel müzeler kapanma tehlikesiyle karşı karşıya

    Gaziantep’teki özel müzeler, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün mevzuat değişikliği sebebiyle kapanma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı.

    Yaşanan terör saldırısı sonrasında yerli turistlerin bile gitmeye çekindiği Gaziantep’teki özel müzeler, Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün son kararıyla kapanma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Artan terör tehdidinin ardından özel güvenlik görevlisi çalıştırma mecburiyeti getirilen müzelerde ayrıca arkeolog görevlendirilmesi isteniyor.

    Özel müzelere resmi yazı gönderen Kültür ve Turizm Müdürlüğü, müzeyi çalıştırabilmek için güvenlik görevlisi ve arkeolog çalıştırılması zorunluluğu olduğunu bildirdi. Özel müze sahiplerine gönderilen yazıda, mevzuat değişikliği sebebiyle eksiklerin bir an önce tamamlanması istendi.

    Ziyaretçi sayısının azlığı sebebiyle zor günler geçiren özel müze sahipleri ise mevzuat gereklerini yerine getirmekte zorlandıklarını belirterek, uygulamaya tepki gösterdi. Uygulamanın yürürlüğe girmesi halinde kapılarına kilit vurmak zorunda kalacağını belirten bazı müze sahipleri, yetkililerden yardım istedi.

    “Müzemi kapatmak zorunda kaldım”

    Güvenlik görevlisi ve arkeolog istihdamı sağlayamayacağı için müzesini kapattığını söyleyen Dünya El Sanatları Müzesi’nin sahibi Hanefi Özaslan, “20 yıldır bakırcılıkla uğraşıyorum. Osmanlı eserlerini bir araya getirerek müzemi kurdum. Amacımız gelecek kuşaklara Osmanlı eşyalarını tanıtmak. Kültüre ve Gaziantep turizmine bir katkı sağlamaktı. Yapmış olduğumuz bu müzede bizim bir çıkarımız yok. Amaç sadece Gaziantep turizmini canlandırmaktır. Buna da Kültür ve Turizm Müdürlüğü yazı göndererek ’1 arkeolog ile 3 tane güvenlik görevlisi çalıştırmak zorundasınız’ dedi. Bizim buna gücümüz yok. Ben müzemi kapatmak zorunda kaldım” dedi.

    “Zaten zar zor ayakta duruyoruz”

    Bir arkeolog çalıştırmanın maliyetinin aylık 2-3 bin TL’yi bulduğunu belirten Devri Alem Para Müzesi’nin sahibi Esat Kaplan ise “Bize bakanlıktan gelen yazı ile adeta müzelerimizin kapatılması isteniyor. Prosedürü yerine getirmemiz isteniyor. Zaten biz geleceğe ışık tuttuğumuz için, geçmişten günümüze zar zor ayakta duruyoruz. Kültür Bakanlığından gelen yazı ile beraber, Gaziantep’teki özel müzelerin kapatılması isteniyor. Bu yapılan doğru bir şey değildir. Gaziantep’e birçok misafir geliyor. Eski Mezopotamya buralar. Kültür Turizm’inden başka bir şansımız yoktur. Bizden prosedüre uyulması ve arkeolog almamızı istiyorlar. Biz zaten para kazanmıyoruz. Biz şu an zaten cepten yiyoruz. En kötü arkeologun değeri 2 bin TL’dir bunu karşılayacak durumumuz yok. Biz bunu kazanamadığımız gibi, bu müzeyi ayakta tutmaya çalışıyorum. Bu mevzuat kuralları yanlış bir uygulamadır” diye konuştu.

    “Koşullarını yerine getirmeyen müzeler kapanıyor”

    Konuyla ilgili açıklamada bulanan Gaziantep İl Kültür ve Turizm Müdürü Mehmet Aykanat, özel müzelerin hepsinin değil, koşulları yerine getirmeyen müzelerin kapanacağını ifade etti. Gerekli şartların sağlanması durumunda isteyenlerin müze açabileceğini belirten Aykanat, “Şu anda müze statüsü kazanan gerek Kültür Turizm Bakanlığına ait gerekse özel ama bizim denetimimizde olan müzeler toplamda 16 adettir. Bu kadar müze olması her alanda Gaziantep’in gelişmişliğinin göstergesidir. Bu da bizim için gurur verici. Bunun yanında tabi ki diğer alanlarda da müze talepleri olduğu için bunun bir prosedürü var. 2683 sayılı kanunda özel bir müze nasıl açılır, hangi statüde açılır? Kanun ve yönetmenliklere uygulanan şartlar sağlandığında ve müracaat edildiğinde müze açılabilir. Doğrudan bakanlığımıza müracaat edildiğinde bizde burada takiplerini yapıyoruz. Gerekli raporları hazırlıyoruz. Müze statüsü ile ilgili olabilmesi kriterlerini tüm bilgi ve birikimleri bakanlığa getirttikten sonra değerlendirilip müze açma iznini verilerek, açılışını sağlıyoruz. Yani özel müzelerin kapatılması ya da terörden dolayı böyle bir kapatılma söz konusu gündemimizde yoktur” diye konuştu.

  • Doç. Dr. Savaş Zafer Şahin: “Obezite Tehlikesiyle Biz De Karşı Karşıyayız”

    Atılım Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Savaş Zafer Şahin, Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşanmakta olan obezite tehlikesiyle Türkiye’nin de karşı karşıya olduğunu söyledi.

    Günümüzde kentlerin ‘her noktasında hizmet sunulan yerleşmeler’ olma niteliğini kaybetme tehlikesi yaşadığını belirten Doç. Dr. Savaş Zafer Şahin, gelişmiş Batı ülkelerinde ortaya çıkan gıda çöllerinin bunun bir işareti olduğunu anımsattı. ‘Gıda çölleri’ kavramının nasıl oluştuğunu anlatan Doç. Dr. Şahin, açıklamalarına şöyle devam etti: “20. yüzyılda kentler gıda, sağlık, eğitim, kültür ve diğer birçok alanda gündelik temel hizmetlere erişimin kolaylıkla sağlanabildiği mekânlardı. Sanayi üretiminin merkezi olan kentlerin, ulaşım ve altyapı kanalları ile birbirlerine bağlanarak planlanması ve gelişmesi gerektiği görüşü hâkimdi. Bunun sonucunda kentlerin en ücra köşelerinde bile gündelik ihtiyaçların karşılanabileceğine; ekmek, gazete, meyve, sebze ve diğer temel gıda maddelerinin rahatlıkla bulunabileceğine inanıldı. Ancak hizmet sektöründe bulunan geleneksel ticari ünitelerin yerlerini süpermarketlere bırakmasının sonucu olarak piyasa mekanizması içerisinde karlı görülmeyen yoksul mahallelerde süpermarket zincirlerinin mağazalarını kapatmaları ya da hiç mağaza açmamaları sonucuyla karşı karşıya kalındı. Sonuç olarak da yürüme mesafesinde temel gıda maddelerinin satın alınabileceği yerlerin bulunmaması gıda çölleri olarak adlandırılan bölgelerin ortaya çıkmasına sebep oldu.”

    Temel gıdaların satın alınabileceği mekânların uzaklaşmasıyla geriye sade benzin istasyonları, fast-food restoranları ya da sadece gazete, sigara ve alkol satan dükkânların kaldığını söyleyen Şahin, Amerika Birleşik Devletlerinde son yıllarda kentlerdeki gıda çölleri ile artan obezite vakalarını ilişkilendiren önemli araştırmalar yayınlandığına dikkati çekti. “Artık birçok Batılı ülkede sağlıklı gıdaların satın alınabileceği süpermarketlere ulaşabilmek için otomobil odaklı bir yaşam sürülmesi bir zorunluluk halini almış durumda” diye konuşan Şahin, “Bu sürecin 21. yüzyılın başından itibaren giderek daha da hızlandığı, gıda çöllerinin birer hizmet çölüne dönüştüğü ve Türkiye’de de yaygınlaştığı görülmektedir. Çoğu zaman çok uluslu şirket zincirlerinin karlı lokasyonlarda yer seçmeleri yerel girişimleri zayıflatmakta, yerel ve çoğunlukla ekolojik yapıyla uyumlu ürünlerin pazardan çekilmesiyle sonuçlanmaktadır. Son yıllarda mahalle pazarlarının ve perakende satış yapılabilen semt hallerinin yaşam savaşı vermeye başlamaları bu süreçle ilişkilendirilebilir” açıklamalarında bulundu.

    Kentlerin yaşam kalitesinin arttırılması, sürdürülebilir bir kentsel gelişimin sağlanması ve hizmet çöllerinin ortadan kaldırılması için kentbilimciler ve kent planlama uzmanları tarafından hazırlanan önlemlere değinen Şahin, açıklamalarına şöyle devam etti: “Üst ölçekli planlarda ve ulaşım planlarında yaşamsal hizmetlere yürüme mesafesinde ya da tek toplu taşıma vasıtasıyla ulaşılmasını sağlayacak düzenlemelerin yapılması, kentlerimiz için bir kent merkezleri planlamasının yapılması, her mahalle ve kent bölgesi için yaşamsal hizmet noktalarının oluşturulması, alışveriş merkezlerinin esnafla ve yerel üreticilerle birlikte, hizmet çöllerinin oluşumunu engelleyecek biçimde var olabilmeleri için gerekli tedbirlerin alınması, eğitim, sağlık, sosyal güvenlik ve ulaşım politikalarındaki değişikliklerin kentler üzerindeki etkilerinin incelenmesi için etki değerlendirmesi çalışmalarının yapılması gerekmektedir. Kentlerin yakın çevrelerinde ve içlerinde sürdürülebilir kentsel tarım örnekleri desteklenmeli, sosyal adalet kavramı çerçevesinde tarımsal istihdamın sürekliliği için çaba harcanmalıdır. Aksi takdirde kentlerimiz yaşam kalitesinin odağı değil, çevreden kopuk ve yerel yaşam biçiminden uzaklaşan hizmet çöllerine dönüşecektir. Bunun önlenmesi için bir an önce konuyla ilgili bilimsel araştırma çalışmalarının sayısı arttırılmalı, bu araştırmalara göre başta yerel yönetimler olmak üzere tüm kamu kurumları ve araştırma kuruluşları gerekli önlemleri almalıdır.”

  • Alibeyköy Parseller Spor Tesisleri Yıkılma Tehlikesiyle Karşı Karşıya

    Alibeyköy Parseller Spor Tesisleri’nın yıkılma kararına sporcular ve aileleri tepki gösterdi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı yaptığı dönemde alan olarak gösterdiği yer olduğu iddia edilen Alibeyköy Parseller Spor Kulübü alanı yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya. 500 sporcunun ve mahalle gençlerinin kullandığı alanın yıkılma sebebi olarak ise gecikmiş kira borçları ve artan kira ücreti gösteriliyor. Duruma tepki gösteren mahalleliler ve vatandaşlar, alanın yıkılmaması için bugün bir araya geldi. Spor kulübünde futbol oynayan çocuklar da ellerinde taşıdıkları dövizlerle tepkilerini dile getirdi. Kulüpte oynayan miniklerden Miralay Efe Özcan, “Futbol benim için hayattır. Futbolu seviyorum, bu sahayı da seviyorum ve yıkılmasını istemiyorum” dedi.

    Elinde taşıdığı dövizle tepki gösteren bir diğer futbolcu Melit Alay Yılmaz ise, sahalarının yıkılmasını istemediklerini söyleyerek, “Eğer bu saha yıkılırsa burada 500 insan sokakta kalacak, betonda top oynayacağız, maç yapamayacağız” diye konuştu.

    Kulüp yöneticilerinden Ali Kemal Demir, spor tesislerinin yıkımı için 5 Mayıs’ta geldiklerini ifade ederek, “Burasının yıkılması çok ciddi sorunlara yol açar. Eyüp’ün en kalabalık mahallesinde spor yapılacak tek alan. Bu sahayı sadece Alibeyköy Parsel Spor Kulübü kullanmıyoruz. İstanbul’un tüm ilçelerindeki takımlar burada resmi müsabakalarını oynuyorlar. Ayrıca bütün bölge halkı yani 3 mahalle burada. Dolayısı ile buranın yıkılması demek 3 mahalleye verilen ciddi bir zarar, 500 sporlu bir spor kulübünün kapatılması demektir. Bu da toplumda ciddi sıkıntılara yol açacaktır” dedi.

    “CUMHURBAŞKANIMIZ ÇOCUKLARIMIZ İÇİN BİZE YARDIMCI OLSUN”

    Esas amaçlarının çocuklara spor yaptırmak olduğunu ifade eden Demir, kulüp sahası alanının Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Büyükşehir Belediyesi başkanlığı döneminde gösterdiği bir yer olduğunu ifade ederek, “Şimdi biz yine kendisinden rica ediyoruz. Her zamanki duyarlılığı ile Sayın Cumhurbaşkanımız sesimizi lütfen duysun ve bu tesisin çocuklar ve spor için kalması noktasında bize yardımcı olsun. Biz zaten kulüp olarak hiçbir zaman devletimize karşı gelmeyiz. Devletimiz bize çık derse çıkarız” şeklinde konuştu.

    “BORCU YAPILANDIRARAK ÖDERİZ”

    2 yıldır kulübün kira ödemesi yaptığı vakfa borçlarının olduğunu belirten Demir, “94 bin liralık bir borcumuz vardı. Fakat bu borç yasal faizi ile hızlı bir şekilde arttı. Aylık 4 bin lira kira ödüyorduk fakat biz burada 9 takım ile liglere giriyoruz. 4 antrenör, 8 çalışan ve 150’si faal toplamda 500 sporcumuz var. Yani sahadan kulübün bir gelir kazandığı yok. Tamamen yöneticilerin kendi imkanları ile kulübün spor faaliyetlerini sürdürmeye çalışıyoruz. Dolayısı ile bu borcun 5 misli artmış olması da bizim belimizi büktü. Bunu belki yapılandırarak öderiz ama bize buradan çıkın, burayı yıkın, anahtarı teslim edin demeleri bizim elimizi kolumuzu bağlıyor” diye konuştu.

  • Dünya’da Eşi Olmayan Bitki Yok Olma Tehlikesiyle Karşı Karşıya

    Dünyada sadece Kumluca’ya bağlı Belen Mahallesinde yetişen “Belen Bezelyesi” yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Belen Bezelyesi, 1987 yılında botanikçi İngiliz bilim adamları tarafından Antalya’nın Kumluca ilçesine bağlı Belen Mahallesi bölgesinde yetiştirilmeye başlanmıştı.

    Belen Bezelyesi, halkın bitkiyi tanımaması, henüz olgunlaşmadan hayvanlara ot olarak yedirilmesi, diğer bezelye türleriyle karıştırılması ,kuraklık ve koruma altında bulunmaması sebebiyle her geçen gün azalıyor. Halen farklı alanlarda bin dekarlık bir alanda kendiliğinden yetişen Belen bezelyesi, tedbir alınmaması durumunda yok olma tehlikesiyle karşı karşıya.

    Belen Bezelyesini incelemek üzere Kumluca’ya gelen ve bölgede geniş çaplı bir araştırma yürüten İngiliz Prof. Dr. Alan Harrington, Lathyrus Belinensis (Belin Bezelyesi) bitkisinin endemik bir bitki olduğunu ve yer yüzünde sadece Kumluca’ya bağlı Belen Mahallesi bölgesinde yetiştiğini söyledi. Bulunduğu bölge ve bezelyegiller ailesinden olması dolayısıyla adının Belen Bezelyesi olarak literatüre geçtiğini ifade eden Harrigton, bitki tohumlarının geçmiş yıllarda İngiltere’ye götürülerek burada çiçekçilerde bahçe ve süs bitkisi olarak satıldığını belirtti. Diğer bezelye türlerine göre bitki yapısı daha narin olan Belen bezelyesini diğer bezelye türlerinden ayıran en önemli iki özelliği sarı kırmızı çiçekleri ve kalıcı hoş kokusu olduğu bildirildi.

    Kumluca Belediye Başkan Yardımcısı Ramazan Çataltepe de, Belen Mahallesinin ilçenin iklim ve bitki çeşitliliği açısından önemli bir bölgesi olduğunu ve mahalle sınırları içerisinde başka bitkilerinde endemik olarak yetiştiğini söyledi. Belen Bezelyesinin ise dünyada sadece bu bölgede yetiştiğini yeni öğrendiklerini ifade eden Çataltepe, “1987 yılında ilk kez Belen bölgesinde bu bitki keşfedilmiş. Bölgemiz için önemli bir bitki, bu bitkinin korunması, çoğalması için bazı çalışmalar yapacağız. Özellikle yöre halkımızın bu bitkinin korunması için çalışması gerektiğini düşünüyorum” dedi.